MART
Sigara, Uyuşturucu Ve Madde Bağımlığına Geçişin İlk Adımı Olabiliyor
İSTANBUL (AA ) - KENAN IRTAK - Temiz Toplum Derneği Genel Başkanı Bilal Ay, sigara bağımlılığının beraberinde daha kötü alışkanlıklara götürebildiğini belirterek, 'Sigara, uyuşturucu ve madde bağımlığının ilk adımı. Tuzağa düşürülmüş evlatlarımızın birçoğunun sigara uzatılarak bu tuzağa çekildiğini görüyoruz. Ülkemizde 2 milyon madde bağımlısı var, bunların yüzde 80'ni sigarayla geçiş yapmış.' dedi. Ay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bir beyin rahatsızlığı olarak ifade edilen bağımlılığın, bir maddeden veya bir alışkanlıktan zarar görüldüğü halde onun terk edilememesi, bırakılamaması olduğunu söyledi.Bağımlılıkları sigara, alkol, uyuşturucu, madde, marka ve teknoloji şeklinde sıralayan Ay, Türkiye'de toplamda bunlardan en az birine bağımlı olan kişi sayısının 25 milyon civarında olduğunu kaydetti.Türkiye'de ve dünyada bağımlılıkta sigaranın başat rol oynadığına dikkati çeken Ay, şöyle devam etti:'Ülkemizde 20 milyona yakın sigara bağımlısı var. Sokaktaki her 4 kişiden birisi sigara kullanıyor. Zararlarını biliyoruz ama ne zararlar getirdiğini tam manasıyla idrak edememişiz ki rakamlar bu kadar yüksek. 2005 yılında getirilen kapalı mekanlarda sigara içilmemesi düzenlemelerine rağmen 20 milyon insandan bahsediyoruz. Ülkemizde akciğer kanserinden hayatını kaybeden vatandaşların yüzde 90'nı sigaranın kurbanı diyebiliriz. Diğer kanser türlerine bağlı hayatını kaybeden vatandaşlarımızın yüzde 30-35 arasındaki kısmı yine sigarayla bağlantılı olarak bu problemleri yaşıyorlar.'Ay, sigara içmenin başta kanser olmak üzere, kalp damar hastalıklarına, cilt ve cinsel problemlere yol açtığına vurgu yaparak, sigarının gebe kadınlarda ve bebeklerde doğum öncesi ve sonrasında ciddi sorunlara neden olduğu ifade etti.'Madde bağımlığında mücadeleyi sigaradan başlatmak lazım'Sigaranın uyuşturucu ve madde bağımlığına geçişte önemli rol olduğuna oynadığına işaret eden Ay, şunları kaydetti:'Uyuşturucu ile istatistiklere baktığımızda madde kullanan vatandaşlarımızın yüzde 90'dan fazlasının sigara ile geçiş yaptığını biliyoruz. Narkotik birimlerin raporlarına göre madde kullananların yüzde 80-81'i bu şekilde ilk adım olarak sigarayı kullanıyorlar. Sigara beraberinde daha kötü alışkanlıklara götürebiliyor. Sigara, uyuşturucu ve madde bağımlığının ilk adımı. Tuzağa düşürülmüş evlatlarımızın birçoğunun sigara uzatılarak bu tuzağa çekildiğini görüyoruz. Ülkemizde 2 milyon madde bağımlısı var, bunların yüzde 80'ni sigarayla geçiş yapmış. Türkiye’de hükümlülerin yüzde 60'ı uyuşturucu ve bağlı suçlardan içerideler. Kadın cinayetlerini konuşurken arka planda uyuşturucu ve alkolü konuşmak lazım. Cinayetlerin yüzde 85’inin arkasında uyuşturucu var. Kadın cinayetlerini engellemek istiyorsanız uyuşturucu ve alkol ile mücadele etmek zorundasınız. Uyuşturucu ve alkole mücadele etmek istiyorsanız da mücadeleyi sigaradan başlatmak lazım.'Ay, sigarının içinde 4 bin kimyasal bulunduğu hatırlatarak, bunların birçoğunun kanserojen olduğunu anımsattı.'Bir kereden çok şey olur'Dernek olarak her türlü bağımlılıkla mücadele ettiklerini anlatan Ay, şu ifadeleri kullandı:'Bu mücadele bir sloganımız var. Bir kereden çok şey olur. Bağımlılıklara ilk adamı atarken insanlar 'bir kereden bir şey olmaz' diyerek teşebbüste bulunuyor. İkinci adımda İlk defa aldıktan sonra kişi 'bir kere daha alırım ama başka içmem' diyor. 3. adımda ben kullanıyorum ama bağımlı değilim, istesem bırakabilirim' diyor. Sonrasında ise 'ben bunu bırakamam, bunsuz yaşayamam' diyor. Sorunlar, problemler, üzüntü, sevinç her noktada, pencereyi açtığında, kolunu arabanın camından çıkardığında hep sigarayı hafıza getirecek, sigarayı talep edecek, beyindeki dopamin miktarının yükselmesiyle birlikte oraya tamamen yönlendirecek döngüye sokuyoruz. Bir kereden bir şey olmaz denilerek atılan adım telafi edilemeyecek noktalara götürebiliyor.''Sigara bağımlısı ben bundan kurtulacağım derse onu bırakabilir''Sigara bağımlılığından kurtulmak için en önemli adım hiç başlamamaktır' diyen Ay, şöyle devam etti:'Bu bütün bağımlılıklar için bu geçerli. Bunların her birisi vücudumuza zarar veriyor. Temiz Toplum Derneği olarak bir savunma hakkı oluşturmaya çalışıyoruz. Geriden gelen neslin tuzağa düşmemesi için masum olarak gördükleri hususlara bulaşmaması için adımlar atıyoruz. Kişi merak etti, tuzağa düşürüldü, kandırıldı, ya da çevre, akran ve arkadaş etkisiyle maddeye meyletti. Bunların kurtarılması lazım. Bundan kurtulabilmenin ilk yolu da 'ben bundan kurtulmak istiyorum' iradesini ortaya koyabilmek. Sigara bağımlısı 'ben bundan kurtulacağım' derse onu bırakabilir. Aksi takdirde istediği kadar metot kullansınlar, istediği kadar ilaç kullansınlar onu bırakması mümkün değil. İkinci adımda sigarayı hatırlatacak unsurları hayatından çıkaracak. Kül tabağı, sigara paketi, çakmak, kibrit gibi malzemeleri uzaklaştırması lazım. Bunların uzak olduğu ortamlarda vakit geçirmesi lazım. Çevre tarafından teşvik edilmesi lazım. Bunun yerine muadil şeyler koyabilmeli, sigara içen birine en basitinden sakız çiğnemesi tavsiye edilir. 'Cebinde çerez olsun' denir. Bol bol nefes almasını tavsiye ediyoruz. Bağımlılıkların mücadelesinde en bilindik yöntem mevzi kazanmadır. Adım adım kategorilere dikkat ederek, bundan kurtulabilir.'Sigara başta olmak üzere tüm tütün ürünlerinin bağımlılık yaptığını hatırlatan Ay, nargilenin sigaradan daha zararlı olduğunu, akciğere daha fazla zarar verdiğini anlattı.Bağımlılıkla mücadeleyi topyekun yürütmek gerektiğine işaret eden Ay, 'Bir şey çok söylendiğinde etkisini kaybediyor. Sigarayı bu anlamda örneklerin en başına koyuyorum. Sigaranın sağlığa zararlı olduğu, kapalı mekanlarda içmenin yasaklandığını herkes biliyor ama çok duyduktan sonra vücut ona da bağışıklık üretiyor. Ne kadar zarar vereceğini böylece tam manasıyla idrak edememiş oluyor.'
Kahramanmaraş'ta Uyuşturucu Operasyonunda Yakalanan 2 Şüpheli Tutuklandı
KAHRAMANMARAŞ (AA) - Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesinde düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 2 zanlı tutuklandı.İhbarı değerlendiren İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri, O.K. ve R.B'nin uyuşturucu ticareti yaptığı bilgisine ulaştı.Afşin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde çalışma başlatan ekipler, şüphelilerin iş yeri ve araçlarında yaptığı aramada, bir miktar uyuşturucu ve bunu kullanma aparatları ile hassas terazi ele geçirdi.Gözaltına alınan şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede tutuklandı.
Rusya A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Cherchesov'dan Antalya'daki Kovid-19 Tedbirlerine Övgü:
ANTALYA (AA) - SÜLEYMAN ELÇİN - Rusya A Milli Takım Teknik Direktörü Stanislav Cherchesov, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde Antalya'da kamp ve tatil yapmanın güvenli olduğunu belirterek, Rus takımlarını kente davet etti.Kamp yapan Rus ekiplerini takip etmek için Antalya'ya gelen Cherchesov, AA muhabirine, bölgenin iklimi ve tesisleriyle futbol kampları için uygun olduğunu söyledi.Türkiye'yi çok sevdiğini, Antalya'nın kendisi için de ayrı bir önemi olduğuna işaret eden Cherchesov, milli takımın başındaki ilk maçını Antalya'da Türkiye ile yaptığını hatırlattı.Türkiye'ye 12 yıldır tatile geldiğini aktaran Cherchesov, kentte güzel anılar biriktirdiğini dile getirdi.'Önlemleri gördüm, bizzat şahidim'Avrupa Şampiyonası öncesi kadroyu kurmak için çalışmalarını sürdürdüğüne değinen Cherchesov, şöyle konuştu:'Antalya'da kamp yapan Rus futbolcuları takip etmek ve Antalyasporlu Kudriashov'un performansını canlı izlemek için buraya geldim. Buradaki Kovid-19'a karşı alınan önlemleri görünce mutlu oldum. Antalya'da herkes güvenli turizme adapte olmuşa benziyor. Burası çok güvenli. Bunun en büyük göstergesi de şu an ailemle otelde kalıyorum. Salgına karşı bir çok önlem alınmış. Önlemleri gördüm, bizzat şahidim. Rusya futbol takımları buraya kamp yapmak için gelmeye başladı. Bundan sonra da rahatlıkla gelebilirler.' Avrupa Futbol Şampiyonası için hazırlıklarını da sürdürdüklerini aktaran Cherchesov, organizasyona sağlıklı, eksiksiz bir kadroyla katılmak istediklerini dile getirdi.Türkiye ile son oynanan karşılaşmada 10 futbolcularının olmadığına değinen Cherchesov, 'Şampiyona için plan yapmak için çok erken. Elimizden geleni yapacağız. Şampiyonluğu kazanmak için mücadele edeceğiz. ' ifadelerini kullandı. Cherchesov'un konakladığı otelin genel müdürü Zafer Alkaya da bilim kurulu üyelerinin önerileri doğrultusunda güvenli turizm için çalıştıklarını söyledi.Güvenli turizmin gereklerini harfiyen yerine getirmeye çalıştıklarını vurgulayan Alkaya, 'Takımlar buraya gelip, bizzat önlemlere şahit oldular. Alınan tedbirlerden herkes memnun.' diye konuştu.
'Banker Bilo' Filmi Gerçek Oldu! İnsan Kaçakçılarından Göçmene 'Maho Oyunu'
Umuda yolculuğa çıkan binlerce göçmeni dolandıran insan kaçakçıları, 'Banker Bilo' filminin şeytana pabucunu ters giydiren Maho’sundan rol çaldı.Bir grup insan kaçakçısı Silivri'de göçmenleri taşırken polis kılığına giren başka bir grup çete üyesi otobüsün yolunu kesti ve arkadaşlarını güya 'gözaltına' aldı. Yol kenarına bırakılan göçmenler ise kaderlerine terk edildi.
Havalimanında Çocuğu Kaybolan Anne Fenalık Geçirdi
İSTANBUL (AA) - İstanbul Havalimanı'nda İran'a gitmek için beklediği sırada 10 yaşındaki oğlunun kaybolduğunu söyleyerek baygınlık geçiren İranlı kadın, çocuğunun görevlilerce bulunmasının ardından Tahran'a gitti.İran'ın başkenti Tahran'a gitmek üzere eşi ve çocuğuyla İstanbul Havalimanı'na gelen İranlı Porya Fatma Azadeh, İran Air'e ait tarifeli uçağını beklerken 10 yaşındaki oğlu Ziyaad Azadeh'in yanında olmadığını fark etti.Bir süre oğluna alanda bakınan anne, çocuğunu bulamayınca baygınlık geçirdi. Havalimanı sağlık ekiplerince müdahale edilerek sakinleştirilmeye çalışılan kadın, görevlilerin oğlunu bulmasını bekledi.Havalimanında görevli polis ekipleri ve yer hizmetleri hizmeti veren Turkish Ground Services (TGS) görevlileri tarafından oğlunun bulunması sonrası check-in işlemleri yapılan kadın, pasaport kontrollerinin ardından Tahran'a gitti.
Reklam
Gönüllü Gençler Köy Okullarını Yüz Yüze Eğitime Hazırlıyor
ELAZIĞ (AA) - SUAT ÖZTÜRK - Elazığ'da üniversite ve lise öğrencileri gönüllülük esasıyla yürüttükleri çalışma kapsamında köy okullarını yüz yüze eğitime hazırlıyor.Elazığ'da daha önce depremzedelerin yardımına koşan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadelede de aktif görev yapan Kırmızı Montlular İyilik ve Gönüllülük Hareketi üyesi gençler, bu kez de 15 Şubat'ta tüm kademelerde yüz yüze ve tam zamanlı eğitime başlanacak köy okullarında okuyan öğrenciler için harekete geçti.Salgın tedbirleri kapsamında verilen aranın ardından öğrencilerin rahat ortamda eğitim öğretim görmesi için bir araya gelen gönüllü 50 üniversite ve lise öğrencisi, ellerine aldıkları boya ve malzemelerle köy okullarının yolunu tutuyor.'İyilik dünyaya hakim olana kadar yorulmak yok.' sloganıyla okullarda hummalı bir çalışma yürüten gençler, boya, temizlik, onarım ve soba bakımı yapıyor, odun kırıyor.Gençler hayırseverlerden temin ettikleri kitap, kırtasiye malzemesi ve giysileri de köy okullarındaki öğrencilere ulaştırıyor.Gittikleri köylerde çocukların yüzünü güldürmek için onlarla sosyal aktiviteler de yapan gençlerin bir durağı da Elazığ'ın Tadım köyündeki Tadım İlkokulu oldu. Kırmızı Montlular İyilik ve Gönüllülük Hareketi Başkanı Erhan Eğit, AA muhabirine, Tadım İlkokulundaki 50'yi aşkın çocuğa bot, mont, atkı, bere, eldiven, maske, defter, kalem, çanta gibi malzemeler dağıttıklarını belirtti.Okulların her türlü eksiklerini gidereceklerini ifade eden Eğit, '15 Şubat'a kadar belirlediğimiz 10 köy okulunun her türlü bakımını yapacağız. Tüm arkadaşlarımız bu hizmeti gönüllü yapıyor.' dedi.Eğit, özellikle ücra köylerdeki okullara gittiklerini kaydetti.Öğrencilere ferah bir ortam sağladık'Gönüllü gençlerden Melisa Kılıçoğlu, çocukların geleceğine büyük önem verdiğini, bu nedenle çalışmaya gönüllü katıldığını söyledi.Gönüllere dokunmanın mutluluk verici olduğunu belirten Kılıçoğlu, 'Çocuklara çeşitli yardımlarda bulunduk. Kışlık giysiden kırtasiye malzemesine kadar ihtiyaçlarını giderdik. Sıcak şekilde derslerini işlesinler diye odunlarını hazırladık. Boya badana da yaparak öğrencilere ferah bir ortam sağladık. Bir köyde daha çocuklarımızı mutlu ettik. Onlar mutlu oldu, yüzleri güldü. Bizim de yüzümüz güldü.' diye konuştu.Aslı Erbek de çocukları mutlu etmek için çeşitli etkinlikler gerçekleştirdiklerini, aynı zamanda okullarının bakımını yaptıklarını belirtti.'Okulumuz tertemiz oldu'Köyde yaşayan çocuklardan Elif Yaman, okulların açılacak olmasından büyük mutluluk duyduğunu ifade etti.'Ağabey ve ablalarımız geldi, okulumuzun temizliğini yapıp, ihtiyaçlarını karşıladı. Okulumuz tertemiz oldu. Daha önce de gelip, bize yönelik etkinlik yapmışlardı. Her zaman yanımızdalar.' diyen Yaman, kendilerine bu desteği sunan gençlere teşekkür etti.
Gaziantep'te Kızına Hakaret Eden Kişiyi Öldüren Sanığa 12 Yıl 6 Ay Hapis Cezası
GAZİANTEP (AA) - Gaziantep'te kızına hakaret eden kişiyi bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle yargılanan sanığa tahrik indirimi uygulanarak 12 yıl 6 ay hapis cezası verildi.8. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanık İsmail K, tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile bağlandı.Sanık İsmail K, öldürme kastının olmadığını, maktulün kızına ve kendilerine rahat vermediğini, ağır ifadelerinin yer aldığı mesajların dosyada da bulunduğunu belirterek, pişman olduğunu söyledi.Mahkeme heyeti, İsmail K'ye 'kasten öldürme' suçunu haksız tahrik altında gerçekleştirdiği gerekçesiyle indirim uygulayıp 12 yıl 6 ay hapis cezası vererek, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi.Merkez Şehitkamil ilçesi Sanayi Mahallesi'nde 14 Nisan 2020'de İsmail K. tarafından bıçaklanan Servet K, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.
Reklam
İran'da Muhafazakar Milletvekilleri, ABD'yle Yeniden Müzakerelere Karşı
TAHRAN (AA) – MUHAMMET KURŞUN - İran Meclisinde ezici çoğunluğa sahip muhafazakar milletvekilleri, ABD ile füze programı ve benzeri konularda yeniden müzakere yapılamayacağı ve nükleer anlaşmaya yeni maddelerin de eklenemeyeceği görüşünde.ABD Başkanı Joe Biden, uranyum zenginleştirme işlemini durdurana kadar İran'a yaptırımları kaldırmayacaklarını açıklarken, İran lideri Ali Hamaney ise ülkesinin nükleer anlaşmadan kaynaklanan taahhütleri yerine getirmesi için önce ABD'nin tüm yaptırımları kaldırması gerektiğini belirtti.İran ayrıca yaptırımlar kalkmadığı sürece Biden'ın şart koştuğu uranyum zenginleştirme işleminin durmayacağını ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (UAEA) nükleer tesislerdeki denetimlerinin de kısıtlanacağını bildirdi.İran Meclisindeki muhafazakar milletvekilleri, AA muhabirine, Tahran ile Washington arasındaki nükleer anlaşma polemiği, yeniden müzakereler ve yaptırımların akıbetine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.'Füze programı ve diğer konularda müzakere olmayacak'Kuzey Horasan Milletvekili Muhammed Pakmehr, 'Füze programı ve diğer konularda hiçbir şekilde müzakere olmayacak. Hükümet, Meclisin çıkardığı yasaları da uygulayacak. Halk bizden adım atmamızı istiyor ve verdiği oyların hesabını soruyor.' dedi. Nükleer anlaşmanın üzerinden yıllar geçtiğini ve eksikleri varsa bunun şimdi gündeme gelemeyeceğini savunan Pakmehr, 'Bu anlaşmanın eksik, kusurlu ve ihtiyaca cevap vermediğini söylemenin bir anlamı yok. Karşı taraf kopardığı yaygara ile İran'ın teslim olacağını zannediyor. İran hiçbir şekilde geri adım atmayacak. Yaptırımları fırsata dönüştürdük. Hiçbir alanda geri kalmadık. Yaptırımlar etkili olamadı.' görüşlerini paylaştı. ABD Başkanı Biden'ın, Donald Trump'ın çekildiği nükleer anlaşmaya dönmek için şart koştuğuna işaret eden Pakmehr, şunları kaydetti:'Biden, nükleer anlaşmaya şartsız dönse de İran halkına borçludur. Çünkü ABD ayrıldı, imzasının arkasında durmadı ve İran'a haksızlık etti. İran halkının gördüğü zararları kim telafi edecek? AB ülkelerinin hiçbiriyle bankacılık ilişkimiz yok. BM'ye olan üyelik aidatımızı ödeyemiyoruz. Bunlar yaptırımlardan kaynaklı. Böyle bir durumda Biden mı bize şart koşacak?'Pakmehr, İran'ın nükleer anlaşmada geri adım atmayacağını yineledi.'Ne bu hükümet ne de yeni bir hükümet ABD ile yeni bir müzakere yapabilir'Mahmud Ahmedinejad döneminde Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı yapan Tebriz Milletvekili Muhammed Rıza Mirtaceddin de nükleer anlaşmanın yeniden müzakere edilemeyeceğini ve Meclisin kabul ettiği yasaya göre uranyumun zenginleştirilmesinin süreceğini belirtti. Mirtaceddin, 'Ne bu hükümet ne de yeni bir hükümet ABD ile yeni bir müzakere yapabilir. Meclis buna karşı çıkar. Bu, İran rejiminin bir kararıdır, hükümet müzakere edemez. Devrim Rehberi (Hamaney) bununla ilgili kesin kararı vermiştir, hükümet müzakere edecek kadar ileri gidemez. Giderse Meclis bunun önünde durur.' ifadelerini kullandı.İran'ın füze programı ve bölgesel operasyonlarının da müzakere konusu yapılamayacağını kaydeden Mirtaceddini, 'Dünya bilmelidir ki ABD güvenilmez bir ülke. Tek bir şey söylüyoruz: Nükleer anlaşmayı yeniden müzakere etmeyeceğiz. Biden, Trump'a göre daha akıllı hareket edecektir, o açıdan fark ediyor. ABD'nin siyaseti birdir, bizim de politikalarımız birdir, bu değişmez.' değerlendirmesinde bulundu. 'Batılılar İran'a karşı politikalarını gözden geçirmeye mecbur kalacak'Gilan Milletvekili Muhammed Seferi Melekmiyan, Meclisin yaptırımların kalkması için baskı mekanizmaları oluşturulması yönünde yasalar çıkardığını hatırlatarak, 'Meclis, yaptırımlarla ilgili yöntemin değişmesi gerektiğini düşünüyor. Çünkü önceki yollar izlenmeye devam ederse herhangi bir sonuca ulaşamayız. O nedenle hükümetten geçmiş yıllarda izlenen politikayı değiştirmesini istiyoruz.' şeklinde konuştu. İran'ın yaptırımlara karşı bazı adımlar atacağını ve Batılı ülkelerin bu süreçten zararlı çıkacağını ileri süren Seferi Melekmiyan, 'İran'ın gücü var ancak ne yazık ki hükümet bu gücü kullanamadı. Batıya karşı izlediğimiz doktrin güce dayalıdır. Batılılar İran'a karşı politikalarını gözden geçirmeye ve taahhütlerini yerine getirmeye mecbur kalacak.' görüşlerini paylaştı. 'Nükleer anlaşmaya yeni hususlar eklenmesini kabul etmeyiz'Zencan Milletvekili Elburz Hüseyni de nükleer anlaşmanın bir fırsat olduğunu ancak ülkenin gücünü buna feda edemeyeceklerini savunarak, şunları söyledi:'Nükleer anlaşmaya yeni hususların eklenmesini hiçbir şekilde kabul etmeyiz ve Meclis bu konuda geri adım atmayacak. ABD'de Trump ya da Biden, elbette kendi ülkelerinin yapısını koruyacaklar ancak biz onların politikalarına bağlı kalmayacağız. ABD'de bir kişinin değişmesiyle ülkenin tüm politikaları değişmez, biz buna çok bel bağlamıyoruz.'
