Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bora Farsak Yazio: Kendim Ettim, Kendim Buldum

0PAYLAŞIM
Yazio Banner

“Kendim ettim kendim buldum” belirli bir yaşın üzerindekiler bu şarkıyı hatırlayacaklardır. Bana bu son dönemi ve insanlık tarihini düşündürdü. İnsanlık var olduğu günden beri korkunç gelişmelere imza atmış ama bunları hep bencilce kendi çıkarları doğrultusunda kullanmış; dünya üzerinde yaşayan en yırtıcı hayvandır. Bu gelişmeler ışığında kendine yaşam mekanları açmış bilimin ışığında korkunç çalışmalarla, gelişmelerle uzayı fethetmeye başlamış ve Mars yolculuğuna başlamıştır.

Hatırlatmakta yarar var, Mars yolculuğu meraktan olduğu kadar dünyaya bir alternatif üretmek amacıyla da yapılmaktadır.

Ama bir düşünsenize yüzyıllar içerisinde kendimize yaşanacak daha güzel bir mekân yaratmaya çalışırken, bir şekilde de yuvamıza yani dünyamıza verdiğimiz zararları; ozon delikleri, buzulların erimesi, küresel ısınma, hava kirliliği, deniz kirliliği, soyu tükenen hayvanlar, savaşlar ve birçok maddeyi artarda eklediğimizde “Kendim Ettim Kendim Buldum” şarkısını daha net bir şekilde belki algılamak ve bugüne uyarlamak mümkün olmaktadır. Gelişmeler devam ederken yeni buluşların ışığında bir yandan da insan kendi kendine ve eşi benzeri bulunmayan ve daha da önemlisi bir tane daha bulunmayan yuvasına yani dünyaya verdiği zararları tamir etmek ve yaşanabilirliğini sürdürebilmek için de korkunç bir enerji, para ve vakit harcamaktadır.

Bunun en son örneği de maalesef ki bizim neslimize denk gelmiş olan Covid pandemisidir.

İster gerçekten laboratuvarda üretilmiş olsun, isterse bir canlı hayvan pazarında yarasadan bulaşmış olsun, ne olursa olsun insanın kendine verdiği zararın, sorumsuzluğunun, aç gözlülüğünün bir örneğidir. Korkunç bir şekilde ilerlemekte, hayat standartlarınızı altüst etmektedir. Dünya genelinde birçok önlemler alınmakta ve maalesef ki devletler, insanlar ve sağlık sistemleri bununla başa çıkmakta son derece zorlanmaktadırlar. Ben bugünkü yazımı internet ortamında bana ulaşan ama maalesef kendisini tanımadığım için izinli alamadığım bir meslektaşımın yazdıklarıyla devam etmek istiyorum.

Maalesef ki hastalanmış, ama ne mutlu ki iyileşmiş bir meslektaşım. Bana bir şey olmaz zihniyetinin hâkim olduğu güzel ülkemde örnek alınması ciddiye alınması ibretle okunması gereken bir yazı olduğunu düşünerek paylaşmak istedim.

“Sevgili meslektaşlarım,

Yaklaşık 21 gün önce Covid + oldum. Kardiyoloji uzmanıyım. Sürecin başından beri kendimi ve ailemi korudum. Eşim de göğüs hastalıkları uzmanı. 2 çocuğumuz var ellerinizden öper. Aktif olarak Covid acil, pandemi servis ve pandemi yoğun bakım ünitelerinde mesai ve nöbet tuttum. Çadırda veya servislerde hastalardan sürüntü aldım. Covid’li hastalara fizik muayene, eko, acil veya elektif anjiyografi yaptım.  Eşimden dolayı ilave bir riskim de vardı. Her gün eve gelince kapının ardında soyunup, kıyafetlerimi makineye attım, en az 60 derecede yıkadım. Her mesai sonrası çocuklarıma sarılmadan banyo yaptım ve + olmadım.

Gel gelelim çocukları okula/kreşe göndermedim oradan bulaşır diye. Müstakil şehir dışında bir ev kiraladım. Bakıcı tuttum. Bakıcımız aynı müstakil sitedendi. Eşi ve oğlu ile yaşıyordu. Bir gün bakıcı üsye semptomları ile gelince hastaneye götürüp tahlil/tetkik/tedavi yapalım dedik. Ama cehalet yüzünden kabul ettiremedik. Ben iyiyim menapoz nedeniyle vs. bahaneler üretti bakıcı. Hiç dolmuşa bile binmiyorum dedi evlerimiz arası 600 m. Oysaki HES sisteminde tam da onların evinin civarında mavilik vardı. Ya bakıcı ya da komşularından birisi + idi. Ancak insanlar + olmayı bir vebalı gibi saklıyorlar...

Neyse kanıt olmayınca iddiadan öteye geçilmiyor. Kadın eve gelip gitmeye devam etti. Oğlan 4 yaşında kız 9.. Kız EBA’dan ders yaptığı için bakıcı daha çok oğlan ile ilgileniyor.

Ve nihayetinde ilk önce oğlan subfebril ateşlendi. Canavar gibidir, klasik oğlan çocuğu. Normalde öğlenleri uyumaz. Üç gün üst üste 3-4 saat uyudu. Hafif yorgunluk. Ancak geri kalan 20 saat gene canavar. Kızda hiçbir semptom yok.

Bir gün hanım nöbetçi. Ben tek yatıyorum. Sabah 5'te gözümü bir açtım oğlanın burnu benim ağzımda. Arada 3 cm mesafe. Direkt burnundan benim ağızımın içine nefesini veriyor. Muhtemel 4 saat kadar bu şekilde uyumuşuz. Birkaç gün sonra ben ateşlendim, hafif kırgınlık... Gittik test yaptırdık ben ertesi gün arandım + siniz diye. Hanımın ilk test -. Çocuklarda semptom yok test yapılmadı. Sağlıkçı olunca bir hafta karantina süreci. Kız ilk defa yüz yüze derse gideceği gün karantinaya girdi..

Neyse evdeyiz hanımda astım var. Çok hassas. Tırsıyorum hanıma bulaşırsa ağır geçirir mi diye. Ertesi gün hanım ateşlendi acile gittik. Hanımdan test benden kan akciğer filmi... Solda 2 cm effuzyon gelişmiş bende. Parankim normal. Kanlarım neredeyse normal. Eve karantina döndük. Hanım + çıktı. Bana ikili antibiyotik başladı. Zaten 2 gr C vitamini, D vitamini, parol, nasal dekonjestan vs. alıyorum. 

Öksürük başladı. Ateş pek yok. Hanım devamlı hastaneye yatmam gerektiğini söylüyor. Komplike olmuşum. En azından 2 gün içinde kanların tekrarlansın diye ısrarcı. Ben de hastaneye yatarsam çocuklar rezil olur derdindeyim. Ama normale yakın bir sağlığım var. Nefes darlığım belirgin yok.

10 paket/yıl sigara öyküm var. Ancak 15 yıldır ex-smokerım.

Saturasyonum sigarayı bıraktığım dönemde ve sonrasında hep %92-93 çıkıyor. Sft, BT hep bakıldı. Bir patoloji yok. Acaba Parsiyel pulmoner venöz dönüş anomalisi mi var diye düşünüyorum. Kontrastlı BT bugün yarın çekileyim derken 15 yıl geçti. Ekom da normal tabi... + olduğum ilk gün kontrast BT çektirdik. Akciğerlerim pırıl pırıl. Venöz dönüş anomalisi de yok.  Hanımın parmak saturasyon cihazı var onu takıyorum evde %92 çıkıyor gene...

Hanım ısrarla cuma kontrole gidelim dedi. Plevral sıvın arttı herhalde diyor.  Ben de hastane yoğun diye cumartesi sabah gidelim dedim.

Pozitif olmamın 7. gecesi saat 3'te uyandım. Hafif paroksismal nokturnal dispne gelişti. Pencereyi açma hissiyatı oldu. Ama gene de oda havasında çok rahatım. Saturasyonum %92 hala. 5'te yattım. Sabah 7 de kalktım. Bir öksürük krizi... Resmen boğmaca gibi... Hanımın da nefes darlığı yok ama çok yaygın kas ağrısı var. Yürümekte bile zorlanıyor.. Çocuklar ise çok iyiler.

Öksürüğüm bir türlü geçmek bilmiyor. Tuvalete girdim. Nefes alamıyorum. Sanki havuzun dibindeyim. Hanıma seslendim ben iyi değilim diye. Hemen arabayla beni acile götürdü. Çocuklar evde yalnız. 10 dk. da acildeyiz. Ama ben gittikçe kötüleşiyorum. Hemen acil doktorlarımız geldi. 

Benim durum kritik duruyor. 2 gün önce acil doktorumuz yoğun bakımlık olmuştu. Durumu kötüydü.. Sıra bende diye düşünüyorum, resmen boğuluyorum. Saturasyonum acilde %65.. Bir panik havası. Oksijen maskesi burnumda ama kesinlikle alveolokapiller mebranlarımdan O2 geçmiyor. Bilmekte kötü... Ateşime baktılar. 37 c. ama genel durum hipoksik…

Hipoksik beyine doğru yol alıyorum hemen damar yolları açıldı. Normalde plevral sıvım nedeniyle film veya BT çektirecektik. Tabi pre-entübe vaziyet olunca görüntüleme sonra yapılır ilk müdahalenin yapılması için vakit kaybetmeden 2 kat üstteki pandemi yoğun bakıma sedye ile çıkardılar. Ancak ben kesinlikle hala havuzun dibindeyim. 12 lt/dk Maske Oksijene rağmen...

