Görüş Bildir

Bugünlerde Çok Tartışılan Başkanlık Sistemiyle İlgili Mustafa Kemal Atatürk Ne Düşünüyordu?

Anasayfa > Iq

Bugün sık sık tartıştığımız başkanlık sistemiyle ilgili ileri görüşlü liderimiz Atatürk'e yeniden kulak vermemiz gerekiyor.

Kaynak: Belleten Dergisi, Atatürk Özel Sayısı, Kasım 1988

1930 senesi Türkiye için oldukça hareketlidir. 'Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu' çıkartılmış, Serbest Cumhuriyet Partisi kurulmuştur.

1930 senesi Türkiye için oldukça hareketlidir. 'Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu' çıkartılmış, Serbest Cumhuriyet Partisi kurulmuştur.

1929'da yaşanan Büyük Buhran'dan sonra 1930'lara gelindiğinde Türk lirası karşısında değer kazanan Amerikan doları 2,12 lira seviyesine ulaşır. Bu durum, Başvekil İsmet Paşa hükûmetini birtakım önlemler almaya zorlar. Bu önlemlerden biri de 1930 yılının Şubat ayında çıkartılacak olan 'Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu'dur. Aradan geçen 7 ay boyunca kanun uygulanır ve 27 Eylül 1930'da tekrar kanun üzerinde görüşülmek üzere meclis olağanüstü toplanır. İsmet Paşa, meclisten, izlenen mali ve iktisadi politika için bir nevi güvenoyu istemektedir aslında.

12 Ağustos 1930'da kurulan Serbest Cumhuriyet Partisi'nin lideri Fethi Bey ise 24 Eylül'de mecliste yeminini ederek hızlı ve sert muhalefetine başlar.

12 Ağustos 1930'da kurulan Serbest Cumhuriyet Partisi'nin lideri Fethi Bey ise 24 Eylül'de mecliste yeminini ederek hızlı ve sert muhalefetine başlar.

Çok partili hayata geçiş yolunda atılan ikinci adım olan Serbest Cumhuriyet Partisi'nin kısa hayatına rağmen günümüzde dahi bize verdiği demokrasi dersi takdire şayandır. Parti kurulmadan önce gazetelere mektup yazarak Cumhurbaşkanı'ndan 'tarafsızlık' konusunda garanti isteyen Fethi Bey, Gazi'den aldığı '...hükûmette olan veya olmayan partilere karşı adil şekilde ve tarafsız olacağıma...' şeklindeki cevap ile partiyi kurar.

27 Eylül günü Maliye Bakanı Saraçoğlu Şükrü Bey hükûmetin iktisadi politikaları ile ilgili uzunca bir konuşma yapar.

27 Eylül günü Maliye Bakanı Saraçoğlu Şükrü Bey hükûmetin iktisadi politikaları ile ilgili uzunca bir konuşma yapar.

Yeni partisinin başkanı olarak Fethi Bey de meclistedir. Saraçoğlu'ndan sonra söz alan Okyar, Türk lirasının içinde bulunduğu tehlikeyi görmekte gecikmiş olduğunu düşündüğü hükûmeti eleştirir ve basiretsizlikle suçlar. Buna rağmen Fethi Bey, kanuna lehte oy vereceğini açıklar ancak şu noktaları da şerh düşer: 'Bu kanuna oy vermemiz, hükûmetin bütün siyasetine itimat ettiğimizi ifade etmez. Ayrıca Başvekil İsmet Paşa'nın meclisi olağanüstü toplayıp bu kanunu geçirdikten sonra hükûmetin istifa edeceği işitilmektedir. Acaba yeni gelen hükûmetin programını dinlemek, onu eski hükûmetten ayıran noktaları saptamak daha iyi olmaz mıydı?'

Fethi Bey'in öngörüsü doğrulanmış ve aynı gün Başvekil İsmet Bey istifa etmiştir.

Fethi Bey'in öngörüsü doğrulanmış ve aynı gün Başvekil İsmet Bey istifa etmiştir.

Meclise getirdiği kanun ve dolayısıyla hükûmetin izlediği politika, oturuma katılan 268 üyenin tamamının oyu ile kabul edilmesine rağmen İsmet Paşa,meclisin güvenini yeterli görmeyerek aynı gün istifa eder. Bu istifasının bir nedeninin  de Gazi'nin kendisine olan güveninin devam edip etmediğine dair endişesidir. Buna karşın Mustafa Kemal, 26 Eylül akşamı yeni kabineyi kurması için İsmet Bey'i görevlendirir; ancak o mazeret beyan eder ve tekrar görev kabul etmek istemez.

