Personel Alım Sonuçları: İçişleri Bakanlığı Personel Alım Sözlü Sınav Ne Zaman?
İçişleri Bakanlığı, toplam bin 772 kişi istihdam edileceğini duyurmuştu. İçişleri Bakanlığı personel alımı sosyal medyanın en çok aratılan konularından biri. Bakanlık bünyesinde çeşitlik birimlerde görevlendirilecek personeller için başvurular 29 Ocak tarihinde tamamlanmıştı. Bakanlık başvurular içerisinden değerlendirme yapacak ve başvuruları kabul edilenler sözlü sınava davet edilecek. Peki, İçişleri Bakanlığı personel alımı sözlü sınavı ne zaman yapılacak? İşte tüm detaylar…
Mersin'de Sürücüsü Rahatsızlanan Otomobil Kontrolden Çıktı: 1 Ölü, 5 Yaralı
MERSİN (AA) - Mersin'in Tarsus ilçesinde meydana gelen trafik kazasında bir kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı.Alınan bilgiye göre, Ayşegül Süren'in (45) kullandığı 33 RH 646 plakalı otomobil, Şehitishak Mahallesi 3312 Sokak'ta, sürücüsünün direksiyon başında rahatsızlanması sonucu kontrolden çıktı.Otomobil, önce sokaktan geçen 2 kişiye ardından elektrik direğine çarptı.Kazada, direksiyon başında rahatsızlanan Süren ile araçtaki 3 çocuğu da yaralandı.Yaralanan 2 yaya ile otomobildeki 4 kişi, ambulanslarla Tarsus Devlet Hastanesine kaldırıldı.Süren, hastanedeki müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Rus Nornikel Şirketine Petrol Sızıntısı Nedeniyle Yaklaşık 2 Milyar Dolar Ceza
MOSKOVA (AA) – Rusya'da mahkeme, ülkenin kuzeyinde petrol sızıntısına neden olduğu gerekçesiyle Nornikel şirketine 146 milyar ruble (yaklaşık 2 milyar dolar) ceza verdi. Rusya'nın Krasnoyarsk bölgesindeki mahkemede görülen davada, Nornikel şirketi, ülkenin Norilsk şehrinde bir tesiste meydana gelen arıza sonucu 21 bin ton petrolün civardaki nehirlere sızması nedeniyle suçlu bulundu.Mahkeme, şirketin söz konusu çevre felaketi nedeniyle 146 milyar ruble ceza ödemesine hükmetti.Kararın açıklanmasının ardından Nornikel'in hisseleri Moskova Borsası'nda yüzde 1 değer kaybetti. Mayıs 2020'de Kuzey Kutbu'na yakın Norilsk'te bulunan termal enerji santralinin deposunda yaşanan arıza nedeniyle binlerce ton petrol bölgedeki su kaynaklarına sızmıştı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, sızıntının ardından bölgede acil durum ilan etmişti.Nornikel şirketinin sahibi Vladimir Potanin, yaklaşık 25 milyar dolarlık servetiyle Rusya'nın en zengin iş insanı konumunda bulunuyor.
Maraşlı Dizisi "Necati" Serhat Kılıç Kimdir? Serhat Kılıç Nereli ve Kaç Yaşında?
Ocak ayında yayınlanmaya başlayan ekranların sevilen dizisi Maraşlı birbirinden başarılı isimlerin bulunduğu oyuncu kadrosuyla da dikkatleri üzerine çekiyor. Bu isimlerden biri de dizide Necati karakterine hayat veren başarılı oyuncu Serhat Kılıç. Peki çeşitli dizi ve filmlerden tanıdığımız yakışıklı oyuncu Serhat Kılıç kimdir? Serhat Kılıç kaç yaşında ve nereli? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Reklam
Fenerbahçe Galatasaray Derbisi: Fenerbahçe Galatasaray Maçı Ne Zaman, Saat Kaçta?
