Atsan Atılmaz Satsan Satılmaz: 12 Maddeyle “Benden de mi Para Alıcan?” Tipi Arkadaş

-

Ne işle uğraşıyor olursak olalım, hayatın bir noktasında mutlaka çoğumuzun başına gelmiştir: Sunduğumuz hizmeti yakınlık kontenjanından ücretsiz talep eden arkadaş. Ya da bazen bir akraba, bazen ise bir tanıdık. 

İtiraf edelim; bazense açıkçası bizzat biz kendimiz 😁

Bu durum, muhatap olan kişiyi nasıl ve neden zor durumda bırakır; bakalım!

1. Her şey, herhangi bir konuda iyi kötü profesyonelleşerek bunu meslek edinmenizle başlar.

Bu web sitesi tasarımcılığı olabilir, programcılık, fotoğrafçılık, reklamcılık, çevirmenlik, çiçekçilik hatta oto yıkamacılığı bile olabilir.

2. Bu meslekte fiziken, zihnen ve maddi olarak yatırımınız söz konusudur.

Yaptığınız işi öğrenmeye ayırdığınız zaman, bunun için kullandığınız kaynak, düşünüp endişe etmekle geçen geceler, müşteri oluşturmak için harcadığınız emek, para ve daha pek çok anlamda, o iş sizin yatırımınızdır.

3. Gün gelir, bir tanıdığınızın size işi düşer.

Ki dünyanın en normal şeyi; insan doktorun bile tanıdık olanına güveniyor; ve elbette konu ne olursa olsun, kazıklanmamak istiyor. Bir yakını olan size başvuruyor; siz de kendisinin işini görüyorsunuz. Buraya kadar her şey normal.

4. Muhteşem soru tam da bu noktada gelir; “Benden de mi para alıcan?”

O birkaç saniye süren sessizlik esnasında zihin çalkalanır; evet, elbette senden de para “alıcam”? 

(Alamadı)

5. Muhtemelen bu soruyla ilk kez karşılaşmıyor olduğunuzdan, sabır ve nezaketle izah etmeye uğraşırsınız.

Bunun zamanı, emeği, ham maddesi etrafında örmeye çalıştığınız gayet makul ve kabul edilebilir argüman, zaman zaman karşınızdakini kırmak endişesiyle içinize dert olarak döner.

6. Kendinizi hiç yoktan, utanç duyan taraf olarak bulabilirsiniz.

Aslında basitçe, maddi, zihinsel ve zamansal olarak yatırım yaptığınız bir şeyin karşılığını talep etmiştiniz; ne ara bunun için utanan taraf siz oldunuz, siz de anlayamazsınız.

7. Bu hissi yaşamamak için ise, elinizden geldiği kadar ilk sefer için gerçekten de ücret konusunda ısrar etmezsiniz.

Onun canı sağolsundur; bu seferlik böyle olsundur; sonuçta yengenizin kızının eşidir veya eski iş yerinden arkadaşınızdır; ayağı alışsındır; hem tanıtımınıza katkıda bulunmuştur (?), sonuçta suçluluk hissetmekten iyidir...... diye düşünüyorsanız haberler kötü: Bazı arkadaş ve tanıdıklar o "ilk" sefer ile yetinmezler. Tekrar tekrar, ya ücretsiz, ya da ücretinin çok altında sizden iş istemekte hiçbir beis görmezler.

8. Önceden ücretini konuştuğunuzda ise, karşınıza "tamam hesaplaşırız" cümlesiyle çıkarlar.

Ancak ne yazık ki çoğunlukla yüzümüz pek istemeye tutmuyor. Yahut 1-2 kere laf arasında dile getirebilsek bile, üçüncüden çekiniyoruz. Haliyle ömürlerimiz, "bir ara" olarak addedilen ve asla gelmeyen, gelecekteki meçhul ve güzel günleri beklemekle geçiyor 😕

9. "Halbuki tam tersi olmalıydı" gibinize gelir.

Arkadaşlarınızın, eş-dost, akraba ve tanıdıklarınızın size özellikle de büyüme aşamasında tam tersi biçimde, ücreti karşılığı iş yaptırarak destek olacağını ummanızdan daha normal ne olabilir? Fakat alacağınız desteğin en iyisi, o işi kendilerine ücretsiz değil ama epeyce indirimli yapmak olur.

10. Elbette arkadaşınız maddi olarak güç durumdaysa yardımcı olmaktan çekinmezsiniz.

Ancak diğer tüm harcama kalemleri içinde özellikle size yapacağı ödemeden kıstığını gördüğünüzde kalbiniz kırılır. İşinizin, emeğinizin, zamanınızın, hatta arkadaşlığınızın suistimal edildiğini hissedersiniz.

11. Ama hele de bir şirketin çalışanı iseniz, bu istekler sizi iyice zor durumda bırakır.

Çalıştığımız şirketin sunduğu bir ürün veya hizmeti de kimi zaman en yakınlarımız bizden ücretsiz veya ederinin çok altında bir fiyata talep edebiliyorlar.

Burada ise “sen ayarlarsın” cümlesi devreye girer. Hesap vermeniz gereken amirler, sorumlu olduğumuz bütçe tabloları olduğunu anlatmaya çalışırken, çoğunlukla “kötü” olduğunuzla kalırsınız.

12. Sonuç olarak bir ona, bir diğerine derken, karşılığını alamadığınız emekler buradan Fizan'a yol olmuştur.

Bir dahaki talep için kafanızda cümleleri tekrar tekrar kurarken, arkadaşlarınızın "Bunu bu şekilde isteyen pek çok insandan biri olabilir miyim?" diye kendi kendilerine soracakları günün gelmesi hayaliyle kasanızı kapatırsınız.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
koala-neco

Osmanlıca biliyoruz diye dedesinin sandığından eski yazılı belge bulan bana koşuyor, zannediyorlar ki dedemden arsa kalmıştır belki zengin olurum, getirdikleri de vergi evrağı mk ben de bilerek gerilim yapıyorum okurken: "ismail oğlu hasan " aaaa dedemin babasının adı ismail'miymiş, pezevenk işte daha büyükdedesinin adını bilmiyor gelmiş miras bekliyor :)

sinem-onceguldumsonrapapatya

bana osmanlıca konuşsana çok merak ettim diyen var mı peki

koala-neco

osmanlıca konuşma değil yazı dili, bildiğin türkçenin arap alfabesiyle dümdüz okunan hali, ama tabiki arapça ve farsçadan giren bir çok kelime mevcut misal : ( بناءٔعلیه ) binaenaleyh gibi ;) yani allahtan o kadarını biliyorlar da sormuyorlar

Gizli Kullanıcı

ben Osmanlıcanın Türkçe olduğunu kabul etmiyorum (daha doğrusu günümüzde konuşulan Türkçe). Çünkü bugün konuştuğumuz Türkçe'de ayn, gayn, Ha, hı, zal, zı, kaf, kef, se, (peltek ve kalın harfler) bulunmuyor. (tabi senin ne demek istediğini anladım kardeş küçük bir isyan :D )

koala-neco

İşin o kısmına girersek çıkamayız zaten misal isyan kelimesi bile arapça kökenli : عصيان ;) o yüzden siktiredin :))

sinem-onceguldumsonrapapatya

işte yazı dili olduğunu bildiğimden sordum (osmanlıca bilmiyorum öğretmenim anlattı) acaba o kadar salak var mıdır diye merak ettim de o kadar değilmiş iyi bari

koala-neco

yok okadar salak yok ama bülent ersoyun konuştuğ dili düzgün bir türkçe zanneden çok salak var malesef -.-

sinem-onceguldumsonrapapatya

fevkaladenin fevkinde ._.

Görüş Bildir