Be hey, Pazartesi Sendromu da neymiş diyen bünyelerin pek kaldıramadığı gündür Pazar günü. Herkese pek yansımaz ve ancak yaşayanlar bilir Pazar gününün o kötü havasını.Güneşli bile olsa akşamına doğru gönlüne bir hüzün çökenler anlayacaktır durumu. Cumartesi gecesinin sonlarına doğru bastıran bu duygu gün boyu insanın peşini bırakmaz.
Beşiktaş yönetimi, yeni sezonda açılması planlanan Vodafone Arena'nın zemini için Arsenal'in ünlü Emirates Stadı'nı model aldı. Yarı sentetik yarı doğal çimden oluşacak zemine 1.5 milyon euro ödenecek.Bir yandan şampiyonluk mücadelesi veren diğer yandan da Vodafone Arena'yı tamamlamaya çalışan Beşiktaş'ta stadın en önemli unsurlarından biri olan zeminle ilgili detaylar ortaya çıkıyor.Türkiye'de statların temel sorunu olan 'zemin konusu'nu aşmak için ince eleyip sık dokuyan yönetim, bu konuda dünyanın en modern statlarından birini model aldı. Bu yıl Şampiyonlar Ligi ön elemesinde rakip olan Emirates Stadı'nı inceleyen yöneticiler, zemin için İngilizler'den kopya çekecek. Çatıdan sonra en çok bütçe ayrılan bölüm olarak öne çıkan zemin için 1.5 milyon euro harcanacak.Peki Vodafone Arena'daki zeminin özellikleri nasıl olacak? Türkiye'nin en pahalı ve en modern zeminine sahip olacak. Arena'da, çim iki farklı türden oluşacak. Zeminin yansı sentetik yarısı da doğal çim olacak. Özellikle yağmur ve kar yağışı esnasında zeminin 'suyu kendi kendine emme' özelliği devreye girecek. Alttan ısıtma özelliği sayesinde kar tutmayacak olan Arena'nın zemini, aynı zamanda en üst düzeyde bakımla korunacak.skorer
Acı gerçeği en başta söylemek lazım: Maalesef sizi akşamdan kalmışlık halinden doğrudan kurtaracak bir yöntem yok. Tek çare zaman. Fakat bu esnada sizin elinizde olan ve kendinize gelme sürecini hızlandıracak bazı yöntemler de mecvut. Bunları mutlaka yapmak istersiniz çünkü içinde bulunduğunuz durumu en iyi siz biliyorsunuz. İşte size yardımcı olabilecek, at gibi şaha kalkarak yeniden hayata dönmenizi sağlayacak şeyler;
İsrail'de bir mahkemenin, Batı Şeria'daki 350 nüfuslu Suysa köyündeki binaların ruhsatsız olduğu gerekçesiyle yıkılmasına, sakinlerinin ise tehcir edilmesine karar verdiği bildirildi.Filistinli Halk Direniş Komiteleri Koordinatörü Ratib el-Cebur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kudüs'teki bir İsrail mahkemesinin 'C bölgesinde' bulunan Suysa köyündeki bina ve yapıların ruhsatsız olduğu gerekçesiyle yıkılması ve sakinlerinin tehcir edilmesi yönünde karar aldığını belirtti.Köyün İsrail'in 1967'deki işgalinden önce kurulduğunu, tarım ve hayvancılıkla geçinen yaklaşık 350 Filistinlinin ikamet ettiğini aktaran Cebur, İsrail'in bölgede Yahudi yerleşim birimlerini genişletmek için böyle bir karar aldığını da ifade etti.Konuyla ilgili İsrail tarafından ise herhangi bir açıklama yapılmadı.İsrail ile Filistin yönetimi arasında 1995'te imzalanan 'İkinci Oslo Anlaşması' çerçevesinde, Batı Şeria, A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı. Yüzde 18'i kapsayan 'A bölgesi'nin yönetimi idari ve güvenlik olarak Filistin'e, yüzde 21'lik 'B bölgesi'nin idari yönetimi Filistin'e, 'güvenliği' ise İsrail yönetimine bırakılırken, yüzde 61'ini kapsayan 'C bölgesi'nin idari ve 'güvenliği' İsrail'e bırakılmıştı.Muhabir: Qays Abu Samra | AA
Her yerde gördüğümüz kedili videoların ilkini 1894 yılında Étienne-Jules Marey adlı bir abimiz Chronophotographe ( Fotografik Silah ) aletiyle çekmiş. Alet bildiğiniz tüfek formunda ve saniyede 12 kare çekebiliyor.
A Milli Takımımızın Hollanda ile 1-1 berabere kalmasının ardında Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim açıklamalarda bulundu.Türkiye A Milli Futbol Takımı'nın EURO 2016 elemelerindeki Letonya ve Hollanda maçlarını Konya'da oynanacağı kesinleşti. Fatih Terim Hollanda maçının ardından yaptığı açıklamada içerideki 2 maçı Konya'da oynayacaklarını belirtti.Terim, grupta kalan iç saha maçlarını İstanbul'da oynamayacaklarını hatırlatarak, 'Letonya ve Hollanda maçlarını Konya'da oynayacağız' dedi. Terim 13 Ekim'de İzlanda'yı ağırlayacağımız grubun son maçının nerede oynanacağı konusunda ise bilgi vermedi.eurosport
Türk pop müziğinin gizli kahramanı Mete Özgencil, yazdığı her şarkıda kendi hâlini buram buram hissettiren özel bir yazar. 1997'den bu yana birlikte çalıştığı her ismi zirveye taşıyan şarkıların altına imza atan Mete Özgencil'i dokuz şarkıda hatırlayalım istedik. Liste 2013 yılında son buluyor, daha çok karşılaşmak dileğiyle. Tıpkı kendisiyle yaptığımız röportajda söylediği gibi: 'Bıkacağınıza özleyin!'
Chelsea Teknik Direktörü Jose Mourinho, Hollanda maçının ardından Fatih Terim'e tebrik mesajı yolladı.Türk Milli Takımının Hollanda karşısındaki futbolu ve uzatmalarda kaçan galibiyet sonrası Jose Mourinho, Fatih Terim’e tebrik mesajı attı.Fatih Terim, karşılaşma sonrası kendisine ilk tebriğin Jose Mourinho’dan geldiğini ve Portekizli çalıştırıcının 6 dakikalık uzatma kararını da eleştirdiğini söyledi.Terim, “Bana ilk mesaj Mourinho’dan geldi. Mükemmel oynadınız, 6 dakikada uzatma olur mu” şeklinde konuştu.eurosport
Usta tiyatro oyuncusu Mustafa Alabora , son dönemde sanat camiasından gelen 'siyasi iktidar ve Tayyip Erdoğan 'dan korkuyoruz' yolundaki açıklamalara ilişkin olarak, 'Onların korkaklığı. Yapsınlar. Benim yeteneğim olsa Erdoğan taklidi de yaparım. Korkmasın, yapsınlar. Alt tarafı 2 gün hapis yatarlar. En son karikatüristlere 11 ay ceza verdiler mesela. Korku imparatorluğu var tabii ki. Ama korkunun ecele faydası yok' diye konuştu. Alabora, 'Bu iktidar aydınlık, özgürlükçü ve emekten yana hiçbir şey istemiyor. Türkiye halkına güvenirim. Sağduyuludur. Bir gün gelir bunlara oy vermez' ifadesini kullandı.'Şu anda içinde bulunduğumuz dönemden söz edersek; Türkiye’de bir korku imparatorluğu yaratıldı' diyen Alabora, 'Suçsuz insanlar içeri atıldı. İşte o dönemde herkes konuşmaya korktu. Bu korku imparatorluğu Gezi’yle yıkıldı' dedi.Bugün gazetesinden Dilara Tahmaz 'ın sorularını yanıtlayan (29 Mart 2015) Mustafa Alabora'nın açıklamalarından satır başları şöyle:Çocukluğunuz kozmopolit bir çevrede geçmiş. Rumlarla, Yahudilerle komşuluk yapılan bir dönemden “Afedersin Ermeni” cümlelerinin kullanıldığı bir döneme geçiş Mustafa Alabora için ne ifade ediyor?Benim için dünyadaki en büyük suç ırkçılıktır. İnsanların bütün insanları, insan oldukları için sevmeleri gerekir. Ben çocukken bir kez nereden duyduysam yabancı dil konuşan birine o dönem slogan haline gelen “ Vatandaş Türkçe konuş” cümlesiyle bağırmıştım. Hayatım boyunca bunu söylediğim için utandım. Oysa ne güzel bir mozaiktir; biri Rumca konuşsun öbürü Ermenice. Menderes döneminin sonuçları işte.Kitabınızda çocukluğunuza dair bir başka anı da, Zeki Müren’le geçen yıllar. ‘Demokrasiye inancım onunla başladı. Çünkü cinsel kimliğine rağmen toplum tarafından ötekileştirilmedi’ diyorsunuz. Oysa günümüzde Huysuz Virjin’in kadın kılığında TV’ye çıkmasının yasaklandığı bir süreçten geçiyoruz. Sizce demokrasi yarışında gittikçe geriye mi gidiyoruz?Bizde hiçbir zaman gerçek demokrasi olmadı ki. Düşünün Demirel mecliste benim ve Halk Oyuncuları için soruşturma bile açtı. Maalesef bir şey değişmiyor. Bugünkü iktidar biraz daha dine yakın ve muhafazakar olduğu için bu tarz durumlar daha fazla eleştiriliyor. Ben eleştirilmesin demiyorum. Elbette eleştirilecek. İktidarı da eleştirmek gerek, ama önce bizim kendi demokrasimizi daha iyi okumamız gerekiyor. Geçenlerde TV’de birisi ‘Bizde zaten demokrasi hiç olmadı. Daima Başbakanlık sistemi oldu’ dedi. Çok doğru. Bizde kim başbakan olursa, o ceberuttur. Bu başbakanlar arasında Ecevit’in yeri ayrıdır. Çünkü o olmasa Memet Ali olmazdı.Neden?Mahir Çayan’ın da içinde bulunduğu Dev-Genç örgütüne Yılmaz Güney’le birlikte el altından yardım ettiğim öğrenilince 2 yıl hapis yatmıştım. Ecevit af çıkarmasaydı 2 yıl yerine 15-16 yıl yatmam bekleniyordu. 80’li yılların sonuna doğru çıkacaktım. Oysa 1977 yılında Memet Ali doğdu. Kısacası Ecevit affı olmasaydı Memet Ali de olmayacaktı.Sizin Nazım Hikmet hayranlığınız çok büyük. Yine bir dönem Deniz Gezmiş’in Türk halkı için ifade ettiği hayranlık duygusu bizim yaşıtımız birçok insanın adının Deniz olmasının sebebi. Sizce günümüzde kitleleri bu şekilde peşinden sürükleyecek siyasi figürler neden yok?Herhalde Türkiye’nin sosyolojisi artık buna izin vermiyor. Bütün bu yaşanılanlardan sonra, şu anda içinde bulunduğumuz dönemden söz edersek; Türkiye’de bir korku imparatorluğu yaratıldı. Suçsuz insanlar içeri atıldı. İşte o dönemde herkes konuşmaya korktu. Bu korku imparatorluğu Gezi’yle yıkıldı.Gezi gibi bir örgütlenme bile Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi bir lider ortaya çıkaramadı. Bunu ‘Y kuşağı böyle bir örgütlenmeye lider istemedi’ şeklinde yorumlayabilir miyiz?Evet, kesinlikle lider istemediler. Ben çok konuştum oradaki çocuklarla. Her gün giderdim oraya. Bir lider istemediler, çünkü Gezi’nin kendisi liderdi.Şener Şen’in yakın zamanda gündeme gelen “Eylem yapmayı hayatta başka yapacak bir işi olmayanlara bırakıyorum” sözünü nasıl değerlendirirsiniz?Yaşar Kemal’e haksızlık yapmış derim. Yaşar ağabey hayatı boyunca bütün eylemlerin içinde oldu ve eserleri dünya çapında 40 ayrı dile çevrildi. Demek ki hem eylem hem de başka işler yapabilmiş.Hapis cezaları, fişlenme, sansürlenme ve işsizlik gibi sorunlar sizde bıkkınlık oluşturdu mu? Artık hiçbir siyasal faaliyette bulunmayacağım dediniz mi?Hayır demedim. Ben hiçbir zaman bıkkınlık duymadım ama geri çekildiğim oldu. 12 Eylül sürecinde Memet Ali çok küçüktü. O dönemde hapse atılmayıp işten atılınca sevinmiştim. Ne kadar trajikomik bir durum aslında. Korktuğum için değil. Memet Ali’nin sorumluluğu bende olduğu için.Şu zamana kadar sizi korkutan bir iktidar oldu mu?Hayır olmadı. Şu anki iktidar bile korkutamıyor, gerisini siz düşünün.Devr-i Süleyman oyununu oynarken Adalet Partisi Gençlik Kolları’ndan sürekli dayak yiyorduk diyorsunuz. O dönem şu anki Aktroller’in bir çeşit ön sürümüyle karşılaşmış olabilir misiniz?Aktroll nedir?Kendilerinden olmayan, farklı düşünceye sahip grupları tehdit eden, saldıran Ak Parti’li olduklarını savunan bir grup.Yani şu Memet Ali’yi tehdit eden insanlar gibi mi?Evet, kesinlikleÖyleyse bizim karşımıza çıkan Adalet Partisi Gençlik Kolları’yla benzerlik gösteriyorlar. Bir çeşit ilk sürümü yaşamış olabilirim dediğiniz gibi. Ama bunlar en azından yapamazsın diye tehdit ediyorlar. Onlar bir de gelip dövüyorlardı.Erdoğan için ölürüm sözleriniz bir dönem çok konuşuldu. Başlarda Ak Parti’ye karşı daha mı ılımlı bir yaklaşımınız mı vardı?Bu cümleyi böyle çarpıtanlara ben ne diyeyim. Balçiçek Pamir’in bir programıydı. Ben de demokrasinin tarifini yapmıştım. Voltaire der ki; “Senin fikrine yüzde yüz karşıyım ama senin fikrini savunmak için hayatımı veririm” Bunu aldı Mustafa Mutlu “Erdoğan için ölürüm ne demek? Sen benim için bittin Mustafa Alabora” diye yazdı. Ondan sonra böyle saçma sapan bir şey çıktı ortaya. Tamamen yanlış anlama. Ben Erdoğan’ı savunduğum zaman o mazlumdu. Şimdi muktedir, niye savunayım ki?Belki başlarda, yani AK Parti’nin iktidar olduğu ilk yıllarda Erdoğan’ın daha yumuşak söylemleri size samimi gelmiş olabilir mi?Bu adamlar askeri vesayeti kaldırmak için geldiler iktidara. Askeri vesayetten çok çekmiş, hapse girmiş bir adam, herhalde darbe meselesini savunamaz. O yüzden elbette ilk dönemde ‘Bu hükümet bunu becerirse, başka bir şey yapmalarına gerek yok’ diye düşündüm. Neden? Çünkü seçimle bir iktidardan kurtulabilirsin. Ancak askeri vesayetten hiçbir şekilde kurtulamazsın. Kim seçilirse seçilsin askerin dediği olur çünkü.Başlardaki daha ılımlı söylemlerin ardından, sanatçılara “Ulan hepiniz oradaydınız be diye bağıran” bir siyasi figürle karşı karşıya kaldınız. İlk hayalkırıklığınız ne zamandı?Hayalkırıklığı diye bir şey yok. İmam Hatip’ten gelmiş, dini laikliğe tercih etmiş, biri benim için hayalkırıklığı olamaz. Şaşırmadım da. Türkiye’de iktidara gelmiş hiçbir başbakan beni şaşırtmıyor. Kumaş olarak aynı bunlar neticede. Peki bizim aydınlarımız neden bu kadar panik yapıyor. Çünkü bu parti dini, referans alıyor. Kindar ve dindar nesiller yetiştireceğiz diyorlar çünkü.‘En az 3 çocuk yapacak, kızlı erkekli oturmayacak’ bir insan profili çizen iktidara karşı aydınların kaygılanması normal değil mi?Kaygılanmayacak, mücadele edecekler. Kaygım hiç yok. Türkiye halkına güvenirim. Sağduyuludur. Bir gün gelir bunlara oy vermez.Yılmaz Güney’le dava arkadaşınız. Fatoş Güney’in Kenan Evren’e tepkisi malum. Ancak bir konuşmasında, Kenan Evren’e yargı yolunu açma çalışmalarından dolayı iktidara destek verir tavrı ortaya çıkmıştı. Sizce Yılmaz Güney yaşasaydı, o da böyle mi düşünürdü?Hiç sanmıyorum.‘Erdoğan için ölürüm’ sözlerinizin yanlış anlaşılması arkadaş çevreniz arasında Müjdat Gezen gibi isimlerden tepki almanıza yol açtı mı?Hayır kesinlikle. Çünkü Müjdat beni doğru anlayan taraftaydı. Ancak ben Mustafa Mutlu’nun yazısından sonra ona röportajın kaydını yolladım. Yine de fikrinden vazgeçmedi. Çünkü Balçiçek programda bana “Darbeciler için ne düşünüyorsun?” diye soruyor. Ben de darbe yapmak büyük bir suçtur. İnşallah aklanırlar diyorum. Ona da kızdı Mustafa galiba. Ne deseydim? ‘Darbe yapmak iyi bir şeydir’ mi deseydim?Belki darbecilerin aklanmasını umduğunuz için kızmıştırKim Mustafa mı? Darbecinin kralı Mustafa’nın kendisi zaten!Darbenin ardından Şehir tiyatrolarından fişlenerek kovuluyor ve iş bulamıyorsunuz. Günümüzde de iktidar karşıtı söylemleriyle birçok oyuncu iş bulamamaktan şikayetçi. İki dönemi kıyaslamanızı istesem?Vardır bu tarz durumlar diye düşünüyorum. Evet ben şu anda bir yapımda yer aldım çünkü bağlı bulunduğum yapım şirketi beni tercih etti. Ama bu işten önce bana da yıllardır bir teklif gelmedi. Muhakkak bizler için bir çeşit fişleme durumu oluyordur. Yine de ısrarla altını çizmek istiyorum. Bu yeni bir şey değil. Bu her başbakanın kendine karşıt görüş benimseyenlere uyguladığı bir durum.Öyle diyorsunuz ama Devekuşu Kabare yıllarına baktığımızda siyasi göndermelerin, Demirel taklitlerinin havada uçuştuğunu görüyoruz. Günümüzde sanat çevresinde bir korku hakimiyeti olduğundan mı kimse Erdoğan taklidi yapamıyor?Onların korkaklığı. Yapsınlar. Benim yeteneğim olsa yaparım. Korkmasın, yapsınlar. Alt tarafı 2 gün hapis yatarlar. En son karikatüristlere 11 ay ceza verdiler mesela. Korku imparatorluğu var tabii ki. Ama korkunun ecele faydası yok.Röportajın tamamı içinT24
Suriye’de denetimi imkânsız cihatçılara ele yüze bulaştırılan destek.Yemen’de başlayan Sünni-Şii savaşında Sünni blokuna kuyrukçuluk.Dün küfrettiğin Sisi ile silah arkadaşlığı.Neredeyse düşsün diye gözünün içine baktığın Kobane’den PYD onayıyla geçip yine PYD bölgesine “ecdad türbesi” kaçırmak.Arap Baharı ile cilalar döküldü. Ama cilaların dökülmesi mukadderdi.Madem Yiğit Bulut, Erdoğan’ı Sezar’a benzeterek Roma’yı hatırlattı, hatırlayalım.“Kartaca yıkılmalıdır.”Yıkılmazsa herkes birer birer önce Cumhurbaşkanı’na hakaretten sonra başka sebeplerle susturulacak.
Fenerbahçe'nin unutulmaz oyuncuları arasında yerini alan Alex De Souza futbola veda etti.Uzun yıllar Fenerbahçe'de forma giyen ve onlarca başarı yaşayan yıldız oyuncu Alex De Souza jübile maçını yaptı ve yeşil sahalara veda etti.Brezilyalı oyuncunun jübilesinde Palmeiras 1999 ve Alex'in Arkadaşları arasında oynanan maçı 5-3'lük skorla Palmeiras kazandı. Jübile maçının ilk 2 golünü Alex De Souza'nın Fenerbahçe'den takım arkadaşı Tuncay Şanlı kaydetti.
Vali Cebiroğlu’na göre sakal bırakan öğretmen dilenciye benziyor, sakala izin veren okul idaresi eşekbaşı, yönetmeliği bile bile sakal bırakan öğretmenler anarşistYalova Valisi Selim Cebiroğlu, kentteki okullara yaptığı ziyaretler kapsamında önceki gün Yalova Termal Fen Lisesi’ni ziyaret etti. Ziyaret kapsamında Vali Cebiroğlu, sınıfları gezerken sakal bırakan öğretmen Halil Serkan Öz ile karşılaştı. Üye olduğu sendikanın kılık kıyafet eylemine uyarak sakal bırakan Öz’e kızan Vali Cebiroğlu, “Bu saç sakal ne, sen ne biçim öğretmensin. Dilenciye benziyorsun” dedi.‘SİZ EŞEKBAŞI MISINIZ’Öğretmen Öz sendikanın kararını hatırlattı ancak Vali Cebiroğlu ikna olmadı ve devamında, “Öğrencilerine böyle mi örnek oluyorsun, çık dışarı o sakalını kes, insanlar dışarıda görseler dilenci zannedip para verirler” diyerek tepkisini sürdürdü. Vali, öğretmenin ardından tepkisini okul idaresine yöneltti; “Siz eşekbaşı mısınız burada, yönetemiyorsanız istifa edin” diyerek hakaret etti.‘AMACIMIZ OLANI DEĞİŞTİRMEK'Daha sonra öğretmenler odasında toplantı yapan Yalova Valisi Cebiroğlu, kılık kıyafet yönetmeliğini hatırlatarak herkesin buna uyması gerektiğinden bahsetti. Öğretmenlerden biri, “Yönetmeliği biz biliyoruz, zaten amacımız bunun değişmesi ve sesimizi duyurabilmek için eylemdeyiz” dedi. Vali Cebiroğlu ise “Yönetmeliği bilerek eylem yapıyorsanız anarşistsiniz’ diye karşılık verdi.Eğitim Sen, eğitimin ve toplumun, kılık kıyafet uygulamaları üzerinden tek tipleştirilmesine karşı 7 Ekim 2013 tarihinde ‘özgür kılık kıyafetlerle işyerlerine-okullara gidilmesi’ eylemliliği kararı almıştı.Birgün
Ekonomideki kötü gidişatın etkilediği zamlar, sınav ücretlerine de yansıdı. Bir yılda sınav ücretlerine yapılan zam yüzde 40’ı buluyor. Bunun yapılması için giderlerin de yüzde 40-50 artması gerektiğini belirten Aktif Eğitim-Sen Başkanı Osman Bahçe, böyle bir artış olmadığına için ÖSYM’nin vurgun yaptığını söyledi.Son dönemde iğneden ipliğe gelen zamlar sınav ücretlerine de yansıdı. 2014’te 40 TL olan YGS ücreti 50 TL olurken ALES 70 TL, TUS ise 100 TL’ye kadar çıktı. 2014 yılında sadece ALES için yatırılan para 13 milyon 774 bin TL’yi buldu. Son zamlar ile bu rakamın daha da artacağı tahmin edilirkan bir yılda sınav ücretlerine gelen zam tutarı yüzde 40 oldu. Her yıl binlerce öğrenci ve akademik kariyer yapmak isteyenler sınavlara girmek için para yatırıyor. ÖSYM her yıl sınav türlerine göre kayıt ücreti alıyor. Bu yıl pek çok sınavın giriş ücretine 20 TL zam gelmesi tepkilere sebep oldu. Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Sınavı ‘nın (ALES) 20 TL birden yükselmesi ile sosyal medya üzerinden 1 milyon 897 bin kişi, sınav ücretlerinin düşürülmesi için başlatılan imza kampanyasına katıldı. ÖSYM yerine bu parayı kitaba yatırmak istediklerini belirten öğrenciler, amacın kâr değil kamu hizmeti olması gerektiğini vurguluyor.ÖSYM’nin hiçbir dönemde toplanan sınav ücretlerinin nereye harcandığına dair bir açıklama yapmadığına dikkat çeken Aktif Eğitim-Sen Başkanı Osman Bahçe, toplanan paraların şeffaf bir şekilde kamuoyuyla özellikle sınava katılarak harç ödeyenlerle paylaşılması gerektiğini söyledi. Sınav ücretlerini hükümetin belli bir maksat için topladığını ifade eden Bahçe, bu paralarla sınav giderlerini karşılamayı planlarken bir süre sonra kâr kapısına döndüğünü kaydetti.
İstanbul Bağcılar'da tramvayın altında kalan 4 yaşındaki Suriyeli çocuk hayatını kaybetti.4 yaşındaki Suriye uyruklu Ahmet Hallo, babasıyla Bağcılar-Kabataş seferini yapan T1 No’lu tramvaydan Yavuz Selim İstasyonu’nda indi. Babasının elini bırakan Hallo, bir an dengesini kaybederek tramvay ile kaldırım arasına düştü. Bu sırada tramvayın hareket etmesi sonucu Hallo tramvayın altında sürüklendi. Kazayı görenler, hemen tramvayı durdurttu.Olay yerine gelen sağlık ekipleri tramvayın altında kalan çocuğu Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırdı. Hallo, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.Bu sırada çocuğun bacağının koptuğu iddiası üzerine polis ekipleri olay yerinde kopan bacağı aradı.Bağcılar-Kabataş seferini yapan tramvay sürücüsü gözaltına alındı.AA
Hürriyet: Fırat'tan iki hayatMilliyet: Yurt çapında kopya servisiSabah: Böcekçi polisler adrese teslimVatan: 10 bin BudistCumhuriyet: Türkiye'yi takibe alınTaraf: AKP'li adaylar 'Paralelci' çıktıHaberTürk: Binlerce liseliye puan şokuZaman: 'Değerli yalnızlık' ekonomiyi vurduYeni Şafak: 150 adayla yüz yüzeEvrensel: İki tur işkenceStar: Onların katili haramzadeler