Süper Lig’de bu hafta sonu dev bir maç oynanacak. İki ezeli rakip Fenerbahçe ile Galatasaray, Kadıköy Ülker Stadyumu’nda karşı karşıya gelecek. Ligde ilk iki sırada bulunan Fenerbahçe ve Galatasaray’ın mücadelesinde kazanan şampiyonluk yolunda avantaj yakalayacak. Fenerbahçe derbide kazanıp liderliğe devam etmek isterken, Galatasaray’ın kazanması durumunda ise ligin yeni lider Cimbom olacak. Peki, Fenerbahçe Galatasaray maçı ne zaman, saat kaçta? İşte dev derbi Fenerbahçe Galatasaray maçı ile ilgili her şey…
Reklam
Ulaştırma Ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, "1915 Çanakkale Köprüsü" Şantiyesinde Açıklamada Bulundu:
ÇANAKKALE (AA) - Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, '(1915 Çanakkale Köprüsü) 'Asırların hayali' için geri sayımdayız diyebiliriz. Artık ana kablo montajına başlıyoruz. Köprümüzün, 18 Mart 2022'de hizmete girmesi için çalışmalarımızı hızla sürdürüyoruz.' dedi.Çanakkale Köprüsü şantiyesi ziyaretinde brifing alan Karaismailoğlu, gazetecilere yaptığı açıklamada, Türk halkının bağımsızlığının temellerinin atıldığı ve bir Milli Mücadele destanının yazıldığı Çanakkale'de, dünya çapında bir proje için bir araya geldiklerini söyledi.Bugün dev eserlerden birini olan 1915 Çanakkale Köprüsü'ndeki çalışmaları incelemek için kente geldiğini anımsatan Karaismailoğlu, şöyle devam etti:'1915 Çanakkale Köprüsü, artık, dünya ile ulaşımın her modunda bağlanan ve bölgesinde bir lojistik süper güç haline gelen Türkiye'mize kazandırdığımız en büyük projelerden biri. Eşsiz mimarisi ile bir gerdanlık gibi boğazın üzerinde uzanan köprümüz, bugüne dek yapılan dünya ulaştırma ve altyapı projeleri içinde de çok önemli üstünlüklere sahip. Öncelikle, 1915 Çanakkale Köprüsü'nün, dünyanın en uzun orta açıklıklı asma köprüsü unvanına sahip olacağının altını çizmek istiyorum. Diğer yandan dünyada ikiz tabliye olarak tasarlanan nadir asma köprülerden biri olma özelliğine sahip. Tamamlandığında, dünyada 2 bin metre orta açıklığın üzerinde dizayn ve inşa edilen ilk köprü olarak tarihe geçecek.''Dünyanın en yüksek kulelerine sahip asma köprüsü olacak'Karaismailoğlu, 1915 Çanakkale Köprüsü'nün Çanakkale Boğazı üzerinde adeta dünyaya karşı dimdik dururken şanlı tarihimizden pek çok simgeyi de üzerinde birer nişan gibi gururla taşıyacağını dile getirerek şunları kaydetti:'Köprümüzün 318 metrelik çelik kuleleri Çanakkale Deniz Zaferi'nin kazanıldığı 18 Mart 1915'i işaret ederken, iki çelik kule arasındaki 2 bin 23 metrelik orta açıklık Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıl dönümünü sembolize edecektir. 318 metrelik kule yüksekliği ve 16 metrelik mimari amaçlı top mermisi figürüyle birlikte düşünüldüğünde, deniz seviyesinden 334 metre yüksekliğe erişecek ve dünyanın en yüksek kulelerine sahip asma köprüsü olacaktır. Köprümüzün mühendislik altyapısı da şanına yakışır şekilde hayata geçiriliyor. Köprüde 162 bin kilometre uzunluğunda, yani dünyanın etrafında 4 defa dönecek kadar çelik tel kullanılmaktadır. Bölgedeki yüksek rüzgar hızları dikkate alınarak tasarlanan köprümüz, gerek işletme döneminde gerekse de inşaat sırasında oluşacak en elverişsiz rüzgar etkilerine karşı test edilmiş ve bu testlerden başarıyla çıkmıştır. Gerçekleşebilecek büyük depremlere karşı köprümüzün kule temelleri çelik kazıklarla güçlendirilmiş ve zemin üzerinde konumlandırılmış batırma keson tipi temel seçilmiştir.'Bakan Karaismailoğlu, köprünün Avrupa ve Asya ankraj bloklarında imalatların yüzde 99 oranında gerçekleştiğini, askı halatı ve tabliye imalatlarının fabrikalarda devam ettiğini bildirdi.Ana kablo imalatlarının tamamlandığını anlatan Karaismailoğlu, '304 adet tel demetinden oluşan ana kablonun 236 adedi şantiye depo sahasına intikal ettirildi. Fabrikada tabliye imalatları kapsamında panel imalatları tamamlanarak, blok imalatlarında ise yüzde 63 fiziki gerçekleşme sağlandı. 1915 Çanakkale Köprüsü kedi yolu servis platformu montaj çalışmaları kapsamında kedi yolu döşeme ve yan korkuluklarının montaj çalışmaları da sonlandı. İtme-sürme yöntemi ile yapım çalışmaları devam eden 680 metre uzunluğundaki Asya yaklaşım viyadüğünün yüzde 96'sı fiziki gerçekleşmeye ulaşıldı.' diye konuştu.'Köprümüzün, 18 Mart 2022'de hizmete girmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz'Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, otoyol çalışmaları kapsamında proje başlangıcı olan Malkara Kavşağı ile Umurbey (Çanakkale Kavşağı) arasındaki 83,4 kilometrelik kesimde toprak işleri, sanat yapıları ve üst yapı çalışmalarının devam ettiğini kaydetti.318 metre yüksekliğindeki köprülerin son bloğunun 16 Mayıs 2020'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı bir törenle yerleştirildiğini hatırlatan Karaismailoğlu, şöyle devam etti:'Geçtiğimiz ocak ayında da köprümüzün ana halatlarının çekilmesi sırasında çalışma platformu olarak kullanılacak olan 4 bin 330 metre uzunluğundaki kedi yolunu tamamladık. 