MART
'Struma' Faciasına 73 Yıl Sonra İlk Resmi Tören
2. Dünya Savaşı yıllarında Nazi soykırımından kaçan Yahudi göçmenleri taşıyan 'Struma' adlı geminin Karadeniz'de Sovyet denizaltısı tarafından batırılmasının neden olduğu facianın 73. yıldönümünde hayatını kaybeden 768 Musevi vatandaşı için ilk kez devlet düzeyinde düzenlenen resmi törenle anıldı.Törende hükümeti Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik temsil etti. Sepetçiler Kasrı'nın boğaza bakan bahçesinde düzenlenen törene İstanbul Valisi Vasip Şahin, Türk-Musevi Cemaati Başkanvekili Moris Levi, Türkiye Hahambaşısı İsak Haleva, Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilciliği Büyükelçisi Kenan İpek, Araştırma ve Güvenlik İşleri Genel Müdürü Büyükelçisi Tunç Üğdül, Uluslararası Holokost Anma İttifakı Türk Heyeti Başkanı Emekli Büyükelçi, Ertan Tezgör, Sanatçı Zülfü Livaneli, İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Shai Cohen, Musevi din adamı Rav David Sevi ile Türkiye'de yaşayan Musevi cematinden çok sayıda davetli katıldı.
Merkez Bankası'ndan Ölçülü Faiz İndirimi
Merkez Bankası merakla beklenen PPK toplantısında politika faizini 25 baz puan düşürürken, faiz koridorunun üst bandında 50, alt bandında 25 baz puan indirim yaptı.Merkez Bankası bütün Türkiye'nin merakla beklediği faiz kararını açıkladı. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu(PPK) toplantısı sonrası politika faizini yüzde 7.75'te yüzde 7.5'e indirdi. Böylece, faizler piyasanın beklentisi doğrultusunda 25 baz puan inmiş oldu.Merkez Bankası sitesinden yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:Para Politikası Kurulu (Kurul), Merkez Bankası bünyesindeki Bankalararası Para Piyasası ve Borsa İstanbul Repo–Ters Repo Pazarlarında uygulanmakta olan faiz oranları ile bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının aşağıdaki gibi belirlenmesine karar vermiştir:a)  Gecelik faiz oranları: Marjinal fonlama oranı yüzde 11,25’ten yüzde 10,75’e, açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranı yüzde 10,75’ten yüzde 10,25’e,Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 7,5’ten yüzde 7,25’e indirilmiştir.b)  Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 7,75’ten yüzde 7,5’e indirilmiştir.c)  Geç Likidite Penceresi faiz oranları: Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16.00–17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 0 düzeyinde sabit tutulmuş, borç verme faiz oranı ise yüzde 12,75’ten yüzde 12,25’e indirilmiştir.Sıkı para politikası duruşunun ve alınan makroihtiyati önlemlerin etkisiyle kredi büyüme hızları makul düzeylerde seyretmektedir. Dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerinin ılımlı seyri cari dengedeki iyileşmeyi desteklemektedir. Dış talep zayıf seyrini korurken iç talep büyümeye ılımlı düzeyde katkı vermektedir. Kurul, açıklanan yapısal reformların uygulamaya geçirilmesinin büyüme potansiyelini önemli ölçüde artırabileceğini değerlendirmektedir.Uygulanan temkinli para ve maliye politikaları ile alınan makroihtiyati önlemler enflasyonu, özellikle enerji ve gıda dışı (çekirdek) enflasyon göstergelerini ve enflasyon beklentilerini olumlu yönde etkilemektedir. Kurul, çekirdek enflasyondaki düşüşün devam edeceğini öngörmektedir. Bununla birlikte, enflasyondaki düşüşün kalıcı olması için para politikasında temkinli bir yaklaşım gerekmektedir. Gıda ve enerji fiyatlarındaki artan oynaklığı da dikkate alan Kurul, faiz oranlarındaki indirimin ölçülü tutulmasını uygun görmüştür. Önümüzdeki dönemde para politikası kararları enflasyon görünümündeki iyileşmenin hızına bağlı olacaktır. Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlar yakından izlenecek ve enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar getiri eğrisini yataya yakın tutmak suretiyle para politikasındaki temkinli duruş sürdürülecektir.Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır.Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti beş iş günü içinde yayımlanacaktır.Haber Türk
İnternetten Sipariş Veren Kadına Kuryeden Taciz, Küfür ve Tehdit
Türkiye'deki taciz vakalarının ardı arkası kesilmiyor. Özgecan Aslan'ın vahşice öldürülmesinin ardından kadınların Twitter’da #sendeanlat etiketi altında yaşadıkları olayları anlatmasıyla kadına yönelik tacizin ne kadar yaygın olduğu gözler önüne serilmişti. Bugün üzerine çok konuşulacak ve belki de pek çok kadının sıklıkla başına gelen bir vaka daha ortaya çıktı. Genç bir kadının internet üzerinden verdiği siparişle hayatı adeta kabusa döndü. Kapıda başlayan taciz, telefonda küfür ve tehditlere kadar vardı.Genç kadın '21 Şubat Cumartesi’ni Pazar’a bağlayan gece uğradığım taciz ve tehdidi, bu ülkede polis veya hukuka inancım olmadığı için buradan paylaşmak istiyorum' diyerek yaşadığı olayı Facebook hesabından paylaştı. Şirket ise olaydan ötürü özür diledi ve çalışanının işine son verdi.Tacize uğrayan kadın, olayı şöyle paylaştı:21 Şubat Cumartesi’ni Pazar’a bağlayan gece uğradığım taciz ve tehdidi, bu ülkede polis veya hukuka inancım olmadığı için buradan paylaşmak istiyorum. Sabahında iş nedeniyle yurtdışına çıkacağımdan lazım olan birkaç şeyi, saat 23:57’de yemeksepeti.com üzerinden, Bambi Kuruyemiş’ten sipariş verdim. Ödeme için seçmiş olduğum kart seçeneği için getirdikleri yeni tip, büyük pos cihazı bağlantı kuramadığı için, saat 2’ye kadar 2 kez tekrar geldiler. İlk 2 seferde, çıkan her türlü soruna ve her seferinde kapıda 10 dakika geçirmemize rağmen son derece güleryüzlü bir servis elemanı geldi; belirttiği üzere Bambi’de değil, yanındaki bir dükkanda çalışıyordu ve sorun çözülemedi. Saat 3 sularında, 3. kez kapıyı çaldıklarında ise firmanın asıl ve başka bir çalışanı, yine aynı tip pos cihazıyla geldi. Daha kapıdan görünüşüme bakar bakmaz ters bir tavır sergileyen bu kişiye, “yorucu oldu” dememle birlikte tedirgin anlar yaşamaya başladık. “Yorucu oldu, sana mı?” “Yoruldun mu yoksa sen?” gibi cümleleri tehditkar ve inanın korku salmak ister bakışlar, tavırlarla pekiştiren bu kişinin bu davranışlarına hiç korkmadan, direkt gözlerinin içine bakarak yanıtlar verdim. Kadınlar ne demek istediğimi daha iyi anlar, korkmamamla daha da nefret dolu gözler ve sözlerle bakan bu şahıs, pos cihazının parayı çekmesiyle bir zafere ulaşmışcasına bana hesap sorunca, “ben de çekmesine mutlu oldum” dedim ve istediğini alamayarak huzursuzluk içinde gitti. Hatta evde beni ziyarete gelmiş 2 arkadaşıma, yaşadığım olayın detaylarını anlatarak bu işin burada bitmeyeceğini hissettiğimi söyledim.Saat 03:48’de, cep telefonuma gelen “ne kadar mutlu oldun?” mesajıyla başlayan taciz, çok kısa sürede ısrarcı aramalara, tehditlere, burnumdaki “pirsing”e, tipimle ilgili sarkıntı ve eleştirilere dönüştü. Yemeksepeti dolayısıyla kolayca ulaşabildiği telefon numaram, adım, oturduğum semt ve hatta oturduğum sokağı bir tehdit unsuru olarak kullanan şahıs, telefonu açılmayıp istediği cevapları alamayınca “gelir sikerim seni”, “ananın amına kadar yolun var” ve “ölünü sikerim” gibi tehditleri mesajla rahatça göndermeye ve aramaya devam etti. Polise ve savcılığa gideceğimi söylememle iyice çıldırdı. Uzun süredir yalnız yaşayan ve pek korkmayan bir kadın olmama rağmen, yola çıkacağım bu sabahın köründe, kapımı kitledim, sürgüyü çektim, perdelerimi kapadım zira bana uygulanan tavrın sebebini, gözlerdeki nefreti ve “ölü sikme” tehdidinin neden bilinçle seçildiğini ve şakası olmayabileceğini biliyordum.Sabahında iş arkadaşımla havaalanındayken, belki serinkanlılığımdan korktuğundan arayan bu şahsın aramasını bu kez açtım ve tekrar polise, savcılığa başvuracağımı söyledim. İlk olarak telefonunu bir arkadaşının kullandığını söyleyen bu şahsa kim olduğunu ve adımı, adresimi, ismimi nerden bulduğunu sorduğumda çıldırarak bir gece önce mesajla yolladığı tehditlerin benzerlerini telefonda da yineledi ve gayet pişkin, “ben polisim zaten, ne olacak ki bana” dedi. elbette polis olmasa bile, niye bu kadar rahat olduğunu sanıyorum hepiniz tahmin edebilirsiniz; çünkü bu ülkede kimseye bir şey olmuyor.Bu kişi Bambi Kuruyemiş adına bana siparişi getiren kişidir. Telefon numarası gayet açıktır, başkasınınkini kullanmış olsa dahi, yaptığımız konuşma üzerinden mesajla açıkça referans vermekten, korku salmaktan, ölüm dahil olmak üzere türlü şekillerde “sikmekle” tehdit etmekten ve bunu yaparken adres, isim, mahalle, telefon bilgilerimi kullanmaktan çekinmemiştir. Bu şerefsiz nasıl ki bunları yaparken korkmadı, utanmadıysa, ben de mesajlarının bir kısmını paylaşmaktan ne korkuyorum ne de utanıyorum; çünkü bu ülkede her geçen gün yaratılmak ve yaşatılmak istenilen korkunun, biz kadınların yaşama şeklinden, kişisel tercihlerinden ve en çok da korkusuzluğundan kaynaklandığını biliyorum. Ben bu şahıs cezasını çekene kadar uğraşacağım; firmanın durumu itiraf etmesi için boykot etmenizi veya afişe etmek amaçlı, en azından bu statusü paylaşmanızı rica ediyorum. Hepimizin güvenliğini tehdit eden bu canavarların, sırtımızdan milyarlar kazanmasını ve her şeyin bu kadar rahatça yapılabilmesini artık kabul edemiyorum. Tüm bilgilerime sahip, hiçbir çekincesi olmayan bu sapığın bana zarar vermeyeceğinin garantisini kim verecek?
G.Saray'la Yolları Resmen Ayrıldı!
Galatasaray'ın uzun zamandır sorun yaşadığı futbolcusu Engin Baytar, kulüple yollarını ayırdı.Galatasaray'da son dönemde futbol dışı olaylarla gündeme gelen, 2011-2012 sezonu başında Trabzonspor'dan transfer edilen Engin Baytar, Sarı Kırmızılılar ile yollarını ayırdı. 31 yaşındaki orta saha oyuncusu 1 ay önce kulübe alacakları için ihtar çekmişti.'KULÜP BUL' DENDİ, ÖDEME YAPILMADIKendisine sezon başı kulüp bulması söylenen ve bu süre içinde A2 takımıyla antrenmanlara çıkan Engin Baytar, 1 ay önce kulübe, kendisine olan borçların ödenmesi için ihtar çekti. Ancak oyuncuya hiçbir ödeme yapılmadı. Tecrübeli oyuncu, bunun üzerine sözleşmesini tek taraflı olark feshetti.Engin Baytar, şu an istediği kulüple anlaşma hakkına sahip olmakla birlikte, alacaklarını da Galatasaray Kulübü'nden tahsil edecek.PARA SAYMA GÖRÜNTÜLERİ OLAY OLMUŞTUEngin'in geçtiğimiz aylarda sosyal medyada bir arabaının içinde, antrenmanlarını A2 takımında sürdüren bir başka oyuncu Yiğit Gökoğlan ile birlikte para sayma görüntüleri ortaya çıkmış ve iki oyuncu kamuoyundan büyük eleştiri almıştı. Yiğit Gökoğlan ara transfer döneminde bonservissiz olarak Akhisar Belediyespor'un yolunu tutmuştu.Fanatik
'Validebağ Deresi Kirletiliyor, Kasıtlı Olarak Önlem Alınmıyor'
Validebağ Gönüllüleri, Çevre Mühendisleri Odası ve Mimarlar Odası Validebağ Korusu’ndaki derenin kirletilmesinin koruda yaşamı yok edeceğine dikkat çekti, belediyenin korudaki rant kaygısıyla kasıtlı olarak önlem almadığını söyledi. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İstanbul Şubesi, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Şubesi ve Validebağ Gönüllüleri Derneği Validebağ Korusu’ndaki atıksu tehdidiyle ilgili olarak uyardı.Validebağ Korusu Deresi’ndeki incelemelerde, atıksuyun kaynak noktasına doğru yaklaşıldığında kirletici konsatrasyonların artmakta olduğunun tespit edildiği ve katı maddelerin dere boyunca çöktüğü belirtildi.“Zamanla katılaşan bu kirleticiler dereyi geri dönüşü olmayan bir duruma götürmektedir.”Yasaya aykırıÇMO’nun İstanbul ofisinde yapılan basın toplantısında verilen bilgiye göre, dereye atıksular hiçbir önlem alınmadan deşarj ediliyor. Yasaya ve sağlık normlarına göre, atıksuların kanala bağlanması gerekirken yüzlerce konut arasından geçirilerek dereye veriliyor.Kirliliğe neden olan ve çevredeki canlılar için yaşamsal tehdit oluşturan bu durum “Yüzeysel Su Kalitesi Yönetim Yönetmeliği’nin ‘Yüzeysel suların biyolojik, fiziko-kimyasal ve kimyasal açıdan kalitelerinin korunması maksadıyla her türlü atık ve artık, mevcut su kalite durumunu ve ekolojisini bozacak şekilde alıcı su ortamına bırakılamaz’ maddesine aykırı.Yaşam yokolacakÇMO’nun dereye dair inceleme raporunda, dere yatağı boyunca bitki örtüsünün fazlalığına dikkat çekilerek kirlenmenin anaerobik mikroorganizmalar gelişmesine neden olacağı, bunun da canlı yaşamını tehdit edeceği vurgulandı.Ayrıca dereyi içme suyu olarak kullanan canlıların da ya bu ortamdan uzaklaşmak zorunda kalacağı ya da yokolacağı belirtildi.“Mücadeleye devam”Toplantıda Validebağ Korusu’na yönelik rant saldırılarının çeşitli kanallardan artmakta olduğuna dikkat çekilirken çevrecilerin ve sivil toplum kuruluşlarının mücadeleyi sürdürmekte kararlı oldukları da dile getirildi.“Validebağ Korusu’nu bir bütün olarak incelediğimizde korunun üzerinde diğer yaşam alanlarımızın üzerinde olduğu gibi bir oyun oynandığı görülmektedir.“Ekolojik yaşam alanlarının sermayenin keyfi davranışlarına bırakılması ve bu durumu yönetmelikleri uygulayıcıların görmezden gelmeleri kabul edilemez.”İSKi harekete geçmiyorToplantıda konuşan ÇMO’dan Cevahir Akçelik Validebağ Korusu ve deresiyle ilgili hem çevre sakinlerinin hem ilgili kurumların defalarca başvuruda bulunduklarını ancak sonuç alınmadığını anlattı.Akçelik dereye yeni bir analiz daha yapacaklarını da ekledi.Validebağ Gönüllüleri’nden Arif Belgin de kanalizasyonun senelerdir dereye aktığını, resmi şikayetlerle durumun yetkililere bildirildiğini ama İSKİ’nin (İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi) önlem almadığını teyid etti. Kirleten inşaatlarla teker teker görüşüldüğünü ancak hepsini suçu birbirine attığını söyledi.Belgin ayrıca son yedi aydır dereye beton atıklarının karıştığına da değinerek suda artık köpüklenme başladığını bildirdi.Rant alanıMimarlar Odası’ndan Sami Yılmaz ise Validebağ Korusu’nun tarihini aktarırken 1980’lerden başlayarak iktidarların gözünün bu alanda olduğunu söyledi. Koruyu korumak için 1990’larda yükselen müc”adelenin başarısına dikkat çekerek korunun 1996’da 1. derece SİT alanı ilan edildiğini hatırlattı.İSKİ’nin bugün dereyle ilgili yaşanan sorunu rahatlıkla çözebileceğine dikkat çeken Yılmaz, mesenlin koru alanının AKP iktidarı tarafından büyük bir rant alanı olarak görülmesinden kaynaklandığını anlattı.Bianet
Ömrünü Afrika'daki Doğal Yaşamın Korunmasına Adayan Laurent Baheux'un Objektifinden 23 Eşsiz Fotoğraf
Laurent Baheux ömrünü vahşi yaşamın korunmasına adamış bir Fransız fotoğrafçı. Siyah beyaz doğa ve vahşi yaşam çalışmalarıyla tanınıyor. Baheux'un Afrika'yı  ve tehdit altındaki türleri konu alan çalışmaları tüm dünyada biliniyor ve birçok doğal yaşamı koruma amaçlı organizasyon tarafından da kullanılıyor. Çektiği nefes kesen fotoğraflardan örnekleri aşağıda bulabilirsiniz.
Reklam
THY, Bosna Hersek Ekiplerinden Sarajevo'ya Forma Sponsoru Oldu
Türk Hava Yolları, Bosna Hersek Birinci Futbol Ligi'nde ikinci sırada yer alan Sarajevo'ya üç buçuk yıllığına forma sponsoru oldu.Başkent Saraybosna'daki bir otelde düzenlenen imza törenine Türkiye'nin Saraybosna Büyükelçisi Cihad Erginay, THY Saraybosna Müdürü Ahmet Salih Kansu, THY Pazarlama ve Satış Başkanı Ziya Taşkent, Sarajevo Futbol Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Edis Kusturitsa, kulüp müdürü Dino Selimoviç, kulüp yönetim kurulu üyeleri ve davetliler katıldı.Törende Kansu, 'Türkiye'nin güçlü tarihi ilişkileri olan Balkanlar bölgesindeki bir futbol kulübüyle sponsorluk anlaşmasının imzalanmasından dolayı mutluyuz' dedi.Şirket olarak son yıllarda spora büyük destek sağladıklarını belirten Kansu, Bosna Hersek'teki en büyük futbol kulüplerinden biri olan Sarajevo ile imzalanan anlaşmanın, ülkede farklı işbirliklerine de bir kapı açacağını umduğunu söyledi.Sarajevo Futbol Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Edis Kusturitsa ise sponsorluk anlaşmasının, kulüp tarihindeki en büyük olaylardan biri olduğunu söyledi.Anlaşmanın imzalanmasının spor açısından önemli olmasının yanı sıra iş açısından da büyük anlam taşıdığını belirten Kusturitsa, 'İşbirliğimiz, Bosna Hersek'in 'kara delik' olmadığını ve burada da dürüstçe çalışınca başarının elde edilebileceğini gösteriyor. Bugün imzaladığımız anlaşmadan dolayı gurur duyuyoruz, fakat bunun aynı zamanda büyük bir sorumluluk olduğunun farkındayız' ifadelerini kullandı.AA
Moshoeu Ölümle Savaşıyor!
Fenerbahçe'de sergilediği performansla taraftarın gönlünde taht kuran Gençlerbirliği, Kocaelispor ve Bursaspor formaları da giyen Güney Afrikalı eski futbolcu John Moshoeu, ölümle savaşıyor.Ülkemizde Gençlerbirliği, Kocaelispor, Fenerbahçe ve Bursaspor formaları giyen Güney Afrikalı eski futbolcu John Moshoeu, ölümle savaşıyor!Afrika'dan gelen haberlere göre 3 hafta önce hastaneye kaldırılan Moshoeu'nin durumunun kritik olduğu ifade edildi. Ziyaretçilere dahi gösterilmeyen 49 yaşındaki futbol adamının ölümle savaştığı ve doktorların sürekli teyakkuzda olduğu vurgulandı.2 adet özel güvenliğin Moshoeu'nin kapısında beklediğini yazan Afrika basını bu güvenliklerden aldıkları bilgiye göre, 'Annesi ve eşi şu anda onunla birlikte. Başka bir bilgi alamadık' sözlerini satırlarına taşıdı. Ayrıca Moshoeu'nin özellikle Türkiye'de büyük paralar kazanmasına karşın kendisine bir emeklilik fonu oluşturmadığı iddia edildi.Efsane oyuncunun son dönemde oldukça zayıfladığı ve bünyesinin güçsüz kaldığı belirtilirken hastaneye kaldırıldığı gün de hiçbir şey yemediği vurgulandı.İlhan Cavcav tarafından 1993 yılında Gençlerbirliği'ne transfer edilen Moshoeu gösterdiği performans ile önce Kocaelispor'a ardından da Fenerbahçe'ye transfer olmuş ve 2000 yılında şampiyonluk yaşamıştı. Son döneme kadar sağlık problemi yaşamayan Moshoeu, 42 yaşına kadar futbol oynamıştı.Sporx
Reklam
‘Neyin Karşılığında Türkiye Cumhuriyeti Topraklarını Terk Ettiniz?’
Parti grubunda Şah Fırat Operasyonu hakkında hükümete sert sözlerle yüklenen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'Türkiye Cumhuriyeti toprağı olarak bilinen bir yerden askerinizi çekerseniz, türbeyi bombalarsanız, naaşları getirirseniz... Buna ne denir? Buna ne denir? Neyin karşılığında siz Türkiye Cumhuriyeti topraklarını terk ettiniz? Neyin karşlığında kaçtınız siz? Ben bunu sormak zorundayım. Namuslu her vatandaşın bu soruyu sormasını istiyorum.' dedi.Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satırbaşları;Haram medyasını mahkemeye verdim. Şimdi merak ediyorum ne diyecekler. Tabi bunlar için tazminat ödemek sorun değil. Paraları bol. İftirayı at tazminatı öde. Ama CHP'den korkuyorlar. CHP iktidara yürüyor demek ki. İstedikleri kadar korksunlar iktidar olup bunların hesabını soracağız.'KÖSTEBEK OLDUĞU TESCİL EDİLDİ'Onlar paraya güveniyorlar. Yandaşlara güveniyorlar. Biz halkımıza güveniyoruz. Hatırlarsanız bir köstebek Beşir Atalay vardı. Önceden Deniz Feneri'ne haber veriyordu. O da beni mahkemeye vermiş. Neden bana köstebek dedin diye. Nihayet mahkeme beni haklı buldu onun da köstebek olduğu tescil edilmiş oldu.Bu köstebek diyor ki bu yazışmaların devamı gelecek diyor. Kendileri yazıyorlar ya. Adında ve ünvanında milli olan bir kuruluş. Gayri milli bir oluşum içinde olamaz. İktidara hizmet gibi bir görevi yoktur MİT'in. Milli İstihbarat Teşkilatı ya milli olur ya da biz o isimlerin hepsini açıklarız. Biz saygımız dolayısıyla sesimizi çıkarmıyoruz. Ama artık yeter. Almanya'da gestapo neyse onların bir kanadı da gestapo gibi çalışıyor. Muhalefeti dinliyor belge uyduruyorlar. İstediğiniz kadar uydurun belgeyi. Rahmetli babam derdi. Oğlum sen doğru dur eğri belasını burur. Aynen öyle!'BENİM VİCDANIM SIZLIYOR'Türkiye cumhuriyeti tarihinde ilk kez böyle bir olayla karşılaşıyoruz. Türkiye aciz bir ülke görünümü sergiliyor. Elindeki bütün kozları kaybetmiştir. Sadece ortadoğunun değil bütün dünyanın şamar oğlanı konumuna getirilmiştir. Benim vicdanım sızlıyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin bu hale düşmesi beni rahatsız ediyor. Nasıl oluyor da Türkiye bu hale düşüyor? Tabloyu daha net görmek için sizleri geri götüreyim.'ÜLKENİN ONURUNU AYAKLAR ALTINA ALDIN'AKP döneminde nasıl şamar oğlanı olduk. İlk kırılma noktası 4 Temmuz 2003. Irak'ın Süleymaniye kentinde 11 askerimizin başına çuval geçirildi. Elleri kelepçelendi 60 saat sorgulandı. Bu ülkenin başbakanı ağzını açıp tek kelime bile etmedi. Şimdi palavracı kahraman olarak konuşuyor. Gazeteciler haklı olarak sordu. Siz nota verecek misiniz? O da bir üslup içinde sözde espiri yapıyor. Müzik notasından mı söz ediyorsunuz diyor. Sen bu ülkenin onurunu ayaklar altına aldın. Espirinin yeri mi? İlk kırılma budur.Sonra Mavi Marmara yaşandı. Yasadışı bir gemi Türkiye'den hareket etti. Kimse Gazze'ye yardım götürülmesin demiyor. Hiçbir tereddüt yok bunda. Ama onların amacı başkaydı. Sözde AKP milletvekilleri de binecekti. Ama AKP vekilleri binmedi son anda. Çünkü uyarıldılar. Ve orada 9 vatandaşımız öldürüldü. Asarız keseriz dediler hiçbir şey yapmadılar.'MÜSLÜMAN KANI AKTI, HALA AKIYOR'Efelenmekle dış politika olmuyor. Hala öğrenemediler. 3. olay suriye olayı. Hiçbir sorunumuz yoktu Suriye yönetimiyle. Ortak bakanlar kurulu yaptık. Ortak futbol takımı kurduk. Maçlar oynandı. Esad ve Eşi Türkiyeye geldi beraber tatil yaptılar. Vizeler kalktı kimse şikayet etmedi. Kimse neden böyle yaptınız demedi. Ama bir sabah kalktık Suriye can düşmanımız oldu. Buradan silah götürdük. Katardan para götürüdk. Dünyanın her tarafından militanları oraya geçirdik. Müslümanlar birbirlerini katletmeye başladılar. Müslüman kanı aktı hala akıyor. Uyardık yapmayın dedik. Türkiye'nin büyüklüğüne yakışmaz dedik. Israr ettik. Hayır biz doğruyuz dediler. Tırlarla dolu silah götürdüler. Bugün hala kan akıyor. Bu başka bir kırılma noktasıdır.Yarın bu silahlar IŞİd'in eline geçerse daha büyük bedel öderiz dedik. Hayır dediler ve götürdüler. Niğde Ulukışla'da bir olay yaşadık. IŞİD militanları bir kamyon şoförünü bir askeri ve polisi şehit ettiler. Hala davaları görülüyor.'HÜKÜMET BUNLARA TERÖR ÖRGÜTÜ BİLE DEMİYOR'IŞİD Youtube'a bir tehdit koydu. Süleyman Şah Türbesi'nin boşaltılması için 3 gün süre veriyoruz. Türk bayrağını indirmedikleri takdirde yerle bir edeceğiz. Gayet açık bir tehdit. Bu tehdidin muhatabı olan hükümet bunlara terör örgütü bile demiyor. Tık yok bunlarda. Musul başkonsolosluığumuzu 900 IŞİD militanı bastı. 49 kişiyi esir aldılar. Araya bir sürü insan girdi bir sürü ikram verdiler IŞİD'e. Şimdi sıra geldi Süleyman Şah Türbesi'ne. Süleyman Şah Türbesi'yle ilgili olarak Davutoğlu 2014'te Van'da konuştu. İranlı ve Azerbaycanlı dışişleri bakanlarıyla beraber. 'Oraya dönük ister rejimden ister radikal gruplardan ister başka bir yerden gelebilecek her türlü saldırı aynıyla mukabele görür. Oradaki vatan toprağının savunması konusunda Türkiye hiçbir tereddüt göstermeden her türlü tedbiri alır' diyor.'DEVLET DEDİĞİNİZ BUDUR ZATEN'Dönemin dışişleri bakanı şimdi Başbakan. Numan Kurtulmuş da diyor. Eğer Süleyman Şah'a saldırı olursa 3 dakika içinde TSK müdahale eder. Meclis'e tezkere geldi. Milli Savunma bakanı konuşuyor. 'IŞİD'in Türkiye Suriye sınırına 37 km mesafede bulunan Süleyman Şah'taki mevcudiyeti ulusal güvenliğimize yönelik apaçık bir tehdittir. Türk anavatanının ayrılmaz parçası olan Süleyman Şah Saygı Karakolu'nu korumak devletimizin asli vazifesidir. Türkiye Cumhuriyeti bu sorumluluğunun gereğini yerine getirmek konusunda hiçbir tereddüt göstermeyecektir' diyor.Yüzde yüz doğru. Devlet dediğiniz budur zaten. Benim topraklarıma saldırı olacka ben kılımı kıpırdatmayacağım. Bu mümkün değil. Orası Türkiye cumhuriyetin ait. Uluslararası anlaşmalar var. Nasıl olur da orayı terk ediyoruz? 3 naaşı hangi gerkeçeyle oradan taşıyoruz? Acaba biz ne yapmışız bu güne kadar? Süleyman Şah'ı güvence altına aldık. Lozan anlaşmasıyla almışız. Türkiye toprağı mı evet! Uluslar arası anlaşma var. Niye terk ediyoruz? Buradan 77 milyon yurttaşıma açık çağrı yapıyorum. Kendi ülkesinin toprağını yabancılara teslim eden teslim ederken de kaçan bir iktidara ne denir? Oturun düşünün!'NAMUSLU HER VATANDAŞIN...'Uluslararası sözleşmelerle Türkiye Cumhuriyeti toprağı olarak bilinen bir yerden askerinizi çekerseniz, türbeyi bombalarsanız, naaşları getirirseniz... Buna ne denir? Buna ne denir? Neyin karşılığında siz Türkiye Cumhuriyeti topraklarını terk ettiniz? Neyin karşlığında kaçtınız siz? Ben bunu sormak zorundayım. Namuslu her vatandaşın bu soruyu sormasını istiyorum.1921'de orası Türkiye toprağıdır diye anlaşma yapmışız. Lozan yapmışız. Montrö ile boğazları güvence altına almışız. 1938'de Hatay'ı Türkiye cumhuriyetine katmışız. 1974'te Kıbrısa gitmişiz. Şimdi 77 milyona soruyorum bunların tamamını kim yaptı? Kim yaptı? Hatay, Boğazlar, Kıbrıs, Süleyman Şah? Kim yaptı bunları? CHP yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi yaptı.'KAÇARKEN NAL TOPLADIN'Biz bunları yaptık... Bir karış toprağımızdan ödün vermedik. Bir karış toprağımızı terk etmedik. Kaçmadık, göğsümüzü açtık mücadele ettik. Sen ne yaptın? Süleyman Şah'tan kaçtın. Kaçarken nal topladın. Senin Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olduğun tartışmalıdır. Kimse kusura bakmasın.'KENDİ TOPRAĞINI SATAN ADAMA NE DENİRSE...'Hem kaçıyorlar hem zafer diyorlar. Kaçmak ne zamandan beri zafer oldu. Kendi toprağın. Hiçbir ülke hayır değildir diyemez. Kendi toprağın. Askerlerin orada. Süleyman Şah orada. İki askeri orada. Türbeyi yapmışsın. 10 dönümlük bir arazı. orayı terk ediyorsun kaçıyorsun geliyorsun bunu da millete zafer diye kakalıyorsun. Kendi toprağını satan adama ne denirse ben de onu söylüyorum.'SEN YETKİ İSTEDİN, BİZ DE VERDİK'Niye kaçıyoruz? Niye kaçıyoruz? Hangi gerekçeyle kaçıyoruz? Sen yetki istedim TBMM'den. Biz de sana yetki verdik. Sana kaç diye yetki vermedik ki! Toprağı vatanı koru diye yetki verdik biz sana! Kaçmayı zafer olarka sunan bir iktidar da gördüm ya. Hiçbir zaman aklıma gelmezdi. Korkaklığın kaçmanın sünepeliğin aciz olmanın da zafer olduğunu gördüm ya. Anlamakta gerçekten zorluk çekiyorum. Sen zafer mi görmek istiyorsun. Sakarya'ya bakacaksın zafer orada! Sen zafer mi görmek istiyorsun. Dumlupınar'a bakacaksın. Zafer orada... Sen zafer mi görmek istiyorsun. Maraş'ta Sütçü İmam'a bakacaksın. Bunların hiçbiri ülkesini terk etmedi. Ölümü göze aldılar. Bu ülkenin şerefi için. Siz ne yapıyorsunuz? Bir de kalkmışlar zafer diye satıyorlar. Sen zafer mi görmek istiyorsun. Kıbrıs'ın beş parmak dağlarına bakacaksın. Zafer görmek istiyorsan.'BU KADAR İKİ YÜZLÜLER'Öyle anlaşılıyor ki büyük bir fiyasko ile karşı karşıyayız. Bunu zafer diye satıyorlar. yerlerse diyorlar. Herkes bunun büyük bir fiyasko olduğunu biliyor. Düne kadar Esad ve rejimini hiç muhatap almıyorlardı. Ne yaptılar muhatap aldılar. İstanbul başkonsolosluğuna haber verdiler. Bu kadar iki yüzlüler.Çözüm? Ne yapacağız? Umutsuzluğa kapılma lüksümüz yok. Herkes şunu gayet iyi bilecek. 77 milyona sesleniyorum. CHP iktidarında benim başbakanlığımda senin yüzün yere eğilmeyecektir.'LİBYA'YA BAKIN HİÇBİR TÜRK İSTEMİYORLAR'Bu ülkenin onuruyla gururuyla oynadılar. Bunlara ders vermek her vatandaşın boynunun borcu temel görevidir. Sözüm söz. Bizim iktidarımızda kesinlikle Ortadoğu'da kan akmayacak. Huzur ve barış gelecek. Suriye'yi, Irak'ı da biz inşa edeceğiz. Barış köprülerini biz kuracağız. Kardeşliği tesis edeceğiz biz yeniden. Mısırla kavga etmeyeceğiz. Yeniden dost olacağız. Libya'ya bakın. Karar verdiler. Hiçbir Türk istemiyorlar. Tamamınız terk edin diyorlar. Bunlar acaba bir şey kapar mıyız diye bavulu doldurup gittiler. Sen önyargılı davranırsan Kaddafi'yi arkadan hançerlersen senin gibi insanı Libyalı da adam yerine koymaz.'SURİYELİYİ GÜLE OYNAYA GÖNDERECEĞİZ'Kaddafi Kıbrıs çıkarmasında bütün desteğini verdi bize. Ahde vefa diye bir şey vardır. Kaddafi linç edildi bunlar düğün dernek yaptılar. Biz bunlara karşı çıktık. Libya ile ilişkilerimizi de düzelteceğiz. Her ülkeyle yeniden sıcak ilişkiler kuracağız. Yeniden inşa edeceğiz Ortadoğu'yu. Çünkü biz sadece ülkemizin insanlarını değil bütün insanları seviyoruz. Herkesin huzur ve barış içinde kendi ülkelerinde yaşamasını istiyoruz. Suriye'de savaş ve kaos bitecek 1 milyon 700 bin Suriyeliyi güle oynaya kendi ülkelerine göndereceğiz. Benim ülkemin insanı da iş bulacak aş bulacak.İÇ GÜVENLİK PAKETİSanıyorlar ki baskı yapınca CHP geri çekilecek. CHP geriye çekilmeyecek, kapı gibi mücadelesini yapacak. Birisinin Bilal’a anlattığı gibi Davutoğlu’na anlatayım. Ceza kanunun molof kullanmak yasaktır, cezası vardır diyor.  Suç zaten var. Peki yakalanan var mı. Yok neden? Hükümet yok. Uyuşturucu her yerde peynir ekmek gibi satılıyor. Sen uyuşturucu tacirlerini yakaladın da biz serbest bırak mı dedik? Okulların kapılarında satılıyor. Nerede hükümet.Parlamentoda uyuşturucu ile ilgili olarak araştırma önergesi verildi. AKP’nin oylarında reddedildi. Neden? Kendi dönemlerindeki gerçekler orya çıkacak. Geçen hafta emekliler  ile ilgili açıklama yapmıştım. CHP iktidarında birer maaş ikramiye vereceğiz dedik. Tepki gösterdiler para yok pul yok. Emekliye gelince para yok pul yok. Sadece 28 ihalede uğranılan zarar 100 milyar dolar. Emekliye 10 yıl bayram ikramiyesi vermek demektir. Buradan yine 11 milyon emekliye sesleniyorum. Onların eşlerine ve çocuklarına sesleniyorum. CHP iktidarında sen ramazan ve kurban bayramında birer maaş ikramiye alacaksın. Ajanslar
Türkiye'de Psikolojik Tedavi Görenlerin Sayısı %330 Arttı
Türk halkının psikolojisi her geçen gün biraz daha bozuluyor. Öyle ki son 5 yılda psikolojik rahatsızlıklar nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuranların artış oranı % 330.Halk nezdinde yaşanan sorunların en temel göstergesi, suça yönelik ve toplum içerisinde yaşanan sağlık problemlerinin artışı. Yapılan araştırmalar ekonomi ve yaşam koşullarının zorluluğunun bu iki vakayı Türkiye'de git gide artırdığını gösteriyor. Sağlık Bakanlığı'nın psikolojik rahatsızlık vakaları ile bu rahatsızlıkların giderilmesine yönelik kullanılan ilaçlara ilişkin verileri ise bu artışı doğrular nitelikte.2009 yılında psikolojik rahatsızlıklar sebebiyle sağlık kuruluşlarına 3 milyon 21 bin 361 kişi başvururken, bu oran 2013 yılında 9 milyon 163 bin 101'e çıktı.
Reklam
Şakran Çocuk Cezaevi İtirafı: Çocuklar Tecavüze Uğruyor!
'Şakran Cezaevi' diye bilinen İzmir Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda çocuk mahkûmların birbirlerine işkence yaptıkları Müdür Hamit Karslıoğlu'nun imzasını taşıyan kurum içi yazışmayla ortaya çıktı.‘Şakran Cezaevi’ diye bilinmekte olan İzmir Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Hamit Karslıoğlu’nun imzasını taşıyan kurum içi yazışmada, cezaevinde çocuk mahkûmların birbirlerine işkence yaptıkları ortaya çıktı. Okuyanın tüylerini ürperten evrakta yer alan bilgilere göre; zayıf çocukların büyüklerce cinsel istismara uğradığı, bu suçlardan ötürü cezaevine düşenlerin içeride de küçüklere tecavüz ettikleri ve bunu topluca yaptıkları ileri sürüldü. Evrakta çocukların, “anüslerinden vücutlarına ne kadar uzunlukta hortumu alacakları yönünde kendi aralarında iddiaya girip denedikleri”; “metal çay kaşığını dörde bölerek yuttukları” gibi korkunç ifadeler yer alıyor. Ayrıca, “infaz koruma memurlarının, kullanımı çocuklarca yasak olan emtianın geçmesine neden oldukları” ifade edildi.‘Şakran Cezaevi’ diye bilinmekte olan İzmir Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Hamit Karslıoğlu’nun imzasını taşıyan 2 Aralık 2014 tarihli evrak, “Görev Taksim” başlığını taşıyor. Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre, infaz kurumu içinde Psiko Sosyal Birime gönderildiği anlaşılan evrakta, “Ceza infaz kurumlarında çocuk koğuş ve odalarında her türlü personel kontrolünden uzak kapalı kapılar ardında mesai saatinin sona ermesi ile” meydana gelen vakalar sıralandı. Evrakta, “Ya kurum kayıtlarında ya da yaşananlardan sonra diğer çocuk tutuklu ve hükümlülerce anlatılan” vakalar şöyle sıralandı:‘KAŞIK YUTUYOR, VÜCUTLARINI KESİYORLAR’Çocuk koğuşunda bir arada barındırılan çocuklardan ikisinin; hemen akşam yemeğinden sonra metal çay kaşığını yutup yutmayacakları konusunda iddiaya girip çay kaşığını birkaç kez bükerek dörde böldükleri ve sonra ekmek arasına ikişer parça koyarak yuttukları… Diğer çocukların, çok sonra konuyu idarecilere aksettirdikleri, yapılan tıbbi muayene sonrasında boş batın grafiklerinde durumun belgelendiği…Ring aracı ile hastaneye gitmek adına sıvı deterjan içerek intihar görüntüsü verdikleri ve idarecilerin telaşına güldükleri…Yatıştırıcı ilaç kullanan çocuğun, sağlık memurunun içmesini sağladığı ilacın kusarak çıkardığı, sonra diğer çocuklara sattığı, hatta diğer küçük ya da saf çocukların yemeklerinde bu ilaçları eriterek habersizce kattıkları, bu yemekleri tüketen çocukların şuursuz, sersem hareketlerine daha sonra beraberce güldükleri, kendinden geçen çocuğu ranzasına bağlayıp üzerine işedikleri…İdrarlarını Cola vb. içeceklerle karıştırıp zayıf çocuklara içirdikleri…Kuru çay otundan yaptıkları ve sigara dedikleri maddeyi yakmak için prizlerde olan 220 volt elektriği kullandıkları, sigara dedikleri maddeyi tavanda bulunan florasan lambasında yakmaya çalıştıkları…Hastaneye gitme adına cam ve fayans parçalarıyla vücutlarını kestikleri,Sekiz metre yüksekliğindeki bina duvarlarından gündüz saatlerinde çarşaf bağlayarak kaçmaya yeltendikleri, jandarma tarafından fark edildikleri,Hekim tarafından atere alınmış, (alçı) tedavisi başlamış iken ateri hastaneye gitmek için defalarca söküp attıkları, hastaneye defalarca bu anlamda götürülüp getirildikleri, angarya için iş çıkardıkları, memuru oyaladıkları, devleti zarara uğrattıkları…TECAVÜZ SÜRÜYOREvrakta ayrıca, çocukların “boy, kilo, yaş ve ruhsal durumları gözetilerek koğuşlara yerleştirmede sınıflandırmaya yapılmaya çalışılsa da” duruma engel olunamadığı kaydedilerek, şöyle denildi:Zayıf çocukların cinsel istismara uğradıkları,Cinsel eğilimleri yüzünden kurumda olan çocukların bu arayışlarını ceza infaz kurumunda da sürdürdükleri, diğer zayıf çocuklara tecavüz ettikleri, hatta bunu grup olarak yaşadıkları,Anüslerinden vücutlarına ne kadar uzunlukta hortumu alacakları yönünde kendi aralarında iddiaya girip denedikleri…
‘Sabah Bir Baktım Türk Askeri Benim Arazimde’
Yeni türbenin yapılacağı arsanın sahibi Vatan’a konuştu.Süleyman Şah türbesinin nakledildiği Suriye Eşmesi’ndeki arazinin Kobanili sahibi Bozan Osman, “Arazi Türkiye sınırına 200 metre. Bakınca Türk askerlerini gördüm. Herhangi bir satış işlemi yapmadım. Ama Türk devletinden yardım istiyorum” dedi.Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), IŞİD tehdidi altındaki Süleyman Şah Türbesi’ne ve Saygı Karakolu’nda görev yapan bordo bereli askerlerin kurtarılmasına yönelik operasyonunun ardından, türbenin yeni yeri Suriye Eşmesi’nde de çalışmalar hızlandı. Türkiye sınırına 180 metre uzaklıktaki Süleyman Şah Türbesi’nin konulacağı arazinin de IŞİD saldırıları esnasında ailesiyle Türkiye’ye sığınan 45 yaşındaki Bozan Osman adlı Suriyeli olduğu ortaya çıktı. Birecik’te Aşağı Eşme köyündeki yakınlarına sığınan Bozan Osman, VATAN’ın sorularını yanıtlayarak, herhangi bir satış işlemi veya anlaşma yapmadığını kaydetti.‘Suriye’de toprak pahalı’IŞİD saldırılarından sonra maddi açıdan sıkıntılı günler geçirdiklerini kaydeden Osman, Türk devletinden yardım talep ettiklerini söyledi: “Süleyman Şah türbesinin yapılacağı arazi bana ait. Ben araziyi satmadım. Herhangi bir anlaşma da yapmadım. Zaten duymadım. Gece Türk askerlerinin bizim köye doğru gittiğini gördüm. Zaten 200 metre mesafede. Sabah bakınca oraya askerleri gördük. Sabah da, ben muhtar Suphi Yavuz’un yanına gidip Türk askeri bizim toprağa mı gitti diye sordum. Muhtar da bana bir şey olmaz dedi. Arazi 100 dönüm. Tamamı benim. Önceden de haber veren olmadı. Gidip konuştuk askerlerle. Bir şey olmaz, biz sizin kıymetinizi biliyoruz dediler bana. Biz 12 kişilik bir aile olarak IŞİD, Kobani’ye saldırdığı esnada Türkiye’ye Aşağı Eşme köyüne gelip dayımızın yanına yerleştik. Zaten zor durumdayız. Suriye’deyken, şu anda türbenin yapılacağı arazi üzerinde tarımla uğraşıyorduk. Buğday, arpa falan ekiyorduk. Türk devletinden yardım talep ediyoruz. Suriye’de toprak da çok pahalıdır. Ne olacak bilmiyoruz.” Kenan Butakın, Vatan
Uykusuzluğa Ne Kadar Dayanabiliriz?
Ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bakarsak ilginç şeylerle karşılaşırız.78 yaşına geldiğimizde kaba bir hesapla dokuz yılımızı televizyon seyrederek, dört yılımızı araba sürerek, 92 günümüzü tuvalette, 48 günümüzü ise seks ile geçirmiş oluruz.Fakat ömür boyu yaptığımız etkinliklerin en uzunu hiç şüphesiz uykudur. 78 yaşına bastığımızda, uykuda geçirdiğimiz zaman 25 yılı bulmuş olacaktır. Peki, bu süreyi biraz daha azaltmak mümkün müdür? En fazla ne kadar süreyle uyanık kalınabilir? Uykusuz kalmanın sonuçları nelerdir?Kendimizi uykusuzlukla sınamaya kalktığımızda bunun ne kadar zor olduğunu görürüz. Uzmanlar uyuma dürtüsünün yemenin bile önüne geçtiğini, uyumamak için ne kadar çabalasak da beynimizin kendiliğinden uykuya dalacağını söylüyor.
Reklam
Napoli-Trabzonspor Maçını Ivan Bebek Yönetecek
Trabzonspor’un, İtalya’nın Napoli takımı ile 26 Şubat Perşembe günü deplasmanda oynayacağı UEFA Avrupa Ligi ikinci tur rövanş maçının hakemleri açıklandı.San Paolo Stadı’nda saat 22.05’te başlayacak karşılaşmayı Hırvatistan Futbol Federasyonu’ndan Ivan Bebek yönetecek. Tomislav Petrovic ile Miro Grgic’in yardımcı hakem olarak görev alacağı karşılaşmanın dördüncü hakemi Dalibor Conjar, ilave yardımcı hakemleri ise Domagoj Vuckov ve Goran Gabrilo olacak. DHA
'Türk Bayrağı Kobani Halkının Güvencesiyle Orada Dalgalanıyor'
HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, iç güvenlik paketini eleştirerek bu yasayı çıkarsalar da saraylarını, iktidarlarını koruyamayacaklarını söyledi. Yüksekdağ, 'AKP hükümeti bu yasa ile bela çıkarmıyor. Biz belanın binbir türlüsünü biliyoruz. AKP hükümeti bu yasa ile kendi belasını hazırlıyor. Bu olacak.' dedi.Hayatını kaybeden HDP Adana Milletvekili Murat Bozlak'ın eşinin de katıldığı Meclis Grup Toplantısı'nda konuşan Yüksekdağ, Meclis'te şiddet anlamına gelen, baskı ve sıkıyönetim anlamına gelen iç güvenlik paketinin tartışıldığını hatırlattı. Bu paketi çıkarmakta ısrar eden siyasi bir iktidarın olduğunu dile getiren Yüksekdağ, görüşmelerin bir ibret vesikası örneği taşıdığına dikkat çekti. '21 ŞUBAT GÜNÜ SİVİL BİR DARBE TEŞEBBÜSÜ GERÇEKLEŞTİRİLDİ'İç güvenlik paketinin Meclis'te uygulamasının yapıldığını anlatan Yüksekdağ, karşı çıkanlara karşı bir linç saldırısı düzenlendiğini kaydetti. Halktan ve hukuktan yana oldukları için bu saldırıların yapıldığını belirten Yüksekdağ, 'Aslında 21 Şubat günü sivil bir darbe teşebbüsü gerçekleştirildi. Eğer bu yasa, paket onaylanırsa bundan sonraki aşamada AKP hükümetinin başını çektiği bu siyasi zihniyet hüküm sürecek.' ifadelerini kullandı. 'Güvenlik paketi adı verilen faşist yasaya karşı direnmeyi, hep birlikte dur demeyi başaramazsak Türkiye yarın karanlıklar ülkesine dönüştürülecek. AKP mutlak hegomanyasını ilan edecek.' diyen Yüksekdağ, 'Saraydaki arka arkaya sipariş veriyor. Önce 400 milletvekili siparişi verdi... En son bu saldırı paketinin siparişini verdi. 400 vekil siparişi de bu faşist yasa siparişi de saraydakinin başkanlık sistemi kurma, krallık ilan etmesine yöneliktir.' diye konuştu. Bu direniş çizgisinin devam edeceğinin altını çizen Yüksekdağ, bu yasaya engel olma sorumluluğun sadece kendilerine ait olmadığını, bütün partilerin bu sorumluluğu taşıması gerektiğini vurguladı. Bütün Türkiye'nin bu yasaya karşı sesini yükseltmesini isteyen Yüksekdağ, yarın keşke dememek için aktif bir duruş sergilenmesi gerektiğini söyledi. Tarihi direnenlerin yapacağını ve yazacağını dile getiren Yüksekdağ, bugün yasaya direnerek bu tarihi yazacaklarını kaydetti.'BU YASAYI ÇIKARSALAR DA SARAYLARINI, İKTİDARLARINI KORUYAMAYACAKLAR''Bu yasayı çıkarsalar da saraylarını, iktidarlarını koruyamayacaklar.' diyen Yüksekdağ, 'AKP hükümeti bu yasa ile bela çıkarmıyor. Biz belanın binbir türlüsünü biliyoruz. AKP hükümeti bu yasa ile kendi belasını hazırlıyor. Bu olacak.' şeklinde konuştu. Süleyman Şah Türbesinin taşınmasını hatırlatan Yüksekdağ, saraylarını bu kadar kolay taşıyamayacaklarını ifade etti. Yüksekdağ, 'Siz en iyisi bu yasadan vazgeçin. Saraydaki de saraydakinin suretleri de vazgeçsin. Son şanslarını iyi değerlendirsinler. 12 yılda hayırlı bir işe imza atsınlar. Gurur kibir yapmasınlar.' ifadelerini kullandı. AK Parti milletvekillerinin rüşvet ve tehdit ile el kaldırdığını savunan Yüksekdağ, 'AKP milletvekillerini sorumluluk almaya çağırıyorum. Bu büyük suça imza atmasınlar.' dedi. İç güvenlik yasasının halka savaş, halka meydan okuma paketi olduğunu dile getiren Yüksekdağ, 'Bu paketi tartışırken, aynı zamanda barış ve çözüm diyorlar. Bu paket çözüm ve barış karşıtıdır. Dün Kürde karşı savaşıyordular. Hadi Kürdle barışalım diye bir süreç başlatıldı. Şimdi bütün Türkiye toplumuna karşı savaş başlattılar. Siz kimi kandırıyorsunuz? Kendisi gibi düşünmeyen herkese savaş ilan ediyorsunuz. O zaman barış gibi mukaddes bir kelimeyi ağzınıza almaktan vazgeçin. Bu sizin ağzınıza yakışmıyor.' şeklinde konuştu.'PKK VERDİĞİ SÖZÜ TUTUYOR, TUTMAYAN AKP HÜKÜMETİDİR''PKK'ya silah bırakma çağrısı yapıyorsunuz ama siz daha fazla silahlanıyorsunuz.' diyen Yüksekdağ, 'Sizin silah bırakmıyor dediğiniz PKK iki yıldır kurşun sıkmıyor. Alınan karara uyuyor, verdiği sözün arkasında duruyor; bütün kışkırtmalara rağmen. Ama verdiği sözü tutmayan sizsiniz, AKP hükümetidir. Bugün de siyaseti daha fazla silahlandırma, barışın, çözümün önünü açamaz. Bir çözüm süreci varsa, ilerleyecekse iki taraflı ilerleyecek. AKP hergün daha fazla tahrip ediyor, kendisine verilen yetkiyi boşa harcıyor.' dedi.HDP'ye yönelik saldırıları eleştiren Yüksekdağ, Ege Üniversitesi'ndeki çatışmayı değerlendirdi. 'Irkçı, faşist gruplar tarafından partilerimize yönelik saldırılar yapılıyor.' diyen Yüksekdağ, 'Bizim için fail ayan beyan ortada. AKP iktidarının tetiklediği saldırılardır. 2015 seçimlerinin arifesinde partimizin istikrarlı yükselişini durdurabilmek için yapılıyor. İç güvenlik paketini çıkarmak için çatışma çıkarmak, gerginlik çıkarıp meşrulaştırma amacı gütmektedirler.' diye konuştu. 'SİYASİ İKTİDAR MERKEZLİ YÖNLENDİRİLİYOR'Ege Üniversitesi'ndeki çatışmanın, karşıt grup öğrenciler arasında yaşanmadığını savunan Yüksekdağ, yüzde 90'ının dışardan getirilmiş bir grubun bu 15 kişiye saldırdığını ileri sürdü. Bir kişinin ölümüne neden olan bu olayın açığa çıkarılması için yaptıkları çağrılarının hep boşta kaldığını anlatan Yüksekdağ, '150 kişiyi 15 kişinin üzerine kim saldırttıysa o 1 kişiyi de, o öldürdü. Bizim için gerçek bu kadar açıktır.' şeklinde konuştu. Olayların siyasi iktidar merkezli yönlendirildiğini belirten Yüksekdağ, birilerinin de eski komandalık günlerini hatırladığını ifade ederek 'Ama yanılırlar, harcanırlar.' dedi. 'AKP iktidarı çatışma ve çatıştırma tezgahı kurmuş. Bu tezgaha düşenler, herşeyden önce AKP iktidarının gazabına kendileri uğrarlar.' diyen Yüksekdağ, AKP hükümeti ülkeyi felaketten felakete sürüklerken taşeronu olmaya kalkışılmamasını istedi. Yüksekdağ, HDP'nin Türkiye'nin yeni demokratik yüzü ve duruşu olduğunu ileri sürdü.SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ OPERASYONUSüleyman Şah Türbesi operasyonuna da değinen Yüksekdağ, AK Parti iktidarının gerçek zaferler kazanamadığı için sahte zaferler icat etmeye başladığını söyledi. Operasyonun sahte zaferlerinden biri olduğuna dikkat çeken Yüksekdağ, yenilginin üzerinin örtülmesi için yapılan bir operasyon olduğunu kaydetti.Süleyman Şah Türbesi'nin şimdi bulunduğu yerin Kobani topraklarının sınırları içinde bir alan olduğuna dikkat çeken Yüksekdağ, 'Daha düne kadar iktidarı ile muhalefeti ile Kürt düşmanlığı yapanlar, bugün Kobani sınırları içindeki Eşme köyünde Türk bayrağına çok iyi baksınlar, ibret alsınlar, ders alsınlar. Türk bayrağını Kobani, Rojava halkının güvencesiyle orada dalgalanıyor. Güvencesi düne kadar düşürmeye ve yıkmaya çalıştığınız Kobani olmuştur.' ifadelerini kullandı. Yüksekdağ, Kobani sınırının açılmasını istedi, ambargonun kaldırılmasını talep etti. Bunun PYD'ye bir borç olduğunu savundu. 4 gün boyunca yapılan pazarlık sonucu bu operasyonun yapıldığını dile getiren Yüksekdağ, hem YPG ile işbirliği yapıldığını hem de aynı güce terör örgütü dendiğini hatırlatarak 'Artık böyle iki yüzlü siyasete tahammül yoktur. Siyasi iktidarın yapması gereken şey Rojava kantonlarını tanımaktır. Yeni dönemin kapısını açmaktır.' dedi. Kadına şiddet konusunda Meclis'i göreve çağıran Yüksekdağ, atanamayan öğretmenlerin sorunlarını da dile getirdi.CİHAN
Reklam
Gerçek Olmadığına İnanmak İçin Bin Şahit Gerektiren 27 Uçan Ev
Fotoğraf sanatçısı Laurent Chehere, sırrını vermediği bir şekilde yarattığı uçan evleriyle Fransa'da bir fotoğraf sergisi açmış. 'Flying House' isimli bu sergi oldukça ilgi görmüş. Baktıkça daha da gerçekçi gelen bu yeni nesil sanat eserleri Pixar'ın Up! filmini çağrıştırsa da, fotoğrafçı bu evlerle bugüne kadar sayısız ödül kazanmış.
Birgün Yazı İşleri Müdürüne Erdoğan'a Hakaretten Dava
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan adına açılan hakaret davasında yargılanan BirGün Genel Yayın Sorumlusu Barış İnce hakkında 4 yıl 8 aya kadar hapis cezası istendi. Bakanlar Kurulu'ndan beklenen onayın gelmesiyle dava açılmasının önünde bir engel kalmamış oldu.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu savcısı Umut Tepe tarafından hazırlanan iddianamede, 'küçültücü beyanlar kullanarak Erdoğan’ın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut isnatlarda bulunduğu' öne sürüldü.İnce’nin Erdoğan’a hakaret içerdiği iddia edilen ifadelerine ilişkin savunmasını ’Savunmamdır’ başlığı ile BirGün’de yayınlamasına da yer verilen iddianamede, şu ifadeler kullanıldı; “Bilgiyi yayma, eleştirme ve yorumlama haklarının kabulü için açıklama, eleştiri veya değer yargısı biçimindeki bilginin açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunması, açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması ve özellikle açıklamada küçültücü sözlerin kullanılmaması gerektiği de bir gerçektir' denildi.BirGün gazetesinin TÜRGEV fezlekesine dayanarak hazırladığı ‘Ceplerine duble yol yapmışlar’ başlıklı haber nedeniyle İnce’nin ‘gizliliği ihlal’ ve ‘hakaret’ suçlamalarıyla yargılandığı davanın ilk duruşması 21 Ekim’de görülmüştü. Yazılı savunmasını duruşmadan bir gün önce yayımlayan Barış İnce, söz konusu haberin ‘güvenlik güçleri’nin hazırladığı TÜRGEV fezlekesinde yer alan iddialardan ibaret olduğunu belirtmiş, metinde kullandığı akrostiş tekniğine dikkat çekerek, “Benim söylediğim, bu savunmadaki safiyane cümlelerin, ilk harflerinde gizli…” demişti. İlk harfler birleştirildiğinde “Hırsız Tayyip” yazısı çıkıyor.Birgün
Milenyum Sonrası En İyi Yabancı Film Oscarı'nı Kazanmış 15 Film
Wo hu cang longhttp://www.imdb.com/title/tt0190332/Efsanevi savaşçı Li Mu Bai, Yeşil Kader adını verdiği sihirli kılıcını bölge valisine vermesi için Yu Shu Lien'e teslim eder. Ancak kılıç çalındığı zaman tüm şüpheler, Li'nin ustasını öldüren kötü şöhretli bir kaçak olan Jade Fox üzerinde toplanır.
Kirilenko CSKA Moskova'ya Döndü
NBA takımlarından Philadelphia 76ers'ın serbest bıraktığı Rus basketbolcu Kirilenko, daha önce 4 sezon forma giydiği CSKA Moskova ile anlaştı.THY Avrupa Ligi'nde mücadele eden Rus kulübü CSKA Moskova, Amerikan Basketbol Ligi (NBA) takımlarından Philadelphia 76ers'ın serbest bıraktığı Andrei Kirilenko'yu sezon sonuna kadar kadrosuna kattı.Kulüpten yapılan açıklamaya göre, 2014'ün aralık ayında Brooklyn Nets'ten takas edildiği Philadelphia 76ers'ta oynamayı reddettiği için serbest kalan 34 yaşındaki Kirilenko, 1999, 2000, 2001 ve 2012'de formasını giydiği CSKA Moskova'ya geri döndü. 2,06 metre boyundaki forvet oyuncusu, 14,1 sayı, 7,5 ribaunt ve 1,9 blok ortalamalarıyla 2011-12 Avrupa Ligi sezonunda en değerli oyuncu seçildiği CSKA ile sezon sonuna kadar anlaştı.Maç başına 11,9 sayı, 5,5 ribaunt ve 1,8 blok ürettiği NBA kariyerinde Utah Jazz (2001-2011), Minnesota Timberwolves (2012-2013) ve Brooklyn Nets'te (2013–2014) oynayan Kirilenko, 2004'te all-star seçilmiş, 2005'te de ligi blok kralı olarak tamamlamıştı.Rusya Milli Takımı ile 2007 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda altın madalya kazanan Kirilenko, Rusya'nın 2012 Londra Olimpiyatları'nda bronz madalya almasına da katkıda bulunmuştu.Eurosport
Reklam