Efsanevi Kadro Daha da Büyüyor! Yeni Oyuncuları ve Yükselen Heyecanıyla Vatanım Sensin

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

Bir haftalık ara, düşen tempo; Albay Cevdet'in iyice gözden düşmesi, Ali Kemal'in fazla aktif olmaması, işlerin karışması ve bir çıkmaza girmiş gibi durması derken Vatanım Sensin heyecanı yeniden öyle bir zirveye taşıdı ki... 

Haydi, yine irdeleyelim!

1. İzninizle #HiLeon ile başlamak istiyorum...

"Düşmanlarından ziyade arzularını alt edeni daha cesur sayarım, çünkü asıl zafer kişinin kendine olanıdır'' demiş Aristo
Ben ne yazık ki, bu savaşta mağlubum Hilal."

Şu sahne için bizi daha bekletmedikleri için senaristlere teşekkür etmek lazım. Bu aşkın olacağı ayan beyan belliydi. Lakin böylesine bir kimya, böylesine uyumlu bir çift... Böyle giderse bu aşk Cevdet ve Azize'nin aşkını bile solda sıfır bırakacak, görün bak. Ah romans!

2. Bu romantik cümleler ve ardından gelen aşk dolu öpücük sahnesinin, Hilal'in tokadıyla taçlandırılması da tek kelimeyle şahane olmuştu!

Hem Leon (ne kadar sevsek de) öyle "ani" öpücüklerin uygun olmadığını, bu işin bir yolu yordamı, adabı olduğunu öğrenmiş oldu. Hem bu aşkın önündeki tek engelin ırk-din-savaş olmadığını; bizzat kimlikleri olduğunu gördük. Ayrıca bir kadının asla karakterinden ödün vermediğini televizyon ekranlarında izledikçe; en az romantik sahnelerdeki kadar etkileniyoruz artık! :) Yürü be Hilal!

3. Lakin geçen bölümlerde ağzımıza bir parmak bal çalan senaristler, bu bölümde resmen acısını çıkarttılar, içimizi burktular!

"İsyancı bir Türk kızına bir his beslemem kabil değil."

Leon, Hilal'i korumak adına Halit İkbal'i ölmüş biri gibi göstererek onu yeniden yazmaması için uyardı ve ekledi; mümkün değil.

4. Aslında cevabını "yav he Leon, he!" şeklinde alması gereken bu cümle, Hilal'in kalbini paramparça etti.

Zira Leon onun inatlaştığı bir arkadaşıydı. Hilal bal gibi de Leon'un "onlardan" biri olmadığını, bu işlere babasının peşinden sürüklendiğini ve Hilal'i kişiliğine de değer vererek sevdiğini biliyordu. Üstüne üstlük Hilal de Leon'a aşıktı.

Leon'un bu cümleleri net bir şekilde "ben asker kimliğimi seçiyorum. Seni artık 'Hilal' olarak değil, 'isyancı bir Türk kızı' olarak görüyorum. Aramızda artık özel bir ilişki yok." demişti.

Hilal'e elbette çok üzüldük lakin belki de böylesi daha hayırlıdır; zira Yıldız ikisini de fena cezalandıracak bu gidişle!

5. Şimdi gençlerin karmaşık aşk hikayelerini bir kenara bırakalım da biraz ciddi meselelere dönelim. Eşref Paşa ölmedi!

Zaten bu dizide kim ölüyor ki Allah aşkına?! Herkes tam ölme noktasına geliyor ve bir şekilde yaşıyor! Bu dizide sadece Ölmez Hasan öldü. Ne ironi ama!

Uzun lafın kısası; Eşref Paşa da "ölmüş gibi" yapıp, ölmedi. Hala da birliği yönettiğini sanıyor, bence vadesi dolmak üzere. Az kaldı paşam, az!

6. Cevdet Paşa'ya gelirsek... Yazık adamcağız tükendi artık!

Böylesine psikolojik bir baskı altında hala ilerlemesi hayranlık verici. 

Eşref Paşa'nın kendisini Azize'ye tedavi ettirmesi ve "benim Azize'ye itimadım tam" demesi de iyice sinir bozucu oldu. Madem Azize'ye bu kadar güveniyordun, Eşref Paşa, neden Cevdet'e asla gerçeği açıklamasına izin vermedin?! Bu kadar üzülmemiş olurdu kadıncağız!

7. Neyse ki Albay Cevdet, Batman gibi, Superman gibi bir şey! Adeta oyunda seviye atlar gibi, zorluğu aştıktan sonra "general" seviyesine yükseldi.

Artık çok daha kontrollü ilerliyor ve daha da önemlisi; yalnız değil!

8. Mustafa Kemal de yakında... Çok yakında!

Diziye gireceği gün nasıl olay olacağını siz tahmin edin artık!

9. "Hala umut var, ister payitahtı, ister Mustafa Kemal'i savunun, gayemiz bir değil mi?!"

