Diskonun Tanrıçası: Müziğin Efsanelerinde Bu Hafta Donna Summer
Sadece bir ses değil, bir devrimdi! 70'li yılların dans pistlerini ışıl ışıl parlatan, synthesizer sesini ruhumuzla buluşturan ve 'Diskonun Tanrıçası' unvanını sonuna kadar hak eden tek bir isim var: Donna Summer.
Bugün dinlediğimiz EDM, Techno ve modern pop müziğin temellerini atan bu efsane kadın, sadece şarkılarıyla değil; duruşu, tarzı ve rekorlarıyla da tarihe geçti.
Her şey kilise korosunda başladı!
O devasa sesi nereden geliyor sanıyordunuz? Boston doğumlu Donna, daha çocukken kilisede şarkı söylemeye başladı. Hatta bir pazar günü solist gelmeyince mikrofonu eline aldı ve o an herkes 'Bu kızda başka bir şey var' dedi.
Almanya'da bir gurbetçi Donna!
Amerikalı olsa da kariyeri Avrupa'da parladı. Hair müzikali için Münih'e gitti, Almancayı ana dili gibi öğrendi ve orada Giorgio Moroder ile tanıştı. İşte bu tanışma, müzik tarihini değiştiren o büyük patlamanın fitiliydi.
Sene 1977...
O ana kadar disko demek yaylı çalgılar ve trompetler demekti. Donna ve Moroder, tamamen synthesizer’dan oluşan 'I Feel Love'ı yaptı. David Bowie o günlerde 'Geleceğin sesini bulduk' demişti. Gerçekten de EDM ve Techno'nun atası bu şarkıdır!
Rekorların kadını: Üst üste üç double albüm!
Müzik tarihinde ardı ardına üç tane 'Double Album'ü (iki plaklık albüm) Billboard listelerinde 1 numara olan ilk ve tek sanatçıdır. Bu, o dönem için erişilmesi imkansız bir başarıydı.
Last Dance ile Oscar yolculuğu
Thank God It's Friday filmi için seslendirdiği 'Last Dance', ona sadece Grammy değil, bir de Oscar getirdi. Şarkının o yavaş başlayıp birden patlayan temposu hala düğünlerin ve partilerin vazgeçilmez kapanışı.
Disko bitti dediler, o "She Works Hard for the Money" dedi!
80'lerde disko rüzgarı dindiğinde Donna bir kenara çekilmedi. Bir restoranın tuvaletinde, lavaboya yaslanıp uyuyakalan yorgun bir garson kadını gördüğünde kalemi kağıdı eline aldı. O kadın için yazdığı bu şarkı, dünyanın her yerindeki çalışan kadınların marşı haline geldi. Klibiyle de MTV’de siyahi bir kadın sanatçı olarak büyük bir bariyeri yıktı; artık sadece sesiyle değil, hikayesiyle de bir idoldü.
Sadece bir ses değil, aynı zamanda bir ressamdı.
Donna’yı sadece mikrofon başında hayal ediyorsanız yanılıyorsunuz. O, gerçek bir sanat aşığıydı. Turne yorgunluğunu resim yaparak atardı. Litografi ve yağlı boya tabloları bugün bile koleksiyonerler tarafından binlerce dolara alınıp satılıyor.
Payetler, kabarık saçlar ve ihtişam!
Onun sahne kostümleri bugün hala Beyonce'den Dua Lipa'ya kadar birçok yıldıza ilham veriyor.
Beyoncé'den Madonna'ya uzanan o büyük miras.
Bugün Beyoncé’nin 'Summer Renaissance' şarkısında Donna Summer esintileri duyuyorsanız veya Madonna’nın 'Confessions on a Dance Floor' albümünü seviyorsanız, hepsinin yolu Donna'nın açtığı o payetli kapıdan geçiyor.
"I Will Go With You" diyerek aramızdan ayrıldı...
2012 yılında kansere yenik düşerek aramızdan ayrıldığında, arkasında asla sönmeyecek bir ışık bıraktı. O, sadece 'Disko Kraliçesi' değil, müziğin sonsuz tanrıçası olarak kalmaya devam edecek.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın