Muğla'da Kovid-19'U Yenen 98 Yaşındaki Kadın Taburcu Edildi
MUĞLA (AA) - Muğla'da kronik rahatsızlarına rağmen yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) yenen 98 yaşındaki kadın, herkese moral oldu.Mide kanaması, halsizlik ve öksürük şikayetiyle Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran 98 yaşındaki Behiye Türkler, Kovid-19 testinin pozitif çıkması üzerine tedaviye alındı.Türkler, 17 günlük tedavisinin ardından hastalığı yenerek hastaneden taburcu edildi. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cem Şahin, Behiye Türkler'i taburcu etmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.Salgın sürecinde çok sayıda vaka gördüklerini anlatan Şahin, '10 gün yoğun bakımda, 7 gün serviste tedavi gördü. Bu süreçte kendisi hepimize bir moral kaynağı oldu. Taburcu edilerek evine götürülen 6 çocuk ve 8 torun sahibi Behiye ninemiz yakınları tarafından özenle bakılıyor.' dedi.Kovid-19'un genç, yaşlı demeden bütün insanlığı etkilediğini vurgulayan Şahin, herkesin tedbirlere uyması gerektiğini söyledi.
Ardahan'da Bizans Ve Orta Çağ Dönemine Ait 781 Tarihi Eser Ele Geçirildi
ARDAHAN (AA) - Ardahan'da bir otomobilde, Bizans ve Orta Çağ dönemine ait 781 tarihi eser ele geçirildi.İl Jandarma Komutanlığına bağlı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, istihbarat üzerine Ardahan-Kars kara yolu Çamlıçatak mevkisinde bir otomobili durdurdu. Otomobildeki aramada, Çıldır ilçesinden getirilen, Bizans ve Orta Çağ dönemine ait 32 obje, 23 yüzük ve 726 sikke ele geçirildi.Araçtaki zanlı hakkında soruşturma başlatıldı.
Yapımcı Bülent Turgut "Süper Kahraman" Evrenini Anlattı:
İSTANBUL (AA) - 'Filinta' ve 'Yüzleşme' adlı dizilerin yapımcıları arasında yer alan Bülent Turgut, Zeytinburnu Belediyesi tarafından düzenlenen 'Konuşmalar' programının konuğu oldu.Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi'nde gerçekleştirilen ve 'Zeytinburnu Kültür Sanat' YouTube kanalından canlı yayınlanan söyleşiyi Anadolu Ajansı (AA) Kültür Sanat Haberleri Editörü Bünyamin Yılmaz yönetti.Turgut, 2015 yılında Filinta dizisini yaptıktan sonra Türkiye'nin ilk süper kahraman evrenini oluşturmak için araştırmalara başladığını belirterek, 'Lost' ve 'Prison Break' adlı dizilerin yönetmenliğini yapan Bobby Roth ile süper kahraman evreni 'T-World'ün hazırlıklarını sürdürdüklerini söyledi.Yaklaşık 2,5 yıl boyunca Türkçe konuşan Müslüman coğrafyada, ortak kültür değerlerinde buluşmuş bir evren oluşturmak amacıyla çalıştıklarına değinen Turgut, 'Hikayesi, karakterleri, işin teolojik ve mitolojik boyutu, kahramanların dayandığı arketipler derken, bir de 'Bu işin prodüksiyon olarak Türkiye'de yapılması için nelere ihtiyacımız var?' sorusuna cevap aradık. Bu işi Amerikalılar çok iyi yapıyor. Biz de onlara öykünmeyen ama bu coğrafyada onların kullandığı üretim teknolojilerini kullanabilen bir süper kahraman evreni ortaya çıkardık.' dedi.'Yakın zamanda T-World'ün prodüksiyonuna başlanacak''T-World' için prodüksiyon, aksiyon ekipleri, sanat, kostüm, dijital efektler, ürün tasarımı, oyun ve kitap gibi pek çok alanda hazırlıklar yaptıklarını dile getiren Turgut, Türkiye, ABD, Meksika ve Macaristan'da dört farklı ekiple çalışıldığının altını çizerek, yakın zamanda prodüksiyona başlanacağını kaydetti.Bület Turgut, yapımda sadece Türk karakterlerin bulunmadığınına vurgu yaparak şu bilgileri verdi:'İlk pakette Türk ağırlıklı ama amacımız bu coğrafyadan beslenmek. Biz 36 karakterden 6-7 tanesini şu an koyuyoruz. Filistinli bir Ahmet karakteri var, ikinci paketimizde girecek. Rus, İranlı, Özbek karakterler de var. Talip olduğumuz coğrafyada, hitap etmek istediğimiz nüfus yaklaşık iki milyar kişi. Bu yıl sonunda aralık ayında 13 bölümlük ilk paketimizi izleyecekler.'Hikayecilik anlamında ABD'li süper kahraman yapımlarından farklı bir yol izlemek zorunda olduklarına işaret eden Turgut, 'Ölümsüz süper kahraman yapamazsınız. Çünkü Suriye'de, Irak'ta milyonlarca insan öldü. Dolayısıyla siz bunların karşısına böyle kahramanlarla çıkarsanız, algınızda ciddi sıkıntılar doğar, izleyici reddeder. Karakter dünyamızı bu coğrafyanın gerçekliği içerisinde geliştirdik.'Turgut, Türk yapımı dizilerin dünyada gördüğü ilgiye değinerek, 'Türkiye'de dizi endüstrisinde çok iyiyiz. Yani melodram anlatılacaksa bu konuda Türkiye'de gerçekten çok büyük yetenekler var. Çok kısa sürede çok hızlı, çok uzun süreli diziler üretebiliyoruz. Ama süper kahramanlı fantastik yapımların aksiyonu var, bilgisayar efektleri, özel efektleri, kostüm gibi başka özellikleri de var.' diye konuştu.'Bu coğrafyada binlerce kahramanımız var''Batman' ve 'Superman' gibi karakterlerin ortaya çıkışına ve T-World'deki kahramanların özelliklerine ilişkin bilgi veren Turgut, 'Bizim bu coğrafyada, bu kültürün içerisinde yakın tarihimizden tutun da başlangıcına kadar binlerce kahramanımız var.' değerlendirmesinde bulundu.Bülent Turgut, dijital mecraları da kapsayan farklı bir iş modeliyle yola çıktıklarını aktardı.Türkiye'nin genç nüfusu içerisinde teknolojiyi çok iyi bilen çok sayıda insan olduğunu dile getiren Turgut, kendini ifade etmek için bu alanı seçen bazı genç isimlerin de T-World bünyesinde çalışma imkanı bulduğunu, bundan sonra da kurumsal yapıyla gelen taleplerin değerlendirilmesi için çalışmaya devam edeceklerini anlattı.Turgut, Filinta dizisinin günün koşullarında Türkiye'de yapılmış en büyük prodüksiyonlardan biri olduğunu vurgulayarak, 'Bugünkü parayla bölüm başı 250 bin dolara mal oldu. Netflix herhangi bir bilim kurguya, 7 milyon dolar veriyor.' dedi.TRT Belgesel'deki 'Büyük Düşler Büyük İşler' adlı yapıma da değinen Turgut, 'Şu ana kadar 15 bölüm çektik. O kadar iyi ve yetenekli çocuklar gördük ki, bu 15 köyden en az 50 dev bilim adamı çıkacağından eminim.' değerlendirmesini yaptı.Bülent Turgut, gençlere, yaşadıkları coğrafyanın değerlerini keşfetmelerini tavsiye ederek, 'Hiçbir eksiğimiz yok, kendimize inanalım. Bu ülkeden binlerce insan çıktı, dünyanın her tarafında faaliyet gösteriyor. Ben elliden fazla ülkeyi gezdim. Yeter ki koşulları oluşsun, yapamayacağımız bir şey yok.' ifadelerini kullandı.
Uşak'ta Tarihi Eser Kaçakçılığı Operasyonunda 22 Sikke Ele Geçirildi
UŞAK (AA) - Uşak'ın Banaz ilçesinde düzenlenen tarihi eser kaçakçılığı operasyonunda 22 sikke ele geçirildi, bir şüpheli yakalandı.İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince Banaz köyünde bir adrese operasyon düzenlendi. Roma ve Helenistik döneme ait olduğu değerlendirilen 22 sikke ile 9 tarihi obje bulundu. Gözaltına alınan M.T. ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
Reklam
Cern'deki Çalışmalarıyla Türk Kadınına Örnek Oluyor
KONYA (AA) - ZEHRA MELEK ÇAT - Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'nde (CERN) 16 yıldır Türkiye'yi temsil eden ve CERN kurullarından PECFA'nın Türkiye adına genel kurul üyesi olan Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayben Karasu Uysal, Türk kadınına örnek oluyor.Çocukluğundan beri fiziğe ilgi duyan Uysal, Yıldız Teknik Üniversitesi Fizik Bölümündeki lisans eğitiminin ardından doktorasını yapmak için İsviçre'ye gitti. Geçen yıl profesör unvanını alan Uysal, CERN bünyesinde çalışmalar yürüten ALICE Deneyi Türkiye Takımı'nın liderliğini yapıyor. Uysal, CERN bünyesinde yürüttüğü iki projede de kadınlara daha çok yer veriyor. KTO Karatay Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uysal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2012'den beri CERN-ALICE Deneyi ile Karatay Üniversitesi arasındaki iletişimi sağladığını, bilimsel araştırmalara katıldığını ve öğrenci yetiştirdiğini anlattı.CERN'de veri analizcisi olarak görev yaptığını dile getiren Uysal, 'Işık hızına çok yakın hızlarda çarpışan atom altı parçacıkların analizlerini yapıp evrenin oluşumuyla ilgili bilgiler edinmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda üniversitenin takım lideri olarak Türkiye ile ALICE Deneyi arasında da iletişim sağlıyorum. Karatay Üniversitesi ALICE Deneyi'ne tam üye olan tek Türk üniversitesidir. Bu kapsamda veri analizleri yapmak, dedektörlerin kurulum ve işletme aşamalarında görev almak gibi çok çeşitli sorumluluklarımız bulunmaktadır.' dedi.'CERN'de de kadın bilim insanı az'Prof. Dr. Uysal, bütün dünyada olduğu gibi CERN'de de kadın bilim insanı oranının yüzde 20 seviyelerinde bulunduğunu ve bu sayının arttırılmasının önem taşıdığını vurgulayarak şunları kaydetti:'Bilim ve teknoloji alanlarında çalışan kadınların sayısı tüm dünyada arttırılmaya çalışılıyor. Tabii ki bu çok önemli. Temel bilim alanında 16 yıldır çalışan bir bilim insanı olarak, kız öğrencilere pozitif ayrımcılık yapıyorum. Ben de kadın öğrenciler özellikle yüksek enerji fiziği çalışmalarında çok daha detaycı olabiliyorlar. Kadınların kişilik özellikleri, özellikle fizik ve yüksek enerji fiziği alanına çok uyumlu. Bu nedenle, kadın öğrencilerin özellikle yüksek enerji fiziği alanında yetişmesini çok istiyorum. Deneysel yüksek enerji fiziği çalışmalarında dünyadaki en gelişmiş donanım ve yazılım teknolojileri öğrenilip kullanılmaktadır. Dolayısıyla bu çalışmaların yapay zeka teknolojilerinden tıbbi tanı ve tedavi yöntemlerine kadar birçok alanda uygulamaları vardır. Türk bilim insanlarının ve özellikle kadınların bu alanlarda tecrübe sahibi olmaları, ülkemizin refah ve gelişmişlik düzeyini yükseltecektir.'Dünyada da bilim alanında kadınlara pozitif ayrımcılık yapıldığını ifade eden Uysal, ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin kadınların iş yaşamının her alanında olduğu gibi bilimsel çalışmalarda da yer almasıyla yükseleceğini söyledi.CERN'deki faaliyetlerinin bilimsel çalışma yapmak isteyen kadınlara örnek ve moral olduğunu dile getiren Uysal, kendi alanında kadınların önünü açmaya çalıştığını bildirdi.Uysal, çalışma ekibinde de kadınların sayısının erkeklere oranla daha fazla olduğunu vurgulayarak, CERN'de yürüttüğü iki ayrı projenin birinde sadece 4 kadınla, diğerinde de 1 erkek ve 2 kadınla çalıştığını anlattı.Kız çocukları başta olmak üzere bütün gençlere hedeflerinden 'asla vazgeçmemeleri' çağrısında bulunan Uysal, 'Vazgeçmemek, ısrarla çalışmak, yanlışlardan bir şeyler öğrenmek çok önemli. Yapılan yanlışlar öğrenmenin ilk basamağıdır. Dolayısıyla herhangi bir alanda pes etmeden çalışabilmek başarının garantörüdür. Bu nedenle insanların sevdikleri işi yapmaları çok önemlidir.' değerlendirmesini yaptı.
Ruhani, Trump'a Karşı Sergiledikleri Duruş Nedeniyle Dünyanın İran'a Borçlu Olduğunu Belirtti
TAHRAN (AA) - İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Donald Trump'ın ABD'deki başkanlık seçimlerini kaybetmesinde İran halkının etkili rol oynadığını ve dünyanın kendilerine borçlu olduğunu söyledi. İran'daki devrimin 42. yıl dönümü kutlamalarına video konferans yoluyla katılan Ruhani, yaptığı konuşmada, ABD yaptırımları, nükleer anlaşma ve 18 Haziran'da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Trump'a karşı ortaya koydukları duruş nedeniyle dünyanın İran'a borçlu olduğunu savunan Ruhani, 'İran halkı, Beyaz Saray'daki zorbaya karşı durmasaydı ve direnişiyle onu yenilgiye uğratmasaydı, Trump, maliyetsiz ve zahmetsiz bir şekilde zafere ulaşırdı.' dedi.'Bu zorbanın (Trump) düşmesinde İran halkının rolü de etkiliydi'İran'ın nükleer anlaşmada kalarak ABD'nin planlarını bozduğunu ileri süren Ruhani, şunları kaydetti:'Nükleer anlaşmadan ayrılsaydık tüm yaptırımlar geri gelirdi ve ABD ile İsrail'in komplosu başarılı olurdu. Görünürde Trump'ı koltuğundan bilinçli ABD halkı indirdi ancak bu zorbanın düşmesinde İran halkının rolü de etkiliydi.'Hazreti Muhammed ve torunu Hazreti Hasan'ın da düşmanlarıyla müzakere ettiğine ve anlaşmalar imzaladığına işaret eden Ruhani, 'Yaptığımız müzakerelerle iftihar ediyorum. Müzakere olumsuz bir şey değildir ve günümüzde modern bir yönetim için gereklidir.' görüşlerini paylaştı. Ruhani ayrıca 18 Haziran'da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde herkesi sandığa gitmeye çağırarak, 'Herkes seçimlere maksimum katılımı düşünmelidir. Seçimlerde yüzde 73-75 katılım bekliyoruz. Rekabet içinde ve sağlıklı bir seçim olması için katılım olmalıdır.' ifadelerini kullandı. İran'da 11 Şubat 1979'da gerçekleştirilen devrimin 42. yılı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle başkent Tahran ile ülkenin diğer şehirlerinde araç konvoylarının yanı sıra bisiklet ve motosikletlilerin geçişleri ile kutlandı. Bu seneki devrim kutlamaları, İran'da kullanılan hicri şemsi takvim ve miladi takvim arasındaki farktan kaynaklı 1 günlük sekme ile 10 Şubat'ta yapılıyor.
