Konya'da Halı Yıkamacıyı Tabancayla Öldüren Sanığa Müebbet Hapis İstemi
KONYA (AA) - Konya'da birlikte çalıştığı halı yıkamacıyı tabancayla öldürdüğü gerekçesiyle yargılanan tutuklu sanık Halil Ağralı'nın müebbet hapisle cezalandırılması istendi.Konya 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Ağralı, öldürülen Yusuf Öztürk'ün yakınları ve taraf avukatları katıldı. Sanık Ağralı, savunmasında, maktul ile halı yıkama dükkanında ortak çalıştıklarını, olay öncesi aralarında herhangi bir husumetin bulunmadığını öne sürdü. Olay günü iş yerine geç gelen maktule, 'Bu saate kadar neredeydin? Hesap kitap yapmamız lazım' dediğini söyleyen sanık Ağralı, 'Bu sözüm üzerine, 'Sana hesap mı vereceğim' dedi. Aramızda tartışma çıktı. Tartışma sırasında bana ağır sözler söyledi. Ben de üzerimdeki tabancayı çıkardım ama ateş etmedim. Maktul 'Erkeksen ateş edersin' dedi, hakaretler etti. Ben de tahrik oldum. Sinirle ateş ettim. Öldürme kastım yoktu.' ifadelerini kullandı. Tanık Alperen Ağralı da sanığın oğlu olduğunu, bu nedenle söz konusu iş yerinde geçen olaylardan haberi bulunduğunu öne sürdü. Babası Halil Ağralı'nın, maktulün teklifi üzerine arabasını satarak halı yıkamacı dükkanına ortak olduğunu kaydeden Ağralı, 'Parasal konularla ilgili babam ve maktul arasında bazı ufak tartışmalar yaşanmıştı. Ancak bunun dışında aralarında herhangi bir husumet yoktu. Zaman zaman babam bana, 'Hesaplar karışıyor' şeklinde sözler söylüyordu. Bir de zaman zaman dükkana maktulün alacaklıları geliyordu. Bu kişiler 'tekin' tipler olmadığı için maktul ve babam bir tabanca almıştı. Bu tabanca da genellikle iş yerinde dururdu.' beyanlarında bulundu. Tanık olarak dinlenen mali müşavir Mustafa B. ise 'Söz konusu iş yerinin ve iş yeri sahibi olan, maktulün eşi Küpra Öztürk'ün resmi işlemlerini takip ediyordum. Maktul ve sanık bu iş yerinde sigortalı olarak çalışıyordu. İş yeri Küpra Öztürk'ün üzerindeydi ve sanık da orada personel durumundaydı.' diye konuştu. Beyanların ardından mütalaasını açıklayan iddia makamı, sanık Ağralı'nın 'kasten öldürme' suçundan müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, dosyadaki eksikliklerin tamamlanması için duruşmayı erteledi. OlayMerkez Karatay ilçesi Fevziçakmak Mahallesi 10533 Sokak'taki bir halı yıkama dükkanında alacak meselesi nedeniyle 28 Mayıs 2020'de çıkan tartışmada Halil Ağralı (42), birlikte çalıştığı Yusuf Öztürk'ü (36) tabancayla öldürmüştü.Tutuklanan Halil Ağralı hakkında 'kasten öldürme' suçlamasıyla dava açılmıştı.
Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Aa Editör Masası'na Konuk Oldu: (2)
ANKARA (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye'den ilk uzay yolculuğunun turistik bir seyahat amacıyla değil, bilimsel bir misyon kapsamında gerçekleştirileceğini belirterek, 'Cumhurbaşkanı'mızın gönlünden geçen bir kadın astronotun uzaya gitmesi. En uygun vatandaşımızın orada misyonu gerçekleştirmesini sağlayacağız.' dedi.Bakan Varank, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda, Milli Uzay Programı'na ilişkin değerlendirmede bulundu, soruları yanıtladı.Türkiye Uzay Ajansının koordinasyonu yürüteceğini belirten Varank, bunun yanında söz konusu alanda yapılacak yatırımlarla ilgili kaynak tahsisini de gerçekleştireceğini söyledi.Varank, belirlenen hedeflerle Türkiye'yi uzay yarışında önemli bir ülke konumuna getireceklerini söyledi.Türkiye'nin doğru zamanda doğru yere yatırım yaptığını vurgulayan Varank, 'Şu anda tüm dünya Türkiye'nin insansız hava araçlarında geldiği noktayı, onun cephede nasıl oyun değiştirici olduğunu konuşuyor ve Türkiye'yi çok sıkı şekilde takip ediyor.' diye konuştu.Varank, TOGG'da da doğru zamanda, doğru yere yatırım yapıldığına işaret ederek, endüstrinin değiştiğini gördüklerini ve bu değişirken özellikle otomobilin artık bir teknolojik alet olma noktasına gittiği dönemde yatırımların yapılmaya başlandığını dile getirdi.Klasik markaların da elektrikli otomobillerle ilgili takvimini öne çekmeye başladığını anımsatan Varank, bu alanda çok büyük ve hızlı bir değişim olduğunu anlattı.'Türkiye'yi çok daha katma değerli bir ekonomi üreten ülke haline getirebileceğiz'Varank, uzay yarışının da özellikle son 3-4 senede çok hızlı bir şekilde gelişmeye başladığına dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu: 'Uzay yarışına ülkeler yatırım yapmaya başladılar. Burada farklı ülkeler, farklı misyonlar açıkladılar. Tabii burada önemli olan şey bu yarışın getirisini götürüsünü hesaplayarak doğru yere ve alana yönlenebilmek. Biliyorsunuz birtakım ülkeler parasını ödeyip, 'Bilmem ne aracı yaptırdık, Mars'a gönderdik' diye reklam yapıyorlar. Bunu o ülkenin teknolojisine, insan kaynağına ve özellikle çarpan etkisiyle o ülkede oluşturulan ekonomiye bir katkısı var mı, yok mu ona bakmamız lazım. İşte bu programın önemi o.'Varank, 'Mevcut kabiliyetlerimizin farkındayız.' diyerek, dünyada da yarışın nereye gittiğinin farkında olduklarını söyledi. Uzayda paranın nereden kazanılabileceğini değerlendirdiklerini ve gördüklerini vurgulayan Varank, 'Dolayısıyla şunu diyoruz, biz bu programı uygularsak ülkemizin kalkınmasına katkımız olacak. Türkiye'yi çok daha katma değerli bir ekonomi üreten ülke haline getirebileceğiz. Tabiiki vatandaşımıza onun gururunu da yaşatacağız. Çünkü çok önemli, doğru bir alana harcama yapacağız ve bunun topluma yayılmış bir geri dönüşü olacak.' ifadelerini kullandı.'Bu bir bilimsel misyon olacak'Bakan Varank, uzaya gönderilecek vatandaşa ilişkin bilgi vererek, 'Bir turistik seyahat olmayacak. Yani ülkeler bunu 'Bir vatandaşımı uzaya gönderdim, ne kadar mutluyuz, gururluyuz.' diyebilirler, bunun örnekleri var ama biz asla böyle bir anlayışla yaklaşmıyoruz. Bu bir