Dünyanın Dört Bir Yanından İlginç Kahve Gelenekleri
İlk buluşma bahanesinden fazlasıdır kahve!
Kahve bir kültürdür ve bu kültür de dünyanın her yerinde farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Bizim kahve geleneğimizden bahsedeceğimiz zaman aklımıza ilk olarak kız isteme merasimi gelir elbette.
İlginç olanlar da var!
Önce Türkiye'den başlayalım: Fincanın dibinde gelecek görüyoruz!
Kahveyi sade içmek yetmiyor bize, bir de fal bakıyoruz üstüne. Cezvede ağır ağır pişen Türk kahvesi köpüğüyle övünüp telvesiyle gelecek anlatırız. Fincanı ters çevirip soğumasını beklemek, sonra da telvenin çizdiği şekillerden aşk, para, kader kısmet işlerini okumaya çalışmak klasik bir kahve sohbetinin parçası.
Ayrıca 2013'te UNESCO bile bu geleneği somut olmayan kültürel miras listesine aldı.
Etiyopya: Kahvenin anavatanında üç tur zorunlu.
Kahvenin nereden çıktığını soracak olursak cevap Etiyopya. Buradaki seremonide yeşil çekirdekler misafirlerin gözü önünde kavrulur, dumanı elle yayılıp koklanır ve sonra 'jebena' denen toprak testide demlenir. İşin ilginç kısmı ise kahveyi tek fincanla bırakmıyorlar. Abol, tona, baraka diye adlandırılan üç ayrı tur içiliyor ve seremoni kurulumdan son tura kadar toplam iki-üç saati bulabiliyor.
İtalya: Kahveyi oturarak içmek ayıp sayılır.
İtalyan birine oturup kahveni yudumla denmez. Muhtemelen gülüp geçer. Barlarda espresso genelde tezgahın önünde, ayakta, birkaç dakikada devrilir. Cappuccino da yalnızca sabah saatlerine ait bir kahve. Öğleden sonra sütlü kahve sipariş etmek yerel insanlar için biraz tuhaf kaçabiliyor.
Vietnam: Her şey damla damla ilerliyor.
Phin denen küçük metal süzgeç bardağın üstüne oturtulur, kahve dakikalarca damla damla süzülürken altta yoğunlaştırılmış süt bekler. Buz eklenince ortaya 'cà phê sữa đá' çıkıyor. Koyu, tatlı ve yaz sıcağına birebir. Son yıllarda yumurta akıyla çırpılan cà phê trứng versiyonu da dünyayı sardı.
İsveç: Kahve molası çok önemli ve hatta adı bile var.
İsveç'te kahve molası sıradan bir şey değil, adı bile var: Fika.
Günde bir kere olmayabilir, iki kere de olabilir. İş yerinde, evde, sokakta fark etmez. Yanına mutlaka tarçınlı çörek kanelbulle eşlik eder, asıl mesele de kahveden çok yavaşlayıp sohbet etmek.
Küba: Sokakta biri size bir fincan kahve uzatırsa şaşırmayın.
'Cafecito' denilen kahve hazırlanırken şeker daha en baştan espressoyla çırpılır, üstünde köpüklü bir tabaka, yani espumita oluşur. Küba kökenli bu gelenek bugün en canlı haliyle Miami'nin Küçük Havana'sında (Little Havana) yaşıyor. Restoran ve pastanelere bitişik olan ve ventanita adı verilen küçük pencerelerden yoldan geçene bir yudumluk kahve uzatılması sıradan bir manzara. Günün her saati sosyal bir mola sayılır.
Meksika: Toprak testide tarçınlı kahve içilir.
Café de olla adını pişirildiği toprak testiden alır. İçine tarçın çubuğu ve 'piloncillo' denen ham şeker atılır, ağır ateşte kaynatılır. Sonuç ise klasik filtre kahveden çok daha baharatlı, neredeyse tatlı denecek bir içecek.
Avusturya: Kahve içmek saatler sürer.
Viyana'nın kahvehaneleri (Kaffeehaus) o kadar köklü ki 2011'den beri Avusturya'nın UNESCO somut olmayan kültürel miras ulusal envanterinde yer alıyor. Buradaki alışkanlık hızlı tüketim değil, tam tersi. Bir fincan kahve alıp gazete okuyarak ya da yazı yazarak saatlerce masada oturmak tamamen normal karşılanıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın