onedio
Blackberry Kızaklı Bir Model Üretecek
Parlak günlerini mumla arayan cep devi BlackBerry, şimdi de sürpriz bir yeni modelin peşinde!BlackBerry, eski popülerliğine kavuşmak için yeni atılımlar yapmaya devam ediyor. MWC 2015 sırasında Leap isimli yeni modelini tanıtan şirketin, tamamen dokunmatik ekrana sahip ancak arkasında kızaklı fiziksel klavyesi olan bir telefon modeli üzerinde de çalıştığı ortaya çıktı.BlackBerry , yeni telefona Slider ismini taktığını da vurguladı. Cihazın detayları henüz belli değil ancak BlackBerry, bu yıl için en azından bir adet, sıra dışı bir telefon çıkaracaklarının altını çizdi. Slider'ın da o model olması bekleniyor.Slider'ın ne zaman piyasaya çıkacağına dair bilgi de henüz yok. Geçmişte, kapaklı ve kızaklı telefon modellerine gösterilen yoğun ilgiyi düşünecek olursak, BlackBerry Slider ile, diğer modellerine oranla daha fazla ilgi toplayabilir.Chip
Düşen Uçakla İlgili İlk Tespit: Teknik Arıza İzi Yok
Malatya’da ve Konya’da düşen uçaklarla ilgili araştırma yapan askeri kaynaklar, teknik arıza izine rastlanmadığını açıkladı.Uğur Ergan'ın Hürriyet'te yer alan haberine göre askeri kaynaklar, “Kaza kırım ekibi Malatya’daki iki uçağı yanı sıra Konya’da düşen uçakta da yaptıkları inceleme sonrası ilk tespitlerinde uçaklarda teknik bir arızanın izine rastlanmadı” bilgisini verdi.24 Şubat'ta Malatya 7. Jet Anaüssü Komutanlığı’ndan havalanan iki F-4 savaş uçağınını Akçadağ ilçesine bağlı İkinciler köyü yakınlarında düşmesi sonucu dört pilot yaşamını yitirmişti.Eskişehir 1'inci Ana Jet Üssü 112'nci Filo Komutanlığına ait bir savaş uçağı da dün tatbikat için bulunduğu Konya'da düşmüş, iki pilot hayatını kaybetmişti.
'Seni Seviyorum' Demesinden Daha Anlamlı Küçük Ama Önemli 17 Şey
Eğer bu güne kadarki flört tecrübelerim bana bir şey öğrettiyse, o da erkeklerin akıllarına gelen ilk şeyi düşünmeden söyledikleridir; ki bu genelde söyleyebilecekleri en son şey olur.İkinci beyinleri ile düşünürler ve ilişki içindeki her kadın bilir ki, onun bir şeyi söylemesi onu kast ettiği anlamına gelmez.Pekii konumuz aşka geldiğinde, onun dürüst olduğunu nasıl anlarsınız? Tek amacının sizi yatağa atmaya çalışıp çalışmadığını nasıl bilebilirsiniz? Sadece aptallık yapıyor olmasıyla içten olması arasındaki farkı nasıl görebilirsiniz?Neredeyse bütün insanlar kendilerini aşık olduklarına inandırabilir, bunu arzu ile karıştırıp şehvetlerinin, duygularından güçlü olduğunu kabul etmeyebilirler.Ancak erkekler, bu ikisi arasındaki farkı görmekte bilhassa daha kötüler. Aşık olduklarını reddediyor da olsalar, olmadıkları zaman olduklarını da sansalar, aşkın gücü hakkında biraz cahil kaldıklarını söyleyebiliriz.Bunu geçici heveslerle, şans eseri veya genelde, yatağa geçebilmek için söylerler.Bu, erkeklerin sevemediği anlamına gelmesin. Öğrendiğim kadarıyla, o kıvama geldiklerinde kadınlardan daha da yoğun yaşıyorlar bunu, yalnızca bu kıvama ulaşmaları birazcık daha uzun sürüyor. Ama, aslında hissetmedikleri laflar söylemeye meyilleri olduğu bilinen bir gerçektir. Yani sizi gerçekten sevip sevmediğini anlamak istiyorsanız söylediklerine değil yaptıklarına bakmayı deneyin.Her erkek ‘Seni seviyorum.’ diyebilir. Bu iki kelimeyi söylemek hiç zor değildir. Hepsi, size bir şey söyleyip hareketleriyle başka türlüsünü gösterebilir.Size sevdiğini söyleyen bir erkeğin dürüstlüğünü sorgulamak için annenizin verdiği öğütten şaşmayın; “Bir erkeğin söylediği bir şeye asla inanma, yalnızca yaptıklarına inan.”
Maria Tiurina'dan İnanılmaz Detaylarıyla İnsanın Aklını Başından Alan 2 Farklı İllüstrasyon Projesi
İngiliz illüstratör Maria Tiurina'nın işleri gerçekten görülmeye değer. Çizimlerindeki detaylar insanı gerçekten hayrete düşürüyor. Tiurina hayata bakışını şu şekilde açıklıyor, ' Seyahat etmek, görmek, hissetmek ve tecrübeleri biriktirmek.' Sanatçı aşağıdaki projelerin her birini tamamlamak için ortalama 2 ay çalışmış. Ortaya çıkan işi görünce, insan bu durumu fazla şaşırmıyor.
Türk Topraklarına Düşen Roket Mermisine Karşılık Verildi
Genelkurmay Başkanlığı, Suriye sınırında Türk topraklarına düşen roket mermisine karşılık verildiğini açıkladı.Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, Suriye'nin Cerablus bölgesinde PYD / PKK ile DEAŞ arasında devam eden çatışmalar esnasında, Gaziantep Kara Kuvvetleri 1’inci Hudut Alay Komutanlığı, Oğuzeli Köprübatı Hudut Karakol sorumluluk sahasında, karakolun 950 metre doğusunda bulunan nöbet mevzisinin 8-10 metre güneyine, el yapımı bir roket mermisi düştüğü belirtilerek olayda herhangi bir zayiat ve hasar meydana gelmediği kaydedildi. Angajman kuralları çerçevesinde, Suriye tarafında, söz konusu el yapımı roket atışının yapıldığı yer olarak değerlendirilen bölgeye, misli ile karşılık verildiği bildirildi.İHA
Oktay Vural'dan 'Şah Fırat' Açıklaması: 'Bu Kararı Verenler Yüreksizlerdir'
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkanvekili Oktay Vural, Şah Fırat operasyonuna ilişkin, “Mehmetçiğin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yüreği var o toprağı korumak için. Hiç de kurşun sıkılmazdı. Bu kararı verenler yüreksizlerdir” dedi.MHP Grup Başkanvekili Vural, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Milli Savunma Bakanı’nın “Milletin F4’e güveni kalmadı” sözlerini eleştirerek, “Ne vatan toprağını koruyorsunuz ne terörle mücadele ediyorsunuz. Gerçekten 6 pilotumuzu şehit verirken ‘eğitimin kendi doğasında var’ diyerek yine fıtrata bağlayan AKP hükümetine güven kalmamıştır. Siz de hiç mi suç yok? Bu uçakların güvenini sağlamak zorundasın. Sana verilen sorumluluk bu. Millete hangi uçağa güveniyorsunuz diye anket mi yaptıracaksınız?” dedi.Konya'da düşen askeri uçakta şehit olan Hava Pilot Kurmay Yüzbaşı Mustafa Tanış‘ın babasına, “Bu uçaklarda sorun var. Bir daha uçururlarsa ayrılacağım” dediğini belirten Vural, “Bir tarafta şehit pilotlarımıza veda, diğer tarafta bunu veriyorsunuz. Böylesine bir töreni niye yayınlıyorlar? Biz cenaze törenindeyiz, bir yerde acıyı paylaşıyoruz, birisi ekranı işgal ediyor. Unutmayın ki, bütün bu yayınları yaparken, milletin haber alma özgürlüğü çerçevesinde yapıyorsunuz ve millete saygı göstermek zorundasınız” şeklinde konuştu.Süleyman Şah Türbesi operasyonu ile ilgili ise Vural, şunları dedi:“PYD, IŞİD’e haber vermişsin, ondan sonra da ahkam kesiyorsun. A planı kaçmak. Tek bir saldırı olsaydı karşılığını verirdik. A planında, B planında vatan toprağına PYD eskortluğunda gitmek ve oradaki mübarek zatın türbesinin, bu ülkenin askerine, polisine kurşun sıkmış terör örgütü ve uzantılarına türbeyi teslim etmek. Bir kurşun atmadan şehit verdin. Mehmetçiğin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yüreği var o toprağı korumak için. Hiç de kurşun sıkılmazdı. Bu kararı verenler yüreksizlerdir.”‘İç Güvenlik Paketi’ ile ilgili iktidar ile temasları olup olmadığı sorusu üzerine Vural, 'AKP ile HDP arasında pazarlıklar, İmralı ve Kandil ekseninde devam ediyor. 16 maddenin değiştirilmesi konusunda görüş birliği içinde oldukları açık ve net' dedi.AHMET UMUR ÖZTÜRKİHA
Reklam
Deniz Baykal: 'CHP'nin Kapatılacağı Konusunu Ciddiye Almamak Gerek'
CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, son günlerde gündeme gelen CHP’nin kapatılacağı ile ilgili yorumlara değinerek, “Bunları ciddiye almamak gerekir” dedi.Antalya İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) tarafından düzenlenen 'Ortadoğu'da ve Türkiye'de yeniden yapılanma projesi' paneline CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal katıldı. Panelde açıklamalarda bulunan Deniz Baykal, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda çok sayıda etnik kimliğin rol aldığını söyleyerek, siyaseti oluştururken ırkı ve dini kimliğin ele alınmaması gerektiğini belirtti. Baykal, “20. yüzyılın bir temel ilkesi haline ikinci dünya savaşı denemesinden sonra dönüşmüştür. Siyaset artık şiddet olmadan silah olmadan ordu yoluyla siyasi mücadele yöntemi kullanılmadan takip edilmelidir. İyi bir dünyaya giderken en temel insanlığın aldığı derslerden birisi budur. Bizim cumhuriyetimizin temelinde de bu temel anlayış olarak girmiştir. Biz bütün yüzyıla yaklaşan siyasi hayatımız boyunca savaştan hep uzak kaldık. Meşru kaçınılmaz, hukuki anayasal yasal zorunluluklar dayattığı takdirde ancak. Kıbrıs bunun bir örneğidir. Türkiye hiçbir şekilde savaş yöntemini meşru bir yöntem olarak kabul etmemiştir. Neler elde edilmiştir. İkinci temel nokta şudur. 21. yüzyıl siyaseti bakımından temel nokta. Siyaset bir ırk, din ve mezhep siyaseti olarak şekillendirilmemelidir. En temel bir nokta Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla somutlanmış en temel noktalardan birisi budur. Biz o sayede kendi barışımızı varlığımızı inşa edebildik. Etnik kimliğin mezhebin dini bir siyasal yöntem haline dönüştürmeyi siyasetin dayanağı haline getirmeyi reddederek. Elbette bizim kimliğimiz var. Irkı ve dini kimliğimiz. Ama bunları siyaseti oluştururken bir dayanak noktası olarak almamayı bize öğrettiler. Bunun siyasetini bize temel ilke olarak öğrettiler. Türkiye Cumhuriyeti bir din devleti, ırk devleti, kan ve kafatası devleti olarak da düşünülmedi. Türkiye’nin içinden her ırktan etnik kökenden her nitelikte Kafkasya’dan, Orta Asya’dan, Avrupa’dan her nitelikte etnik kimlikte insanlar bir araya geldiler. Her mezhepten insanlar bu coğrafyada yaşadılar. Türkiye, Ortadoğu da bu nitelikleri kullanmayan bir siyasi yapı olarak ortaya çıktı. Siyaset barış anlayışı içinde insanların ekonomik sosyal gelişmelerini amaçlayan bir hedef içinde değerlendirilmiştir ve öyle çalışılmıştır” dedi.“DIŞ MÜDAHALE YÖNTEMİYLE SİYASET GELİŞTİRME YÖNTEMİ İŞLERLİĞİNİ KAYBETTİ”Dış müdahale yöntemiyle siyaseti geliştirme yönteminin işlerliğini kaybettiğini ifade eden eski Baykal, “Geldiğimiz noktada ortaya çıkan temel noktalar var. Bir artık dış müdahale yoluyla siyaseti şekillendirme hedefi işlerliğini kaybetmiştir. Müdahale ile şekillendirme başarılı olmaktan çıkmıştır. 20. yüzyıl bunu ortaya koymuştur. Müdahale tepkiyi davet etmiştir. Çatışmayı tahrik etmiştir ve kendi amacına hizmet edemez hale gelmiştir. Savaşlar, ülkeler arası savaş olmaktan çıkmış terör yöntemiyle ya ülkeler arası dış politikanın aracı ya da terör ülkelerin kendi içindeki siyasetin bir yöntemi. Demokratik siyaseti ikame eden bir yöntem haline dönüşmüştür. Bu ortaya çıkan son dönemin ana sorunsalıdır. Şiddet ve terör yurtta barış cihanda barış anlayışını bir kenara atmıştır. Bir yandan da laiklik anlayışını bir mezhep ve kimlik üstü siyaset anlayışını reddederek din ve mezhep siyaseti devreye girmeye başlamıştır. günümüzde Ortadoğu da siyaset şiddet ve terör bir yandan yöntem olarak, enstrüman olarak, şiddetle terör, öte yandan da mezhep ve etnik kimlik temelinde siyaset anlayışı Türkiye’ye yansımaya başlamıştır. Bölge zaten bunun tümüyle etkisi altına girmiştir. Bunun etnik ve mezhepsel kimlik arayışını demokrasinin özgürlüğün gereği olduğunu düşünenler ve bunu demokratik ilerleme olarak kabul edenler, ortaya çıkan Ortadoğu’daki manzara karşısında bu inançlarını sorgulama zorunda kalmışlardır. Mezhep ve etnik kimlik baskı altına alınmamalıdır elbette, hiçbir siyasi ünite otorite devlet uluslararası güç mezhepsel dinsel kimlik dayatamamalıdır. Böyle bir şey olmamalıdır ama bu etnik ve dinsel kimliğe dayalı bir siyaset anlayışı çağrısı olarak da kabul edilmemelidir” şeklinde konuştu.“FİLİSTİN KONUSUNDA GEREKEN İRADE SAĞLANAMADI”Ortadoğu’nun doğrudan şiddetin etkisi altına girdiğini dile getiren Deniz Baykal konuşmasını şöyle sürdürdü:“En temel hata Filistin sorununun zamanında kararlı bir şekilde çözülememesiyle yapılmıştır. Burada bir düzenin gerçekleştirilmemiş olması terörü yaygınlaştıran tepkiyi büyüten ve terörü dünya çapında tahrik teşvik eden ana damar haline gelmiştir. 50 yıllık sorundur bu. Çok daha önceden çözülmesi gerekirdi. Bu mümkündü. Gereken irade sergilenemedi. Hala sergilenemiyor. Sergilenemediği için de her geçen gün şiddet ve terör yeni yeni terör ve şiddet kuşakları yetiştiriliyor. Filistin gitti başka bir noktaya geldi. Şiddet şiddeti davet eder. Üretir. O nedenle başlatmayacaksın. Başlamasını önleyeceksin başladıktan sonra onu sınırlayabilmek devasa bir iştir. Ortadoğu giderek şiddetin etkisi altına girdi.”İkinci Ortadoğu şiddetinin ana kaynağının Amerika’nın Irak’a müdahalesi olduğunu söyleyen Baykal, Ortadoğu’nun bir şiddet deryası haline gelişinin altında yatan ikinci en temelin nedenleriyle ilgili çeşitli gerekçelerin bulunduğunu belirtti. Baykal, “Önce İran-Irak savaşı oldu 11 yıl sürdü. Türkiye için şiddetin bir parçası haline dönüşmek üzereydi. Genelkurmay başkanı müdahaleyi ret etti. 2003’ün 1 Mart’ında Türkiye’nin de Kuzey Irak’a askeri müdahalede işbirliği yapmasına yönelik bir tezkere Türkiye’nin gündemine getirildi. Bir şekilde önlendi. Tek bir fire bile vermedi CHP. Tarihi bir olaydır. 1 Mart’ta Türkiye bu kararı alınca bölgede saygınlığı arttı. Türkiye demokrasisi ciddiyet kazandı. Türkiye’nin içinde halkın toplumun dışında ülkeyi yönlendiren medya merkezleri büyük siyaset odakları askeri merkezler, genel kurmay dahil, hükümet dahil herkes bu müdahaleyi yönlendirmeye çalışıyordu. Buna karşı çıkanlar hedef haline getirilmişti o zaman” dedi.“HİLLARY CLİNTON ÇIKARDIĞI KİTAPTA MAHCUBİYETİNİ İFADE ETTİ”Amerika’nın Irak’a savaş açtığında oy kullanan Hillary Clinton’ın kitap çıkardığını ve bu kitap da senato da savaşa oy vermesinin mahcubiyetini yaşadığını söyledi. Baykal, “Hillary Clinton bir kitap çıkardı. Zor seçim diye. Anılarında diyor ki siyasi yaşamım içinde benim en çok mahcubiyet duyduğum konu Amerikan’ın, Irak’a askeri müdahalesine senatoda oy vermiş olmamdır. O zaman senatoda oy verdim ama şimdi aradan zaman geçtikten sonra bu oy vermenin beni çok mahcup ettiğini görüyorum. Bir anlamda günah çıkartıyor. Biz o zaman bu işe karşı çıkarken yabancı düşmanlığı, Amerika düşmanlığı anlayışı içinde karşı çıkmadık. Biz bunun yanlış olduğuna inanıyorduk. Bölge için yanlış olduğuna inanıyorduk. Bölgeye iyilik yapıyoruz diye geliyorlardı. Demokrasi getirecek diye düşünüyorlar. Bölge ve Türkiye için iyi diyorlardı. Ben CHP Genel Başkanı olarak o zaman ki ABD büyükelçisine bunun böyle olmadığını ayrıntılı bir şeklide anlattım. Onlara dedim ki elbette sizin birikimli deneyimli uzman ekipleriniz vardır. Araştırma kuruluşlarınız vardır. Onlar bu konuları incelemiştir. En doğru kararı almış olduğunuza inanıyorsunuz bende saygı duyuyorum buna. Ben siyasetçi olarak alınacak bu kararın ABD’nin de yararına olmadığına inanıyorum. Türkiye’nin yararına olmadığını zaten biliyorum. Bölgenin de yararına olmadığına inanıyorum diyerek uzun uzun açıklamalar yaptım” diye konuştu“İSLAM DÜNYASI DİN VE SİYASET İLİŞKİSİNİ RAYINA OTURTAMADI”İslam dünyasının din ve siyaset ilişkisini hala rayına oturtamadığını da ifade eden Baykal, “Din ve siyaset ilişkisi olması gereken noktaya çekilebilmiş değildir. Bunun çok ağır bedelleri ödenmektedir. Din midir? Siyaset midir? IŞİD din midir? Siyaset midir? Devlet olduğunu söylüyor. Din devleti olduğunu söylüyor. O din devletiyse diğer İslam ülkelerinde yaşanan nedir? Bunun hakemi kim? Ortaçağdaki gibi müzeleri basıp oradaki binlerce yıllık insanlığın eserlerini tahrip etmek inancın gereğidir anlayışı işleyecek mi? Kimse şimdi sahip çıkmıyor. Bunun ortaya çıkmasına yol açan yanlışlıklar nelerdir? Oraya girdiğiniz zaman asıl meseleye gelirsiniz. Bir zamanlar birileri diyorlardı ki ya İslam büyük bir din bu dinin siyasette de dikkate alınması lazım. Dikkate alınması için bizim kendimizi ılımlı İslam devletleriyle çevrelememiz lazım. Ilımlı İslam devletlerini desteklememiz lazım. İslam devletleri ılımlı. CIA’in raporları vardır. Bu konuda yayınlar yapılmıştır. Ilımlı İslam’a dönük siyaset adamları ülkelerde desteklenmiştir. Onlar etkili olurlarsa bu sorun çözülür diye umut edilmiştir. O zamanda kendilerine söylenmiştir bu vahim bir yanlıştır. Dini kullanmaya başladığınız zaman ılımlı mı radikal mi siz karar veremezsiniz. Din girdi mi, siyaseti o hükmetmeye başlar ve nerede duracağını bilemezler. İslam’ın çeşitli yorumları olabilir bütün dinlerin çeşitli yorumları olabilir ama o yorumları herhangi birisini bizim için uygun budur diyerek uygun bir tanesi seçip siyasetin oraya taşınmasına yeşil ışık yaktığınız anda onun dışındakilerin de kendisini siyaseti dayatmasının önüne geçemezsiniz” ifadelerine yer verdi.“AMERİKA ORTADOĞU SİYASETİNİN PARÇASI OLMAKTAN ÇIKTIĞINI ANLADI”Son dönemlerde dikkat çeken 2 önemli yeni tablonun var olduğunu söyleyen Deniz Baykal, “Bunlardan birisi artık Amerika Ortadoğu siyaset sahnesinin bir parçası olmaktan çıkmak zorunda kaldığını anlamış durumda. Amerika kendisini Ortadoğu’daki çatışma ortamından çıkarma ihtiyacını bunun kendi yararı olduğunu görmeye başlamıştır. Tam da çıkamıyor. IŞİD’e hava harekatı olarak bir miktar buluştu. İlk uygun noktayı yakaladığı anda bunun dışına çıkmaya çalışacaktır çalışmalıdır. Amerika’nın bölgedeki fiili faaliyeti karışık olan tabloyu daha da karışık hale getiriyor. İlk fırsatta oradan da çekilmelidir. Bunu sadece Ortadoğu’daki kavga için değil Türkiye’nin kendi içindeki sorunları açısından da söylüyorum” dedi.“TÜRKİYE KİŞİSEL KEYFİ OTORİTELERİN İSTİKAMET ÇİZİĞİ BİR ÜLKE HALİNE GELMEMELİDİR”Türkiye siyasetinin yeniden şekillenebileceğini sözlerine ekleyen CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, siyasi dengelerin yeniden bulunabileceğini söyledi. Baykal, “Bu gelişmeler amacına ulaşırsa öngördüğümüz süreç işletebilirse Türkiye yepyeni bir tabloya gelebilir. Bu çerçevede dikkate alınacak temel nokta Türkiye devletinin temel niteliğini kimliğini bozmayalım. Bozulmasına izin vermeyelim. Bu başkanlık tartışması açısından buna dikkatini çekme gereği hissediyorum. Bu konjonktürü Türkiye kişisel keyfi otoritelerin istikamet çiziği bir ülke haline gelmemelidir. Kurumsal kimliği devlet niteliği devletin temel nitelikler egemenliğin kuvvetler ayrımının işlediği hukukun üstünlüğünü tartışma götürülmez gerçek olarak kabul edildiği bir siyasi yapılanmayı bozmadan, sarsmadan, tehlikeye atmadan bu gelişmeleri Türkiye’nin değerlendirmesi lazım. Ama çıkıp birileri bıktık sıkıldık, yargı ayak bağıdır, kuvvetler ayrımı dediğimiz nedir ki başkanlık rejimi oluşturalım beni seçin gerisini karıştırmayın. Yok böyle bir şey Türkiye’de de yok, bölgemizde de yok. Böyle bir şey olmamalı. Türkiye bu kadar yanlışların yapıldığı bir coğrafyada kimsenin kişisel takdirine, bilgisine, niyetine, anlayışına, zihniyetine koca bir ülke bu bölgenin en güçlü ülkesi. Kendisini ve geleceğini emanet edemez etmemelidir. Bunu mutlaka güvence altına almalıyız. Bu temel bir ihtiyaç. Türkiye kimseye diz çökmemelidir, boyun eğmemelidir. Ortaya çıkan her olay bize Mustafa Kemal’i, Türkiye’nin kuruluşunu hatırlatıyor” şeklinde konuştu.“TÜRKİYE MODELİ İFTİHAR EDİLECEK MODELDİR”Türkiye’nin 21. yüzyıla daha demokratik, insan haklarına ve yurttaşlarına haklar vererek kucaklaşabileceğini ifade eden eski CHP Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal konuşmasını şöyle sürdürdü:“Türkiye 21. yüzyıla Kürt sorununu yeniden barışçı demokratik insan haklarına saygılı cumhuriyetin temel ilkleri temelinde milli kimliğimizi bozmadan sarsmadan bağımsızlığı sarsmadan bütünlüğü koruyarak her insana da en ileri demokratik hakları tanıyarak yeniden bir kucaklaşma sağlayarak bir başlangıç yapabilir ve yapmalıdır. Başkanlık rejimi tuzağına düşmemelidir Türkiye. Bütün bunların konuşulacağı dönem seçim sonrası dönemdir. Hepimiz bunlara hazırlanalım. Partiler siyasetçiler vatandaşlar olarak. Türkiye heyecan verici tartışmanın içine giriyor. Bu tartışmada tarihsel birikimimiz ile söyleyecek çok sözümüz var. Ülke olarak bu sınavdan yüzümüzün akı ile çıktık. Bu ülkenin temelinde de CHP olarak neyin yattığını çok iyi biliyoruz. Türkiye modeli hepimizin iftihar edeceği modeldir. Türkiye modeli bize sorarsanız CHP modelidir. O Cumhuriyet Halk Partisi modeli, Türkiye modeli olmuştur. Türkiye modeli olmaktan çıkarma çabaları var. O çabaların Türkiye’yi nereye getirdiği ortada. O modeli CHP modeli olmaktan çıkarma çabası onu siz kendi modeliniz haline getirmeye kalkmayın o sizi aşar. O hale getirmeye kalkarsanız onun bedelini Türkiye ödüyor. Biz bu modele inanıyoruz. Türkiye CHP modelidir. Bu model ile Türkiye ayağa kalkar. Bölge de olması gereken yere doğru gider. Bunu gerçekleştirme görevi bizim üzerimizdedir. Türkiye olarak diyorum. Türkiye içinde de, CHP olarak da, Deniz Baykal olarak da diyorum bilmem ne olarak da. Kemal Kılıçdaroğlu olarak da diyorum. Devletin bu anayasal özüne inanan siyaset anlayışı Türkiye’yi de bölgeyi de özlenen barışa istikrara kavuşturabilir. Bunun dışında da model yoktur. Bulunamamıştır. Bu modelden sıyrılma çabalarının getirdiği nokta bu olmuştur. Bu modeli günün şartlarına uydurmak lazım.”“CHP’NİN KAPATILACAĞI KONUSUNU CİDDİYE ALMAMAK GEREK”Konuşmaların sonunda bir gazetecinin son günlerde CHP'nin kapatılacağı iddiası olduğunu sorması üzerine CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal şunları söyledi:'Akıl, mantık ve sağduyunun gerçekten bazen kaybolduğu görülüyor. En saygıdeğer siyasetçiler, cinayet ile itham ediliyor, olmadık suçlamalar atılıyor. Yalana dayalı verilerle imal edilmiş iddialarla özel senaryolarla siyaset yapma yöntemi ne yazık ki bu döneme damgasını vurmuştur. Yaşananlar, Çok acı bir olay. Türkiye'nin en ciddi konuları konuşması gereken dönemdir. Magazin demeye bile dilim varmadığı, ciddiyetsiz işlerle birileri uğraşıyor. Birileri bunu ciddi ciddi devlet kurumlarında bir proje olarak ele alıyor. 'Nasıl sunalım? Kimi itham edelim? O ne cevap verir?' gibi senaryolar yazılıyor. Bunlara karşı yapılacak en iyi şey, ciddiye almamak, itibar etmemektir. Cevap vermeye bile gerek hissetmiyorum. CHP'yi savunma zorunda kaldığımız zaman söyleyeceğimiz çok şey var ama şimdi bizi savunma zorunda bırakacak bir ciddiyeti taşıdığına da inanmıyorum bunların. Siyaseti seçim öncesinde belli noktalara sürüklemek için çalışmalar yapılıyor. Acı olan manzara da bu. Deli saçması, birinin yalanı olsa mesele yok ama devlet kurumlarına bu tür görevler veriliyor onlar da çalışıyor. Çalışsınlar bakalım. Verecek cevabımız olur.'ADEM AKALANİHA
Davutoğlu'ndan Gül'e: 'Kapımız Her Zaman Açık'
Başbakan Davutoğlu, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün AKP'den milletvekilliği adaylığı konusunda, 'Kendisinden sinyal olmasına gerek yok. Ne zaman arzu ederse AK Parti'nin kapıları açık' dedi.11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün AK Parti'den milletvekilliği adayı olup olmayacağı konusunda, New York'ta soruları yanıtlayan Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Kendisinden sinyal olmasına gerek yok. Ne zaman arzu ederse AK Parti'nin kapıları açıktır' dedi. Davutoğlu, ayrıca, 'AK Parti'de siyaset yapması hepimiz için gurur verici bir gelişme olur, takdir kendilerinin' ifadesini kullandı.Erdoğan: Hayırlı olur, isabetli olurAnkara'da cuma namazı çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 7 Haziran genel seçimleri için milletvekili adayı olup olmayacağını değerlendirmiş ve şu ifadeleri kullanmıştı:Erdoğan, 'Adaylık konusu Abdullah Bey'in takdiridir. Politik, siyasi kararlar tabii ki Abdullah Bey'indir. Bana göre, böyle bir şey için vereceği karar güzel de olur, hayırlı da olur. İsabetli olur' dedi.Gül İstanbul’daydıErdoğan’ın işaret ettiği Abdullah Gül’ün ‘takdirini’ öğrenmek içinse gözler İstanbul’daydı. Gül Cuma namazını, Beyoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi Camii’nde kıldı. Gül ile aynı camiye giden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin ve AK Parti Genel Başkan Başdanışmanı Hüseyin Çelik gazetecilerin sorularını yanıtladı.Gazetecilerin 11'inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de AK Parti'den milletvekili adayı olacağı iddialarının sorulması üzerine Hüseyin Çelik şunları söyledi:'Sayın Cumhurbaşkanımız aday olması halinde kendisi açıklar. Yani böyle bir niyeti olduğu zaman biz bundan ancak şeref duyarız. Kendisi zaten AK Parti’nin kurucularındandır, kurucu genel başkan yardımcısıdır. Bizim 58'inci hükümetin başbakanıdır, dışişleri bakanımızdır. Sonra da çok başarılı, şerefli bir cumhurbaşkanlığı süresi var. Kendisi böyle bir şeye niyet eder de aday olursa şeref duyarız. Ama böyle bir şey olsa bile bunu benim açıklamama gerek olmaz. Bu konuda yetkili de değilim. Gül nasılsa buraya gelecekse bunu kendisine sormanız lazım.'Hüseyin Çelik'in konuşmasının ardından Abdullah Gül’de aracıyla camiye geldi. Mehmet Ali Şahin ve Hüseyin Çelik ile tokalaşıp sohbet eden Gül, daha sonra cuma namazını kıldı. Gazetecilerden soru almadı.‘Başbakan olmayacaksa...’NTV yayınına katılan AK Parti’deki 3 dönem kuralı nedeniyle siyasete ara verecek olan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da Abdullah Gül’ün olası adaylığını değerlendirdi:“Şu ana kadar adaylık söz konusu değildi. Cumhurbaşkanımızın sözleri bir ümittir ışıktır. Kendileri bu konuda bir görüşme yaparlar siyasete devam etmek isterlerse biz sevinç duyarız..”Arınç, Abdullah Gül’ün Ak Parti’deki 6 bin aday gibi değerlendirilemeyeceğini söyledi.“Cumhurbaşkanlığı, başbakanlık yapmış olması 6 bin adaydan biri gibi karşılanmamalıdır. Gönülden arzu ediliyorsa şık olanı kendisinin bizzat davet edilmesidir. Henüz o noktada olmadığımızı düşünüyorum” diye konuştu.Arınç, Abdullah Gül için gönlünden geçenin ise Meclis Başkanlığı olduğunu söyledi.“ Eğer başbakan olmayacaksa benim gönlümden de geçen büyük bir şerefle yaptığım Meclis Başkanlığı'dır. Abdullah Gül Meclis Başkanı olursa Meclis de siyaset de Türkiye de kazanır. '‘Partiler üstü görev yaptım’Abdullah Gül geçen hafta da Cuma namazı sonrası açıklamalar yapmış gazetecilerin milletvekili adaylığı iddialarını sorması üzerine konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştı:'Cumhurbaşkanlığı döneminde partiler üstü bir görev yaptım. Mesafeli durmaya gayret ettim. Ancak partime döneceğimi söylemiştim. Ben bu partinin kurucusuyum hatta ondan öte bu hareketi başlatanlardanım. Sonra da partinin reformcu çalışmalarına liderlik ettim. Bu ne demek, artık arkadaşlarımın yapacakları çalışmaları desteklerim'Kaynak: Al Jazeera, AA
Reklam
Galatasaray Seriyi Eşitledi
Galatasaray Odeabank, EuroLeague Kadınlar Çeyrek Final Play Off ikinci maçında Fenerbahçe'yi 59-57 yenerek seride durumu 1-1'e getirdi.Turun galibini 11 Mart Çarşamba günü Fenerbahçe'nin salonunda oynanacak maç belirleyecek.Maça iyi başlayan sarı kırmızılılar ilk çeyreği 14-9 önde tamamladı. İkini çeyrekte de üstünlüğünü sürdüren Galatasaray Odeabank, soyunma odasına 30-23 önde gitti.Üçüncü periyotta Fenerbahçe farkı eritse de son çeyreğe Galatasaray Odeabank 43-39 önde girdi. Son periyotta Fenerbahçe'ye yakalanmayan sarı kırmızılılar, karşılaşmadan 59-57 galip ayrıldı.Maçkolik
Almanya, İş Hayatında Kadın Kotasını Yasalaştırdı
(Mary Barra) Amerikalı otomobil üreticisi General Motors'un (GM) yeni direktörü, Fortune dergisinin dünyanın en güçlü kadın yöneticileri listesinde ilk sırayı alıyor. 52 yaşındaki Mary Barra, GM'nin tepesine çıkan ilk kadın. Elektronik mühendisliği eğitimi alan Barra, aynı zamanda bir akademisyen. Barra, dünya genelinde de bir otomotiv şirketinin başına gelen ilk kadın.
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2014 yılında 2 milyon 853 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise %9,9 seviyesinde gerçekleşti. 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı ise yüzde 17,9. En yüksek işsizlik Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde...
Reklam
'Çok Kültürlüyüm' İmajı Takınan Çakma Entelektüellerin En Belirgin 18 Özelliği
Günümüzde artık bu insanlar etrafımızı sarmıştır. Kimin gerçekten kültürlü olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yoktur, görüntüde... Fakat iş konuşmaya, bir şeyler tartışmaya ve birlikte vakit geçirmeye geldiğinde, kimin gerçekten göründüğü gibi olduğu ortaya çıkar. Beynimizin içinde taşıdığımız şeylerin dış görünüşümüzle hiçbir ilgisi yoktur. Eğer siz de bu insanlardan sıkıldıysanız ve çevrenizde 'çok kültürlüyüm' imajı takınarak gezen çakma entelektüelleri tespit etmek istiyorsanız, bu güruhun en belirgin 20 özelliği size yardımcı olacaktır;
CAS'tan Nevin Yanıt'a Kötü Haber
Düsseldorf'ta katıldığı PSD Bank Yarışması'nda alınan örneklerinde yasaklı madde çıktığı gerekçesiyle 2 yıl men cezası alan Nevin Yanıt'a kötü haber geldi.PSD Bank Yarışması'nda kanında yasaklı madde rastlanan Nevin Yanıt, Türkiye Atletizm Federasyonu (TAF) Disiplin Kurulu tarafından 2 yıl müsabakalardan men edilmişti. Bu kararın ardından CAS'a başvuran Uluslararası Atletizm Federasyonu cezanın 4 yıla çıkarılması gerektiğini belirtmişti.Bugün CAS tarafından açıklanan kararda Nevin Yanıt'ın cezasının 2 yıldan 3 yıla yükseltildiği açıklandı. Milli atlet 6 Mart 2016'ya kadar müsabakalardan uzak kalacak.Radyospor
Reklam
İki Kadın Cinayeti Daha
Gaziantep'te bir kişi, tartıştığı eşini tabancayla öldürdü, İzmir'de üç aydır kayıp bir kadının cesedine ulaşıldı. Amasya'da hapishaneden izinli olarak çıkan hükümlü ise eski eşini tabancayla yaraladı.Gaziantep Batıkent Mahallesi'nde ikamet eden Şehmus ve Yasemin Çakar çifti, henüz belirlenemeyen nedenle tartıştı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine 33 yaşındaki Şehmus Çakar, 32 yaşındaki eşine tabancayla ateş ettikten sonra aynı silahla intihar etti.Komşularının ihbarıyla eve gelen sağlık ekipleri, çiftin hayatını kaybettiğini belirledi.Şehmus Çakar'ın babası Mehmet Salih Çakar, gazetecilere yaptığı açıklamada, oğlu ile gelini arasında bir süredir sorun olduğunu belirtti. Bir ay önce evi terk eden gelininin Mersin'deki babaevine gittiğini anlatan Çakar, 'Yaklaşık 15 gün önce barıştılar ve yeni bir eve taşındılar. Sabah da kendilerinin evindeydim, beraber kahvaltı yaptık. Cuma namazından sonra acı haberi öğrendim' diye konuştu.Üç aydır kayıp kadının cesedi bulunduİzmir Karşıyaka'da yaklaşık üç ay önce hakkında kayıp başvurusu yapılan ve zanlının itirafı ile cinayete kurban gittiği anlaşılan kadın cesedi Menemen Seyrek mezbahane mevkisindeki sulama kanalında bulundu.İşçilerin bildirmesinin ardından Menemen İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri ve olay yeri inceleme birimi olay yerine gelirken, yapılan incelemede cesedin yaklaşık 3 ay önce kaybolan 45 yaşındaki Gülşen Süzen'e ait olduğu tespit edildi.Karşıyaka ilçesinde yaşayan, uzun süre önce eşinden boşanan ve yaşlılara bakarak geçimini sağlayan Gülşen Süzen, 11 Aralık'ta kaybolmuştu.Kardeşi Gülcan Açıkalın, bir telefon numarasından 'dedektif gibi' iz sürerek olaydan yaklaşık 2 ay sonra şüpheli Abbas K'ya ulaşmış, Abbas K. avukatıyla birlikte 9 Şubat'ta İzmir Adliyesi Cumhuriyet Savcılığı'na başvurarak, Gülşen Süzen'i otomobilde boğarak öldürdükten sonra Menemen'de bir dereye attığını itiraf etmişti.Cezaevinden izinli çıktı, eşini yaraladıEşiyle yasak ilişki yaşadığını iddia ettiği kişiyi silahla öldürmekten tutuklanarak yaklaşık üç yıl önce ceza alan 34 yaşındaki Mikail B. (34), Kahramanmaraş Cezaevi'nden izinli çıktıktan sonra eski eşi Mehtap Ö.'nün (25) yaşadığı Amasya'ya gitti.İki çocuğuyla yaşayan eski eşini, telefonda görüşmeye ikna eden Mikail B., görüşme sırasında annelerinin yanında bulunan 6 ve 7 yaşlarındaki iki çocuğunu arabaya bindirdikten sonra tartıştığı, Mehtap Ö.'ye tabancayla birkaç el ateş etti.Daha sonra araçtaki çocuklarıyla kaçan Mikail B., çevredekilerin durumu bildirmesi üzerine polis ekipleri tarafından olay yeri yakınlarında durduruldu. Elindeki silahı başına dayayarak intihar etmek isteyen zanlı, polis ekiplerinin iknası sonucu eyleminden vazgeçirilerek gözaltına alındı.Yaralı Mehtap Ö. ise olay yerine sevk edilen ambulansla Sabuncuoğlu Şerefeddin Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Ayaklarına 7 kurşun isabet eden kadının hayati tehlikesi yok.İzmir’in Tire ilçesinde de Gülcan Oğuz adlı kadın, kendisine şiddet uyguladığı için girdiği cezaevinden izinli olarak çıkan eşi Ufuk Oğuz tarafından dün başından vurularak öldürülmüştü.Kaynak: Anadolu Ajansı
Bülent Arınç: 'Merkez Bankası'nı Tehdit Etmek Doğru Değildi'
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Merkez Bankası’nı tehdit etmek doğru değildi. Cumhurbaşkanı belki sadece yol göstermekle kalmalı' dedi. Arınç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Abdullah Gül'ün olası adaylığı ile ilgili ise ''İsabetli olur, güzel olur'' sözlerine ilişkin ''Cumhurbaşkanımızın sözleri bir ümittir ışıktır. Şık olanı kendisinin bizzat davet edilmesidir. Henüz o noktada olmadığımızı düşünüyorum. Eğer Başbakan olmayacaksa Abdullah Gül için gönlümden geçen Meclis Başkanlığıdır' açıklamasında bulundu.Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, NTV canlı yayınında Oğuz Haksever'in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün olası adaylığı konusunda ''Güzel olur, isabetli olur'' demesini nasıl yorumlarsınız?Abdullah Gül ile dava arkadaşıyız çok başarılı bir siyasetçidir. Cumhurbaşkanlığında çok başarılı bir performans sergiledi. Görevi büyük bir şerefle arkadaşına devretti ve İstanbul'a gitti. Şu ana kadar adaylık söz konusu değildi. Cumhurbaşkanımızın sözleri bir ümittir ışıktır. Kendileri bu konuda bir görüşme yaparlar siyasete devam etmek isterlerse biz sevinç duyarız. Cumhurbaşkanlığı başbakanlık yapmış olması 6 bin adaydan biri gibi karşılanmamalıdır. Gönülden arzu ediliyorsa şık olanı kendisinin bizzat davet edilmesidir. Henüz o noktada olmadığımızı düşünüyorum.Partideki dengeler açısında meselenin boyutları ne olabilir?Bizim partimizde her şey fedakarlık üzerine kurulmuştur. Eğer Başbakan olmayacaksa Abdullah Gül için gönlümden geçen Meclis Başkanlığıdır. Meclis Başkanı olursa Türkiye' de kazanır Meclis de kazanır. Seçimi kim kazanırsa Başbakan o olur. 7 Haziran'dan sonra Başbakanımız Ahmet Davutoğlu'dur.DOLARDAKİ YÜKSELİŞ2002'den bu yana iç kaynaklı ekonomik kriz yaşamadık. Merkez Bankası hükümete karşı sorumlu senede 2 defa bize hesap veriyor ama bağımsız bir kuruluş, dikkatli gidiyor ve üzerine düşeni yapıyor. Bize diyor ki sadece faiz düşürmekle olmaz başka parametreler de var onlara da bakmak zorundayız. Sizi dinliyoruz ama biz bildiğimizi yapıyoruz diyorlar.''MERKEZ BANKASI'NI TEHDİT ETMEK DOĞRU DEĞİLDİ''Merkez Bankası'na bu noktadan sonra bir şey söylenmemesi gerekir. Neden? Üzerlerine aldıkları görevleri yapıyorlar. Sen yanlış yapıyorsun diyerek görevlerine müdahale etmek yasal sınırları dışında hatta onları tehdit etmek onları küçültmeye çalışmak bence doğru değildi. Bu, psikolojik bir rahatsızlık meydana getirdi.''CUMHURBAŞKANI BELKİ SADECE YOL GÖSTERMEKLE KALMALI''Cumhurbaşkanı belki sadece yol göstermekle kalmalı. Cumhurbaşkanı'nın sözleri farklı anlaşılabilir. Batı mentalitesi tartışmadan endişeleniyor 'Bunlar Merkez Bankası'nın başını yiyecekler' herhalde diyor bağımsızlığı elden gidecek herhalde diyor.CHP'NİN KAPATILACAĞINA DAİR İDDİALARÇok yanlış bir şey. Bunların hiçbirisi ciddi değil, iddialar deli saçması. Twitter'daki o şahsın (Fuat Avni) söyledikleri üzerinden yorum yapmak yanlış bir şey. Bazen doğru çıkabilir bazen de zarf atabilirler. Kılıçdaroğlu adeta istihbaratçı kimliği ile konuştu.ÇÖZÜM SÜRECİÇözüm sürecini destekleyenlerin başında gelirim. Eski, yeni siyasetçilerle aram iyidir. Sayın Demirtaş'ın 'Çözüm sürecinin önündeki en büyük engel Arınç'tır' sözüne üzüldüm. Bu noktaya kolay gelinmedi, önemlidir. Sözlerin tutulmasından örgüt sorumludur. Çözüm süreci silahlı kişilerle yürütülemez. Demirtaş siyasette olabilecek bir kişidir.''BURADA BARIŞ ÇUBUĞUNU TÜTTÜRÜYORUM''Sen partnerine bu işi beraber götürdüğün hükümete güvenmiyorsun öyle mi? Güvenmediğin için de çözüm sürecini baltalamaya çalışıyorsun. Sen bana güvenmeye mecbursun. HDP ben sana güvenmek mecburiyetindeyim. HDP'nin İmralı heyetine sürecin iyi çalıştığına biz inanıyoruz güveniyorum. Demirtaş ile bu atışmamızı burada sonlandırmış olalım. Burada barış çubuğunu şimdi tüttürüyorum. Bundan sonra mecbur kalmadıkça hiçbir zaman Demirtaş'ın şahsı ile ilgili söz söylememeye çalışacağım.İÇ GÜVENLİK PAKETİ DEĞİŞECEK Mİ?Maddelerin yeniden görüşülmesi şu anda düşünülmüyor.HAKAN FİDAN'IN ADAYLIĞISayın Cumhurbaşkanımızın duygusal yönü çok güçlü. Duygusal planda olaya bakmamak lazım. Ben de bir televizyonda o saatlerde yayındaydım. Arkadaşlar dediler ki, 'Hakan Fidan adaylığını koymuş.' Ben şahsen kendi tepkimi ortaya koydum. Ne söylediğimi herkes biliyor. Dedim ki, yaptığın iş çok önemli bir iş, çok önemli işler yaptığın için sana koruma zırhı da getirdik o zaman bu işine devam etmen lazım. Neden? Çünkü milletvekili olmak bu görevlerden daha üstün değil. Sen şu anda 100 milletvekilinin yapacağı işi yapıyorsun. Sadece milletvekili bazında baktığımız zaman.550 milletvekili var. AK Parti'nin diyelim ki 350 milletvekili olacak 400 milletvekili olacak sen onlardan birisi olacaksan hiç milletvekili olma bu israftır dedim. Dilim de durmuyor. Neden? Çünkü MİT çok önemli bir kurum. Bırakma neden bırakıyorsun dedim.''BİR MİT MÜSTEŞARINDAN DA HER TÜRLÜ BAKANLIK OLMAZ''Sonra ikinci bir şey daha ekledim, eğer bakan olmayı düşünüyorsan bir MİT Müsteşarından da her türlü bakanlık olmaz. Mesela sen bir Dışişleri Bakanı olacak olsan ben karşı tarafın Almanya'nın Dışişleri Bakanı olsam 'Bu adam her şeyi bilir kardeşim. Ben bununla nasıl konuşacağım?' diye düşünebilir. Belki yanlış söylüyorum. Ama şahsı ile ilgili hiçbir sıkıntı hiçbir şikayetin olmaması lazım. Çok iyi yetişmiş, çok başarılı, çok güzel bir insan.Aday olursa siyasi ayrışma demeyeceğiz buna. Hakan Fidan'ın MİT Müsteşarı da olması kolay olmadı birilerine rağmen. Artık bir gerçek var, Hakan Fidan AK Parti'nin Ankara milletvekili aday adayıdır. Bundan sonra gazetecilerden ricam bu konuyu sormasınlar. Hakan Fidan'ı üzecek bir hareketi bir sözü bundan sonra da lütfen sarf etmeyelim.Kaynak: NTV
Reklam
Fenerbahçe-Galatasaray Derbisinin Tüm Biletleri Tükendi
Fenerbahçe resmi internet sitesinden tüm biletlerin satıldığını duyurdu.İşte açıklama;08 Mart 2015 Pazar günü oynanacak olan Galatasaray maçının biletleri tükenmiştir. Az sayıda kalan Okul Açık Tribünü bilet satışı ise, stadımızın Maraton Alt Tribünü’nde bulunan Kombine Satış Merkezi’nden Divan Kurulu, Kongre ve Temilci üyelerimiz için devam etmektedir.İlginiz için teşekkür ederiz.FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜTurkfutbol
Kadın İşçiler Kurultayı'nda Ön Sıralar Erkeklerin
Türk Metal Sendikası’nın düzenlediği ve Erdoğan'ın konuşma yaptığı 20. Kadın İşçiler Kurultayı’nda kameralara yansıyan bu görüntü eleştirilere neden oldu. Fotoğrafta erkek davetliler protokolde oturuken kadınların arka sıralarda yer aldığı görülüyor. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesi bu oturma düzeni organizatörlere yönelik eleştirilere sebep oldu. Bu eleştirilerden bazılarını sizler için derledik...
Şimdinin Tonton Teyzeleri Olan, Geçmişin En Hızlı ve Asi Kadın Motorcuları
Bugün, sokakta motosiklet kullanan bir kadın görme sıklığımız oldukça düşük. Fakat eski zamanlarda bu oranın daha yüksek olduğunu söyleseler de inanmamız güç olurdu. ama gerçekten de öyleymiş, değil motosikleti düz yolda süren; plajda, ilginç pistlerde hatta ayakta bile motosiklet süren kadınlar için 1940'lara 50'lere gidiyoruz.
Türkiye'de Kadınların Yarıya Yakını Şiddet Mağduru
Türkiye’ de kadınların yüzde 41.9’u yaşamları boyunca en az bir kere fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor. Bahçeşehir Üniversitesi araştırmalarının sonuçlarına göre, Türkiye’ de maddi durumu iyi olmayan kadınların yüzde 50’si şiddet görürken, yüksek gelirli kadınların yüzde 27.2’si şiddete maruz kalıyor.Türkiye’de okuma yazma bilmeyen kadınların yüzde 43’ü hayatlarında  en az bir defa fiziksel şiddete maruz kaldığını belirtirken, bu oran yüksek öğrenim gören kadınlarda yüzde 12.0'yi buluyor.Bahçeşehir Üniversitesi Yayınları tarafından çıkarılan, Uzman Psikolojik Danışman Fulya Kurter ve Prof. Dr. Jacqueline S. Mattis’in kaleme aldığı 'Türkiye’ de Uygulamacıların Gözüyle Psikolojik Danışmada Kültüre Duyarlı Olma' kitabının lansmanı yapıldı.Lansmanda Türkiye’nin önemli gündem maddelerinden 'Aile İçi Şiddet', 'Kadına Yönelik Şiddet', 'Cinsel Şiddet', 'İntihar2, 'Askeri Travmalar' gibi 12 farklı konuda yapılan araştırmanın sonuçları ve 45’in üzerinde uzmanın vurguladığı örnek durumlar ve izlenimler katılımcılar ile paylaşıldı.'BİR-İKİ TOKAT ŞİDDETTEN SAYILMIYOR'Türkiye' de şiddet döngüsünü kırmanın önündeki en büyük engelin halk arasında şiddetin ne olduğunun anlaşılmaması olduğuna dikkat çekilen kitapta, araştırmalara göre çoğu kadın için 'bir iki tokat' şiddetten sayılmıyor.Kadınlar tarafından psikolojik, ekonomik, sosyal ve cinsel şiddetin ne olduğu bilinmiyor ve eşler arasında zorla cinsel ilişki kadınlık görevi olarak algılanıyor. Aile, komşu ya da herhangi bir kişi ile görüştürülmemesini ise kadınlar eşlerinin kıskançlığına bağlıyor.EŞLER HASTA EŞLERİNİN TEDAVİLERİNE KASTEN ENGEL OLUYOR Yapılan araştırmaya göre kadınlara yönelik şiddet, fiziksel, cinsel, duygusal, ekonomik, eğitimsel, tıbbi ve sosyal veya ilişkisel şiddet olarak yedi başlıkta toplanıyor.Fiziksel ve cinsel şiddetin yanında eşler, kadınların veya kızlarının eğitim alma fırsatına engel oluyor. Eğitim almak isteyenleri tehdit ediyor, herhangi bir maddi kaynağa erişimden uzak tutuyor ya da onların çalışma, para kazanma fırsatına, hakettiği halde mirasçı olmasına engel yaratıyor.Tıbbi yönden de kadınları güç duruma sokacak şekilde ihtiyaç duydukları tedaviye kasten engel oluyor veya bu konuda şartları zorlaştırmak gibi davranışlar içersine giriyor. Kitabın yazarı Uzman Psikolojik Danışman Fulya Kurter, 'Şiddet hayatın her alanında var ve çok değişik şekillerde karşımıza çıkıyor. Ancak şiddet gören bireyler korku ve suçluluk içinde yaşadıkları için şiddeti gizlemeyi tercih ediyorlar' dedi.YÜKSEK ÖĞRENİM GÖREN KADINLAR YAŞADIĞI ŞİDDETİ PAYLAŞMIYORYapılan araştırmanın bir diğer çarpıcı noktası da Türkiye'de toplumun hemen her sosyal tabakasında şiddet yaşandığına dair veriler. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre; Türkiye’de okula gitmemiş veya ilkokulu bitirmiş kadınlar arasında fiziksel şiddetin yaşam boyu görülme sıklığı yüzde 52, ilköğretimin ikinci seviyesini tamamlamış kadınlarda yüzde 40, lise veya daha yüksek bir okulu bitirmiş kadınlarda ise yüzde 25 oranında bulunuyor.Bir diğer araştırmaya göre de okuma yazma bilmeyen kadınlar arasında en az bir defa fiziksel şiddete maruz kaldığını söyleyenlerin oranı yüzde 43 iken, yüksek öğrenim gören kadınlar arasında bu oranın yüzde 12 olması, yüksek öğrenim gören kadınların yaşadıkları şiddeti paylaşmak konusunda daha ketum olabileceklerini düşündürüyor. Bu veriler ışığında şiddete yalnızca eğitim seviyesi düşük kadınların maruz kalmadığı sonucu  çıkarılabilir.FİZİKSEL ŞİDDETE ‘SÜREKLİ’ MARUZ KALMA ORANI (%)Okula gitmemiş veya ilkokulu bitirmiş kadınlar               12.6İlköğretimin birinci seviyesini tamamlamış kadınlar          9.1İlköğretimin ikinci seviyesini tamamlamış kadınlar         12.3Lise veya daha yüksek bir okulu bitirmiş kadınlar            7.9FİZİKSEL VEYA CİNSEL ŞİDDETE MARUZ KALMA ORANLARI (%)Kuzeydoğu Anadolu     57.1Orta Anadolu              52.8Ortadoğu Anadolu       51.5Guneydogu Anadolu    51.1Batı Karadeniz           46.6Doğu Karadeniz         42.6Batı Anadolu             44.1Akdeniz                    44.0Istanbul                   39.4Doğu Marmara         38.5Ege                         34.7Batı Marmara           26.2'TÜRKİYE' DE ŞİDDETİ NORMALLEŞTİREN KÜLTÜREL İDEOLOJİLER VAR'Bahçeşehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Narlı, Türkiye'de şiddeti destekleyen kültürel bakış açılarının ve ideolojilerin altını çizerek 'Türkiye'de kadına yönelik şiddeti destekleyen birçok deyim bulunuyor' dedi ve şöyle devam etti:''Kadının sırtından sopayı, karnında sıpayı ihmal etmeyin.' Bu kültürel deyimlerden yalnızca biri. Şiddetin kullanımı ve onu haklı gösterme konusunda bir diğer deyim ise, 'Dayak cennetten çıkmadır'. Dayağın cennetten geldiğini söylediğiniz zaman ne olur? Saldırgan,  şiddet içeren davranışını haklı göstermiş olur. Saldırılan birey, şiddete neden katlanması gerektiği konusunda geçerli bir neden bulmuş olur. Dolayısıyla şiddeti kabul eder. Nitekim, şiddetle karşı karşıya olan kadınlar hakkındaki çoğu istatistiğe baktığımızda, kadınların hemen hemen yüzde 60'ının kocasının haklı olduğunu düşündüğünü görürüz. Saldırgan kabul etmekte ve zaman içinde onunla özdeşleşiyor.'DHA
Reklam