Mehtap Öğretmen, Meb'in Başlattığı Projeyle "Öğretmen Yazarlara" Öncü Oldu
ANKARA (AA) - SEFA ŞAHİN - Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) başlatılan 'Öğretmen Yazarlar Dizisi'nin ilk kitabı 'Kutup Yıldızı Masalları'nı kaleme alan sınıf öğretmeni ve radyo programı sunucusu Mehtap Teker, Anadolu'nun geleneksel ve kültürel kodlarına yer verdiği masal kitabıyla öğretmen yazarlara öncü oldu.MEB, yayımlanmış eserleriyle tanınan ya da herhangi bir eseri henüz basılmamış şair ve yazar öğretmenlerin eserlerini okuyucularla buluşturmak için 'Öğretmen Yazarlar Dizisi' projesi başlattı.Öğretmenleri yazmaya teşvik etmek ve okuma kültürüne katkı sunmak amacıyla şiir, roman, hikaye ve masal türündeki kitapları, Kültür Yayınları Yayın Danışma Kurulunun önerileri doğrultusunda yayımlamaya başlayan Bakanlık, ilk olarak Anadolu Masalları Projesi kapsamında öğrencilere masal anlatan sınıf öğretmeni Teker'in 'Kutup Yıldızı Masalları' kitabını öğrencilerle buluşturdu.'MEB'in kök değerlerini masallarda işledik'Teker, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 15 yıldır sınıf öğretmenliği yaptığını ve MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü ile UNESCO Türkiye Milli Komisyonu iş birliğinde yürütülen Anadolu Masalları Projesi kapsamında yapılan eğitici eğitimlere katıldığını anlattı.Bu eğitimlerin ardından okullarda öğrencilere masal anlatmaya başladığını bildiren Teker, projenin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğünce açılan Youtube kanalı ile Whatsapp grupları üzerinden sürdürüldüğünü söyledi.Teker, Bakanlık tarafından başlatılan 'Öğretmen Yazarlar Dizisi' projesi kapsamında ilk kitap olarak 'Kutup Yıldızı Masalları' eserinin basıldığını hatırlatarak, 'MEB Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğü Yayımlar Dairesi, 'Öğretmen Yazarlar Dizisi' projesi ile bir çalışma yolculuğu başlattı. Buraya eserimi sunduğumda Kültür Yayınları Yayın Danışma Kurulu ile beraber onaylandı.' diye konuştu.Projenin ve kendisinin ilk eseri olması dolayısıyla çok mutlu olduğunu ifade eden Teker, şu bilgileri paylaştı:'Kutup Yıldızı Masalları öncelikle geleneksel ve kültürel kodlarımızı öğrencilerimize yeniden aktarmak için yola çıktığımız bir duygunun sonucudur. Geleneksel ve kültürel kodlarımızı aktarırken çocuklarımızın hem hayal dünyasını geliştirmek hem de gerçek dünyadaki kazanımlarını artırmak, güçlendirmek istedik. Bunun için de Milli Eğitim Bakanlığının 'kök değerler' dediği sevgi, saygı, hoşgörü, paylaşmak gibi değerleri masalların ruhuna işledik. Kitapta, 'Baldan Tatlı', 'İpek Kız', 'Sabır Çiçekleri', 'Dili İncitme', 'Kalbin Rengi' ve 'Onuncu Köy' isimli masalların arasında bulunduğu 10 masalımızda kök değerler anlaşılır şekilde işlendi.''Tüm kalbimle çocuklara masal anlatmaya, hayallerini çoğaltmaya devam edeceğim'Teker, çocukluğundan beri yazma tutkusuyla büyüdüğünü ve büyüklerinden masal dinleyerek geçmişle bağlarını çok güçlü tuttuğunu vurgulayarak, şunları söyledi:'Masallarda geçen çatışma ve korkular, iyiliğin ve kötülüğün mücadelesi ile her zaman iyilerin kazanması beni gerçek dünyada da güçlendiren çok anlamlı bir mirastır diyebilirim. Bu mirası gelecek kuşaklara anlatmak, aktarmak, onların hayatına yön veren bir kutup yıldızı olması için tüm kalbimle çocuklara masalları anlatmaya, hayallerini çoğaltmaya devam edeceğim.Masallarımızla yaptığımız bu çalışmaları devlet radyosu olan Meteorolojinin Sesi Radyosu ile birlikte sürdürüyoruz. 'Mehtap Öğretmenle Masal Saati' isimli program her pazartesi saat 20.30'da radyoda yayımlanıyor. Bu programda, masal anlatan öğretmenlerimize, masal anlatıcısı olmak isteyen ve masal seven herkese kapılarımızı açıyoruz, konuğumuz oluyorlar. Konuşmaların ardından programın sonunda hemen masal anlatıyoruz.'
Türkiye'den Sevgililer Günü İçin 22 Ülkeye 70 Milyon Dal Kesme Çiçek Gönderildi
ANTALYA (AA) - HATİCE ÖZDEMİR TOSUN - Türkiye'den 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla Hollanda, İngiltere, Almanya, Romanya ve Ukrayna başta olmak üzere 22 ülkeye 70 milyon dal kesme çiçek sevkiyatı yapıldı. Ülke genelindeki kesme çiçek üretiminin büyük bir bölümünün yapıldığı Antalya'da, 25 Ocak'tan itibaren Sevgililer Günü mesaisi başladı. Sabahın erken saatlerinde işlerinin başına geçen sektör çalışanları, seralardaki karanfil başta olmak üzere ağırlıklı olarak kırmızı renkli çiçekleri toplayıp sevgililer için hazırladı.Paketlenen çiçekler, tırlarla Türkiye'den 22 ülkeye dağıtım için depolardan yola çıktı. Bir hafta daha devam edecek son sevkiyatlar için hazırlanan çiçekler ise uçaklarla gönderilecek. Sevgililer için 7 milyon dolarlık ihracatSüs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Yılmaz, AA muhabirine, sektörün Sevgililer Günü sevkiyatlarından mutlu olduğunu söyledi. Çiçek ihracında geçen yıla göre bu yıl artış yaşandığını belirten Yılmaz, 'Sevgililer Günü için 70 milyon dallık bir sevkiyatımız oldu, bunun da parasal değeri yaklaşık 7 milyon dolar. Geçen yıl 60 milyon dal sevkiyatımız olmuş, 6 milyon dolar civarında da bir gelir sağlanmıştı. Rekor denilebilecek bir artışımız söz konusu.' diye konuştu.Yılmaz, geçen yıl bu dönemlerde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) etkilerinin yaşanmadığını anımsatarak, bu yıl salgına rağmen ihracatta ciddi bir artış yaşandığını bildirdi. Çiçekte en büyük pazarın Hollanda olduğunu aktaran Yılmaz, büyük alıcı konumundaki Hollanda'nın Türkiye'den aldığı çiçeklerin bir kısmını da başka ülkelere sattığını kaydetti.Türkiye'den Hollanda'nın yanı sıra İngiltere, Almanya, Romanya, Ukrayna gibi Avrupa ağırlıklı ülkelere çiçek satışı yapıldığını söyleyen Yılmaz, 'Lojistik olarak problem yaşayan Kolombiya, Ekvator gibi ülkelerin açığını Avrupa bizden karşılıyor.' dedi.100'ün üzerinde çiçek türü pazara sunuluyorYılmaz, Sevgililer Günü'nde daha çok kırmızı çiçeklerin talep gördüğünü belirterek, şöyle konuştu:'Kırmızı güller, karanfiller revaçta. Ağırlıklı olarak karanfil ihracatı yaptık. Bunun yanı sıra 100'ün üzerinde farklı çiçeği pazara sunduk. Gülü daha fazla iç piyasada değerlendirdik. Özel günlerde süs bitkileri sektörü canlılık kazanıyor. Çiçek, huzuru, dinginliği, mutluluğu çağrıştırıyor. İnsanlar çiçekle birbirlerini mutlu ediyor.'
Reklam
Hazar Gölü'nün "Uzun Kulaklı Sakinleri" Jandarmanın Şefkatli Elleriyle Besleniyor
ELAZIĞ (AA) - İSMAİL ŞEN/FEVZİ DAĞ - Elazığ'ın Sivrice ilçesinde eşsiz doğal güzelliklere sahip Hazar Gölü'ndeki bir adacıkta yaşayan tavşanlar kışın jandarmanın şefkatli elleriyle besleniyor.İlçeye bağlı Sürek köyü yakınlarında bulunan ve kıyıdan yaklaşık 200 metre uzaklıkta yer alan adaya 20 yıl önce jandarma personeli tarafından bırakılan bir çift tavşan zamanla çoğalarak bölgeyi mesken tuttu.Halk arasında 'tavşan adası' olarak isimlendirilen adada yaşayan tavşanlar çetin kış koşullarında yiyecek bulmakta zorlanıyor.İl Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler kent merkezindeki semt pazarlarından temin ettikleri marul, maydanoz, lahana, brokoli, havuç, elma, mandalina gibi sebze ve meyveleri kayıkla adaya götürerek belirli noktalara bırakıyor.Ekiplerin adadan uzaklaşmasıyla saklandıkları yuvalarından çıkan tavşanlar sebze ve meyveleri afiyetle tüketiyor.Kimi zaman da ürkmeden yanlarına gelen tavşanları elleriyle besleyen jandarma ekiplerinin duyarlılığı sayesinde adanın 'uzun kulaklı sakinleri' çetin kış koşullarında aç kalmıyor.Vatandaşların güvenliği için 7 gün 24 saat özverili çalışma yürüten jandarma ekiplerinin adadaki tavşanlara gösterdiği duyarlılık, ilçede takdir görüyor.'Jandarma 'Hızır gibi' yetişti'Sürek Köyü Muhtarı Ahmet Gönültaş, AA muhabirine, Sivrice ilçesinin Hazar Gölü ve Hazarbaba Kayak Merkezi sayesinde yılın dört mevsimi ziyaretçilerden büyük ilgi gördüğünü söyledi.Hazar Gölü'ne ziyaretçi ilgisinin 'tavşan adası' ile daha da arttığını dile getiren Gönültaş, adadaki tavşanların sayılarının artmasından dolayı kış aylarında yiyecek bulmakta zorluk yaşadıklarını belirtti.'Kış aylarında tavşan adamızda bulunan otlar kuruyor. Jandarma 'Hızır gibi' yetişti. Allah razı olsun, jandarmamız yemlerini getirip adaya bırakıyor.' diyen Gönültaş, jandarmaya duyarlılıklarından dolayı teşekkür etti.Gönültaş, her türlü zor koşulda vatandaşların güvenliği için gece gündüz demeden özveriyle çalışan jandarmanın bu tür sosyal konularda gösterdiği duyarlılığın gönüllerde yer ettiğini ifade ederek, her daim jandarmaya minnet duyduklarını, 'ayaklarına taş değmesin' diye dua ettiklerini kaydetti.
Analiz - Macron'un Başını Ağrıtan Sorunlar
İSTANBUL (AA) -AKIN ÖZÇER- Tüm hükümet ve devlet başkanları gibi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da öncelikle bir türlü üstesinden gelemediği yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının yol açtığı sorunlarla boğuşuyor. İlkbaharda sekiz haftalık sıkı bir eve kapanma dönemiyle Macron, sağlık kurumlarının yoğunluktan elini uzatamadığı bağımlı yaşlıların kaldığı bakım evlerinde (EHPAD) 10 bin civarındaki yüksek ölü sayısına karşın, salgını kontrol altına almayı başarmıştı. Hem de bunu ilk başta aklından geçirdiği, ama negatif ayrımcılık niteliği ve anayasaya aykırılığı tartışılan 70 yaş üstündeki vatandaşlarına kısıtlayıcı ilave önlemler almadan yapmıştı. Gerçi Macron’un bu demokratik tutumunu, 70 yaş üstündeki seçmeni 2022 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi karşısına almaktan kaçınmasına bağlayanlar da oldu ama yaz aylarına girerken Fransa’nın salgınla mücadeleyi kazanmakta olduğunu söylemek bile mümkündü.Ne var ki yaz rehaveti kuzey yarımküredeki tüm ülkeleri olduğu gibi, Fransa’yı da olumsuz yönde etkilemiş ve artan vaka sayıları Noel tatilini tehdit etmeye başlamıştı. Macron salgını yıl sonundan önce bitirmek için beş haftalık ikinci eve kapanma dönemini başlatmış ama 10 binin, hatta beş binin altına düşen günlük vaka sayısı, virüsün mutasyon geçirmiş varyantlarının da etkisiyle yeniden tırmanışa geçmişti. Avrupa Birliği (AB) genelinde 27 Aralık’ta başlayan aşılama kampanyasına güvenen Macron’un bu konuda da beklediği olmadı. Ülkenin lojistik altyapısının gerektiği kadar hızlı bir aşılamaya elverişli olmadığı kısa sürede fark edildi. Üstüne tüm AB genelinde olduğu gibi, Pfizer/BioNTech ve Moderna aşılarının tedarikinde karşılaşılan sorunlar eklendi. Her ne kadar Macron yakın gelecekte Astra Zeneca ve Sputnik V aşılarının tedarikine bel bağlasa da, 20 binin üzerinde çıkmaya devam eden günlük vaka sayıları, bir süredir üçüncü eve kapanma dönemini gündeme getiriyor. Harris Interactive araştırma şirketi tarafından 29 Ocak’ta yayımlanan, LCI televizyonu için yapılan ankete göre, halkının yüzde 64’ü de böyle bir genel kısıtlamaya olumlu bakıyor. Ama Macron salgının yol açtığı, kendisine halk nezdinde destek kaybettiren ekonomik ve sosyal sorunları çözmeyi önceliyor ve her gün 18:00 ve 06:00 saatleri arasında uygulanan sokak kısıtlamasıyla ve yurtdışına çıkış yasağıyla yetiniyor. Fransızlar açısından bu tercihin ne kadar doğru olduğu ise kuşkulu. Odaxa-Backbone danışma şirketinin Le Figaro ve France Info için yaptığı 4 Şubat’ta yayımlanan bir ankete göre, halkın yüzde 60’ı Macron’un salgınla mücadelesini başarısız buluyor.Ekonomik ve sosyal sorunlarFransız ekonomisi, pek çok ülkede olduğu gibi, 2020 yılında salgınla mücadele önlemleri nedeniyle küçüldü. Ulusal İstatistik ve Ekonomik Çalışmalar Enstitüsü’nün (INSEE) 29 Ocak’ta yayımladığı tahmini verilere göre gayrisafi yurtiçi hasıladaki küçülme yüzde 8,3 oranına ulaştı. Bu oran, Enstitü’nün ilk tahminine göre, göreli bir iyileşmeye işaret ediyor olsa da, Fransa’da 1945’ten bu yana kayda geçen rekor düzeyde bir küçülme. Hükümetin salgını kontrol etmek için aldığı önlemler kaçınılmaz olarak hane halkının tüketiminde yüzde 7,1 oranında azalmaya, yatırımlarda yüzde 9,8, ihracatta yüzde 16,7, ithalatta da yüzde 11,6 oranında gerilemeye yol açmış durumda.Salgınla mücadele, devletin aldığı sosyal önlemlere karşın, işsizlik oranını metropolde rekor düzeyde (yüzde 8,1) artırmış durumda. İflasın eşiğine gelen restoran, kafe/bar ve turizm sektörü ve yaşamsal önemi bulunmayan ürünlerin ticaretini yapan küçük esnaf, salgın önlemleri nedeniyle dükkanlarını açamadığı için büyük gelir kaybına uğramış durumda. Ama buna karşılık İsviçre bankalarından UBS’nin daha üç ay önce yayınladığı bir rapor, dünyada olduğu gibi Fransa’da da 2020 yılında zenginlerin gelirlerinde önemli oranda artış meydana geldiğini gösteriyor. Nitekim Bloomberg Billionnaires Index’e göre, dünyanın en büyük 4. servetinin sahibi Bernard Arnault başta olmak üzere, 16 Fransız zenginin serveti 2020 yıl sonu itibariyle 50 milyar avro artarak toplamda 318 milyar avroyu aşmış durumda.Servet üzerinden alınan vergiyi (ISF) “sermaye yurt dışına kaçmasın” diye yumuşattığı için Sarı Yelekliler (GJ) tarafından “zenginlerin cumhurbaşkanı” olarak adlandırılan Macron, her ne kadar orta sınıfın güçlendirilmesi ve yoksullukla mücadele yolunda bazı adımlar attıysa da, salgınla mücadelenin bu yöndeki çabalarını kösteklediğini kabul etmek gerekir. Macron ayrıca (Sarı Yelekliler tarafından sokaklarda protesto edilmiş olan) başta emeklilik sistemi olmak üzere taahhüt ettiği reformları hâlâ gerçekleştiremediği için de kamuoyu önünde sıkışmış durumda.Halkın yarısı Sahel operasyonlarına karşıMacron salgının yol açtığı bu sorunları, içeride ve dışarıda 11 Eylül’den sonra düşman ilan edilmiş olan “İslamcı” terörle mücadele bahanesiyle aşmaya çalışıyor. Çok tartışılan ve aşırı solcu Boyun Eğmeyen Fransa Hareketin (LFI) lideri ve cumhurbaşkanı adayı Jean-Luc Melenchon’un Müslümanları hedef aldığı gerekçesiyle şiddetle karşı çıktığı, yeni adıyla “Cumhuriyet ilkelerine saygıyı güçlendiren” yasa tasarısı, bu yönde içeride attığı önemli bir adım. Macron dışarıda ise önceki dönemde (2013) Fransa’nın başta Mali olmak üzere Sahel’de yer alan eski sömürgelerine (Moritanya, Nijer, Burkino Faso, Çad) “Cihatçı terörle” mücadelelerinde yardımcı olmak bahanesiyle başlattığı askeri operasyonları (Serval/ Barkhane) asker sayısını da artırarak sürdürüyor. Bu bağlamda, başlangıçta 3 bin askerden oluşan asker sayısı 2018’de 4 bin 500’e, geçen yıl ise 5 bin 100’e çıkarılmıştı.Başlangıçta operasyona halkın yüzde 73’ü destek verirken, bu desteğin zaman içinde azaldığı gözleniyor. Le Point’da11 Ocak’ta yayımlanan bir ankete göre ise Fransızların yüzde 51’i ilk kez bölgedeki operasyonlara karşı çıkıyor. 20 Ocak’ta Bamako’da da halkın Barkhane operasyonuna karşı yoğun gösteriler yaptığı dikkate alındığında, Macron’un 2022 yolunda her taraftan köşeye sıkışmakta olduğu görülüyor.Le Pen ve Macron kafa kafayaL’Opinion gazetesi bir süre önce Harris Interactive’in yaptığı 2022’ye yönelik bir anketi yayımlamıştı. [1] Buna göre, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda Birlik Partisi (RN) lideri Marine Le Pen yüzde 26-27 oranla ilk sırayı alıyor, Macron yüzde 23-24 ile ikinci sırada kalıyor. Onları ılımlı sağ cepheden Xavier Bertrand (16) ve Valérie Pécresse (14) izliyor. Anket, başını Melenchon’un çektiği sol cephenin ise dağınık şekilde (kendi adaylarıyla) ilk tura katılacağı varsayımına dayanıyor.Marine Le Pen 2017 seçimleri öncesinde yapılan anketlerde de Cumhurbaşkanı François Hollande’ı ilk turda geçiyordu. Ama Hollande halk desteği çok düşük olduğu için aday olamamış, Le Pen 2. turda karşısına çıkan Macron’a ise farklı yenilmişti. Harris Interactive’in yayımlanmayan ama 27 Ocak’ta medyaya sızdırılan ikinci tur anketi, Le Pen (yüzde 48) ile Macron’un (yüzde 52) artık kafa kafaya geldiklerine, yanılma payı dikkate alındığında RN başkanının da pekâlâ cumhurbaşkanı seçilebileceğine işaret ediyor. Söz konusu anket Le Pen’e ılımlı sağ (LR) seçmenin yarısının oy vereceği, sol seçmenin ise çoğunlukla sandığa gitmeyeceği varsayımına dayanıyor. Bayan Le Pen, karşısına yine Macron çıkarsa, seçimin ABD’deki gibi ulus devletçilerle küreselciler arasında geçeceğine inanıyor ve bu anketin inancını artırdığına da kuşku yok.Ama ne var ki asıl bilinmeyen Macron’un yeniden aday olup olmayacağı, aday olursa ikinci tura kalıp kalamayacağı. Seçimlere 15 ay kala Macron’un başını ağrıtan birçok sorun var. Hollande gibi çekilmek zorunda kalır mı bilmek mümkün değil. Ama bugüne kadar Bayan Le Pen’in politikalarını (Sarkozy’nin yaptığı gibi) kendisine uyarlayarak hayata geçirmekte olduğu dikkate alınırsa, Macron’un RN karşıtı seçmenin çoğunluğunu nasıl bir kez daha ikna edeceği büyük bir soru işareti olarak önünde duruyor.[“Agur, ETA artık yok” (Aralık 2018), “Çoğul İspanya: Anayasal Sistemi ve Terörle Mücadele Modeli” (2006) ve “Euskal Herria: İspanya Siyasi Tarihinde Bask Milliyetçiliği” (1999) kitaplarının yazarı olan Akın Özçer emekli Dışişleri mensubudur][1] https://harris-interactive.fr/opinion_polls/intentions-de-vote-pour-lelection-presidentielle-de-2022/
Felçli Köpeği "Su Borusundan Yürüteç" İle Hayata Bağladı
ÇORUM (AA) - Çorum'da bir okul müdürü, su boruları ve bisiklet destek tekerleri kullanarak yaptığı 'yürüteç' ile arka bacakları hareket etmeyen 3 aylık köpeğin yürümesini sağladı.Kargı Cumhuriyet Yatılı Bölge Orta Okulu Müdürü Murat Peker, ilçe merkezinde ön patileriyle sürünürken bulduğu köpek yavrusunun bakımını üstlendi.İlçedeki diğer onlarca köpekle birlikte bakımını yapıp beslediği köpeği yürütebilmenin yollarını araştıran Peker, internetten bulduğu protez bacakların bütçesini aştığını görünce kendi imkanlarıyla 'yürüteç' yaptı.Peker, 'Umut' adını verdiği köpeğin yürüteçle yürüdüğünü görmenin mutluluğunu yaşıyor. Murat Peker, AA muhabirine, birkaç gönüllü ve Kargı Belediyesinin de desteğiyle ilçedeki sokak hayvanlarının bakımını üstlendiklerini, Umut'un da bu sokak hayvanlarından biri olduğunu söyledi.'Protez bacakların fiyatının bütçemizi aştığını görünce biz de kendi yürütecimizi yaptık. 'Umut'un yürümesini geçici olsa da sağladık. Diğer köpeklerle oynadığını görmek her şeye bedel.' diyen Peker, yavru köpeği sahiplenecek gönüllüler aradıklarını ifade etti.Peker, çok sayıda köpeğin bakımını yaptıkları için bütçelerinin maliyetli işlere imkan vermediğini dile getirerek, 'Umut'u biri sahiplenirse çok mutlu oluruz. Tedavi edilirse yürüteç olmadan kendi bacaklarıyla yürümesi mümkün olabilir. Bir canlıyı kazanmış oluruz. Baktığımız çok fazla sokak hayvanı var ve hepsine yetişmekte zorlanıyoruz.' diye konuştu.
Reklam
Myanmar'da Polis, Darbe Karşıtı Protestoculara Tazyikli Suyla Müdahale Etti
KUALA LUMPUR (AA) - Myanmar'da askeri darbe ve hükümet üyelerinin gözaltına alınmasını protesto eden göstericiler, polisin tazyikli suyla müdahalesine maruz kaldı.Sosyal medyada paylaşılan videolarda, ülkenin en kalabalık kenti Yangon, başkent Nepido ve çok sayıda şehirde sabah saatlerinden bu yana süren protestolarda on binlerce kişi, darbe karşıtı sloganlar atarken görüldü.Gösterilere katılan çok sayıda öğrenci, işçi ve Budist rahip, darbeden önce iktidarda olan Ulusal Demokrasi Birliği (NLD) partisini temsil eden kırmızı bayraklar taşıyarak cunta yönetimini protesto etti.Protestocular, gözaltında tutulan eski Dışişleri Bakanı ve ülkenin fiili lideri Aung San Suu Çii, Devlet Başkanı Win Myint ve üst düzey hükümet yetkililerinin bırakılmasını talep etti.Başkent Nepido ve Yangon şehrinde polis protestoculara eylemi sonlandırmaları için anons yaptı. Protestonun devam etmesi üzerine polis, göstericilere tazyikli suyla müdahale etti.Polisin müdahalesi sonucu bazı vatandaşların yaralandığı görüldü.Son 14 yılın en kalabalık protestolarıMyanmar'ın çeşitli illerinde 6 Şubat'ta darbeye karşı kitlesel gösteriler başlamış ve kısa sürede ülke geneline yayılmıştı.Protestoların ilk gününde askeri hükümet, bazı sosyal medya ağlarını ve telefonlara internet servisini yasaklamıştı.Yasaklara rağmen internet üzerinden örgütlenen darbe karşıtları, dün Yangon kentinde 2007'den bu yana en geniş kalabalığı toplayarak sokaklara dökülmüştü. Darbe karşıtı protestolar ülke dışına da yayılmış, geçen haftadan bu yana Japonya ve Tayland'daki Myanmar büyükelçiliklerinin önünde gösteriler düzenlenmişti.Myanmar'da askeri darbeMyanmar ordusu, 8 Kasım 2020 seçimlerinde hile yapıldığı iddiaları üzerine 1 Şubat'ta yönetime el koymuş, bir yıllığına olağanüstü hal (OHAL) ilan etmişti. Devlet Başkanı Win Myint, Dışişleri Bakanı ve ülkenin fiili lideri Aung San Suu Çii ile iktidar partisi Ulusal Demokrasi Birliğinin (NLD) önde gelen isimleri gözaltına alınmıştı.
Reklam
Bakan Selçuk'tan Yüz Yüze Eğitim Açıklaması: Okullar Ne Zaman Açılacak?
Okullarda ilk yarı tatilinin ardından yüz yüze eğitimin ne zaman başlayacağı merak ediliyor. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yüz yüze eğitim ve okulların açılış tarihi hakkında açıklamalarda bulundu. İşte okullarda yüz yüze eğitime geçiş süreci ve okulların açılış tarihi ile ilgili tüm detaylar...
Ağrı'da İhtiyaç Sahibi 100 Çocuk Ve Ailelerine Kışlık Giyecek, Kömür Ve Kumanya Dağıtıldı
AĞRI (AA) - Ağrı'da Sadakataşı Derneğinin girişimleriyle ihtiyaç sahibi ailelere 10 ton kömür ile kumanya, 100 çocuğa kışlık mont ve ayakkabı yardımında bulunuldu.'2020-2021 Kış İyilik Koleksiyonu' çağrısıyla dünya genelinde yardım çalışması başlatan dernek, kış mevsiminin zorlu geçtiği Ağrı'daki ihtiyaç sahibi aileler için de harekete geçti. Derneğin Ağrı Temsilcisi Yüksel Aslan ve beraberindeki gönüllüler, önceden tespit ettikleri ihtiyaç sahiplerine yardımları ulaştırmak için araçlarla mahallelere gitti. Gönüllüler, 45 aileye 10 ton kömür, kumanya ile 100 çocuğa da kışlık mont ve ayakkabı dağıttı. Aileler, gönüllülere teşekkür etti.
Yatırımcılara Altın Fırsatlar - Türk Tarımı, Yatırımcılar İçin Birçok Alanda Cazip İmkanlar Barındırıyor
ANKARA (AA) - DENİZ ÇİÇEK - Türk tarımı, taze ve işlenmiş meyve sebze üretimi, hayvancılık, örtü altı üretim, su ürünleri üretimi, tohumculuk, helal gıda üretimi ve Tarım 4.0 gibi tarımsal teknoloji alanlarına yatırım yapanlar için cazip fırsatlar barındırıyor. AA muhabirinin, Tarım ve Orman Bakanlığından edindiği bilgiye göre, Bakanlık bünyesindeki Tarımsal Yatırımcı Danışma Ofisi (TARYAT) tarafından 'Tarımın Geleceği Geleceğin Tarımı' platformu kapsamında sektörün yatırım potansiyeli taşıyan alanları ortaya konuldu. Yatırım potansiyeli taşıyan tarımsal üretim alanları şöyle sıralandı:MEYVE SEBZE: Türkiye, bulunduğu ticari bölgede taze sebze ve meyve üretiminde lider ve belirleyici konumda yer alıyor. Avrupa'nın en büyük meyve sebze üreticilerinden biri olan Türkiye, bu ürünleri sadece taze olarak değil, işleyerek, kurutulmuş ve dondurulmuş şekilde pazara sunulabiliyor. Dünyada kurutulmuş, dondurulmuş ve işlenmiş meyve sebze pazar hacmi yaklaşık 25,4 milyar dolar iken, bu büyük pazar içinde Türkiye, üretim potansiyeli ve gelişmiş meyve sebze işleme endüstrisiyle yatırımcılar için önemli fırsatlar sunuyor.HAYVANCILIK: Bu sektör, artan nüfusun hayvansal protein ihtiyacının karşılanması, ihracatın artırılması, sanayi sektörüne ham madde sağlanması, bölgeler ve sektörler arası dengeli kalkınma, gizli işsizliğin önlenmesi yönleriyle önemli bir potansiyele sahip bulunuyor. Türkiye, küçükbaş hayvancılık, arıcılık, hindi ve kaz yetiştiriciliği için önemli bir potansiyel barındırıyor. ÖRTÜ ALTI ÜRETİMİ: Ülkenin sunduğu bir diğer yatırım alanı ise örtü altı yetiştiriciliği. Bu alan çok hızlı bir gelişmeyle gerek üretim gerekse ihracat açısından önemli bir sektör haline dönüştü. Türkiye, 790 bin dekar örtü altı varlığıyla dünyada ilk 4 ülke arasında bulunurken, Avrupa'da İspanya'nın ardından ikinci sırada yer alıyor. Son yıllarda destek, hibe ve kredilerle modern şartlarda üretim yapan örtü altı işletmeleri hızla arttı. Örtü altı üretimde en önemli giderin ısıtma olması nedeniyle ülkenin sahip olduğu jeotermal kaynaklar önemli bir avantaj sunuyor. Türkiye, 30 bin dekar serayı jeotermal kaynakla ısıtabilme potansiyeline sahipken mevcut jeotermal enerjiyle ısıtılan sera varlığı ise yaklaşık 4 bin 350 dekarı buluyor. Bu alanda 25 bin 650 dekarlık yatırım potansiyeli bulunuyor. SU ÜRÜNLERİ: Türkiye'nin denizleri, akarsuları, gölleri, göletleri ve baraj gölleri, su ürünleri avcılığı ve yetiştiriciliği bakımından geniş imkanlar sunuyor. Bu kaynakları kullanabilecek yeterlilikte balıkçı gemisi ve avcılık teknolojisi ile yetiştiricilik tesisi, teknolojisi ve insan kaynağı da mevcut. Yetiştirilen balıklar başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere 100'e yakın ülkeye ihraç ediliyor. Yıllık 837 bin ton üretim ve 1 milyar 25 milyon dolar ihracat değeriyle su ürünleri sektörü ülkedeki önemli yatırım alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Dökme ürün yerine işlenmiş, paketlenmiş ve katma değeri yüksek ürünlerle Avrupa pazarında yer alma fırsatı bulunuyor. HELAL GIDA: Bu pazar, hem Türkiye'de hem dünyada büyüyor. 1,9 trilyon dolar olan helal gıda pazarının büyüklüğünün 2024 yılına kadar 2,5 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Müslüman olmayan tüketicilerin dahi güvenilir olması sebebiyle helal gıda ürünlerini tercih etme eğilimleri artıyor. Özellikle gıda, tıbbi ürünler, kozmetik, deri eşyaları, otel ve katering hizmetleri gibi alanlarda yoğunlaşan bu pazarda Türkiye'nin payı yaklaşık 15 milyar doları buluyor. Jeopolitik konumu, pazarlara olan yakınlığı, üretim koşuları, tarihsel birikim ve ilişkileri dikkate alındığında bu sektör Türkiye için muazzam bir fırsat barındırıyor.TOHUMCULUK: Bu sektör Türkiye'de hızla gelişirken, tohumluk üretimi son 17 yılda 8 kat artarak 1 milyon 134 bin tona, tohum ihracatı ise 9 kat artarak 150 milyon dolara ulaştı. Bugün meyvecilikte kullanılan fidan ve fidelerin yüzde 96'sı yurt içinde üretilip sertifikalandırılıyor. Tohumculuğun 2019 yılında 69 milyar dolar olan toplam dünya pazar değerinin 2023 yılında 86 milyar dolara ulaşması bekleniyor. TARIM 4.0: Yeni dönemde tarım sektörünün gelişme alanı, yapay zeka, tarımsal teknolojiler ve dijitalleşmeyi içeren Tarım 4.0 süreci olarak görülüyor. Tarım 4.0, üretimde zamandan ve iş gücünden kazanım, girdi optimizasyonu, saha şartlarının kapsamlı ve doğru analizi ile çevre gibi konularda avantajlarla beraber daha düşük maliyetle kaliteli ve verimli ürün elde edilmesini sağlayacak. Türkiye'nin tarımda ilerleyişini sürdürebilmesi bu teknolojiyi üretmekle mümkün olacak.Tarımsal desteklerTürkiye'de tarım sektöründe faaliyet gösterenlere pek çok alanda çeşitli destekler veriliyor. Kırsal kalkınma destekleri kapsamında, büyükbaş ve küçükbaş hayvan, kanatlı yetiştiriciliği ve kültür mantarı üretimine yönelik sabit yatırımlar, modern sera yapımı, kesimhaneler, tıbbi ve aromatik bitkiler ile bitkisel ve hayvansal ürünlerin işlenmesi, kurutulması, dondurulması, soğuk hava deposu ve çelik silo yapımı, seralar için yenilenebilir enerji üretim tesisleri, denizler ve iç sularda su ürünleri yetiştiriciliği, gübre işlenmesi gibi konulara yönelik yatırımlar destekleniyor. Bu yatırım konuları, hibeye esas proje tutarı yeni tesis yatırımlarında 3 milyon lira, tamamlama yatırımlarında 2 milyon lira, kapasite artırım veya yenileme yatırımlarında ise 1,5 milyon lirayı geçmeyecek şekilde yüzde 50 oranında destekleniyor. Ayrıca, kırsal ekonomik altyapı yatırım konuları kapsamında da aile işletmeciliği, arıcılık, bilişim sistemleri, el sanatları, ipek böceği ve su ürünleri yetiştiriciliği, tarımsal amaçlı kooperatif ve birlikler için makine parkları ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği konularına, hibeye esas proje tutarı 500 bin lirayı geçmeyecek şekilde yüzde 50 destek veriliyor. Modern sulama sistemlerinin kurulması amacıyla da yatırımlara destek sağlanıyor. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu ile Avrupa Birliği (AB) Kırsal Kalkınma Programı (IPARD-II) destekleri kapsamında da süt, kırmızı et, kanatlı eti ve yumurta üreten işletmelere yönelik yatırımlar, süt, kırmızı et, kanatlı eti, su ürünleri ile meyve ve sebze ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasına yönelik yatırımlar destekleniyor. Çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi amacıyla da bitkisel ürünlerin işlenmesi ve pazarlanması, arıcılık, arı ürünlerinin işlenmesi, yerel ürün işletmeleri, kırsal turizm, makine parkları, yenilenebilir enerji yatırımları gibi alanlara destek veriliyor. Söz konusu başlıklardaki yatırımlara ait 5 bin avro ile 3 milyon avro arasındaki projelere yüzde 40 ile yüzde 70 arasında değişen oranlarda hibe desteği sağlanıyor ancak bu alanlardaki destek programları başvuru çağrı dönemleri süreli olurken, bu süreçlerin takip edilmesi önem taşıyor. Teşvik sisteminden de yararlanma imkanıTarım sektöründe yatırım yapacaklar, Bakanlığın sağladığı destekler haricinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen teşvik sisteminden de faydalanabiliyor. Bu yatırımcılara, yatırım yeri tahsisi, gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası ve iadesi, vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği, faiz veya kar payı desteği, sigorta primi desteği, gelir vergisi stopajı desteği gibi birçok alanda muafiyet ve destekler veriliyor. Bu kapsamda, bölgelere göre oranları ve destek çeşitleri değişmekle birlikte, entegre hayvancılık yatırımları, gıda ürünleri ve içecek imalatı, su ürünleri yetiştiriciliği, soğuk hava deposu hizmetleri, lisanslı depoculuk ve seracılık alanındaki yatırımlara destek sağlanıyor.
Sigara İçmek İnme Riskini En Az 2 Kat Artırıyor
ANKARA (AA) - AHMET SERTAN USUL - Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Topçuoğlu, 'Sigara içmek inme riskini en az 2 kat artırmakta ve günde bir sigara içmekle bile belirgin bir risk artışı gözlenmektedir. Sadece pasif içicilik ile inme riski yüzde 30 artmaktadır.' dedi.Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı da olan Prof. Dr. Mehmet Akif Topçuoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, halk arasında felç ya da beyin felci olarak da bilinen inmenin, beyni besleyen damarlarda sağlıklı kan akışının kesilmesi nedeniyle, nörolojik fonksiyon kayıplarıyla sonuçlanan bir rahatsızlık olduğunu belirtti.İnmenin, dünyada, kalp hastalıkları ve kanserden sonra 3'üncü sıradaki en sık karşılaşılan ölüm nedeni olduğuna dikkati çeken Topçuoğlu, Dünya İnme Organizasyonu'na göre her yıl 17 milyon kişinin inme geçirdiğini, 6 milyon kişinin inme ya da inmeye bağlı komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybettiğini aktardı.Topçuoğlu, inmenin Türkiye'de kalıcı engellilik nedenleri arasında ilk sırada olduğunu söyleyerek, inme geçiren hastaların, yatağa bağımlı olma, konuşma ve yürüme güçlükleri, bilişsel işlevlerini yerine getirememe riskleriyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.'İnme belirtileri hiç beklenmedik zamanda aniden ortaya çıkar'İnmenin her yaşta görülebildiğini ancak 60 yaş üstü kişiler ve erkeklerde görülme sıklığının daha fazla olduğunu kaydeden Topçuoğlu, 'Yüksek tansiyon, diyabet, sigara kullanımı, kolesterol düzeyinin yüksek olması, obezite, dengesiz ve düzensiz beslenme, hareketsiz yaşam sürme, aşırı alkol kullanımı, boyun damarlarında ateroskleroz ve darlıklar, kalp ritim bozuklukları ve diğer kalp hastalıkları diğer risk faktörleridir.' dedi.Topçuoğlu, bu faktörlerden bir ya da birkaçının, kişiyi inme geçirme açısından riskli konuma getirdiğini ifade ederek, 'İnme, 3 yaygın belirti ile kendini göstermektedir. Bunlar, ani gelişen konuşma bozukluğu, yüzde kayma ve kolda güç kaybıdır. Bu belirtiler hiç beklenmedik zamanda aniden ortaya çıkar. Bunlarda sadece biri veya aynı anda birkaçı ortaya çıkabilir.' bilgisini paylaştı.'Sadece pasif içicilik ile inme riski yüzde 30 artıyor'İnmenin gelişmesinde rol oynayan yaşlılık, genetik yatkınlık gibi bazı risk faktörlerinin önüne geçilmesinin mümkün olmamasına karşın diğer etmenlerin kontrol altına alınabileceğine dikkati çeken Topçuoğlu, şöyle konuştu:'İnme geçirmenize neden olabilecek bazı etmenleri denetim altına alarak riski azaltabilmeniz mümkündür. Sigara başta akciğer kanseri olmak üzere hemen hemen vücuttaki her organda çoğu ölümcül birçok hastalığa yol açıyor. Sigara kullanımı veya sadece dumanına maruz kalınmasının bile inme başta olmak üzere ciddi damar hastalıklarına yol açtığı unutulmamalıdır.Sigara içmek inme riskini en az 2 kat artırmakta ve günde bir sigara içmekle bile belirgin bir risk artışı gözlenmektedir. Her paket ile bu risk katlanıyor. Sadece pasif içicilik ile inme riski yüzde 30 artmaktadır. Yani evinizde sigara içerek sadece kendinizin değil, sevdiklerinizin de inme geçirme riskini belirgin ölçüde artırmış oluyorsunuz. Son dönem yapılan bilimsel çalışmalar elektronik sigaranın da önemli bir risk oluşturduğunu gösteriyor.''Sigara içerek sağlıklı bir yaşam sürdürülmesi imkansızdır'Topçuoğlu, sigaranın öldürücülüğüne karşı vatandaşları uyararak, 'Sigara öldürür, öldürmezse felç bırakır. 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü, sigara ve tütün ürünlerinin kullanımının sonlandırılmasının kazandıracaklarını hatırlama günüdür. Sigara içerek sağlıklı bir yaşam sürdürülmesi imkansızdır. Sigara bırakıldığında ise risk giderek azalacaktır. Vatandaşlara sigarayı tamamen bırakmalarını tavsiye ediyorum. İnmeden korunsunlar, yaşamlarını korusunlar.' diye konuştu.İnmede erken müdahalenin önemini vurgulayan Topçuoğlu, 'İnme belirtileri fark edildiğinde hiç vakit kaybetmeden 112'yi aramak gerekmektedir. Çünkü inme tedavisinin, inme konusunda uzman ekip tarafından teknolojik donanımın bulunduğu merkezlerde yapılması önemlidir. 112 Acil Sağlık Hizmetleri inme belirtileri olan hastayı tedavi için en uygun hastaneye, en kısa sürede ulaştırabilir.' ifadesini kullandı.Topçuoğlu, Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneğince inme hakkında farkındalık yaratmak amacıyla 'İnmede Çare Erken Müdahale' sloganıyla kampanya sürdürdüklerini belirterek, 'Kampanya kapsamında ağırlıklı olarak inme belirtilerinin neler olduğu ve belirtiler görüldüğünde yapılması gerekenler hakkında bilgiler kamuoyuyla paylaşılmaktadır. İnme konusunda yararlı bilgiler ve kampanya hakkında ayrıntılar inme.org.tr adresinde yer almaktadır.' bilgisini verdi.
Reklam