Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Burcu Baba Yazio: Üniversiteden Neden Ayrılıyorlar?

15PAYLAŞIM
Yazio Banner

Pazar günü sevgili Evrim Kuran’ın “Bir Kuşağı Anlamak” kitabını bir çırpıda okudum. Bir çırpıda okudum da aldığım notlar üzerine düşünmek, cevaplar aramak pek de bir çırpıda olamadı. 

Kafamı en çok kurcalayan konuyu da buraya taşımak istedim. Gençlerin çok büyük emek vererek girdiği üniversiteleri bırakma sayıları beni çok üzdü ve düşündürdü. Neden üzdü çünkü, gençler üniversite giriş sınavını hayatlarının merkezine koyuyorlar, çok çalışmayan çalışamayan öğrencinin de kafasında sürekli bu sınav dolaşıyor. Aileler de maddi manevi büyük katkıları ile sürecin içinde oluyorlar. Çocukları üniversiteyi kazandığında da büyük bir umut kaplıyor içlerini çocuklarının geleceği garanti altına alınmış gibi hissediyorlar. 

Sonrasında bu gençlerden yadsınamayacak bir kısmı üniversiteyi bırakıyor.  Sizler de verilere ulaşabilirsiniz ancak bana çok çarpıcı gelen ve bir önceki yıla göre %92,2 artan 2017-2018 eğitim öğretim döneminde 408 binin üzerinde öğrencinin üniversite eğitimini bırakmış olması.

Peki bu kadar gencin üniversiteyi bırakmasındaki nedenler neler olabilir?

Ben öncelikli gördüğüm sebepleri dört maddede ele aldım.

1) Ekonomik nedenler

En büyük nedenin ekonomik nedenler olduğunu düşünüyorum. Öğrenci Özellikle ailesiyle yaşadığı yerin dışında bir üniversitede okuyacaksa yurt veya ev parası, yiyecek içecek bütçesi, ulaşım masrafları anlamlı bir gider oluşturuyor. Son yıllarda da bu kalemlerde ciddi artış olunca üniversiteyi bırakan gençlerin sayısının artması olağan bir sonuç oluyor.

2) İş bul(ama)ma kaygısı

Üniversite mezunu işsizlerin sayısının artması gençlerde “üniversiteyi bitirsem de iş bulma olasılığım düşük, bu kadar emek harcayacağıma şimdiden iş bulmaya çalışırım” düşüncesini tetikliyor.

3) Yerleştiği bölümün doğru bölüm olmadığı düşüncesi

Tabii ki yukarıda belirttiğim iki madde hepimiz için çok büyük önem taşıyor ancak ben bir eğitimci olduğum için bu ve bundan sonra yazacağım madde için söyleyeceklerim ve yapabileceklerim daha fazla.  

Çok uzun yıllardır öğrencilerin tercih süreçlerinde onlara destek oluyorum. Öğrenciyi tanıyan eğitimcilerin ve ailenin öğrenci ile birlikte aynı masa etrafında bir araya gelerek bu süreci yönetmesi için çaba sarf ediyorum.  Bu toplantıların amacı, yıllardır yapılan gözlemlerin öğrencinin sınav sonuçlarıyla birlikte öğrencinin hayallerine kavuşmasını sağlamaya çalışmaktır. Ancak pek çok zaman öğrencinin yetenekleriyle ve hayalleriyle örtüşen bir sonuç ortaya çıkmıyor. Başımdan geçen bir olayı kısaca anlatacağım mutlaka bunun gibi yüzlerce hikâyeyi pek çoğunuz biliyorsunuzdur. Çok yakinen tanıdığım ve ilgi alanlarının farkında olduğum bir öğrenci sayısal alanda Türkiye sıralamasında ilk 3000’in içindeydi ve mühendislik alanında eğitim almak istiyordu. Tercih görüşmelerine babasıyla beraber katılıyordu. Babası ise mühendislik tercihlerini reddediyor ve kızının tıp tercihi yapmasını istiyordu. Uzun süren görüşmelerin sonunda babası bana “Sizin çocuğunuz olsa bu puanı harcar mıydınız?” diye çıkıştığında anladım ki kızının hayallerinin ve yapabileceklerinin harcandığının farkında değildi. Sonuç olarak babanın istediği oldu. Tabii ki her zaman bu olaydaki gibi ailenin yanlış yönlendirmesiyle değil, eğitimciler tarafından eksik yönlendirmeler de olabiliyor. Böyle bir durumun sonucu olarak da okuduğu bölümden keyif almayan öğrenci üniversite yaşamını sonlandırabiliyor. O halde erken çocukluk döneminden itibaren çocukların ilgi alanlarını gözlemlemek ve güçlü yönlerine yatırım yapmak çok önemli. Bu konu hem ailelerin hem eğitimcilerin öncelikli sorumluluklarının başında gelmelidir.