bilimsel misyon olacak.' dedi. Bu manada da alanında temayüz etmiş insanlar arasından, böyle bir görevin yükünü, stresini ve fiziki zorluklarını kaldırabilecek bir vatandaşın seçileceğini vurgulayan Varank, 'Genelde dünyada havacılık alanında tecrübesi olan insanlar seçiliyor. Seçerek uzaya göndereceğiz ve orada Uluslararası Uzay İstasyonu'nda bir bilimsel çalışma yapmasının ve oradaki altyapıyı kullanmasının önünü açmış olacağız.' diye konuştu.'Cumhurbaşkanı'mızın gönlünden geçen bir kadın astronotun Türkiye adına uzaya gitmesi'Burada ne yapılacağına, hangi bilimsel misyonun yerine getirileceğine ortak akılla karar verileceğini ifade eden Varank, şöyle konuştu:'Bu tabiat bilimlerinde yapılacak bir çalışma olabilir ya da kendi geliştirdiğimiz, uzay tarihçesi kazandırmak istediğimiz ya da uzaydaki dayanıklılığını test etmek istediğimiz bir ekipmanın oraya götürülüp test edilmesi de olabilir. Hatta bir mini uydunun uzaya çıkarılıp direkt Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan uzaya salınması da olabilir. Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Hem yaptığımız teknolojilere uzay tarihçesi kazandıracağız hem de uzay ekonomisi alanında önemli bir güç haline geleceğiz.'Varank, uzaya kimin gönderileceğine ilişkin de 'Sayın Cumhurbaşkanı'mızın gönlünden geçen bir kadın astronotun Türkiye adına uzaya gitmesi. En uygun vatandaşımızın orada misyonu gerçekleştirmesini sağlayacağız.' ifadelerini kullandı. Bu bilimsel misyona uygun yapılacak seçimlerin gönüllük esasına uygun bir çağrıyla gerçekleştirileceğini vurgulayan Varank, sonucunda en uygun vatandaşı uzaya göndereceklerini ve bilimsel misyonun gerçekleştirmesini sağlayacaklarını bildirdi.'Uzaya gitmiş bir Türk vatandaşı, gençler ve çocuklar için rol model olacak'Astronot kelimesi yerine kullanılacak Türkçe kelimenin ne olacağına ilişkin de Varank, 'Cumhurbaşkanı'mızın Türkçe hassasiyetini hepimiz biliyoruz.' dedi.Varank, dünyada en çok bilinen özellikle ABD'nin yetiştirdiği uzay insanlarına 'astronot' ve Sovyet döneminden itibaren yetiştirilen uzay insanlarına ise 'kozmonot' isminin verildiğini hatırlatarak, farklı ülkelerin bu manada çalışmaları olduğunu dile getirdi.Burada gerçekten Türkçe bir isim bulmak istediklerini belirten Varank, şunları kaydetti:'Madem bir vatandaşımızı göndereceğiz, madem bu vatandaşımızın üzerine yatırım da yapacağız, bunlar basit hadiseler değil. Bu vatandaşımızın 2 yıla yakın eğitim alması lazım. Özellikle uzaya gitmiş bir Türk vatandaşı, gençler ve çocuklar için rol model olacak. Tüm dünyada astronotlar konuşmacı olarak davet ediliyor, deneyimleri paylaşılıyor. Dolayısıyla Türkiye'nin önüne koyacağımız bir rol modeli çok iyi şekilde yetiştireceğiz. İsminin de Türkçe olması bizi mutlu eder.' (Sürecek)
Huzurevinin Çınarları Salgın Döneminde Sosyal Etkinliklerle Moral Buluyor
SİVAS (AA) - SERHAT ZAFER - Sivas İhramcızade İsmail Hakkı Toprak Huzurevinde kalan yaşlılar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde çeşitli sosyal ve sportif etkinliklerle hayata bağlanıyor.Salgın döneminde dışarı çıkamayan huzurevi sakinlerinin yaşamlarına daha rahat ve sağlıklı devam etmeleri için çok sayıda sportif ve sosyal aktivite düzenleniyor. Huzurevinde kurulan bocce takımı ise Türkiye şampiyonasına hazırlanıyor. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Harun Tan, AA muhabirine, koronavirüs çıkınca ilk olarak yaşlıları salgından korumanın uğraşı içerisine girdiklerini söyledi. Bakanlığın salgının ilk günlerinden itibaren huzurevlerinde vardiyalı sistemi uygulamaya koyduğunu anımsatan Tan, personelin gerekli tetkiklerin ardından 10 gün boyunca dışarı çıkmadan görev yaptığını ifade etti. Tan, salgın döneminde huzurevinde kalan yaşlılar için çeşitli sosyal ve sportif faaliyetler düzenlediklerini anlatarak, 'Bu dönemde yaşlılarımızın, ulu çınarlarımızın canları sıkılmasın diye, özellikle vakit geçirici, bilinçlerini diri tutucu çeşitli etkinlikler yapıyoruz.' dedi. Huzurevi bocce takımı için kurumun bahçesinde kapalı alan oluşturduklarını dile getiren Tan, takımdaki huzurevi sakinlerinin çalışmalarına devam ettiğini belirtti.Tan, huzurevinde şu ana kadar Kovid-19 vakasına rastlanmadığını vurgulayarak, 'Kendimize nasıl bakıyorsak onlara da öyle baktığımızın bir nişanesi oldu.' diye konuştu. Bocce takımı Türkiye şampiyonasına hazırlanıyor Huzurevinde düzenlenen faaliyetler hakkında bilgi veren Tan, şunları kaydetti:'El becerisi olarak genellikle resim çiziyorlar, bilinçlerini diri tutucu oyunlar oynuyorlar, kadınlarımız işlemeler yapıyor. Huzurevindeki personelimiz sürekli el işleriyle uğraşıyordu, buradaki yaşlılarımız bütün faaliyetleri öğrendiler. Bu dönemde boş zamanları çok olduğu için onlarla devamlı uğraştılar. Yaşlılarımız bundan memnun kaldılar. Vakitlerini verimli ve iyi bir şekilde geçirmenin düşüncesi içerisinde biz de onlara yardımcı olduk. Onlar da bizlere zorluk çıkartmadılar ve güzel etkinlikler oldu.'Huzurevi Bocce Takımı'nın geçen yıl bölge birincisi olduğunu ve Türkiye Şampiyonası'na gittiğini dile getiren Tan, 'Bu bizim için bir ilk oldu ve daha da ilerleteceğiz.' ifadesini kullandı. Huzurevi sakinlerinden Salih Torun da tüm görevlilerin kendileriyle yakından ilgilendiğini söyledi. Bocce sporuyla uğraştığını, bunun yanı sıra çeşitli el sanatları yaptıklarını aktaran Torun, 'Boyama, işleme, tespih yapıyoruz. Tüm el sanatlarından yapıyorum.' şeklinde konuştu.Fahri Dağıstanlı ise 26 yıldır huzurevinde kaldığını, kendilerine çok iyi davranıldığını ve her türlü imkanın sunulduğunu vurguladı. Halit Nazik de bocce ile zaman geçirdiğini, katıldıkları turnuvalardan başarıyla döndüklerini ifade ederek, 'Çalışan insanın beyni her zaman açık olur.' dedi.
Bursa'da Bir Kişi Yol Kenarında Tabancayla Öldürülmüş Bulundu
BURSA (AA) - Bursa'nın Osmangazi ilçesinde bir kişi tabancayla öldürülmüş bulundu.Alınan bilgiye göre, Çukurca Mahallesi'nden Yeniceabat Mahallesi'ne giderken yol kenarında bir kişinin hareketsiz yattığını gören vatandaşlar, durumu 112 Acil Servis ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, vücudunda mermi bulunan kişinin yaşamını yitirdiğini belirledi. Bursa Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Cinayet Büro Amirliği ekipleri, ölen kişinin Murat Bahadır (41) olduğunu belirledi.Çevrede inceleme yapan ekipler, şüpheli ya da şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.
Konya Şeker, Bu Sene Üreticiden Aldığı Patatesin Ücretini Ödedi
İSTANBUL (AA) - Seydibey Tarım Ürünleri Entegre Tesisinin tarımsal ham madde ihtiyacı için sözleşmeli patates ekimi yaptıran Konya Şeker, bu sene üreticiden aldığı patatesin ücretini ödedi.Konya Şeker açıklamasına göre, Konya Şeker tarafından 2009 yılında Seydişehir ile Beyşehir ilçelerinin orta noktasına yapılan ve Türkiye’nin çift üretim hattı ile dondurulmuş parmak patateste en büyük kapasitesine sahip olma unvanını elinde bulunduran, kampüs içinde Türkiye’nin tek Patates Nişastası Fabrikası da yer alan Seydibey Tarım Ürünleri İşleme Entegre Tesisleri, üreticilerden aldığı patatesleri, işleyerek hem üreticilere hem de Türkiye ekonomisine kazandırmaya devam ediyor.Salgın nedeniyle mart ayından beri başta hizmet sektörü ve turizm sektörü olmak üzere birçok sektörün kapalı olmasına rağmen piyasadaki durgunluğu üreticisine yansıtmayan ve ürün alımlarını sürdüren Konya Şeker’in bu yıl içerisinde üreticilerden aldıkları patates bedellerini üreticiye ödemesi üreticilere rahat bir nefes aldırdı.Açıklamaya göre, bir önceki yıl patates fiyatlarının yüksek olması nedeniyle Türkiye’nin pek çok yerinde üreticilerin patates ekimine yönelmesi, buna karşılık salgın sürecinde hizmet sektöründe yaşanan durgunluk nedeniyle tüketimde daralmanın da etkisiyle hasatla birlikte 95 kuruşlar civarından piyasaya çıkan patates fiyatları hızla düşmüş, 60-65 kuruşlar civarında alıcı bulamayan üretici fiyatları 50 kuruşlar seviyesine gerilemiş, çok sayıda firmanın patates fiyatlarındaki düşüş üzerine sözleşmeli ekim yaptırdıkları patatesi almadıklarına ve piyasadan ucuz patates temin ettiklerine dair iddialar gündeme gelmişti. Konya Şeker, hem patates üreticisini avanslarla desteklemeye devam etti hem de alımını gerçekleştirdiği patates için sözleşme şartlarını eksiksiz yerine getirdi. 'Konya Şeker üreticisine neyi taahhüt ettiyse yerine getirdi'Açıklamada görüşlerine yer verilen 25. ve 26. Dönem AK Parti Karaman Milletvekili ve Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, 'Tarımsal üretimde sürdürülebilir üretimin en önemli koşullarından biri üreticinin kötü sürprizlerle karşılaşmamasıdır. Yani aylarca emek sarf ederek ürettiği ürün üreticinin elinde kalır ya da üretici ürününü maliyetinin altında elinden çıkarmak zorunda kalırsa ürün arzında gelgitlerin yaşanması kaçınılmazdır. Bir önceki sene patates azdı, fiyatlar zirve yapmıştı ve ülkemizin birçok yerinde üretici patates ekimine yöneldi. Ancak bu sene üretici pazarda beklediğini bulamadı. Sosyal medya ve haberlere de yansıdığı üzere 95 kuruştan piyasaya çıkan mahsul, 60-65 kuruşa alıcı bulamadı. Üretici fiyatlarının 50 kuruşa kadar düştüğüne dair haberleri hepimiz okuduk. Üreticiye sözleşmeli ektirilen patatesin birçok firma tarafından tek taraflı bir kararla alınmadığına dair şikayetler, duyumlar bize kadar geldi. Konya Şeker üreticisine neyi taahhüt ettiyse yerine getirdi.' ifadelerini kullandı.'Patatese ülkemiz üretici fiyatları ortalamasının üzerinde fiyat verdi'Salgın sürecinde 'fast foodların' iş hacmi azalmasına, dolayısıyla dondurulmuş parmak patates tüketiminin düşmesine rağmen Seydibey Tesisi'ni geniş üretim portföyü sayesinde mamul ürün pazarındaki daralmanın üretimi ve üreticiyi etkilemesine müsaade etmediğini aktaran Konuk, şunları kaydetti:'Seydibey Dondurulmuş Parmak Patates Tesisinde ülkemizin tek patates nişastası üreten nişasta fabrikası da çalıştı ve tarımsal üretimin daralmasına müsaade etmedi. Dünyanın en büyük fast food zincirlerine dondurulmuş parmak patates ve patates kroketi, soğan halkası vermeye bu dönemde de devam eden Konya Şeker, iç pazardaki daralmayı ihracatla aşacak adımlar atarak sürecin tarımsal üretimi etkilememesini sağladı. Bu süreçler gelip geçer, bizim için önemli olan üretim alışkanlığının kaybolmaması ve üretimde sürekliliğin sağlanmasıdır.​​​​​​​ Önce dondurulmuş parmak patates üretimi yapacak tesisi tamamlandı. Bu tesisi üretimi tetikledi, sonrasında hem bölge üreticimizin daha çok patates üretmesini hem de ülkemizin ithalat için yabancı ülkelere döviz akıtmasının önüne geçmek için Türkiye’de üretimi yapılmayan patates nişastasını üretmek için patates nişastası fabrikası kuruldu. Neticede, 2008 yılında sadece 222 bin 75 ton patates üretimi gerçekleştirilen Konya’da patates üretimi 2019 yılında 611 bin tona ulaştı. Bu sene fiyatlar üreticinin beklentisinin altında oluşmasına rağmen Konya Şeker sözleşmedeki taahhüdünü eksiksiz yerine getirdi ve patatese ülkemiz üretici fiyatları ortalamasının üzerinde bir fiyat verdi. Desteğimiz de sadece ürün fiyatlaması ile de sınırlı kalmadı.'Konya Şeker’in salgın önlemleri çerçevesinde hizmet sektöründeki durgunluğun patates üreticisini etkilememesi için pazardaki alternatif kanalları da değerlendirdiğini aktaran Konuk, 'Ülkemizde dışa bağımlılığı bitirecek patates nişastası üretimi ile hem üreticinin elindeki ikinci sınıf ürünlerin de para etmesini sağladı hem de patates nişastasında ithalatçı konumda olan ülkemizin söz konusu üründe ihracatçı olmasını sağlayarak ülke ekonomisine katkı yaptı. Bunun yanı sıra da McDonald’s gibi dünyaca ünlü firmalara donuk gıda tedarikini kesintisiz devam ettirerek tarladaki üretime teminat olmaya devam ederken sadece patateste değil, üreticimizin ürününü ve tarımsal üretimine de her alanda destek oldu.' değerlendirmesinde bulundu.Öte yandan açıklamaya göre, Türkiye’de dondurulmuş parmak patates, soğan halkası ve kroket gibi ürünlerin üretimini gerçekleştiren Seydibey Entegre Tesislerini 2009 yılında üretime başlatan Konya Şeker, 2014 yılında da Türkiye’nin ihtiyacının tamamını ithalat yoluyla karşıladığı patates nişastasında ithalatı sıfırlayıp ithalata giden dövizin bölge üreticisinin geliri olması için patates nişastası fabrikası yatırımını da tamamlamıştı. Doku Kültürü Laboratuvarı'nı da kurarak sıfır jenerasyon patates tohumluğu üretimine başlayan Konya Şeker, üreticilerine dağıttığı sıfır jenerasyon ve hastalıklardan ari patates tohumluğu ile de dekara verimde Konya’nın büyük bir sıçrama yapmasına öncülük etmişti.
Hrant Dink Cinayetine İlişkin Davada Müdahil Avukatları Beyanda Bulunuyor
İSTANBUL (AA) - Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler, jandarma ve eski emniyet görevlilerinin de aralarında bulunduğu 6'sı tutuklu, 13'ü firari 76 sanığın yargılanmasına devam ediliyor.İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, hakkında ev hapsi kararı bulunan tutuksuz sanık eski Trabzon İl Jandarma Alay Komutanı Ali Öz, dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay ve eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler katıldı.Bazı sanıkların, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılım sağladığı duruşmada, taraf avukatları da hazır bulundu.Duruşmada, önceki celsede alınan ara karar gereği, müdahil Dink ailesinin avukatlarına esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmaları için söz verildi.Aileyi temsilen 3 avukatın konuşacağının bildirildiği duruşma, avukat Emel Ataktürk Sevimli'nin beyanda bulunmasıyla sürüyor.Esas hakkındaki mütalaadanSavcılığın mahkemeye sunduğu esas hakkındaki mütalaada, cinayet döneminde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Ali Poyraz hakkında, 'FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak' ve 'görevi kötüye kullanma' suçlarından 8 yıldan 16 yıla kadar hapis cezası isteniyor.Mütalaada, yine cinayet döneminde İstanbul İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü Terör Olayları Kısım Amiri (Yüzbaşı) olarak görev yapan Ali Barış Sevindik'in, 'Anayasayı ihlal' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 'kasten öldürme' suçundan müebbet, 'FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmaktan' 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.Sanıklar, dönemin İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişleri Mehmet Ali Özkılıç ve Şükrü Yıldız'ın, Trabzon Emniyet Müdürlüğü ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığında görevli sanıkları korudukları, FETÖ'nün amaçları doğrultusunda hareket ettikleri belirtilen mütalaada, Mehmet Ali Özkılıç'ın 'FETÖ'ye üye olmak' ve 'görevi kötüye kullanmak' suçlarından 8 yıldan 16 yıla, sanık Şükrü Yıldız'ın 'yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs', 'FETÖ üyeliği' ve 'görevi kötüye kullanmak' suçlarından 10 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.Sanık polis memuru Muhittin Zenit'in faillerle irtibatlı olarak Dink'in öldürülmesine yardım ettiği belirtilen mütalaada, bu kişinin 'tasarlayarak kasten öldürmeye yardım etmek', 'FETÖ'ye üye olmak', 'resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek' ve 'görevi kötüye kullanma' suçlarından 25 yıl 9 aydan 43 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.Mütalaada, cinayet döneminde Trabzon Emniyet Müdürü olan sanık Reşat Altay'ın 'kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi', 'resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek' ve 'görevi kötüye kullanma' suçlarından toplam 23 yıl 3 aydan 33 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması istenirken, cinayetten önce Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yapan sanık Sabri Uzun, eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü tutuksuz sanık Ahmet İlhan Güler, cinayetten önce dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç ve dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah hakkında 'görevi kötüye kullanma' suçundan 3 aydan birer yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.Dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Ali Öz'ün,'Anayasayı ihlal' suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve 'kasten öldürme' suçundan müebbet, diğer suçlardan 10 yıldan 24 yıla kadar hapsi talep edilen mütalaada, diğer sanıkların da benzer suçlardan 15 yıl ila müebbet hapis cezaları arasında değişen oranlarda mahkumiyetlerine karar verilmesi isteniyor.Mütalaada, 11 sanık hakkında ise tüm suçlardan beraat kararı verilmesi talep ediliyor.Firari sanıklar FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, Adem Yavuz Arslan, Ekrem Dumanlı, Coşgun Çakar, Halil İbrahim Koca, Mehmet Akif Yılmaz, Mehmet Faruk Mercan, Metin Canbay, Ömer Faruk Kartın, Serkan Şahan, Yılmaz Angın, Yunus Yazar ve Zekeriya Öz'ün dosyalarının ayrılması talep edilen mütalaada, sanık Şeref Ateş hakkında ise yargılama devam ettiği sırada vefat ettiği için dava dosyasının düşürülmesi isteniyor.Mütalaanın ardından ara celselerde mahkeme heyeti, tutuksuz sanıklar Veysal Şahin, Volkan Şahin ve Okan Şimşek hakkında yakalama kararı çıkardı. Yakalama kararları doğrultusunda 3 sanık da tutuklandı. Sanık Volkan Şahin delil durumunun lehine değişmesi sonucu daha sonra tahliye edildi. Böylece dosyada tutuklu sayısı 6'ya yükseldi.
Reklam
Endonezya: Yolcu Uçağının Düşüşüne Arızalı Otomatik Gaz Kelebeği Yol Açmış Olabilir
CAKARTA (AA) - Endonezyalı yetkililer, 9 Ocak'ta Sriwijaya Hava Yollarına ait yolcu uçağının düşüşünün nedeninin arızalı otomatik gaz kelebeği olabileceğini belirtti.KNKT Kaza Araştırma Alt Komite Başkanı Nurcahyo Utomo, yayımlanan ön rapora ilişkin açıklamasında, karakutudaki verilere göre 8 bin 150 fitte uçağın sol motorunda güç kaybı olduğu ve 10 bin 600 fitte de sola doğru hareket etmeye başladığını ifade etti.Uçağın en yüksek irtifası olan 10 bin 900 fitte alçalmaya başladığını aktaran Utomo, otomatik pilot devreye girerken sol motorun kontrolünü sağlayan gaz kolunun geriye hareket ettiği ve bu durumun da denize çakılıştan önce motorun itici gücünü zayıflattığı bilgisini paylaştı.Utomo, önceki uçuşlarda pilotların, 26 yıllık uçağın otomatik gaz kelebeğiyle ilgili sorunlar bildirdiğini ifade etti.Şu anki sonuçların ön rapor bilgilerini içerdiğini ve soruşturmanın sürdüğünü dile getiren Utomo, uçağın kesin düşüş nedenine ilişkin nihai sonuç raporunun beklenmesi gerektiğini vurguladı.Öte yandan Sriwijaya Hava Yolları, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle 9 ay kullanılmayan uçağın Aralık 2020'de uçuşlara başlamadan önce denetimlerden geçtiğini savunuyor.Kazanın nedenine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 2 Şubat’ta, motor gücünü kontrol eden otomatik gaz kelebeği dahil 5 parça ABD ve İngiltere’ye gönderilmişti.Kaza sonrası ses kayıt cihazını içeren ikinci karakutuyu arama çalışmaları hala sürüyor. Kalkıştan yaklaşık 5 dakika sonra iletişimin kesildiği, 50 yolcu ile 12 kişilik mürettebatın bulunduğu 'SJ182' sefer sayılı Boeing 737-500 tipi yolcu uçağının, 9 Ocak'ta başkent Cakarta'nın kuzey açıklarındaki Laki ve Lancang Adası arasında düştüğü açıklanmış, uçaktan kurtulan olmamıştı.
Eskişehir'deki Uyuşturucu Davasında İki Sanığa Hapis Cezası
ESKİŞEHİR (AA) - Eskişehir'de uyuşturucu ticareti yaptıkları gerekçesiyle yargılanan biri tutuklu iki sanığa 12 yıl 6'şar ay hapis cezası verildi. 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Murat C, tutuksuz sanık Meryem Y. ve avukatları katıldı.Son sözleri sorulan sanıklar suçlamaları reddederek, tahliye ve beraat talebinde bulundu.Mahkeme heyeti, sanıkları 'uyuşturucu ticareti yapmak' suçundan 12 yıl 6'şar ay hapisle cezalandırdı. İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince geçen yıl düzenlenen operasyonda yakalanan iki zanlıdan biri tutuklanmış, diğeri tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.
Reklam
Bilecik'te Yanan Ahırda 58 Küçükbaş Hayvan Telef Oldu
BİLECİK (AA) - Bilecik'in Söğüt ilçesinde bir ahırda çıkan yangında 58 küçükbaş hayvan telef oldu.Tuzaklı köyünde Ali Savcı'ya ait ahırda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.İhbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri, yangına müdahalede bulundu. Söndürme çalışmalarına köylüler de destek verdi.Yaklaşık 2 saat süren çalışma sonucu alevleri kontrol altına alan ekipler, soğutma çalışması yaptı.Ahırın kullanılamaz hale geldiği, 58 küçükbaş hayvanın telef olduğu yangının çıkış nedeni araştırılıyor.
Tayland’da Koronavirüse Çok Benzeyen Yeni Bir Virüs Keşfedildi: RacCS203
Yeni tip corona virüsün (Covid-19) kökenini araştıran bilim insanları, Tayland'ın doğusunda yaşayan alt nalı yasalarında Covid-19'a neden olan Sars-CoV-2 virüsüne yüzde 90’dan daha fazla benzeyen farklı bir virüs türü keşfetti. Araştırmacılar, “RacCS203” adlandırdıkları virüs de dahil olmak üzere, yeni tip corona virüsle akraba olan virüslerin birçok Asya ülkesindeki yarasalarda mevcut olduğunu söyledi. Söz konusu keşif, corona virüsün kaynağı olduğu düşünülen alanı 4 bin 800 kilometrekareye kadar genişletti.
Kilis'te 377 Bin 100 Uyuşturucu Hap Ele Geçirildi
KİLİS (AA) - Kilis'te bir araçta 377 bin 100 uyuşturucu hap ele geçirildi, 2 şüpheli gözaltına alındı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, yaptıkları istihbarat çalışması sonucunda Oylum Mahallesi'nde 31 KMB 36 plakalı bir aracı durdurdu.Ekipler, araçta yaptığı aramada 377 bin 100 uyuşturucu hap ve 1,72 gram metamfetamin ele geçirdi.Gözaltına alınan S.G. ve Irak uyruklu R.T.F.O. emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Reklam
Antalya'daki "Çevre Dedektifleri" Düden Çayı'ndaki Kirliliğin İzini Sürüyor
ANTALYA (AA) - LEVENT KİŞİ - Antalya'daki Düden Çayı'ndan kaynaklı koku ve köpük kirliliğinin önlenmesi için oluşturulan ekipler, adete dedektif gibi çalışarak kirliliğin kaynağını araştırıyor, kusurlu işletmelere para cezası uyguluyor. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, her yıl milyonlarca turistin ziyaret ettiği Antalya'nın en önemli doğal güzelliklerinden birisi olan Düden Çayı'nda son dönemde gözle görülür hale gelen kirliliğin ardından Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü harekete geçti. Oluşturulan denetim ekipleri, ilk olarak Kepez ilçesinde geniş bir alanda incelemede bulundu. Denetimlerde bazı işletmelerin atık sularını bilinçsiz şekilde kaçak deşarj yöntemiyle bertaraf ettikleri tespit edildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ekiplerince, çayın kirlenmesine neden olduğu tespit edilen 17 işletmeye yaklaşık 3 milyon 500 bin lira idari para cezası uygulandı. 14 tesisin faaliyetinin durdurulduğu denetimlerde, 2 tesisin idari yaptırım kararına yönelik işlemler devam ediyor. 'Çevre dedektifleri' ardından çayın ana kaynağı Döşemealtı ilçesinde denetimler yapmaya başladı. Antalya Organize Sanayi Bölgesi'nde yoğunlaştırılan kontrollerde bazı işletmelerin ön arıtma sistemi kurmak yerine atık suları çevreye zararlı şekilde bir noktaya biriktirerek, daha sonra götürme yöntemini seçtikleri belirlendi. Bazı firmaların ise atık sularını arıtmadan yağmur suyu kanallarına ve zerzemine (geçirgen yapıdaki yer altı boşlukları) verdikleri tespit edildi. Kaçak deşarj kuyuları kapatıldıDenetim ekiplerince kaydedilen görüntülerde, içinde kimyasal maddeler bulunan atık suların gelişi güzel çevreye bırakılması, kazılan kaçak deşarj kuyularıyla da direkt yer altına gönderilmesi yer aldı.Çevre kirliliğine neden olan atık sular vidanjörlerle çekildi, kaçak deşarj kuyuları ise kapatıldı. Çalışmalarını sürdüren ekiplerin denetimleri ve yer altına verilen atık su deşarjlarının önlenmesi sonucu Düden Şelalesi'ndeki koku büyük oranda ortadan kalktı.
Okulların Yüzde 98,2'Si "Okulum Temiz" Belgesiyle Yüz Yüze Eğitime Hazır Hale Geldi
ANKARA (AA) - SEFA ŞAHİN - Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile Türk Standartları Enstitüsü (TSE) iş birliğinde Ağustos 2020'den bu yana okullarda yapılan incelemeler neticesinde ülke gelindeki okulların yüzde 98,2'sini oluşturan 49 bin 361 okula 'Okulum Temiz' belgesi verildi.Bakanlık tarafından yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını tedbirleri kapsamında TRT EBA, EBA ve canlı dersler kullanılarak uzaktan eğitim yoluyla 31 Ağustos'ta başlatılan yeni eğitim öğretim dönemi, 22 Ocak'ta başlayan yarı yıl tatiliyle sona erdi. İlkokul ile ortaokul öğrencilerinin elektronik karnelerinin erişime açılmasıyla başlayan yarı yıl tatili 15 Şubat'ta sona erecek.Buna göre, Türkiye genelinde köy yerleşim yerlerinde bulunan ilkokul düzeyindeki yaklaşık 6 bin birleştirilmiş sınıf ile Türkiye genelindeki yaklaşık 2 bin 700 anaokulunda yüz yüze eğitime başlanacak.Bakanlığa bağlı eğitim kurumlarında yüz yüze eğitim faaliyetlerinin güvenli bir biçimde sürdürülmesi amacıyla MEB ile TSE iş birliğinde hazırlanan 'Eğitim Kurumlarında Hijyen Şartlarının Geliştirilmesi, Enfeksiyon Önleme ve Kontrol Kılavuzu' kapsamında alınan önlemler uygulandı.Buna göre, ülke genelinde okulların yüzde 98'i hazırlıklarını tamamlayarak belgelendirme başvurusu yaptı. Ağustos 2020'den bu yana yapılan incelemeler neticesinde ülke gelindeki okulların yüzde 98,2'sini oluşturan 49 bin 361 okula 'Okulum Temiz' belgesi verildi.Kılavuz kapsamında okullarda sınıf, yemekhane ve benzeri tüm alanlarda öğrenciler arasında 1-1,5 metre sosyal mesafe sağlanacak şekilde kapasite düzenlemeleri gerçekleştirildi. Öğrenci ve çalışanların, sınıflar ve diğer alanlarda belirlenen kişi sayısını geçmeyecek ve aynı yerde oturmalarını sağlayacak planlar oluşturuldu.Okul içerisinde öğrenci, öğretmen ve diğer çalışanların maske kullanımıyla ilgili belirlenen kurallar ve gerekli uyarılar yazılı ve görsel olarak paylaşıldı.Okullarda temizlik görevlilerinin iş esnasında maskenin yanı sıra eldiven, bone ve benzeri korucuları kullanmaları için önlem alındı. Okullarda belirlenen noktalarda maske, eldiven gibi atıklar için ayrı olmak üzere elle temas etmeden açılıp kapanabilen atık kutuları yerleştirildi.Sınıflarda yüksek sesle etkinlik yapılmaması için düzenlemeler yapıldıEğitim ortamlarının düzenli olarak doğal yollarla havalandırılması için gerekli düzenlemeler yapıldı. Alanların taşıdıkları hijyen riskine göre sıklıkta temizlik ve dezenfekte işlemleri gerçekleştirilip kayıtlar tutuluyor.Sınıflarda yüksek sesle etkinlik yapılmaması için düzenlemeler yapıldı. Salgın hastalıktan korunma yollarıyla ilgili eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri gerçekleştirilecek.Öğrenciler arasında malzeme alışverişi yapılmaması konusunda gerekli bilgilendirmeleri içeren uyarılar ilgili alanlara asıldı.Okullara ziyaretçi kabul edilmemesi başta olmak üzere veliler ve diğer ilgili taraflarca uyulması gereken konular, okulların web siteleri ve diğer iletişim araçları ile duyuruldu. İlgili tarafların uyması gereken kurallara ilişkin taahhütler alındı.
Samsun'da Görevli Doktor 1,5 Ayda İki Kez Yakalandığı Kovid-19'U Yendi
SAMSUN (AA) - Samsun'da ortopedi uzmanı Dr. Serhan Sezgin, iki kez yakalandığı yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) yenerek sağlığına kavuştu.Terme Devlet Hastanesinde görevli Sezgin'in, 31 Ekim 2020'de yüksek ateş, aşırı terleme gibi şikayetler üzerine yaptırdığı Kovid-19 testi pozitif çıktı. Evde tedavisine başlanan Sezgin, iyileşmesinin ardından hastanedeki görevine döndü.Yaklaşık 1,5 ay sonra halsizlik ve yüksek ateş şikayetiyle yeniden test yaptıran Sezgin'in, ikinci kez Kovid-19'a yakalandığı belirlendi.Evde tedavisine başlanan Sezgin, şikayetleri artınca hastaneye yatırıldı. Sezgin, tedavi sürecinin ardından hastalığı ikinci kez yenmeyi başardı. Dr. Sezgin, AA muhabirine, grip benzeri şikayetlerle hastaneye başvurduğunu, yapılan testin pozitif çıktığını söyledi.Evde 4 günlük tedavi sonucu iyileştiğini belirten Sezgin, 'İlk yakalandığımda hafif atlattım, karantinam sona erince de görevime başladım. 1,5 ay sonra aynı şikayetler yeniden başladı fakat ilk yakalandığım gibi değildi. Ağrılar arttı, arkasından akciğer tutulumu oldu. Günden güne iyi olmayı beklerken, daha farklı şekilde rahatsızlıklar çıktı. Vücutta yorgunluk, halsizlik, ağrı, tansiyon oldu. Evde tedavimi yapamayınca hastaneye yattım.' diye konuştu.Sezgin, ikinci kez yakalandığı Kovid-19'u bir ay gibi sürede zor atlattığını vurgulayarak, 'Çok şükür atlattım. Herhangi bir kronik hastalığım yok ama iki kez Kovid-19 yakalandım ve ikinciyi zor geçirdim. Hastanede yoğun olarak çalışınca virüsle daha çok karşılaşıyorsunuz. Yorgunluk, uykusuzluk gibi problemler bu hastalıktan etkilenmeyi daha da artırıyor.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Reklam
Ticaret Bakanlığı 115 Sürekli İşçi Alacak? Ticaret Bakanlığı Personel Alım Başvurusu Ne Zaman, Şartları Neler?
Ticaret Bakanlığı 115 sürekli işçi alacağını Resmi Gazete'de yayımladığı ilan ile duyurdu. Resmi Gazete'de yayımlanan ilanda başvuralar İŞKUR üzerinden online olarak yapılacak. er aday kadrolarında yalnız biri için başvuruda bulunacak. Başvuru sonrası adaylar sözlü sınava çağırılacak. Peki, Ticaret Bakanlığı 115 personel alımı başvurusu ne zaman? Ticaret Bakanlığı personel alımı şartları neler? İşte merak edilen tünm detaylar ile ilgili haberimiz...
Irak'taki Şii Lider Sadr, İsrail İle İlişkileri Normalleştirmeye İzin Vermeyeceklerini Söyledi
BAĞDAT (AA) - Irak'taki Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, ABD güçlerinin ülkeden çekilmesini isteyerek, İsrail ile normalleşmeye izin vermeyeceklerini belirtti.Sadr, ikamet ettiği Necef kentinde düzenlediği basın toplantısında Ekim 2021'de yapılması kararlaştırılan erken seçimler, ABD güçlerinin ülkedeki varlığı ve İsrail'le ilişkileri normalleştirme konularında açıklamalarda bulundu.Erken seçimlere ilişkin Sadr, 'Herkesi, erken seçimlerin başarılı olması için şiddetten uzak demokratik ortamın oluşturulmasına katkı sunmaya çağırıyorum. Seçimlerde uluslararası denetimi kabul ederiz ancak başka ülkelerin buna müdahalesine izin vermeyiz.' dedi.Şii lider, Irak güvenlik güçlerinin çöküş yaşadığını savunarak, ordu ve polis güçlerine yapılan saldırılara karşı eli kolu bağlı kalmayacaklarını dile getirdi.Ülkede düzenlenen gösteriler konusunda ise Sadr, sözlerine şöyle devam etti: 'Yolsuzluklara karşı reformist, barışçıl ve kamu mallarına zarar vermeyen, öldürmeden gerçekleşen gösterilerden yanayız. Barışçıl göstericilerle güvenlik güçlerini öldürenlerin yakalanıp cezalandırılması için yürütülen incelemelerin bir an önce bitirilmesi gerekiyor. İç ve dış güçlerin saldırdığı devlet egemenliğinin de korunması gerekiyor. Dostum Kazımi (Başbakan) de devletin egemenliğini geri getireceği sözünü vermişti. Bunu yerine getirmeli.'Biden'a çağrı ve İsrail ile normalleşme mesajıSadr, ABD Başkanı Joe Biden'a da seslenerek, askerlerini Irak'tan 'diplomatik yollar ve parlamento aracılığıyla' çekmesini istedi. Irak'ın İsrail ile ilişkileri normalleştirme iddialarına ilişkin ise Şii lider, 'Normalleşme kapıdadır ancak parlamentonun bunu engelleyerek izin vermemesi gerekiyor. Biz de kanımız pahasına olsa bile bu normalleşmeye asla izin vermeyiz.' ifadelerini kullandı.
İnternetten Sevgililer Günü Hediyesi Alırken Dolandırıcıların Ağına Düşmeyin
İSTANBUL (AA) - UĞUR ASLANHAN - Bilişim uzmanları ve tüketici dernekleri, salgın nedeniyle artan online alışverişlerin Sevgililer Günü haftasında hızlanacağını belirterek, tüketicileri sanal dolandırıcıların ağlarına düşmemeleri konusunda uyardı.Tüketiciler Derneği (TÜDER) Genel Başkanı Levent Küçük, salgınla birlikte artan online alışverişlerin özel günlerin bulunduğu haftalarda zirveyi gördüğünü belirterek, dolandırıcıların ise bu gün ve haftaları fırsat bildiğini söyledi. Tüketicilere öncelikle güvenilir siteleri tercih etmesi gerektiğinin altını çizen Küçük, ihtiyacı doğru belirleyip fiyat araştırması yapılmasının hem hediye alanı hem de karşı tarafı mutlu edeceğini anlattı.Küçük, özel günlerde kötü niyetli kişilerin ve firmaların tüketicileri mağdur edebildiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:'Tüketicilerimiz mutlaka bilinen ve güvendikleri internet sitelerinden alışveriş yapmalıdır. Özellikle sosyal medya üzerinden yapılan alışverişler tam bir saatli bomba. Tanıtımı yapılan ürünler çoğu zaman ellerinde bile olmuyor. Bilinen markaların tanıtımı yapılırken de piyasa değerinin çok altında fiyat talep ediliyor. Zaman zaman bazı ünlü isimlerin de kullanıldığı reklam kampanyalarıyla tüketiciler cazip fiyatlarla alışverişe yönlendiriliyor. Sosyal medyada en önemli konulardan birisi kurumsallık. alışveriş yaparken firmanın kurumsallığından emin olunmalı.''Hiçbir gerekçe göstermeden 14 gün içinde cayma hakkı var'Levent Küçük, dolandırıcıların zaman zaman bilinen önemli alışveriş sitelerini kopyalayıp sahtesini yapabildiğine işaret ederek, bu yolla banka ve kredi kartı bilgilerinin ve şifrelerin ele geçirilmeye çalışıldığını söyledi.İnternet alışverişlerinde kontrollü teslimat yönteminin kullanılması gerektiğini dile getiren Küçük, gerekirse kapıda ödeme seçeneğinin tercih edilmesi gerektiğini bildirdi.Küçük, 'Ayrıca, tüketicilerimizin, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri gereğince hiçbir gerekçe göstermeden 14 gün içerisinde cayma hakkı var. Bir olumsuzluk yaşandığında ürünü iade edebilir.' dedi.'Olumsuzluk yaşanırsa tüketici hakem heyetlerine gidin'Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Genel Başkanı Aziz Koçal ise, özel gün ve haftaların tüketicileri fazlasıyla alışverişe yönlendirdiğini belirterek, lüks ve pahalı hediyelerden mümkün olduğunca kaçınılması gerektiğini söyledi.Tüketicilerin bu gibi dönemlerde çok sık mağdur olabildiğini dile getiren Koçal, 'Dolandırıcılar böyle dönemleri fırsat biliyor. Tüketicilerimiz mutlaka ama mutlaka güvenilir sitelerden alışveriş yapmalı. sosyal medya alışverişlerinden mümkün olduğunca uzak durmalı.' diye konuştu.Koçal, alışveriş yaptıktan sonra fiş ve faturaların saklanması gerektiğine dikkati çekerek, 'Olumsuzluk yaşanması halinde tüketici hakem heyetlerine gidilmeli. Bu heyetlerin kararları sayesinde tüketicilerimiz mağduriyeti gideriliyor.' açıklamasında bulundu.Çok büyük indirimlerle tüketicilerin cezbedilmeye çalışabileceğine dikkati çeken Koçal, 'Olağan dışı ve teknik olarak mümkün olmayan indirimlere dikkat edilmeli. Burada fiyatlar başka sitelerden veya fiyat karşılaştırma adreslerinden denetlenmeli.' dedi.'İnternet sitesinin ETBİS'ten doğrulatmalıyız'Bilişim Teknolojileri ve Siber Güvenlik Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Sultan Selim Yüksel de salgınla birlikte dijital dönüşümün çok hızlandığını, artık alışverişleri internetten yapmanın bir lüks değil mecburiyet haline geldiğini söyledi.Online alışverişlerle birlikte siber saldırgan ve dolandırıcıların sayısında da hızlı artış yaşandığını dile getiren Yüksel, şu bilgileri verdi:'Özel gün ve haftalarda genelde büyük indirimler ve kampanyalar yapılıyor. Bu kampanyalar arasında aslında hiç de gerçeği yansıtmayan duyurular da bulunuyor. Alışveriş yapmak isterken sanal dolandırıcıların ağına düşmemek için girilen sitenin gerçek bir işletme olup olmadığını doğrulamak gerekiyor. Bunu Ticaret Bakanlığı'nın Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi'ne (ETBİS) bakarak doğrulayabiliriz. Girdiğimiz siteyle ilgili arama motorlarından birçok bilgi çıkmalı. Ayrıca şikayet sitelerinden ve bloglardan yorumları okuyabiliriz.''İnternet adresinde 'https' kısmına dikkat'Yüksel, internet sitesinin güvenlik sertifikasının olup olmadığına da bakılması gerektiğini belirterek, şu uyarılarda bulundu:'İnternet adresinin başında yer alan 'https' kısmı mutlaka bulunmalı. Bazı internet adreslerinde sadece 'http' var. Bu güvenli olmayan bir site anlamına gelir. Https sertifikası aslında uçtan uca bir bağlantı protokolü. Bir alışveriş sitesine girdiğinizde ve ödeme kısmına geldiğinizde internet adresinin https formuna geçer. o girdiğiniz bilgiler sadece banka tarafından açılabilir. Buna güvenlik sertifikası deniliyor. Bu olmaması halinde kart bilgileriniz kopyalanıp dolandırıcılara gönderilebilir.'Yüksel, ürünün belirtilen tarihlerde gelmemesi halinde hızlıca banka hareketlerine bakılıp bilgilerin hangi firma tarafından alındığının görülebileceğini sözlerine ekledi.
Uganda'da Yüzlerce Muhalif İsmin Kaçırıldığı İleri Sürüldü
KAMPALA (AA) - Uganda'da 14 Ocak'ta yapılan genel seçimlerin ardından yüzlerce muhalifin kaçırıldığı iddia edildi. Çoğunluğu başkan adayı Robert Kyagulanyi'nin başını çektiği Ulusal Birlik Platformunun (NUP) üyesi olan Ugandalılardan haftalardır haber alınamadığı öne sürüldü. Kaçırıldığı belirtilen kişilerin yakınları AA muhabirine yaptıkları açıklamada, yakınlarının plakası olmayan araçlarla alındığını ve bilinmeyen bir yerde tutulduğunu söyledi. Kaçırılanlardan birinin eşi 30 yaşındaki Ritah Namazzi, 'Silahlı adamlar kapımızı çaldığında gece yarısının geçiyordu. Kapıyı açtığımda eşimi istediklerini söylediler. Yatağın altında saklanıyordu. Burada değil diyerek onları geri döndürmeye çalıştım ancak içeri girip onu saklandığı yerde buldular, dövdüler ve zorla araca bindirdiler.' diye konuştu. Ulusal Birlik Platformu Başkanı Kyagulanyi de şimdiye kadar yaklaşık 3 bin destekçisinin tutuklandığını ya da kaçırıldığını öne sürdü. İddialarla ilgili Mecliste açıklama yapan İçişleri Bakanı Jeje Odongo, sadece 31 ismin gözaltına alındığını ve sorgularının devam ettiğini söyledi. Seçim iptali başvurusu reddedildiUganda'da başkanlık seçimlerini kaybeden Kyagulanyi'nin seçimlerde hile yapıldığını ileri sürerek Yüksek Mahkemeye yaptığı başvuru dün reddedilmişti. 'Bobi Wine' adıyla tanınan ünlü şarkıcı Kyagulanyi, seçimlerin iptal edilmesi ve Devlet Başkanı Yoweri Kaguta Museveni'nin gelecek seçimlere katılmasına müsaade edilmemesi gerektiğini savunmuştu.38 yaşındaki Kyagulanyi, 14 Ocak'ta yapılan seçimlerin ardından günlerce keyfi şekilde ev hapsinde tutulmuş, mahkeme emriyle salıverilmişti.Uganda Devlet Başkanı Museveni, seçimde oyların yüzde 58,64'ünü, rakibi Kyagulanyi ise yüzde 34,83'ünü almıştı.1986'da iktidara gelen Museveni, 1996, 2001, 2006, 2011 ve 2016'daki seçimleri de kazanmıştı.
Reklam