Kuzey Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu TFF'den Ayrılıyor
Kuzey Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu, Rum Futbol Federasyonu'na üye olmaya hazırlanıyor. Üyelik kararı pazartesi günü basın toplantısıyla açıklanacak.Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) KKTC’de büro açmasına şiddetle karşı çıkan Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu (KTFF), Rum Futbol Federasyonu’na (KOP) üye olmaya hazırlanıyor. Federasyon, pazartesi günü basın toplantısı düzenleyerek üyelik kararını açıklayacak. Rum federasyonu, FIFA onayının ardından KKTC’deki futbolun uluslararası alanda tek yetkili mercii olacak.Spor ambargosu uygulanan KKTC futbolunun Rum federasyonuna (KOP) üyeliği adım adım gerçekleşti. Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu iki yıl önce FIFA’nın arabuluculuğuyla Rum Futbol Federasyonu’na üyeliği kabul etti. Ancak üyelik Ada’daki milliyetçi çevrelerin yoğun tepkisi nedeniyle gerçekleşmedi. Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Sertoğlu, KKTC’de oynayan futbolcuların Türkiye amatör liginde oynayan kulüplere bonservis ücreti ödemeden gitmesi üzerine Rum federasyonuna üyeliği geçen ay yeniden gündeme getirdi.Demirören'e tepkiBu defa devreye TFF Başkanı Yıldırım Demirören girdi ve bonservis krizini çözmek için FIFA’ya Lefkoşa’da büro açma başvurusunda bulundu. Ancak başvuru KKTC Futbol Federasyonu’nun sert tepkisini çekti. FIFA da TFF’nin başvurusunu kabul etmedi.Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu yarın bir basın toplantısı düzenleyerek Rum federasyonuna üyelik başvurusu için FIFA’ya dilekçe göndereceğini açıklayacak. Rum Federasyonu ön hazırlıklara başlayarak üyeleriyle toplantı kararı aldı.İki yıl önceki anlaşma2013 Kasım ayında Zürih’te FIFA merkezinde yapılan anlaşmaya göre, Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu, Rum Federasyonu’nun doğal üyesi kabul edilecek. Bu çerçevede Türk takımlar da Rum federasyonuna dolaylı yoldan üye olacak. Türk Federasyon Rum federasyonunun yönetiminde yer alabilecek. Türk federasyon, Rum federasyonunun izniyle uluslararası organizasyonlar düzenleyebilecek.Eurosport
Cumartesi Anneleri: 'Mehmet Şen'in Faillerini Cezalandırın'
Cumartesi Anneleri / İnsanları 522. buluşmalarında 1994 yılında gözaltında öldürülen Mehmet Şen dosyasında cezasızlığın son bulmasını, faillerin cezalandırılmasını istedi.Cumartesi Anneleri / İnsanları Galatasaray Meydanı’ndaki 522. buluşmalarında 26 Mart 1994’te Urfa Birecik’te gözaltında öldürülen Mehmet Şen dosyasında cezasızlığın son bulmasını, faillerin cezalandırılmasını istedi.Bu haftaki eylemde Meclis’te kabul edilen ‘İç Güvenlik Paketi’nin yeni kayıplara yol açacağı uyarısı yapılarak, iptali istendi.Bu haftaki eylemde ilk sözü kayıp Ahmet Kaya’nın kızı Emine Kaya aldı.Kaya yıllardır adalet arayışlarını kar kış demeden sürdürdüklerini dile getirerek, “Yıllardır bu meydandan feryadımızı dile getiriyoruz. Kanımızın son damlasına kadar da adalet için mücadelemiz sürecek” dedi.‘Özür dileyin’Gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun ise polise geniş yetkiler veren ve yasalaşan İç Güvenlik Paketi’ne tepki gösterdi.“Daha 1990’lı yılların acıları silinmeden OHAL’den bu hale geldik. Gözümüzün önünde yakınlarımızı katleden kaybettiler. Şimdi de bu polise bu yetkileri veren yasayı çıkarttılar. Bu ülkede yaşayan insanlar artık uyansın ‘Bu ülke nereye gidiyor’ diye sorsun.“Önce gizli dosyalarınızı açın, kayıplarımızın akıbetini açıklayın, kemiklerimiz nerede gösterin. Özür dileyin. Bunları yapmadan kimse bizim acılarımızdan bahsetmesin.Eylemde Mehmet Şen’in eşi Nuray Şen’in eyleme gönderdiği mektup da okundu. Şen, Paris’ten gönderdiği mektubunda Cumartesi Anneleri’ne “Bedenim uzak diyarlar da olsa da ağır hasarlı kalbim acılarla dolu kalplerinizle birlikte atıyor” sözleriyle seslendi.‘Cezasızlık son bulmalı’Haftanın basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına Meryem Bars okudu.Bars, Mehmet Şen dosyasındaki 21 yıllık cezasızlığın son bulmasını isteyerek Şen’in öldürüş süreci ve sonrasında yaşananları anlattı.Mehmet Şen’e ne oldu?“Tansu Çiller hükümetinin karanlığındaki 90’lı yıllardı. Kürt siyasetçiler hedef tahtasındaydı; Kürt partileri kapatılıyor, partililer tutuklanıyor, infaz ediliyor, kaybediliyorlardı. Dokunulmazlıkları kaldırılan DEP milletvekilleri meclisten yaka paça gözaltına alınıp, hapse atılmışlardı.“Nizip’te yaşayan 49 yaşındaki 3 çocuk babası Mehmet Şen de DEP’te faaliyet gösteren Kürt siyasetçilerdendi. Bu nedenle sürekli güvenlik güçlerinin takibi ve baskısı altındaydı.“26 Mart 1994 tarihinde Mehmet Şen’in Urfa/ Birecik’teki işyerine kendilerini polis olarak tanıtan sivil giyimli, silahlı, telsizli dört kişi geldi. Mehmet Şen’i n kimliğine bakan bu kişiler telsizle “Tamam amirim, şahsı aldık’ bilgisini verdiler. Mehmet Şen üzerine silah doğrultan bu kişilerle gitmek istemeyip direnince onu zorla 34 PLT 30 plakalı Doğan SLX marka arabaya bindirerek götürdüler. Bunlar çok sayıda tanığın önünde gerçekleşti.“Ailesinin, DEP’in ve İHD’nin tüm resmi mercilere yaptıkları başvurular sonuçsuz kaldı. Mehmet Şen’in gözaltına alındığı inkar edildi. 30 Mart 1994 tarihinde kimliğini gizleyen bir kişi Özgür Gündem gazetesi ve DEP Antep il teşkilatını arayarak, Şen’in cenazesinin Antep Devlet Hastanesi morgunda olduğu bilgisini verdi.“Mehmet Şen’in ağır işkence izleri taşıyan bedeni bir çoban tarafından Antep/Karpuzkaya mevkiindeki arazide çukura atılmış bir halde tesadüfen bulunmuş ama yetkililer aileyi bilgilendirmemişti.“2004 yılında JİTEM elemanı Abdulkadir Aygan’ın basına yansıyan itiraflarında Mehmet Şen’in Nizip’te görevli Gaziantep Terörle Mücadele Şubesi’ne bağlı Ahmet ve Sedat isimli sivil polislerin yardımıyla “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından kaçırıldığını ve ağır işkence sonucunda öldürülerek bir çukura atıldığını söyledi. Şen’in gördüğü işkencenin detayını anlattı. Ayrıca JİTEM’in Mehmet Şen hakkında tuttuğu rapordaki bilgileri açıkladı.“Öğretmen olan, aynı zamanda Nizip Eğitim-Sen başkanlığı da yapan Nuray Şen, eşini ararken, hakikatin açığa çıkartmak için mücadele ederken yoğun baskı gördü. Evi sürekli gözetim altında tutuldu. ‘Seni de kocan gibi öldüreceğiz’ diye tehditler aldı.11 gün gözaltında kaldı, ağır işkence gördü.“Üniversite öğrencisi olan büyük oğlu Doğu ve henüz üniversiteye hazırlanan küçük oğlu Fırat yaşadıkları bu adaletsizliğe isyan ederek dağa gitti.“İç hukukta bugüne kadar hiçbir gelişme sağlanmasa da Mehmet Şen davası AİHM’de Türkiye’nin mahkumiyetiyle sonuçlandı.”İMC TV
Arap Birliği Zirvesi Başladı
Arap Birliği’nin 26. Genel Zirvesi başladı. Gündem, Yemen'e yönelik operasyon. Konuşan liderler 'ortak Arap gücü'nün gerekliliğinden bahsediyor. Suudi Arabistan Kralı Selman ise Yemen’de Husilere yönelik operasyonun amaçlarına ulaşana dek süreceğini söyledi.Arap Birliği Zirvesi Mısır'da Yemen ve ortak ordu gündemiyle toplandı. Arap Birliği Genel Sekreteri Nebil Arabi, Yemen Cumhurbaşkanı Devlet Başkanı Abrabbuh Mansur Hadi ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi yaptıkları konuşmalarda, ortak Arap gücünün kurulması gerektiğine değindiler. Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdulaziz ise konuşmasında, Yemen’de İran destekli Husilerin yarattığı siyasi ve askeri krizin ardından 10 ülkeden oluşan Koalisyon'un başlattığı ‘Kararlık Fırtınası’ askeri operasyonunun ülkede barış ve güvenlik geri gelene kadar süreceğini belirtti.Kral Selman, Yemen’de Husilerin darbe girişimini kınarken, ülkedeki tüm siyasi taraflara ‘istikrarı gerçekleştirmek amacıyla diyalog kurması’ için Riyad’ın kapılarının açık olduğunu ifade etti.Yemen'de yeniden istikrarın sağlanabilmesi için herkesin ortak bir şekilde çalışması gerektiğini dile getirdi, Kral Selman, İran'a da Arap ülkeleriyle 'bölgedeki krizleri çözmek için olumlu işbirliği' kurması için çağrıda bulundu. Sisi: Ortak Arap gücü kurulmalıMısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Arap Birliği Zirvesi’nde yaptığı açılış konuşmasında, Yemen, Libya ve birçok ülkede yaşanan krizlerden yola çıkarak ‘Arap ülkelerinde krizlere müdahalede bulunacak ortak Arap gücünün’ kurulması gerektiğini vurguladı.Sisi, Yemen’de diyaloğun çöktüğünü ve dolayısıyla ortak Arap askeri müdahalesinin ‘doğru zamanda’ geldiğini dile getirdi.Libya’da yaşanan kriz için Yemen’e ortak müdahaleden örnek veren Sisi, Libya’da ‘terör organizasyonların yarattığı’ krizlere suskun kalamayacaklarını ifade etti.‘Husilere müdahale devam etsin’Yemen Devlet Başkanı Abrabbuh Mansur Hadi, Husilere karşı başlatılan ‘Kararlık Fırtınası’ operasyonun Arap Birliği, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) anlaşması ve BM’nin de kanunlarına göre gerçekleştiğinin altını çizdi. Hadi operasyonun sürmesi için zirveye katılan ülkelerin yanı sıra KİK ülkelerine çağrı yaptı.Hadi “Kararlılık Fırtınası operasyonu Husiler işgal ettiği topraklardan çekilene ve teslim olana kadar devam etmeli. Ayrıca Husilerin, hem ordudan elde ettiği hem de önceki senelerde İran’dan aldığı silahları kesinlikle teslim etmesi gerekiyor. Operasyonun bu hedefleri gerçekleştirene kadar devam etmesini istiyoruz” dedi.Hadi, bu operasyonun oluşturulması istenen ‘ortak Arap gücünün’ bir örneğini de teşkil ettiğini dile getirdi.Arap Birliği’nin 26. Genel ZirvesiArap Birliği 26. Genel Zirvesi’nde bu dönem, Yemen’de İran destekli Husilerin yarattığı kriz ön planda. Sudi Arabistan Kralı'nın yanı sıra Katar Emiri ve birçok ülkenin lideri Mısır’ın Şerm El Şeyh kentinde Cumhurbaşkanı Sisi tarafından karşılandı.Zirve'ye katılmak üzere Yemen Devlet Başkanı Abrabbuh Mansur Hadi, Sudi Arabistan Kralı Selmen Bin Abdulaziz ve Katar Emiri Temim Bin Hamad El Sani’nin yanı sıra Moritanya, Sudan, Kuveyt, Tunus, Filistin, Bahreyn, Irak, Somali ve Cibuti ülkelerinin liderleri Mısır’a geldi. 22 ülkenin katılacağı zirvede, Yemen’de siyasi ve askeri kriz, bu ülkeye başlatılan operasyon ve ortak bir Arap gücü ordusu kurulması başta olmak üzere bölgede farklı ülkelerde yaşanan krizler de ele alınacak.Zirvede, Yemen’de İran destekli Şii Husilerin yarattığı krizleri ardından Suudi Arabistan’ın öncülüğünde oluşturulan Husi karşıtı koalisyonun başlattığı ‘Kararlılık Fırtınası’ operasyonu inceleniyor.Al Jazeera
İranlı Vekilden Erdoğan'a: İran'a Gelme
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'İran ve terörist gruplar Yemen'den çekilmeli' açıklamasına bir tepki de İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Siyaset Komisyonu Başkanvekili Mansur Hakikatpur'dan geldi.İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Siyaset Komisyonu Başkanvekili Mansur Hakikatpur, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önümüzdeki günlerde İran'a yapmayı planladığı ziyaretin iptal edilmesini istedi.'ERDOĞAN'IN ZİYARETİ ERTELENMELİ'İran merkezli Tasnim Haber Ajansı'na konuşan Hakikatpur, 'Erdoğan'ın İran karşıtı sözlerinin ardından Tahran'a yapacağı ziyaretin herhangi bir getirisi olmayacak bu yüzden bu sefer ertelenmeli' diye konuştu.'ERDOĞAN'IN SÖZLERİ MÜNAFIKÇADIR'Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sözlerini geri almasını ve davranışlarını gözden geçirmesini isteyen İranlı milletvekili, 'İran'ın Yemen'in iç işlerine müdahale ettiğine dair Erdoğan'ın kullandığı ifadeler, boş ve münafıkçadır çünkü Türkiye kendisi DAİŞ gibi terör örgütlerini desteklemekle suçlanıyor' yorumunda bulundu.'DIŞİŞLERİ TÜRKİYE'YE SERT CEVAP VERMELİ'Mansur Hakikatpur, Fars Haber Ajansı'na yaptığı değerlendirmede Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kullandığı ifadelerin İran için 'hazmedilebilir' olmadığını söyledi.Hakikatpur, 'Dışişleri Bakanlığı bir an önce Erdoğan'ın bu müdahaleci ifadelerine sert cevap vermeli' diye konuştu.DHA
İTÜ'ye Budist Tapınağı İçin Kampanya
İTÜ’de cami yapılması için kampanyası açılması sonrası rektör de talebin çok olduğunu açıklayınca, öğrenciler “Budist tapınağı” da yapılması için kampanya başlattı. Cami için 2 bin 314, tapınak için 8 bin 166 imza toplandı.İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Mehmet Karaca, çok talep olduğunu iddia ederek okul içerisine cami yapılacağını açıkladı, “Her türlü plan var. Sadece cami de değil; isterlerse sinagog da açarız. Yeter ki talep gelsin” dedi.Bunun üzerine öğrenciler, okula “Budist tapınağı” da yapılması için imza kampanyası başlattı. Dokuz ay önce cami için change.org adlı sitede başlatılan kampanya kapsamında, haberin hazırlandığı ana dek 2 bin 314 imza toplandı. Budist tapınağı için açılan imza kampanyasındaki sayı ise 8 bin 166 oldu.'En yakın tapınak 2 bin km ötede'İmza kampanyasına imza atan öğrencilerin gerekçelerinden bazıları şöyle:Dini ihtiyaçlarımı yerine getiremiyorum en yakın budist tapınağı 2 bin km ötede kalıyor öğle tatillerinde gidip gelemiyorum.Konfüçyanizm, Taoizm ve Budizm'le birkaç yıldır ilgileniyorum. Dini vecibelerimi yerine getirebileceğim bir alan olsa çok iyi olurdu. Tipitaka ve Mahayana Sutraları'nı okuyabileceğim huzurlu bir alan istiyorum. Yüce Siddharta aşkına rica ediyorum.İmzalıyorum, çünkü bir üniversitenin olabiliyorsa dinsiz olmasını savunuyorum. Fakat, eğer dinsiz olmuyor ya da olamıyorsa tüm dinlere destek vermeli diye düşünüyorum. Ayrıca, en yakın zamanda kampüse kilise, sinagog ve bilahire tüm dinlerin kutsal mekanlarını yapmalarını umuyorum. Ayrıca, Hindu kardeşlerimize amorti olarak tapınabilecekleri portatif tanrılar verilmelidir diye düşünüyorum. Aslında, keşke yapılabilse de bir kutsal inek getirilse diye aklımdan geçmiyor değil. Umuyorum, rektör bu işe de el atar.Budist arkadaşların inancı kısıtlanıyor.Ayrıca: İTÜ'ye Budist Tapınağı İstiyoruz Kampanyası'nı Desteklemek İçin 10 Sebep“Talep olursa yapacakmış”Mahmut Yıldırım adlı bir kişi, İTÜ Rektörlüğüne yönelik imza kampanyasını dokuz ay önce başlattı.Kampanya metninde, “İnsanların dinlerinin gereğini özgürce yerine getirebilmesi için İTÜ Ayazağa Kampüsüne cami yapılmasına destek bekliyoruz” çağrısı yer alıyor. Dokuz ayda 2 bin 314 imza toplandı.Rektör Karaca, İTÜ 24'teki söyleşisinde, okulla ilgili stratejik plan içerisinde kampüste cami olup olmadığı sorusunu şöyle yanıtladı:“Var tabi. Her türlü plan var. Sadece cami de değil; isterlerse sinagog da açarız. Yeter ki talep gelsin.”“İTÜ’ye yakışır, ne çok klasik ne de çok modern bir cami olacak. Tam bir zaman söyleyemem ama tüm konuştuklarımız ilk rektörlük dönemim bitmeden öncesi için geçerli şeyler. İTÜ’ye yakışması için merkezi bir yerde güzel bir sembol de olması lazım.”Beş gün önce de bu kez Zeynep Özkatip, Budist tapınağıyla ilgili şu kampanyayı başlattı:“Rektörümüz Mehmet Karaca İTÜ'ye yeterli sayıda istek geldi diye cami yapacakmış.Ve istek olursa her şeyi yapacağını beyan etmiş. Biz de Budist Tapınağı istiyoruz.Sen de bize destek ol!”Budist tapınağı için açılan imza kampanyasını haberin yapıldığı ana kadar 8 bin 166 kişi imzaladı.Rektörlükten Budist tapınağı ile ilgili henüz bir açıklama gelmedi. Cami KampanyasıBudist Tapınağı KampanyasıBianet
İntihara Kalkışan Şiddet Mağduru Kadın, Yatağa Bağımlı Kaldı
Ağrı Doğubayazıt’ta yaşayan 29 yaşındaki Müjde Aktaş Kara, eşinin şiddetinden kurtulmak için intihara teşebbüs etti; ancak bu sırada beynine yeterli oksijen gitmeyen genç kadın komaya girip yatağa bağımlı kaldı.Müjde Aktaş Kara, 7 yıl önce 31 yaşındaki Ahmet Kara ile evlendi ve kocası ile birlikte Muş’un Malazgirt ilçesine yerleşti. Müjde Aktaş Kara evlendikten bir süre sonra, çocukları olmadığı bahanesiyle eşinden şiddet görmeye başladı. Gördüğü şiddet nedeniyle Müjde Aktaş Kara, evlendikten 2 yıl sonra tavana bağladığı iple hayatına son vermek istedi. Ancak eşinin ailesi tarafından son anda kurtarılan genç kadın, intihar girişiminden sonra beynine yeterli oksijen gitmediği için komaya girip yatalak kaldı.Bu olayın ardından da eşi Ahmet Kara, Müjde’yi baba evine getirip bıraktı, ardından boşanma davası açtı. Dava devam ederken Ahmet Kara, iddiaya göre dini nikahla evlilik yaptı ve bir çocuğu oldu.Yatağa bağımlı halde olan ve konuşamayan Müjde Aktaş Kara’ya felçli olan babası 70 yaşındaki Selçuk Aktaş ve annesi 60 yaşındaki Asiye Aktaş sahip çıktı. Evde bakım parası ve engelli maaşıyla hayatını sürdüren aileye, toprak evin yıkılmaya yüz tutması üzerine Doğubayazıt Kaymakamlığı yardım etti.Bir yıllık kirası ödenen ve yeni eşya alınan eve taşındıklarını anlatan anne Asiye Aktaş şunları söyledi:“Kızım Müjde, Ahmet ile İstanbul’da tanıştı. Severek evlendiler. Çocuğu olmayınca kızımı dövmeye başladı. Her dakika kızıma şiddet uyguluyordu. Müjde, sevdiği adamdan dayak yemeye dayanamadı ve intihara kalkışınca bu hale geldi. Kızım 5 yıldır konuşamıyor ve yürüyemiyor. Kızımla birlikte eşimin de banyo ve tuvalete gitme ihtiyaçlarına yardım ediyorum. Müjde’ye şırıngayla yemek yediriyorum. Tek isteğim Müjde’nin eski haline dönmesi. Paramız olmadığı için tedavi ettiremedik. Müjde çok güzel sağlıklı bir kızdı. Kızımın eskisi gibi yürüyüp konuşabilmesi için tedavi edilmesi gerekiyor. Lütfen yetkililer yardım etsin.”DHA
Reklam
İklim Değişikliğine Karşı Işıklar Bir Saat Sönecek
WWF, herkesi iklim değişikliğine karşı dikkat çekmek için bu akşam ışıkları bir saat kapatmaya çağırıyor.Dokuz yıl önce Avustralya’nın Sidney kentinde başlayan ve tüm dünyaya yayılan Dünya Saati etkinliği bu akşam 20.30-21.30 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Bireyler evlerindeki ışıkları bir saatliğine kapatırken, kurumlar ve anıtsal yapılar da güvenlik harici ışıklandırmalarını kapatacak.Etkinliğine bu yıl Türkiye’de 30’dan fazla kent destek veriyor. Boğaziçi Köprüsü, Topkapı Müzesi gibi anıtsal yapıların yanı sıra Keşan’dan Çatak’a onlarca kent de dünyanın en büyük kitlesel çevre hareketine katılıyor.WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Genel Müdürü Tolga Baştak, “Bir saat boyunca ışıklarımızı kapatıp hep birlikte çevre sorunlarına kayıtsız kalmadığımızı göstermek çok önemli. Asıl amacımız ise bu bir saatlik duyarlılığı tüm yıla yaymak ve hepimizi tüketim alışkanlıklarımızı gözden geçirmeye çağırmak. Mevcut yaşam tarzımız gezegenin sınırlarını zorluyor ve iklim değişikliği sorununun çözümünü zorlaştırıyor” açıklamasını yaptı.Dünya 0,9 derece ısındıİklim değişikliğinin yıkıcı etkileriyle karşı karşıya kalmamak için sıcaklık artışını 2°C’de sınırlandırmamız gerekiyor.1900-2011 arasında küresel ortalama yüzey sıcaklıkları 0,9°C derece yükseldi. Aynı dönemde deniz suyu seviyelerinde de ortalama 19 cm artış meydana geldi. Yüzyıl sonuna kadar 70 cm’lik bir artış daha görülebilir.Sera gazı emisyonlarının mevcut artış hızıyla, ortalama sıcaklıklardaki artışı 2060’ta 4°C ’yi, yüzyılın sonunda ise 6°C’ yi bulması bekleniyor.Sanayi devriminden bu yana oluşan sera gazı emisyonlarının 2/3’ü fosil yakıt kullanımı ve çimento üretiminden kaynaklandı.Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) 5. Değerlendirme Raporu’na göre, küresel ortalama yüzey sıcaklıklarındaki artış, kesinlikleinsan etkinliklerinden kaynaklandı. Kimler ışıkları kapatacak?Boğaziçi Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı ve Saat Kulesi, Ayasofya Müzesi, Galata Kulesi, Ankara Opera Binası, Beylerbeyi Sarayı, Yıldız Sarayı Şale Köşkü, Küçüksu Kasrı, Beykoz Kasrı, Ihlamur Kasırları, İzmir Saat Kulesi, Beylerbeyi Cami ve Ortaköy Cami (Büyük Mecidiye Cami).Türkiye’de bu yılki Dünya Saati etkinliğine katılacağını belirten kent sayısı 30’u geçti. Bursa, Çankırı, Edirne, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kayseri, Keşan, Kuşadası, Maltepe ve Tepebaşı gibi belediyelerin yanı sıra Artvin’den Balıkesir’e, Gaziantep’ten Uşak’a çok sayıda valilik, Van’ın Çatak İlçesi Toplum ve Aile Sağlığı Merkezi, Çankırı Ilgaz Halk Kütüphanesi, İzmir’in Bornova ilçesindeki Buz Sporları Şube Müdürlüğü, İstanbul Maltepe’deki Türkan Saylan Kültür Merkezi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı gibi birçok farklı kurum da 28 Mart akşamı ışıklarını kapatmaya hazırlanıyor. Bianet
Gezi'den İlham Alarak Canlı Yayın Uygulaması Geliştiren Girişimci 100 Milyon Dolar Kazandı
İstanbul'daki Gezi Parkı eylemlerini gören İranlı girişimci ortağıyla geliştirdikleri canlı yayın uygulamasıyla yaklaşık 100 milyon doların sahibi oldu.Yaklaşık 2 yıl önce yapılan Gezi Parkı eylemleri, değeri yüz milyonlarca doları bulan bir uygulamanın hayata geçmesini sağladı. Bir süreden beri test ettiğimiz bu uygulamanın ismi 'Periscope'. Başka bir deyişle uzaktan gözlem aracı. En basit anlatımla Periscope, kullanıcıların sahip olduğu akıllı telefonlarla internet üzerinden canlı yayın yapabilmesini sağlıyor.SİSTEMİN ÖZELLİKLERİBir sosyal ağ gibi çalışan Periscope'ta kullanıcılar birbirini takip edebiliyor ve canlı yayına başladığındaysa akıllı telefonlara bildirim gidiyor. Canlı yayın paylaşımları ise kullanıcıların Periscope hesabına yükleniyor. Örneğin, bir yerde bir olay veya eylem olduğunda kullanıcılar artık bu görüntüleri canlı olarak akıllı telefonlar üzerinden takip edebilecek ve yorum yapabilecek. Başka bir deyişle akıllı telefon sahipleri artık ceplerinde canlı yayın ekipmanına sahip oluyor.CANLI YAYIN İHTİYACIPeriscope'un hikayesi de oldukça dikkat çekici. Kayvon Beykpour tarafından kurulan Periscope fikrinin çıkışı 2013 Haziran'ındaki Gezi Parkı eylemlerine dayanıyor. Eylemler sırasındaİstanbul'da bulunan İranlı girişimci Beykpour, eylemcilerin akıllı telefonlarla video ve fotoğraf çekmeye çalıştıklarını fark ediyor. Tam bu noktada Beykpour'un aklına Periscope fikri geliyor. ABD'ye dönerek Periscope fikrini ortağı Joseph Bernstein'a anlatan Beykpour, şunları söylüyor: 'Ortağımla Periscope fikrini geliştirmek için uzun süre tartıştık. Gezi eylemlerindeki gözlemlerimden yola çıkarak, canlı yayın uygulamasının bir telefon kulllanılarak dünyadaki diğer kullanıcılara görüntü aktarması gerekiyordu. Bu fikrin üzerine giderek, Periscope'u geliştirmeye başladık. San Francisco'ya taşınarak bir yazılım ekibi kurduk.'TWITTER SATIN ALDIÇalışmalara başlayan Periscope kurucuları, daha sonra uygulamayı başarılı bir noktaya getirmek için San Francisco'daki yatırımcıların kapısını çalıyor. Şirket, 2014 Nisan ayındaGoogle Ventures, Menlo Ventures, Bessemer, Stanford StartX ve Sam Shank gibi yatırımcılardan 1.5 milyon dolar yatırım alıyor. Bu yatırımla Periscope'un son haline kadar gelen şirket, Twitter kurucusu Jack Dorsey'in Ferguson olaylarındaki video paylaşımlarının farkına varıyor. Jack Dorsey ve Twitter CEO'su Dick Costolo ile iletişimkuran Periscope kurucuları, şirketi satmaya karar veriyor. Gezi Parkı eylemleriyle başlayan Periscope, 2015'in ilk aylarında yaklaşık 100 milyon dolar karşılığında Twitter'a satıldı. Periscope, şu anda iPhone'lara ücretsiz olarak indirilebiliyor.POTANSİYELİ BÜYÜK5 bin kişilik test kullanıcısıyla yola çıkan Periscope, henüz 2 gün önce yayınlandığından dolayı şu anda büyük bir kitleye hitap etmiyor. Ancak Periscope'un kullanıcı sayısı, 288 milyondan fazla abonesi bulunan Twitter ile hızla büyümesi bekleniyor.Hürriyet
Reklam
HTC Tasarımcısı ile Yollarını Ayırdı
Mobil platformun zirvedeki isimlerinden biri olan HTC , bu aralar sıkıntılı günler geçiriyor.Tasarımcısı Jonah Becker ile yollarını ayırma kararı alan HTC , bu olayın yaşanmasının sebebini ise yeni tasarımların pek tutulmamasına bağladı.2013 yılında geliştirmiş olduğu One M7 modeli ile adeta ortalığı kasıp kavuran HTC , sonraki modellerinde bu başarılı performansını bir türlü sergileyemedi. One M8 ve One M9 modelinin tasarımlarının neredeyse aynı olması , bu ayrılığın baş sebeplerinden biri olduğunun kanıtı olarak gösteriliyor.
Ses Dalgaları ile Yangın Söndürmek
Ses dalgalarının hiç de küçümsenmeyecek bir şey olduğunu, ses frekansları ile aşık olabileceğimizi hatta katil de olabileceğimizi öğrendiğimizde görmüştük. Şimdi ise George Mason Üniversitesi'nden Seth Robertson ve Viet Tran isimli öğrenciler geliştirdikleri bir cihaz ile yangını çok kısa sürede söndürdüler.Öğrencilerin geliştirdiği bu cihaz ise ses dalgaları oluşturuyor. Yani yangını ses dalgalarıyla söndürüyorlar. Bu teknolojinin gelişmesiyle beraber saatlerce kontrol altına alınamayan orman yangınları kısa sürede söndürülebilecek.
Reklam
Ekşi Sözlük Nedir?
Yazar olmak için yazmanız gereken (mantıklı) her ağzınıza geleni söyleyemeyeceğiniz, kutsal bilgi mottosuyla yola çıkıp son yıllarda Türk kızı ile ilgili bizi aydınlatan eski görünümüne dönse dediğimiz, trollü bol sözlük.
Sizi Şoka Sokacak En Korkunç 10 Reklam Filmi
Videoda Axe'dan Nike'a birbirinden farklı markaların reklam filmlerini gösteriyor. Bazı filmlerin TV'lerde gösterimi yasaklanmış. Umarım videoyu beğenirsiniz. İyi eğlenceler
Profesyonel Sürücüden Direksiyon Dersi Eğitmenlerine İlk İş Günü Şakası
Leona Chin isimli profesyonel sürücü kılık değiştirerek ilk iş gününe çıkan eğitmenlere güzel bir şaka hazırlamış. İlk başta yavaş ve hatalı kullanan Leona eğitmenlerden daha sonra yeni bir şans daha istiyor ve hünerlerini gösteriyor. Hal böyle olunca da eğitmenler şoka girerek aracı terk etmek istiyorlar.
Reklam
Reklam
Mezuniyette Kep ve Cübbeye Yasak: Gerekçe 'Değer Karmaşası'
İstanbul Pendik’te İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından tüm özel ve devlet okullarına gönderilen yazı ile mezuniyet törenlerinde kep ve cüppe giyilmesi yasaklandı. Kep ve cüppenin yasaklanmasına ilişkin gerekçe ise “Öğrencilerin değer karmaşası ya da çatışması yaşamalarına fırsat vermemek.” Söz konusu yasak yazısı, ilçede bulunan bütün özel ve resmi okullara gönderildi.TÜM OKULLARA GÖNDERİLDİBirGün Gazetesi'nden Çisil Hazal Tenim'in haberine göre, 2014-2015 yılı eğitim-öğretim döneminin sona ermesine az bir süre kala, Pendik’te öğrencilerin dört gözle bekledikleri mezuniyet törenlerinde kep ve cüppeye yasak getirildi. İlçe Milli Eğitim Müdürü Coşkun Otluoğlu tarafından 16 Mart’ta tüm özel ve devlet okullarına gönderilen resmi yazıyla yasak duyurulurken, yasağın gereğinin ivedilikle yapılması istendi.İLGİNÇ GEREKÇEMüdür Otluoğlu imzasıyla okullara gönderilen yazıda kep ve cüppe giyilmesinin yasaklanması şu ifadelerle açıklanıyor:“Okullarımız, çocukların ilgi ve yeteneklerini geliştirmelerine fırsat sağlayan, zihinsel gelişmelerinin yanında yüksek ahlak ve karakter sahibi, milli ve insani değerleri benimsemiş bireyler yetiştirilmesi gereken mekânlar olmak durumundadır. Bu sebeple, öğrencilerimizin okul içi ve okul dışı sosyal ve kültürel faaliyetlerinin, eğitimin genel amaç ve temel ilkelerine uygun gerçekleştirilmesi, öğrencilerimizin bu tür faaliyetlerde yapılan uygulamalarla değer karmaşası ya da çatışması yaşamalarına fırsat verilmemesi gerekmektedir.”Yazıda yapılacak mezuniyet törenlerinin okul idarelerinin alacağı tedbir çerçevesinde yapılması istendi.Yazıda şu ifadelere yer verildi: “Bu nedenle okullarımız tarafından yapılacak olan yıl sonu gösterisi veya mezuniyet töreni\gecesi faaliyetlerin okul idaresi ve aile birliklerinin işbirliği ile okul idarelerince gerekli tedbirleri alması suretiyle yapılması, programın hazırlanmasında gerek kıyafet gerekse diğer harcamalar bakımından velileri ekonomik yönden sıkıntıya sokacak uygulamalardan kaçınılması, kep ve cüppe giyilmemesi gerekmektedir.”AYDOĞAN: LAİK EĞİTİMDEN UZAKLAŞTIRMA HAMLESİEğitim Sen 5 No’lu Şube Başkanı Mehmet  Aydoğan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada 4+4+4 eğitim sisteminin Batı karşıtlığını teşvik ettiğini belirtti. Aydoğan, bu yasakların eğitimi ve öğretimi, çağdaş ve laik eğitimin sembolik değerlerinden uzaklaştırmak amacıyla getirildiğine vurgu yaptı.
Reklam