Assassin's Creed Unity inceleme
Assassin's Creed Unity: İnceleme (Ps4)
Ubisoft’un son Assassin’s Creed’i baştan sona yeni konsollar için hazırlandı ve bunu belli ediyor. Unity’nin Paris’i ele alışı nefes kesici. Her yapının her tuğlası, her çatının her kiremidi, Unity’deki her şey o kadar detaylı ki, canlı bir sokakta yürüyormuşsunuz gibi her şey. Arno ve Elise’nin modellemeleri de şuana kadar herhangi bir oyunda gördüğüm en gerçekçi tipler.
Ubisoft, Unity’i sadece görünürde değil, oynanabilirlikte de geliştirmiş. Paris’in “görebildiğiniz” her noktasına gidebiliyorsunuz. Önünüze çıkan çoğu şeyle etkileşime geçebiliyorsunuz ve bir vakit sonra Ubisoft’un yarattığı bu dünyanın bir parçası haline geliyorsunuz.
Bunların yanında binlerce NPC’yi de “aynı anda ekranda” olarak eklersek, Assassin’s Creed Unity’nin neler yaptığını anlayacaksınızdır.
Unity , Arno Victor Dorian ismindeki genç bir adamı başrol alıyor. Babası öldürülen Arno, François De La Serre tarafından evlat edinilip lüks bir yaşam sürüyor. Ancak De La Serre de öldüğünde, Arno dayanamayıp kardeşliğe katılıyor –babasının(!) intikamını almak için.
Arno’nun hayatı, Fransız Devrimi’yle paralel yaşanıyor. Napoleon Bonaparte ve 16. Louis gibi ünlü kişiliklerle tanışıyorsunuz. Fransa’da 1700’lerin sonuna doğru yaşanan her şey, Unity’nin temelini oluşturuyor. Zaten oyunu eğlenceli yapan da bu.
Arno (suikastçı) ve Elise’in (tapınakçı) hikâyesi de ayrı bir güzel. Ana görevleri yaparken tuttuğum (ve tutmam gereken) suikastçı tarafı, Elise ne zaman ekranda belirse tapınakçıya doğru kayıyordu. Ve zaman geçtikçe, Arno’nun aslında ne yapmaya çalıştığını anlıyordum…
Tüm bu tarihi olayların yanında, ismi lazım değil, Abstergo Entertainment, Helix adında bir oyun sistemi çıkartıyor piyasaya. Helix sayesinde oyunun içindeyken zamanda geriye gidip canlı canlı yaşayabiliyorsunuz oraları. Helix tamamıyla Animus teknolojisine bağlı ve tapınakçıların Desmond’ın yoldan çekilmesiyle ne kadar güç kazandığını sergiliyor kesinlikle.
Bildiğiniz gibi her sene Ubisoft’u bir Assassin’s Creed oyununa kadın karakter yapmadıkları için (Aveline ve Çinli ablamız “buhar” çünkü) dövüyorlar. Evet, oynanabilir değil ama Unity’de oyun tarihinde gördüğüm en iyi 2-3 kadın karakterden birisi var: Elise.
Elise aklınıza gelebilecek her yönüyle bir çetin çeviz. Eğer o olmasa, Arno’nun görevinde başarılı olmasının imkanı yok. Aslında, ona karşı sevgim (kendisinin ağzından çıkan) şu sözlerle bile özetlenebilir:
Beni hiç yardıma muhtaç halde gördün mü? Kaderim benim. Kararlarım benim.
Tek umudum, Elise’in oyundan sonra DLC olarak “oynanabilir” halde Unity’ye eklenmesi. Standalone (son zamanların modası oldu çünkü) bir oyun için harika bir karakter olur.
Ha unutmadan, oyunun başlarındaki çocuk gibi hareket edip her yeri yakıp yıkan Arno, oyunun sonlarına doğru gerçek bir adam haline geliyor. Bu heriften böyle bir şey bekliyordum desem yalan söylemiş olurum.
Kısacası, Arno Ezio’dan bu yana Assassin’s Creed’in en iyi başrolü. Kenway de fena değildi aslında.
Hata yapma lüksünüz yok Unity’de. Çünkü serinin en zor oyununu yapmış Ubisoft. Artık öyle 50 tane düşmanın karşısında ani saldırılarla ayakta kalmak falan yok. İki kişinin bile inanamayacağınız şekilde zorladığı oluyor Arno’yu.
Ne kadar iyi olursanız oyun, kaçacaksınız, saklanacaksınız. Herkesin elinde bir şeyler var ve, hatırlatmama gerek yok sanırım, Arno kurşun geçirmez değil.
Dövüşler o kadar zorlayıcı ki, Unity’de daha az düşmanla dövüşmek için elinizden gelen ne varsa yapacaksınız. Her numarayı kullanıp bir şekilde dövüşmek yerine saklanmayı seçeceksiniz, haberiniz olsun.
Unity’nin zorluğunda tek beğenmediğim nokta yapay zekanın geri zekalı olması. Sadece bir duman bombasıyla kendinizi kaybedebiliyorsunuz savaşın ortasında. Kaybolduğunuz yer, savaştığınız yerin 5 adım ötesi olsa bile. Ama korkmayın, gelip de bakmıyorlar.
Bu küçük şikayetin dışında Unity’nin dövüşüyle veya zorluğuyla alakalı hiçbir sıkıntım yok. Eğer yapay zekayı da biraz olsun geliştirebilirlerse, serinin sonraki oyunları bunun kaymağını bol bol yiyecektir.
Bu trailer’ı hatırladınız değil mi? Unity’yi oynadığımız için artık sistemin numarasını biliyoruz ve açıkçası, gayet mantıklı. Arno Abstergo’nun Helix’teki aktivitenizi takip etmesiyle garip zaman aralıklarına yollanıyor.
Aslında bu Helix olayı Dünya Savaşı veya Orta çağları görmek için çok iyi bir fırsat. Bir mekanı tamamıyla bitirdiğinizde, onlarca görev açılıyor ve her görevde bir dostunuz için bilgi topluyorsunuz. Bu görevler hikâyeye büyük bir katkıda bulunmuyorlar ancak fazla maldan zarar gelmez demiş atalarımız.
Unity’nin dünyasının büyüklüğünü göz önüne alırsak, oyunu bitirmek 30 saatimi aldı. Ve sadece %37’yle tamamlayabildim.
Diyeceğim o ki, Unity’i bitirmek pek bir anlam ifade etmiyor. Hala yapacak çok şey var. Paris’in sokakları arasında neler neler gizli kim bilir…
Unity’nin co-op’ı kesinlikle iş bitirici olmuş. Geliştiricilerin anlattığı gibi, oyunun kapağında yer aldığı gibi tıpkı. Temiz, sade, hoş.
Arkadaşlarınızın sizin co-op maceranıza katılması çok iyi bir özellik olmuş. Paris’i arkadaşlarınızla birlikte gezmek de ayrı bir zevk veriyor insana. Ama asıl olay co-op’a özel görevlerde beliriyor.
Sıfır şüpheyle söylüyorum ki, bu yeni görevler, seride Revolution’daki bomb-making sisteminden beri gördüğümüz en iyi şey. Arkadaşlarımla birkaçını yapma şansı buldum ve dört kişilik bir grupla neler yapabildiğinizin listesi çıkarılamayacak kadar uzun.
Unity’nin yeni tırmanma mekanikleri, serinin yaşadığı en büyük değişimlerden birisi herhalde. Artık uzun binalara daha kolay tırmanmayı sağlayan bir sistem var oyunda ancak alışması biraz zaman alabiliyor.
Ancak yeni kontrollere alıştığınızda, daha önceki hiçbir oyunda yaşamadığınız bir akıcılık keşfedeceksiniz, bir yerden sonra kendi hızınız bile canınızı sıkabilir hale gelecek, haberiniz olsun istedim.
Unity’nin iyi yaptığı ne kadar şey varsa, işte o bir o kadar yanlışlık da tek başına FPS’de bulunuyor. Hem Xbox One, hem de PlayStation 4 sürümlerini oynadım Unity’nin, ikisinde de 30 FPS’nin altındaydı.
Ve inanır mısınız, frame düşüşleri oyunun en garip yerlerinde oluyordu. Savaşırken falan değil, duvara tırmanırken ya da zıplarken. Normalde binlerce NPC’nin olduğu ortamlardan beklersiniz frame düşüşünü ama Unity sizinle aynı fikirde değil.
Tek umudum Ubisoft’un FPS düşüşlerine bir yamayla el atması. Eğer atmazlarsa zaten, Unity’i alan kimse arkadaşına önermeyecek. Çünkü bir yerden sonra oyundan aldığınız zevki baltalamaya başlıyor.
Ha unutmadan Unity’nin FPS düşüşleri Xbox One sürümünde daha az gibiydi.
Toparlarsak Tarihle ilgiliyseniz, aksiyon oyunlarını seviyorsanız ve gözünüzün biraz güzellik görmesini istiyorsanız Unity tam size göre.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

Yorum Yazın