Aşk mı Ön Yargı mı? İlk Görüşte Aşka Neden İnanmamamız Gerektiğini Gösteren Gerçekler

-

Peki siz ilk görüşte aşka inananlardan mısınız?

İlk görüşte aşk aslında kişisel ön yargımıza dayanıyor.

Hepimizin iyi ya da kötü ön yargıları vardır ve birkaç saniye içinde yeni tanıştığımız biri için istemsizce bir fikir oluştururuz. Bu nedenle gördüğümüz kişiyi, kafamızdaki fikirlerle birleştirdiğimizde ona aşık olduğumuzu düşünmemiz mümkün.

Hormonlar devreye girip üreme içgüdülerimizi uyandırıyor.

Birine ilgi duyduğumuzda, testosteron ve östrojen gibi hormonlarımız çalışmaya başlar. Aslında bu insan ırkının soyunun tükenmemesini sağlamanın insan doğasında olan bir yoludur. Bu yüzden bu yüzden ilk görüşte aşk için temel üreme içgüdüsü diyebiliriz.

Beynimiz daha fazla istememizi sağlayan bir kimyasal salgılıyor.

İlk görüşte aşık olduğumuzu düşündüğümüz kişiyle kısa bir zaman geçirdikten sonra beynimiz 'dopamin' adlı bir kimyasal salgılıyor. Bu, yaşadığımız şeyin hayranlık verici olduğunu düşünmemizi ve daha fazlasını istememizi sağlayan güçlü bir kimyasaldır. Bu da bize aşık olduğumuz hissini verebilir.

Bu özel kişiye takıntılı olmamıza neden olan başka bir hormon daha var.

Yine bu kişiden küçük bir karşılık aldığımızda, serotonin tetiklenir. Bu kimyasal bizi çok iyi ve mutlu hissettiriyor. Bu yüzden karşınızdaki kişiye takıntılı hale getirebiliyor. Bu ihtimali düşünmek yerine, doğrudan aşık olduğumuzu düşünmeye başlıyoruz.

Dünyayı toz pembe görmemizi sağlayan başka bir hormon da devreye giriyor.

Aşk ilacı” olarak bilinen feniletilamin (PEA), ilk görüşte hoşunuza giden o kişinin gerçekte olduklarından daha iyi görmemizi sağlar. PEA bizi gerçeklere karşı kör ediyor ve karşımızdaki kişinin hatalarını ve eksiklerini görmezden gelmemize neden oluyor.

Oksitosin ise kendimizi ona daha bağlı hissetmemize sebep oluyor.

Bu hormon, birlikte geçirilen zaman ne kadar artarsa o kadar artar.

Aşık olduğumuzda, vücudumuz karmaşık bir hormon kokteyli salgılar.

Karmaşık aşk döngüsünün tamamlanması için zamana ihtiyaç var. Birinin gözlerine ilk defa bıraktığımız andan itibaren tüm bu hormonların yaydığı heyecanı hissetmemiz pek mümkün değil. Bu yüzden yaşadığımız şeyin gerçek olup olmadığını anlamamız için zamana ihtiyaç var.

İlk görüşte aşk sadece şehvet.

Daha önce de bahsettiğimiz gibi. Bu sadece hormonal bir durum. Eğer birine karşı ilk andan çekim hissettiyseniz, bu muhtemelen şehvettir. Ne de olsa, şehvet fiziksel olarak birisi için güçlü bir istek olarak tanımlanmaktadır. Onlara derinden bağlı hissetmememiz önemli değil.

İlk görüşte aşk, genel olarak güzel insanlar arasında daha kolay olur.

İlk görüşte aşk üzerine yapılan bir araştırma, güzellik standartlarına yakın olan kişilere ilk bakışta aşık olunması olasılığının 9 kat daha fazla olduğunu göstermiş.

İlk görüşte aşk genellikle karşılıklı değildir.

Aynı çalışma, ilk görüşte aşkın, genellikle tek taraflı olduğunu da gösteriyor. Bu nedenle, paylaşılan anlık sevginin müşterek olmadığı söylenebilir. Bu nedenle buna inanmak, kalp kırılmasına neden olabilir.

Bu aslında karşımızdaki kişiyi nesnelleştirmeye benzer.

Birini sadece dışardan görür görmez aşık olduğumuzu söylemek, güzel kıyafetlere, mücevherlere, arabalara veya  diğer önemli nesnelere aşık olmamız gibidir. Birisini nesnelleştirmek aşağılayıcıdır ve sevgi asla böyle olmamalıdır.

Adet döngüsü ilk görüşte aşkı tetikleyebilir.

Bazı araştırmalar, adet döngüsünün doğurgan dönemindeki kadınların, bahsettiğimiz hormonal çekimleri duymaya daha yatkın olduğunu ortaya koymuştur. Yani ilk görüşte aşk aslında, adet döngüsünün hangi döneminde olduğuna bağlı olarak hareket eden hormonlarımız olabilir.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir;

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
panik-anne

o zaman mustafa sandaldan dinliyoruuuzzzz... benim aşka inancım kalmadı hiiiç,sooorma sooorma,beni ellere verdin utanmadan hiiiiç boooozmaaaa booozma keyfiniiiiii..

Görüş Bildir