Erol Köse'den Neden 'Nefret' Ediliyordu? Doktor Erol Bey'in "Kötü" İmajının Ardındaki Detaylar
Magazin dünyasının en tartışmalı isimlerinden biri olan Erol Köse, hayatını kaybetti. Köse’nin vefatının ardından sanat camiasından peş peşe açıklamalar gelirken, yıllardır konuşulan polemikler ve eski defterler de yeniden açıldı. Pek çok ünlü ismin yaptığı yorumlar dikkat çekerken, Oray Eğin’in kaleme aldığı yazı gündemin en çok konuşulan başlıklarından biri haline geldi.
Magazin dünyasının en tartışmalı isimlerinden biri olan Erol Köse, 23 Mart günü 16. kattan düşerek hayatını kaybetmişti.

Köse’nin vefatının ardından birçok ünlü isimden peş peşe açıklamalar gelirken, yıllardır konuşulan polemikler ve eski defterler de yeniden açıldı. Özellikle sanat camiasından gelen sert yorumlar dikkat çekerken, ölümünün ardından yapılan değerlendirmeler magazin gündeminde geniş yankı uyandırdı.
Bu yorumlar arasında en çok konuşulan ise Oray Eğin’in kaleme aldığı yazı oldu. Habertürk’te yayımlanan yazısında, Eğin'in Köse hakkında sözleri dikkat çekti.

Yazısında Köse’nin yıllar içinde özellikle sosyal medyada üstlendiği rolü, ünlülerle yaşadığı polemikleri ve toplumdaki algısını değerlendiren Eğin, onun bilinçli olarak provokatif bir karakter yarattığını ve bu tavrın zamanla büyük bir nefreti de beraberinde getirdiğini ifade etti. Köse’nin hem popüler kültürdeki etkisine hem de tartışmalı geçmişine değinen Eğin’in bu sözleri, sosyal medyada kısa sürede gündem oldu.
Oray Eğin’in kaleme aldığı yazıda en dikkat çeken noktalardan biri ise Erol Köse’nin yıllar içindeki karakterine dair yaptığı değerlendirmeler oldu.

Eğin, Köse’nin özellikle son yıllarda bilinçli olarak provokatif bir kimlik benimsediğini, sık sık polemik yaratarak gündemde kalmayı tercih ettiğini yazdı.
'Erol Köse iğrenç bir insandı....Rahmetli de bu tarz provokasyonları severdi. Ama Erol Köse özelinde bu girişinin özel bir anlamı var. Son yıllarda hayatını kaybeden pek az kişinin ardından böylesi bir ifade yaygın olarak kullanılmıştır. Ölünün arkasından konuşmanın büyük bir tabu olduğu bizimki gibi bir toplumda bile Köse için hakkını helal etmeyenler, ateşi bol olsun diyenlerin sayısı epey fazla. Bu nefretin en büyük sebebi Köse’nin kendisinden nefret ettirmekten çekinmemesi, hatta bu rolü gönüllü olarak oynamaya razı olmasıydı. En azından son 15 yılda toplumdaki rolü birilerinin hayatına çomak sokmaktı.'
Eğin, Köse’nin yıllar içinde birçok ünlüyle yaşadığı sert polemiklerin kolay kolay unutulmadığını, ölümünün ardından bile bu gerilimin ve biriken öfkenin tamamen dinmediğine dikkat çekti.
'Ancak Türkiye’deki ünlüler, Türkiye’deki ünsüzler gibi, genellikle ince derili olduklarından Köse’nin kendilerine yönelik ifşa ve hakaretlerini hemen hemen hiçbir zaman kaldıramadılar. Bu öyle bir kin ki, kendi hayatını aldıktan sonra bile öfkeleri dinmedi. Bu kadar nefreti hak ediyor muydu, emin değilim.'
Oray Eğin, yazısında Erol Köse ile Gülşen ve Reha Muhtar arasında yıllar önce gündem olan ilişki iddialarına da değindi.

Magazin kulislerinde uzun süre konuşulan bu süreçte, Köse ile Gülşen arasında yaşanan ve “reklam ilişkisi” olduğu öne sürülen yakınlık dikkat çekmiş, ardından Gülşen’in Reha Muhtar ile anılmasıyla yeni bir tartışma başlamıştı. Eğin’in aktardığına göre, o dönemde Köse’nin bu gelişmelere oldukça öfkelendiği ve özellikle Reha Muhtar’ı hedef alan sert, alaycı mesajlar gönderdiği ifade edildi.
'Hedefi o sırada Gülşen’le aşk yaşayan Reha Muhtar’dı. Gülşen, magazini çok uzaktan da takip edenlerin bildiği gibi, Erol Köse’yle hala reklam olup olmadığına emin olmadığım bir aşk yaşamış ve gündemi kilitlemişti. Ardından Gülşen de, reklam olduğuna yüzde yüz emin olduğum bir aşk hikayesiyle, kendi adını Reha Muhtarla temize çekmeye çalışıyordu. Erol Köse öfkeliydi.'
Oray Eğin, yazısında Erol Köse’nin doktor kimliğine de değinerek dikkat çeken bir değerlendirme yaptı.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan ve göz doktoru olarak meslek hayatına başlayan Köse’nin, zamanla bu kimliğini farklı alanlarda da bir otorite gibi kullanmayı sevdiğini ima eden Eğin, onun sık sık “doktor olarak söylüyorum” diyerek sözlerine ağırlık katmaya çalıştığını belirtti. Öte yandan Köse’nin, kendi mesleğiyle de zaman zaman dalga geçtiğini ve “Dr. Erol Bey” gibi projelerle bu kimliği ironik bir şekilde yeniden ürettiğini ifade eden Eğin, onun zamanla kendi yarattığı bu parodinin bir parçası haline geldiğini vurguladı.
Oray Eğin, yazısında Erol Köse’nin özellikle sosyal medya dönemindeki etkisine de dikkat çekti.

Köse’nin Twitter’ın en aktif dönemlerinde dikkat çekici çıkışlarıyla öne çıktığını ve tartışma yaratan paylaşımlarla geniş bir kitleye ulaştığını belirten Eğin, onun adeta gündem yaratmak ve etkileşim toplamak üzerine kurulu bir karakter geliştirdiğini ima etti. Ancak bu tavrın sadece sosyal medya ile sınırlı kalmadığını, Köse’nin geçmişte sahip olduğu medya ve sektör gücüyle birlikte daha tartışmalı bir profile dönüştüğünü vurgulayan Eğin, kontrolsüz güç kullanımı, sektördeki baskı iddiaları ve geçmişte konuşulan bazı olayların, ölümünün ardından bile hakkında oluşan sert tepkilerin temel nedenlerinden biri olarak görüldüğünü ifade etti.
Oray Eğin, yazısının sonunda ise yıllar önce Seda Sayan ile Erol Köse arasında yaşanan ve hafızalara kazınan o tartışmalı videoya da değindi.

Magazin tarihine geçen bu görüntülerin yıllar sonra yeniden hatırlandığını belirten Eğin, özellikle videodaki sert ifadelerin bugünkü gelişmeler ışığında bambaşka bir anlam kazandığını ima etti. Geçmişte bir polemik olarak görülen sözlerin, Köse’nin ölümünün ardından daha çarpıcı bir şekilde gündeme geldiğine dikkat çeken Eğin, Seda Sayan'ın o sözleriyle yazısını noktaladı.
'Git intihar et be, git ulan kendini as, asarım kendimi, öyle bir kadınım biliyor musunuz?”
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın