Sultan 2. Abdülhamid Han Vefatının 103. Yılında Mezarı Başında Anıldı
İSTANBUL (AA) - Osmanlı Cihan Devleti'nin 34'üncü Padişahı Sultan 2. Abdülhamid Han, vefatının 103. yılında, Sultan 2. Mahmud Türbesi'nde bulunan mezarı başında anıldı. İstanbul Valiliği tarafından düzenlenen anma törenine, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İl Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul Müftüsü Mehmet Emin Maşalı, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Nuh Köroğlu, Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, İstanbul Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı, İl Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz, Anadolu Ajansı (AA) İstanbul Haberleri Editörü Cemal Coşkun ve koronavirüs tedbirleri nedeniyle sınırlı sayıda kişi katıldı. Türbede, Sultan 2. Abdülhamid Han ve diğer metfun bulunanlar için İstanbul Müftüsü Mehmet Emin Maşalı tarafından Kur'an-ı Kerim okundu ve dua edildi. Törenin ardından türbeyi vatandaşlar da ziyaret etti.
Uluslararası İslami Yardım Vakfı, Suriye'nin Kuzeyinde Güneş Enerjisi Sistemi Kurdu
AZEZ (AA) - Uluslararası İslami Yardım Vakfı (Islamic Relief), Suriye'nin kuzeyindeki Azez ilçesinde elektriklerin kesik olduğu 18 bin nüfusa sahip Kelcibrin beldesine güneş panelleri yerleştirdi. Vakıf, 6 ayda tamamlanan ve yaklaşık 1 milyon TL'ye mal olan proje kapsamında, Kelcibrin'e güneş enerjisi sistemi kurdu.5 bin 200'i yerinden edilen siviller olmak üzere toplam 18 bin kişinin yaşadığı beldede, elde edilen enerji sayesinde kuyulardan içme ve sulama suyu da çıkarılacak.Vakfın, Kelcibrin'de kurduğu güneş enerjisi sisteminin, beldenin kış aylarındaki enerji ihtiyacının yüzde 55'ini, yaz aylarında ise yüzde 100'ünü karşılaması hedefleniyor.
Elektronik Ürün Senedi, Ziraat Bankası İle Büyüyor
İSTANBUL (AA) - Ziraat Bankası Finansal Yönetim Genel Müdür Yardımcısı Bilgehan Kuru, 'Sektörde 2018 yılında yaklaşık 5 milyar TL olan ELÜS alış satış işlem hacmi, son 2 yılda 5 katına çıkarak 2020 yılında yaklaşık 25 milyar TL’ye ulaştı. Söz konusu hacmin ortalama yüzde 75’i Ziraat Bankası tarafından gerçekleştirildi.' ifadelerini kullandı. Bilgehan Kuru, Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) sistemine ilişkin yaptığı açıklamada, tarım sektörünün desteklenmesi amacıyla kurulan Lisanslı Depoculuk Sistemi ile Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) kapsamında yapılan ELÜS işlemlerinin, tarım sektörüne sağladığı değerin yanı sıra sermaye piyasalarının gelişmesine de katkıda bulunması nedeniyle tarımın, sermaye piyasalarına açılan kapısı olarak değerlendirildiğini bildirdi. Kaliteli ve standardizasyonu yüksek tarımsal ürünlerin üretimini teşvik eden bu sistemin, çiftçilere arz fazlası olduğu dönemlerde sağladığı depolama imkanı ile fiyat dalgalanmalarından korunmanın yanı sıra tarımsal ürünlerin menkul kıymetleştirilmesi yoluyla alternatif finansman çözümleri, TÜRİB’deki operasyonel işlem kolaylığıyla alım satım olanağı ve kira, nakliye, analiz ücreti alanlarında da devlet desteği gibi avantajlar sağladığını ifade eden Kuru, şunları kaydetti:'Ziraat Bankası olarak, menkul kıymetleştirilen tarımsal ürünler yoluyla ülkemizin sermaye piyasalarının gelişmesine de katkı sağlayacak olan ELÜS piyasasında, çiftçilerimize ve diğer paydaşlara en iyi hizmeti sağlamak amacıyla gerekli alt yapı çalışmalarını tamamlamış bulunuyoruz. Bankamız, finansal çözümler için sunduğu ürün ve hizmetlerle en iyi uygulamalar konusunda sektöre öncülük etmeyi amaç edinmiştir. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) ve TÜRİB ile oluşturulan entegrasyon ve gelişmiş dijital bankacılık uygulamalarımız çerçevesinde, müşterilerimizin şubelerimize gitmelerine gerek duymadan ELÜS hesap açımı ve ELÜS ihraç işlemlerini yapabilmeleri, alım satım belgelerini alabilmeleri, ürünlerin depodan fiziki teslim işlemlerini 7/24 internet ve mobil kanallarımızdan gerçekleştirebilmeleri de sağlanmıştır.”'ELÜS alış satış işlem hacmi, son 2 yılda 5 katına çıktı'Kuru, sektörde 2018 yılında yaklaşık 5 milyar TL olan ELÜS alış satış işlem hacminin, son 2 yılda 5 katına çıkarak 2020 yılında yaklaşık 25 milyar TL’ye ulaştığını belirterek, söz konusu hacmin ortalama yüzde 75’inin Ziraat Bankası tarafından gerçekleştirildiğini kaydetti. Son 3 yılda ELÜS işlemleri yapan yaklaşık 80 bin müşterinin yüzde 75’inin Ziraat Bankası müşterisi olduğunu, bu süreçte Ziraat Bankası aracılığıyla yaklaşık 1 milyon adet ELÜS işlemi gerçekleştirildiğini bildiren Kuru, 'Sadece 2020 yılı içerisinde ise 71 ilimizdeki 808 şubemizde 33 bin müşterimiz ile yaklaşık 400 bin adet ELÜS işlemi gerçekleştirerek, geniş ve dengeli bir coğrafi dağılımı sağlamış durumdayız.' değerlendirmesinde bulundu. Bilgehan Kuru, sözlerini şöyle sürdürdü:'Türkiye’deki hububat üretimi (buğday, arpa, mısır) 37,5 milyon ton olup, lisanslı depo sayısı 232’ye, ELÜS oluşturulabilecek ürün sayısı 17’ye yükselmiştir. Bankamız 2020 yılı içerisinde ELÜS kapsamındaki 7 milyon ton kapasiteli 124 lisanslı deponun tamamı ile işlem yapmıştır. Lisanslı depo kapasitelerinin üretim kapasitesine oranı gelişmiş ülkelerde yüzde 50’leri bulurken, ülkemizde 2018 yılında yüzde 8’lerde olan bu oranın, lisanslı depoculuğa yapılan yatırımlar ve TÜRİB’in devreye alınması ile 2020 yıl sonu rakamları açıklandığında yüzde 15 düzeyinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Ancak daha alınacak kayda değer bir mesafe olduğunu görüyoruz.'Gelecek yıllarda bu oranı, paydaşlara verecekleri destek ile dünya ortalamalarına çıkarmayı hedeflediklerini aktaran Kuru, 'Bu hedef kapsamında önümüzdeki dönemlerde ELÜS üzerine kurulu yatırım fonları gibi sermaye piyasası ürünlerinin de tasarlanması çalışmalarına başlamış bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Güney Afrika Kovid-19 Kitlesel Aşılama Çalışmalarına Johnson & Johnson Aşılarıyla Başlayacak
ANKARA (AA) - Oxford Üniversitesi ve AstraZeneca'nın birlikte geliştirdiği yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının kullanımını geçici olarak askıya alan Güney Afrika Cumhuriyeti, birinci faz aşılama çalışmalarında ABD'li ilaç şirketi Johnson & Johnson'ın ürettiği aşıları kullanacak.Sağlık Bakanı Zweli Mkhize, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, sağlık çalışanlarını kapsayan birinci faz Kovid-19 aşılama çalışmalarına, AstaZenaca aşılarının yerine Johnson & Johnson aşılarıyla başlanacağını bildirdi.Johnson & Johnson aşılarının Güney Afrika Cumhuriyeti'nde görülen ve B.1.351 adı verilen mutasyonlu Kovid-19 türüne karşı etkisinin kanıtlanmış olduğunu ifade eden Mkhize, aşının ülkede kullanımı için gerekli onay sürecinin devam ettiğini belirtti.Mkhize, halihazırda stoklarında bulunan AstraZenaca aşılarının, orijinal plana sadık kalınarak son kullanma tarihinden önce dağıtılacağını aktardı.Rusya'nın Sputnik V aşılarının tedariki konusunda yapılan görüşmelerde ilerleme kaydedildiğine dikkati çeken Mkhize, Çinli Sinopharm şirketinin geliştirdiği aşılar için de görüşmelerin devam ettiğini söyledi.Güney Afrika Cumhuriyeti 9 milyon doz Johnson & Johnson aşısı için anlaşmaya varmıştı.Hükümet, Oxford-AstraZeneca aşılarının mutasyonlu B.1.351 Kovid-19 türüne karşı daha az etkili olduğunun ortaya çıkmasının ardından, bu aşıların kullanımını geçici olarak durdurmuştu.
Türkiye Ve ABD Deniz Kuvvetleri Unsurlarınca Karadeniz'de Geçiş Eğitimi Gerçekleştirildi
ANKARA (AA) - Türkiye ve ABD Deniz Kuvvetleri unsurlarınca Karadeniz'de geçiş eğitimi gerçekleştirildi.Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı 'TCG Turgutreis' ve 'TCG Oruçreis' fırkateynleri ile ABD Deniz Kuvvetlerine bağlı 'USS Porter' ve 'USS Donald Cook' muhripleri arasında Karadeniz'de ikili deniz eğitimleri icra edildi.Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı F-16'lar ile ABD deniz karakol uçağının da katıldığı eğitimle, iki ülke deniz kuvvetleri unsurları arasında iş birliğinin güçlendirilmesi, birlikte çalışabilirliğe katkı sağlanması amaçlandı.Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, 'bölgesel sahiplik' prensibi çerçevesinde Karadeniz barış ve güvenliğine katkı sağlamak için 1 Mart 2004'ten beri Karadeniz Uyumu Harekatı'nı sürdürüyor.Harekat kapsamında fırkateyn, korvet, hücumbot, denizaltı ve deniz karakol uçakları ile Karadeniz'de sancak ve varlık gösteriliyor, keşif ve gözetleme icra ediliyor.Türk Deniz Kuvvetleri, planlı faaliyetleri kapsamında Karadeniz'e intikal eden NATO, dost ve müttefik deniz kuvvetleri unsurlarıyla her fırsatta ortak eğitim ve tatbikatlar yaparken, Karadeniz'e kıyıdaş ülkelerin gerçekleştirdiği tatbikatlara düzenli katılıyor.
Dubai Semalarında Beliren İki Doğal Uydu Şaşkınlık Yarattı
Birleşik Arap Emirlikleri'nin 'Umut' isimli uzay aracı Mars yörüngesine başarıyla yerleştirildi. Uzay aracının yörüngeye girişinden birkaç gün önce Mars görevini kutlamak isteyen BAE Medya Ofisi, Dubai semalarına gezegenin iki uydusunun görüntüsünü yansıttı. Ancak görsel şölen, durumdan haberdar olmayanları çok şaşırttı.
Reklam
Antalya'daki Trafik Kazasında Hayatını Kaybeden Çiftten Geriye Hüzünlendiren Fotoğraflar Kaldı
ANTALYA (AA) - SÜLEYMAN ELÇİN - Antalya'da trafik kazasında hayatını kaybedenler arasında bulunan Harun Can Ateş ile 6 aylık hamile eşi Sevgi'nin, bebeklerinin ultrason görüntüsüyle çektirdikleri fotoğraflar duygulandırdı.AA muhabirinin, Ateş çiftinin yakınlarından edindiği bilgiye göre, Harun Can (23) ve Sevgi Ateş (23) çocukluk yıllarından bu yana birbirlerini seviyordu. Birbirlerine olan sevgileriyle örnek gösterilen çift, 7 ay önce yaptıkları düğünlerinin davetiyesine 'Sonsuzluğa uzanan sevgi dolu birliktelik' yazdırdı.Aşklarının 9 Şubat 2012'de başladığını sosyal medya hesaplarından duyuran Harun Can ve Sevgi Ateş, yine bir 9 Şubat günü geçirdikleri kazada hayatlarını kaybetti. Çiftten geriye bebeklerinin ultrason görüntüsüyle çektirdikleri fotoğraflar ve cinsiyetini öğrendikleri gün düzenledikleri etkinliğin görüntüsü kaldı.14 yıl sonra anne olmuşAynı kazada hayatını kaybeden Şükriye Ateş'in ise evlendikten 14 yıl sonra oğlu Harun Can'ı dünyaya getirdiği öğrenildi.Küçük yaşta annesini kaybeden ve Belek Turizm Merkezi'ndeki bir kreşte öğretmenlik yapan Sevgi Ateş'in, aynı kazada ölen kardeşleri Gülsüm Em ve Sevda Em'e hem ablalık hem de annelik yaptığı belirtildi.Kazanın ardından çiftin yakınlarından biri sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 'Bu acının tarifi yok. 14 yıl sonra evlat sahibi olan yengem. Seneler sonra sevdiği kıza kavuşan oğlumuz. Küçük yaşta annesiz kalıp kardeşlerine hem anne hem de abla olan güzel gelinimiz ve kardeşleri ve tabii dünyaya gelmek için gün sayan bir bebek. Koca bir aile yok oldu. Allah onları ölümde de ayırmadı.' ifadelerine yer verdi. Mehmet Ali Em'in kullandığı 07 AOF 750 plakalı otomobil, Serik ilçesi Belkıs Mahallesi'nde Harun Can Ateş yönetimindeki 07 ANJ 366 plakalı otomobille dün çarpışmış, kazada sürücü Em, diğer otomobilde bulunan Harun Can, Sevgi ve Şükriye Ateş ile Gülsüm Em ve Sevda Em hayatını kaybetmişti. İki otomobildekilerin de akraba olduğu belirtilmişti.
Japonya'dan, 10 Yıl Önceki Depremde Yardımına Koşan Afad'a "Japonya Büyükelçisi Ödülü"
ANKARA (AA) - Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) arama kurtarma ekibine, Japonya'da 2011'de meydana gelen depremde bölge halkının yardımına koşarak kurtarma faaliyetlerine yaptığı katkı nedeniyle 'Japonya Büyükelçisi Ödülü' verildi.Japonya'nın Ankara Büyükelçisi Kazuhiro Suzuki'nin ev sahipliğinde, 11 Mart 2011'de meydana gelen Büyük Doğu Japonya depreminde arama kurtarma faaliyetlerine katılan AFAD arama kurtarma ekibi için büyükelçilik konutunda 'Japonya Büyükelçisi Ödülü' takdim töreni düzenlendi.Törene, AFAD Başkan Yardımcısı Hamza Taşdelen, AFAD Bursa İl Afet ve Acil Durum Müdürü Yalçın Mumcu ile kurum yetkilileri katıldı.Büyükelçi Suzuki, AFAD ekibi adına, ödülü Mumcu'ya takdim etti. 'AFAD ekibi afetzedelere büyük cesaret ve umut verdi'Büyükelçi Suzuki törende yaptığı konuşmada, Japonya'daki depremin 10'uncu yılında, depremin ardından arama kurtarma faaliyetlerine sundukları destekle Japonya ve Türkiye arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik büyük katkılarından dolayı AFAD'a şükran duyduğunu belirtti. Türkiye'den kurtarma çalışanları ve sağlık personelinden oluşan ekibin Narita Havaalanına ulaştığını, daha sonra Miyagi eyaletine geçerek faaliyetlerine başladığını anlatan Suzuki, Türk yardım ekibinin, afet bölgesinde hava sıcaklığının sıfırın altına düşmesine ve tsunami tehlikesine rağmen geçici çadırlarda kalarak son derece zor şartlarda çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.Suzuki, 'Şartlarını tasavvur etmenin bile zor olduğu afet bölgesinde yüksek bir manevi güçle kendilerini arama kurtarma faaliyetlerine adayan her bir ekip görevlisinin çehresi, afetzedelere büyük bir cesaret ve umut vermiştir. Bu ödülün, afet önlemleri alanında iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlenmesine, iki ülke vatandaşları arasındaki gönül bağının daha da derinleşmesine ve iki ülke dostluk ilişkilerinin gelişmesine vesile olacağına inancım tamdır.' şeklinde konuştu.'Sonuçları acı olsa da afetler iki ülkeyi yakınlaştırdı'AFAD Başkan Yardımcısı Hamza Taşdelen de konuşmasında, Türkiye ve Japonya'nın, başta depremler olmak üzere doğa ve insan kaynaklı afetlere maruz kalmış, kader birliği yapmış iki ülke olduğunu söyledi. Taşdelen, 'Sonuçları ne kadar acı olsa da afetler, iki ülkenin yakınlaşmasına ve iş birliğine de vesile olmuştur.' dedi.Türkiye'de 2011'de meydana gelen depremin ardından arama kurtarma çalışmaları için Van'a gelen ancak artçı depremde hayatını kaybeden Doktor Atsushi Miyazaki'nin, iki ülkenin birbirine yardım için canlarını feda edebileceğini gösteren bir sembol olduğunu belirten Taşdelen, Van depreminden birkaç ay önce meydana gelen Büyük Doğu Japonya depreminde de Türkiye'nin Japon halkının yardımına koştuğunu anlattı ve '33 kişilik AFAD arama kurtarma ekibi, Japonya'ya ilk giden ve nükleer santralden yayılan radyasyon tehlikesine rağmen bölgede en uzun süre çalışan yabancı ekip olmuştur.' diye konuştu.İki ülke arasında afet konusunda iş birliğinin ilk adımının 1952 yılında atıldığını ve o günden bugüne bu alandaki dayanışmanın devam ettiğini dile getiren Taşdelen, her iki ülkenin afet yönetim kapasitesini güçlendirmek ve afet yönetimi alanında karşılaşılan sorunlara çözüm bulmak amacıyla 2014'te de iyi niyet beyanı imzalandığını hatırlattı. Türkiye ve Japonya kurumları arasında afet konusundaki iş birliği alanları ile AFAD'ın çalışmaları hakkında bilgi veren Taşdelen, 'Gerçekleştirdiğimiz projelere katkı sunan Japon dostlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.' dedi. 'Japon halkı, acısına ortak olduğumuz kardeşlerimizdir'AFAD Bursa İl Afet ve Acil Durum Müdürü Mumcu da ödül dolayısıyla büyük bir onur duyduğunu belirterek, bu ödülün birbirine karşı vefası olan her iki ülke arasında her zaman hatırlanacağını kaydetti. Mumcu, 'Bu nedenle Japonya'da gerçekleşen asrın en büyük afet haberi ülkemize ulaşır ulaşmaz Türk devletinin emri, AFAD Başkanlığımızın talimatıyla derhal Japonya'ya arama kurtarma ekibi sevk edilmiştir.' ifadelerini kullandı. AFAD ekibinin Japonya'daki arama kurtarma faaliyetleri sırasında gördüğü desteğin ve Japon halkının kendilerine gösterdiği sevginin unutulmaz olduğunu anlatan Mumcu, 'Bizim yaptığımız, sadece devletimizin verdiği emri yerine getirmek, Türk halkı adına Japon halkının yaralarını sarmak, onları düşünen, onların acısına ortak olan kardeşleri olduğumuzu hatırlatmaktı.' diye konuştu.
Reklam
Hıs Travel'ın Canlı Turları İle Japonya'yı Gezmek Mümkün Oluyor
İSTANBUL (AA) - 70’ten fazla ülkede 500’ün üzerinde ofisi bulunan Japonya merkezli HIS Travel’ın canlı turları ile en çok gitmek istenilen ülkelerin başında gelen Japonya’yı gezebilmek mümkün oluyor.HIS Travel'dan yapılan açıklamaya göre, Kovid-19 salgını herkesin hayatına yeni alışkanlıklar, prensipler ve yeni uygulamalar kazandırdı.Hiç olmadığı kadar teknolojiyle iç içe olunan bu dönemde, yeni alışkanlıklar arasında sanal turlar ve online geziler de yer aldı.Dünyanın farklı yerlerini internet üzerinden keşfetmek, tatilseverlerin salgın nedeniyle uzak kaldıkları tatillere olan özlemini bir nebze olsun giderirken, yeni keşiflere ulaşmayı kolay kıldığı için gelecekte de varlığını sürdüreceğe benziyor.Sanal turların öncüleri arasında yer alan HIS Travel, bu ihtiyacı görüp birbirinden keyifli turları canlı bir organizasyona dönüştürdü. 70’ten fazla ülkede 500’ün üzerinde ofisi bulunan Japonya merkezli HIS Travel’ın canlı turları ile en çok gitmek istenilen ülkelerin başında gelen Japonya’yı gezebilmek mümkün oluyor. Dünyanın en iyi turizm acenteleri arasında yer alan HIS Travel, doğduğu yeri, Japonya’yı online olarak keşfetmeye çağırıyor. Japonya’yı keşfetme zamanıSamurayların gizemli tarihini, Kyoto mutfağını, dünyanın en eski dinlerinden biri olan Şinto'ya dair merak edilenleri, tarihi kalelerin geçmişini ve eski ile yeni Tokyo’nun sokaklarını HIS Travel’ın canlı turları ile keşfetmek mümkün oluyor.Japonya’ya özgü kültürleri deneyip öğrenme fırsatı da sunan HIS Travel’ın canlı turları ile ustasından öğrenerek kaligrafi sanatına giriş yapabiliyor, uzman Japon dans sanatçısı tarafından geleneksel Japon dans figürlerini öğrenebiliyor, karateye başlanabiliyor ya da Japonca dersi alarak temel iletişim kuralları ve kelimeleri öğrenebiliyor.Doğal güzellikleri ve kendine has kültürü ile ünlü Japonya’nın en özel rotalarını gezmek isteyenler için canlı tur programları ise şöyle:'Samuray Müzesi & Nishiki Market, Japon Kaligrafi Sanatı-Shodo, Japon Geleneksel Dansı, Karate-Budo, Kanda Myoujin Tapınağı Rahibinden Shinto Dini Anlatımı, Saga Karatsu Tarihi Kasabada Yürüyüş Turu, Welcome Tokyo-Asakusa & Akihabara, Bonsai Köyünde Yürüyüş, Japon Öğretmenden Online Japonca Dersi.'Canlı turlar arasında başka destinasyonlar da bulunuyor HIS Travel’ın canlı turları ile Japonya dahil 5 destinasyonu daha gezebilmek mümkün olabiliyor. Her bir ülkeden canlı bağlantılarla profesyonel rehberler eşliğinde bilgi sahibi olunabilecek turların sonunda, görüşme odalarında rehberlere sorular da sorulabiliyor.Şubat ve mart aylarında yapılacak canlı turlara katılmak, tur saatlerini öğrenmek ve rezervasyon yapmak için 'https://www.hisglobal.com.tr/landing/canli-tur' adresi ziyaret edilebiliyor.
Ankara'da "Büyücü" Operasyonunda Suriye Uyruklu 13 Şüpheli Yakalandı
ANKARA (AA) - Ankara'da, 'büyü' yaptıklarını iddia ederek tuzaklarına düşürdükleri kişileri dolandıran suç örgütüne yönelik operasyonda Suriye uyruklu 13 şüpheli gözaltına alındı.Bir suç örgütünün 'büyü' iddiasıyla dolandırıcılık yaptığını belirleyen Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, şüphelileri yakalamak için harekete geçti.Polisin yaklaşık 6 ay süren teknik ve fiziki takibinin ardından zanlılara ait Altındağ ilçesindeki 15 farklı adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda Suriye uyruklu 13 zanlı gözaltına alındı.Şüphelilerin Altındağ'da bir evi özel eşyalarla dizayn edip sözde 'büyü merkezi'ne dönüştürdüğü, mağdurları buraya davet edip para karşılığında dua okuma, muska yazma gibi yöntemlerle sorunlarını çözdüklerini iddia ettikleri belirlendi.Suç örgütü üyelerinin açtıkları internet sitesi üzerinden de özellikle Arap ülkelerindeki yabancı uyruklu kişilerle görüntülü konuşup 'büyü' bahanesiyle dolandırıcılık yaptığı tespit edildi. Adreslerde yapılan aramalarda çeşitli belgelere ve eşyaya el konuldu.Sözde büyü merkezi olarak kullanılan evde yapılan aramada, kurutulmuş hayvan kafaları, renkli heykeller ve sandalyeye halatla bağlanmış oyuncak bebekler ele geçirildi. Gözaltına alınan şüphelilerin, dolandırıcılıktan kazandıkları parayla lüks bir yaşam sürdüğü belirlendi.Zanlıların emniyetteki işlemlerinin sürdüğü, firari 2 kişinin yakalanması için çalışmaların devam ettiği öğrenildi.
Okullar Ne Zaman Açılacak? Eğitimde İkinci Dönem Başlıyor
Türkiye’de koronavirüs sebebiyle ilk dönemin büyük bir kısmı online eğitim ile yapılmış ve öğrenciler karnelerini internet üzerinden alabilmişti. Geçtiğimiz günlerde MEB’in yaptığı açıklamaya göre ikinci dönemde eğitimin yol haritası da belli oldu. Milyonlarca öğrenci ve öğrenci velisi, ‘okullar ne zaman açılacak’ ve ‘yüz yüze eğitim ne zaman başlayacak’ sorusunun cevabını arıyor. İşte Türkiye’de okulların açılacağı tarih…
Reklam
Oyuncu Oya Okar'ın Ziynet Eşyalarını Ve Otomobilini Çalan Hırsızlık Şüphelileri Yakalandı
İSTANBUL (AA) - İstanbul’da, evine girdikleri dizi oyuncusu Oya Okar’ın ziynet eşyalarını ve otomobilini çaldıkları iddia edilen hırsızlık şüphelileri yakalandı.Alınan bilgiye göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ve Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, gelen bir ihbar üzerine Pendik’te bir adrese baskın düzenledi.Adreste yapılan aramada, Okar’ın çalınıp sahte plaka takılan otomobili bulunurken, şüphelilere ait başka bir otomobilde ise yaklaşık 4 kilo uyuşturucu madde ele geçirildi.Okar’ın çalınan ziynet eşyaları ve otomobiline el koyulurken, oto hırsızlık, uyuşturucu suçlarından kaydı bulunan Mutlu Yaşar A. (32) ile Ümit T.(29) gözaltına alındı.Gözaltına alınan şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kars'ta Düzenlediği "Kış-2021 Tatbikatı" Nefes Kesiyor
KARS (AA) - Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Kars'ta düzenlediği son dönemin en kapsamlı kış tatbikatı devam ediyor.9. Kolordu Komutanlığının sevk ve idaresinde, 14. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı tarafından Kars'taki Şehit İstikam Astsubay Kıdemli Üstçavuş İlhan Hamlı Atış ve Tatbikat Alanı'nda düzenlenen 'Kış-2021 Tatbikatı'na, Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri personeli de katılıyor.14. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında düzenlenen basın brifingi programında, gazetecilere tatbikattan kısa kesitler izletildikten sonra 9. Kolordu Komutanlığında görevli Topçu Albay Şafak Oğuz, tatbikatla ilgili bilgi verdi.Tatbikat alanına götürülen gazetecilere, tatbikatın komuta merkezi gezdirildikten sonra, burada Azerbaycanlı komutanların da yer aldığı bir durum değerlendirmesi yapıldı ve ardından birçok senaryonun planlandığı tatbikata geçildi.Gerçek mühimmatların kullandığı tatbikat nefes kestiTatbikatta, senaryo gereği İHA'ların tespit ettiği düşman karargahının olduğu bölgeye, Azerbaycan ve Türk Özel Kuvvet Komutanlığı personelinden oluşan karma tim tarafından direkt görev harekatı icra etti.Helikopterlerle temsili düşman karargahının olduğu bölgeye indirilen bordo bereliler, burada düşman unsurlarını etkisiz hale getirdikten sonra ATAK helikopterlerle, düşman bölgesi ve köprüsü ateş altına alındı.Havadan yapılan atışlarla düşman karargahının yok edilmesinin ardından, komandolar bulundukları bölgeyi helikopterin görmesi için kırmızı sis yaktı.Gerçek mühimmatların kullanıldığı nefes kesen tatbikatın sonunda bordo bereliler, helikopterle bölgeden güvenli şekilde alındı.Komandoların, komando marşı okumasının ardından TSK'nin mühimmat ve teçhizatları basın mensuplarına tanıtıldı.Tatbikatı, Azerbaycan'dan çok sayıda basın mensubu da yakından takip etti.Tatbikatın amaç ve hedefleriTatbikatla, müşterek harekatın icrası konusunda iş birliği ve koordinasyonun sağlanması, envanterde bulunan, envantere yeni giren veya savunma sanayi firmalarınca geliştirilmekte olan harp silah ve araçlarının performanslarının da denenmesi amaçlanıyor.Bunun yanında birliklerin derin kar ve şiddetli soğuklarda atış dahil muharebe imkan ve kabiliyetlerinin denenmesi, kış şartlarında arazide yerleşme, barınma, ikmal ve bakım faaliyetlerinde eğitim seviyesinin geliştirilmesi ile komuta kontrol sistemlerinin işletilmesinin sağlanması da tatbikatın diğer amaçları arasında yer alıyor.Taarruz, hava hücum harekatı, hava ulaştırma ve lojistik destek faaliyetlerinin yerine getirileceği tatbikatta, tank bölükleri, topçu bataryaları, havan takımlarının yanı sıra keskin nişancı timleri, Özel Kuvvetler Komutanlığı personeli, komandolar ve helikopterler görev alıyor.Toplam 1268 personelin katıldığı tatbikatta, 190 farklı cinste aracın yanı sıra 218 değişik cins ile çapta silah kullanılıyor.
Reklam
Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Aa Editör Masası'na Konuk Oldu: (5)
ANKARA (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, inaktif, VLP ve adenovirüs olmak üzere şu anda insan deneyleri başlayacak 3 aşı adayının olduğunu belirterek, 'Şu anda ilk faz 1 çalışma ruhsatı alacak bu 3 aşı adayından hangisi faza geçerse ben gönüllü olmaya adayım. Zaten kaydımı da yaptırdım. Tüm Türkiye'ye çağrı yapmak istiyorum.' dedi.Bakan Varank, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.'Herkes aşı üretti biz neden aşı üretmedik' eleştirilerinin sorulması üzerine Varank, 'Dünyada önemli ülkelerin önemli aşı çalışmaları var. 'Herkes aşı üretti biz üretmedik' diyenler bence dünyayı iyi takip etmiyorlar. Dünyada herkes aşı üretmedi. Şu anda aşı geliştirme aşamasında olanlar var, üretmeyi başaranlar var.' yanıtını verdi. Yeni tip koronavirüs (Kovid 19) Türkiye'de görülmeden toplantı yaptıklarını hatırlatan Varank, bilim insanlarıyla virüsle mücadelede neler yapılabileceğini konuştuklarını söyledi.Varank, toplantı sonucunda TÜBİTAK Kovid-19 Türkiye Platformu'nu kurduklarını anımsatarak, şunları kaydetti:'Özellikle salgınla mücadelede hangi alanlara yoğunlaşmalıyız, bunun planlarını yaptık. Burada 17 farklı aşı ve ilaç geliştirme projesini destekleme kararı aldık. O zamanlar biz Türkiye'deki kabiliyetlerin ne seviyede olduğunu çok da iyi bilmiyorduk. Platformu kurduğumuzda yürütülen çalışmaları doğru şekilde koordine edip desteklediğinizde ve yönlendirdiğinizde aslında bilim insanlarımız dünyadaki bütün çalışmalarla rekabet edebilir işleri yapabiliyorlar. Dolayısıyla o platform çatısı altına aşı ve ilaç çalışmalarını desteklemeye başladık.' 'Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsünde Türkiye aşı üretebiliyordu, AK Parti geldi bunu ortadan kaldırdı' görüşünün' kamuoyunu yanıltmak için kullanılan bir yalandan ibaret olduğuna işaret eden Varank, enstitüde son aşının 1998'de üretildiğini ve o tarihten sonra altyapının dünyadaki teknolojilere göre geride kaldığı için faaliyetlerin durdurulduğunu anlattı. Varank, 'Biz, AK Parti olarak, 18 yılda Ar-Ge faaliyetlerine verdiğimiz desteklerle, kurduğumuz altyapılarla TÜBİTAK Kovid-19 Türkiye Platformu çatısı altında başladığımız çalışmaları birleştirdiğimizde bu kabiliyetlerimizi çok daha hızlı şekilde ürünleştirecek çalışmanın içerisine girmiş olduk.' dedi.'İnsan denemelerine başlayacak 3 tane aşı adayımız var'Aşı çalışmalarının büyük bir hızla devam ettiğine dikkati çeken Bakan Varank, şu ifadeleri kullandı:'Bizim şu an da klinik çalışma diyebileceğimiz yani insan denemelerine başlayacak 3 tane aşı adayımız var. Bunlardan bir tanesi inaktif aşı dediğimiz, Çin'den de gelen aşıyla aynı teknolojiyi kullanan aşı, ikincisi virüs benzeri parçacıklar (VLP) dediğimiz, dünyada çok fazla üzerine yatırım yapılmayan ama aslında oldukça etkili olduğunu hayvan deneylerinden gördüğümüz bir aşı adayı. Bir tanesi de adenovirüs temelli dediğimiz, Ankara'dan bir hocamızın aşı çalışması. Bu 3 aşıda da gerekli bütün çalışmalarımızı tamamladık, ara sonuçlarımızı Sağlık Bakanlığına teslim ettik. Onlar da bütün değerlendirmeleri yaptıktan sonra bu aşıların insan deneyine geçilip geçilmemesiyle ilgili izni verecekler.'Aşıların Türkiye'de üretilip üretilemeyeceği ilişkin altyapının olup olmadığıyla ilgili de çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Varank, araştırmalar sonucu 3 farklı özel sektör altyapısı bulduklarını bildirdi.Türkiye'nin bu konuda yeterli kabiliyetleri kazandığını dile getiren Varank, 'Böyle bir salgın ortamı ortaya çıkmadığı için aşı çalışmalarında sıkı bir koordinasyon oluşturmadığı için belki bu alanda geç kalmış gözüküyor olabiliriz. Bunlar insan sağlığını ilgilendiren hususlar olduğu için süreçler uzun sürüyor. Yani faz 1, faz 2 çalışması yapmamız gerek, daha sonra faz 3 çalışması dediğimiz belki 10 bin insan üzerinde aşı adayınızı deneyerek, daha sonra bu aşı gerçekten hem insan sağlığına zararlı değil, hem istediği etkiyi oluşturuyor diyebiliyorsunuz ama bizim bilim insanlarımızın gösterdiği gayretin ben hiçbir ülkede gösterildiğini düşünmüyorum.' şeklinde konuştu.Varank, Sağlık Bakanlığının izni sonrasında klinik çalışmalara başlayıp, çok hızlı bir şekilde ilerlediklerinde sadece ülkeye değil, tüm dünyaya faydası olabilecek aşılar üretileceğini ifade etti.Bakan Varank, 'Şu anda biz ülkelerle görüşmelerimizi yapıyoruz. Çok büyük nüfuslara sahip ülkelere faz 3 çalışmalarını beraber yapalım diye tekliflerimizi götürdük. Ortak üretim yapabilir miyiz diye, şu anda bunların görüşmelerini yapıyoruz. Şu anda ilk faz 1 çalışma ruhsatı alacak. Bu 3 aşı adayından hangisi faza geçerse ben gönüllü olmaya adayım. Zaten kaydımı da yaptırdım. Tüm Türkiye'ye çağrı yapmak istiyorum. Lütfen vatandaşımız da bu işlerde gönüllü olmayı denesinler. Bilime bu şekilde katkı sağlanıyor.' değerlendirmesinde bulundu.İlaç çalışmalarında da insan deneyine gelmiş 3 ilaç adayı olduğunu vurgulayan Varank, bunların hem virüsün yayılımını engelleyen hem de tedavide kullanılan ilaçlar olduğunu söyledi. 'TÜBİTAK Başkanımız, Uğur Hoca ile irtibat halinde'Almanya merkezli biyoteknoloji firması BioNTech'in kurucuları ve Kovid-19 aşısının geliştiricilerinden Prof. Dr. Uğur Şahin ile Türkiye'nin temasları hakkında da bilgi veren Varank, 'Uğur Hoca'yla TÜBİTAK Başkanımız Hasan Mandal, nisan ayından beri görüşüyorlar. Uğur Şahin Hoca, aslında, Kovid-19'la gündeme gelmiş olsa da başka bir sürü biyoteknoloji alanındaki çalışmalarıyla da ön plana çıkmış değerli bir bilim insanı ve Türkiye'de de özellikle kanser araştırmalarıyla ilgili çalışmalar yapmak istiyor. Bu manada da Türkiye'de bir merkez kurmak için bizimle görüşmelere devam ediyor.' dedi.Türkiye'deki altyapılarla ilgili Şahin'i bilgilendirdiklerini kaydeden Varank, hem kamu kurumları hem de özel sektörün kabiliyetleri konusunda kendisini haberdar ettiklerini belirtti. Kovid-19 aşı çalışmalarının yanı sıra Türkiye'de neler yapabilecekleri konusunda görüştüklerini bildiren Varank, 'Hoca kendi planlamalarını şu anda yapıyor ve dediğim gibi Türkiye'de bir merkez kurmak istiyor.' ifadesini kullandı. Varank, Şahin'e ortak üretim konusunda teklif yaptıklarına da değinerek, sözlerini şöyle tamamladı:'Kendilerine ortak üretimle ilgili de tekliflerimizi yaptık. Oldukça gündemde bir konu bunun üretimi. Avrupa Birliği, Amerika ilişkileri gibi farklı konular gündemde ama iletişimimiz devam ediyor. Kendilerini Türkiye'de ağırlamaktan, burada onların bir merkezine ev sahipliği yapmaktan memnun oluruz. Küresel firmaların Türkiye'de yatırımları var. Ar-Ge alanında yatırım yapan çok ciddi şirketler var. Eğer Uğur Şahin Hoca da Türkiye'ye gelirse hem buradan fayda görür hem de Türkiye'deki kabiliyetlerle kendi işine katkı sağlar diye düşünüyoruz.'(Bitti)
Filipinler Güney Çin Denizi'nde Askeri Varlığını Artıracak
ANKARA (AA) - Filipinler, Güney Çin Denizi’nde balıkçı teknelerini korumak için askeri varlığını artıracağını açıkladı.'Straits Time' gazetesinin haberine göre, Korgeneral Cirilito Sobejana, yaptığı açıklamada, daha fazla donanma unsuru yerleştirerek söz konusu sularda Filipin askeri varlığını güçlendireceklerini ancak bu durumun Çin’e karşı savaş açmak anlamına gelmediğini belirtti. Korgeneral, kararın amacının Filipin halkını korumak olduğunu ifade etti.Sobejana, Çin’in sahil güvenlik ekiplerine, egemenlik iddiasında bulunduğu sulara giren yabancı unsurlara ateş açma yetkisi vermesinin endişe kaynağı olduğunu vurguladı.Çin, 22 Ocak’ta sahil güvenlik güçlerine 'egemenliğini ihlal eden unsurları' imha yetkisi veren bir yasayı yürürlüğü koymuştu. Söz konusu yasanın ihtilaflı Güney Çin Denizi’ndeki çatışma riskini artırmasından endişe ediliyor.Filipinler söz konusu yasayı protesto etmiş ve ülkenin Dışişleri Bakanı Teodoro Locsin, Çin tarafından yürürlüğü konulan yeni düzenlemenin 'yasaya karşı gelen herhangi bir ülkeye karşı savaş tehdidi' olduğunu söylemişti.ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken geçen ay yaptığı açıklamada, Filipinler ile savunma anlaşması yapılmasının önemini vurgulamış ve herhangi bir saldırı durumunda bu anlaşmanın uygulanması gerektiğini dile getirmişti.Güney Çin Denizi anlaşmazlığıÇin, 1947'de yayımladığı haritayla egemenlik ihtilaflarının yaşandığı Güney Çin Denizi'nin yüzde 80'i üzerinde hak iddiasında bulunurken, yer altı kaynakları açısından zengin bölgede başta Filipinler olmak üzere aralarında Vietnam, Brunei ve Malezya'nın da bulunduğu komşu ülkelerle egemenlik tartışmaları yaşıyor.Pekin yönetiminin Güney Çin Denizi'ndeki adalara üs inşa ederek egemenlik hakkı iddiasına, bölge ülkelerinin yanı sıra ABD de karşı çıkıyor.Uluslararası kamuoyunda 'Paracel' ve 'Spratly' olarak bilinen takım adalar, Vietnam tarafından 'Hoang Sa' ve 'Truong Sa', Çin tarafından ise 'Şişa' ve 'Nanşa Çündao' olarak adlandırılıyor.Uluslararası Tahkim Mahkemesi, 2016'da Filipinler'in başvurusuyla Çin'in, Güney Çin Denizi'nde tek taraflı egemenlik taleplerinin yasal zemini olmadığına karar vermişti.
Reklam
Tekirdağ'da Vatandaşlar Şubatta Güneşli Havanın Keyfini Sürdü
TEKİRDAĞ (AA) - Tekirdağ'da vatandaşlar, şubatta güneşli ve sıcak havanın keyfini çıkardı. Hava sıcaklığının 16 dereceyi bulduğu kentte bazı vatandaşlar, sahilde güneşli havada vakit geçirdi.Şubat ayında güneşli havayı fırsat bilen bazı kent sakinleri de sahilde bisiklet sürdü, yürüyüş yaptı. Çocuklar ise parklarda oynama fırsatı buldu.Vatandaşların sosyal mesafe ve maske kurallarına uyduğu görüldü.
Batı Şeria'nın Cenba Köyünde Yaşayan Filistinliler İsrail Politikaları Nedeniyle Sağlık Hizmetlerinden Yoksun
EL HALİL (AA) - KAYS EBU SEMRA - İşgal altındaki Batı Şeria'nın Yatta bölgesine bağlı Cenba köyünde yaşayan Filistinliler, İsrail'in izlediği bazı politikalar nedeniyle başta sağlık hizmeti olmak üzere en temel imkanlardan mahrum bir şekilde yaşamlarını idame ettirmeye çalışıyor. İsrail'in, 1948'de işgal ettiği 'Yeşil Hat' olarak adlandırılan bölgeye mücavir, Batı Şeria'nın en güney noktasındaki Yatta beldesine bağlı 42 ailenin yaşadığı 320 nüfusluk Cenba köyünde yaşam şartları oldukça güç. Sağlık merkezi veya ambulansı bulunmayan, asfalt yolu olmayan, yapı anlamında tek bir çivinin bile çakılamadığı, yeni bir çadırın dahi kurulmasına izin verilmeyen köy, İsrail ordusunun askeri manevra alanı olarak kabul ediliyor.Cenba köyü, İsrail ordusunun askeri manevra alanı olarak iddia ettiği ve bölge sakinlerine ait meskenler arasında tankların konuşlandığı Filistin bölgelerinden sadece biri.İşgal altındaki Doğu Kudüs ile Cenba köyü arasındaki 60 kilometrelik yolun yaklaşık 12 kilometresi bozuk patikalardan oluşuyor. Köylülerin, mevcut yaşam şartlarını iyileştirmeye yönelik girişimleri ise İsrail makamlarının 'denetimine' takılıyor.Sağlık merkezi ve ambulans ihtiyacıİsrail, Yatta'nın doğusunda 25 topluluğun yaşadığı bölgede tek bir sağlık ocağı açılmasına izin vermiyor ve kent merkezlerine ulaşımın daha rahat sağlanabilmesi için yollarının asfaltlanmasını da engelliyor. Bölgede herhangi bir değişiklik yapılması yasaklanmış durumda, bir çadır bile kurulsa yıkılıyor. Bu nedenle bölgedeki mağara kovukları, çoğu insan için onlarca yıldır güvenli bir sığınak addediliyor.Bölgedeki 25 topluluğu içeren Yerel Meclis Başkanı Nidal Yunus, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 'Kapsamlı ve devamlı bir sağlık hizmetinden yoksun bu bölge, ötekileştirilmiştir.' dedi. Yaklaşık 15 bin Filistinli için bir sağlık merkezi açılmasına çalıştıklarını belirten Yunus, şunları söyledi:'Bölgenin doğru düzgün yolu yok, en basit hastalık bile bizim için ciddi bir hal olabiliyor. Kritik saatler içerisinde hastaneye ulaştıramadığımız için sevdiklerimizi kaybettik. Halihazırdaki en elzem ihtiyacımız, hastaları nerede olurlarsa olsunlar hastaneye ulaştırabilecek bir ambulans ve sağlık ocağı.' Bölge halkının yaşamı tehdit altında Yunus, mevcut durumdan en çok kadınlar ve çocukların zarar gördüğünü, hastaneye ulaştırılamadığı için pek çok kadının köyde veya yolda doğum yapmak zorunda kaldığını anlattı.İnsanların çoğunun yaşamayı kabullendiği basit evlerde en temel asgari yaşam standartlarının bile eksik olduğuna dikkati çeken Yunus, 'Bu yaşam bile tehdit altında, plastik borulardan oluşan su şebekeleri kesildi, borulara el konuldu, alternatif su toplama kuyuları yıkıldı.' dedi. Yunus, yaşadıkları basit yerleri koruyabilmeleri için uluslararası kurumlardan yardım istedi. Traktörde doğum Bölgede uygulanan bu siyasetin yol açtığı mahrumiyetten en fazla etkilenenler ise çocuklar ve kadınlar. Yaklaşık 20 yıl önce hastaneye yetiştirilmeye çalışılırken traktörde doğum yapan Um Yunus (44), aradan geçen yıllara rağmen köydeki yaşam şartlarının pek de değişmediğini söyledi.Um Yunus, 'Yatta yolu hayli uzak. Bazen 2 bazen de 3 saatte varıyoruz. Bazı zamanlar yollar kapalı oluyor.' dedi.Çok zor şartlara tanıklık ettiğini dile getiren Um Yunus, 'Köyde sağlık hizmeti yok, ulaşım çok sıkıntılı. Bazı kadınlar, bozuk yollarda hastaneye ulaştırılmaya çalışılırken bebeklerini kaybetti.' diye konuştu.Kendisinin de birkaç kez bu acıyı tecrübe ettiğini aktaran Um Yunus, 'Bir gün çok kanamam oldu. Ambulans çağırdık. Ambulans gelene kadar neredeyse ölüyordum.' ifadelerini kullandı.Um Yunus ayrıca bozuk yollar ve hastanelere ulaşımdaki zorluk nedeniyle bebeklerin aşılarının da gecikmeli şekilde yapıldığını söyledi. Yatta'ya aynı gün içinde gidip dönmelerinin mümkün olmadığını vurgulayan Um Yunus, yolların asfaltlanmasını, köye bir sağlık merkezi kurulmasını ve hamileler için gerekli ilaçların tedarik edilmesini istedi.Um Yunus, 'Hamileler için ne klinik ne de muayene imkanı var. İsrail ordusu her şeyi engelliyor; araçlara el koydu ve doktorların bölgeye ulaşmasını engelledi.' şeklide konuştu. İsrail politikalarının gölgesinde zorlu yıllarGelini Um Yunus'un traktördeki doğumu sırasında yanı başında bulunan Halime Ebu Arram (79), 'Onlarca yıldır işgalci İsrail güçlerinin köydeki meskenleri yıkışına tanık oldum.' dedi.Şu anda da bir dağ kovuğunda yaşayan Ebu Arram, 6 çocuğunu burada dünyaya getirdiğini ve büyüttüğünü söyledi. Ebu Arram, köydeki hastaların Yatta beldesine nakledilene kadar burada ilkel yöntemlerle tedavi edilmeye çalışıldığını ifade etti. Yaşlı kadın, hummaya yakalanan birine traktör üzerinde Yatta'ya varana kadar 3 saatlik yolda müdahale yöntemlerinin sadece soğuk su olduğunu belirtti.İsrail güçlerinin yıkımlarıEbu Arram, işgal güçlerinin yolları iyileştirmelerine de izin vermediğini söyledi. İsrail güçlerinin köyde gerçekleştirdiği her yıkımın ardından eşyalarını saklayacak yer aradıklarını kaydeden Ebu Arram, yıkım haberini önceden alabildiklerinde ise İsrail askerlerinden saklayabilmek için bazı eşyalarını suya attıklarını anlattı. Filistinli kadın ayrıca pek çok defa kuru toprağın üzerinde uyumak zorunda kaldıklarını dile getirdi.İsrail'in yerleşim birimi inşa ve ilhak projeleriFilistin makamlarına göre, İsrail, Yahudi yerleşim birimi inşa ve ilhak projeleri çerçevesinde işgal altındaki Batı Şeria’nın 'C bölgesi' olarak adlandırılan bölgelerinde yaşayan Filistinlileri yerlerinden etmeye çalışıyor.Filistin ile İsrail yönetimi arasında 1995'te imzalanan 'İkinci Oslo Anlaşması' kapsamında işgal altındaki Batı Şeria A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı.Yüzde 18'i kapsayan 'A bölgesi'nin yönetimi idari ve güvenlik olarak Filistin'e, yüzde 21'lik 'B bölgesi'nin idari yönetimi Filistin'e, güvenliği ise İsrail'e devredilirken, yüzde 61'ini kapsayan 'C bölgesi'nin idare ve güvenliği İsrail'e bırakılmıştı.
Cezayir Dışişleri Bakanı Bukadum, Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Dibeybe İle İş Birliğini Görüştü
CEZAYİR (AA) - Cezayir Dışişleri Bakanı Sabri Bukadum, Libya’nın seçilmiş geçici hükümet başkanı Abdulhamid Dibeybe ile Libya’da güven ve istikrarın sağlanmasına destek olmak için ortak çalışma alanlarını değerlendirdi.Bakan Bukadum sosyal medya hesabı Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, Başbakan Dibeybe ile telefonda görüştüğünü duyurdu. İki ülke ilişkilerinin değerlendirildiği görüşmede, Cezayirli Bakan'ın “kardeş ülke Libya’da güven ve istikrarın sağlanmasına destek olmak için her türlü iş birliğine hazır olduğu' ve Libya'ya verilen desteği vurguladığı aktarıldı.İki ülkenin sağlam bir dayanışma içerisinde olduğunu söyleyen Bukadum, Cezayir’in Libya’nın iç işlerine müdahale eden her türlü girişime karşı tutumunu da hatırlattı. Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde geçen 5 Şubat'ta İsviçre'de toplanan Libya Siyasi Diyalog Forumu üyelerinin oylaması sonucunda, 24 Aralık 2021'de yapılması planlanan seçimlere kadar Başkanlık Konseyi Başkanlığına Muhammed Menfi, Başbakanlığa da Abdulhamid Dibeybe seçilmişti.
Zonguldak'ta Gemide Uyuşturucu Ele Geçirilmesiyle İlgili 3 Sanık Hakim Karşısına Çıktı
ZONGULDAK (AA) - Zonguldak'ta, Kolombiya bandıralı bir gemide 30 kilogram uyuşturucunun ele geçirildiği operasyonla ilgili tutuklanan 3 sanığın yargılanmasına başlandı.Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmaya tutuklu sanıklar Guangjian Xu, Kaibo Wu, Junjie Zhang ve avukatları katıldı.Tutuklu sanık Kaibo Wu, savunmasında, polisler aramadan önce uyuşturucudan habersiz olduğunu, o zamana kadar kendisini şüphelendiren bir durumunun da gözüne çarpmadığını öne sürdü.Polisin uyuşturucu şüphesi olduğunu söylemesi üzerine kaptanın kendisinden geminin kuyruk kısmını yükseltmesini istediğini aktaran Kaibo Wu, 'Polisler gemiye çıkarak mürettebatın güvertede toplanmasını istedi, kaptan limanda polislerle beraberdi. Kutunun keşfedildiği yer, suyun altındaki geminin kuyruk kısmıydı. Bundan anlaşılıyor ki gemi personeliyle alakası yoktur çünkü bu bölüme ulaşılamaz.' ifadelerini kullandı.Guangjian Xu da Kolombiya'dan aldıkları taş kömürünü Zonguldak'a getirmek üzere yola çıktıklarını belirterek, 'Kolombiya'dan geçtikten sonra sadece Çanakkale ve İstanbul Boğazı'nda bekledik, sonra Zonguldak'a geldik. Ayın 22'si öğlen gibi limana yanaştık, kömür boşaltımı prosedürü başladı. Bir gün sonra sabah polisler geldi.' diye konuştu.Junjie Zhang ise yasal kurallar içinde işini yaptığını düşündüğünü belirterek, yapmadığım bir işten dolayı tutuklandığını savundu.Sanık avukatları da müvekkillerinin suçu işleyecek herhangi bir somut delil olmadığını öne sürerek beraatlerini talep etti.Sanıkların tahliye taleplerini reddederek tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme heyeti, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.Olayİl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi, Gümrük Muhafaza Müdürlüğü ile Sahil Güvenlik Grup Komutanlığı ekiplerince uluslararası uyuşturucu ticaretine yönelik çalışma başlatılmış, Kilimli ilçesine bağlı Muslu beldesinde termik santrale ait limana gelen geminin alt bölümüne gizlenmiş uyuşturucu olduğunun belirlenmesi üzerine 23 Ağustos 2020'de operasyon düzenlenmişti.Çok sayıda polis, dalgıç ve sahil güvenlik su altı ekibinin katıldığı operasyonda, geminin suda kalan alt kısmına gizlenmiş 30 kilogram uyuşturucu bulunmuş, operasyonda yabancı uyruklu 3 gemi personeli gözaltına alınmıştı.
Reklam