4-5 dk içerisinde pandemi yoğun bakımdayız. Ben entübe olacağımı düşünmeye başladım. Yoğun bakımda ateşime tekrar baktılar. Ateş bir anda 40 c olmuş. Sitokin fırtınasına giriyorum. İki anestezist bir yoğun bakım yan dal uzmanım 4-5 hemşire arkadaş, göğüs uzmanı hanım, herkes bir şey yapıyor. Kollarıma damar yolu açılıyor. Kültür alınıyor. Soğuk kompres, 2’li iv antibiyoterapi, cpap... İv pulse Steroid 250 mg iv Prednol… Ateş düşürücü iv. yağdırıyorlar... Herkes başımda... Ben hala suyun içinden, havuzun dibinden olan biteni izliyorum... Hanım iki gözü iki çeşme...

Dr. arkadaşlar moralleri bozuk ama işlerini yapıyorlar… Buraya kadarmış psikolojisindeyim. Hanıma evdeki 1 adet olan yarım altının yerini tarifliyorum fakirliğin gözü kör olsun... 😊 Kanlar çıkana kadar İl-3 inhibitörü veremiyorlar. Acaba bakteriyel enfeksiyon da var mı? Verirsek daha kötü olur mu deyyu... Plazma için Ig-A da aldılar... Ben hala havuzdayım sanki dipten yüzeye doğru çıkacak gibiyim. Tam rahatlayacak gibiyim bir öksürük krizi...

Öksürdükçe resmen yıllar sonra hızlı koşunca fazla oksijenden ciğerleri yanan biri gibiyim.

Her nefes alışımda sanki ciğerlerime kırık cam parçaları döküyorlar... Nefes almak istemiyorum acıdan ama mecburum. Benimle devamlı konuşuyorlar. Devamlı konuşulunca anladım ki benden endişe duyuyorlar.  High flowa geçtiler burundan...  Öksürmemek için Allah'a yalvarıyorum. Entübasyon öncesi durumdayım. Ben de bunun farkındayım. 

Kelimeyi şahadet getiriyorum içimden. Diyorum ki entübe olup tekrar uyanamazsam bari son kez imanı tazeleyelim... Gün içinde plazma geliyor 150 km ötedeki komşu şehirden. Remdesevir flakon yapıyorlar. 1 flakon 30 bin TL olduğunu biliyorum... (Toplamda 6 doz remdesevir, 3 doz plazma, 2 doz tosilizumab, 5 doz ivig...)

Yoğun bakımda 3. günün sonunda havuzun dibinden yüzeye çıktım... Kontrol BT de akciğer tutulumum %80… 7 gün içerisinde normalden %80 tutuluma ilerlemesi insanı şaşırtıyor... Yoğun bakım yatışımdan 1. haftada servise 10 gün sonra da eve çıktım. Ecmo ihtiyacım olur mu? Entübe olur muyum? Hipoksik ensefalopati gelişebilir mi? Sorularını havuzun dibinde bıraktım...

İşte böyle dostlar... Şu an da nefesim çok daha iyi. Eforla nefes darlığı oluyor bazen.

1 ay Steroid düşük doz devam... Fibrozis ile akciğer iyileşmesin diye... Triflow artık 3 sn. 3 top tavan tutabiliyorum... Ancak servise geçince ilave olarak klinik hipertroidi gelişti... Günde 8 öğün yiyorum, buna rağmen 9 kilo verdim. Herkese dalasım var… Aşırı sinirlilik... T3’üm 23 ün üzeri. TSH 0,05 ertesi gün 0.03... Uyku yok. 24 saatin 22 saati uyanığım. Gece aracıma binip şehri turluyorum sıkıntıdan... Ves’ler, kısa süreli svtler... Şimdi de steroide bağlı miyopati. Kaslarda erime ve nihayet vücutta püstüler sivilce...

Neyse daha bunaltmayayım sizi...

Süreç kısaca bu... Vaktimiz gelmemiş henüz...”

Umarım hiç kimsenin vakti gelmemiştir. Ama tedbirleri umursamazsak, bunu göz ardı eder klasik vurdumduymaz tavrımızla  devam edersek, maskemizi kolumuza, alnımıza, çenemize ve burada vurgulamak istemediğim başka yerlere koymaya devam edersek, sonuçta maalesef vaktimiz gelecek. Bu umursamazların vakti geldiği gibi onların sayesinde bizimki de gelecek. Sağlıkla, maskeli kalın.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
bahadirthehoneybadger

Rastladigim en dehset verici covid oykulerindendi, buyuk gecmis olsun hocaya.

Görüş Bildir