İran Cumhurbaşkanı Ruhani Nükleer Anlaşmanın Değişiklik Yapılmadan Uygulanmasını İstedi:
ANKARA (AA) - İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, nükleer anlaşmanın değiştirilmesine veya yeni katılımcılar dahil edilmesine izin vermeyeceklerini belirtti. Ruhani, başkent Tahran'da Bakanlar Kurulu toplantısının ardından iç ve dış politikayla ilgili gelişmeleri değerlendirdi. ABD'nin nükleer anlaşmaya dönüşüyle ilgili tartışmalara ilişkin Ruhani, 'Anlaşmanın ne bir maddesi değişecek ne de anlaşmaya yeni katılımcı eklenecek. ABD, bir çılgınlık dönemi geçirdi ve anlaşma masasından kalktı. Şimdi geri dönmek için biraz bilgelik kazandı. (ABD) anlaşmayı istiyorsa memnuniyetle karşılarız, istemiyorlarsa da kendileri bilir.' dedi.Ruhani, ABD'nin nükleer anlaşmayı destekleyen 2231 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararını ihlal ettiğini kabul etmesi gerektiğini söyledi. Nükleer anlaşmaya dönmek için öncelikle İran'ın anlaşmayla uyumlu adımlar atmasını isteyen ABD yönetimine hitap eden Ruhani, 'Hukuka ve uluslararası kurallara dönün. Elbette siz döndüğünüzde biz de anlaşmadaki taahhütlerimizi yerine getireceğiz ancak 2231 sayılı kararı biz ihlal etmedik ki biz düzeltelim, anlaşmadan biz ayrılmadık ki geri dönelim.' diye konuştu. Meclis ile hükümet arasında bütçe tartışması Ruhani, hükümetin sunduğu bütçe taslağının, muhafazakarların çoğunlukta olduğu İran Meclisinde reddedilmesine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.İran Cumhurbaşkanı, 'Bizim beklentimiz bütçenin kabul edilmesi ve halkın da bu bütçeden faydalanması yönündeydi. Bütçeyi kabul etmek ya da reddetmek milletvekillerinin hakkıdır. Onların kararı ne olursa olsun uygulanacaktır.' dedi. Ruhani, 'Bütçeyi hazırlayan olarak biz de bazı yerlerde kusurlu olabiliriz ancak maalesef bütçede belirlediğimiz hedefler Ortak Komisyona katılan milletvekilleri tarafından dikkate alınmadı.' ifadelerini kullandı. Hükümetin bütçede 4 bin 200 tümen olarak belirlediği sübvanse edilen dolar kurunun Meclis tarafından 17 bin 500 tümene çıkarılmak istenmesine de karşı çıkan Ruhani, 'Gelecek yıl dolar 15 bin, 16 bin, 14 bin ya da 12 bin tümen olursa bütçemizin yetersiz kalmayacağından emin olmak istedik. Bütçeyi 17 bin 500 tümen kur üzerinden kapatırsanız kur fiyatı düşerse ne yapacaksınız?' diye konuştu. Ruhani, 10 Nisan 2018'den bu yana 4 bin 200 tümen olarak uygulanan resmi dolar kurunun kaldırılmasını istediklerini ancak bunun tedricen yapılması gerektiğini söyledi. İran'da serbest piyasadaki dolar kuru ise şu anda 25 bin tümen civarında seyrediyor. 'Bazıları ABD'ye tek bir kelime etmiyor, sadece ABD karşıtı olduklarını iddia ediyorlar'Ülkedeki sorunların yaptırımlardan kaynaklandığını vurgulayan ve bazı muhafazakarların kendisine yönelik hakaret boyutuna varan eleştirilerine işaret eden Ruhani, 'Sorunların büyük çoğunlukla yaptırımlarla ilgili olduğunu biliyorlar. Bunlardan bazıları ABD'ye tek bir kelime etmiyor, sadece ABD karşıtı olduklarını iddia ediyorlar. Küfürleri hükümet içindir ve yalnızca Cumhurbaşkanına hakaret etmeyi bilirler.' ifadelerini kullandı. Herkesi birbirine yardımcı olmaya çağıran Ruhani, şöyle devam etti:'Kötü günleri geride bırakacağız. Bir savaşın içindeyiz. Buna inanmayan varsa düşüncelerini gözden geçirmeli. Savaş nasıl inkar edilebilir? (Eski ABD Başkanı Donald) Trump'ın yenilgisi bazılarını üzdü. Trump'ın deliliğini, kanunsuzluğunu ve dayatılan savaşı inkar etmek mümkün müdür?'İran ile nükleer anlaşmaİran ile ABD, Çin, Fransa, Almanya, Rusya ve İngiltere arasında 2015'te Tahran'ın nükleer faaliyetlerinin düzenlendiği ve denetim altına alındığı bir anlaşma imzalanmıştı.ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve gelmesinin ardından Washington, 8 Mayıs 2018'de anlaşmadan tek taraflı çekilerek, İran'a yeniden yaptırım uygulamaya başlamıştı.Tahran da yaptırımlara karşılık 5 Ocak 2020'de anlaşmadaki taahhütlerini tamamen durdurmuş ve yüksek düzeyde uranyum zenginleştirme işlemi dahil bir dizi adım atmıştı. ABD'de göreve gelen Joe Biden yönetimi, Tahran'ın anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirmesi halinde anlaşmaya geri döneceklerini duyurmuştu. İran ise anlaşmadan çekilen taraf olarak öncelikle ABD'nin anlaşmaya dönmesini ve yaptırımlarını kaldırması gerektiğini açıklamıştı.Nükleer anlaşmanın tarafları İngiltere, Fransa ve Almanya ile ABD, İran'ın bölgesel nüfuzunu ve balistik füze programını da sınırlandıracak şekilde nükleer anlaşmayı yeniden müzakere etme çağrısında bulunuyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 29 Ocak'ta Suudi Arabistan'ın Al-Arabiya kanalına yaptığı açıklamada, Riyad yönetiminin de İran ile yapılması planlanan nükleer görüşmelere katılması gerektiğini söylemişti.
Adıyaman'da Kaçak Kazı Yapan 5 Kişi Suçüstü Yakalandı
ADIYAMAN (AA) - Adıyaman'ın Sincik ilçesinde kaçak kazı yapan 5 şüpheli suçüstü yakalandı.İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Çamdere köyünde kaçak kazı yapıldığı bilgisi üzerine operasyon düzenledi.Kazı alanında yapılan aramada, taş işlemeli bileklik, üç boyutlu dedektör, 5 yer altı görüntüleme çubuğu, güç kaynağı, 2 dizüstü bilgisayar, mouse, fener, tırmanma çivisi, fotoğraf makinesi, 4 define dergisi, bağ makası, monitör, 3 cep telefonu şarj aleti, kasatura, halat ve hafıza kartı ele geçirildi. Gözaltına alınan 5 şüpheli işlemleri için jandarmaya götürüldü.
Adıyaman'da 34 Ev Kovid-19 Tedbirleri Kapsamında Karantinaya Alındı
ADIYAMAN (AA) - Adıyaman'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında 34 evde karantina uygulaması başlatıldı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, kent merkezinde bazı kişilerin Kovid-19 test sonuçlarının pozitif çıkması üzerine İl Hıfzıssıhha Kurulu yeni karar aldı.Bu kapsamda farklı mahallelerdeki 34 evde karantina uygulaması gerçekleştirildi.
İnternet Oyunu Yüzünden Borçlanan Şüpheli Bankamatik Soymaya Çalışırken Suçüstü Yakalandı
KONYA (AA) - Konya'da farklı iş yerlerinden hırsızlık yaptığı iddiasıyla aranan şüpheli, keser ve tornavida ile bankamatik soygunu yapmak isterken suçüstü yakalandı.İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, kentte son iki ayda 9 farklı iş yerinde meydana gelen hırsızlık olaylarıyla ilgili soruşturma başlattı.Polis, hırsızlık olaylarının meydana geldiği Selçuklu ilçesindeki bölgede şüpheliyi yakalamak için denetimlerini sıklaştırdı.Ekipler, Lale Caddesi'nde devriye gezerken, bir bankamatiğin önünde şüphelendikleri kişiyi durdurmak istedi.Polisin 'Dur' ihtarına uymayan şüpheli, yaşanan kısa süreli kovalamaca sonrası elinde keser ve tornavida ile suçüstü yakalandı.Emniyete götürülen Hüseyin U'nun (28), polisteki ifadesinde, iş yerlerini kendisinin soyduğunu, internetten oynadığı bir oyun yüzünden çok para kaybettiğini, bu nedenle bankalara 30 bin lira borçlandığını, kapatabilmek için de bankamatiği soymaya çalıştığını söylediği öğrenildi.Hırsızlık yaptığı iş yerlerini yaklaşık 50 bin lira zarara uğrattığı tespit edilen zanlı, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı hakimlikçe, 'konut dokunulmazlığını ihlal', 'hırsızlık' ve 'mala zarar verme' suçlarından tutuklandı.Öte yandan zanlının iş yerlerinden yaptığı hırsızlık anları güvenlik kameralarınca kaydedildi.Görüntülerde, bir markete giren zanlının, kasadaki paraları ve bazı eşyaları alması yer alıyor.
Grafikli - Uzmanlara Göre Yeni Tehlike Mutasyonlu Kovid-19 Virüsü
ANKARA (AA) - YEŞİM SERT KARAASLAN - Uzmanlara göre, Çin'in Vuhan kentinde Aralık 2019'da tespit edilen yeni tip koronavirüsün (Kovid-19), mutasyona uğrayarak İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya'da ortaya çıkan üç ayrı varyantı, yayılma hızının yüksek oluşu nedeniyle dünyayı tehdit ediyor.Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK), Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (KLİMUD), Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti (TMC) ve Halk Sağlığı Uzmanlığı Derneği'nin (HASUDER) ortak çalışmasıyla küresel Kovid-19 salgınında gerçekleşen mutasyonların ortaya çıkışı ve hastalık riskine ilişkin değerlendirme yapıldı.Mutasyonlu virüslere (varyant virüsler) ilişkin başlıca riskin bulaşıcılığın artması olduğuna dikkat çekilen değerlendirmede, ortaya ilk çıktıkları yerlerde hızla baskın hale gelen üç varyantın da kısa süre içinde tüm dünyaya yayılabileceği uyarısı yapıldı.'İngiltere'de ortaya çıkan 'B.1.1.7' varyantı şubat ayı ortalarında baskın olabilir'Değerlendirmede yer alan bilgiye göre, İngiltere'de kent bölgesinde 2020 Aralık ayında dikkatleri çeken ve VOC (variant of concern) 202012/01 olarak isimlendirilen bu varyant, 2020 yılının Eylül ayının ikinci yarısında ortaya çıktı.Söz konusu varyant, özellikle aralık ayında İngiltere'nin güneyinde 'sıkı kapanma' önlemlerine rağmen hızla yayılarak baskın hale geldi.Şu ana kadar yapılan incelemelerden elde edilen veriler, mutasyonlu virüsün bulaşma hızının ve ölüm oranının daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Araştırmalar, tüm yaş gruplarını etkilediği, aşı ve doğal enfeksiyonlardan sonra edinilen bağışıklık yanıtlarında etkinlik kaybı olasılığının da düşük olduğunu gösterdi.Bulaşıcılığın ve yayılma hızının artmış olması nedeniyle yükselen vaka sayıları, ağır hasta ve ölüm sayılarının artmasına yol açarak sağlık sistemi üzerinde baskı oluşturdu.Pek çok ülkeye yayılan mutasyonlu virüs, özellikle İrlanda ve Portekiz'in yanı sıra İsviçre ve Danimarka'da da toplum içi bulaşmalardaki payını artırdı. Şubat ayı ortalarında baskın köken haline gelebileceğinden endişe edilen mutasyonlu virüse, Türkiye'de şu anda çoğu yurt dışı seyahatle ilişkili 17 ilde, 114'ü İngiltere varyantı olmak üzere 128 kişide rastlandı.'Güney Afrika'da görülen varyant 31 ülkede saptandı'Değerlendirmelere göre, 'B.1.351' olarak isimlendirilen ikinci varyant, 2020 yılı Aralık ayında Güney Afrika'da yaz aylarına rağmen yaşanan ikinci dalga sırasında görüldü.İlk çalışmalar, bu varyantın doğal enfeksiyon ve aşılama sonrası gelişen antikorlar tarafından nötralizasyona karşı dirençli olabileceğini gösterdi, bu mutasyonların tedavi amaçlı kullanılan bazı antikorların etkinliklerini de azalttığı belirlendi.Şu anda Güney Afrika'da baskın hale gelen bu varyantın bulaşıcılığının arttığı belirlendi ancak hastalığın seyriyle ilgili bir değişikliğe yol açıp açmadığı henüz tespit edilemedi.Birçok ülkede 'seyahatle ilişkili vakalar' şeklinde görülen bu varyant, şu ana kadar 31 ülkede saptandı. Bunların bazılarında başta İngiltere, Fransa ve İsrail olmak üzere seyahat öyküsü olmayan vaka kümelenmelerine neden olduğu belirlendi.'Brezilya varyantı, Japonya ve Güney Kore'de de görüldü''P1' olarak kodlanan Brezilya varyantı da Amazon eyaletinde yaygın halde bulunduğu öğrenildi.Değerlendirmelere göre, bu bölgede daha önce yaygın enfeksiyon nedeniyle Kovid-19 için toplumsal bağışıklığa erişilmiş olmasının 2020 yılının sonunda başlayan ani vaka artışlarının ve Kovid-19'u atlatan kişinin iyileştikten sonra yeniden hastalanması olarak tanımlanan 're-enfeksiyon'lar açısından ciddi tedirginliğe yol açtığına değinildi.Bu varyantın, enfeksiyonu daha önce geçirmiş kişiler arasında yayılabilme olasılığından dolayı yüksek riskli göründüğü ve diğer iki varyant gibi dikkatle izlendiği ifade edildi.Brezilya varyantının hastalığın seyri ve ölüm oranları üzerindeki etkileri henüz belli olmadı, söz konusu varyantın Japonya ve Güney Kore'de Brezilya seyahatinden dönenlerde de saptandığı kaydedildi.
Ukrayna, Rusya'nın Finanse Ettiği Gerekçesiyle 9 Televizyon Kanalını Kapattı
KİEV (AA) - Ukrayna, Rusya tarafından finanse edildiği gerekçesiyle ülkedeki 9 televizyon kanalının faaliyetlerini durdurma kararı aldı.Ukrayna Devlet Başkanlığından yapılan açıklamada, Ulusal Güvenlik ve Savunma Komitesinin Ukrayna Parlamentosu üyesi Taras Kozak'a ve ona ait televizyon kanallarına yaptırım uygulanması kararının onaylandığı belirtildi.Yaptırımlar uyarınca, Taras Kozak'a ait 9 televizyon kanalı 5 seneliğine faaliyetlerine devam edemeyecek.Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, konuya ilişkin Twitter'da yaptığı paylaşımda, ülkesinin basın özgürlüğünü desteklediğini ancak Ukrayna'ya saldırganlık yapan ülkenin finanse ettiği propagandayı desteklemediğini belirtti.Zelenskiy'in basın sözcüsü Yulya Mendel de 'kanalların finansmanının Rusya tarafından yapıldığının teyit edildiğini ve kanalların, Ukrayna'ya karşı savaşta bir araç olarak kullanıldığını' kaydetti.
Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bulu, Gazetecilerin Sorularını Yanıtladı:
İSTANBUL (AA) - Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Melih Bulu, 'Boğaziçi Üniversitesi bugün de çok iyi bir yerdedir ama gerçekten dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına sokma hedefim var. Ben bunu yapabileceğime inanıyorum 4 sene içinde. O yüzden de asla istifayı düşünmüyorum. Boğaziçi'ni de ilk 100'e sokmak için elimden geleni yapacağım.' dedi. Bulu, Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminalinde düzenlenen Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST'in tanıtım toplantısı öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Üniversitedeki olayların sorulması üzerine Bulu, Boğaziçi Üniversitesi'nin Türkiye'nin en güzide kurumlarından biri olduğunu, Boğaziçi öğrencilerinin ve hocalarının her türlü görüşünün çok kıymetli olduğunu ifade etti.Boğaziçi Üniversitesi'nde demokratik sınırlara uyulduğu sürece insanların kendini ifade etme hakkı olduğunu belirten Bulut, 'Ben de buna sonuna kadar izin veren bir rektörüm. Bununla birlikte başkalarının haklarını suistimal eden, onları zorlayan noktalara geldiği zaman da tabii ben de bunları olabildiğince engellemeye çalışıyorum. Çünkü bu demokratik eleştiri kültürünü mutlaka bizim korumamız lazım. Bu ülkemiz için de çok kıymetli, Boğaziçi için de çok kıymetli.' diye konuştu. Boğaziçi Üniversitesi'nde bazı grupların bu protesto kültürünü aşırıya götürdüklerine işaret eden Bulu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Mesela, evvelsi gün olan olaylarda rektörlük binasının 3 kapısı da ablukaya alınarak içeride çalışanların saat 21.00'e kadar dışarıya çıkmaları fiili olarak engellendi. Bununla ilgili uyarılar yapılmasına rağmen öğrenciler, başkalarının özgürlüğünü engelleyici tarzda bir duruma girdiler. Bu kapsamda da tabii ki uyarılmalarına rağmen abluka kalkmadığı için bununla ilgili bir tedbir alınma zorunluluğu doğdu. Bütün olay bundan ibarettir. Dün akşam böyle bir şey olmadığı için yine öğrenciler demokratik olarak daha önce yaptıkları protestolarını yapmaya devam ettiler. O yüzden de bu protestonun sınırını iyi çizmemiz lazım. Dün gayet iyi bir şekilde bu protestolar devam etti.''Üniversite yönetimi 2 sene geçmesine rağmen LGBT'nin resmi kulüp olmasına karar vermemiştir'Prof. Dr. Bulu, LGBT Kulübü'nün adaylık sürecinin sonlandırılmasına değinerek, şunları kaydetti:'LGBT, Boğaziçi Üniversitesi'nin aday kulüplerinden biriydi. İki seneyi aşkın bir süredir de aday kulüptü. Yani bu ne demek? Kulüplerin aday süreçleri o kulübün gerçekten tanımlanan görevleri içinde kalıp kalmadıklarını, buna uyup uymadıklarını, başarılı bir şekilde yapıp yapmadıklarını izlediğimiz bir süreçtir. Normalde de üniversite 2 senede kulübün devamı ya da durdurulmasıyla ilgili karar verir. LGBT'de bu 2 sene geçmiştir. Üniversite yönetimi 2 sene geçmesine rağmen LGBT'nin resmi kulüp olmasına karar vermemiştir. Bunun üzerinden de 6 aydan daha fazla bir süre geçmiştir. Üniversite bu konuda bir onay vermemiştir. Bununla birlikte son olaylarda bu Kabe'yle ilgili provokasyon ve daha sonra da LGBT'nin odasında yapılan aramalarda, LGBT'yle ilgili yasadışı yayınların da odada bulunması sebebiyle adaylık sürecinin sonlandırılması zorunluluğu oluşmuştur.' Bir gazetecinin 'Anne ve babalara ne demek istersiniz?' sorusu üzerine Bulu, şu yanıtı verdi:'Anne ve babalara şunu söylemek isterim; Bir kere öğrencilerin, yani onların kızlarının, evlatlarının, oğullarının dersleri çok kıymetli, eğitimleri çok kıymetli. Ama bununla birlikte üniversite onları hayata hazırlayan bir nokta. Bu noktada öğrencilerimizin sadece derste değil, ders dışı faaliyetlerde de yer almaları çok kıymetli. Kulüpler de bunların olmazsa olmazı. Bunun dışında bir çok etkinliğe zaten katılıyorlar. Boğaziçi de bunun belki de en iyi ekosistemlerinden birisi. Sadece bu kulüpler değil girişimcilik ekosistemi, sanat ile ilgili ekosistemlerimiz hepsi gerçekten çok iyi. Bu kapsamda anne babalara söyleyeceğim şey, öğrencileri de bu şekilde düşünmeleri gerekir diye öneriyorum. Boğaziçi de gerçekten bunu en güzel sunan üniversitelerden birisi ve bundan sonra da böyle olmaya devam edecek.' 'Boğaziçi'ni de ilk 100'e sokmak için elimden geleni yapacağım''İstifa etmeyi düşünüyor musunuz? sorusuna karşılık Rektör Bulu, 'Boğaziçi Üniversitesi'nde rektör olmak, benim çok uzun süreden beri düşündüğüm bir hayalimdi. Belki görmüşsünüzdür, yıllar önce galiba 22 sene önce, Siyaset Meydanı'nda Ali Kırca'ya bunu ifade etmişim.' dedi. Bu dünyada şimdiye kadar birçok noktada birçok tecrübe kazandığını ve bu tecrübelerini Boğaziçi Üniversitesi'ne aktarma hayaliyle yaşadığını ve şu anda bu noktaya geldiği, bu hayali gerçekleştiği için çok memnun olduğunu dile getiren Prof. Dr. Bulu, sözlerine şöyle devam etti:'Boğaziçi'nin paydaşlarıyla, mezunlarıyla, öğrencileriyle, hocalarıyla hatta etraftaki esnafıyla birlikte biz Boğaziçi Üniversitesi'ni çok daha iyi noktalara taşıyacağız. Boğaziçi Üniversitesi bugün de çok iyi bir yerdedir ama gerçekten dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına sokma hedefim var. Ben bunu yapabileceğime inanıyorum 4 sene içinde. O yüzden de asla istifayı düşünmüyorum. Boğaziçi'ni de ilk 100'e sokmak için elimden geleni yapacağım.' 'İçişleri Bakanımızın bir açıklaması olmuştu. 'Ben bakan olduğum sürece rektörümüzün odasına girişe izin vermeyeceğim' demişti. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?' sorusuna karşılık Bulu, Boğaziçi Üniversitesi'nde demokratik protesto kültürünün her zaman olduğunu, kendisinden önceki rektörün de bu kadar basına yansımasa da benzer protestolarla karşı karşıya kaldığını söyledi. Kendisinin de protestolarla karşı karşıya kaldığını ama buna çok saygı duyduğunu ifade eden Prof. Dr. Bulu, sözlerini şöyle tamamladı:'Çünkü kesinlikle öğrencilerimizin, hocalarımızın kendi düşüncelerini ifade etme özgürlüğü var. Şimdiye kadar da bunlarla ilgili en ufak bir karşı duruş göstermedim göstermeyi de düşünmüyorum. Çünkü demokrasinin, eleştirinin olmadığı yerde gelişme olmaz. Mutlaka hepimizin hatası olabilir. Biz bu eleştirileri dinleyerek daha doğruyu buluruz. Ama burada demokrasi bir uzlaşma kültürü gerektirir. Yani 'ya benim dediğim olacak ya hiç' mantığı, 1-0 mantığı doğru bir mantık değil. Demokrasi zaten buna izin vermez. O yüzden sayın İçişleri Bakanımıza teşekkür ediyorum çünkü 1-0 mantığı ile gelen bir protesto eylemi varsa, orada doğal olarak onun gerektiği bariyerlerin konulması gerekiyor. Yani abluka olayında olduğu gibi siz rektörlüğü ablukaya alırsanız, 'Ben seninle konuşmayacağım, ben seni yok sayıyorum.' dediğiniz anda orada demokratik ilkeler maalesef çalışmıyor. Bundan sonra bu tip şeyler inşallah olmaz diye düşünüyorum.'
Van, Muş, Bitlis Ve Hakkari'de 35 Yerleşim Birimine Ulaşım Sağlanamıyor
VAN (AA) - Van, Bitlis, Hakkari ve Muş'ta yoğun kar ve tipi nedeniyle 35 yerleşim biriminin yolu ulaşıma kapandı.Van Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, olumsuz hava koşulları nedeniyle 18 yerleşim birimine ulaşım sağlanamıyor.Ekipler kapanan yolların açılması için çalışmalarını sürdürüyor. HakkariHakkari genelinde olumsuz hava koşulları nedeniyle 1 köy ve 5 mezra yoluna ulaşım sağlanamıyor. Kent merkezi ve Yüksekova ilçesinde sis ve soğuk hava etkili oldu. Soğuk hava nedeniyle Esendere beldesi yolundaki Dilimli Baraj Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı. İl Özel İdaresi karla mücadele ekipleri bu yolların açılması için çalışmalarını sürdürüyor. Muş-Bitlis Muş İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Şeyhmus Yentür, kar nedeniyle 4 köy yolunun kapandığını belirtti. Kent merkezinde sabah saatlerinde etkili olan yoğun sis nedeniyle araç sürücüleri ilerlemekte güçlük çekti. Bitlis İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürü Ümit Kurtkan da kar nedeniyle 7 köy yolunun ulaşıma kapandığını, karla mücadele ekiplerinin kapalı köy yollarında yoğun mesai harcadığını söyledi.Belediye ekipleri de ana caddelerde tuzlama çalışmasına devam ediyor.
Van'da Silah Ve Mühimmat Ele Geçirildi
VAN (AA) - Van'ın Başkale ilçesinde düzenlenen 2 ayrı operasyonda silah ve çok miktarda mühimmat ele geçirildi, 12 ayrı suçtan aranan şüpheli yakalandı.İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, ihbar üzerine Köprüağzı Mahallesi'nde bir ev ve eklentilerinde arama yaptı.Aramada, AK-47 kalaşnikof piyade tüfeği, buna ait 7 şarjör, 257 fişek ve 16 av tüfeği fişeği ile hücum yeleği bulundu.Ekipler, Açıkağıl Mahallesi'nde düzenledikleri operasyonda da 12 ayrı suçtan aranan şüpheli R.D'yi yakaladı.
Düzce'de Tartıştığı Eşi Tarafından Bıçaklanan Kadın Yaralandı
DÜZCE (AA) - Düzce'de tartıştığı eşi tarafından bıçaklanarak yaralanan kadın hastanede tedavi altına alındı.Alınan bilgiye göre, Çavuşlar Mahallesi TOKİ Konutları'nda oturan kadın H.S.Ç. ile eşi B.Ç. arasında henüz belirlenemeyen nedenle tartışma çıktı.Tartışmanın büyümesi üzerine B.Ç. eşini bıçakla yaraladı.İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.Ambulansla Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Merkezi'ne kaldırılan kadının hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.B.Ç. ise polis ekiplerince gözaltına alındı.
Ypg/PKK Ve Esed Rejimi Ablukaları Karşılıklı Olarak Gevşetiyor
HASEKE (AA) - Terör örgütü YPG/PKK ve Beşşar Esed rejimi Haseke ve Halep illerinde karşılıklı olarak birbirlerini uyguladıkları ablukaları kısmen gevşetmeye başladı.YPG/PKK'lı teröristlerle Esed rejimi güçleri arasında 28 Aralık 2020'de başlayan ve ocak ayında karşılıklı ablukaya dönüşen gerginlikte karşılıklı adımlar atıldı.AA muhabirinin yerel kaynaklardan edindiği bilgilere göre, YPG/PKK ve Esed rejimi ablukaları karşılıklı olarak kısmen gevşetme konusunda anlaşmaya vardı.Anlaşma gereği, terör örgütü, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke il merkezi ve Kamışlı ilçe merkezinde rejim güçlerini abluka altında tuttuğu bölgelere giriş çıkışlara haftalar sonra kontrollü şekilde izin vermeye başladı. Buna karşılık rejim güçleri de Halep il merkezinde örgüt işgalindeki Şeyh Maksut semti ile ülkenin kuzeyindeki Tel Rıfat bölgesine giriş ve çıkışların yanı sıra gıda ve akaryakıt girişine müsaade etti.Karşılıklı ablukalar8 Ocak'ta Kamışlı'da Esed rejimine ait 'Güvenlik Karesi' olarak bilinen askeri bölgeyi abluka altına almaya başlayan YPG/PKK, ocak ayı ortasından itibaren Haseke il merkezinde Esed rejimine ait birden fazla askeri noktayı ele geçirerek, 'Güvenlik Karesi' olarak bilinen askeri bölgeyi kuşatmaya başlamıştı.Buna karşılık olarak da Esed rejimi Halep ilinde YPG/PKK işgalindeki Şeyh Maksut semtine ve Tel Rıfat bölgesine giriş ve çıkışları engellemiş ve gıda girişini yasaklamıştı.Gerilim nasıl başlamıştı?Terör örgütü YPG/PKK'nın, Suriye'nin kuzeyindeki Ayn İsa beldesinin rejim güçlerine devredilmesi konusunda bir süredir baskılara maruz kalması, taraflar arasındaki gerginliğin fitilini ateşledi.Terör örgütü bu baskılara 28 Aralık 2020'de Esed rejimi güçlerinin Kamışlı ilçesindeki bazı mensuplarını alıkoyarak karşılık verdi. Rejim mensuplarının bırakılmaması üzerine, ilçedeki rejimin güvenlik güçleri de örgüt üyelerinden bazılarını gözaltına aldı.Rusya'nın ara buluculuğunda alıkonanlar serbest bırakıldı ve bir süreliğine gerginlik yatıştı ancak daha sonra karşılıklı gözaltılar devam etti ve YPG/PKK, 8 Ocak'ta Kamışlı, 16 Ocak'ta da Haseke'de Esed rejimine ait askeri bölgeleri abluka altına aldı.31 Ocak'ta ise Haseke ilinde Esed rejimi unsurları ile terör örgütü YPG/PKK arasında çıkan çatışmada 1 rejim unsuru ölmüş, 4 rejim unsuru yaralanmıştı.
Tekirdağlı Balıkçılar "Deniz Salyası" Nedeniyle Paydos Etti
TEKİRDAĞ (AA) - Tekirdağlı balıkçılar, Marmara'da ağlara takılarak avlanmayı güçleştiren 'deniz salyası (müsilaj)' nedeniyle bir süre denize açılamayacak.Tekirdağ Süleymanpaşa Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı İbrahim Pehlivanoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son günlerde deniz salyasının ağlara çok zarar verdiğini söyledi.Balıkçıların, Marmara Denizi'nde umduğunu bulamadığını anlatan Pehlivanoğlu, 'Balıkçılar daha çok Karadeniz'de avlandı. Son günlerde de Marmara'daki deniz salyası nedeniyle bir süreliğine paydos ettiler. Tekneler 1-2 hafta bekleyip yeniden denize açılacak. Bu sürede, gurbete gelen tayfalar da memleketlerine döndü.' diye konuştu.Balıkçı İdris Şeremet de ava 2 hafta ara verdiklerini belirtti.Deniz salyasının ağırlaştırdığı ağları toplamakta zorlandıklarını ifade eden Şeremet, 'Bu dönemlerde salya artınca balıkçının işi zorlaşıyor. 2 hafta sonra tekrar denize açılarak sezon sonuna kadar kısmetimizi arayacağız. Deniz salyası devam ederse paydostan sonra avlanmak için Ege veya Karadeniz'e gideceğiz.' dedi.
6. Ulusal Diyabetik Ayak İnfeksiyonları Sempozyumu Yarın Başlayacak
İSTANBUL (AA) - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Diyabetik Ayak İnfeksiyonları Çalışma Grubunca organize edilen 6. Ulusal Diyabetik Ayak İnfeksiyonları Sempozyumu, 4-7 Şubat tarihleri arasında çevrim içi düzenlenecek. Dernekten yapılan açıklamaya göre hekim, hemşire, podolog, ortez-protez uzmanı ve ilgili diğer meslek gruplarından 1200 katılımcı, 11 uzmanlık derneği ve sektörden 13 firmanın desteği ile çevrim içi gerçekleşecek sempozyuma, yurt içi ve yurt dışından 152 bilim insanı konuşmacı olarak katılacak. Açıklamada görüşlerine yer verilen KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, sempozyumda diyabetik ayağın tüm yönleriyle ele alınacağını kaydetti. Diyabet hastalığının getirdiği en önemli sorunlardan birinin ayaklarda oluşan yaralar ve buna bağlı gelişen enfeksiyonlar olduğunu belirten Ertuğrul, hastaların yaklaşık yüzde 15-20'sinin yaşamlarının bir döneminde ayaklarında sorun yaşadığını anlattı. Epidemiyolojik çalışmaların şeker hastalarının yaklaşık yüzde 2 ile 4'ünün ayaklarında yara olduğunu gösterdiğine işaret eden Ertuğrul, bu hastaların uygun tedavi edilmemesi durumunda ise yüzde 10'unun ayaklarının diz altından ya da diz üstünden kesilmek zorunda kaldığını vurguladı. Prof. Dr. Ertuğrul, yapılan bilimsel araştırmalara göre, dünyada şeker hastalığına bağlı olarak her 20 saniyede bir hastanın ayağını kaybettiğini, bu oranlara göre Türkiye'de de yaklaşık 300 bin ayağında yarası olan şeker hastası bulunduğunu ve her yıl bu hastaların 20 ila 30 bininin ayaklarını kaybettiğini aktardı. Salgın sürecinde şeker hastalarının düzenli kontrollerini yaptırmadığını belirten Ertuğrul, 'Bu da bu hastaların ayaklarında yaraların oluşmasına ve oluşan yaraların uygun tedaviye ulaşamama nedeniyle kötüleşmesine, hatta tedavi edilemeyecek duruma gelmesine yol açtı. Şeker hastalarının ayak yaralarının tedavi edilememesi ne yazık ki yara oluşan ayağın kaybıyla sonuçlanıyor.' ifadelerini kullandı. 'Farkındalığın arttırılması uzuv kayıplarının önüne geçecek'Diyabetik ayak yarası ve enfeksiyonun şeker hastaları için kader değil önlenebilir bir komplikasyon olduğuna dikkati çeken Ertuğrul, ayak yarası olanların salgın sürecinde de düzenli kontrollerini ihmal etmemeleri gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Ertuğrul, şunları kaydetti:'Bunun için şeker hastaları hem kan şeker düzeylerini normal sınırlarda tutmalılar hem de tanı alındıkları andan itibaren düzenli ayak bakım kontrollerini yaptırmalılar. Gelişen bir yara ve enfeksiyon durumunda ise bu konuda özelleşmiş ünitelerde tedavilerini yaptırmaları gerekiyor. Konu ile ilgili farkındalığın arttırılması ve toplumun bu konuda bilgilendirilmesi uzuv kayıplarının önüne geçecek. Bu konuda tedavi yapacak merkez ve ünitelerin sayısının arttırılması ise hastaların ayaklarını kaybetmesinin önüne geçecek. Tüm enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi bu hastalıkta da önemli olan korunmaktır. Bu nedenle tüm şeker hastalarına sesleniyoruz. Ayağınıza iyi bakın.'
Afganistan'da Bomba Yüklü Araçla Saldırı: 4 Ölü
KABİL (AA) - Afganistan'ın Uruzgan vilayetinde askeri karakola bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda 4 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti.Uruzgan Valisi Muhammed Ömer Şirzad, basına yaptığı açıklamada, saldırganların, bomba yüklü araçla Uruzgan'ın Çınarak bölgesindeki askeri karakolu hedef aldığını söyledi.Şirzad, saldırıda 4 güvenlik görevlisinin yaşamını yitirdiğini, 3 güvenlik görevlisinin de yaralandığını belirtti.