4) Zorluklarla mücadele etmede yetersiz kalma

Son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz bir konu da gençlerin mücadeleci olmadıkları ve çabuk pes ettikleri. Tabii ki sorumluluk verilmemiş, zorlanmasına müsaade edilmemiş, her düştüğünde hatta düşmeden elinden tutulup kaldırılmış, kolay bir okul hayatı geçirmiş çocuklar üniversiteye geldiklerinde alışık olmadıkları bir zorlanma yaşamaya başlıyorlar ve evet bir kısmı da pes ediyor. Sonuçta bu durumdaki bir gencin sadece üniversiteye girmek için ayırdığı ve üniversitede bilfiil geçirdiği zamana üzülmek yerine bunların öncesinde anlamlı kılınmamış daha doğrusu gerçek hayatla yüzleşmeden gecen yıllarına daha çok üzülüyorum. Erken çocukluk döneminden itibaren hem evde hem de okulda yapılabileceklerin belki de yapılmaması gerekenleri ayrıca başka bir yazımda ele almak istiyorum.

Instagram
Twitter

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
kingppowerwolf

Üniversite de okuyan arkadaşlar öncelikle seni sen oldugu için kabul eden arkadaş çevresi edinin.(Zordur fakat imkansızda degildir).Ekonomik olarak zorlanacaksınız sabretmeyi ögrenin.Sınavlardan korkmayın.Derslerden korkmayın.Hayat şartları zordur fakat aşılamaz degildir.Kendinizi çaresiz hissetiginizde problemleri çözmede karamsar düşünce içerisine girmek yerine çözüm odaklı yaklaşın tüm olaylara. Bu sözlerim size bir üniversite bitirme imkanı tanır.

nukleerbaslikliterlik

Ülkenin en iyi üniversitelerinden birinden mühendislik mezunuyum ama mesleği 1 sene içinde bir daha yapmamak üzere bırakmaya karar verdim. Mesleği beceremediğim için değil aslında başarılıyım da iş yerimde herkes anladı gideceğimi gitme diyor ama olmuyor aşırı mutsuzum. Telefonumu bir saniye kapatamam izin almadan hafta sonu tatilim bile olsa şehir dışına çıkamam. Gece gündüz fark etmez fabrikaya gitmek zorundayım. Maksimum çalışma saati diye bir şey yok 24 saat çalıştığım çok oldu. Peki ne için? Para içinde mi yüzüyoruz? Hayır aldığım para komedi. Peki çok mu saygı duyuluyor? Hayır bize çöp muamelesi yapılıyor. Neden bu işe devam edeyim ki? Okumanın en değersiz olduğu dönemde yaşıyoruz.

papichulopapichulo

Hangi okul hangi bolum

bambamb

ailem hayatıma karışmasa bende bırakmak istiyorum😔 cidden boşa okuyoruz ileride iki seçeneğimiz var ya işsiz kalacağız ya da asgari ücretle hatta ondan da az bir ücretle haftanın 6 günü günlük 9-12 saat köle şeklinde çalışacağız kendimize vaktimiz bile olmayacak (tabi bunlar tıp ve top üniversitelerdeki mühendislikler için pek geçerli değil)

ladystardust_

Çünkü her kurum üniversite oldu dersane binası üniversite oldu herkes diploma=iş olarak baktığı için hangi bölüm hangi üniversite gelirse gidiyor ayrıca eğitim de aşırı yetersiz her şey teorik kalıyor iş hayatına dayalı eğitim verilmiyor ve öğrendiklerimiz çok çok az bir birikim sağlıyor sadece vize final geçilmesine bakılıyor özellikle teknik bölümlerde erkenden kendini geliştirmeye başlaman gerekiyor Bunların hepsi sistem yüzünden ağaç yaşken eğilir yanlış eğitim yanlış sonuçlar verir ayrıca aile yapısını da göz önüne almalıyız çoğu aile maalesef dediğim gibi diploma=iş olarak bakıyor çocuğu zorluyor matematik bilmeyen insan mühendis üslup bilmeyen insan eğitmen oluyor

renginibelliet

eğri oturalım doğru konuşalım. 1-artık ilçelerde bile üniversite(!) var. 2-kontenjanlar çok yüksek herkes okuduğu okulu hakkıyla okusa mesleğinin erbabı olsa gene fazla gelir o meslek. 3- üniversiteler zaten rektörlerin çiftliği istediği harcamayı yapar istediği kişiyi işe alır. 4-üniversite okuyan niye okur ? kendini geliştirmek için meslek sahibi olmak için. ama bizim gençlerimizin çoğu bunun için gitmiyor. 5-dandik bölüm ve üniversiteleri okumak için saf halk çocukları uzak şehirlere okumaya gidiyor borçla okuyorlar mezun olduklarında büyük borcun altına girmekle kalmayıp asgari ücretli işi bile zor buluyorlar. hiç okumasalar zaten bulacaklar bu işi. 6-halk bilinçleniyor. ömürlerini boşa harcamak istemiyor bırakıyor fayda görmediği okulu yada hiç gitmiyor . 7-Gençler üniversite okunmasın değil okusun ama hedefiniz olsun birde dandik bölümleri okumak için başka şehirlere gitmeyin ailenizin yanında kalın ve çalışın bölümünüzle ilgili işlerde. daha çook yazılırda okuyan olmaz

Görüş Bildir