'Kedi yolu' diye tabir edilen ana halatların çekilmesinde faydalanılacak bu çalışma platformu köprü yapımlarındaki en önemli eşik noktalarından biridir. Bugüne kadar görevli şirket tarafından 1,985 milyar avroluk iş yapılmış, kamulaştırma çalışmalarına ise 533 milyon lira harcama yapılarak hayata geçirilen bu dev eser inşallah çok yakında halkımızın hizmetinde olacak. 'Asırların hayali' için geri sayımdayız diyebiliriz. Artık ana kablo montajına başlıyoruz. Köprümüzün 18 Mart 2022'de hizmete girmesi için çalışmalarımızı hızla sürdürüyoruz.'Karaismailoğlu, 2019 yılında tamamı hizmete sunulan İstanbul-İzmir Otoyolu, Edirne-İstanbul-Ankara Otoyolu ile İzmir-Aydın ve İzmir-Çeşme otoyolları birleşerek Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan Marmara ve Ege bölgelerini çağdaş bir otoyol ağıyla birbirine bağladığının altını çizdi.Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün de dahil olduğu toplam 400 kilometre uzunluğundaki Kuzey Marmara Otoyolu'nun tamamının trafiğe açıldığını hatırlatan Karaismailoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'1915 Çanakkale Köprüsü ve 101 kilometre uzunluğundaki Malkara-Çanakkale Otoyolu'nun da hizmete girmesiyle Marmara Otoyol Entegrasyonu tam anlamıyla sağlanmış olacaktır. Bir başka deyişle bugün dünyanın en önemli ticari koridorlarının kesiştiği bir nokta haline gelen Marmara Bölgemizi çevreleyen Marmara Ringi tamamlanacaktır. Çanakkale Boğazı’ndan devam etmekte olan feribot geçişi, özellikle yaz aylarında hem yolculara hem de Çanakkalelilere dayanılmaz bir çile çektiriyordu. Köprümüz tüm bu zorlukları ortadan kaldıracak, Çanakkale'de ve bölgesinde yaşamı adeta kökten değiştirecektir. 1915 Çanakkale Köprüsü, feribotla 30 dakikada geçilen ancak bekleme süresiyle çoğu zaman saatler süren Çanakkale Boğazı'ndan geçiş süresini altı dakikaya kadar indirecek. Proje tamamlandığında yıllık zaman tasarruf tutarı 465 milyon liraya, akaryakıt tasarruf tutarı ise 102 milyon liraya ulaşacak. Kısaca her yıl toplam 567 milyon lira tasarruf sağlayacağız.''Milyonlarca insanı her anlamda birbirine bağlayacak'Bakan Karaismailoğlu, 1915 Çanakkale Köprüsü'nün altında Türkiye'nin müreffeh yarınlara taşıyacak, memleketin pek çok noktasına bereket getirecek bir akıl yattığına değindi.1915 Çanakkale Köprüsü'nün Türkiye'nin tarımının, sanayisinin ve turizminin en bereketli olduğu bölgeleri dünyayla bağlayıp ülkeyi bütünsel kalkınma hedeflerine götürecek yeni ticari koridorlar oluşturacağının aktaran Karaismailoğlu, şunları dile getirdi:'Köprümüz, 1915 Çanakkale Köprüsü ve Malkara Çanakkale Otoyol Projesi, özellikle Ege, İç Anadolu'nun batısı, Adana-Konya aksı ve Batı Akdeniz ile Trakya-Avrupa arasındaki yük ve yolcu taşımacılığında İstanbul'a önemli bir alternatif olacaktır. Ege'nin, Akdeniz'in, İç Anadolu'nun ihracat ürünleri birkaç saat içerisinde kesintisiz bir ulaşımla Avrupalı alıcılarına ulaşacaktır. Marmara ve Ege bölgelerindeki limanlar, demiryolu ve hava ulaşım sistemleriyle köprünün sağladığı kara yolu entegrasyonu sayesinde etkin ve hızlı şekilde bağlanacaktır. Proje, köprünün konumundan kaynaklı olarak sadece boğazın iki yakasını değil, bölgedeki ve bölge ile bağlantılı coğrafyalardaki milyonlarca insanı her anlamda birbirine bağlayacaktır.'Karaismailoğlu, Türkiye'nin demir yolunda yüksek hızlı tren ağını genişletmiş, hızlı tren koridorları oluşturmuş, yerli bir demiryolu endüstrisi oluşturmuş, lojistik merkezlerle ülkesinin rekabet kabiliyetini güçlendiren, İpek Demiryolu'nun merkez ülkesi konumuna gelen bir ülke olacağını vurguladı.Türkiye'nin dev limanları, gemi inşa alanında marka yapan tersaneleri, güçlü deniz ticaret filosuyla deniz ülkesi kimliğini yeniden hatırlamış bir ülke olacağına değinen Karaismailoğlu, şunları kaydetti:'Yeni havaalanlarıyla sadece bölgesel değil, kıtalar arası konumunu güçlendiren, havacılık endüstrisinde söz sahibi olan bir ülke olacaktır. Kendi milli uydularını üreterek uzayda söz sahibi olurken, haberleşme sistemleri ile bilgi toplumuna geçen, bilişim teknolojilerinde ve yazılımda üretici vasfına sahip bir ülke olacaktır. Yaptığımız işler karşısında, ileri görüşlülüğümüzü anlamayanlar, geçmişe ve gelecek nesillere duyduğumuz sorumluluğu idrak edemeyenler oluyor. Ama biz biliyoruz ki tarih konuşanları değil iş yapanları, aziz şehitlerimiz gibi yolundan dönmeyenleri yazacak. İnsanlık, cephede en önde koşanları, vatan için canını ve ömrünü feda etmekten kaçınmayanları, gece gündüz milletine hizmet edenleri, 'olmaz' diyenlerin karşısına 'olur' diyerek dikilenleri unutmayacak. Biz, attığımız her adımda şanlı tarihimize ve parlak geleceğimize duyduğumuz sorumlulukla hareket ediyoruz. Bugün bu cennet vatana layık olacak işlerin altından kalkamazsak ne bu topraklarda yatan kahraman şehitlerimize borcumuzu ödeyebiliriz, ne de yarın kendi evlatlarımızın rızasını alabiliriz.'
Ak Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş, Gaziantep Üniversitesindeki Fotoğrafa İlişkin Konuştu:
İSTANBUL (AA) - AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Gaziantep Üniversitesini ziyaretindeki fotoğrafa ilişkin olarak, 'Benim bir siyasi kimliğim var, bir de öğretim üyesi kimliğim var. Gaziantep Üniversitesi Rektörü Sayın Arif Özaydın'a yapmış olduğum ziyaret, siyasi bir ziyaret değildir, bütün konuşmalar ortadadır. Her şeyi politik malzeme olarak görmek isteyenlerin hevesleri kursaklarında kalır, buradan bir şey çıkmaz.' dedi.Kurtulmuş, internet medyası temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda, Gaziantep Üniversitesi ziyaretinde rektörlük makamına oturduğu fotoğraf konusunda bir soruya, şu karşılığı verdi:'Gaziantep'teki 10-15 dakikayı geçmeyen ziyaretimizden nasıl böyle bir sonuç çıkardılar, bunu anlamak mümkün değil. Benim bir siyasi kimliğim var, bir de öğretim üyesi kimliğim var. Ben 2014 yılında Başbakan Yardımcısı olana kadar üniversitede ders vermeye devam ettim. Medyada -bir tanesi de Nevzat Bey'dir- bürokrasinin, üniversitenin içerisinde çok sayıda öğrencim vardır. Gaziantep Üniversitesi Rektörü Sayın Arif Özaydın'a yapmış olduğum ziyaret, siyasi bir ziyaret değildir, bütün konuşmalar ortadadır. 20'ye yakın basın mensubu orayı izlemiştir ve bir kelime siyasetten bahsedilmemiştir. Kaldı ki Arif Özaydın, benim İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesindeki doktora öğrencilerimden birisidir. Ben o odaya gidip Arif Özaydın'ı ziyaret etmekten büyük bir keyif aldım, Arif Bey de hocasını makamında karşılayan bir öğrenci olarak konuşmalarına başlarken hislendi, duygulandı, gözleri yaşardı.'Ziyaretin 'hoca-talebe ilişkisi içerisinde' yapıldığını belirten Kurtulmuş, şunları söyledi:'Her şeyi politik malzeme olarak görmek isteyenlerin hevesleri kursaklarında kalır, buradan bir şey çıkmaz. Bu, gerçekten insani durumu da politize etmeye çalışan bir şeydir. Orada ben kısa bir süre bulundum, konuşmalarım da ortadadır. Üniversitelerin asla politize edilmemesini, üniversitelerin bilim, araştırma, geliştirme yuvaları olduğunu, Gaziantep Üniversitesinin de bu özelliklerini güçlendirerek Gaziantep şehriyle bütünleşik bir şekilde çalışmaları gerektiğini anlattım. Orada bir hoca olarak bulundum. Sadece politik kimliğim yok, hoca olarak da bulundum. Bir öğrencimin öyle bir makama gelmiş olmasından duyduğum memnuniyetle o odaya gittim, Sayın Rektör Hocamız da hocasını karşılamış olmanın verdiği sevinçle, duyguyla bize yerini gösterdi. Orada kimse el pençe divan durmuyor karşımızda. Ben bırakın politik ilişkiler üzerinden bir hiyerarşi oluşturmayı, arkadaşlar da bilirler hocayken bile öğrencilerimle aramda en ufak bir mesafe koymamayı başarmış birisiyim. Buradan böyle bir politik mesele, tartışma çıkarmak, iktidarı vurmak için 'Aman ne güzel elimize bir fırsat geçti' zannedenlere itham ederim. Bu, fevkalade kötü niyetli bir yorumdur, ufak bir ziyareti politize etme gayretidir. Meselenin aslı hoca-talebe ilişkisi içerisinde yapılan bir ziyarettir ve burada asla, bir kelime dahi politika konuşulmamıştır, bütün kayıtları ortadadır. Kaldı ki biz, kusura bakmasınlar üniversitelere nasıl siyaset sokulduğunu gayet iyi biliriz ve onlardan çok çekmiş olan bir neslin temsilcileriyiz. Dolayısıyla samimi bir dostluk ziyaretidir, hocanın talebesini ziyaretidir, talebesinin de o sevinçle hocasını karşılaması. Nihayetinde ev sahibi bize nereye otur derse oraya oturacağız. Misafir, ev sahibinin gösterdiği yere oturur. Bu, bir makamı işgal değildir. İşleri güçleri, zihinleri tersine çalışanların bu konuyu tekrar düşünmeleri ve yaptıkları nezaketsiz tavırlardan dolayı da mahcup olmalarını dilerim.'
Reklam
Kırklareli'nde Kuruma Noktasına Gelen Barajlar Son Yağışlarla Suyla Doldu
KIRKLARELİ (AA) - Kırklareli'nde sağanak ve kar erimeleri, barajların su seviyelerini artırdı. Devlet Su İşleri 112. Şube Müdürlüğünden alınan verilere göre, Kırklareli'ndeki 4 baraj son yağışlarla doldu.Barajlarda, Aralık 2020'de 58 milyon 197 bin metreküp olarak ölçülen su seviyesi, yağışlarla 201 milyon 397 bin metreküpe çıktı.Edirne'ye de içme suyu sağlanan Kayalıköy Barajı'nda kuraklığa bağlı olarak su miktarı, dip seviyelerine düşmüş, bu nedenle Barajdan bu kentte içme suyu aktarımı durdurulmuştu. Son yağışlarla Kayalıköy Barajı'ndaki doluluk oranı, yüzde 56'lara yükseldi.Kırklareli Barajı'nda doluluk oranı yüzde 62, Çayırdere Barajı'nda yüzde 33, Armağan Barajı'nda ise yüzde 74 olarak ölçüldü. Kayalı'da çiftçilik yapan Gökhan Uyanık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, barajdaki su seviyesinin artmasının kendilerini umutlandırdığını ifade etti.Kayalıköy Barajı'nın su seviyesinin bu kadar kısa sürede artmasına ilk kez şahit olduklarını anlatan Uyanık, 'Son iki yağışta aldığımız su güzel oldu. Barajımız su seviyesi yüzde 6'ya kadar düşmüştü. Çocukluğumdan beri ilk kez barajı öyle görmüştüm. Ama Allah'a şükür yağmur ve karla gelen su doluluk oranını arttırdı. Burada gördük ki su velinimettir.' dedi.Uyanık, yine de su tasarrufunun öncelik haline getirilmesi gerektiğini kaydetti.
Anket: Boğaziçi Direnişi'ni Destekliyor musun?
etiket
Doktora tezinde intihal olduğu iddia edilen, gökten adeta zembille inercesine Boğaziçi Üniversitesi'ne rektör atanan Melih Bulu istifa etmiyor. Bir aydır eylemler devam ediyor. Son günlerde büyüyen eylemler sokakta, tartışmalar sosyal medya da büyüdü. Biz de size 7 soruluk bir anket hazırladık.kapak tweeti: kirsalsol
Portekiz, Akdeniz'de Düzensiz Göçmenlere Yasa Dışı Muamele İddiaları Üzerine Frontex Yönetiminin Toplanacağını Duyurdu
MADRİD (AA) - Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığını yürüten Portekiz, Akdeniz'de düzensiz göçmenlere yapılan yasa dışı muamelelere göz yumduğu iddialarıyla gündeme gelen AB Sahil Güvenliği ve Sınır Ajansı (Frontex) yönetiminin toplanacağını açıkladı. Portekiz İçişleri Bakanı Eduardo Cabrita, Avrupa Parlamentosu Sivil Özgürlükler, Adalet ve İçişleri Komitesinin dün yapılan oturumundaki konuşmasında, Frontex'in hedeflerine ulaşmasının garanti edilmesi gerektiğini ve bu nedenle yönetimin toplanacağını söyledi.Cabrita, 'Sınırlarımızı savunmak için ortak bir güç oluşturmaya yönelik kararlar alıyoruz. Bu nedenle Frontex'in temel haklar konusunda hukukun üstünlüğü kurallarına uygun hareket etmesi esastır.' diye konuştu.Frontex'in organizasyon yapısının tamamlanması ve performansıyla ilgili inceleme mekanizmalarının kurulması gerektiğini vurgulayan Cabrita, martta yapılması öngörülen AB Adalet ve İçişleri Konsey Toplantısı'ndan önce Frontex yönetiminin toplanacağı bilgisini paylaştı. Bazı sivil toplum kuruluşlarının araştırmalarında Frontex, deniz yoluyla gelen düzensiz göçmenlerin, Yunanistan tarafından yasa dışı şekilde Türkiye'ye gönderilmesine göz yummakla suçlanmıştı.
Reklam
Pakistan'da Tutuklu 17 İranlı Balıkçı Serbest Bırakıldı
ANKARA (AA) - İran, Pakistan kara sularını ihlal ettikleri gerekçesiyle yaklaşık 4 ay önce tutuklanan 17 balıkçının tahliye edilerek ülkeye döndüğünü duyurdu. İran resmi ajansı IRNA'nın haberine göre, Pakistan'da tutuklu bulunan 17 İranlı balıkçı serbest bırakıldı. Serbest bırakılan İranlı balıkçıların ülkeye döndüğü belirtildi. Yaklaşık dört ay önce yanlışlıkla Pakistan'ın kara sularına giren İranlı balıkçılar, Pakistan güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınmış, daha sonra tutuklanarak cezaevine konulmuştu.
Hamileler Ve Emziren Anneler İçin Kovid-19 Aşısı Önerisi
İSTANBUL (AA) - Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru, Türkiye'de uygulanan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı cinsinin hepatit aşısına benzerliği nedeniyle gebelik esnasında ya da emzirme döneminde güvenle kullanılabileceğini bildirdi. Prof. Dr. Buyru, yaptığı yazılı açıklamada, salgın sürecinde en çok merak edilen sorulardan birinin 'Hamileler ve emziren anneler aşı yaptırmalı mı, yaptırmamalı mı?' olduğunu aktardı. Başlangıçta aşının yan etkileri tam olarak bilinmediği için hamilelere ve emziren annelere önerilmediğini anımsatan Buyru,'30 Ocak'ta Pfizer BioNTech tarafından geliştirilen mRNA aşısının güncellenen kılavuzunda, aşının hamilelere ve emziren annelere de uygulanabileceği yer aldı.' bilgisini verdi.Aralık 2020 itibarıyla toplumsal bazda aşı yapılmaya başlandığını hatırlatan Buyru, Avrupa ülkeleri ve Türkiye'de daha sonra elde edilen bilgilerle gebelere de aşı yapılabileceği, bunun bebek ve anne açısından olumsuz bir sonucunun olmayacağına ilişkin yapılan çalışmalar arttıkça aşıya daha güvenle yaklaşır hale geldiklerini ifade etti. Prof. Dr. Buyru, Türkiye'de uygulanan inaktif aşılara değinerek, şöyle devam etti:'Biliyoruz ki Türkiye'de uygulanan aşının, aşı cinsi hepatit aşısına benzerliği nedeniyle gebelik esnasında ya da emzirme döneminde de güvenle kullanılabilir. mRNA aşılarıyla ilgili bilinenler daha azdı. Bu aşılar bilindiği üzere teknolojik olarak yeni ve ilk kez uygulandı. mRNA aşıları da gebelik sürecinde kullanılabilir. Çünkü hastalığın ölümcül ve ağır seyri hem bebek hem de anne açısından ciddi risklere neden olabiliyor. Hastalığın hangi gebede ağır, hangi gebede hafif seyredeceğini bilmediğimiz için aşıların önemi büyük.' 'Koronavirüs, anne ve bebek kaybına yol açan bir enfeksiyon'Buyru, özellikle personeli başta olmak üzere diyabet, tansiyon gibi sistemik hastalığı olan gebelerin aşılanmasının, hastalık risklerinden korunmak için daha ağır bastığını belirterek, risk altında olan hamilelerin aşılanması önerisinde bulundu. Kovid-19'un hamileler için büyük bir risk olduğuna dikkati çeken Buyru, 'Koronavirüs, hem anne hem bebek kaybına yol açan bir enfeksiyon. Önceki viral enfeksiyonların hiçbirine benzemiyor. Bulaşma, tedavi ve hastalığın nasıl seyredeceği konusunda hala bilinmezler çok fazla. Buna bugünkü mutasyonları da eklediğimizde gerçekten herkesin korkması gereken bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Hastalığın anneye ve bebeğe getireceği riskler göz önünde bulundurulunca aşı yaptırmak daha güvenli.' değerlendirmesini yaptı.'Gebe kalmayı planlayanlar ve tüp bebek tedavisi düşünenler öncesinde aşı yaptırmalı'Prof. Dr. Buyru, hamile kalmaya karar verenlerin öncesinde aşı yaptırmaları gerektiğini aktararak, şunları kaydetti:'Hamile kalmaya karar verip aşılama programına dahil olan ya da aşılama programına dahil olup gebe kalmayı planlayan çiftler var. Bunlarda da aslında ikinci doz aşıyı bekleyip yeterli bağışıklık oluştuktan sonra gebeliği planlamak ya da tüp bebek gibi bir tedavi yapılacaksa ve çift aşılama sürecindeyse en azından ikinci doz aşıyı bekleyip ondan sonra tedaviye başlamak daha uygun olur. Kılavuzlar baştan 2 ay kadar bir süre beklemeyi öneriyordu. Bugün biliyoruz ki ikinci doz aşıdan hemen birkaç gün sonra, bir hafta sonra yeterli antikor oluşumu gözleniyor. Antikor oluşumu kişinin çevresinin korunması açısından da önemli. İkinci doz aşı yapıldıktan sonra gebelik planlamalarında ya da tüp bebek tedavisi düşünüyorlarsa ikinci doz aşıdan sonra yaptırmalarında yarar var.'
Reklam
Adana'da Uyuşturucu Ele Geçirilen Araçtaki 3 Şüpheli Yakalandı
ADANA (AA) - Adana'da bir araçta 50 gram sentetik uyuşturucu, 1 gram eroin ve 134 uyuşturucu hap ele geçirildi, 3 şüpheli gözaltına alındı.İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Karataş ilçesi Yüzbaşı Mahallesi'nde yaptığı uygulamada durdurduğu aracı aradı.Araçta 50 gram sentetik uyuşturucu, 1 gram eroin, 134 uyuşturucu hap ve uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi, 3 şüpheliyi gözaltına aldı.
Kazakistan Yapay Zeka İçin 5 Yıl İçinde 1 Milyar Dolar Yatırım Yapacak
NUR SULTAN (AA) – Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, ülkede gelecek 5 yıl içinde yapay zekaya 1 milyar dolardan fazla yatırım yapılacağını söyledi. Avrasya Ekonomik Birliğine (AEB) üye ülkelerin hükümet başkanları Kazakistan’ın Almatı şehrinde düzenlenen Almatı Dijital Forumu-2021’de bir araya geldi. Kazakistan Başbakanı Askar Mamin’in ev sahipliğinde gerçekleşen foruma Rusya, Belarus, Kırgızistan, Özbekistan, Ermenistan başbakanları katıldı. Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, forumun açılış törenine gönderdiği video mesajında geleceğin teknoloji ve inovasyonda olduğunu belirtti. Tokayev, Kazakistan’ın da gelecek 5 yıl içinde yapay zeka alanına 1 milyar doların üzerinde yatırım yapmayı planladığını kaydederek, “Bu amaçla, Dünya Bankası iş birliğinde Nazarbayev Üniversitesinde ulusal yapay zeka merkezi kuruluyor. Birlik (AEB) ve bölgedeki tüm ortaklarımızı söz konusu alanda çok yönlü iş birliğine davet ediyoruz.” ifadesini kullandı.
Maarif Vakfının Azerbaycan'da Okul Açabilmesi İçin Mutabakat Sağlandı
BAKÜ (AA) - TOLGA ÖZGENÇ - Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün, Azerbaycan'da okul açabilmek için gerekli mutabakatın sağlandığını belirterek, 'Kovid-19 pandemisini de dikkate alarak doğrusu ihtiyatlı davranmak lazım ama hedefimiz 2021 yılında Bakü'de Maarif Vakfının ilk okulunu açmaktır.' dedi.Bakü'deki temaslarını AA muhabirine değerlendiren Akgün, 2017'den bu yana Azerbaycan ile eğitim konularını görüştüklerini belirterek, 'Bir millet iki devlet' söyleminin sadece sözde olmadığını, Karabağ'ın azad edilmesinde görüldüğü gibi gerektiğinde fiiliyatta da olduğunu söyledi.Türkiye'deki 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ülkedeki Fethullaçı terör örgütü (FETÖ) yapılanmasını tasfiye etmesi nedeniyle Azerbaycan yönetimine teşekkür eden Akgün, 'Şimdi kendi okullarımızı Azerbaycan'da da açmak ve küresel anlamda sahip olduğumuz kaliteli eğitim birikimini Azerbaycan halkına da taşımak istiyoruz.' diye konuştu.Bu amaçla Azerbaycan Eğitim ve Dışişleri Bakanlıklarıyla görüştüklerini ifade eden Akgün şunları kaydetti:'Uzunca bir süredir çalışmış olduğumuz bir anlaşma metnimiz vardı. Gururla, sevinçle söyleyebilirim ki bu anlaşmanın üzerinde mutabakat sağladık. İmzası önümüzdeki haftalarda Sayın Eğitim Bakanımızın Türkiye yapacağı ziyarette, Ankara'da atılacak. Biz bu anlaşma sonrasında, Azerbaycan'da da başta Bakü olmak üzere ilk okulumuzu açacağız. İnşallah Azerbaycan’ı, Maarif Vakfının okulunu açtığı 44. ülke olarak görmek istiyoruz. Bu konuda hazırlıklarımız da devam ediyor.'Bu anlaşmayla hemen Bakü'de bir ofis açacaklarını bildiren Akgün, 'Kovid-19 pandemisini de dikkate alarak doğrusu ihtiyatlı davranmak lazım ama hedefimiz 2021 yılında Bakü’de Maarif Vakfının ilk okulunu açmaktır.' ifadesini kullandı.Bakü'de açılacak okulun, anaokulundan liseye kadarki sınıfları kapsayacak K 12 düzeyinde olacağına işaret eden Akgün, Azerbaycan ile IT teknolojilerinin kullanımı konusunda öğretmen eğitimi, tecrübe paylaşımı, müfredat geliştirme kursu gibi birçok alanda iş birliği yapacaklarını söyledi.'İşgalden kurtarılan topraklarda da eğitime katkı sağlamak istiyoruz'Karabağ'da çok büyük bir zafer kazanıldığını, tüm Türkiye'nin bu zaferle heyecan yaşadığını dile getiren Akgün, Maarif Vakfının işgalden kurtarılan topraklarda da eğitime katkı sağlamayı amaçladığını bildirdi.Akgün, 'Şunu samimiyetle dile getirdik. Eğer Karabağ'ın yeniden inşasında oradaki sosyal, sivil hayatın yeniden kurulmasında, eğitim anlamında bize düşen bir görev varsa biz her türlü desteğe hazırız.Bu çerçevede onların bize göstereceği yerlerde okul açma konusunda da hazırlığımızı yapıyoruz.Tabii ki siyaseten öncelikli olarak Karabağ’ın güvenlik sorunlardan başlanmalı, mayınların temizlenmesi, hangi şehirlere ne kadar nüfusun yerleşeceği konusunda Azerbaycan hükümetinin şu anda yapmakta olduğu stratejik planlama süreçlerinin tamamlanması belli bir zaman alacaktır. Bunu ifade ettik, Biz Karabağ'ın yeniden inşasında eğitim alanında var olmak istiyoruz, bütün birikimimiz de orada kardeşlerimizin gelişmesi kalkınması anlamında kullanmaya hazırız.' dedi.Azerbaycan'ın beklentisi doğrultusunda uluslararası statüde okullar açacaklarını kaydeden Akgün, şunları söyledi:'Belli başlı uluslararası eğitim sertifikasyonları var. Tabii bunların kazanılması belki zaman alabilir ama biz gerçekten İB ya da Cambridge sertifikası olan ama öncelik olarak Azerbaycan müfredatının esas alındığı bir okul tasarlıyoruz. Bunu şunun için söylüyorum yani Maarif Vakfı eğitim stratejisinin temelinde esasen o ülkenin ihtiyaç duyduğu kaliteli insan ihtiyacını karşılama vardır. O ülkenin kendi milli kültür ve geleneği içerisinde devletinin standartlarına uymak vardır, iş birliği vardır. Biz Maarif Vakfını emperyalist ülkenin temsilcisi olarak tasarlamıyoruz, tam tersine ilişkileri geliştirmek ve o ülkenin gelişme ve kalkınma planlarında hizmet edecek bir yardımcı araç olarak düşünmelerini istiyoruz.''Maarif Vakfı, ekonomik gelişme ve kalkınma politikalarının bir parçası olarak da görülmeli'Türkiye'nin içe kapanık bir ülke olmadığını, ekonomisiyle, siyasetiyle her zaman dışa açık bir ülke olmak zorunda olduğunu vurgulayan Akgün, “Çünkü bizim ekonomimiz belli bir metaya dayanmıyor. Yani bir petrole, doğalgaza dayanmıyor. Biz dünya ile ticaret yaparak dünya ile yatırım yaparak ve dünyadan yatırım alarak gelişen, kalkınan bir ülkeyiz. Türkiye'nin 800 milyar dolarlık gayrisafi milli hasılasının yarısı Türkiye'nin dış dünyayla kurmuş olduğu sağlıklı ilişkilerden oluşuyor. İthalat, ihracat, turizm gelirleri, yatırımlar ve işçi sermaye hareketleri düşünüldüğü zaman Türk ekonomisinin %50-55'i dış dünyayla kurduğu ilişkiler.' değerlendirmesini yaptı.Akgün, Maarif Vakfının açtığı okullarla, yatırımcılar veya ticaret yapanların ihtiyacı olan ilgili ülkelerin dilini, kültürünü bilen insanları yetiştirdiğine dikkati çekti.Maarif Vakfının büyük ölçüde ekonomik gelişme ve kalkınma politikalarının bir parçası olarak da görülmesi gerektiğini savunan Akgün, vakfın 4 yılda geldiği noktayı şöyle anlattı:'Dünyanın 100 Ülkesi ile yakın bir temas içindeyiz. Buralarla eğitim faaliyetlerimizi düzenleyebilmek adına öncelikli olarak mutabakat imzalıyoruz yani o ülkelerde Türkiye Maarif Vakfının legal kimliğinin, hukuki statüsünün tamamlanması konusunda iş birliği anlaşmaları imzalıyoruz.Bu çerçevede altyapısını tamamladığımız 52 ülkede ofisler açtık bunların 43'ünde de eğitim kurumlarımız var yani okullarımız var, yurtlarımız var, eğitim etüt merkezlerimiz var. Buralardaki 332 okulla hizmet veriyoruz. Toplamda 40 bin küsur öğrencimiz var. Okullara, 15 Temmuz sonrasında, Türkiye’ye devredilen yurt dışındaki FETÖ okullarından 214 okul da dahildir. Dünyanın farklı ülkelerinde FETÖ okullarının devri konusunu yakından takip ediyoruz.'
Burak Aksak'ın Yeni Dizisi 50m2'nin Hamilelik Üzerinden Bambaşka Bir Analizi
Netflix sayesinde yerli diziler artık 45 dakika sürüyor ve o anlamsız bakışmaların olduğu 2 saatlik işkence bitiyor. Bu da bizi yerli dizileri izlemeye daha çok teşvik ediyor. Böyle olunca da Netflix'in yerli dizilerini merakla bekler olduk. Bunlardan biri de Burak Aksak'ın yeni dizisi 50m2. Engin Öztürk ve Aybüke Pusat'ın başrollerinde oynadığı Selçuk Aydemir ve Burak Aksak'ın yönetmenliğini yaptığı dizi  komedi türünde değil ama Muhtar (Cengiz Bozkurt) karakteri L&Mcileri tatmin ediyor :)8 bölümlük diziyi Onedio'daki tanıtım videosundan sonra izledim. Bir mahalledeki kentsel dönüşümden yola çıkarak kurgulanan dizide Gölge karakterinin süreç içinde değişimini izliyoruz. Sosyal medyada okuduğum kadarıyla Muhtar karakterine gülenler, Gölge'yi kahramanlaştıranlar olmuş ama benim favorim Civan karakteri (Spoiler vermiyorum :) )  Ve tabii ki her dizide olduğu gibi sevenler ve sevmeyenler ikiye ayrılmış.
Reklam