Canan Karatay: 'Kola İçerseniz Hayatınız Kısalır'
İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, kolanın adeta bir eroin gibi insanı kendisine hapsettiğini belirterek, “Kola içerseniz hayatınız kısalır” dedi.Ordu’da Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen 'Şeker Hastalıkları' konulu konferansta konuşan Prof. Dr. Canan Karatay, şeker hastalığının 1980’li-1990’lı yıllarda hızla artış gösterdiğine dikkat çekti. Bu dönemde doğal, saf yağ fobisi ortaya çıkarıldığını, sağlıklı olan her türlü doğal yağın yasaklandığını belirten Karatay, ardından hastalıkların da giderek arttığını vurguladı. Şekerin kilo yaptığını, karaciğer yağlanmasını ortaya çıkardığını belirten Karatay, “Her türlü tatlandırıcı, gazlı içecek, unlar, nişastalar diyabet hastalığı ve kalp krizi nedenidir. Hazır meyve suyu C vitamini değildir. Ürik asidi yükseltir, gut hastalığına sebep olur” diye konuştu.“KOLA EROİN GİBİ”Şekerli tatlandırıcıların içerisinde özellikle kolaya çok dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Karatay, “Kola adeta eroin gibidir. Kola içerseniz hayatınız kısalır” şeklinde konuştu. Karatay, kolanın vücutta 90 dakikada nasıl bir etki bıraktığını şöyle anlattı:“Bir kutu kola içtiğimiz zaman ilk 10 dakikada 10 tatlı kaşığı şeker, kana geçer. Bu, vücudumuzun günlük ihtiyacının 100 katı kadar şeker anlamına gelmektedir. 20. dakikada kan şekeri aniden yükselir, buna karşılık olarak da insülin hormonu yükselir. 40. dakikadan sonra kafeinin tümü kana geçer ve da bu kan basıncını yükseltir. 45. dakikadan sonra beyinde dopamin yapımı artar. Dopamin, mutluluk hormonudur ve yoğun enerjiyle devam eder. Bu beyinde eroine benzer bir etkidir. 60-90 dakika sonra ani halsizlik hissi başlar. Acıkma hissi, huzursuzluk, ellerde titreme ve ardından kola ve tatlılara saldırılır. Çünkü o yüklü enerji hissine artık bağımlılık başlamıştır. Beyinde meydana gelen dopamin mutluluğuna bağlılık başlamıştır. Bu bir kısır döngüye dönmüştür. Kişiler buna hapsolmuştur. Sonrasında karaciğer yağlanması başlar, arkasından göbek yağlanması, bel çevresi genişliği ve memelerin büyümesi artar.'İHA
Bozcaada'da Bir Büfede Herkesi Ayağa Kaldıran Koyun Sesinin Kaynağı Buzdolabı Pervanesi Çıktı
Çanakkale'nin Bozcaada İlçesi'nde bir büfenin meşrubat dolabının sıkışan pervanesinden çıkan ses, koyun sesi sanıldı.Bir koyunun kanalizasyona girmiş olabileceği düşünülerek belediye ekibi kazma kürekle çalışma başlatınca buzdolabı sokağa çıkarılınca gerçek anlaşıldı.Büfede çalışan Murat Utugun, bir süre önce koyun sesi duymaya başladığını söyledi. Büfeye gelen bazı müşteriler de duydukları sesin koyun sesi olduğunu söyledi. Buzdolabının yakınından gelen sesin kanalizasyona giren bir koyunun sesi olduğu sanılınca, belediye ekiplerinden yardım istendi. Haber kısa sürede ada halkınca duyuldu. Büfenin önüne gelenler, merakla beklemeye başladı. İhbar üzerine gelen belediye çalışanları, ellerine aldıkları kazma kürekle önce kanalizasyon kapağına ulaşabilmek için kaldırım taşlarını sökmeye başladı. Çalışmanın daha rahat yapılması için buzdolapları da sağa sola çekildi. Çalışmalar sürerken, tekrar duyulmaya başlanan sesin buzdolabından kaynaklandığı ortaya çıktı. Sesin dolabın pervanesinin sıkışma yaptığı anlarda çıktığı belirlendi, arıza giderildi. Alaybey Camii İmanı Ahmet Kıran da üzerine 'Dünyada bir ilk. Dolaba giren koyun hiçbir işlemden geçmeden süt yerine hem de paketlenmiş ayran üretiyor...' yazdığı kağıdı dolabın üzerine yapıştırdı. Yazının altına da Kıran, 'Bu dolabın yaptığını şimdiye kadar Bozcaadalıya kimse yapmadı. 2 saat belediye dahil herkese kanalizasyonda koyun arattı' notunu düştü.Burak Gezen, DHA
Cem Yılmaz: 'Memleketini Seven Adam Yeni-Eski Diye Yaygara Yapar mıymış?'
Cem Yılmaz, geçtiğimiz günlerde Yeni Şafak'ın yayınladığı belgelerle ilgili 'Böyle gerizekalılarla Yeni Türkiye'yi bok kurarsınız' diyen İlber Ortaylı'ya, Twitter hesabı üzerinden destek verdi.Twitter hesabından 'Biz İlberciyiz arkadaşım. Yeni ne canım. Türkiye demek nasıl olur da yetmez! Memleketini seven adam, yeni eski diye yaygara yapar mıymış' diyen Cem Yılmaz, 'Türkiye iyidir iyi... Başa döneceğim yine... Türkiye tamamdır yani....Bak ne güzel...net! Türkiye... Bu ya işte... Zor değil ki' dedi.
TRT'den CHP Reklamıyla İlgili Açıklama
CHP, 'Milletçe Alkışlıyoruz' sloganı taşıyan reklam filminin TRT tarafından yayınlanmayacağının kendilerine bildirildiğini açıklamış, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan 'Din, bayrak gibi simgelerin propaganda da kullanılması yasak iken, bu simgeleri kullanan AKP reklamlarını yayınlayan TRT'nin aldığı bu karar hukuk dışıdır' diyerek duruma tepki göstermişti. TRT konuyla ilgili açıklama yaptı.Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu'ndan (TRT) yapılan yazılı açıklamada, bazı basın ve yayın organlarında, 'bir siyasi partinin reklamına TRT'nin sansür uyguladığı' biçiminde, eksik ve yanlış haberler verildiği, bunun üzerine kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla açıklama lüzumu ortaya çıktığı belirtildi. TRT'nin 2954 sayılı yasa ile kendisine verilen görevleri, yayıncılığın temel ilkesi olan kamusal sorumluluk anlayışına kamu yayıncısı olmanın mesuliyetini de ekleyerek yerine getirdiği ifade edilen açıklamada, kurumun bu sorumluluk anlayışı çerçevesinde 2954 sayılı yasanın 5 ve 6112 sayılı yasanın 8. maddesindeki yayın hizmeti ilkelerine titizlikle uyarak yayınlarını sürdürdüğü dile getirildi.Seçim dönemlerinde YSK tarafından belirlenen yayın ilkelerine de özenle riayet edildiğine işaret edilen açıklamaya şöyle devam edildi:'TRT'nin herhangi bir siyasi partiye veya reklamlarına sansür uygulaması söz konusu değildir. Nitekim CHP'nin 'Milletçe Alkışlıyoruz' başlıklı, trafo, kedi ve benzeri görüntülerin kullanıldığı bazı reklam filmleri, Nisan ayı ilk haftasından itibaren kanallarımızda yayınlanmaktadır. Ancak 10 Nisan 2015 tarihinde, kurumumuza gönderilen 45 ve 59 saniyelik 2 reklam filmi, YSK'nın siyasi reklamlarla ilgili olarak aldığı  291 sayılı kararında atıf yapılan mevzuat  hükümlerine aykırı bulunmuş ve gerekçeleri belirtilerek 'yayınlanamaz' raporu verilmiştir. Geçmiş seçim dönemlerinde de iktidar partisi de dahil bazı siyasi reklamların Yayın Denetleme Kurulu tarafından ilgili mevzuat hükümlerine aykırılık gerekçesiyle 'yayınlanamaz' olarak raporlandırıldığı ve bu şekilde raporlanan siyasi reklamların yayınlanmadığı bilinmelidir.Söz konusu reklam filminin yayınlanmama gerekçesi, YSK'nın 291 sayılı kararı ve bu kararda uyulması gerektiğine hükmedilen 6112 sayılı yasanın 8. madde 1. fıkra (ç) bendi '... kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez' ve aynı fıkranın (i)  bendi 'Suçlu olduğu yargı kararı ile kesinleşmedikçe hiç kimse suçlu ilan edilemez veya suçluymuş gibi gösterilemez, yargıya intikal eden konularda yargılama süresince, haber niteliği dışında yargılama sürecini ve tarafsızlığını etkiler nitelikte olamaz' ile Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 5. madde (d) fıkrası 'Dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri özelliklere yönelik kötüleme, istismar, önyargı veya ayrımcılık içeremez'  ve aynı yönetmeliğin 10. maddesinde belirtilen 'Reklamlar, hiçbir kişi, kurum veya kuruluşu, ticari ya da mesleki faaliyeti, malı ya da hizmeti, reklamı veya markayı aşağılayamaz, açıkça alay konusu edemez ve benzeri bir biçimde kötüleyemez' hükümlerine aykırılıktır.'Açıkoturum, yorum, tartışma ve benzeri programlarda, yasalarda belirlenen sınırların korunması kaydıyla, siyasi partilerin birbiri hakkında eleştirilerde bulunabileceğine dikkat çekilen açıklamada şunlar kaydedildi:'Ancak reklamlar için bu durum farklıdır ve reklam yayınlarının temel kurallarından biri, diğer ürün ve hizmetleri (siyasi reklamlar için, diğer siyasi partileri) kötüleme yasağıdır. Raporun gerekçesi dikkatli okunduğunda reklam filminde yer alan ifadelerin seçimlere katılan bir siyasi partiyi hedef aldığı açıkça görülmektedir. Bu itibarla bazı gazete ve yayın organlarında söz konusu Denetleme Kurulu raporundan bir kaç cümle alıntı yapılarak 'TRT, Cumhuriyet Halk Partisi'nin reklam filmine sansür uyguladı' biçiminde verilen haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Bir kamu yayıncısı olan TRT, siyasi parti ayrımı yapmaksızın bu tür reklamlarda aynı hassasiyeti gözetmeye devam edecektir.'AA
Obama Ailesinin Yıllık Geliri Açıklandı
Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre, Obama çifti, 2014 yılında yaklaşık 477 bin 383 dolar gelir elde ederken, 93 bin dolar civarında da vergi ödedi.ABD Başkanı Barack Obama ve Michelle Obama’nın 2014 yılındaki gelirleri 477 bin 383 dolar olarak açıklandı. Obama’nın yazdığı kitaplardan elde ettiği gelirin düşmesi nedeniyle, çiftin gelirlerinde azalma görülüyor.En büyük geliri başkanlık maaşı olan Obama, bu görevinden yıllık 400 bin dolar elde ediyor. Obama’nın maaşı haricinde çiftin en büyük gelir kaynağı ise Başkan Obama’nın 1995 ve 2006 yıllarında yazdığı iki kitap satışlarından kazandıkları. Ancak açıklanan rakamlara göre Obama’nın kitaplardan elde ettiği gelir her yıl düşüş gösteriyor.Obama çifti, geçtiğimiz yıl toplam 33 yardım kuruluşuna 70 bin 712 dolar bağışta bulundu.Obama ailesi 2012 yılında 662 bin dolar kazanırken, 2013’te ise 503 bin dolar gelir elde etmişti. Barack Obama, en yüksek geliri ise başkanlık koltuğuna oturduğu 2009 yılında elde etmişti. Obama o yıl kitap satışları ve Nobel Barış Ödülü nedeniyle 5,5 milyon dolarlık gelir bildiriminde bulunmuştu.AA
Yemen'de Askeri Hedefler Bombalandı
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerine bağlı uçakların Yemen'in el-Hudeyde kentindeki askeri noktaları bombaladığı bildirildi.Emniyet kaynaklarından alınan bilgiye göre, Hudeyde kenti, Husilerin askeri mevzilerine yönelik Kararlılık Fırtınası operasyonunun başlamasından bu yana en şiddetli hava bombardımanına maruz kaldı.Koalisyon uçakları, devrik Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih yanlısı orduya bağlı Özel Kuvvetler Kampı, Sahil Savunma Birlikleri, Husilerin ele geçirdikten sonra karargah olarak kullandığı General Ali Muhsin el-Ahmar'ın (Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi'nin Savunma Danışmanı) evini vurdu.Harekat kapsamında ayrıca Hava Savunma Kampı ve ele geçirildikten sonra Husiler tarafından silah yığınağı yapılan Özel Beşeri Bilimler Üniversitesi vuruldu, başkent Sana'nın güneyinde yer alan Salih yanlısı Özel Kuvvetlere bağlı Riyme Humeyd Kampı da hedef alındı.Yemen karasularında seyrüsefer yasağıBu arada Yemen yönetimi, ülke karasularında seyrüsefer yasağı ilan etti.Yemen Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, 'Tüm ticari, askeri gemiler, her çeşit tekne ve askeri gemilere bağlı uçakların ancak Yemen'deki 'meşru' hükümetten izin aldıktan sonra yasaklı bölgeye girebileceği' ifade edildi.Açıklamada yasaklı bölgenin sınırları ifade edilmezken, uluslararası hukuka göre bir devletin karasularının genişliği 12 mili geçemiyor.'Bin 200 saldırı gerçekleştirildi'Yemen'e düzenlenen operasyonun sözcüsü Tuğgeneral Ahmed Asiri, koalisyona bağlı uçakların, 26 Mart'tan bu yana bin 200 saldırı gerçekleştirdiğini söyledi.Asiri, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki hava üssünde düzenlediği basın toplantısında, 'Koalisyon güçleri, operasyonun başladığı 26 Mart'tan bu yana gerçekleştirdiği bin 200 hava saldırısıyla Husiler ve devrik Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih milislerinin hareket kapasitesini zayıflattı' dedi.Bir günde ortalama 80, maksimum 120 uçuş gerçekleştirildiğini belirten Asiri, hava saldırılarının daha çok Husilerin kontrolündeki birlikler üzerinde yoğunlaşıldığını aktardı.AA
Reklam
Demirtaş: 'Kim Silahtan Beslenerek Oy Topluyorsa Allah Onun Belasını Versin'
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, 'Silahtan beslenerek oy toplayan kim varsa Allah bin belasını versin' dedi.HDP Eş Başkanı Demirtaş, partisinin Ankara İl Başkanlığı tarafından düzenlenen dayanışma yemeğine katıldı. Burada partililere seslenen Demirtaş, Ağrı Diyadin’de yaşanan çatışmayla ilgili eline geçen son bilgileri paylaştı. Erdoğan’ın Sakarya Kent Meydanı'nda düzenlenen toplu açılış töreninde ‘25 terörist askerlerimize karşı şu anda bir çatışmanın içinde. Şimdi malum siyasi parti işte bölücü terör örgütünün bu eylemleriyle oy toplamanın gayreti içerisinde. Eğer demokrasi diyorlarsa, eğer temel hak ve özgürlük diyorlarsa bunun yolu silahtan geçmez.’ sözlerini hatırlatan Selahattin Demirtaş, meydanlarda HDP’yi suçladıklarını öne sürerek provokasyon ortamıyla Türkiye’yi seçime götürmek istediklerini söyleyerek, “ 'Silah siyasetinden beslenen malum partiye oy vermeyin' yaygarası koparmaya başladılar. Kim silahtan beslenerek oy topluyorsa Allah onun bin defa belasını versin. Kim silaha güvenerek, kim elindeki silah gücüne güvenerek, emrindeki silah gücüne güvenerek oy toplamak istiyorsa Allah onun burnundan fitil fitil getirsin. Seçimi görmeyi nasip etmesin. Bizsek biz, sizseniz siz. Ama bu provokasyon ortamıyla bizler, yaratmak istedikleri bu atmosferle Türkiye’yi seçime götürmeye izin vermeyeceğiz.” şeklinde konuştu.Demirtaş, Ağrı’nın Diyadin ilçesinde bugün yaşanan çatışmayla ilgili de eline gelen son bilgileri paylaştı. Bölgeden aldıkları haberleri ‘vahim’ olarak nitelendiren Demirtaş, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Ağrı Diyadin eski ilçe Başkanı Cezmi Budak’ın kafasına isabet eden gaz fişeğiyle, bir teröristin ise çatışmada hayatını kaybettiğini, bir vatandaşın da yaralandığını söyledi.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sakarya’daki toplu açılış törenlerinde yaşanan çatışmayla ilgili konuşmasını eleştiren Demirtaş, çatışmanın, mitinge malzeme olsun diye provokasyon amacıyla yapıldığını ileri sürdü. Demirtaş, “Sakarya’da miting yaparken o mitinge malzeme olsun diye provokasyon yaptırmışlardır. Çok net açık söylüyorum. Bugün ne hikmetse dağın ta tepesine operasyon yapıp, pusu atıp, 'PKK’lılar HDP’nin barış ve bahar şenliğine geleceklermiş orada, HDP’ye oy verin diye propaganda yapacaklarmış' diye operasyon yapıyorlar. Bahar şenliğini düzenleyen HDP Diyadin ilçe örgütümüz. Valiliğin, bakanlığın açıklamasına göre PKK’lılar gelip silah zoruyla 'HDP’ye oy verin' diyecekmiş. Açıklamada bu var. Böyle rezil bir açıklama. Ve bunun için askerler gidip operasyon yapıp engellemişler.” şeklinde konuştu.Törende Erdoğan’ın çatışmayla ilgili canlı canlı bilgi verdiğini hatırlatan Demirtaş, Erdoğan’ın bu söylemleriyle milliyetçiliği kaşıyarak buradan oy devşirmeye çalıştığını kaydetti.CHA
Başbakan Davutoğlu: 'Seçim Beyannamemiz Türkiye'yi 2023'e Taşıyacak'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Gelecek hafta açıklayacağımız seçim beyannamemiz Türkiye'yi 2023'e taşıyacak. Bu ülke için hayallerimiz var' değerlendirmesinde bulundu.ANKARABaşbakan Ahmet Davutoğlu, 'Gelecek hafta açıklayacağımız seçim beyannamemiz Türkiye'yi 2023'e taşıyacak. Bu ülke için hayallerimiz var' değerlendirmesinde bulundu.Davutoğlu, AK Parti'nin seçim beyannamesine ilişkin çalışmalar sırasında çekilmiş fotoğrafları da paylaştı.Başbakan Davutoğlu, mesajında, 'Gelecek hafta açıklayacağımız seçim beyannamemiz Türkiye'yi 2023'e taşıyacak. Bu ülke için hayallerimiz var' ifadesini kullandı.AA
Reklam
Engin Altan Düzyatan'a Dublaj | Beyaz Show
Beyazıt Öztürk ile ekibi, Engin Altan Düzyatan’ın sesini diline doladı ve Düzyatan'a dublaj yaptı.Engin Altan Düzyatan'ı bir de böyle dinliyoruz... 😂
Borcunu Ödeyemeyen Cemevine Haciz
Sultanbeyli’nde 12 yıldır yapımı tamamlanamayan cemevinin eşyaları, 2007 yılından kalan 10 bin liralık borç ödenemediği için haczedildi. Cemevine polislerle gelen haciz memurları, masa, sandalye ve beyaz eşyaları götürdü. Cemevi yetkilileri, “Cemevleri eğer ibadethane olarak tanınsaydı bu tür sıkıntılar yaşanmazdı.” dedi.Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sultanbeyli Şubesi’nin 2003 yılında inşaatına başladığı cemevi inşaatı, maddi imkansızlıklar nedeniyle 12 yıldır bitirilemedi. İnönü Stadı’ndaki yardım konserinden kalan 10 bin liralık borcun ödenememesi üzerine cemevine haciz geldi. 9 Nisan Perşembe günü polis eşliğinde gelen haciz memurları, cemevinin masa, sandalye, buzdolabı, çamaşır makinesi ve televizyonunu götürdü.Yaşadıklarını anlatan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sultanbeyli Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Sadegül Çavuş, “Sultanbeyli’de Alevilerin ibadet edebileceği bir yer yoktu. Biz de burada bir cemevi yapmaya karar verdik. İnşaata başlamamızla birlikte buranın sorunları da başladı. İşte onlarca dava açıldı, yargılandık, cezalar aldık. Buradaki cemevi inşaatını bitirmek istiyorduk. İnönü Stadı’nda ‘siz de bir tuğla koyun’ sloganıyla bir kampanya başlattık. Yeterince katılım sağlayamadık. Ses düzenlemesi yapan firmaya 10 bin lira borcumuz kalmıştı. Ankara’dan iki milletvekili bu borcu ödeme sözü verdi. Bize ödediklerini söylediler. Biz de ödediklerini düşündük. Sonrasında bu borç 33 bin lira olarak faiziyle çıktı. Para bulamadık ve gelip haczettiler. Polisle birlikte gelip malzemelerimizi aldılar.” diye konuştu.’11-12 YILDIR BİR CEMEVİNİ BİTİREMİYORUZ’Bu sorunların cemevlerinin ibadethane olarak tanımamasından kaynaklandığını söyleyen Çavuş, “Eğer ibadethane olarak tanınmış olsaydı bu problemler olmazdı. Mesela bizimle birlikte başlayan cami, devlet destek verdiği için orası tamamlandı. Bunun gibi onlarca cami var biten. Biz camilere karşı değiliz. Biz 11-12 yıldır uğraşıyoruz bir cemevini bitiremiyoruz. Bu mahalle çok fakir bir mahalle. Ancak etkinlik yapıp 5-10 liralarla ibadethanelerimizi varetmeye çalışıyoruz. Tek çözümü; cemevlerinin ibadethane olarak tanınması.” ifadelerini kullandı.Çavuş, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, klima, masa, sandalye gibi eşyaların hepsini götürdüler. İbadethaneden bu malzemelerin götürülmesi hiç iyi olmadı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne bağlıyız, 75 tane şubemiz var. Samsun ve Menemendeki cemevimizin eşyaları ve 6 tane aracımız da haczedildi. Bu malların borcu karşılamadığını ve Samsun şubesini satışa çıkaracağını söyledi avukat. İnşaatımız şu anda yarım. Çünkü bir gelirimiz yok.”Bölgede yaşayan bazı Alevi vatandaşlar da, fakirlikten dolayı cemevinin bitirilemediğini söyledi. Vatandaşlar, yardımseverlerden destek istedi.CHA
Reklam
Ehlisünnet Tv'nin Beyin Yakan Esenler Videosu
Ehlisünnet tv Esenler'de sokağın nabzını tutarak vatandaşlara 'Kemal Kılıçdaroğlu Hakkında Ne Düşünüyorsunuz Nasıl Birisi?' sorusunu sordu. Vatandaşların cevaplarını izliyoruz...
'Akkuyu Nükleer Santrali Türkiye'nin En Güvenilir Yapısı Olacak'
Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Mersin Akkuyu'da inşa edilecek nükleer enerji santrali için, 'Bu yapı biz istesek de istemesek de, Türkiye'nin en güvenilir yapısı olacak' dedi.Genç Türkiye Zirvesi'nde düzenlenen 'Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Yeşil Türkiye' konferansında konuşan Bakan Taner Yıldız, Türkiye'nin enerji sektöründe Çin'den sonra en fazla büyüyen ülke konumuna geldiğini belirterek, dünyanın, son 20 yılda yapılan çalışmalar, son 10 yıldaki gelişmeler ve kayagazları ile farklı bir hal aldığını anlattı.Konuşmasının ardından öğrencilerin sorularını yanıtlayan Bakan Yıldız, Mersin'de yapılacak Akkuyu Nükleer Santrali'nin güvenliğine ilişkin bir soruya, 'Siz bilin ki bu yapı biz istesek de istemesek de Türkiye'nin en güvenilir yapısı olacak' cevabını verdi.Dünyada elektrik üretimine ayrılan bütçeden daha fazlasının güvenlik sistemlerine ayrıldığını hatırlatan Yıldız, 'Nükleer santralleri 'Ben ucuza, yarı güvenlikli yapayım' dediğiniz anda uluslararası arena buna izin vermez. Türkiye'de 9 büyüklüğünde bir deprem hiç yaşanmadı. Ama siz bilin ki bu yapı biz istesek de istemesek de Türkiye'nin en güvenilir yapısı olacak' diye konuştu.Sputnik Türkiye
Reklam
İlker Başbuğ: 'Türkiye'deki En Temel Sorun Ahlak Yetersizliği'
GENELKURMAY eski Başkanı emekli orgeneral İlker Başbuğ, Türkiye'deki en temel sorunun ahlak yetersizliği, yaşanan birçok sorunun temelinin de ahlaki çöküntü olduğunu söyledi.Afyonkarahisar Genç Atılımcılar Derneği tarafından Çakmak Marble Otel'de düzenlenen 'Nasıl Bir Türkiye' konferansına konuşmacı olarak katılan İlker Başbuğ, büyük ilgiyle karşılandı. Siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin yanı sıra, şehit yakınları, gaziler ve üniversite öğrencilerinin izlediği konferansta, Başbuğ'u dinlemeye gelenler salona sığmadı. Salonu bölen kapılar açılarak izleyicilere yer açıldı.'LAİKLİK EN ÇOK TSK ALEYHİNDE KULLANILIYOR'Laikliğin halkta yanlış anlaşıldığını söyleyen İlker Başbuğ, konunun TSK aleyhinde kullanıldığını belirtti. Başbuğ, 'Laiklik konusunu halkımıza, köylümüze doğru anlatamamışız. Aslında çok açık ama halka doğru anlatılamadığı için maalesef Cumhuriyet'in ilk kurulduğu andan itibaren istismar ediliyor. İlk kurulan muhalefet partisi Terakkiperver'den beri siyasette, din ve dini duyguların istismar edilmesi başlıyor. Laiklik köyde, kentte öyle bir şey resmediliyor ki 'laiklik' denilince 'dinsizlik' anlaşılıyor. Diyorlar ki 'Ordunun başında olan generaller, subaylar dinsiz.' Böyle bir propaganda yapılıyor. Din bir toplum için vazgeçilmezdir. Dinsiz toplum olmaz. Din toplum için önemli ve hayatidir. Hele Türkiye gibi halkının yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkede dini bir tarafa atamazsınız. Bazı dönemlerde hatalar yapıldı. Bazı radikal düşüncede olanlar dini toplum hayatından kopartmaya çalıştı' dedi.'ORDU AYNI ZAMANDA PEYGAMBER OCAĞI'Atatürk'ün İslam dinini çok iyi bildiğini ve dine sahip çıktığını da anlatan İlker Başbuğ, Büyük Taarruz öncesinde günlerce banyo yapma imkanı bulamayan Atatürk'ün yine de sık sık ya mevlit ya da Kuran okuttuğunu söyledi. 'Allah Allah' diyerek hücum eden bir ordunun dinsiz olamayacağını vurgulayan Başbuğ, 'Bugün dahil kimi derseniz deyin, Mustafa Kemal Atatürk kadar İslam dinini iyi bilen ve dinine sahip çıkan ikinci bir kişiyi bulamazsınız. İnanmazsanız açıp dönemin kitaplarına bakabilirsiniz. Büyük Taarruz'dan önce Atatürk buralara gelir. Aşağı yukarı 30- 35 gün kalır ve hastadır. Akşehir'e gidene kadar banyo bile yapamaz. Hatta hatıralarında sabunlu bezle vücudunu sildiğini yazar. O süre zarfında aşağı yukarı 5- 6 kere ya mevlit okunuyor, her gittiği yerde Kuran okunuyor. Kalkıp kim bu adama nasıl dinsiz diyebilir. Orduya da aynı şeyi söylediler. Bu ordu aynı zamanda peygamber ocağı. Ordumuzda bugün hala gemilerde ana direklerin en üstünde Kuran vardır. Bizim söylediğimiz dini, kutsal değerleri siyaset malzemesi ve kişisel amaç yapmayın' diye konuştu.'FENERBAHÇE'Yİ ALLAH KORUDU'Türkiye'deki en temel sorunun ahlak yetersizliği olduğunu ve yaşanan birçok sorunun temelinin ahlaki çöküntü olduğunu vurgulayan İlker Başbuğ, şöyle dedi:'Ahlak denildiği zaman sadece namus algılanmamalı. Ahlak konusuna çok geniş bir şekilde bakmalıyız. Bu bizim en temel sorunlarımızdan birisi. Herkes bütün sorunlara, bütün çözüm yollarına maddi çıkarları açısından bakıyor. Böyle bakıldığında toplum yanlış şekilleniyor. Bakın sporda nereden nereye geldik. Nerdeyse birbirimizi vuracağız, öldüreceğiz. Geçen hafta biliyorsunuz Fenerbahçe maçtan dönerken otobüse bir saldırı oldu. Bu akıl almaz bir olay. Geçmişte, 'bir gün Türkiye'de böyle bir olay olacak' deseler 'ya bu olmaz' derdik. Ama artık oluyor. Bu saldırı planlanmış, programlanmış bir olay. Allah korudu. Kimi korudu? Türk milletini ve Fenerbahçe'yi. Bu yaşananları Fenerbahçe'nin sorunu olarak görmeyelim. Aynı şekilde seçim sürecine girdik. Seçimler demokrasinin bayramı, huzur, adalet ve eşitlik içersinde geçmeli. Umarım huzur ortamını bozan olaylar yaşanmaz.'Konuşmasının ardından İlker Başbuğ'a dernek yöneticileri teşekkür plaketi verdi. Afyonkarahisarlılarla bir süre sohbet eden Başbuğ, kitaplarını da imzaladı. Atatürk'e benzerliğiyle tanınan sinema sanatçısı Göksel Kaya da Afyonkarahisarlılar'da büyük ilgi gördü.Onur BAYRAM- Mustafa BAYER/AFYONKARAHİSAR, (DHA)
Bakan Çelik: 'Çözüm Sürecine Karşı Bir Suikast Girişimidir'
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Ağrı’daki terör saldırısının, çözüm sürecine karşı bir suikast girişimi olduğunu belirterek, 'Terörü siyasi sektör olarak ele alanlar çözüm sürecinden korkuyor' dedi.Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik Adana'nın İmamoğlu ilçesinde de Ak Parti Adana Milletvekili adaylarının tanıtım toplantısına katıldı.Burada konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, “AK Parti’nin 13 yılda yani 2002 yılında iktidara geldiği seçimden sonra en önemli seçim. Çünkü 12 yıl boyunca Türkiye’de vesayeti tasfiye ettik sizin iradenizi çalmaya çalışanlara sizin sandıkta oyunuzu çalmaya çalışanlara haddini bildirdik. Türkiye’de demokrasiyi tesis ettik. Demokrasi tesis edilince vatandaşlarımızın üzerindeki kimisi dindar olduğu için kimisi Kürt olduğu için kimisi başka bir şey olduğu için Türkiye’nin büyümesindeki engelleri koyarak baskı oluşturanların bütün baskılarını ortadan kaldırdık. Türkiye 12 yıl önce bir tane IMF memurunun getirip de burada açıklayacağı müjdeye muhtaçken şimdi Türkiye şimdi IMF’ye borç veren ülke haline geldi” dedi.Bakan Çelik, “Şimdi herhangi bir kişiye bir kadına aynı malzemeyi verdiniz yemek yapacak yemeği beceremedi. Yağını koyamadı tuzunu koyamadı suyunu koyamadı birde fazla ateşte tuttu yemeği yaktı şimdi burada suç yemeğin mi yemeği yapanın mı? Burada suç yemeği yapanın ama bir hanıma aynı malzemeyi verdiniz öyle bir yemek yaptı ki tenceredeki yemeği bitirdiniz bir de üstüne parmaklarınızı yemeye başladınız. Burada marifet kimde? Yemeği yapanda İşte aynı bunun gibi marifet Türkiye’yi yöneten kadrolarda. Siz de işi ehline verirseniz yemeği iyi yapar. İşini ehline vermezseniz yemeği yakar onda da yemeğin bir suçu yoktur. Geçmişte Türkiye’yi kötü yönettiler. Bunda Türki’nin kusuru yok sizin kusurunuz yok. Türki’yi yönetemeyenlerin kusuru bu. Şimdi 13 yıl önce siz Türkiye’yi ehil kadrolara emanet ettiniz ve Türkiye iyi yönetiliyor' diye konuştu.'AĞRI'DAKİ TERÖR SALDIRISI ÇÖZÜM SÜRECİNE KARŞI BİR SUİKAST GİRİŞİMİDİR'Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Ağrı'daki terör saldırısının, çözüm sürecine karşı bir suikast girişimi olduğunu belirterek, 'Terörü siyasi sektör olarak ele alanlar çözüm sürecinden korkuyor' dedi.Bakan Çelik, sosyal paylaşım sitesi Twitter'dan yaptığı açıklamada, Ağrı Diyadin'deki terör saldırısının, çözüm süreci bu aşamaya gelmişken, çözüm sürecine karşı bir suikast girişimi olduğunu ifade etti.Türkiye'nin bu meseleyi çözüm süreci yoluyla tam anlamıyla çözme iradesi gösteriyorken bu terör saldırısının, terörü bir 'siyasi sektör' olarak sürdürmek isteyenlerin işi olduğunu vurgulayan Çelik şöyle devam etti:'Terörü siyasi sektör olarak ele alanlar çözüm sürecinden korkuyor. Bunlar ret, inkar ve asimilasyon politikalarının bitirilmiş olmasından dolayı zemin kaybettiklerini düşünüyorlar. Bunlar demokrasinin güçlenmesini kendileri aleyhine bir durum görüyorlar. Çünkü terörü bir siyasi sektör olarak ele alıyorlar. O nedenle Nevruz sonrası girilen iklimde ve seçim öncesinde böyle terör saldırısı olması Türkiye'nin çözüm sürecindeki kazanımlarını hedef almaktadır. Etrafımızdaki coğrafyada darbelerle, baskıyla, terörle sandığı ve oyları etkilemede uzman terör mühendisliği Türkiye'ye etki etmeye çalışıyor. Etrafımızda bu tip girişimlerle ülkelerin demokrasisi sakatlanıyor. Geçmişte Türkiye'de de böyle olurdu. Bu tip kaotik girişimlerle siyasetin demokratik kazanımlardan vazgeçmesi temin edilirdi. Artık bu mühendisliğin nesnesi değil Türkiye. Bir yandan teröre karşı tavizsiz davranarak öbür yandan çözüm sürecini güçlendirerek yoluna dimdik devam ediyor Türkiye. Terörü siyasi sektör olarak ele alanlar, çözüm sürecine sahip çıkılınca terörle mücadele edilmesin ya da terörle mücadele adına çözüm sürecini askıya alınsın isterler.'Türkiye'nin geçmişte terörle mücadele adına demokrasiyi zayıflatma tuzağına düştüğünü, artık terörle mücadele ile çözüm sürecini birbirinin alternatifi gören bir yaklaşımın olmadığını ifade eden Bakan Çelik, şunları kaydetti:'Terör Sektörü'nün kurduğu tuzağı gören bir irade var. Hem çözüm süreci güçlendirilecek hem de terörle tavizsiz mücadele edilecek. Demokrasi için ikisi birbirini tamamlayan şeyler.'İHA
Reklam
İspanyollardan ‘İç Güvenlik Yasası’na Hologramlı Yanıt
İspanya’da yürürlüğe giren gösteri ve yürüyüş hakkına engel olan yeni güvenlik paketini protesto etmek isteyen Madridliler, parlamento önünde hologram tekniğiyle bir protesto gösterisi gerçekleştirdi.Sokak eylemlerini yasaklayıp izne tabi tutması gerekçesiyle gösteri ve ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiği eleştirilerinin hedefindeki‘Vatandaş Güvenliği Yasası‘nı protesto etmek için ‘Özgürlük için Hologram’ adlı bir hareket yasaya karşı hayli yaratıcı bir eylem düzenledi.Hologram tekniğiyle İspanya Parlamentosu önüne yansıtılan geniş katılımlı eylem görüntüleri, ‘gerçeğini aratmadı’. Protestocular ‘sansüre hayır’, ‘biz suçlu değiliz’, ‘ifade özgürlüğü’ yazılı pankartlar taşırken görüldü.Gösteride ayrıca, ağzı bağlanmış bir kişinin fotoğrafı da parlamento duvarına yansıtıldı. Eylem, sadece hologram görüntülerden oluşmadı, aynı zamanda göstericilere ait slogan sesleri de yayınlandı.
27 Milyona Mal Olan 'Cumhuriyet Kulesi' Yıkılacak
Ankara Keçiören’de, “Türkiye’nin en yüksek kulesi” olması hedefiyle 2003’te temeli atılan Cumhuriyet Kulesi’nin kaderi belli oldu. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi ‘imara aykırılık’ ve ‘mania hattı’ engeline takıldığı için 6 yıldır atıl bekleyen kulenin imar planı değişikliğini reddetti. İnşaatına 27 milyon lira harcanan 144 metrelik kule yıkılacak.Bitirilemediği için Hayalet Kule'ye Dönüşen Cumhuriyet KulesiHürriyet'ten Mert Gökhan Koç'un haberine göre, temelleri 12 yıl önce atılan, imara aykırı olduğu gerekçesiyle ‘kaçak’ yapı olarak görülen Cumhuriyet Kulesi için Keçiören Belediyesi’nin hazırladığı imar plan değişikliği, önceki akşam Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’ne geldi. Meclis’in İmar ve Bayındırlık Komisyonu, Keçiören Belediyesi’nin hazırladığı 1/1000 ölçekli uygulama imar plan değişikliğini ‘planlama ilke ve esaslarına aykırı’ olduğu gerekçesiyle CHP, MHP ve BBP’li komisyon üyelerinin muhalefetine rağmen AK Partili üyelerin oylarıyla reddetti. Komisyon raporu, Meclis gündeminde oyçokluğuyla kabul edildi. Bu karar, Cumhuriyet Kulesi’nin tamamlanması için gerekli olan yasal süreci sona erdirmiş oldu.
‘5 Terörist Öldürüldü, 4 Asker Yaralandı’
Genelkurmay, Ağrı'da gün boyu devam eden silahlı çatışmayla ilgili açıklama yaptı.Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklama şöyle:Ağrı ili Diyadin ilçesi Yukarıtütek köyü bölgesinde Bölücü Terör Örgütü mensubu teröristlerle gün boyu devam eden silahlı çatışmada yaralanan dört personelimiz Ağrı Devlet Hastanesine tahliye edilmiş olup, üç personelimizin yaralarının hafif olduğu ve hayati tehlikelerinin bulunmadığı, bir personelimizin ise ameliyata alındığı hastane yetkililerinden öğrenilmiştir. Yaralı personelimize acil şifalar diliyoruz.Diğer taraftan silahlı çatışmada beş teröristin öldürüldüğü, bir teröristin yaralı olarak ele geçirildiği bilgisi alınmıştır.Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
GTA V’i 4K Çözünürlükte Oynamak İçin Hangi Ekran Kartı Gerekiyor?
PC’ye uzun zamandır beklenen GTA V’in piyasaya sürülmesine artık sayılı gün kaldı. Beklentilere değecek şekilde yüksek grafikler sunan oyunun en göze çarpan özelliği de 4K çözünürlükte oynanabilmesi. Peki bu kadar yüksek çözünürlükte oyunu oynayabilmek için nasıl bir donanım gerekiyor? PCGamer‘a konuşan Rockstar Toronto başkanı Kevin Hoare, bu sorunun cevabını verdi ve Rockstar’ın geçmiş deneyimlerinin yeni oyunlarını nasıl etkilediğini açıkladı.Max Payne 3 ve Grand Theft Auto IV‘ü PC platformunda piyasaya sürdükten sonra oyuncularla ilgili önemli bir gerçeği öğrendiklerini belirten Hoare, oyuncuların çok detaylı grafik ayarları yapmak istediklerini anladıklarını ve GTA V’te daha detaylı ayarlara yer verdiklerini belirtti. 4K’da oyunu oynamak için nasıl bir ekran kartına sahip olmak gerektiğine de değinen stüdyo başkanı, “Oyunu 4K çözünürlükte ve 30 FPS‘te oynamak için en az 2GB VRAM’li AMD HD 7870 ya da Nvidia GTX 760ekran kartına sahip olmak gerekiyor. 60 FPS için ise güçlü kartlarla Crossfire veya SLI yapılmalı.” şeklinde konuştu.LOG
Reklam