onedio
Reklam
Volvo Araçları Hololens ile Test Edilebilecek
Microsoft ve Volvo, geleceği bir adım daha yaklaştırmak için güçlerini birleştirdi. Yakın bir gelecekte Volvo satış noktalarındaki araçların tanıtımı Microsoft’un yeni tekonolojisi Hololens ile yapılacak. Volvo, yeni teknoloji sayesinde araçlarının bina içinde gösterimi mümkün olmayan özelliklerini etkili bir şekilde tanıtma imkanı bulacak. Sistemin prototipi şu an Microsoft’un Redmond binasında görücüye çıkmış durumda.
Google’ın Robotu Askerlerle Eğitime Başladı
Şimdiye kadar laboratuvar ortamında yön bulmaya çalışan ve denge testi için bilim admaları tarafından hunharca tekmelenen Spot, ABD askerleri ile sahada yeteneklerini gösterdi. Askerler Spot’u laboratuvar ortamından daha zorlu olan doğa, tepeler, ağaçlıklar ve şehirler gibi yüzeylerde test ederek robotun hareket kabiliyetini ölçtüler. 500 metre öteden bir oyun kumandası ile kontrol edilen robotun, 4 yaşındaki bir çocuk tarafından bile kolaylıkla kontrol edilebilecek şekilde tasarlandığı ifade ediliyor.Spot’a şehirde beton köşelerden kafa çıkartarak düşmanları kontrol etmeyi öğreten askerlerin, bu robotu sadece test amaçlı kullandığı ve robotun savaş alanına çıkmaya hazır olmadığı belirtiliyor. Ancak elbette bu test sonucu elde edilen veriler ile gelecekte savaş alanlarında çok daha korkunç makinelerin kullanımının önü açılacak.
Reklam
Reklam
İstanbul'da Çatı Uçuran Lodos, Bursa'da Can Aldı
etiket
ESENLER’de 4 katlı bir apartmanın çatısı lodos nedeniyle yola uçtu. Yoldan geçen bir kişi hafif yaralanırken, park halindeki bazı araçlarda hasar meydana geldi. Bursa’da ise saatteki hızı 80 kilometreye ulaşan lodosun savurduğu motosiklet metro istasyonunun duvarına çarptı, asfalta düşen kasksız sürücü 47 yaşındaki Ali Cüneyt Saroz öldü.
Reklam
Reklam
TEOG Yaklaşıyor! Kan Tahlilinizi Yaptırdınız mı?
Binlerce öğrencinin hayallerindeki liseye girebilmek için katılacağı TEOG’a sayılı günler kala uzmanlar, velileri çocuklarına destek olmaları konusunda uyarıyor. Bu destekler çocuklarının beslenme ve uyku düzenlerine dikkat etmekle sınırlı değil. Öğrenciye kan tahlili yaptırmak ve bazı kan bileşeni değerlerini inceletmek de oldukça önem taşıyor
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
YSK ve RTÜK'ün A Haber ve 24 Haber'e, seçimlerde AK Parti yanlısı yayınlardan dolayı kestiği ceza bir haddini bilmezlik örneğiydi.Nitekim Cumhurbaşkanı çıkıp ayarı verdi. Verirken de çok doğru şeyler söyledi. “Özel şirket, istediğini çıkartır, istediğini çıkarmaz. Bu cezalar basın özgürlüğüne aykırı, düpedüz sansür.” Haklı mı? Tamamen haklı ve fazlası da var: Aynı yayını gazete yapınca kesmediğiniz cezayı, cam ekrana hangi mantıkla kesiyorsunuz? Cumhurbaşkanı'nın basın özgürlüğü konusundaki bu hassasiyeti hiç olmazsa devletin zirvesinde temel hak ve özgürlüklerle ilgili bilgi ve görgü eksikliği olmadığını gösterdiği için çok önemli. Demek yaşadığımız ağır basın özgürlüğü sorunları ufuk noksanlığının, cehaletin değil siyasî icapların ve şartların, yani bir siyasî hesabın eseri.Serbest piyasa mantığı ile bakınca hür basının yakın durduğu partiye istediği kadar destek vermesi en doğal hakkı olmalı. Ama sorun basın özgürlüğü değil, temsilî demokrasinin vazgeçilmezi olan özgür, adil ve eşit şartlarda seçimin yapılması. Tamam, isteyen istediği partiyi desteklesin; ama iktidar kendisini destekleyen basın kuruluşlarına imtiyazlar tanımasın, kamu kaynaklarından destek sağlamasın. YSK'nın ceza kestiği kanallar aynı zamanda kamu şirketleri ile yöneticisi devlet tarafından atanan özel şirketler vasıtasıyla iktidarın reklâm kıyağı geçtiği, yani kamu kaynaklarıyla finanse edilen kanallar. Gazeteler ise hem reklâm hem de kurumsal aboneliklerle ihya ediliyor. Yine de bu basın kuruluşları sürekli zarar ediyor, kısaca serbest piyasa kurallarına göre bile işletilmiyor. Karşı tarafta ise dehşet veren bir manzara var: Kamudan reklam alamayan, kendi yağıyla kavrulan, buna rağmen el konulan, devlet şirketinin uydusundan düşürülen, ağır baskılara maruz kalan muhalif medya kuruluşları. Sonuçları ise basın özgürlüğü sınırlarını aşıyor, demokrasinin asgari şartlarına dair hayatî bir soruna dönüşüyor. Devlet kaynakları ile beslenen, iktidar himayesinde, üstelik rakipleri susturulmuş bir medya gücü ve nihayetinde aldıkları cezayı verenlere ayar çeken bir cumhurbaşkanı. Devreye muhalefet partilerinin hukuku giriyor. Bu şartlarda yapılan seçimin adil ve eşit şartlarda yapıldığını kim iddia edebilir?
Reklam