Son bölümlerde iyice silikleşen, hatta bir ara tam "it kopuk oldu, serseri oldu bu çocuk" dediğimiz Ali Kemal işte aslanlar gibi karşınızda!

Artık o da direnişte!

10. Ali Kemal'in Veronika'nın oğlu olduğu artık resmi!

Cevdet bunu bilen ilk kişi! Hiçbir şüpheye yer bırakmadan; Ali Kemal, Veronika'nın oğlu...

Cevdet bu bilgiyi şimdilik kendisine saklamayı tercih etti. Zira böyle karmaşık bir savaş ortamına bir de aile draması eklemek en dayanıklı insanın bile kaldırabileceğinden fazlası olurdu! 

Dizinin bu minik detayı aslında çok Yeşilçamvari dursa da; çok hayata dair, güzel bir detay... Kafatası milliyetçiliğinin, kafatasçılığın önünü net bir şekilde kesiyor ve kapatıyor işte! Bu kadar net!

11. Bu bölüme kesinlikle damgasını Ali Kemal vurdu!

Zira onun için şenlik daha yeni başlıyor. 

İzmir sıcağında sürekli mantosuyla dolaşan yakışıklı delikanlımız Ali Kemal'in şahane bir karaktere dönüşeceği de şimdiden ortada.

12. Pargalı rolüyle kalbimizde yer eden Okan Yalabık, bu sefer yine aksanlı bir karakter ile karşımıza çıkıyor.

Karşınızda William Charles Hamilton!

13. Tam bir İngiliz olan bu yılansı karaktere öyle güzel, öyle sinir bozucu bir hal vermiş ki Okan Yalabık; iyi midir, kötü müdür sezmek gerçekten zor!

Miralay'ın foyasını her an ortaya çıkabilir, Yunanlardan her an hesap sorabilir gibi duruyor... Hatta belki İngiliz bile olmayabilir?! Neden olmasın, ortalık ajandan geçilmiyor sonuçta!

14. Saadet Işıl Aksoy da Lucy rolünde; diziye feminenlik, renk, güzellik ve zarafet katmak üzere gelmiş gibi!

Maalesef ki verem hastası... Lucy, William Hamilton'ın baldızı; lakin Hamilton Bey, Lucy'ye çoktan abayı yakmış! Lucy dizinin en sevilen karakterlerinden biri olacak bariz. Çok ama çok sevimli!

15. Azize'nin ilk bölümdeki şen şakrak, genç hallerini hatırladıkça bu yıkık dökük kadına daha çok üzülüyoruz... Fakat o küllerinden doğmaya başladı bile!

Bunun için adeta kangrene dönüşmüş yarası Cevdet'i kesip atması gerekse bile...

16. Bir kadın, başka bir kadını cesaretlendiriyor ve dünya bir dakikalığına da olsa güzelleşiyor!

Hilal annesini cesaretlendirdi, mahallenin kadınları destekledi, kayın validesi alkışladı... İşte Vatanım Sensin'den 8 Mart bölümü!

17. "Türk mahallesine gidiyoruz!"

8 Mart bölümü diye kadın yürüyüşü bile yaptı bu dizi, daha ne olsun?! :)

18. Ve karşınızda dimdik Azize!

Hayatta her şeyin aşk olmadığını, kadınların ne kadar güçlü olduğunu kanıtlarcasına...

"Kadın başımıza ne yaparız ki?!" diye korkan diğer kadınlara cesaret veren bir lider o artık!

19. Lakin Yıldız konusuna acilen bir çözüm getirilmeli! Psikopat Yunan subayı tarafından bu şekilde cinsel tacize uğramasını izlemek tek kelimeyle mide bulandırıcıydı!

20. Bunca acının arasında, Miralay Tevfik hala gülmeye, sinir bozmaya ve güldürmeye devam ediyor!

Onur Saylak gerçekten de ne büyük oyuncu!

Önümüzdeki bölümlerde görüşmek üzere...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
nisa-nur-gumus

muhteşem, bence türk dizilerine göre çok klişe olmayan gayet kaliteli bir dizi

delirium

Şu Tevfik gebersin artık. Eftalya kendisine geldi manyak adam kadını öldürecek. Kötüler hiç mi ölmez ya? Bir de Charles tevfik ve Cevdet'in konuştuğu bir kısım vardı. Vasili'nin evindeydiler sanırım. Charles Cevdet'e Azize hakkında 'Sizin eşinizdi dimi?' Diye sormuştu. Tevfik ise alttan reklam gibi, gülümseyerek 'Artık değil' diye çıkmıştı. Kahkaha attığım bir sahneydi.

menemen

dziyi izliyourm hmen abi sevdiğim oyuncular vardıı okan yalabık gelmiş kesin baslıyorum :3

_oishii_

Onur Saylak !

queen-of-the-alaska

pargalıyla sülümanın aynı dizide olması sevindirdi

Başlıklar

İngiltereİzmirSavaşTercihYunanistanaşkdiziolay
Görüş Bildir