Bedeni 12 Yıllık Esarete Mahkûm Edilse de Fikirleri Asla Kalıplara Sığdırılamamış Bir Adam: Kemal Tahir

128PAYLAŞIM

Düşünce özgürlüğü adına, kendi özgürlüğünü feda eden yorgun bir savaşçıydı...

Bu içerikte Ahmet Yesevi Üniversitesi kaynak olarak kullanılmıştır.

13 Mart 1910'da İstanbul'da doğan yazar, o zamanlar İsmail Kemalettin Demir adına sahipti.

Babası, ülkenin dört bir yanında görev alan bir yüzbaşıydı. Bu sebeple çocuk yaştan itibaren, çeşitli Anadolu şehirlerindeki mekteplerde eğitim gördü. Annesi veremden öldüğünde Galatasaray Lisesi'ne devam ediyordu, ancak yarıda bırakarak Zonguldak'ta memur olarak göreve başladı.

1932'de gazeteci arkadaşlarının da yardımıyla 'Geçit' dergisini çıkartmaya başladı.

Bu dergi iki yıl boyunca yayımlandı ve tam olarak 7 sayı çıkarttı. Gazeteciliğe olan aşkıyla beraber muhabir, çevirmen, editör ve benzeri görevlerde yer alarak deneyim kazandı. Bu dönemde edebiyat dünyasının ileri gelen isimleriyle ahbaplık kurma şansı elde etti.

1938 yılındaki askerlik hizmeti sırasında, Nazım Hikmet'le bir olup donanmada isyan çıkartmaya yeltendiği gerekçesiyle 15 yıl hapse mahkûm edildi.

'Bahriye Olayı'nın ardından çeşitli hapishanelerde 12 yıl geçirdikten sonra 1950'de genel bir aftan yararlanarak serbest kaldı. Serbest bırakılmasının ardından çeşitli gazete ve yayınevlerinde çevirmenlik yaparak geçimini sağlamaya çalıştı. Bu süre zarfında kendisini etkileyen yabancı suç romanlarının uyarlamalarını yaptı.

Bu romanlar beklenmedik bir şekilde popülerlik kazandığında kendine olan güveni artış gösterdi.

'Mayk Hammer' ve 'Sherlock Holmes' kitaplarının çevirilerinin ardından takma adla yazdığı öykülerini de kitaplaştırdı. 'Göl İnsanları' Tahir'in gerçek bir romancı olma yolunda attığı ilk adımdı. Daha sonra romancı kimliğiyle ön plana çıktı. Kitaplarına, çoğunlukla Anadolu insanın yaşantısını yansıtmayı tercih etti.

Kemal Tahir, başlarda Atatürk’ün partisi olarak gördüğü Halk Partisi’ne yakındı ancak sonraları ideolojisi değişim gösterdi.

'Sosyalist' düşünceyle yakınlaştığı 1935 yılında karısına şöyle bir mektup yazdı: "Yarım yırtık bilgili kafama birçok kocaman meseleler yığdılar. Kant, Descartes, Nietzsche, Engels, hatta Marks, bomboş kafamda koşmaca oynuyorlar.” Hapisteyken de 'Marksist' ideolojiyi benimsedi. Eşi Fatma İrfan Hanım vatan haini olduğu gerekçesiyle ondan boşandı.

Aziz Nesin ile 'Düşün Yayınevi'ni kurarak artık saklanmadığı bir yayın hayatına adım attı.

Dostu, sırdaşı ve yoldaşı olan Nazım Hikmet’in Piraye’yle ayrılması üzerine dostlukları son buldu. Bu durumu şöyle anlattı: “Piraye kendisine alaka göstermiyormuş. Piraye, Nazım’ın apartmanından topladığı paraları Paris’te delikanlılarla mı yiyor? Bakalım Piraye’nin Bursa’ya gidip gelecek değil mektuba yapıştıracak pul parası var mı? Hasılı Nazım gözümden düştü.”

Hapisten çıktıktan sonra Semiha Hanım'la evlendi ancak hiçbir zaman bir çocukları olamadı.

Edebiyat serüveni boyunca oldukça başarılı eserler veren Kemal Tahir, 'Yorgun Savaşçı' eseriyle 'Yunus Nadi Roman Armağanı'nı ve 'Devlet Ana' eseriyle de 'TDK Roman Ödülü'nü aldı. 

21 Nisan 1973'te Mehmet Barlas’ın evindeki yemek davetinde, Mete Tuncay'la hararetli bir tartışmaya girdi. Sinirden kalp krizi geçiren Kemal Tahir, o gece İstanbul’da hayatını kaybetti.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
bortubocek

Kitaplarını okurken başka bir dünyaya geçtiğim ve anlatım diline hayran olduğum yazar. Nurlar içinde uyusun.

red-factor

Çocukluk yıllarımı saymaz isek, ilk okuduğum kitap "Devlet Ana" romanıdır. Lise 1'de iken Edebiyat Hocamız bütün okula bu romanı dağıtmıştı ve sınavı bu romandan yapmıştı. İyi ki de yapmış. Okuma sevgisini Devlet Ana ile kazandım ben. Çok da severim Kemal Tahir'i. Ruhu şad olsun derler ya hani. Olsun.

Görüş Bildir