Bilim Dünyası Yıllarca Aramıştı: Antik Çağın Gizemli Şehri 1842'de Türkiye'de Bulundu
Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde, Dalyan Deltası’nın labirent benzeri sazlıkları arasında yükselen Kaunos Antik Kenti, Anadolu’nun en özgün yerleşimleri arasında yer alıyor. Hem UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki veriler hem de 60. yılına giren kazı çalışmaları, bu kentin neden eşsiz sayıldığını kanıtlıyor. UNESCO kayıtları, Kaunosluları kendilerine özgü dilleri, gelenekleri ve inançlarıyla Anadolu’nun yerli bir halkı olarak tanımlıyor. Likya yazılarında 'Ksibde', çevre şehirlerin yazıtlarında ise 'Kbid' olarak anılan bu medeniyet, alfabelerindeki özgün harflerle Karya ve Likya arasında kültürel bir ada oluşturuyor.
Detaylar 👇
Bilim dünyasının yüzyıllarca aradığı antik kentin konumu 1842 yılında kesinleşti
Bilim dünyası Kaunos’un varlığını antik metinlerden bilmesine rağmen, şehrin tam konumu yüzyıllarca gizemini korudu. Bu belirsizlik, 1842 yılında İngiliz arkeolog Hoskyn’in bölgeyi keşfetmesiyle son buldu. Antik çağda Akdeniz’in en stratejik ticaret limanlarından birine sahip olan kent, güneydeki Küçük Kale limanı ve bugün Sülüklü Göl olarak bilinen iç liman olmak üzere iki ayrı noktadan denizle buluşuyordu. Ancak Dalyan Çayı’nın taşıdığı alüvyonlar zamanla kentin denizle bağını kesti. Bu coğrafi değişim kenti yoksullaştırsa da, yerleşim 15. yüzyıldaki sıtma salgınına kadar önemini muhafaza etti.
Mimari yapılar ve mühendislik harikası platformlar arkeoloji dünyasında ilk olma özelliği taşıyor
Kaunos, şehir surlarından ölçüm platformlarına kadar pek çok mimari ilki barındırıyor. Harç kullanılmadan inşa edilen ve 4 metre genişliğe ulaşan şehir surları, sarp arazideki mühendislik başarısını sergiliyor. Kentin zirvesinde yer alan rüzgar ölçüm platformu, sokakların rüzgar yönüne göre konumlandırıldığını belgeleyen dünyadaki ilk somut kanıt olarak kabul ediliyor. Ayrıca tiyatrolarda kullanılan döner perde sistemi 'Periaktos'un tek örneği de burada bulunuyor. Ekonomik açıdan ise İztuzu sahilindeki tuz tavaları, antik çağ tuz üretimine ışık tutan ilk arkeolojik kayıtları oluşturuyor.
Yarım asrı deviren kazı çalışmaları günümüzde üçüncü kuşak akademisyenler tarafından yürütülüyor
Prof. Dr. Baki Öğün başkanlığında 1966 yılında başlayan kazılar, 60 yıldır aralıksız sürüyor. 2021 yılında görevi devralan Doç. Dr. Ufuk Çörtük, bugün yaklaşık 3 bin 250 metrekarelik bir kompleksi kapsayan manastır alanında çalışmalarını yoğunlaştırıyor. Kaya mezarlarından 5 bin kişilik tiyatroya, bazilikadan Osmanlı dönemi buluntularına kadar geniş bir yelpaze sunan kent, her kazı döneminde yeni veriler sunmaya devam ediyor. Güncel çalışmalar, bölgenin hem antik dönem belleğine hem de sonraki kullanım süreçlerine dair kritik bilgiler sağlıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın