Dr. Hakan Özerol Anlatıyor: 2026 İşsizlik Beklentileri Bize Ne Söylüyor?
İşsizlik dediğimizde aklımıza iş bulamayan insanlar geliyor. Ama aslında işsizlik düşündüğümüzden çok daha karışık bir konu... Bu yüzden açıklanan verilerle bizim beklentimiz uyuşmuyor. Bu düşüncenin arkasında da farklı kavramlar yatıyor.
Gelin, birlikte Dr. Hakan Özerol’un açıklamalarına bakalım!
1. İlk olarak manşet işsizliğin ne olduğuna bakalım!
Dr. Hakan Özerol bizlere işsizliğin genel tanımını yapıyor. Çalışma çağındaki birinin belirli bir referans döneminde ücretli bir işte çalışmamış olması, aktif olarak iş araması ve çalışmaya hazır olmasıdır. Bizim haberlerde sıkça gördüğümüz resmi işsizlik oranı bu tanıma göre hesaplanıyor. Manşet işsizlik olarak adlandırılan bu işsizliğin oranı 2025 yılının Aralık ayında açıklandı: %7,7.
Bu ilk bakışta size düşük görünebilir. Fakat bir detayı kaçırmamak gerekiyor. Hesap yapılırken sadece aktif olarak iş arayanlar hesaba katılır. Yani iş aramayı bırakmış insanlar buraya dahil edilmez. Kısacası manşet işsizlik sadece görünen kısmı bize yansıtır.
2. Bir de görünmeyenler var...
Manşet işsizliğin yanında başka bir kavram daha var: Geniş tanımlı işsizlik. Buna göre hesap yapıldığında ekonomide yaşanan sıkıntının gerçekliği daha doğru bir şekilde görülebilir. Çünkü Dr. Hakan Özerol’un da belirttiği gibi burada sadece aktif olarak iş arayanlar değil; aynı zamanda farklı nedenlerden dolayı sistemin dışında kalan insanlar da hesaba katılır. Ayrıca iş aramayı bırakmış fakat çalışmaya hazır insanları da kapsamaktadır. Ne de olsa uzun süre iş bulamayan insanlar bir süre sonra umutlarını kaybedebilir. Ekonomik olarak işsizliğin etkisini yaşasalar bile resmi verilerde işsiz olarak görünmezler. Aralık ayında geniş tanımlı işsizlik oranı %28,6 olarak açıklandı.
3. Peki, iş aramayı bırakmak önemli bir sorun mu?
Tabii ki! Uzun süre iş bulamayanlar iş aramayı bırakabilir. Ayrıca sürekli olarak reddedilmek psikolojik olarak zorlar. Haliyle insanlar umut kaybı yaşar. Bazıları ise artık uygun iş bulamayacağını düşünür. Düşük maaşların teklif edilmesi de iş aramaktan vazgeçmeye itebilir.
Bunlar ekonomik kriz zamanlarında sıkça görülür. Resmi verilere göre işsizlik olarak ele alınmazlar. Çünkü iş aramıyorlardır... Fakat imkân olsa çalışmaya hazır olabilirler. Bu yüzden manşet işsizliğin eksik olduğu söylenir.
4. NEET kavramına da bakmalıyız!
Ne eğitimde ne istihdamda ne de öğretimde olan gençleri içeren bir kavramdır. Yani bu gençler çalışmıyor, okumuyor ve mesleki bir sürece girmemiş durumda. Bu durumun detayına baktığımızda ekonomik açıdan birçok risk görülür. Çünkü gençler üretimden uzak kalır. Bu da uzun vadede ülkenin ekonomisini etkiler.
Tabii sorun sadece ekonomik değil, sosyal yanı da vardır. Uzun süre sistemin dışında kalınması özgüvenin düşmesine neden olabilir. İş hayatına alışmak ayrı bir zorluk yaratabilir. Bu yüzden NEET oranlarının yakından takip edilmesi gerekiyor.
5. Son olarak! Resmi verilerle hissedilen gerçeklik arasındaki farka odaklanalım.
Çevremize baktığımız zaman işsizliğin açıklanan sayılardan çok daha yüksek olduğunu düşünebiliriz. Peki, neden? Çünkü resmi veriler belirli teknik kriterleri içerir. Mesela aktif olarak iş aramayan biri işsiz olarak görülmez. Fakat o kişinin ekonomik açıdan zor durumda olma ihtimali vardır. Geniş tanımlı işsizlik, resmi verilerle hissedilen gerçeklik arasındaki farkı kapatmaya çalışır. Sistem dışındaki insanları da hesaba katar.
Toplumun ekonomik hissiyatı ise genellikle geniş tanımlı işsizliğe dayanır. İnsanlar sadece resmi tanımlarla yaşamaz. Bu yüzden Dr. Hakan Özerol’un dediği gibi aslında ne Türkiye’de ne de diğer ülkelerde kesin bir işsizlik hesaplaması yapılamıyor!
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın