onedio
Erasmus Öğrencisi Kıza İstanbul'da Tecavüz
Erasmus ile Türkiye'ye gelen Polonyalı kıza içkisine ilaç konularak tecavüz edildi.Erasmus öğrenci değişim programı kapsamında geçtiğimiz ağustosta İstanbul'a gelen Polonyalı öğrenci Maria N., internet üzerinden kiralık oda arayışına girdi. Genç kız internet ilanı vasıtasıyla Mehmet K.'den oda kiraladı.Mehmet K. ile arkadaşı Engin Ö Maria N.'ye eşyalarını taşımada yardım etti. Eşyaları taşıdıktan sonra Mehmet K. arkadaşı ile birlikte eğlenmeye gideceklerini söyledi ve Maria N.'yi de davet etti. Eğlenme teklifini kabul eden Maria N. Mehmet K. İle Engin Ö.'nün evine gitti. Gitar çalarak içki içen üç arkadaş şarkı söyleyerek eğlenmeye başladı. Mehmet K. ve Engin Ö., Maria N. ye küçük kadehlerle içki getirdi. İkram edilen içkiyi kabul eden Maria N.'nin bir süre sonra midesi bulanmaya ve başı dönmeye başladı. Uyuyakalan genç kız, kendine geldiği yatak odasında çıplak vaziyetteydi. Engin Ö.'nün kendisi ile iradesi dışında birlikte olduğunu anlayan genç kız, savcılığa giderek şikayetçi oldu. Soruşturma başlatan savcılık, Mehmet K. ve Engin Ö. hakkında 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma' ve ' nitelikli cinsel saldırı' iddiaları ile dava açtı. İki şüpheli ilerleyen günlerde Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkacak. Sabah
En Bomba Düğün Kazaları
İnsanların en mutlu, en özel ve en güzel günlerinde başlarına gelen talihsiz ve komik kazaları izliyoruz.
Tek Bir Pil ve Sakız Kağıdı ile Kolayca Ateş Nasıl Yakılır?
Çok basit araçlar ile pratik bir şekilde ateş yakmak istiyorsanız bu video tam size göre. Sakız kağıdının ortasını makas veya herhangi bir kesici alet ile daraltıp sonra 1 adet dolu pilin iki ucuna değecek şekilde birleştirerek ateşinizi yakabilirsiniz. Evde denemenizi tavsiye etmeyiz...
Zerdüşt Kimdir? Zerdüştlük Nedir, Ne Demek, Kitabı Ne?
Medler ve Persler, Ortadoğu uygarlıklarıyla ilişkiye geçince, onların dinsel inançlarından etkilenmişlerdir. Bunun sonucunda, bu dünyacı Hint-Avrupa değerlerinin karmaşık dinsel sistemler içinde sunulduğunu görürüz.Medler'in yönetimi sırasında, Magi denen din adamlarının yönetimi etkileyecek ölçüde ağırlıkları olduğunu biliyoruz. Bunların temsil ettiği dine 'mecusilik' (Magicilik) deniyordu. Heredotus'un Tarihinden: Darius'un yönetiminden önce, bir maginin benzediği bir Pers prensinin yerine geçerek tahtı ele geçirdiğini, durum anlaşılınca onun ve ülkedeki birçok maginin kılıçtan geçirildiği okuyoruz.
FIFA'dan Real Madrid'e Soruşturma
FIFA, Real Madrid hakkında, genç oyuncuları kadrosuna katma konusunda usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle soruşturma başlattı.Real Madrid'in başı FIFA'yla dertte... Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği FIFA, İspanyol devinin 18 yaş altı futbolcuların transferinde usulsüzlük yaptığı gerekçesiyle soruşturma başlattı. Soruşturmanın detaylarına ise İspanyol Gazeteleri'nden AS ulaştı. Federasyondaki dosyaları ele geçirdiğini iddia eden gazete, dosyaların 'Çok gizli' yazısıyla saklandığını belirtti. ODEGAARD DA LİSTEDE...AS'taki habere göre; FIFA, İspanyol Futbol Federasyonu'ndan Real Madrid'in kulüplerle özel anlaşma yaparak transfer ettiği tüm 18 yaş altı oyuncuların dosyasını talep etti. Bu özel anlaşmalarda  futbolcuların belirli bir yaştan sonra Real Madrid'e ait olduklarını belirten bir özel madde olduğu ve yetiştirici kulübün bunu kabul ettiğini beyan eden imzasının bulunduğu belirtiliyor.Bu anlaşmalara dahil oyuncular arasında Real Madrid'in son transferi 16 yaşındaki orta saha oyuncusu Martin Odegaard da bulunuyor. Odegaard'ın yanında, Mink Peeters ve Marco Asensio gibi iki gelecek vaadeden yıldız oyuncunun olduğu da belirtiliyor. TRANSFER YASAĞI GELEBİLİRHatırlanacağı üzere, geçen sezon aynı soruşturma bir başka İspanyol kulübü Barcelona için de yapılmış ve Barça, FIFA tarafından 1 yıl transfer yasağıyla cezalandırılmıştı. Barcelona, daha sonra Spor Tahkim Mahkemesi CAS'a başvurmuş ancak CAS da cezayı onamıştı. Barça, 2016 ocak ayına kadar transfer yapamayacak. Bu yaz yapılan Luis Suarez transferi ise CAS kararı beklenirken, tedbirin kalkmasıyla gerçekleşmiş, daha sonra CAS kararı açıklanınca transfer yasağı kesinleşmişti.Aynı cezanın Real Madrid'e gelme olasılığının yüksek olduğu belirtiliyor. Fanatik
Reklam
Iğdır Tuzluca Kuş Cennetinde Akbaba Katliamı
Iğdır’da 258 kuş türünün kayıt altına alındığı Aras Nehri Kuş Cenneti’nin de olduğu Tuzluca İlçesi’nde akbaba katliamı doğaseverleri üzdü. Bölgede son bir haftada zehirlenmiş 7 akbaba bulundu. Akbabalardan 3’ü olay yerinde, 2’si yolda telef olurken, 2’si ise KuzeyDoğa Derneği görevlilerince kurtarıldı.Iğdır’ın Tuzluca İlçesi’nde bir hafta önce bölge halkından gelen ihbar üzerine çok sayıda akbaba zehirlenmiş halde bulundu. KuzeyDoğa Derneği Başkanı Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu, akbabaların zehirlendiği haberininin Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü’ne ve Kafkas/Kuzey Doğa Rehabilitasyon Merkezi’ne bölge halkı tarafından bildirildiğini söyledi. Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu şöyle dedi:'Tahminimiz bölgede köpek ya da tilkilerin zehirlendiği, bu leşleri de akbabaların yediği. Çok etkili bir zehir, bölge halkının durumu hemen bize bildirmesi sayesinde ikisi kurtarılabildi. KuzeyDoğa ekibi yine Kars’dan Iğdır’a gidiyor. Eğer bu ölümler devam ederse, yavaş üreyen ve zehirlenmeye son derece hassas olan akbabalar bölgeden yok olabilir. Bu daha önce Hindistan ve Afrika’da oldu.'İLK ŞÜPHELER ’ZEHİRLİ ETLERİ YEDİKLERİ’ YÖNÜNDEAkbabaların zehirlendiği haberini alır almaz KuzeyDoğa Derneği Birim Koordinatörü Emrah Çoban ve Yaban Hayatı Rehabilidatörü veteriner hekim Ayşegül Çoban bölgeye gitti. Toplam zehirlenmiş 7 akbaba bulduklarını belirten Ayşegül Çoban, 3’ünün olay yerinde, 2’sinin ise tedavi için laboratuvara götürüldüğü sırada telef olduklarını söyledi. Çoban, zehirlenen akbabalardan 2’sinin ise kurtarıldığını açıkladı.İlk tahminlere göre bölgede bir şey zehirlemek amacıyla kullanılan etlerden kalanın çöplüğe bırakıldığı ve akbabaların da zehirli etleri yediği yönünde olduğunu anlatan Çoban, 'Birinin içinden 1.5 kilo ciğer çıkardık. Belki tahmin ettiğimiz gibi bir şey çıkmayabilir. Laboratuvar da incelemeler devam ediyor ve kesin sonuçlar incelemelerin tamamlanmasıyla belli olacak. Ancak standart bir fare zehir kullanılmamış, hayvanın içinde kanama meydana getirirdi. Böyle bir şeye rastlamadık' dedi.Mehmet Çınar, DHA
Şubat'ta 15 Bin Öğretmen Atanacak
Öğretmen atamaları için heyecanlı bekleyiş sona erdi. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 2015 yılı için yapılacak ilk öğretmen atamaları için tarihi belirledi. 15 bin yeni öğretmenin 6 Şubat’ta atanacağı öğrenildi.Öğretmenlerin merakla beklediği 'Öğretmen atamaları 2015' 900 bin öğrencinin yarı yıl tatiline girdiği 23 Ocak- 9 Şubat 2015 tarihleri arasında gerçekleşecek. Okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lisede okuyan yaklaşık 18 milyon öğrenci ve 900 bin öğretmen 23 Ocak Cuma'dan itibaren yarı yıl tatiline girdi.Tatilin ardından eğitim öğretim yılının ikinci yarısı, 9 Şubat Pazartesi başlayacak. Eğitim-öğretim yılı 12 Haziran'da da tamamlanacak. 2015-2016 eğitim ve öğretim yılı ise 14 Eylül Pazartesi başlayacak.İkinci dönem 8. sınıf öğrencileri, Türkçe, matematik, fen ve teknoloji, din kültürü ve ahlak bilgisi, inkılap tarihi ve Atatürkçülük ile yabancı dil derslerinden 29-30 Nisan'da ortak sınavlara girecek. Mazeret sınavı da 16-17 Mayıs'ta yapılacak. Sınav sonuçlarının ise haziranda açıklanması planlanıyor.Ara tatilde öğretmen atamaları yapılacakMilli Eğitim Bakanlığı ara tatilde öğretmenlerin il içi ve iller arası özür grubu yer değiştirme atamalarını yapacak. Bu atamaların ardından, 15 bin öğretmen kadrosuna da ilk atamalar gerçekleştirilecek.MEB'in internet sitesinden yapılan açıklamada, atama ve görevlendirmelerin, kadrolu öğretmenler için kararname, sözleşmeli öğretmenler için görevlendirme onayı düzenlendikten sonra resmi nitelik kazanacağı duyuruldu. Tebligat ve ilişik kesme işlemleri, 23 Ocak'tan itibaren gerçekleştirilecek.Bakanlık yetkilileri, atamaların Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın talimatıyla halen yürürlükte bulunan Öğretmen Atama Yer Değiştirme Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda gerçekleştirildiğini bildirdi.Milliyet
Reklam
Hangi iPhone Ne Kadar Sattı?
Hali hazırda satışta olan toplam 5 iPhone modeli bulunuyor. Apple resmi olarak açıklamasa da, KGI araştırma şirketi iPhone modellerine göre satış rakamlarını duyurdu.Akıllı telefon pazarında mücadelesini sürdürüen iPhone modelleri, kendi içlerinde de yarışıyor. Hali hazırda satışta olan iPhone 6, 6 Plus, 5c, 5s ve 5 modelleri arasında süren rekabete yönelik veriler pazar araştırma şirketi KGI Resarch'ten geldi.Apple'ın açıklamadığı veriler Bilindiği gibi, Apple üç aylık finansal sonuçlarını açıklarken iPhone satış adetlerini modele göre değil, toplam olarak veriyor. Bu nedenle, hangi iPhone modelinin daha fazla ilgi gördüğü, hangisinin daha yüksek satışa imza attığına dair eldeki tek veri araştırma şirketinin tahminleri.
'Emniyet 77 Bin 400 Bomba Alacak' İddiası Meclis Gündeminde
Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2015 yılı için 77 bin 400 adet ses-ışık bombası almayı planladığı iddiası Meclis gündeminde.CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu,  İçişleri Bakanı Efkan Ala'ya, 'Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2015 yılı için almayı planladığı 77 bin 400 adet ses-ışık bombasının 180 desibellik ses ve 8 milyon mum ışık saçma etkisine maruz kalanların gözlerinde, kulaklarında ve iç organlarında hasara yol açtığı iddia edilmektedir. Ses-ışık bombasının yayacağı 8 milyon mumluk ışık ise retina hasarı, katarakt gibi kronik zararların yanı sıra kısa körlük yaratma etkisi de taşımaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2015 yılı için 77 bin 400 adet ses-ışık bombası almayı planladığı iddiası doğru mudur?' diye sordu.CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu  İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın yanıtlaması istemiyle TBMM'ye sunduğu soru önergesinde, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2015 yılı için 77 bin 400 adet ses-ışık bombası almayı planladığı iddialarını Meclis gündemine taşıdı.  Ses ve ışık bombalarının insan sağlığına olan kalıcı etkilerine değinen Tanrıkulu, 'Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2015 yılı için almayı planladığı 77 bin 400 adet ses-ışık bombasının 180 desibellik ses ve 8 milyon mum ışık saçma etkisine maruz kalanların gözlerinde, kulaklarında ve iç organlarında hasara yol açtığı iddia edilmektedir. Uzmanlar İnsanın duyabileceği ses aralığı sınırının 140 desibel olduğunu, 130-140 desibel üzerindeki gürültüler ise akustik travma yaratacağı, kulak ağrısı, kulak zarı yırtılması, çınlama, iç kulak sinirsel tip kalıcı işitme kaybı gibi sonuçlara yol açacağını belirtmektedir. 150 desibel ve üstü, mutlaka yasaklanması gereken bir sınır olarak kabul edilir. Bu sınırdaki gürültüler çarpıntı, kan basıncı yükselmesi, denge bozukluğu, bulantı, kusma, metabolizma ve hormon dengesi bozulmaları, mide salgısı azalması, ülser, kas gerginliği, damar büzülmesi, baş ağrısı, migren, yorgunluk, göz kırpma artışı etkileri yaratmaktadır. Ses-ışık bombasının yayacağı 8 milyon mumluk ışık ise retina hasarı, katarakt gibi kronik zararların yanı sıra kısa körlük yaratma etkisi de taşımaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğünün insan sağlığına zarar veren, kalıcı hasar bırakma riski bulunan araç-gereç ve malzeme kullanması insan hakları ihlalidir. İçişleri Bakanlığının güvenlik kuvvetlerinin toplumsal olaylara müdahale ederken göstericilerin hayatının ve sağlığının tehlikeye atılmaması için önleyici tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Fransa'da bir vatandaşın polisin attığı gaz bombası sonucu yaşamını yitirmesinin ardından polisin gaz bombası kullanımı yasaklanırken Türkiye'nin binlerce gaz bombası alması düşündürücüdür' açıklamasında bulundu.'SES-IŞIK BOMBASI ALINMASININ GEREKÇESİ NEDİR?'Ses-ışık bombası alınmasının gerekçelerini soran Tanrıkulu, şu ifadelere yer verdi: 'Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2015 yılı için 77 bin 400 adet ses-ışık bombası almayı planladığı iddiası doğru mudur? İddia doğru ise ses-ışık bombası alınmasının gerekçesi nedir? Ses-ışık bombasının 180 desibellik ses ve 8 milyon mum ışık saçma etkisinin bulunduğu iddiası doğru mudur? 180 desibellik ses ve 8 milyon mum ışık saçma etkisinin insan sağlığına zararlı olduğu iddiası doğru mudur? Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2015 yılı için 77 bin 400 adet ses-ışık bombasını hangi firmadan temin edecektir? Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2015 yılı için 77 bin 400 adet ses-ışık bombası ihtiyacı nasıl tespit edilmiştir? İhtiyaç ile ilgili bilimsel bir araştırma yapılmış mıdır?''KULAK ZARI PATLAMASINA VE KALICI İŞİTME KAYBINA YOL AÇACAĞI İDDİASI'Ses ve ışık bombalarının insan sağlığına olan etkilerine değinen Tanrıkulu, 'Güvenlik güçlerinin kullanacağı 180 desibellik ses ve ışık bombalarının kulak zarı patlamasına ve kalıcı işitme kaybına yol açacağı iddiası doğru mudur? İddia doğru ise 77 bin 400 adet ses-ışık bombasının kullanılması halinde kulak zarı patlaması ve kalıcı işitme kaybı yaşayacak vatandaşımızın tahmini sayısı kaçtır? Güvenlik güçlerinin kullanacağı 8 milyon mumluk ışık saçan ses ve ışık bombalarının retina hasarı, katarakt, kısa körlük yaratma etkisinin olduğu iddiası doğru mudur? İddia doğru ise 77 bin 400 adet ses-ışık bombasının kullanılması halinde retina hasarı, katarakt, kısa körlük yaşayacak vatandaşımızın tahmini sayısı kaçtır?' diye sordu.'FRANSA'DA POLİSİN GAZ BOMBASI KULLANIMI YASAKLANIRKEN TÜRKİYE NEDEN SÜREKLİ GAZ BOMBASI ALMAKTADIR?'Fransa'da polisin gaz bombası kullanımının yasaklandığını ancak Türkiye'de gaz bombası alımının devam etmesini eleştiren Tanrıkulu, 'Fransa'da polisin gaz bombası kullanımı yasaklanırken Türkiye neden sürekli gaz bombası almaktadır? Türkiye'de Fransa'da polisin kullanımını yasakladığı ya da eşdeğeri gaz bombasından bulunmakta mıdır? Varsa mevcut ve kullanılan gaz bombasının sayısı kaçtır? Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2015 yılı için almayı planladığı 77 bin 400 adet ses-ışık bombası insan sağlığını, Fransa'da kullanımı yasaklanan gaz bombasından daha az mı tehdit etmektedir? Fransa'da polisin kullanımını yasakladığı gaz bombası özellikleri nelerdir? Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2015 yılı için 77 bin 400 adet ses-ışık bombası özellikleri nelerdir?' ifadelerini kullandı.Hakime Torun, DHA
Reklam
Facebook Lite: Eski Android Sürümleri İçin Yeni Facebook Uygulaması
Facebook sessiz sedasız Google Play’e yeni bir uygulama daha yükledi. Facebook Lite adlı uygulama düşük bağlantı hızına sahip ve eski Android sürümlü cihaz kullanan kişileri hedefliyor.Facebook’un yeni Android uygulaması Facebook Lite‘ın boyutu sadece 252kb. Standart Facebook uygulaması gibi zengin özelliklere sahip değil. Zira mobil bağlantı hızı yavaş olan (2G vb.) ve ucuz Androidli cihazların popüler olduğu ülkeleri hedefliyor.Yukarıdaki tanım Bangladeş, Nepal, Sri Lanka gibi Asya ve Afrika ülkelerini işaret ediyor ama Facebook Lite, Türkiye’de ve dünyada eski sürüm Android cihaz kullanan tüm kullanıcılar için ilaç niteliğinde bir uygulama.
1299'dan Beri Eski Günlerini Arayan Bir İl: 19 Maddede "Bilecik"
M.Ö. 3000 yıllarına kadar dayanan geçmişiyle, Mısırlılar, Hititler, Frigler, Kimmerler, Makedonyalılar, Britinya Krallığı, Bizans, Abbasi ve nihayetinde Osmanlı'ya kadar geniş bir yelpazede insanoğlunun ele geçirme arzularını kamçılayan büyülü şehir; Bilecik. 1299 yılında Osmanlı'nın temellerinin atıldığı, o günden bu yana geleceğini kovalayan, küçük ama ruhu büyük şehir.
Reklam
Fikret Orman: "Pırlanta Gibi, Ahlaklı Bir Çocuğu Aldık"
Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, Tolgay Arslan transferi hakkında önemli açıklamalarda bulundu.Tolgay Arslan transferinde mutlu sona ulaşan Beşiktaş’ta, başkan Fikret Orman önemli açıklamalar yaptı. Avustralya’da bulunan Fikret Orman, BJK TV’ye verdiği röportajda şu ifadeleri kullandı:'Beşiktaş çok ciddi bir kurumdur. Prensipleriyle yönetilir. Beşiktaşlıların vekiliyiz. Biz kendi paramızı değil, halkın parasına harcıyoruz. Ona göre hareket ediyoruz. Hava atmak için transfer yapmayız.Tolgay Arslan transferinde ilk günden beri menfaatlerimiz gereği bir duruşumuz vardır. Beşiktaş’ta bir huzur ortamı olduğunu anlattık. Tolgay bizi seçmiştir. Beşiktaş camiasına hayırlı olsun. Çok mutluyuz. Kendi bütçemiz içinde transferi gerçekleştirdik. Pırlanta gibi, ahlaklı bir çocuğu aldık.Kamuoyuna ve taraftara şirin görüşmek için oyunculara fahiş paralar vermek futbol ciddiyetine yakışmamaktadır. Buradan Erdal Bey’e de teşekkür ediyorum. Hiçbir kimse gidip görüştü. Biz dünya tarafından bilinen bir kulübüz. Erdal Bey, Tolgay’a Beşiktaş’ı iyice anlatmıştır. Amacımız asla Trabzonspor’u ezmek gibi bir davranış değildir.Trabzonspor, Tolgay Arslan’a 2 milyon Euro net ücret gibi bir ücret teklif etmiş. Ama bize daha makul bir rakama imza attı.'EuroSport
'Annen de Olsa, Diz Kapağının Üstü Tahrik Eder'
Furkan Vakfı Kurucusu Alparslan Kuytul’un, tesettür ve cinsellik konularında açıklamalar yaptığı video vakfın internet sitesinde yayınlandı. Kuytul açıklamasında “Annen de olsa, diz kapağının üstü tahrik eder. İslam gerçeği konuşuyor” ifadelerini kullandı. Sosyal Doku Vakfı Başkanı Yıldız'ın ''6 yaşında çocukla evlenilebilir'' fetvasının ardından Furkan Vakfı Kurucu Kuytul da ''Annen de olsa, diz kapağının üstü tahrik eder'' dedi.Kuytul, 'Ne diyor İslam, annen de olsa diz kapağının altından göbeğine kadar ve sırtına bakamazsın. Annen de olsa, diz kapağının üstü tahrik eder. İslam gerçeği konuşuyor. Hayal aleminde değil İslam. Toz pembe hayallerde gezmiyor İslam. 'Olmaz canım, annesiyle olur mu, bacısıyla olur mu?' İslam hayal kurmuyor, gerçeği söylüyor. 'Olur' diyor. Biri yapmazsa biri yapar. 'Olur mu?' diyenlerin başlarına geliyor.' dedi. Cumhuriyet
Reklam
Savcı, Ali İsmail Korkmaz Davasında Polis Memurunun Cezasına İtiraz Etti
Kayseri Cumhuriyet Savcısı Mehmet Kalkan, bugün itibarıyla Ali İsmail Korkmaz davasında çıkan kararda baş zanlı olarak gösterilen ve 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan polis memuru Mevlüt Saldoğan ile ilgili karara, Yargıtay nezdinde itiraz etti. Savcının itiraz dilekçesi Kayseri 3. Ağır Ceza mahkemesindeki dosyaya da bugün itibarıyla girdi. Dilekçe de Yargıtay'a ulaştı.Geçtiğimiz çarşamba günü yapılan karar duruşmasının ardından 2 gün mazeret iznini kullanan ve araya giren hafta sonu tatili nedeniyle 4 gün sonra bu sabah göreve yeniden başlayan mahkeme savcısı Mehmet Kalkan, Ali İsmail Korkmaz'ın ölümüyle ilgili davada yaptığı mütaalada zanlı polis memuru Mevlüt Saldoğan için kasten adam öldürme suçundan müebbet hapis cezası istemişti. Ancak, 3 Ağır ceza mahkeme heyeti Saldoğan için 'Yaralama ve ölüme sebebiyet sonucu ölüme yol açmak' iddiasıyla 10 yıl 10 hapis cezasına çarptırmıştı. Savcı Kalkan'ın davada yargılanan diğer 7 sanıkla ilgili bir itirazı bulunmadığı da belirlendi. Savcının itiraz dilekçesi bugün itibarıyla Yargıtay ile Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi Yazıişleri Müdürlüğüne ulaşıp, dosyaya konuldu. Yargıtay Başsavcılığı, savcı Mehmet Kalkan'ın gönderdiği itiraz dilekçesini hangi daireye sevk edeceğine karar verecek.. DHA
Celal Kara: 'Bakanların İki Rolü Vardı... Karım Bile Bilmiyordu'
17 Aralık’ın savcısı Celal Kara Cumhuriyet gazetesi yazarı Can Dündar'ın sorularını yanıtladı. Önceki gün 'Yolsuzluk soruşturmasında 1 numara Erdoğan'dı' sözleriyle Türkiye gündemine oturan 17 Aralık operasyonu savcılarından Celal Kara'nın açıklamalarının yer aldığı ikinci bölüm şöyle:  17 Aralık soruşturmasından nasıl haberdar oldunuz?CELAL KARA - Başlangıcında yoktum. 2013 Haziranı’nda tayini çıkan bir savcının yerine getirildiğimde, onun elindeki 300 kadar soruşturma dosyasıyla birlikte bu da bana verildi. O aşamaya kadar kolluk takip ediyordu. Tüm delilleri incelemem, son bir ayda oldu. Detaylar aralıkta netleşti. Aralıkta operasyonu yaptığımda dosya 13 aylıktı. Yani uzun süre o dosyaya ben bakmamışım. Alınan teknik takip kararları vs. bana ait değil.Nasıl başlamış soruşturma?KARA - 2010 sonunda Rıza Sarraf’ın Rusya gümrüğünde parası yakalanmış. Rus yetkililer bizim makamlara bildirmiş. Biz o zamana kadar Sarraf’ı sadece magazin basınından biliyorduk. Yapılan inceleme sonucu “Burada şüpheli bir para hareketi var” denilmiş. Olay yeri İstanbul diye buraya bildirilmiş. 2012 Temmuzu’nda, “Rıza Sarraf, Kapalıçarşı’da döviz şirketleri üzerinden kayıtsız para transferi ve altın ihracatı yapıyor” diye bir ihbar gelmiş. Bu ihbar üzerine polis araştırma yapmış. Yani ben devraldığımda dosya ve teknik takipler epey ilerlemişti.‘Hukukçu, davanın siyasi sonucuyla ilgilenmez’Bunun hassas bir dosya olduğunu ne zaman anladınız?KARA - Bu ithamları kabul etmem söz konusu değil. Hadiseler bizi nereye götürdüyse oraya gittik. Özel olarak şu yöne eğilelim demedik. Ama şunu da soruyorum:İktidarın adının karıştığı bir yolsuzluk soruşturması nasıl yapılmalı ki “darbe” diye nitelendirilmesin? Bunu izah edecek bir hukukçu arıyorum.‘Endişelenmedim diyemem’Dosyanın mahiyetini anlayınca endişelenmediniz mi? Sonuçta iktidar partisinden bakanların çocuklarını takip ediyorsunuz.KARA - Hiç endişelenmedim demek, hayatın gerçekliğiyle bağdaşmaz. Ama “Hayati bir risk doğar mı”dan çok, “İftiraya maruz kalırsam bunu cevaplandırma imkânım yok” diye bir korkum vardı baştan beri... Çamur atsalar cevap veremezdim.Takip bir aşamada deşifre oldu değil mi?KARA - Evet, Barış Güler’in kuryesi, 25 Ekim’de Orient Sokak’ta takibi fark ediyor. O Barış’a, Barış da babasına haber veriyor. Babası da “Acaba kim takip ediyor” diye istihbarata soruyor. Sarraf’ın evinin önüne bir izleme aracı koyuyorlar.Ne yaptınız bu şüphe oluşunca?KARA - “Deşifre edecekler” diye düşünerek 27 Ekim’de teknik takibi durdurduk. Operasyondan bir hafta önce yeniden başlattık. 25 Ekim’de Orient Sokak’ta takibi fark eden Barış Güler’in kuryesi, Barış Güler’e o da babası Muammer Güler’e haber veriyor.‘Karıma bile söylemedim’CELAL KARA - Bir önceki hafta boyunca ben 3-4 kez Emniyet’e gittim. Saatlerce konuştuk. Şimdi hepsi tutuklanmış olan alt kadrolar hazırlıkları yaptı. Bir yandan da “Bu para nasıl geliyor, nerden çıkıyor”; onu çözmeye çalışıyoruz. Operasyona birkaç gün kala, benim sorularım üzerine detaya girilince, sistemi tam çözdük. Onların üzerinde çalıştık. Daha detaylı delil incelemesi yaptık. Sonraki aşamalarda yapılacak işlemleri belirledik. Karşımıza çıkacak engelleri hesaplayarak hazırlık yaptık. Hem 500 küsur sayfalık fezlekeyi hem 309 sayfalık raporu hazırlattım. Bir dirençle karşılaşacağımızı bildiğim için, “Özellikle dokunulmazlıkları bulunanlar hakkında Meclis’e gönderilecek rapor, ilk günden bana gelsin” dedi.Kaç kişi biliyordu operasyonun detaylarını?KARA - Fiziki takibi yapanlar sadece izledikleri kadarını bilir. Dosyanın içeriğini bilmezler. Amirlerinden 2 kişi biliyordu. Operasyonu yürütenler, Yakub Saygılı, Kazım Aksoy, Yasin Topçu, Mehmet Akif Üner, Hüseyin Korkmaz, Savaş Akyol; müdüründen polisine kadar tecrübeli, çalışkan ve dürüst insanlardı. Teknikten dinleme yapan 7-8 memur ve soruları hazırlayan 4-5 kişi biliyordu. Benim kâtibim biliyordu. Yani toplasanız 20 kişiyi geçmez.Eşiniz, aileniz biliyor muydu?KARA - Hiçbirine söylemedim. O gün operasyon yapılıp da medyada ismim çıkınca akşam eşim kızdı, anlatmadığım için… Çocuklar da okuldaki arkadaşlarından duymuşlar. “Oooo baba, ünlü olmuşsun” dediler.İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın da bilmiyormuş.KARA - Operasyonu yapan polis şefleri ona söylemiyorlar, çünkü söylerlerse bakana iletmek zorunda kalacağını biliyorlar. Nitekim 17 Aralık’ta kendisi haberdar olduğunda, “Bana iyi ki söylememişsiniz; bilsem, bildirmek zorunda kalırdım” diyor.gün ilk iş olarak birbirlerini arayacaklarını biliyordunuz. O yüzden mi tekrar teknik takibe başladınız?KARA - Bunu bir hafta öncesinden kararlaştırmıştık. Operasyon sırasında özellikle muhabereden çok ciddi delil düşer. Ayrıca şahısların nerde olduğunu belirlemek açısından da önemlidir. Çünkü şahsın nerde olduğunu belirleyemezseniz hem onu hem de aramada elde edeceğiniz birçok delili kaçırırsınız.‘Evlerden para çıkacağını tahmin ediyordum’Evlerde para sayma makinelerinin, kutu içinde paraların çıkacağını biliyor muydunuz?KARA - Hayır. Onlar o günkü aramada ortaya çıktı. Paratrafiğini fiziki ve teknik takipte görüntülemiştik, ama paraları nerde sakladıklarını bilmiyorduk. Yine de bastığımız evlerden külliyetli miktarda para çıkacağını tahmin ediyordum.“Bakan bunu durdurabilir” kaygınız yok muydu?KARA - Sabah erken saatte bir operasyon yaptığınız zaman durdurması biraz zordur. Başladığınız anda operasyonu yapmışsınızdır. Ortasında “Ben operasyonu yaptırmıyorum” demek biraz zordur. Onlar da baskın sırasında bir durum muhakemesi yapıyorlar. Sonra ortaya çıkan veriler öyle gösteriyor. En fazla ertesi gün durdurabilirler, ama biz o sırada aramaları tamamlamış, gözaltıları yapmış, delilleri almış oluruz. Burada asıl karşı operasyonu savcıyı ve müdürleri değiştirerek yapabilirlerdi. Müdür değiştirmek kolaydı; onu yaptılar. Rıza Sarraf ve Halkbankası Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın tapesinde, sahte belgelerle yolsuzluğa nasıl yol verildiği öğreniliyor.