Reklam
Yarım Çalışma Ödeneği Kapsamında 31 Bini Aşkın Kişiye Toplam 84,1 Milyon Lira Ödeme Yapıldı
ANKARA (AA) - Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, 2016 yılından bugüne kadar yarım çalışma ödeneği kapsamında 31 bini aşkın kişiye toplam 84,1 milyon lira ödeme yapıldığını bildirdi. Bakan Selçuk, yarım çalışma ödeneğine ilişkin yaptığı açıklamada, kadın çalışanların çalışma hayatında tutulmasına önem verdiklerini belirtti.'2016 yılından bugüne kadar yarım çalışma ödeneği kapsamında 31 bini aşkın kişiye toplam 84,1 milyon lira ödeme yaptık.' bilgisini paylaşan Selçuk, doğum ve evlat edinme sonrası yarım çalışma ödeneğiyle, kadınların hem çocuklarına bakabilmelerine hem de iş hayatına devam edebilmelerine destek olduklarını aktardı.Selçuk, yarım çalışma ödeneği ile 60 ila 360 gün arasında haftalık çalışma süresinin yarısı kadar verilen ücretsiz izin süresince gelir desteği sağladıklarını, kadınların ödenekten yararlanabilmesi için doğum ya da evlat edinmeden önceki son 3 yılda en az 600 gün işsizlik sigortası primi ödemiş olması ve haftalık çalışma süresinin yarısı kadar çalışması gerektiğini kaydetti.Yarım çalışma ödeneğiyle yarım çalışma nedeniyle ortaya çıkan gelir kaybının kısmen de olsa telafi edilmesi ve kadın işçilerin çalışma hayatı içinde tutulmasını amaçladıklarını vurgulayan Selçuk, doğum ve evlat edinme sonrası yarım çalışma ödeneğinin günlük miktarının, günlük asgari ücretin brüt tutarı kadar olduğunu söyledi. Selçuk, yarım çalışma uygulamasının işverenin onayına bağlı olmadığına işaret ederek, 'Sadece hak sahibinin talepte bulunması yeterlidir. İşçinin bu yöndeki isteğini işverene bildirmesi halinde, işveren işçinin bu yöndeki talebini karşılamak durumundadır.' ifadelerini kullandı.
Afrika'da Kovid-19'Dan Ölenlerin Sayısı 96 Bini Aştı
İSTANBUL (AA) - Afrika kıtasında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 96 bini geçti. Kovid-19 verilerinin derlendiği 'Worldometers' internet sitesine göre, Kovid-19 vaka sayısı 3 milyon 712 bin 855'e yükseldi. İyileşenlerin sayısı 3 milyon 234 bin 247'ye ulaşırken, kıta genelinde Kovid-19'dan ölenlerin sayısı 96 bin 350 oldu. Kıtada en fazla vaka Güney Afrika Cumhuriyeti, Fas, Tunus, Mısır ve Etiyopya'da tespit edildi. Sahra Altı Afrika'da şimdiye kadar yalnızca Seyşeller ve Morityus toplu aşılamaya başladı. Kuzey Afrika'da aşılamaya başlayan ülkeler Fas, Cezayir ve Mısır oldu. Kitlesel bağışıklığın elde edilebilmesi için kıtadaki 1,3 milyar kişinin yüzde 60'ının aşılanması hedefleniyor. Afrika Birliği (AfB), hem Kovid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) girişimi hem de aşı firmalarına verdiği siparişlerle kıta için gerekli aşı rakamına yaklaşsa da siparişlerin ne zaman teslim edileceği halen belirsiz.
Diyarbakır Annelerinin Evlat Nöbetine Bir Aile Daha Katıldı
DİYARBAKIR (AA) - Diyarbakır annelerinin dağa kaçırılan çocukları için HDP İl Başkanlığı binası önündeki evlat nöbetine bir aile daha katıldı.Çocuklarının dağa kaçırılmasından HDP'yi sorumlu tutan Diyarbakır annelerinin, 3 Eylül 2019'da başlattığı oturma eylemi 527'nci gününde devam ediyor. Hakkari'den 7 yıl önce 12 yaşında dağa kaçırılan kızı Viyan için gelen anne Nihari Turan da oturma eylemine dahil oldu.Anne Turan, yaptığı açıklamada, evladının PKK'lı teröristlerce dağa kaçırıldığını belirterek, kızına kavuşmak için Diyarbakır annelerine katıldığını söyledi.'Evladımdan hiçbir haber almadım. Kızımı çok özledim, dönsün evine.' diyen Turan, oturma eylemini sonuna kadar sürdüreceğini ifade etti.Annesiyle, kardeşi için oturma eylemine katılan ağabey Fahri Turan da Viyan'dan hiçbir haber alamadıklarını, bütün ailenin perişan olduğunu kaydetti.Turan, 'Kardeşim 2014'te PKK'lılar tarafından dağa kaçırıldı. Dönmesi için bir çağrı yapmak istiyoruz: 'Kardeşim geri dön ve güvenlik güçlerine teslim ol. Yolunu beklemekten yorulduk.' Okula gidiyordu. Daha çocukken kaçırdılar.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Ruh Sağlığı Derneği, İntiharları Önlemek İçin "İmdat" Projesini Başlattı
