Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Canı Pahasına 2500 Çocuğu Nazilerin Elinden Kurtaran İrena Sendler'in Öyküsü

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

İkinci Dünya Savaşı'na dair bildiğimiz kahramanlık hikayelerinin büyük çoğunluğu cephede gerçekleşen olaylarla ilgilidir. Ancak bu kez değil. Çünkü karşımızda bir solukta okunacak sıradışı bir öykü ve kelimelerle anlatılamayacak kadar yüce bir kadın var.

Kaynak: http://arsiv.salom.com.tr/news/print/133...

1. Bir kadın düşünün, Nazilerin Yahudi soykırımı yaptığı sırada, canı pahasına 2500 çocuğun hayatını kurtarsın.

2. Anlattığımız bu çok özel insan, 2008 yılında 98 yaşındayken hayata gözlerini yuman İrena Sendler'den bir başkası değil.

3. Sendler'in Yahudi karşıtı ırkçı politikalara itirazı henüz bir üniversite öğrencisiyken başlar.

4. Üniversite yönetimi tarafından kendisine Yahudi arkadaşlarıyla aynı sırada oturamayacağı söylendiğinde, Sendler'in cevabı, "O halde bugün ben de bir Yahudiyim" olur.

5. Ve hemen ardından da Varşova Üniversitesi ile ilişiği kesilir.

6. Doğru bildiği yoldan şaşmayan bir yapıya sahip olan Sendler; İkinci Dünya Savaşı sırasında yine insanlığın tarafını seçip, Varşova gettosunda hemşirelik yapmaya başlar.

7. Böylece Sendler; 25 kişilik ekibiyle birlikte, 1940 ve 1943 yılları arasında 2500 çocuğu gettodan çıkarmayı, yani hayatlarını kurtarmayı başarır. Nasıl mı? Anlatalım..

8. Sağlık ocaklarında hemşirelik yapan İrena, Varşova Gettosu’ndaki insanlık dramına seyirci kalamayarak Almanların tifüs salgını korkusundan yararlanıp, sağlık kontrolü yapmak gerekçesiyle gettoya girip çıkmaya başlar.

9. Gettoda yaşayan çocukları oradan gizlice çıkarmak ve hayatlarını kurtarmak içinse:

10. Ambulansta sedyenin altından sırt çantalarına, kanalizasyon borularından yer altı tünellerine, el arabasındaki çuvallardan, bavullara ve hatta ceset torbalarında çocukları taşımaya kadar her yolu kullanır.

11. İrena'nın bu tehlikeli süreçte karşılaştığı bir diğer zorluk da, Yahudi ailelerin güvenini kazanmaktır. İrena, Yahudi ailelerini, çocuklarını Katolik manastırları ve barınaklarına götüreceğini söyleyerek ikna etmeye çalışır.

12. Çünkü gettodakilerin er veya geç Treblinka yolcusu olduğunun farkındadır. Bu yüzden canla başla uğraşmaya devam eder.

13. Zira aklında her daim, tifüsten kaybettiği babasının kendisine söylediği şu son sözler vardır: “Boğulan birisini görürsen, atlayıp onu kurtarmayı denemelisin, yüzme bilmiyor olsan bile.”

1910 yılında Otwock’ta doğan İrena’nın babası doktor ve ilk Polonyalı sosyalistlerden biriydi. Hastalarının çoğu Yahudi olan babası, onu sosyal statüleri ve etnik kökenleri ne olursa olsun insanları sevmesi ve saygı duyması için yetiştirmişti.

14. Sendler, getto dışına çıkardığı çocuklara sahte isimler verir ve onları Yahudilerin yaşamadığı bölgelere yerleştirip tehlikeden uzak tutar.

15. Savaş sonunda ailelerinin çocuklarına kavuşabilmesi için de; çocukların isimlerini sigara kağıtlarına yazıp cam kavanozlara yerleştirerek komşusunun elma ağacının dibine gömer.

16. Ancak Sendler, faaliyetleri Gestapo tarafından fark edilince, tutuklanarak aylarca işkence göreceği Pawiak Hapishanesi’ne atılır. Ne var ki gördüğü tüm işkenceye rağmen ekibini ele vermez.

17. Ve sonunda, arkadaşları tarafından Alman gardiyanlara ödenen rüşvet sayesinde; kolları ve bacakları kırık, bilincini kaybetmiş vaziyetteyken atıldığı bir odunluktan sağ kurtulmayı başarır.

18. İrena Sendler, sosyal yardım kuruluşlarında çalışmaya savaştan sonra da devam eder.

  • 1965’te Yad Vaşem Holokost Müzesi tarafından Uluslararası Dürüst Payesi ile onurlandırılır.. Ancak o zamanki komünist yönetim İrena’nın İsrail’e gitmesine izin vermediği için ödülüne 1983’te sahip olabilir.

  • İrena Sendler'in hayatı, Anna Mieszkowska’nın kaleme aldığı “Soykırım Çocuklarının Annesi/ Mother of the Children of Holocaust: The story of Irena Sendler” adlı romana konu olmuştur.  Ayrıca, yüzlerce kez sahnelenen “Bir Kavanozdaki Yaşam/ Life in a Jar” adlı tiyatro oyununda canlandırılır.

  • 2007 yılında Polonya Devlet Başkanı Lech Kacyznski, İrena’yı Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterir. Ancak ödül,  1993- 2001 yılları arasında ABD Başkan Yardımcılığını yapan Al Gore’a ve Devletler Arası İklim Değişikliği Paneli'ne verilir.

19. O günleri, Sendler'i ve Varşova gettosunda yaşananları anlamak için alttaki paragrafı mutlaka okuyun...

Ağlayan bebeği kucağına alır ve bebeğin annesine arkasına dönerek gecenin karanlığında yürümeye başlar. Yakalanırsa kendisi de bebek de ölecektir. Anne çaresizce arkalarından seslenir “Söz ver bana, çocuğum yaşayacak!” Bir saniyeliğine döner ve hızla cevap verir “Sana bu sözü veremem. Ancak seninle kalırsa kesin öleceğine dair söz verebilirim.”

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
mercury

soyismi ne kadar da schindler a benziyo :O

nur-kizil

Ya arkadaşım bir kerede karşılaştırma yapmayın "bizde de x var" demeyin ya! Ne güzel yapmış diyip geçmek bu kadar mı zor anlamıyorum. Bu kadına içerik hazırlamak bir başkasını itin götüne sokmak değil, onu da başka editör hazırlar. Önemli olan o şartlar altında yapılan bu fedakarlıkları anlayabilmek, ders çıkarabilmek. x yapmış, y yapmış... yeri geldiğinde sen yapabilir misin? Bu önemli.

mhmtst

"Büyük Elçi" isimli kitapta Mehmet Behiç Erkin'in Paris Büyük elçiliği yaptığı yıllarda Yirmi bin (20.000) Yahudiye, kendi hayatını tehlikeye atarak, Türkiye Cumhuriyeti pasaportu verip yahudilerin hayatlarını nasıl kurtardığı anlatılmaktadır. Muhakkak okunulması gerekir. Bizlerdeki insan sevgisinin boyutlarını daha iyi görebilirsiniz.

ahmetcan.oral.5

İki saattir kimdi o diye arayıp durdum ama bulamadım kendisini. Ama birisi yazmış. Ek bilgi olarak Mehmet Behiç Erkin' ın mezarı en son Eskişehir, Enveriye durağının yanındaydı. Kendisinin eliyle giden trenlere "Büyükelçi'nin vagonları" eniyordu. Hala öyle mi bilmiyorum gerçi. Çok mutlu oldum bu yazıyı görünce :D Ayrıca Muhtar Kent' in babası Necdet kent' de pek çok kişiyi kurtarmıştı.

mhmtst

Ben de mezarının yerini biliyordum ama neresi olduğunu unutmuştum söylediğin iyi oldu dostum. Eskişehir'e yolum düşerse uğrayacağım ilk yerlerden birisi olacak. Bu güzel bilgiler için teşekkür ederim @ahmetcan.oral.5 kim bilir belki de bir gün "büyükelçinin vagonları" yeniden hayat bulur.

burakbezek

Ben böyle insanların 'Müslüman olmadıkları için cennete gidemeyecekleri'ne inanmıyorum.

klemenjero

ama maalesef inananlar var. :(

alexander

böyle insanlar ne yazık ki seni cennet kapısında karşılayacaklar eğer cennete gidebilir isen :)

burakbezek

Senin de bayramın mübarek olsun Alexander

alexander

teşekkürler ben de cehenneme gidecem orda buluşuruz arkadaşım

batuhan-barut

çok uzağa gitmene gerek yok mehmet behiç erkin var binlerce türk yahudisini nazilerden kurtardı büyük elçi kitabını okuyabilirsiniz.

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriİsrailNobelRüşvetSavaşTiyatro
Görüş Bildir