‘Hem ülke, hem banka soyuldu’CELAL KARA - Burada temel hedef Rıza Sarraf… İran’ın ambargo nedeniyle elde edemediği parayı transfer edebilmek için yollar arıyor. Burdakiler de bundan gelir elde edebilmenin yolunu arıyorlar.Bizim TÜPRAŞ ve BOTAŞ zaten İran’a borçlu… “Merkez Bankası’nda stoklanan parayı uluslararası normlara uygun olarak nasıl transfer edebiliriz” diye yol arıyorlar, ama paranın boyutu çok büyük. Önce altın ihracatı deneniyor. Ama “Amerika öğrenirse Halkbank’ın oradaki hesaplarına tedbir gelir” diye kaygılanıyorlar. Bunun üzerine ihracata çeviriyorlar işi...Ambargodaki istisnalar gıda, tıbbi malzeme ve ilaç… Bunların ihracatına izin var. Fakat burda da Sarraf, Türkiye’den ihracat yapmak yerine buradaki şirketleriyle Dubai ile İran arasında yapılacak ithalat ve ihracatın transit tacirliğini yapıyor. Fakat gıda ve ilaç da fazla para tutmuyor. de belirtildiği gibi, azami kapasitesi 5 bin ton olan gemilerle 150 bin ton gıda ihraç edilmiş gibi gösterecek sahte evraklar düzenleniyor. Amaç, bu şekilde ambargoyu delerek, İran’ın bizden alacaklı olduğu parayı transfer etmek...Normalde bu transfer banka üzerinden yapılsa hem ihracatçı, hem ülke hem de banka kazanacakkensahte işlemlerle, altın gibi vergisi olmayan değerler ihraç ederek ülkeye vergi kaybettiriyorlar.Bakanların burda rolü ne?KARA - Bakanların 2 rolü var:Bir: Sarraf’ı bu işte tek tabanca kılmak için başkasının bu işe girmesini engellemek…İki: Mahiyetini bildikleri bu yolsuzluğa sahte belgelerle yol vermek...Zaten bir tapesi var Süleyman Aslan’la Rıza Sarraf’ın…“5 bin tonluk gemiyle 150 bin ton taşımış gibi göstermişsiniz. Bu kadar da göze sokmayın, daha makul şekilde yapın” diyor. Yani faaliyetin yasal olmadığını, belgelerin sahte olduğunu bilmelerine rağmen yol veriyorlar.İran açısından bir kayıp yok. Onlar bu parayı ambargodan kaçırıp ülkelerine transfer edebilmek için yüzde 10’a yakın miktarını feda ediyor. Ve bunu açıklarken “Burda asıl sizin ülkeniz ve bankanız zarara uğradı” diyor. Gerçekten de bankanın kasasına girmesi gereken para, “komisyon” adı altında şahısların cebine rüşvet olarak gidiyor. Uluslararası arenada da ambargoyu delmek için devlet görevlilerinin böyle yakışık almayacak metotlar kullanması da ülkenin itibarını zedeliyor.Rıza Sarraf mı bakanları buluyor, yoksa devlet böyle bir kararı uygulamak için Sarraf’ı mı tercih ediyor?KARA - Bizim elimizde Sarraf’ın Zafer Çağlayan’la nasıl ve kimin aracılığıyla tanıştığına dair bir bilgi yok. Ama bildiğimiz, Sarraf’ı Egemen Bağış’a Zafer Çağlayan götürüyor. Muammer Güler’i ise İstanbul’da “30 yıllık dostum” dediği Berber Yaşar tanıştırıyor. Sarraf, bakanla görüşmesinin ayrıntılarını Berber Yaşar’a aktarırken dinlemeye takılıyor.Sarraf’ın Güler’den beklentisi ne?Ambargo nedeniyle İranlılara bankacılık işlemlerinde kırmızı alarm var. Bundan sıyrılmak için başkaülke vatandaşlığına giriyorlar. Sarraf ve ailesi de TC vatandaşı olmak istiyor. Hem bunun için, hem koruma talepleri için İçişleri Bakanı ile tanışmak çok önemli...İzleme sürecinde devlet katından müdahale olmadı mı?KARA - Olmadı, olamaz da zaten… Soruşturma gizli yürütülüyor. Biz de kollukla uyum içinde çalışıyoruz.Onların işi daha zor… Amirlerine karşı bir operasyon hazırlığındalar sonuçta...KARA - Hem zor, hem kolay... Sığınacakları bir yer var: “Savcının emrini yerine getiriyoruz” derler. Onlar talepte bulunsa bile biz onay vermeden yapmalarına imkân yok. Biz de mahkeme kararı gerektiren konularda mahkeme kararı alarak yapabiliyoruz.Mahkemeden karar çıkartmakta zorluk yaşadınız mı?KARA - Orda hiç sorun çıkmadı. Takip talebinin altını dolduracak delil ve bulgular, talebin altına ekleniyordu. Yani “Fiziki takipte bunu görüntüledik” veya “Teknik takipte bunların da dinlenmesi gerekiyor” diye... Hiçbir talebimiz reddedilmedi. 32 mahkemeden ortalama 2- 3’er karar alsanız, düşünün kaç sefer verilmiş. Bunların bir de uzatmaları var. Herbirinde yeniden incelenmiş. Hiçbirinden ret kararı çıkmamış.Operasyona başladığınızda seçime 3.5 ay kalmıştı. Bunun siyasi tartışma yaratacağı belliydi. Niye o tarihi seçtiniz?CELAL KARA - Hukukçu, soruşturmanın zamanıyla da ilgilenmez. Bizi şartlar o zamanda zorladı:Birincisi bütün deliller toplanmıştı; daha fazla beklememizi gerektiren bir durum yoktu. Takibikestiğimiz tarihle operasyona başlayacağımız gün arasında soruşturmayı tamamlamak için 35- 40 gün gibi bir süremiz vardı.İkincisi, soruşturmadan şüpheleniyorlar, ama bir türlü deşifre edemiyorlardı. Barış Güler, kendisi hakkında soruşturma olup olmadığını birilerine sorduruyordu. İstihbarat şube müdürü, -suç olduğu halde- “Soruşturma var mı” diye hem sözlü, hem yazılı olarak soruyordu. İçişleri Bakanı’nın ciddi girişimleri vardı.Üçüncüsü, biz bu soruşturmayı kollukla yürütüyorduk.