Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Elon Musk'ın Ortaya Attığı Beyin Yakan İddia: Gerçeği Yaşıyor Olma İhtimalimiz %0.1!

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Son dönemlerde evrenin bir simülasyondan ibaret olduğu ve gerçeklikten uzak olduğu konusunda ortaya atılan teoriler mutlaka kulağınıza gelmiştir.

"Gelişmiş medeniyetler tarafından simüle edilmiş bir evrende yaşıyor olabilir miyiz?" sorusu bu denli akılları meşgul ederken, Ekşi Sözlük yazarlarından pixelsandfrequencies, gerçeği yaşıyor olma ihtimalimiz %0.1 başlığına öyle güzel bir entry girmiş ki...

Not: Bu yazı, yazarının izniyle yayımlanmaktadır.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/66523404

Ben demiyorum, Elon Musk diyor.

Peki ya Elon Musk neden bunu söylüyor ve gerçeği yaşamıyorsak tam olarak neyi yaşıyoruz?

(bkz: Simülasyon Teorisi)

Simülasyon argümanının en büyük dayanağı 'sınırlar'.

Peki, nedir bu sınırlar?

Normal şartlarda, bir simülasyon programı, iki veya üç boyutlu, zamanla ilerleyen bir modele sınırlamalar koyacaktır. Yani, simülasyonu kurgulayanlar tarafından çizilmiş sınırların dışına çıkmanız mümkün değildir. Kısacası, kurgulanmış bir simülasyonun içindeysek yazılımın izin vermediği noktaya (sınır değerler) gidemeyiz. 

Fizikte var olan kurallar üzerine düşündüğümüzde, çevremizde birtakım sabitleri kabul ederek ilerleyebiliyoruz. Sabit olan ışık hızını değiştiremiyoruz, yani ışık hızını arttıramıyor yahut azaltamıyoruz. Aynı şekilde, kuantum mekaniği için çok önemli bir yer teşkil eden Planck Sabiti üzerinde de herhangi bir oynama yapamıyoruz.

Bu sınırlara genel anlamıyla örnek vermek gerekirse;

Ulaşılabilecek maksimum hız olan ışık hızı (c=299,792,458 m/s), minimum sıcaklık olan mutlak sıfır (=-273.15 °c=0 °k), minimum uzunluk olan Planck uzunluğu (=1.616 × 10^-35 m), maksimum sıcaklık olan Planck sıcaklığı* (=1.41 × 10^32 k), minimum zaman aralığı olan planck zamanı* (=5.39 × 10^-43 s), maksimum yoğunluk olan planck yoğunluğu (=5,1 × 10^96 kg/m³), ... 

Kuantum mekaniğinin geçerli ve tanımlı olduğu limitlere göre.

Evrensel sabitler (evrenin her yanında aynı olduğu düşünülen):

Kütleçekim katsayısı (g=6.67 × 10^-11 m³/kg×s²), Planck Sabiti (=6.62 × 10^-34 j·s), protonun kütlesi (=1.67 × 10^-27 kg), elektronun kütlesi (=9.109 × 10^-31 kg), avogadro sayısı (=6.022 × 10^23 1/mol), evrensel gaz sabiti (r=8.314 j/k×mol)...

Yapılan deneyler de bu görüşü destekliyor.

Gerçekliğin bir illüzyon olduğuna dair, geçmişte uzun felsefi ve bilimsel teoriler öne sürülmüştür. Simülasyon argümanı, ilk olarak 2003 yılında Nick Bostrom tarafından öne sürülmüştür. Bostrom ve diğer yazarlar simülasyon argümanının geçerli olduğuna dair ampirik verilerin mevcut olduğunu öne sürer. Bu konuda 2012 yılında Almanya’nın Bonn Üniversitesinde de deneyler yapılmış ve sonuçlar simülasyonlarda olması gereken üst enerji sınırlarına işaret etmiştir.

Son zamanlarda ise A.I. ve simülasyon üzerine ciddi anlamda dizi/filmler görmekteyiz. Bunlara örnek vermek gerekirse sanıyorum ki en önemlisi geçen sene ilk sezonuna başlayan Westworld uygun olacaktır. Ama en önemlisi ise sanıyorum ki Matrix.

Simülasyonun esas amacı "anlamak" üzerine kuruludur. Neyi anlamak? Bir üst evreni, sınırların aşılıp aşılamayacağını vs.

Eğer ki simüle edildiysek bizi simüle edenler ile aynı fizik kurallarına sahip olmamız mümkün. Çünkü simülasyona göre her şey "aynı" olmak zorundadır. Bu da akıllara VR teknolojisi ile birlikte bizim de bir simülasyon yaratabileceğimiz gerçeğini getiriyor.

Fakat bu bir döngü, esasen bu sonsuz evrenlere dayalı olabilir. Bizi yaratanları yaratanlar, onları da yaratanlar olabilir. Bunun bir sonu olmayabilir.

Peki, bu işin merkezinde ne var? En başa döndüğümüz zaman tekrardan kapı tanrıya mı çıkıyor?

Ya da tüm bu olaylar zamanın linear akmamasıyla bir alakası olabilir mi, zaman düz bir şekilde değil de yuvarlak bir hal almış ve ilk evreni bizim simüle ettiğimiz evren simüle etmiş olabilir mi?

Bu sınırları aşarsak eğer nereye ulaşırız?

Işık hızını aşarsak ve evrenin genişleme hızına yetişebilirsek mekansal olarak evrenin dışına çıkabilir miyiz? Çıkarsak ne ile karşılaşırız? 

Ya da tüm her şeyi anlamak üzerine kurduğumuz için var olmayan bir gerçeklik yaratmış olup bütün evrenler üzerindeki hayatlar sahte, yalan olabilir mi? düşündüğümüzün aksine hiçbir amacımız olmayabilir mi?

Esasen her şey en başa dönüyorsa, ilk yaratıcıya dönüyorsa bu kişi Tanrı olabilir mi, Tanrı ise nasıl yoktan var olabildi ya da nasıl hep vardı?

Daha da önemlisi, Tanrı hiç olmayabilir mi, zaman linear değil de circle bir şekilde işleyebilir mi? Hatta ve hatta gerçekten insan "tanrı" figürünü soyut ve somut bir şekilde yaratıp adlandırmış olabilir mi? 

Ve en önemlisi, Tanrı olabilir miyiz? Var olan bütün soruların cevaplarına ulaşabilir miyiz?

Bu ve bu gibi soruların cevaplarını belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz lakin Elon Musk gibi bir adam böyle bir şey söylüyorsa mutlaka bir bildiği vardır diye düşünüyorum. 

Kaynak

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
komando1146

.Allah melekleri kendine sürekli ıbadet eden varlıklar olarak yaratmış insanlar da böyle olsaydı bi farkı olmayacaktı. yaratılışının, bu dünyaya gelişinin, cahilken birşeyler öğrenip okuyup yazmasinin,üniversiteye gitmesinin,okul okumasınin,yaptığı fiilerin ve hareketlerini hiçbir anlami kalmayacaktı. Ve insanın melek olmadığının en büyük kaniti iradesinin olmasi bunu istediği yönde kullanabilmesidir. Bu yüzden insanlar Allah katında meleklerden daha ustundur. Herneyse son olarak Allah belirsiz bir varlık değil ona ulaşabiliriz ve eninde sonunda ona döneceğiz de. Ölüm ile insan baki ebedî sonsuz bir aleme adım atacaktır. Rabbim bizleri ona hakiki kul olabilenlerden eylesin Amin. Teşekkür ederim selâmetle...

komando1146

Dolayısıyla bu kainatın basında kim varsa tek bir zat var ve bu zat bizi bir gaye(amaç) için göndermiş. Bilimin ve felsefenin yıllarca açıklamaya çalıştığı ama bir türlü ortak bir kanıya varamadıkları bu yaratıcı kendini bize gostermemesinde de bir hikmet var diye düşünüyorum. Eğer kendini gösterseydi imtihan yeri olan bu ölümlü dünyada herkes ona iman edecekti ki elmasla kömür birbirinden ayılmayacaktı bütün insanlarin Allah katında derecesi eşit olacaktı Devamını oku 2 =>>>>

komando1146

Sevgili arkadaşlar şimdi burda kalkipda Allah'ın ispatını yapmayacağım zaten akıl ve mantık ile ispat edilebilir bişey(Hz. Ibrahim as.gibi) Fakat insanın içinde bilime olan bir arzu o gerçek zati görmemizi engelliyor ve hep doğruluğu kesinleşmiş derecede ispatlanan faaliyetlerden sıyrılmaya çalışıyor. Bikere musk un düşüncesini doğru bulmuyorum. Diyelim ki biz bir simülasyon içindeyiz ve tanrı dedikleri kişi bizi bu evrene hapsetmiş,bizi seyrediyor ve gönül eglendiyor. Onun üzerinde de tanrılar var ve bu baş tanrıya kadar devam ediyor. Mantık olarak bunun gerçekleşmesi kati derecede mümkün olamaz. Şayet birden fazla tanrı olsaydı kainatta karışıklık çıkardı.(*Allah cc.zaten ayette buyuruyor enbiya-22*)Devamını oku =>>>

evren-ulusoy

Kimse kusura bakmasin ama simulasyon kurami plato'ya kadar geri gider. kim yaziyor arastirmadan anlamsizca bunlari anlamak guc. . yorumlardada kendini entel gostermek isteyenler dahada batirmis baska isimlerle. Plato okuyunuz efendim Plato.

esen-miray-yilmaz

Gerçeği yaşıyor olmasak fena olmazdı doğrusu. Yok eğer gerçek buysa bazıları için epey ağır.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

Almanyadizi
Görüş Bildir