İSTANBUL (AA) - Ruh Sağlığı Derneği tarafından intihar vakalarını en aza indirmek amacıyla ortaya konulan İntiharla Mücadelede Danışmanlık Ağına Tutun (İMDAT) projesinde çalışmalara başlandı.Gençlik ve Spor Bakanlığının desteğiyle hayata geçirilen proje kapsamında, gönüllü şekilde projeye destek vermek isteyen 1800'ün üzerinde psikolog arasından 81 il için 81 gönüllü belirlendi.Gönüllü psikologlar, uzman akademisyenler tarafından Ruh Sağlığı Derneği stüdyosunda çevrim içi verilecek eğitimlerin ardından bulundukları illerde intiharın önlenmesi ve intihara teşebbüs etme olasılığı bulunan kişilere destek verilmesi için çalışacak.Projenin açılışı için düzenlenen çevrim içi toplantı öncesinde AA muhabirine konuşan Ruh Sağlığı Derneği Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Ömer Akgül, ruh ve beden sağlığının bir bütün olduğunu, özellikle pandemi koşulları nedeniyle bazı insanların yaşamını devam ettirme motivasyonunun azalabildiğini söyledi.Koronavirüs ile olan tıbbi mücadelenin mutlaka psikolojik olarak desteklenmesi gerektiğini dile getiren Akgül, 'Gençlik ve Spor Bakanlığı da projemizin Türkiye için önemli ve anlamlı olduğunu düşünerek destekleme kararı verdi.' dedi.Akgül, projenin ortaya çıkmasında katkısı olan tüm meslektaşlarına müteşekkir olduğunu belirterek, şunları kaydetti:'Bugün de seçilmiş olan 81 kişiyle, meslektaşlarımıza eğitim verecek hocalarımızla ve bakanlık yetkilileriyle bir araya gelip açılış programımızı icra edeceğiz. Her hafta salı, çarşamba ve perşembe günü, her ilden seçmiş olduğumuz meslektaşımıza bir yıl boyunca intihar temelli psikoloji eğitimi vereceğiz. Onlar da bu işe gönüllü olarak giriyorlar. Hiçbir beklentileri yok. Bir yıl boyunca eğitim alıp, iki yıl boyunca bulundukları illerde bu konuyla ilgili önleyici çalışmaların tamamını yapmak üzere gönüllülük taahhüdünde bulundular.'Her bir canın kıymetli olduğunun altını çizen Akgül, 'Bizim her bir hayata, her cana, her bir nefese ihtiyacımız var. Kimseyi kaybetme lüksümüz yok. Her bir vatan evladımız çok değerli. Her birinin var oluşuna saygı duyup, var oluşlarını sürdürmelerine destek vermek için İMDAT yani 'İntiharla Mücadelede Danışmanlık Ağına Tutun' projesini hayata geçirmeye gayret ediyoruz. İsteyenler, projenin internet sitesi olan 'imdat.ruhsagligidernegi.org'dan ayrıntılı bilgi alabilir.' şeklinde konuştu.
Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Aa Editör Masası'na Konuk Oldu: (4)
ANKARA (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, 'Biz, tek bir yapı, tek bir ulusal uydu üretim şirketi kurarak hem insan kaynağını bir araya toplamak hem kaynakları bir araya getirmek hem de çok daha verimli bir şekilde hareket etmek ve sinerji oluşturmak istiyoruz.' dedi. Bakan Varank, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu, soruları yanıtladı.Milli Uzay Programı kapsamında önemli hedeflerden birinin de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından dün ilan edilen uydu üretim şirketi kurmak olduğunu belirten Varank, bu alanda ticari marka oluşturmak istediklerini söyledi.Varank, İMECE uydusunun Türkiye'nin yüksek çözünürlüklü görüntü ihtiyacını karşılamak üzere TÜBİTAK Uzay liderliğinde yürütülen milli bir proje olduğunu, TUSAŞ'ta bunun entegrasyonunun bir kısmının, USET'te de test faaliyetlerinin yürütüldüğünü, önemli ekipmanlar ve kartların tasarımında Aselsan'ın görevlerinin olduğunu ama işin dizayn edilmesinden uygulanmasına kadar tüm süreçlerin TÜBİTAK UZAY tarafından gerçekleştirildiğini bildirdi.Bu alandaki insan kaynağının tüm bu şirketlere, kurum ve kuruluşlara dağılmış durumda olduğunu vurgulayan Varank, 'Biz, tek bir yapı, tek bir ulusal uydu üretim şirketi kurarak, hem insan kaynağını bir araya toplamak hem kaynakları bir araya getirmek hem de çok daha verimli bir şekilde hareket etmek ve sinerji oluşturmak istiyoruz.' diye konuştu.Roket teknolojilerinde Roketsan ve TÜBİTAK SAGE'nin çalışmalarının olduğuna dikkati çeken Varank, 'İşte tüm bunları aslında Türkiye Cumhuriyeti'nin kalkınma planları, programları kapsamında değil, tek bir Milli Uzay Programı kapsamında yönlendirebilmek, onlara destek verebilmek, gerekli katkıyı sağlayabilmek için Türkiye Uzay Ajansını kurduk.' ifadelerini kullandı.Roketsan, Aselsan, TUSAŞ'ın yanı sıra ticari firmaların da bu işi yaptığına işaret eden Varank, geçen hafta Türkiye'nin uzay çalışmalarında kullandığı ya da ürettiği bütün işlerin kablolama işini yapan, iki kardeşin kurduğu bir ticari firmanın açılışına katıldığını, bu firmanın bazı eksikliklerinin bulunduğunu, Türkiye Uzay Ajansının da tek elden bu eksiklikleri belirleyeceğini, verimli yatırım alanlarının takip ve koordinasyonunu yapacağını kaydetti.'Yabancı ülkelerden oldukça güzel dönüşler aldık'Varank, uzayın sivil amaçlarla kullanımının uluslararası iş birlikleri gerektirdiğini, şu anda var olan Uluslararası Uzay İstasyonunu, birçok ülkenin ortak kullanabildiğini, bu alanda daha fazla uluslararası iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.Türkiye Uzay Ajansının kurulmasıyla yabancı ülkelerden oldukça güzel dönüşler aldıklarına işaret eden Varank, şöyle konuştu:'Şu ana kadar üç ülkeyle uluslararası anlaşma imzaladık. Pakistan ve Azerbaycan ile anlaşmalar hazır, imza aşamasına geldi. Bunun yanında ABD, Rusya, Japonya, Hindistan, Çin'deki şirketlerle görüşmelerimiz devam ediyor. Burada kendimize koyduğumuz hedeflerin bir kısmını yapmak üzere uluslararası iş birliklerine de ihtiyacımız olacak. Uzay alanında ülkelerin farklı yaklaşımları var, iş birliğinin daha fazla ön plana çıktığı bir alandan bahsediyoruz. Bu manada da uluslararası iş birliklerimize elbette devam edeceğiz. Orada bizimle çalışmak isteyen, kendileri geçmişte birtakım teknolojilere sahip olan artık o teknolojileri güncelleyemedikleri için uzay alanında bunları kullanamayan ülkeler, bizimle beraber bu teknolojileri güncellemek istiyorlar. Dolayısıyla bu alanda önemli iş birliklerini önümüzdeki dönemde görebileceğiz.' 'Vatandaştaki heyecanı bize gelen mesajlardan görebiliyoruz'Varank, sosyal medyada dolaşan, uzaya gönderilecek astronota yönelik esprileri nasıl değerlendirdiğine ilişkin soruya, 'Türkiye'ye heyecan vermenin çok güzel bir şey olduğunu' söyleyerek yanıt verdi. Türkiye'ye bu heyecanı, ülkenin iddialı olabileceği teknoloji alanında verebilmenin çok hoş bir durum olduğunu dile getiren Varank, 'Biz bunlardan çok mutlu oluyoruz. Bu iş çok sahiplenildi. Vatandaştaki heyecanı bize gelen mesajlardan görebiliyoruz. Türk insanı çok zeki, çok ince espriler yapabiliyor. Yani okuduğunuzda, bazen bizi iğneleyen işler de oluyor ama 'Vay be, helal olsun. Böyle bir espriyi yapabilen bir milletimiz var' diyebiliyorsunuz. Biz bunlardan mutlu oluyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.'Türkiye hedefleri başarabilirse dünyadaki 6-7 ülkeden birisi olacak''Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uzay çalışmalarını anlatırken dile getirdiği 6 ülkenin ardından Türkiye'nin 7'nci ülke mi olacağı'na ilişkin soru üzerine Varank, söz konusu ülkelerin kendi roketleriyle uzaya erişebildiklerini söyledi.Varank, bu ülkelerin Ay misyonunun hiç olmadığını belirterek, 'Türkiye eğer bu hedefleri başarabilirse dünyada bunları yapan belki 6-7 ülkeden birisi olacak. Bu işleri başarabilmiş, insanlık tarihine katkı sağlamış, bilimi ve teknolojiyi ileri noktaya götürmüş ülkelerden biri olmayı hedefliyoruz.' ifadelerini kullandı. Eski ABD Başkanı John Kennedy'nin Ay misyonuna ilişkin Soğuk Savaş döneminde yaptığı konuşmanın çok etkileyici olduğunu vurgulayan Varank, şöyle devam etti:'Ben Milli Uzay Programı ilan edilirken, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın konuşmasını da aynı heyecanla takip ettim. Çok da etkilendim, çok güzel bir konuşma yaptı. Biz, kadim medeniyetimizin bize yüklediği sorumluluklarla beraber Türkiye'yi teknoloji pazarı değil, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla kendi teknolojisini geliştirip, üreten ve bundan ekonomik katkı ve fayda sağlayan ülke konumuna getireceğiz. Bunun örneklerini özellikle son 4-5 yılda ciddi biçimde görüyoruz. Bunu uzay alanında da göreceğimizden benim hiçbir şüphem yok. Biz bilim insanlarımıza, insanımıza güveniyoruz. Bu altyapıları 18 yıllık dönemde kurduk, iş artık son gayreti göstermeye bakıyor.' 'Dünyadan çok güzel tepkiler oldu'Varank, Göbeklitepe'de ilgi gören monalitin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı çalışanları tarafından hazırlandığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:'Genç, gündemi sıkı takip eden çalışma arkadaşlarımın böyle bir önerisi oldu. 'Bu monalitler dünyanın her tarafında ortaya çıkıyor, biz de böyle bir şey yapsak, üstüne de böyle mesaj yazsak, bunu da Göktürkçe yapsak gizemi biraz daha artırsak' dediler. Arkadaşlar böyle bir şey hazırladılar. En uygun yer olarak Şanlıurfa'nın Göbeklitepe yakınlarında bir yer seçtik. Bir gece yarısı arkadaşlarımız onu oraya diktiler. Yerel yönetimin haberi vardı. Dünyadan da gerçekten çok güzel tepkiler oldu. Anadolu Ajansı da bir haber yaptı, dünya medyasında ciddi yansımalarını gördük. Milli Uzay Programı'nın heyecanını artıracak güzel bir espriydi.'(Sürecek)
Erdoğan 'Esnaf' Açıklaması: 'Hazinemiz Emirlerinde'
AKP grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasa çalışmalarına değindi. Yeni anayasanın kapsayıcı olması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, 'Tüm partilerin sürece katılmasını tercih ederiz' dedi. Erdoğan pandemi nedeniyle sıkıntı yaşayan esnaf için ise 'Hazinemiz milletimizin emrinde' dedi...
Reklam
Müjde Ne Olacak? Cumhurbaşkanı Erdoğan Müjde Açıklaması Ne Zaman Yapılacak?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada ‘Çarşamba günü yapacağım ulusa sesleniş konuşmasında önemi bir müjde vereceğim’ demişti. Koronavirüs yasaklarıyla bunalan vatandaşlar, Erdoğan’ın ne müjdesi vereceğini merak ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklayacağı müjde tam olarak bilinmiyor. İşte muhtemel Erdoğan müjdeleri…
Biontech Almanya'da Aşı Üretimine Başladı
BERLİN (AA) - Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci tarafından kurulan Alman biyoteknoloji firması BioNTech'in geliştirdiği yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının Almanya'da da üretimine başlandığı bildirildi.BioNTech firmasından yapılan açıklamada, aşı üretimine başlanan Marburg kentindeki tesislerde bu yılın ilk yarısında 250 milyon doz aşı üretileceği ve ilk aşıların nisan başında teslim edilmesinin planlandığı belirtildi.BioNTech, bu yıl dünyanın farklı ülkelerindeki 6 üretim tesisinde toplam 2 milyar doz aşı üretmeyi hedefliyor.
Reklam
AB Komisyonu Aşı Stratejisindeki Hatalarını Kabul Etti, Toplu Alım Kararını Savundu
BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB'nin yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı geliştirilen aşılarla ilgili stratejisinde hatalar yaptığını kabul etti ancak aşıları topluca alma kararının doğru olduğu savunmasını yaptı. Von der Leyen, Avrupa Parlamentosu Genel Kurul oturumuna katılarak AB genelinde yavaş ilerleyen aşılamalardaki son durum hakkında bilgi verdi ve son günlerde eleştirilen aşı stratejisiyle ilgili eleştirileri yanıtladı.AB Komisyonunun aşı stratejisinde bazı hatalar yaptığını söyleyen von der Leyen, 'Hala olmak istediğimiz yerde değiliz. Aşılara onay vermede geç kaldık. Toplu üretim konusunda çok fazla iyimserdik. Ayrıca verdiğimiz siparişlerin zamanında teslim edileceğine fazla inandık.' diye konuştu. Von der Leyen, AB'nin bugüne kadar 2,3 milyar doza varan toplu aşı alımı yapma kararının ise arkasında durdu. Von der Leyen, şunları söyledi:'Bir avuç büyük üye ülke aceleci davranıp aşıların hepsini alsaydı ve diğer herkesin eli boş kalsaydı ne olacağını tahmin bile edemiyorum. Böyle bir durum iç pazar için ve Avrupa'nın birliği için ne anlama gelecekti? Ekonomik anlamda da saçmalık olacaktı ve bence topluluğumuzun sonu olacaktı.'İlaç firmalarına uyarıAşıların üretimindeki zorluklara dikkati çeken von der Leyen, 'Normalde 5-10 yılda geliştirilecek aşı 10 ayda geliştirildi. Bilim sanayiyi geçti. Ama yeni aşıların üretimi çok karmaşık bir süreç ve bu aşılar için bir gecede üretim tesisi kurulamıyor. Aşılarda 400 kadar içerik madde bulunuyor ve üretimde 100 kadar tesis rol oynayabiliyor.' dedi.Von der Leyen, AB olarak üretim kapasitesinin artırılması için çalıştıklarını, ilaç firmalarının zorluklarını anladıklarını ancak AB olarak kapasitelerin artırılması amacıyla önceden milyarlarca avro yatırım yaptıklarını söyledi.'Şimdi artık öngörülebilirlik istiyoruz.' diyerek ilaç firmalarını uyaran von der Leyen, bunun için AB içinde üretilen aşıların ihracatında izin mekanizması oluşturduklarını vurguladı.Üretimdeki zorluklara örnek veren von der Leyen, 'Şu andaki engellerden biri, iki sentetik molekülle ilgili. Şirketlerin dediğine göre, ellerinde bunlardan 250 gram daha fazla olursa 1 milyon doz daha fazla aşı üretebilecekler.' ifadesini kullandı.'Kuzey İrlanda konusunda hatalıydık'Von der Leyen, AB’nin Birleşik Krallık’a geçiş için kullanılabileceği gerekçesiyle Kuzey İrlanda’yı Kovid-19 aşısı ihracat sınırlamasına başta dahil edip aynı gün geri adım atmasıyla ilgili olarak ise 'Bu kararın alınması sürecinde hatalar yapıldı ve bundan üzüntü duyuyorum ama sonuçta doğru olanı anladık.' diye konuştu.Von der Leyen, AB Komisyonunun Brexit sürecinde olduğu gibi Kuzey İrlanda’daki barışı korumak için elinden geleni yapacağına işaret etti.17 milyon kişi aşılandıAB Komisyonu Başkanı, bu yaz AB ülkelerindeki yetişkin nüfusun yüzde 70'inin aşılanmış olması için koyulan hedefte de değişiklik yapmadıklarını söyledi.AB, yüzde 70'lik hedefe rağmen aşılamalarda tedarikten kaynaklanan sıkıntılar ve kesintiler nedeniyle yavaş ilerliyor ve bu nedenle AB Komisyonuna eleştiriler yöneltiliyor. Aralık sonunda aşılamaların başlamasından bu yana AB ülkelerine 26 milyon doz aşı gönderildi ve 17 milyondan fazla kişi aşılandı.
Afyonkarahisar'dan 30 Ülkeye "Salkım Domates" İhracatı
AFYONKARAHİSAR (AA) - ARİF YAVUZ - Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesinde üretimi yapılan salkım domatesler, Rusya, Hollanda ve Romanya başta olmak üzere 30 ülkeye ihraç ediliyor. İlçedeki 24 modern jeotermal serada, hava sıcaklığı sıfırın altında 25 dereceye kadar düşse de salkım domates üretimi yaz kış devam ediyor.Sandıklı Belediye Başkanı Mustafa Çöl, AA muhabirine, Türkiye'deki jeotermal seracılığın yüzde 35'inin ilçede bulunduğunu yapıldığını söyledi.Jeotermal suyun ısınmada kullanılmasının ardından seralarda değerlendirildiğini dile getiren Çöl, şöyle konuştu:'İlçedeki günlük sıcaklık farkının yüksek olması, yetiştirilen domatesin kalitesini artırıyor. Domateslerimizin 29 gün raf ömrü ve dayanıklılık süresi var. Seralarımızda yetiştirilen salkım domatesler 30 ülkeye ihraç ediliyor. Bu ticaret hacmi de ülke ekonomimize ciddi katkı sağlamaktadır.'Çöl, 2024 yılına kadar hedeflerinin kentte, 2 milyon metrekarenin üzerindeki alanı jeotermal seracılığa kazandırmak olduğunu vurguladı.Domatesler iyi tarım uygulamasıyla yetiştiriliyorİlçedeki bir jeotermal seranın yetkilisi Mücahit Gürsel de kentte 2016 yılından bu yana cam serada dönümünden 60 ton salkım domates üretimi yaptıklarını aktardı.Seralarında organik ve iyi tarım uygulamalarıyla domates yetiştiriciliği yaptıklarını anımsatan Gürsel, 'Fidelerimiz, Hindistan cevizi kabuğuna dikiliyor. 2 ay gibi bir süre ile ürün vermeye başlıyor. Çiçeklenme döneminde ise arılar ile doğal yollarla bitkinin döllenmesi sağlanıyor. Yani hiçbir şekilde kimyasal madde kullanmıyoruz. İyi tarım uygulamalarıyla üretim gerçekleştiriyoruz.' dedi.Rusya'nın Türkiye'den aldığı domates kotasını artırmasının jeotermal sera üreticilerini sevindirdiğine dikkat çeken Gürsel, ürettikleri ürünlerin yurt içinden Ankara, İstanbul ve İzmir'e yurt dışında ise başta Avrupa ülkeleri ile Rusya, Hollanda ve Romanya'ya ihraç ettiklerini ifade etti.
ABD Savaş Gemisi İstanbul Boğazı'ndan Geçti
İSTANBUL (AA) - ABD Donanması’na bağlı güdümlü füze destroyeri ‘USS Donald Cook’, İstanbul Boğazı’ndan geçiş yaparak Marmara Denizi’ne açıldı.Tatbikat için Gürcistan’a giden ve görevini tamamlayıp dönen ABD savaş gemisine, Boğazı geçişinde Türk gemisi de eşlik etti.
Hasta Oğlunun Tedavisinin Sağlanması İçin 18 Günde İzmir'den Ankara'ya Yürüdü
ANKARA (AA) - Kistik fibrozis hastası 2,5 yaşındaki oğlu Ateş Çiçek ve aynı hastalığa yakalananların tedavisi hakkında farkındalık yaratmak isteyen Caner Çiçek, İzmir'den Ankara'ya yürüdü. Caner Çiçek, 18 gün süren yürüyüşün ardından Eskişehir Yolu Söğütözü mevkisinde Kistik Fibrozis Derneği Yönetim Kurulu üyeleri tarafından karşılandı. Çiçek, burada yaptığı açıklamada, 2,5 yaşındaki oğlu Ateş Çiçek gibi kistik fibrozis hastası olan ve ilaç temini bekleyen birçok hasta için yürüyüşü gerçekleştirdiğini belirterek, kendisine destek veren herkese teşekkür etti.Amacının siyasi bir mesaj verme veya devletin ilgili kurumlarını karalama olmadığını vurgulayan Çiçek, şöyle konuştu:'Bizler çocuklarımızın yaşam mücadelesi için buradayız. Kistik fibrozis hastalarının tedavisinde kullanılan ve yurt dışında geliştirilen ilaçların Türkiye'ye getirilmesi adına farkındalık yaratmak için bu yürüyüşe karar verdim. Devletimizin bize bu konuda yardımcı olacağına ve bu yolda yalnız bırakmayacağına kalpten inanıyorum. Yarından itibaren de yetkililer ile görüşmeye çalışacağım.' Kistik Fibrozis Derneği Yönetim Kurulu üyeleri de farkındalık yürüyüşünden dolayı Çiçek'e teşekkür ederek, çiçek verdi.
Reklam