İçişleri Bakanı, şüpheleri artınca şube müdürlerini değiştirecekti. Ne varsa onlardan öğrenecekti. Organize ve mali şube müdürleri görevden alınacaklarını 17 Aralık’a birkaç gün kala öğrendiler. “Bizi alacaklarına dair ciddi duyumlar geliyor. Yerimize gelecek isimler bile belli… En fazla birkaç günümüz kaldı. Şimdi yaptık yaptık, yapamazsak bir daha hiçbir zaman yapılamaz” dediler. Operasyonu 2-3 gün farkla kurtarabildik.Yani, “48 saat içinde yaptık yaptık, yoksa kapanır bu dosya” diye mi düşündünüz?KARA - Evet. Nitekim soruşturmadan haberdar olsalar neler yapacakları, sonradan yaptıklarından da görüldü. 2-3 gün daha beklesek, soruşturmayı yürüten şube müdürleri görevden alınmış olacaktı. Yeni gelen polisler, talimatları yerine getirmeyecekti. Her şey deşifre olacaktı. Kaçanlar kaçacaktı. Yapamayacaktık. O yüzden “Hemen yapalım” kararı verdik.Müdürler bana, “Operasyon başladıktan sonraki 12 saat içinde bizi görevden alırlar” demişlerdi. Yanılmışlar. 15 saat sürdü alınmaları…O gece 2 gibi alındılar.Can Dündar | Cumhuriyet
Fenerbahçe'den Cavcav'a Çok Sert Cevap
Fenerbahçe Spor Kulübü, resmi sitesinden yaptığı açıklama ile İlhan Cavcav'a oldukça sert bir cevap verdi.Fenerbahçe Spor Kulübü, Aziz Yıldırım'ın Yüksek Divan Kurulu'nda 'Yayın havuzundan daha fazla para almalıyız, yoksa çıkarız' şeklinde yaptığı açıklamalarından ardından Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav'ın kullandığı ifadelere ilişkin bir duyuru yayınladı.Aziz Yıldırım'a 'Beyefendi elini ayağını çeksin, gitsin evinde otursun. Efendi gibi maçını izleyecekse izlesin', Mahmut Uslu'ya ise 'Bana göre topu görse bomba zanneden bir insan' diyecen Cavcav'a sert cevap geldi. İşte Fenerbahçe'nin o açıklaması!'Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım’ın, Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu’nda yaptığı açıklama sonrasında bazı kulüp başkanlarının Başkanımız ve Genel Sekreterimiz hakkındaki karşı beyan ve açıklamaları tarafımızdan dikkatle takip edilmektedir.Öncelikli tavsiyemiz, bu karşı beyan ve görüşlerin ifade edilmesi sırasında genel ahlak ve terbiye kuralları nezdinde haddin aşılmamasına yöneliktir.Gerek bu kişilerin yaşı, fiziksel ve ruhsal sağlık durumları, gerekse futbol camiasında geçirilen yılların tarafımızda oluşan hatırı ve sabrı sınırsız değildir. Adli tıp raporu olmadan şahsi malvarlığı üzerinde dahi tasarrufta bulunamayacak durumda olanların Türk Futbolu’nun üzerinde hala söz sahibi olabildiklerini düşünmeleri, içinde bulundukları fiziksel durumun bir sonucu olsa da, Fenerbahçe Spor Kulübü olarak tüm spor camiasını, Fenerbahçe ve Fenerbahçe’nin değerleri hakkında yapılan ve yapılacak açıklamalarda çok daha dikkatli ve özenli olmaya davet ettiğimizi kamuoyuna duyururuz.'Sporx
Su Altına Kablosuz İnternet Getirdiler
Rusya’nın Tomsk şehrindeki bilim insanları, su altında kablosuz bağlantı (Wifi) teknolojisini çalıştırmayı başardı. Böylece gelecekte teknolojik aletler deniz altında internet yoluyla kontrol edilebilecek.Tomsk Politeknik Üniversitesi (TPU) Deniz Jeolojisi Telekominikasyon Laboratuvarı Bölüm Başkanı Yuri Svinolupov, yapılan testlerde saniyede 1.2 kilobit hızında veri aktarmayı başardıklarını söyledi. Günümüzde Rusya’da benzer aletlerin saniyede 0.2 kilobit veri aktarabildiğini ifade eden Svinolupov, “Modem şu an 200 bit hızında veri aktarabiliyor. Aletin teknik özelliklerini yabancı ülkelerdekilerle karşılaştığımız zaman en iyiler arasında yer aldığını görüyoruz. Rusya’da ise benzeri yok” şeklinde konuştu. Bölüm Başkanı, Bu yıl TPU bilim adamlarının Rusya Deniz Teknoloji Enstitüsü’ndeki meslektaşlarıyla ortak olarak modem üzerinde test yapacaklarını sözlerine ekledi.Tomsk Bölgesi Vali Yardımcısı Mihail Sonkin, projenin su altında belirli noktalara güvenli ve hızlı bir şekilde bilgi sağlamayı amaçladığını söyledi. Cihazın denizin 6 km derinliğinden veri aktarmayı başarabildiğini ifade eden Sonkin, “Önümüzdeki dönemde amacımız bilgi akışı, bilgi toplama ve aktarma, görüntü tanımlama gibi konulara yoğunlaşmak ve bu alanlarda çalışmalar yapmak” bilgisini verdi.Araştırmacılar gelecekte bu alıcıların çevre sorunlarının tespiti ve çözümünde yardımcı olabilmesini umuyor. Ortak kullanılacak standart bir veri paylaşımı sistemiyle, farklı gereçler kullanan araştırma ekipleri elde ettikleri verileri gerçek zamanlı bir şekilde paylaşıp birleştirebilecek. Cihan
Reklam