Bir Kişinin Düşük Zekasını Ortaya Çıkaran 8 Alışkanlık
Zeka yalnızca bir kişinin bildikleriyle değil; dinleme biçimi, hatalarıyla kurduğu ilişki ve yeni fikirlere ne kadar açık olduğuyla da çevresinde bir izlenim yaratıyor. Bazı gündelik davranışlar, kişiyi olduğundan daha bilgisiz veya düşüncesiz gösterebiliyor.
Elbette tek bir alışkanlıkla bir kişinin IQ seviyesini belirlemek mümkün değil. Buradaki maddeler bilimsel bir zeka testi değil; iletişimde ve sosyal ilişkilerde düşük zeka izlenimi yaratabilen davranış kalıplarını anlatıyor.
İletişim biçimi düşük zeka izlenimi yaratabiliyor
Karşısındakini gerçekten dinlememek
Biri konuşurken yalnızca verilecek cevabı düşünmek, sık sık sözünü kesmek veya konuyu sürekli kendine çevirmek zayıf dinleme becerilerinin işareti olabiliyor. Böyle davranan kişiler, karşılarındakinin düşüncelerini anlamaya çalışmak yerine konuşmada üstünlük kurmaya odaklanıyor.
Oysa iyi bir dinleyici olmak yalnızca sessiz kalmaktan ibaret değil. Yapılan bir araştırmada insanların kendilerini dinlenmiş hissetmesinde dikkat, empati, saygı ve ortak bir anlayış kurmanın önemli olduğu belirtiliyor. Bu nedenle dinlememek, doğrudan zekayı göstermese de sosyal farkındalığın zayıf olduğu izlenimini yaratabiliyor.
Akıllı görünmek için karmaşık kelimeler kullanmak
Günlük bir düşünceyi mümkün olduğunca uzun, teknik ve anlaşılması güç kelimelerle anlatmak her zaman zeka göstergesi değil. Tam tersine, gereksiz jargon kullanmak kişinin ne söylediğinden emin olmadığı ya da çevresini etkilemeye çalıştığı izlenimini verebiliyor.
Daniel Oppenheimer’ın çalışması da gereksiz yere karmaşık kelimeler kullanılan metinlerin yazarlarını daha zeki göstermediğini ortaya koyuyor. Katılımcılar, sade biçimde yazılan metinlerin sahiplerini daha zeki olarak değerlendirmişti. Çünkü güçlü iletişim, bilgiyi karmaşıklaştırmak yerine anlaşılır hâle getirebilmeyi gerektiriyor.
Başkalarının fikirlerini görmezden gelmek
Bir konuşmayı sürekli monoloğa çevirmek ve karşıdaki kişinin katkılarını önemsiz görmek, yalnızca kabalık olarak değerlendirilmiyor. Bu davranış, kişinin kendi bilgisinin sınırlarını fark edemediğini ve farklı bakış açılarına ihtiyaç duymadığını düşündüğünü de gösteriyor.
Kendi görüşlerinden emin insanlar, başkalarının konuşmasına izin vermekten veya bilmedikleri bir konuda geri planda kalmaktan rahatsızlık duymaz. Her fikri daha dinlemeden reddetmek ise meraktan çok kontrol ihtiyacını ve zihinsel katılığı öne çıkarıyor.
İnsanları sürekli yargılamak
İnsanları tek bir davranışına, görünüşüne veya tercihine bakarak hemen sınıflandırmak, olayların arkasındaki koşulları değerlendirmeyi zorlaştırıyor. Sürekli yargılayan kişiler, karmaşık durumları anlamaya çalışmak yerine herkesi basit etiketlere ayırabiliyor.
Bu alışkanlığın bir diğer dikkat çekici tarafı da kişinin kendisine yöneltilen en küçük eleştiriye karşı aşırı hassas olması. Başkalarının hatalarını büyütürken kendi eksiklerini görmezden gelmek, güçlü bir muhakemeden çok benlik algısını koruma çabasına işaret edebiliyor.
Hatalara ve gelişime karşı takınılan tavır da önemli
Hatalarının sorumluluğunu almamak
Bir hata ortaya çıktığında hemen bahane üretmek, başkalarını suçlamak veya yaşananları inkâr etmek kişinin öğrenme ihtimalini ortadan kaldırıyor. Çünkü bir yanlışın nedenini kabul etmeden aynı durumun gelecekte nasıl önleneceğini anlamak mümkün olmuyor.
Hatasını kabul etmek, kişinin yetersiz olduğunu değil; davranışlarını değerlendirebildiğini gösteriyor. Sürekli savunmaya geçmek ise aynı sorunların tekrarlanmasına ve kişinin çevresinde güven kaybetmesine yol açabiliyor.
Yardım istemeyi zayıflık saymak
Her şeyi tek başına çözmeye çalışmak ilk bakışta bağımsızlık gibi görünebilir. Ancak kişinin bilmediği bir konuda yardım istemeyi reddetmesi, zaman kaybetmesine ve kolayca önlenebilecek hatalar yapmasına neden olabiliyor.
Üstelik araştırmalar, tavsiye istemenin kişiyi her zaman yetersiz göstermediğini ortaya koyuyor. Harvard araştırmacılarının çalışmasına göre özellikle zor görevlerde uzman birinden tavsiye isteyen kişiler, karşılarında daha yetkin bir izlenim bırakabiliyor. Kendi sınırlarını bilmek ve doğru bilgiye nasıl ulaşacağını anlamak da problem çözme becerisinin bir parçası. Harvard Business School
Yapıcı eleştiriye kendini kapatmak
Her geri bildirimi kişisel saldırı olarak yorumlayan biri, güçlü ve zayıf yönlerini gerçekçi biçimde değerlendirmekte zorlanabiliyor. Eleştiriyi dinlemeden reddetmek, kişinin haklı kalmasına yardımcı olsa da gelişebilmesi için ihtiyaç duyduğu bilgiyi kaybetmesine neden oluyor.
Elbette bütün eleştiriler doğru veya faydalı değil. Önemli olan, söylenenleri doğrudan kabul etmek yerine sakin biçimde inceleyebilmek. Yapıcı geri bildirim, doğru koşullarda kişinin hatalarını fark etmesine ve gelişmesine yardımcı olabiliyor.
Basit işleri gereksiz yere zorlaştırmak
Kolayca çözülebilecek bir işi çok sayıda adıma bölmek, gereksiz kurallar eklemek veya basit bir açıklamayı karmaşıklaştırmak her zaman derin düşünmenin sonucu değil. Bazı kişiler, yaptıkları iş daha etkileyici görünsün diye süreci olduğundan daha zor hale getirebiliyor.
Oysa güçlü problem çözme becerisi, bir konuyu mümkün olduğunca karmaşıklaştırmaya değil; gereksiz ayrıntıları ayıklayarak en etkili yöntemi bulmaya dayanıyor. Karmaşıklığı zekayla karıştırmak hem zamanı boşa harcayabiliyor hem de çevredeki insanların konuyu anlamasını zorlaştırabiliyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın