Armağan Çağlayan'ın Samimi Sorularıyla Bambaşka Bir Ece Üner'le Tanışacak ve Çok Şaşıracaksınız

-
Abone ol

Ece Üner'i hiç böyle bilmezdim, sevgim daha da arttı...

Armağan Çağlayan'ın YouTube'daki programı Gör Beni'nin konuğu bu hafta haber spikeri Ece Üner oldu. Röportaj o kadar ilgi çekiciydi ki, biz de size dikkat çeken bölümlerini derledik.

Kaç yıldır habercisiniz?

99'dan beri

Önce mutfakta mı başladınız?

Ben Koç Üniversitesine başladığım anda staja da başladım aynı zamanda. NTV'de başladım staja. Tabii en başta ilk üç sene hatta dört sene kadrolu olmadım çünkü 99'da başladım üniversiteye 2003'te bitti. Dört sene boyunca stajer olarak gittim geldim. Şöyle bi şansım oldu, elbette dünya için büyük bir lanet ama Irak Savaşı başlayınca (normalde stajerleri biliyorsunuz eve yolluyorlar) iyi muhabirler cepheye gitti. Öyle olunca Reuters APN'i çevirecek insana ihtiyaç oldu. Ben de hem çalıştım hem okudum. Dolayısıyla kışın da çalıştım. Sonra 2003'te kadrom oldu NTV'de. Artık full time çalıştım çünkü üniversiteden de mezun olmuştum ve bugüne kadar da geldi.

İletişim mi okudunuz?

Hayır sosyoloji, tarih çift anadal.

Arada çıkışlar yapıyorsunuz ana haberde, konuşmalar yapıyorsunuz sonra onlar çok konuşuluyor. Onları hazırlıyor musunuz yoksa o haberi okuduktan sonra aklınıza gelen bir doğaçlamayla mı gidiyor?

Kısa olanlar doğaçlamayla gidiyor. Uzun olanlar, bazıları böyle diskur şeklinde uzun, hiç bitmeyen cümleler var ya bendeki... Yanlış üslup, doğru sözün celladıdır, ben ona inanıyorum. Dolayısıyla doğru üslubu seçmek için üzerine bayağı kafa yoruyorum. Çünkü öbür türlü muhalif bir şey, adalet sistemine, devlete karşı muhalif bir şeyi çok langır lungur, kelimeleri seçmeden söylersem bunun kaybet-kaybet olacağına inanıyorum.

Aslında ana habere gelen bir tavır aslında bu. Siz bu tavrı çok güçlü bir rakibe karşı mücadele ederken mi geliştirdiniz yoksa bu zaten vardı ve zaman içinde mi geldi? Çünkü şu anda siz çok güçlü, Fatih Portakal gibi bi adamla rekabet ediyorsunuz.

Ben dünyadaki adaletsizliği değiştirebileceğimize inanmıyorum ama adaletsizlik karşısındaki duruşumuzu değiştirebileceğimizi düşünüyorum ve bunun çok büyük bir fark yaratacağını düşünüyorum. Ama nasıl gelişti biliyor musunuz? Ukrayna Devlet Başkanı var ya Zelenskıy, ilk seçildiğinde dedi ki "Devlet dairelerine benim fotoğrafımı asmayın çünkü ben bir ikona değilim, ben bir idol değilim. Devlet dairelerine çocuklarınızın resmini asın ve bir karar vereceğiniz zaman çocuğunuzun gözünün içine bakarak verin o kararı" dedi. Ben 3,5 sene evvel Kasım 2016'da bir doğum yaptım ve bir kızım oldu. Doğum yaptığım günden beri haberleri eskisi gibi sunamıyorum, dilim gitmiyor. Çünkü Güneş'in (kızımın adı Güneş) gözünün içine bakamazmışım gibi geliyo eve gidince. Zelenskıy'nin o lafı oturdu sonra benim hayatımda bir yere. Evet, ben Güneş'i doğurduğumdan beri Güneş'in yüzüne bakarak söyleyemeyeceğim hiçbir şeyi söylemiyorum. Ne olursa olsun!

İnanmadığınız bir haberi sunarken ne hissediyorsunuz? Çünkü sizin önünüze geliyor o ve inanmıyorsunuz diyelim ki, n'oluyo?

Mutlaka belli ediyorum. Bir kere ben, yüzüm benim bütün ruh halimin aynası biliyor musunuz? Ben hiç saklayamam kendimi. Hiç "mış gibi" yapamam. Sevmediğim bi insana karşı dünyanın en çatık kaşlı insanıyım, konuşmam, bakmam suratına bile. Bir şey beni rahatsız ediyorsa dünyanın en nemrut insanı olurum. Suratıma bakmak istemezsiniz, mahkeme duvarı gibi bir surat. Ciddiyet prensiplerle olur. Surattaki ciddiyet, sertlik bence suratsızlıktır. Ama ne nemrut kadın diyen oluyorsa evet, bazen beni bir şey rahatsız ettiğinde mimiklerimle bence belli ediyorum sunarken evet.

Eve iş götürür müsünüz? Sizin için her şey iş mi?

Bi ara işcinseldim. Yani 7 gün falan çalışıyordum. Şöyle, şimdi benim babam CNN Türk'te genel müdürlük yaptığı için ve ben de o dönem CNN Türk'te...

Kim sizin babanız?

Dinç Üner. O dönem CNN Türk'te bulunduğum için onun kızı olarak başladığım düşünüldü uzun süre. O yüzden insanlar 1 birim çalışırken benim 10 birim çalışmam gerekti. Bi ara hayatım sadece işti. Ama sonra, Güneş'ten sonra çok şey değişti. Bence benim için milattan önce ve milattan sonra her bakımdan Güneş'in doğuşu. Güneş doğduktan sonra asla keşke demek istemiyorum çünkü benim çalışan bir annem vardı, beni babaannem büyüttü. O kadar çok keşkemiz kaldı ki annemle, o kadar çok tamamlanmamış cümlemiz var ki...Ve o hala travma yaratıyor ilişkimizde. Ben bunu yaşamıycam dedim.

Demin laf arasında dediniz ki "hiç pişman olmadım yaptığım işten". Böyle hissetmek çok güzel. Mesela ben 24 yıl televizyonla ilgili çalıştım, bugün geri dönsem yapmazdım. Ama siz böyle hissetmiyorsunuz anladığım kadarıyla.

Hissetmiyorum, bugün olsa bugün yine yaparım diyorum.

İlginç. Üstelik kaybettiğiniz bir duygular bütünü de var televizyonculuk yüzünden ama buna rağmen yaparım diyorsunuz.

Yaparım çünkü büyük büyük cümleleri kurmayı bıraktığımda ve şunu fark ettiğim bu sektörle ilgili.2014'te Show Ana Haber'i sunmaya başladığımda gençtim, yaşım küçüktü. Çok röportaj talebi geliyordu ve röportajlarda şöyle diyordum: Bizler, Nevşin Mengü şu bu, alandan geliyoruz. Bi gün Alibeyköy su baskınında, ertesi gün depremde, ertesi gün Akçakale'de savaşta cephede, ertesi gün Çırağan'da liderlerle bilmen ne... Artık öyle Türkiye güzeli olup da haber sunmak yok dedim, iki hafta sonra Jülide Ateş geldi yerime. Ben yerleri süpürerek çıktım böyle...

Bugüne kadar canınızı ne yaktı? Canımdan can koptu dediğiniz ne oldu?

Bence iki olay. Bi tanesi dediğim gibi, sabaha kadar seçimleri sunduğum günün ertesi günü gittiğimde orda başka birinin oturduğunu görmek. Bir de haber sunacaksın diye çağrıldım Star'da. 3-4 ay gittim geldim. Bir gün Serhat Ulueren o zaman Star Spor'daydı. Şöyle yaptı (gel gel hareketi), benim gözler mosmor belli ki depresyondayım, verilen hiçbir söz tutulmamış. Çünkü ben birine bir söz veriyorsam, o anda iki elim kanda olsa tutarım o sözü. Yani benim için o kadar önemli bi mesele ki bu, hayatta ilk üçe girer yani. Serhat Ulueren böyle yaptı, gittim. "Sen buraya biye geldin?" dedi. "Göğüs büyütücü krem haberi yapmaya gelmedin herhalde" dedi. Dedim ki haberleri suncam. Bi el hareketiyle bana sunamayacağımı söyledi yani "nah sunarsın!" dedi. "Niye öyle?" dedim. "Burda birileri senin haber sunmanı istemiyorlar, yüzünü ekrandan çıkarmanı istemiyorlar" dedi.  Başımdan aşağı kaynar sular döküldü.

Armağan Çağlayan ve Ece Üner'in sohbeti gerçekten çok güzel. Biz sadece bir kısmını alabildik ama siz aşağıdaki videodan tamamanı seyredebilirsiniz.

Advertisement
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
melis_cankurtaran

Bilmiyorum ben samimiyetle samimî rolünü yapanları anladığımı düşünüyorum ve Ece Üner bana bayağı harbi samimî güçlü ve özel bir kadın olarak geliyor. Sözlerinden hareketlerinden gözlerinden gelen çok güzel bir enerjisi var kadının.

kahraman-sezer

Kendi şov yapma stilini yaratmış belki işini hakkıyla da yapıyordur bilmiyorum ama acaba babası cnn türk genel müdürü olmasaydı yeteneklerini gösterecek fırsat ona sunulur muydu diye aklımdan geçmedi değil

flyk

BU KADINI ZERRE SAMİMİ BULMUYORUM, ACAİP TRİBÜNLERE OYNUYOR, BİZİM MİLLET DE HAYRAN BUDALASI BİR MİLLET ZATEN, BİRİNİ GÖRDÜ MÜ HEMEN BAŞLIYORLAR YERE GÖĞE SIĞDIRMAMALARA

belissima89

bir saniye bile ileri sarmadan izledim keyifli bir video herkese tavsiye ederim. inanılmaz akıcı müthiş konuşan çok dolu bir kadın. gurur duydum kendimi sorguladım neden bukadar öğrenmeye aç değilim diye. başarılar diliyorum

arslanoglu

TV ün şöhret can mı yakar hep...

Görüş Bildir