article/comments
article/share
Haberler
Balina Avcılarının Acı Dolu Hayatı İskeletlerde Ortaya Çıktı: İskorbüt Hastalığına Sahiplermiş

Balina Avcılarının Acı Dolu Hayatı İskeletlerde Ortaya Çıktı: İskorbüt Hastalığına Sahiplermiş

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Arkeologlar, Kuzey Kutbu’nun dondurucu derinliklerinde, erken modern dönem balina avcılarının trajik yaşamlarını gözler önüne seren çarpıcı keşiflere imza attı. Ancak bilim insanları için asıl büyük zorluk şimdi başlıyor; suların yükselmesi ve iklim değişikliği nedeniyle bu tarihi mezarlık alanı hızla yok oluyor. Araştırmacılar, insanlık tarihinin önemli bir sayfasını sulara gömülmeden önce kurtarabilmek için adeta zamana karşı yarışıyor.

Kaynak

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Norveççe’de “Ceset Burnu” anlamına gelen Likneset, Kuzey Kutbu ile Norveç’in kuzey kıyıları arasında yer alan Svalbard takımadalarındaki en büyük balina avcısı mezarlığı olarak biliniyor.

Norveççe’de “Ceset Burnu” anlamına gelen Likneset, Kuzey Kutbu ile Norveç’in kuzey kıyıları arasında yer alan Svalbard takımadalarındaki en büyük balina avcısı mezarlığı olarak biliniyor.

Bölgede balina avcılığının altın çağı olan 17. ve 18. yüzyıllarda kullanılan bu alanda, üzerleri taş yığınlarıyla işaretlenmiş yüzlerce sığ mezar bulunuyor.

PLOS One dergisinde yayımlanan yeni bir çalışmada arkeologlar, bu mezarlıktaki 20 iskeleti mercek altına aldı. İncelemeler, bu erkeklerin Avrupa'nın ilk büyük ölçekli ham madde endüstrisinde çalışırken ne kadar kısa ve acı dolu hayatlar yaşadıklarını ortaya koydu. 

Norveç Kültürel Miras Araştırma Enstitüsü’nden arkeolog Lise Loktu ve adli antropolog Elin Therese Brødholt, tamamen insan kas gücüne dayanan bu mesleğin iskeletler üzerinde bıraktığı hasarı doğrudan tespit etti. Dondurucu ve sırılsıklam koşullarda kürek çeken, devasa balinaları zapt edip yağlarını işleyen bu işçilerin; henüz çok genç yaşta olmalarına rağmen omuzlarında, omurgalarında, kalçalarında ve dizlerinde ileri düzeyde kireçlenme (dejeneratif eklem hastalığı), travma ve aşırı zorlanma izlerine rastlandı.

Araştırılan iskeletlerin ezici bir çoğunluğunda, C vitamini eksikliğinden kaynaklanan ve dönemin denizcilerinin baş belası olan iskorbüt hastalığı belirlendi.

Araştırılan iskeletlerin ezici bir çoğunluğunda, C vitamini eksikliğinden kaynaklanan ve dönemin denizcilerinin baş belası olan iskorbüt hastalığı belirlendi.

Kas güçsüzlüğü, diş kaybı, anemi ve bağışıklık sisteminin çökmesine yol açan bu hastalık, avcıları erkenden elden ayaktan düşürüyordu.

İşin trajik yanı ise Avrupalı avcıların, iskorbütü önleyecek biyolojik çözümü bilmedikleri gibi, kutup bölgesindeki yerli halkın yediği C ve D vitamini deposu olan geleneksel balina derisi ve yağı yemeğini (muktuk) yemeyi reddetmeleriydi. Ayrıca iskeletlerin dişlerindeki aşınmalardan, avcıların kilden yapılan pipoları sürekli ağızlarında sıktıkları ve yoğun tütün tükettikleri anlaşıldı. Tütün kullanımının vücuttaki C vitamini depolarını tükettiği bilindiğinden, bu alışkanlığın iskorbüt faciasını daha da tetiklediği düşünülüyor.

Bilim insanlarını Likneset’e çeken en acil durum ise iklim krizi.

Bilim insanlarını Likneset’e çeken en acil durum ise iklim krizi.

Bölgede 1980’lerden bu yana yapılan kazılar karşılaştırıldığında, geçmişte toprağı bir arada tutan permafrostun (donmuş toprak) erimesiyle birlikte mezarlık alanının çökmeye başladığı ve kıyı erozyonu nedeniyle çoktan sulara gömüldüğü keşfedildi.

Araştırmacılar, Kuzey Kutbu’ndaki hızlı ısınmanın organik kalıntılar açısından zengin bu savunmasız kültürel mirası yok ettiği konusunda uyararak, Svalbard’daki bu tarihi arşiv tamamen eriyip gitmeden önce kesintisiz bir koruma ve kurtarma çalışması yapılması çağrısında bulunuyor.

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video

İlginizi çekebilir:

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
Erciyes Üniversitesi Gazetecilik Bölümü mezunuyum. Mezuniyetimin ardından medya ve içerik üretimi alanında çeşitli eğitimler alarak kendimi geliştirdim. 2020 yılından itibaren editörlük ve muhabirlik gibi farklı pozisyonlarda çalışarak medya sektöründe aktif rol aldım. 2024 yılı itibariyle de Onedio'da görev alıyor, gündemin en çok konuşulan konularını en hızlı ve en doğru şekilde okuyucularla buluşturmayı hedefliyorum.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın