15.000 Yıllık Boncuklarda 50 Parmak İzi Bulundu: Aralarında Çocuklar da Var
İsrail'deki Natufian yerleşim yerinde bulunan 142 kil boncuk ve pandantif, 15.000 yıl öncesine kadar uzanan bir döneme ait. Hebrew University of Jerusalem'den araştırmacıların Science Advances dergisinde yayımladığı yeni çalışmaya göre, boncukların üzerinde 50 insan parmak izi, avuç izi hâlâ korunuyor.
İşte bugüne kadar bulunmuş en büyük Paleolitik parmak izi koleksiyonu hakkında bilmeniz gerekenler!
Görseller: Smithsonian Magazine'den alınmıştır!
Beş Yerleşim Yerinden 142 Boncuk İncelendi
Araştırmacılar, İsrail'deki el-Wad Terrace, Nahal Oren, Hayonim Terrace, Eynan-Mallaha ve Salibiya I yerleşim yerlerinde bulunan 142 kil boncuk ve pandantifi mercek altına aldı. Buluntular, Natufian döneminin yaklaşık 3.000 yıllık bir dilimine yayılıyor. Daha önce aynı döneme ait yalnızca bir kil boncuk tanımlanmıştı. Bu çalışma ise örneklem büyüklüğünü tek seferde inanılmaz ölçüde genişletmiş oldu.
Boncuklar arasında silindir, disk ve elips gibi 19 farklı biçim tespit edildi. Bazılarının iç kısmında hâlâ yerinde duran bitki lifi parçaları, süs eşyalarının bir ipe dizildiğini gösteriyor.
Boncukları Yapanlar Arasında Çocuklar da Vardı
Boncuklar üzerindeki 50 parmak izi, avuç izi ve parmak ucu baskısı, kilin ıslakken şekillendirildiği anı olduğu gibi günümüze taşımış. Araştırmacılar bu izleri inceleyerek boncukları yapan kişilerin yaş gruplarını belirleyebildi: Çocuklar, ergenler ve yetişkinler.
Eynan-Mallaha'da bulunan kelebek şeklindeki bir boncuk, yaklaşık 10 yaşında bir çocuk tarafından 12.000 yıl önce şekillendirilmiş. Araştırmacılar ayrıca, büyük olasılıkla bir çocuğun takması için yapılmış 10 milimetrelik minik bir kil yüzük de buldu.
Bazı Boncuklar Kırmızıya Boyanmış, Bazıları Tahıl Tanesi Gibi
Boncukların bir kısmı, ince bir sıvı kil tabakasının yüzeye sürülmesiyle elde edilen 'engobe' tekniğiyle kırmızı aşı boyasına boyanmış — bu, dünyada bilinen en eski engobe kullanımı örneği olarak kayıtlara geçti. Diğer boncuklar ise yabani arpa, mercimek, bezelye ve keten gibi o dönemde toplanan bitkilerin tohumlarını andıran biçimlerde şekillendirilmiş.
Araştırmayı yürüten Laurent Davin, bulgunun kil, sembolizm ve yerleşik hayatın ortaya çıkışı arasındaki ilişkiyi anlama biçimlerini kökten değiştirdiğini söylüyor. Leore Grosman ise Neolitik dönemin köklerinin düşünülenden çok daha derinlerde olduğunu vurguluyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın