Bir Sosyal Medya Kullanıcısı İstanbul'da Ofisten Çalışmanın Ekonomiye Maliyetini Hesapladı
Özellikle pandemi zamanında başlayan evden çalışma trendi zamanla gevşedi. Özellikle büyükşehirlerde bazı firmalar hibrit (haftanın belirli günleri ofis) bazı firmalar ise tam zamanlı ofis çalışmasına dönmeye başladı. Ofisten ve evden çalışmanın karşılıklı olarak pek çok avantaj ve dezavantajı olsa da İstanbul gibi trafiğiyle meşhur bir kentte ofisten çalışmanın gerekliliği masaya yatırıldı.
Linkedin'de Derin Kalkancı isimli bir iş insanının İstanbul trafiği ve götürülerini anlattığı yazı yaklaşık 5 bin beğeni aldı.
Paylaşım şöyle:
'Sabah 8'de evden çıkıyorsun. Ofise 9.30'da varıyorsun.
Akşam 6'da çıkıyorsun. Eve 8'de varıyorsun. Günde 3.5 saat trafikte. Haftada 17.5 saat. Yılda 840 saat. Hemen hemen 35 tam gün.
35 günü her yıl arabada geçiriyorsun. Ölü zaman değil bu, aktif yorgunluk. Direksiyonda kortizol, korna sesinde adrenalin, eve vardığında tükenmiş bir beden.
Sonra patron diyor ki ofise dönüş verimliliği artıracak.
İstanbul'da trafik bir altyapı sorunu değil, ekonomik bir vergidir. Sadece kimse fatura kesmiyor. Çalışan ödüyor: zamandan, sağlıktan, aile hayatından. Şirket ödüyor: yorgun kafayla gelen ekipten, geç başlayan toplantılardan, öğleden sonra çöken enerjiden. Şehir ödüyor: yakıttan, havadan, kazadan.
Bir hesap yapalım.
İstanbul'da 500 bin beyaz yaka olduğunu varsayalım. Her biri günde 2 saat trafikte. Günde 1 milyon saat. Saat ücretini 200 lira tutsak günde 200 milyon lira. Yılda 50 milyar. Bu rakam üretilmiyor, harcanmıyor, sadece buharlaşıyor.
Ben de İstanbul'da yaşıyorum. Toplantıları sabah 9'a almıyorum, çünkü kimse zamanında gelemiyor. Geliyorsa da kafası başka yerde. Doğruyu söylemek lazım: bu şehirde verimlilikten konuşmak komik. Önce trafikten konuşmak gerekiyor.
Ofis kültürü artık hayatta kalma stratejisi.'
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!




Yorum Yazın