Aynı günlerde hayatı boyunca İsmet İnönü'ye muhalefet edecek olan Arif Oruç, çıkardığı 'Yarın' gazetesinde, "Atatürk, Cumhurbaşkanlığını bırakmalı ve Başbakan olmalıdır." yazar.

Aynı günlerde hayatı boyunca İsmet İnönü'ye muhalefet edecek olan Arif Oruç, çıkardığı 'Yarın' gazetesinde, "Atatürk, Cumhurbaşkanlığını bırakmalı ve Başbakan olmalıdır." yazar.

Bundan hemen sonra ise Akşam gazetesinde Gazi'nin 'Ya İsmet Paşa Başvekil olur, ya ben, başka kimse olamaz.'  anlamında söylenmiş sözleri yayımlanır. Bu sözler, Yarın gazetesinin ortaya attığı haber ve dedikoduları güçlendirir niteliktedir. 

Anlayacağınız Ankara'da kazan kaynamakta ve bu 'hükûmetsizlik' bir çözüm beklemektedir. 

Beklenen çözüm yine eski iki silah arkadaşından gelir ve İsmet Paşa, Gazi'nin ısrarlarına dayanamayarak 27 Eylül Cumartesi günü başvekilliği kabul ettiğini meclise beyan eder.

Gazi, aynı gün, meclis toplantısından sonra kalabalık bir milletvekili ve gazeteci grubunu Çankaya'da kabul eder ve çıkarılan dedikodulara karşılık bir konuşma yapar.

Gazi, aynı gün, meclis toplantısından sonra kalabalık bir milletvekili ve gazeteci grubunu Çankaya'da kabul eder ve çıkarılan dedikodulara karşılık bir konuşma yapar.

'Arkadaşlarımız içinde Başvekillik yapacak kişiler çoktur. Fakat bütün bu arkadaşlarım dahil olduğu halde milletin genel eğilimi benim şu veya bu zorunluluk karşısında Başvekil olmamı icap ettirirse bu vazifeyi büyük bir alçak gönüllülükle ve minnetle yerine getirmeye hazırım.'

Sözlerine, 'hem cumhurbaşkanlığını devam ettirip hem de başbakan olabilmenin' kanunda yeri olmadığını belirterek devam eden Mustafa Kemal şöyle der:

Sözlerine, 'hem cumhurbaşkanlığını devam ettirip hem de başbakan olabilmenin' kanunda yeri olmadığını belirterek devam eden Mustafa Kemal şöyle der:

'Bu takdirde benim aynı zamanda Cumhurbaşkanlığını üzerime almamın elbette kanunda imkanı yoktur. Benim alacağım bu yeni görevi çeşitli şekil ve anlamlarda yanlış yorumlamak, Türk milletinin fikirlerini karıştıracak şekilde izaha kalkışmak hiç de uygun ve mantıklı değildir.' 

Gazi, Amerikan tipi bir başkanlık sistemini asla düşünmediğinin altını şu şekilde çizer, "Sistemsiz ve kanunsuz şekilde cumhurbaşkanlığı ile başbakanlığı birleştirmeyi asla düşünmedim."

Gazi, Amerikan tipi bir başkanlık sistemini asla düşünmediğinin altını şu şekilde çizer, "Sistemsiz ve kanunsuz şekilde cumhurbaşkanlığı ile başbakanlığı birleştirmeyi asla düşünmedim."

'Amerikan sistemini memleketimizde tatbik etmeyi hiç hatırıma getirmedim. Sistemsiz ve kanunsuz şekilde Cumhurbaşkanlığı ile Başvekaleti birleştirmeyi asla düşünmedim. Ve düşünecek adam olmadığım, bütün milletçe bilinir zannederim.'

Açıklamalarına son verirken, Mustafa Kemal, 'sözlerinin istismar edilmesini' talihsizlik olarak niteler.

Açıklamalarına son verirken, Mustafa Kemal, 'sözlerinin istismar edilmesini' talihsizlik olarak niteler.

'Bugünkü koşullar içinde bir hükûmetin, millet ve memleket yararı için takviyesine yönelik herhangi bir sözümü -ya İsmet ya Ben- bin türlü faydasız, boş söz ile istismar etmeye kalkışmak isteyenler çok talihsiz adamlardır. Akşam gazetesi başyazarına söylediğim sözler benim ağzımdan çıkmış ve icabında daima tekrar edilecek sözlerdir.'

Bu içerikler de ilginizi çekebilir.

Samsung Data Code
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
112
79
8
6
5
4
1
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?