Aramızdan Ayrılışının 7. Yılında Kalbinizde Kağıt Kesiği Varmışçasına Sizi İnce İnce Sızlatacak Müslüm Gürses'in Acılarla Örülmüş Hayat Hikâyesi

-
Abone ol

"Ne demişiz biz, bugün batarsa güneş yarın yeniden doğar. İnsanın hayatında neşenin yeri olduğu kadar hüznün de yeri olacaktır..." Sahiden de dediği gibi oluyor Müslüm Baba'nın... Ancak onun hayatında hüznün yeri biraz daha ağır basıyor...

Gelin hep birlikte Müslüm Gürses'in hayat hikayesine bir kez daha bakalım.

Acıyla yoğurulan her hayat, sanata ilham kaynağı olur ya; Müslüm Gürses'inki de öyle işte...

Biraz acı, biraz nahif bir ruhun derinliği... "İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana'da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım Halkevi'ne gidiyordu. Ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu'nda sanatçı oldum." dediğine bakmayın; onu herkesin Baba'sı yapacak günlere gelene dek öyle şeyler yaşadı ki... Anlattıklarından çok daha fazlasıydı anlayacağınız...

Henüz 3 yaşındayken maddi yetersizliklerden dolayı ailesiyle birlikte Şanlıurfa'dan Adana'ya göç eden minik Müslüm, o zamanlardan beri türkü söylemeyi çok seviyordu.

E tabii Adana'nın sıcağı malum, Müslüm damda uyuyor; bir yandan da türkü okuyor... Zamanla bağlama çalmaya da başlayan Müslüm, henüz 10'lu yaşların ortasındayken, Adana'da bir aile çay bahçesinde şarkı söylüyor. Ancak ne yazık ki bir süre sonra maddi yetersizliklerden dolayı çay bahçesinde şarkı söylemeyi bırakarak asıl mesleği olan terziliğe dönüyor.

Ancak isteğin ve azmin önünde hiçbir şey duramaz, Müslüm tekrar sahnelere dönüyor...

Adana'daki bir gazinoda şarkı söylemeye başlayan Müslüm, mikrofonu bir daha ölene dek elinden bırakmıyor... Gazinonun yanı sıra çay bahçelerinde de sahne almaya başlıyor sonra. Çukurova Radyosu'nda da her hafta sonu canlı türküler okuyor.

Şöhret basamaklarını birer birer tırmanmaya başlayan Gürses, onu büyük bir trajedinin beklediğini bilmiyor elbette...

Annesi Emine Hanım'ın ölüm haberiyle yıkılmış Gürses... Ancak onu daha da çok yıkan, annesinin katilinin babası olması... Hem de bir iftira yüzünden...

68 yılında, albüm yapmak için İstanbul'a gelen Gürses, Emmioğlu/Ovada Taşa Basma adlı plağıyla büyük bir başarı yakalıyor.

Gün geçtikçe tanınan ve şöhret basamaklarını hızla tırmanan Gürses'e, hayat yine acı bir sürpriz hazırlıyor... Çıktığı Anadolu Turnesi'nde arabası Tarsus'tan Adana'ya dönerken şoför uyuyakaldığı için kaza yapıyor ve Müslüm tabiri caizse ölüyor! Yani öldü sanılıyor... Alın kemiği kırılan Gürses, morga kaldırılıyor; gözlerini açmasının ardından yaşadığı anlaşılıyor ve acilen ameliyata alınıyor... Ne şans ama!

Ameliyattan sağ çıkmasına çıkıyor ama başına beynini koruyacak bir plaka takılıyor... Koku alma duyusunu yitiriyor. Artık daha az işitiyor ve daha yavaş konuşabiliyor...

Yıllar sürecek baş ağrısı da o kazadan Gürses'e yadigar kalıyor... Ancak bu yaşadıkları bile müzik aşkına engel olmuyor, Müslüm daha çok şarkı söylüyor, daha çok seviliyor... Arabesk furyasının ortalığı kasıp kavurduğu bu dönemde, en sevilen isimlerden biri oluyor; bunun yanı sıra 'İsyankar' filmiyle Yeşilçam'a da adım atıyor...

Dönemin birçok uzun metrajlı filminde yer alıyor usta sanatçı...

''Adam öldürmeye hazırım ama cinayet işleyemem'', ''Yumurtaya can veren Allah'ım yeşil biberi nasıl yarattın?'' replikleriyle hafızalarımıza kazınıyor adeta.

82 yılına gelindiğinde ise, hayat bu kez ona güzellikler bahşetmeye başlıyor...

Malatya'da bir gazinoda altlı üstlü şarkı söyleyecekleri Muhterem Nur ile tanışıyor... Yani hayatının aşkıyla. Yıllar sonra Muhterem Nur, Gürses'i ölümünden sonra, "Beni sevme şeklini severdim. Bütün benliğiyle bana bağlandı. Ben de ona teslim oldum. Bizimki koşulsuz bir teslimiyetti..." diyerek anıyor. Nasıl nahif bir aşk...

Bu aşkı, bildiğiniz aşklardan farklı kılan şeyler var elbette...

Mesela evlilik teklifini Muhterem Nur ediyor... Uzun yıllar süren birlikteliklerinin ardından, bir akşam evdeyken, sessizce Müslüm Gürses'e yaklaşarak, "Benimle evlenir misin?" diyor. O da gözlerine bakarak sakince, "Neden olmasın!" diyor ve sarılıyorlar... Sonrasında ise evleniyorlar... Evlendiklerinde yıl 1986, Gürses 33'ünde, Muhterem Nur ise 54 yılı geride bırakmış...

Aşkları ne kadar büyükse de sade yaşamayı tercih ediyorlar...

Muhterem Nur gelinlik giymiyor... Çok sevdiği siyah bir elbise giyiyor, Gürses de damatlık yerine günlük bir kıyafet tercih ediyor. Ne kadar da sade, günümüz gösterişinden uzak değil mi? Yalnızca birbirlerinin eşi olmak için evlendikleri aşikar...

Nahif bir ruhu var dedik ya... Geceleri o güzel ses tonuyla Muhterem Nur'a şiirler okuyor Gürses...

Programlardan eve dönerken, kimin elinde bir çiçek görse kapıp Muhterem Nur'a getiriyor... Birbirlerinin yaralarını, geçmişteki acılarını sardıkları da bilinen bir şey. "İkimiz de kalabalık ama özünde yalnızdık. Ruhumuz yalnızdı. Ama tek neden bu değildi. Başka türlü bir aşktı bizimki. Müslüm benim üzerime titrerdi, gözünden sakınırdı. Ben de ona öyleydim. Yaşasaydı hala aynı aşkla göz göze olacaktık."

Ve milyonların Baba bildiği Gürses'in hiç çocuğu olmuyor...

Muhterem Nur'un çocuğu olmuyordu, o nedenle baba olamamıştı Gürses... Hatta öyle ki hayatının aşkını üzmemek için çocuk istemedi, onun yanında çocukları dahi sevmiyordu... Gürses'in hiç çocuğu olmadı ama milyonlarca insanın kalbine dokunarak onlara 'Baba' olmayı başardı... Nahif ruhu, sanatçı kişiliği ve babacanlığı ile milyonlarca kişinin Baba'sı oldu...

Gürses'in, Orhan Gencebay ile de içimizi ısıtan bir anısı var...

Gürses kalp rahatsızlığı olduğu halde doktora gitmeyi reddediyor. Hayat arkadaşı Muhterem Nur, Gürses'i doktora gitmeye ikna edemeyince çareyi Orhan Gencebay'ı aramakta buluyor. Gencebay'dan Gürses'i hastaneye gitmesi için ikna etmesini rica ediyor, tabii Gencebay da onu kırmıyor ve Gürses için doktordan bir randevu alıyor. Gencebay anjiyo için gün aldıktan sonra, randevu günü gelip çatıyor. Muhterem Nur onu bir türlü gitmeye ikna edemeyince sonunda "Bu randevuyu kim aldı, biliyor musun?" diye soruyor. Gürses kimin aldığını sorduğunda ise, "Orhan Baba" diyor... Gürses ise o ince yüreğine elbette ki söz geçiremiyor ve "Gitmek gerek o zaman" diyerek hastanenin yolunu tutuyor. İşte bu kadar nahif bir ruha sahip...

Gürses'in hayat hikâyesini anlatan 'Müslüm' filmini izlemenizi de şiddetle öneriyoruz. Müslüm Baba'ya saygı ve minnetle içeriğimizi noktalıyoruz.

Türkiye'nin En Büyük Aşkının Müslüm Gürses ve Muhterem Nur Arasında Yaşandığının 15 Kanıtı - onedio.com
Türkiye'nin En Büyük Aşkının Müslüm Gürses ve Muhterem Nur Arasında Yaşandığının 15 Kanıtı - onedio.com
Müslüm Gürses Rolüyle Gönüllerimizi Bir Kere Daha Titreten Başarılı Oyuncu Timuçin Esen - onedio.com
Müslüm Gürses Rolüyle Gönüllerimizi Bir Kere Daha Titreten Başarılı Oyuncu Timuçin Esen - onedio.com
O Ses Türkiye Şampiyonluğundan Müslüm Baba'nın Gençliğine: Herkesin Merak Ettiği Genç Yetenek Şahin Kendirci - onedio.com
O Ses Türkiye Şampiyonluğundan Müslüm Baba'nın Gençliğine: Herkesin Merak Ettiği Genç Yetenek Şahin Kendirci - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
kataleyaove

müslüm yazılır baba okunur kader dokunur yüreğe, urfada sırılsıklam ter adana sıcağında kader vurur acının tellerine keder her dizesinde....k.a müslüm babaya saygılarımla rahmetle...

kataleyaove

naif doğru yazımı ince yürekli nazik derin duygulu anlamlarına gelir...

gzm-ynklr

Müslüm baba sevgiyle anıyoruz.

coldhearted

Genç yaşta her şeyini kaybediyorsun ve bir adam elinden tutup içinde ki ışığı ortaya çıkarıyor. Sen de böylece içinde ki derdi, kederi, yalnızlığı şarkılarda yaşayarak hayata tutunmaya çalışıyorsun. Ne söylense boş, derdi çeken bilir. Bu topraklarda bıraktığın iz asla silinmeyecek. Uğurlar olsun usta. Saygılar.

gunesliler

Şı 3 lü baba gurubundan nedense bir tek ORhan GENCABAY' ı seviyorum. EN has babacan tavrı o yansıtıyor. (Baba duyuyorsan nolur Rexona reklamlarından uzak dur..) saygılar.

Görüş Bildir