Çölün Ortasına Toprak ve Samandan Gökdelenler İnşa Ettiler
Yemen’in çöl arazisinde yükselen Şibam, uzaktan bakıldığında modern bir kent siluetini andırıyor. Ancak şehirdeki yüksek yapıların ardında çelik, beton veya gelişmiş inşaat makineleri bulunmuyor. Yedi kata ulaşan yüzlerce kule ev, yaklaşık 500 yıl önce toprak, saman ve su kullanılarak hazırlanan kerpiçlerle inşa edildi.
Dünyanın en eski dikey şehirlerinden birini kurdular
Hadramut Vadisi’nde bulunan Şibam, geçmişte Güney Arap Yarımadası’ndan geçen baharat ve tütsü ticaret yolunun önemli duraklarından biriydi. Bugünkü kent dokusunun büyük bölümü, eski yerleşimin 1532-1533 yıllarında yaşanan büyük selde zarar görmesinin ardından oluşturuldu.
Surlarla çevrili dar bir alana kurulan şehirde yatay olarak genişlemek yerine yukarı doğru büyümek tercih edildi. Dikdörtgen sokak düzeni üzerine sık biçimde yerleştirilen kule evler, hem saldırılara karşı koruma sağlıyor hem de çöl sıcağında sokakların günün büyük bölümünde gölgede kalmasına yardımcı oluyordu.
Yedi kata kadar yükselen yapılarıyla Şibam, çok katlı kent planlamasının en eski ve başarılı örneklerinden biri kabul ediliyor. İngiliz kâşif Freya Stark da çölün ortasında yükselen bu sıra dışı siluet nedeniyle şehri 1930’lu yıllarda “Çölün Manhattanı” olarak adlandırmıştı.
Toprak, saman ve suyla yedi kat yükseldiler
Kule evlerin yapımında bölgeden çıkarılan toprak; saman ve suyla karıştırılarak kalıplara döküldü. Elde edilen kerpiçler günlerce güneşin altında kurutulduktan sonra ahşap kirişlerle desteklenerek üst üste yerleştirildi. Alt katlardaki duvarlar yapının ağırlığını taşıyabilmek için daha kalın, üst katlardaki duvarlar ise daha ince inşa edildi.
Penceresiz veya az pencereli zemin katlar hayvanlar ile tahıl depolarına ayrılırken üst katlar ailelerin yaşam alanı olarak kullanıldı. En üst bölümlerde ise misafirlerin ağırlandığı ve aile üyelerinin bir araya geldiği ortak alanlar bulunuyordu.
Kerpiç gökdelenler sürekli yeniden sıvanıyor
Şibam’ın yapımında kullanılan kerpiç, çöl sıcağına karşı doğal yalıtım sağlasa da yağmur, rüzgar ve sel karşısında oldukça hassas. Bu nedenle yapıların dış cephelerine belirli aralıklarla yeni çamur katmanları uygulanması gerekiyor. Bakımın aksatılması, kerpicin aşınmasına ve kulelerin taşıyıcı bölümlerinin zayıflamasına yol açabiliyor.
Şehir özellikle 2008’de yaşanan sel felaketinde ciddi zarar gördü. Yemen’de başlayan çatışmaların bakım ve koruma çalışmalarını zorlaştırması da tarihi yapıların karşı karşıya olduğu tehlikeyi artırdı.
1982 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan Şibam, 2015’ten bu yana Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi’nde bulunuyor. Buna rağmen yaklaşık beş asırlık kerpiç kuleler, beton ve çelik kullanılmadan kurulan dünyanın en sıra dışı kentlerinden biri olarak ayakta kalmayı sürdürüyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın