MART
Haftanın Magazin Bombaları
Magazin dünyasının usta kalemi Sinan Özedincik, geçtiğimiz haftaya damga vuran olayları Sabah.com.tr'ye değerlendirdi. İşte ünlüler dünyasından son dedikodular, perde arkasında yatan olaylar... BÜYÜK AŞK BİTTİ Geçen ağustosta nişanlanan Tuğba Melis Türk ile Ersan Gülüm'ün yüzükleri attığı konuşuluyor. 2011 Best Model birincisi olan Türk de, Beşiktaşlı futbolcu Gülüm de Instagram sayfalarında birbirlerinin fotoğraflarını sildi. Evlenmelerine kesin gözüyle bakılan ikilinin ayrılmalarının nedeni ise merak konusu oldu. Her ikisi de sürekli birbirlerinin fotoğraflarını paylaşıp, birbirlerine aşklarını ilan ediyordu ancak ne olduysa şu son birkaç ayda oldu. Birlikte fotoğraf paylaşmadıkları gibi, sayfalarından da fotoğraflarını silmeleri, yüzüklerin atıldığına mı işaret? İlişki yaşayan kişiler, her anlarını sosyal medyada paylaşır oldu. Neredeyse 24 saat ne yaptıklarını kişisel hesaplarından öğrenir olduk. Kavga ya da ayrılık durumunda ise tüm fotoğrafları, hiç çekilmemiş gibi yok ediyorlar. Ancak Google'ı açıp bakarsak, tüm paylaşımlarını oradan bulabiliriz. Bir de bu çiftin gazeteciler tarafından bir yerde çekilen fotoğrafları yok denecek kadar az. Kendi paylaşımları olmasa, onlar hakkında yapılacak haberlerde kullanılacak fotoğraf bile yok diyebiliriz. Yeri gelince magazin basına kızmayı biliyorlar, fakat bizlere asıl malzemeyi onlar veriyor. Melis de Ersan da başkalarıyla ilişki yaşadıklarında bu fotoğraflar önlerine çıkacak. Sonra da bize kızacaklar 'Neden eskileri karıştırıyorsunuz' diye... Her ikisi de fotoğrafları sildiklerine göre muhtemelen ayrılmışlardır. Eğer barışırlar ve fotoğrafları geri yüklerlerse de şaşırmayın. ÖZLEM YILDIZ İLE MEHMET ALİ ERBİL BİR ARAYA GELMEZ Bir dönemin çok konuşulan aşkının kahramanları Özlem Yıldız ile Mehmet Ali Erbil'in mesajlaşması olay yarattı. Aşk uğruna ekranlarda gözyaşı bile döken çift, yollarını ayırıp başka kişilerle evlenmişti. Ardından ikisi de boşandı fakat birbirleriyle yeniden hiç görüşmediler. Son olay ise bu durumu değiştirdi. Özlem Yıldız'ın Instagram hesabında paylaştığı bir fotoğrafa, Mehmet Ali Erbil'den 'Kürrrrrrrr', yani yalan diye yorum geldi. Yıldız da Erbil'e gülücükle yanıt verdi. Aşk yaşadıkları dönem herkesin birbirine çok yakıştırdığı çiftin, bunca yıl sonra dönüp dolaşıp yine bir araya gelme olasılığı var mı? Özlem ile Mehmet Ali bir araya gelmez. Bunu kesin olarak söyleyebilirim. Her ikisi de eski defterleri açacak insanlardan değil. Bu ilişkinin tohumları 1998 yılında atıldı ama ilişki söz yüzüğünün atılmasına kadar gitti. Mehmet Ali'nin yaptığı bir hata nedeniyle ayrıldılar. Bu olay Özlem'in canını çok acıtmıştı. Özlem sadece bu nedenle bile ona dönmez. Mehmet Ali de zaten sadece çocuklarının anneleriyle görüşüyor, onun dışında hayatına giren kadınlarla bir iletişimi yok. O yüzden bir barışma söz konusu olamaz.  ÖZGE'NİN CANINI ACITAN FOTOĞRAF Aşk haberlerini ilk kez GÜNAYDIN'ın duyurduğu Engin Altan Düzyatan-Neslişah Alkoçlar ikilisi, bu kez yazarımız Bülent Cankurt'la aynı sinemaya gidince yakayı ele verdi! 26 Aralık tarihinde ilişkiyi 'Sürpriz aşk' başlığıyla duyuran Günaydın, Engin Altan Düzyatan-Neslişah Alkoçlar çiftinin el ele fotoğrafını da ilk kez yayınlamış oldu. Sonunda çok konuşulan çift el ele görüntülendi. Merakla beklenen görüntüde Engin Altan'ın rahat, Alkoçlar'ın ise gergin olması da dikkatlerden kaçmadı. Fotoğrafı nasıl yorumlarsınız? Fotoğrafı benim yorumlamama gerek yok, Engin'in eski sevgilisi Özge Özpirinçci zaten yorumlamıştır. Özge'nin canının en çok yandığı anlardan biri, bu fotoğrafı gördüğü andır. Özge ile Engin'in ilişkisi çok iyiydi. Herkes onlara evlenecekler gözüyle baktı. Birbirlerine çok yakıştırıyorlardı. Özge henüz ayrılık acısını atlatamamıştır, o yüzden de yeni sevgili olaylarına yakın zamanda girmez. Kendisi bu durumdayken Engin'in hemen bir başkasını bulup bir de el ele ortaya çıkması canını çok acıtmıştır. Engin'in bu kadar rahat olmasına da sinirlenmiştir.  DAYAK OLAYININ PERDE ARKASINDA NE VAR? Bu haftanın en ilginç haberi Yağmur Atacan'ın dayak yemesi oldu. İddialara göre Atacan'ın dayak yediği kişi ise nikâh şahidi Alper Çağrı Önal'dı. Bir alacak meselesi yüzünden ikilinin arasında kavga çıktığı, Atacan'ın darp edildiği ileri sürüldü. Atacan'ın polise gideceğini söylemesi üzerine ise Önal, 'Git oğlum git, savcılığa git, polise git, nereye gidersen git, seni anca karın kurtarır. Bundan sonra arkana dikkat et, her gün peşine adam takacağım' dedi. Pınar Altuğ'un habere yorumu, 'Bu olay zamanı orada yoktum. Ortada yargıya intikal etmiş bir olay var. Bu konuya müdahale etmek istemiyorum' oldu. Kavganın nedeni nedir? Bu tehditler üzerine çift bir önlem aldı mı? Hem çok yakın arkadaşlardı, hem de nikâh şahitleriydi. Anladığım kadarıyla ortak iş de yapıyorlardı. Benim duyduğum yeni bir şey yok. Kavga, alacak verecek meselesi yüzünden çıktı. Pınar da doğruladı bu olayı. Bir tek Yağmur konuşmadı. Neden konuşmadığını bilemiyorum. Korkuyor mu ya da konu daha fazla uzasın istemiyor mu bilemiyorum. Bu kadar yakın arkadaşların bu duruma gelmesi üzücü. İşin içine para girdi mi kardeş kardeşi vuruyor, baba oğlunu vurabiliyor. Tehditlere karşı bir önlem alacaklarını sanmıyorum, zaten Yağmur konuşmayarak tehditlere maruz kalmaktan korunmuş oluyor. Bir de herkesin önünde bu konuları konuşmak istemiyor, sonuçta özel hayatı. Eğer Yağmur'un alacağı varsa, hukuki yolların dışında bunu alamayacağını düşünüyorum. Aralarındaki meselenin de tam olarak ne olduğunu bilemiyorum. Yağmur, Pınar'la evlenmeden önce oyunculuk yapıyordu. Sonrasında ise bir daha onu ekranlarda görmedik. Hep ufak tefek işler yaptığını söylüyor. Her erkek gibi sabah saat 8'de evden çıkıp akşam saat 7-8 gibi eve dönen biri değil anladığım kadarıyla. Bir ofisi olup olmadığını da bilmiyoruz. Ancak demek ki bir işi varmış ki bu kavga meydana geldi. Kavgayla ilgili bir gelişme olursa daha fazla detay sahibi olacağız. TEZ ZAMANDA EVLENSİN YOKSA… İlker Aksum ve manken sevgilisi Şeyma Şener, geçtiğimiz hafta Ortaköy'deki Anjelique'teydi. Mekândan geç saatlerde el ele ayrılan ikili, çenelerine kadar yayılmış kırmızı ruj izleriyle dikkat çekti. Muhabirlere 'Çekmeyin, makyajımız iyi değil!' diyen Aksum, hemen bir taksi çevirip sevgilisiyle beraber uzaklaştı. Ünlü oyuncu, çapkınlık haberlerinin başkahramanları olan futbolcuları bile geçti. Aksum boşandığından beri ilginç bir profil sergiliyor. Yanında görüntülendiği kadınların sayısı da herkesi şaşırtıyor. Neredeyse her hafta başka bir kadınla görüntülenen Aksum'un son olarak dudağındaki ruj iziyle basının karşısına çıkması sevenlerini şok etti. Aksum, evliyken içinde bastırdığı duyguları mı çıkardı ortaya? Bu hareketlerinin açıklaması bu mudur? İlker Aksum boşandıktan sonra dağıldı. Olayın özeti bu. Haftanın fotoğrafı oldu. Bir insan alkolü fazla kaçırınca ağzından çıkanlara mani olamaz. Aşırı alkolün verdiği sersemlikle gömleğinin düğmesi açılan ya da fermuarını açık unutan, sokak ortasına çişini yapan insanları gördük ama bu son olay bambaşka. Oyuncunun muhabirlere 'Çekmeyin, makyajımız iyi değil' diyebilecek kadar kendinde olması da herkesi şaşırttı. Demek ki kendinde olmayacak kadar alkollü değildi. Madem ruj izinden haberin var, neden basının karşısına bu şekilde çıkıyorsun? Orada basın olmasa dahi, mekândan çıkıp taksiye bineceksin. Peki, taksiye neden o halde biniyorsun? Dışarı çıkmadan önce yüzünü yıkamak bu kadar mı zor? İçeride ne yaptıkları zaten yüzlerinden belliydi. Sen bir oyuncusun, kendine biraz çeki düzen verebilirsin. İlker evliliği bittikten sonra tam anlamıyla dağıldı. Bekâr hayatı ona yaramadı. Yanında sürekli başka kadınlar görüyoruz. Çok iyi bir oyuncu, yazık ediyor kendine. Tez zamanda birini bulup evlenmesini tavsiye ediyorum kendisine. Böyle devam ederse, bundan sonraki hareketi ne olur bilemiyorum.  ÜNLÜ ÇİFT BOŞANIYOR MU? Son günlerde art arda gelen boşanma haberlerine bir yenisi daha eklendi. Ünlü manken Tülin Şahin'in, 2005 yılında hayatını birleştirdiği Mehmet Özer'le ilişkisinde sorunlar olduğu, Şahin'in iki gündür eve uğramadığı iddia edildi. Çiftin evleri ayırdığı da arkadaşları arasında konuşuluyor. Tülin Şahin, iddiaları yalanlayan bir açıklama yaptı. Ancak ateş olmayan yerden duman çıkmaz sözü de insanların kafalarında soru işareti kalmasına neden oldu. Son durum nedir? Çiftin evliliği sallantıda mı? Evliliklerinde bir sorun olmadığını söylediler. Bu çift her davete, eğlenceye, yemeğe birlikte gidiyor. İlk kez Mehmet eşinden ayrı, gece dışarı çıkınca da herkesin dikkatini çekti. Yanında Tülin'in olmaması da ayrılık dedikodularına neden oldu. Birbirlerine çok âşık bir çiftten bahsediyoruz. Yakından tanıdığım için çok iyi biliyorum. Mehmet geçenlerde yanında Tülin olmadan dışarı çıktığı gece, yalnız değildi. Bir arkadaş grubuyla eğlenmeye çıkmıştı. O grupta kadınların da olması dedikoduların fitilini ateşledi. Genelde Mehmet'in hayatı Fenerbahçe'dir. Tek başına olduğu tek yer de Kalamış Develi ya da Todori'dir. Maç günlerinin bir klasiğidir bu mekânlar onun için. Maç öncesi arkadaşlarıyla bir araya gelir, yemek yer ve maça gider. Tek başına eğlencesi budur. Onun dışında zaten her yerde Tülin'le görürüz onu. İnşallah bu haberler sadece dedikoduda kalır. Aksi takdirde çok üzülürüm. Örnek çiftlerimizden biri onlar.  DAHA BOŞANMADAN BAŞKASIYLA YAKALANDI Evliliklerinin beşinci ayında boşanma kararı alan Melisa Sözen ile Alican Yücesoy, geçen hafta evleri ayırmıştı. Mahkemeye başvuran ancak davaları görülmeyen ikiliden Yücesoy, Nişantaşı'nda oyuncu Gökşen Ateş'le görüntülendi. Fotoğraflarının çekildiğini fark edince şoke olan Yücesoy, basın mensuplarına adeta yalvardı: 'Daha boşanmadım, evliyim. O fotoğrafları silin. Böyle bir haber çıkarsa aileler yıkılır. Rica ediyorum.' Aynı dizide rol aldıkları sırada yakınlaşan ve evlenen çiftin boşanma kararının nedeni ihanet mi? Yoksa oyuncu zaten boşanacağım diye eski hayatına bir an önce adapte olma derdinde mi? Madem böyle bir çekincen var, neden basının olduğu yerlerden biri olan Nişantaşı'nı tercih ediyorsun ki! Memlekette yer mi kalmadı? Bu işi yıllarca bizi ayakta uyutarak sürdüren o kadar çift var ki. Evlendiklerinde, 'Biz aslında 3 yıl önce ilişkiye başladık ve hep şu mekâna gidiyorduk, hiçbiriniz de duymadınız' diyorlar. Demek ki gizleyen gizliyor. Madem sen daha boşanmamışsın, neden orada geziyorsun? Sonra da utanmadan fotoğrafların silinmesini istiyorlar. Çektiği fotoğrafı silen gazetecileri de kınıyorum. Hiçbir iyi gazeteci bu fotoğrafı silmez. Bir de koluna kızın omzuna atmış halde görüntüsü var. Kameralar çekince de 'Ben daha boşanmadım, silin' diyor. Geçmiş olsun.  BÜLENT ERSOY İLE DEMET AKALIN'A HAK VERİYORUM Geçtiğimiz haftanın son bombasını Bülent Ersoy patlattı. Ünlü sanatçı, Nişantaşı'nda gezerken izinsiz fotoğrafını çeken Osman Ateş adlı bir genci görünce çılgına döndü. Sinirlerine hâkim olamayan Ersoy, tepkisini hayranına tokat atarak gösterdi. Ersoy'a yakın dostu Demet Akalın'dan da destek geldi. Akalın Twitter sayfasına, 'Nefret ediyorum izinsiz sokakta resim çeken insanlardan! Bülent Hanım dün gece birini tokatlamış, iyi yapmış! Elinde telefon var diye artık yeter be' notunu düştü. Bir gazeteci olarak yaşanan bu olayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Ünlü bir ismi görüntülemek için izne mi ihtiyaç var? Almayınca sonunun şiddet mi olması gerekiyor? Akıllı telefonlar herkesi paparazzi yaptı. Şu anda en büyük tehlike bizim gündüz ve gece dolaşan paparazzilerimiz değil, akıllı telefonu olan müşterilerdir. Yan masadakini çeken var, teknedekini çeken var, metrobüste bile çeken var. Bize bir sürü mail geliyor. Ünlü bir ismi bakkala giderken çekip yollamış. Kardeşim, bakkala gitmek kötü bir şey mi? Ya da metrobüste bir ünlüyü çekip yolluyorlar. Ünlü olunca toplu taşıma araçlarını kullanamaz mı? Bunu yapan ünlüler bile var. Gece gece telefonuma ünlü isimlerden mesajlar geliyor. 'Bak filan ünlü filan mekânda görgüsüzce yemek yiyor', 'Filan kişinin makyajsız fotoğrafını görmek ister misin?' diye ne mesajlar geliyor. Akıllı telefonlar bizim işimizi çok kolaylaştırdı. Biz, gelen fotoğrafları ayırıyoruz tabii ki. Çok mühim bir şey ise kullanıyoruz. Ben Bülent Ersoy ile Demet Akalın'a hak veriyorum. Şiddete tabii ki karşıyım ancak ünlüleri de sokakta yürüyemeyecek hale getirmemek lazım. Ancak yapacak bir şey yok. Bunun mücadelesini artık onlar verecek. Bu tarz olaylar sadece Türkiye'deki ünlülerin başına gelmiyor. Yurt dışında da bunun örnekleri mevcut. Buna benzer bir fotoğrafı çekildiği için dünyaca ünlü oyuncu Sean Penn bir adamı dövdü. Bu olayı da bir gazeteci tesadüfen gördü ve fotoğrafladı. Ünlü olmanın bedelleri bunlar. Sosyal medya ve akıllı telefonlarla da ünlülerin işleri gün geçtikçe zorlaşıyor.  FULYA UGAN / Sabah.com.tr
Yıllardır Çok İçki İçen Erkekler Dikkat!
Sonuçları Neurology dergisinin internet sitesinde yayınlanan ve yaklaşık 5 bin İngiliz kamu görevlisi üzerinde yapılan araştırma, çok fazla alkollü içki tüketiminin, orta yaşlı erkeklerde muhakeme gibi zihinsel kabiliyetlerin 2 yıla, hafızanın ise yaklaşık 6 yıla eşdeğer oranda yaşlandığını ortaya koydu. Ağır içici erkeklerin, ölçülü içen veya içki içmeyen erkeklerle karşılaştırıldı. Araştırmacılar öte yandan kadınlarda böyle bir etkiye rastlamadı ve kadınlar arasında çok fazla alkollü içki tüketenlerin sayısının çok az olduğu kaydedildi. AA
Buz Çağına mı Giriyoruz?
Bilimadamları hepimizi ilgilendiren korkutucu bir tahminde bulundu. Güneş yüzeyindeki aktivitelerin son 100 yılın en alt seviyesinde olduğunu belirten uzmanlar bu seviyelerin en son 1645 senesinde gerçekleştiğini ve yaşanan ‘mini buz çağında’ (Maunder Minimum) Londra’da Thames nehrinin bile donduğunu anımsatıyor. Veriler göz önüne alındığında dünyanın ikliminin büyük bir değişiklik yaşaması olası. İngiltere’de bulunan Rutherford Appleton Laboratuvarı’ndan...
Akıllı Telefonlar İçin Değiştirebilir Lensler Fotoğrafçılığı Etkiler mi?
Kameraların telefon boyutlarına inmesi ve telefonlarımızda yer alması ile yepyeni bir dönem başladı. Belki çoğumuz fark etmesek de, mobil fotoğrafçılık kavramı ortaya çıktı ve artık neredeyse akıllı telefonu olan herkes fotoğraf çekiyor. Fotoğrafa ilgi duyan biri olarak, buna tepkili olan fotoğrafçıların varlığını haberdarım ancak algı olarak zaten fotoğrafçılık ve mobil fotoğrafçılık arasında tabii ki ciddi farklar var. Bu yazımda ele almak istediğim konu ise, artık bu algının kırılmaya başlaması ve artık sınırların ortadan kalkmaya başlaması. Artık akıllı telefonlar da çok ciddi kalitelerde fotoğraf elde edebiliyor ve gerçekten de kendisine “mobil fotoğrafçı” demeye başlayan, sadece iPhone ya da Samsung akıllı telefonları ile fotoğraf çektiklerini belirten kullanıcılar var. Peki bu kullanıcılar, değiştirebilir lenslerin de yaygınlaşmasıyla fotoğrafçılığın kaderini değiştirebilecek mi? Bu ayın başında Las Vegas’ta gerçekleştirilen CES 2014 fuarında en çok dikkatimi çeken konulardan birisi de bazı aynasız ve full-frame fotoğraf makinelerinin boyutlarının küçülmesi, kaliteden ödün vermeden daha kompakt hale getirilmesiydi. Kısacası artık çok büyük kameralar değil, biraz daha kompakt ama değiştirilebilir lensleri de aynı profesyonel kameralar kadar kaliteli fotoğraf makinelerinin gelecek olması. Bununla birlikte aslında yazımın ana konusunu oluşturan şey de, akıllı telefonların da yakın gelecekte bu değiştirilebilir lenslere sahip olabileceği yönünde. Geleceği böyle öngörüyorum fakat hali hazırda da kameralar için harici lensler tasarlanıyor ve piyasaya sunuluyor. Bunun şu an için en iddialı örneği, Moment adıyla karşımıza bir Kickstarter projesi olarak çıktı. Bir Kickstart projesi olarak ortaya çıkan Moment, 50 bin dolarlık hedefini aşarak şu ana dek 150 bin dolara yakın para toplamayı başarmış durumda. Yukarıda da görebileceğiniz gibi, aynı fotoğraf makinelerindeki mantıkla söylemek gerekirse bir geniş açı bir de tele lens üreten Moment, akıllı telefonunuzun kamerasına aynı bir lens takıyormuşsunuz hissi veriyor. Tabii bu minik lensleri takıp çıkarabiliyor, birbirleriyle değiştirebiliyorsunuz. Yukarıda uyumlu cihazların listesi bulunuyor ve aslında bu lensler hem Samsung akıllı telefonlar hem de iPhone ve iPad’lerle uyumlu olmasıyla aslında pazarda pek çok kişi tarafından kullanılabilir. Yani geniş bir pazara hitap ediyor ve hedef kitleyi de düşünürsek yukarıdaki cihazları olan kişiler çektikleri fotoğraflara da önem veriyor. Moment ile kamerasının yeteneklerini geliştirmek isteyen ve farklı bakış açılarına sahip olmak isteyen kullanıcılar mutlaka olacaktır. O yüzden Moment’in çok başarılı bir ürün olacağını düşünürken, ileride değiştirebilir lenslerin de telefonlarımızda yer bulacağını düşünüyorum. Ancak orta format ya da ileri seviye fotoğraf makinelerinin varlığı ve ihtiyacı asla bitmeyecektir.
Biz Bu Türküleri Filmlerle Sevdik
Murat Cemcir ve Ahmet Kural’ın Düğün Dernek filmi için seslendirdiği ‘Entarisi Dım Dım Yar’ türküsü, bir anda herkesin diline dolandı. Aslında beyazperdenin yeniden gündeme getirdiği ve milyonların sevdiği birçok türkü var. İşte onlardan bazıları... Şu sıralar gişe rekorları kıran Düğün Dernek filminin kendisi kadar, Murat Cemcir ve Ahmet Kural’ın fragmanında seslendirdikleri ‘Entarisi Dım Dım Yar’ türküsü de konuşuldu. Sadece YouTube’da yaklaşık 20 milyon kez tıklandı. Daha önceleri çok az kişinin bildiği bu Sivas türküsü, bir anda Türkiye’nin diline dolandı. Bugünlerde neredeyse herkes onu mırıldanır hale geldi. Filmin beyazperdedeki başarısına türkünün de büyük katkı sağladığını söylemeliyiz. Türkünün sevilmesinde özellikle filmin başrol oyuncuları tarafından seslendirilmiş olmasının büyük payı var. Türkülerin beyazperde ile gündeme gelmesi aslında yeni değil. Daha önce de birçok türkü, filmler vesilesiyle gündeme gelmişti. Bu eserler, hem içinde geçtikleri filmlerin sevilmesinde büyük rol oynadılar, hem de genç nesiller arasında tanınır hale geldiler. Ayrıca kendisinden sonra çekilecek filmlerin müzikleri için de ilham kaynağı oldular. İşte beyazperdede yeniden gündeme gelen türkülerden birkaçı. Vizontele- Çeşm-i Siyahım 2001 yılında Yılmaz Erdoğan ve Ömer Faruk Sorak’ın birlikte yönettiği Vizontele’de çalınan Âşık Mahzuni Şerif’in Çeşm-i Siyahım isimli türküsü ilk akla gelenlerden. Filmin baş kahramanı Deli Emin’in “Anamın en sevdiği türküdür bu. Bazen radyoda çalıyorlar. Ben de dinletmek için koşuyorum. Fakat bir türlü yetişemiyorum. Ya türkü çok kısadır. Ya mezarı çok uzağa yapmışlar.” repliği ile dinlettiği ve bizlere sevdirdiği türkü o tarihten sonra birçok sanatçı tarafından seslendirildi. Filmin müziklerine imza atan Kardeş Türküler’in filmde türkünün özgün ve farklı bir düzenlemesine yer verdiğini de unutmamak gerek. Eşkıya-Fırat Türküsü Şu Fırat’ın Suyu Akar Serindir, Fırat Türküsü ya da Fırat Ağıtı. 1987 yılında İhsan Öztürk tarafından derlenen ve Elazığ yöresine ait olan bu türküyü ilk kez İzzet Altınmeşe seslendirmişti. Ancak türkünün dillere pelesenk olmasına Yavuz Turgul’un yönettiği ve Türk sinemasının başyapıtlarından biri olan Eşkıya filmi vesile oldu. 1966 yılında vizyona giren filmin müziklerini yapan Erkan Oğur tarafından yeniden düzenlenen ve yorumlanan türkü, milyonlarca kişinin diline düştü. O tarihten sonra başta İbrahim Tatlıses olmak üzere birçok isim tarafından yeniden yorumlandı. Birçok coverı yapıldı. Radyolarda ve televizyonlarda en çok istek alan parçalardan biri oldu. Günümüzde de halen birçok isim tarafından seslendirilse de Erkan Oğur’un yorumunun üzerine geçen olmadı diyebiliriz. Gönül Yarası-Etek Sarı Belki de çoğumuz ‘Etek Sarı Sen Etekten Sarısan’ isimli türküyü, ilk kez Meltem Cumbul, Şener Şen ve Timuçin Esen’in başrollerini oynadığı Gönül Yarası filmiyle duyduk. Malatya yöresine ait olan ve Hasan Durak’ın kaynak kişi olduğu türkü, önceleri sadece birkaç kez TRT sanatçıları tarafından seslendirilmişti. Filmin final sahnesinde, Meltem Cumbul’un oynadığı Dünya’nın, türkünün ‘Herkes kaderine boyun eğmeli’ kısmını söyledikten sonra vurulmasıyla hafızalara kazındı. Meltem Cumbul’un çok başarılı bir şekilde yorumladığı türkü bir anda Türkiye’nin gündemine oturdu. Haliyle birçok sanatçı bu türküyü o günden sonra repertuvarına aldı. Selam-Haberin Var mı? Dünyanın dört bir tarafındaki Türk okullarında çalışan vefakâr ve fedakâr öğretmenlerin başından geçenleri anlatan Selam filminde söylenen ‘Haberin Var mı?’ türküsü de günlerce konuşuldu. Birbirlerini sevdikleri halde idealleri uğruna ayrı ülkelerde çalışan iki öğretmenin türküsü olarak dinlediğimiz bu türkü, finalde bu iki sevdalının öğrencilerinin Türkçe olimpiyatlarında birlikte söyledikleri eser olarak karşımıza çıktı. Sözü ve müziği Muharrem Özdemir’e ait türkü, filmin ardından seyircilerle birlikte birçok sanatçının da diline dolandı. Muharrem Özdemir’in kimseye vermediği bu eseri Türk halk müziği sanatçısı Hasan Yıldırım albümüne koymayı başardı. Eyyvah Eyvah 1-Bu Fasulye Başrollerini Demet Akbağ ve Ata Demirer’in paylaştığı ve gişede büyük başarı sağlayan Eyvah Eyvah filminde seslendirilen ‘Bu Fasulye’ isimli Trakya türküsü de uzun süre dillerden düşmedi. Hem Ata Demirer’in hem de Demet Akbağ’ın seslendirdiği Bu Fasulye, aynı zamanda büyük tartışmaları da beraberinde getirdi. Film yapımcıları eserin anonim olduğunu söyleseler de Edirneli klarnetçi Murat Kızılcıklılar ortaya çıkıp Bu Fasulye’nin Roman müziğinde ekol olan babası Deli Selim’e ait olduğunu iddia etti. Tüm bu tartışmalar bu türkünün dillerden dillere dolaşmasına daha büyük katkı sağladı desek yanılmış olmayız. Entelköy Efeköy’e Karşı-Kara Toprak Âşık Veysel’in ‘Benim Sadık Yarim Kara Topraktır’ adlı türküsü belki de ülkemizde en çok bilinen türkülerin başında gelir. Ne var ki müzik piyasasında hakim olan pop tekelinden o da olumsuz manada nasibini alıyor. Bu sebeple bu ve benzeri türküleri radyo ve televizyonlarda yeterince izleyemiyoruz. Lakin beyazperde adeta bu duvarı yırtmak istercesine uğraşıyor. Kara Toprak türküsü Yüksel Aksu’nun yönettiği Entelköy Efeköy’e Karşı adlı filmle yeniden gündeme geldi. Seyirciler bu kez Tarkan’ın yorumu ile dinlediler bu türküyü. Film vizyondaki iken bu yorum o kadar beğenildi ki Tarkan sonrasında Kara Toprak’a klip bile çekti. Av Mevsimi-Hayde Cem Yılmaz ve Şener Şen’in başrollerinde oynadığı Yavuz Turgul’un son filmi Av Mevsimi’nde seslendirilen ‘Hayde’ isimli türkü de beyazperdenin bizlere sevdirdiği türkülerden. Aslında rahmetli Kazım Koyuncu bu türküyü son albümüne isim olarak koyup dinletmişti daha önce. Ancak filmde Cem Yılmaz’ın başarılı yorumu Rize yöresine ait bu türküyü yeniden gündeme getirdi. Hem Koyuncu’yu yeniden yâd etmemize vesile oldu hem de bir daha çıkmamak üzere hafızalarımıza kazındı. ALİ PEKTAŞ - İSTANBUL
Ahududu Ödülleri'ne Adam Sandler Damgası
Adam Sandler'in Türkiye'de 'Büyükler' adıyla gösterime giren 'Grown Ups' serisinin ikinci filmi, Amerikan sinemasının 'en kötülerine' verilen 'Ahududu Ödülleri'ne (Razzie Awards) damgasını vurdu. Çocukluk arkadaşlarının tekrar bir araya gelmesini konu alan ve 247 milyon dolar gişe hasılatı elde eden komedi filmi, en kötü film, en kötü yönetmen ve en kötü senaryo dahil 8 dalda Razzie ödüllerine aday gösterildi. 2010'da gösterime giren ilk filmin devamı niteliğinde olan 'Grown Ups 2'nun senaryosunu yazan, Chris Rock, Rob Schneider ve David Spade ile başrolünü paylaşan Sandler, bir kez daha en kötü erkek oyuncu dalında aday oldu. Sandler, 2012'de 'Jack and Jill' filmi ile 'Ahududu Ödülleri'nin hepsini kazanarak kırılması güç bir rekora imza atmıştı. Filmde hem aile babası Jack'i hem de Jack'in belalı ikiz kızkardeşi Jill'i canlandıran Sandler, en kötü erkek ve en kötü kadın oyuncu ödüllerinin yanı sıra en kötü çift ve en kötü senaryo yazarı ödüllerine de layık görülmüştü. 74 milyon gişe geliri getiren film, Razzie'nin 32 yıllık tarihinde bütün ödülleri toplayan tek film olmuştu. 47 yaşındaki Sandler, geçen yıl da 'That's My Boy' filmi ile en kötü erkek oyuncu ödülünü kimselere bırakmamıştı. Will Smith'in oğlu Jaden ile oynadığı 'After Earth' ise 6 dalda aday gösterildi. Razzie ödülleri, 1980'den bu yana Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından verilen Oscar ödüllerine alternatif olarak yılın en kötü filmlerine veriliyor. Oscar ödül töreninden bir gün önce 1 Mart'ta sahiplerini bulacak Ahududu Ödülleri adayları şöyle: En Kötü Devam ve Yeniden Çekilen Film 'A Good Day to Die', 'Hard Battle of the Year', 'G.I. Joe: Retaliation', 'Grown Ups 2', 'Grudge Match' , 'The Hangover Part III', 'Machete Kills', 'Scary Movie 5', 'Texas Chainsaw 3D', 'The Lone Ranger', 'The Secret Life of Walter Mitty', 'The Smurfs 2' En Kötü Senaryo 'A Madea Christmas', 'After Earth', 'Escape Plan', 'Grown Ups 2', 'Homefront', 'Inappropriate Comedy', 'Machete Kills', 'Movie 43', 'Paranoia', 'Scary Movie 5', 'The Big Wedding Day', 'The Call', 'The Host', 'The Lone Ranger', 'The Secret Life of Walter Mitty' En Kötü Yönetmen Carl Rinsch - 47 Ronin, John Moore - A Good Day to Die Hard, M. Night Shyamalan - After Earth, Courtney Solomon - Getaway, Dennis Dugan - Grown Ups 2, Vince Offer - Inappropriate Comedy, Movie 43'ü yöneten 13 kişi, Robert Luketic - Paranoia, Malcolm D. Lee ve David Zucker - Scary Movie 5, Tyler Perry - Temptation ve A Madea Christmas, Justin Zackham - The Big Wedding, Andrew Niccol - The Host, Gore Verbinski - The Lone Ranger', Ben Stiller 'The Secret Life of Walter Mitty' En Kötü Yardımcı Kadın Oyuncu Salma Hayak, Winona Ryder, Kate Bosworth, Lady Gaga, Sofia Vergara, Kate Winslet, Lindsay Lohan, Kim Kardashian, Katherine Heigl, Diane Keaton, Susan Sarandon, Abigail Breslin, Helena Bonham Carter, Shirley MacLaine En Kötü Yardımcı Erkek Oyuncu Larry the Cable Guy, Will Smith, Chris Brown, Taylor Lautner, David Spade, Nick Swardson, James Franco, Rob Schneider, Mel Gibson, Charlie Sheen, Harrison Ford, Ben Affleck, William Fichtner, Tom Wilkinson, Armie Hammer En Kötü Kadın Oyuncu Tyler Perry, Noomi Rapace, Selena Gomez, Lindsay Lohan, Naomi Watts, Halle Berry, Jennifer Lopez, Gemma Arterton, Jurnee Smollett-Bell , Michelle Pfeifer, Saoirse Ronan, Jennifer Hudson En Kötü Erkek Oyuncu Keanu Reeves, Jaden Smith, Arnold Schwarzenegger, Adam Sandler, Sylvester Stallone, Robert DeNiro, Jason Statham, Adrien Brody, Ashton Kutcher, Liam Hemsworth, Vince Vaughn, Owen Wilson, Johnny Depp, Ben Stiller
Reklam
Hazal Kaya'dan Ahmet Kural Açıklaması
Bugün gazetelerde yer alan haberde Hazal Kaya'nın Ahmet Kural ile yakınlaştığı iddia edilmişti. Hazal Kaya iddialara Twitter hesabından cevap verdi.İşte Hazal Kaya'nın açıklaması... 'Yaklaşık bir aydır gitmediğim bir mekanda, belki bir yıldır görmediğim bir arkadaşımla gazete haberinde buluşturulmuşum. Hayal dünyaları geniş..'Vatan
Çin'den Yeni Mobil İşletim Sistemi: China OS!
Android ve iOS'a isyan bayrağı açan dev ülke, şimdi kendi işletim sistemini yapıyor! İşte COS...Batıda gizlilik ve gözetlenme konusunda olup bitenlerden endişe duyan Çin , yeni güvenlik odaklı mobil platformunu tanıttı. Chinese Academy of Sciences yardımıyla kurulan Liantong 'un geliştirdiği China OS , akıllı ceplerde, tabletlerde, TV kutularında ve diğer ev eşyalarında çalışabiliyor.Liantong, yaptığı açıklamada Çin'in Microsoft, Google ve Apple tarafından oluşturulan monopolden ve onların bilinen güvenlik açıklarınan uzak kalması gerektiğini söyledi. Firma, Windows XP'nin destek süresinin bitişini de dile getirerek yabancı firmalara güvenmenin zor olduğuna değindi. Çin'de devlet daireleri dahil Windows XP'nin kullanım oranı hala oldukça yüksek.China OS, yapılan açıklamaya göre yüksek performanslı doğal uygulamaları , HTML5 ve isteğe bağlı Java Virtual Machine cihazlarını çalıştırabilen bir ' tescilli ' işletim sistemi olacak. İşletim sistemi çıktığında 100 bin uygulamayı çalıştırabiliyor halde olacak. Liatong, şu an Huawei ve Lenovo gibi üreticilerle ve mobil sağlayıcılarla China OS için bir ekosistem oluşturmak üzere ortaklık kurmaya çalışıyor.İşletim sisteminin HTC One ve Butterfly üzerinde çalışan görüntüleri ise Engadget tarafından yayınlanmış bulunuyor.
Reklam
Hayatınızın Değerini Bilin: Kanser Hastası Annenin Oğluna Bıraktığı Eşsiz Miras
Phil ve Rowena çiftinin çocuklarının (Freddie) doğumundan kısa bir süre sonra, Rowena'nın karnında ağrılar başladı. Önce doktorlar bunun doğuma bağlı olduğunu düşünerek, ağrı kesicilerle ağrıları geçiştirdiler. 6 ay sonra ağrılar dayanılmaz bir boyut aldığında, Rowena detaylı bir check-up yaptırdı. Check-up sonucu çift şok ediciydi, çünkü Rowena bağırsak kanseriydi.  Ve hikaye burada başladı...
Hayvanlar Bazen Çok Zalim Olabiliyor!
Hayvanlar... Onlar, en yakın dostlarımız. Hatta çoğumuza göre insanlardan çok daha iyiler: saftırlar, bizi sevmelerinde çıkar yoktur. Ancak onların masumiyetlerine aldanmamak lazım. Karşınızda sahiplerine veya birbirlerine çok çektiren zalim ve bir o kadar da gaddar hayvanların videoları var (Kediler favorim). İzlerken sıvı tüketmemeniz tavsiye olunur :)
Geometriyi Yeniden Şekillendiren 15 İlginç Ev
Geometriyi ilk keşfedenler bugün insanoğlunun geldiği son noktayı görseler kendilerini pergellerler. Özellikle ev yapımında katledilen geometrinin, araştırmalarda okulda geometrisi zaten zayıf olan mühendisler tarafından yapıldığı ortaya çıktı. Kentsel dönüşüm rüzgarı esen ülkemizde birbirinden şekilsiz ve fizik kurallarına aykırı evler göz kamaştırıyor. Özellikle Karadeniz’in yamaç kesimleri ve balta girmemiş ormanlarında hızla büyüyen gayrimenkul sektörü her gün akıllara zarar yeni binalar dikiyor. Dünya üzerinde de bizim uşakların mühendislik dehasını aratmayan örnekler dolu. Gözlerinizi bozacak mükemmel yapılara son bir kez sağlam gözlerle bakın.
Reklam
Sorunlar ve Çözümler
etiket
Sorunlar ve Çözümler      Hayatımızda pek uzak olmadığımız iki kavram. Biz onlardan kaçmaya çalışsakta onlar bizi istediği yerde buluyor. Bir gölge gibi bizi takip edip, bir fısıltı gibi sürekli beynimizi kavururlar. Kiminin sorunlara vereceği güzel bir cevabı var, kimisinin çözümü muğlâktır. Soruna çözüm veya sorunların farkında olmak büyük bir erdemliktir. Bunun yanında yaşantısında hiçbir sorun olmadığı düşünende az değil. Böyle insanlar aslında sorunun kendisi olduğunun farkındadır. Ama düşünmek onlara zor gelmektedir. Bu tür insanlara genelde dilediği ne varsa yerine getirilmiştir. Bazen de tamamen vurdumduymaz bir şekilde etrafından olan bitene karşı duyarsızca yaşarlar. Bunlar için olayların bir anlamı yok, kendini geliştirme gibi bir amaçları da hiç yoktur.        Tarihte yer edinmiş insanlar olaylara karşı duyarları olup, sorunlara çözüm yaratan kişilerdir.Sorun, geniş bir kavramdır. Bu kavramı küçültüp kendi yaşantımızla sınırladığımızda daha kaliteli yaşantıya adım atmamıza vesile olur. Sorunlarımızı zamanı geldiğinde çözmeliyiz. Onları üst üste yığdığımızda, daha sonra altından çıkamayabiliriz! Sorun; yaşantımızda bizi rahatsız eden ve çözülünce mutlu olmamızı sağlayan bir süreçtir. Çözüm; bir problemin ihtiyaca cevap verebilecek bir şekilde analiz edilmesidir. Sorunlar genelde kişiden kişiye, yaşa, sosyal statüye, yaşanılan bölge, eğitim durumu vb. Etkenlere göre değişiklik göstermektedir. Öğrencilerle yaptığım gözlemlerde genelde aşağıda sıralı sorunları onları rahatsız etmektedir. Öğrencilerin yaşları küçüldükçe hayal güçleri daha geniş oldukları için yaratıcı ve hayalperest olurlar. Sorunlar Çözümler Çanta taşıma zorluğu, Hava kirliliği, Trafik kazaları, Okulda kantin sırasında yaşanan kargaşalar, Yatakların çok yer kaplaması ve yatak düzenleme zorluğu, Yürürken yorulma, Ranzadan düşme, Evlerin sabit olması, Okulda kalemliklerden kalem çalınması, Engellilerin okulda yaşayabileceği sıkıntılar, Yoldaki kazı ve çukurlar, Deprem, Ağaçların kesilmesi, Kızların okula gönderilmemesi, Elbise katlama, Yerlere atılan çöpler vb. Uyuya kalma sorunu Otobüste ayakta gitme Kendi kendini temizleyen tahta Uçan araba Her yönden mermi atan tank Katlanır ve her ihtiyaca cevap veren şemsiye. Klavyeli tahta. Kendi kendine yazan kalem Konuşan kitap Bilgisayarlı sıralar Karşındakinin ne düşündüğünü okuma Uçan insan Isınan ayakkabı ve mont         Daha neler neler...   Burada önemli sorunu düşünmek! Maalesef günümüzde bazı insanlar düşünmeyi bilmiyorlar.Her zaman hazıra kondukları için ki bu onların hatası değil tabi. Toplumca hep tüketmeyi öğrenmişiz.Üretim olmayınca düşünme ihtiyacı da duymuyorlar. Aileden başlayıp okul hayatına kadar ve daha sonrası için hep birileri onlar için düşünmüştür. Ne yazık ki bu yüzden de kesinlikle düşünmeyi bilmiyorlar. Bu nedenle de sorunlar karşısında hep tepkisizler nasıl, neden, niçin, kim için v.s soruları sormuyorlar. Hani ilkokulda başlarız (5N 1K )Neden, Niçin, Nasıl, Nerede, Ne Zaman ve Kim için bunlar hep havada kalmış sanırım. Ki bizim insanlarımızda düşünemiyorlar. Bu nedenle de ilk önce nasıl düşünmeleri gerektiğini anlatmakla işe başlamalıyız. Bunu başardığımızda potansiyeli harekete geçirmiş oluruz ki oda kendiliğinden başarıyı ortaya çıkaracaktır.           Sorun ve çözüm ikilemi yıllardır yaşantımızda hep vardır. Hayat devam ettikçe hep var olacaktır. Onlar var oldukça insanlar yeni buluşlara yelken açacak.  Sorunlara çözüm buldukça, daha mutlu bir yaşam sağlayacaktır. Sorunlarınızın çözümsüz kalmaması dileğiyle… Saygılarımla.... Yahya KARAKURT Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni** Gelişen Beyin / Teknoloji Tasarım, Teknoloji ve Tasarım **Gelişimin adresi...
Yargıtay Şike Kararını Açıkladı: Aziz Yıldırım'ın Cezası Onandı
Şike davasında Yargıtay kararını açıkladı: Kısmen onandı, kısmen düştü, kısmen bozuldu. Yargıtay, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve Olgun Peker’in örgüt suçlarından cezası onandı. Öte yandan Aziz Yıldırım’ın birden fazla maçta şike ve teşvik primlerinden suçları onandı. Daha önce 1 yıl cezaevinde kalan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın 6 yıl 3 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onandı. Avukat Alpay Köse; Yargıtay’ın onama kararına göre; Aziz Yıldırım, yaklaşık 30 ay daha hapis yatacağını söyledi. Öte yandan Aziz Yıldırım’ın Fenebahçe Spor Kulübü Başkanlığı da düşecek. BERAAT EDEN İSİMLER SADİR ŞENER VE NEVZAT ŞAKAR’A BERAAT Şike soruşturmasında adı geçen Trabzonspor Başkanı Sadri Şener ile birlikte Asbaşkan Nevzat Şakar beraat etti. Mahkeme ayrıca davada adı geçen isimlerden Zeki Mazlum, Zafer Önder İpek, Göksel Gümüşdağ’la birlikte Hikmet Karaman’ın da beraatına karar verdi. BÜLENT UYGUN’A ÖRGÜTTEN BERAAT, ŞİKEDEN 11 AY 7 GÜN HAPİS Mahkeme, Bülent Uygun’un “Türkiye Profesyonel Süper Ligi’nde spor müsabakalarının sonucunu şike ve teşvik pirimi ile etkilemek amacıyla Aziz Yıldırım liderliğinde kurulan örgüte üye olmakö suçundan beraatine karar verdi. Uygun’un 9 Nisan 2011?de oynanan Eskişehir-Fenerbahçe maçında şike suçundan beraatine hükmeden Mahkeme, Uygun’u 22 Nisan 2011?de oynanan Eskişehir-Trabzon maçının sonucunu etkilemek amacıyla teşvik suçunu işlemek suçundan toplamda 11 ay 7 gün hapis ve 125 bin TL adli para cezası ile cezalandırdı. Uygun, parayı 10 eşit taksitte ödeyecek. UYGUN KULÜPLERDE GÖREV YAPAMAYACAK Uygun’un, spor kulüplerinin, federasyonların, bünyesinde sportif faaliyet icra eden tüzel kişilerin yönetim ve denetim organlarında görev yapmaktan yasaklanmasına da karar verildi. Uygun, 6222 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını seyirden de yasaklandı. Ancak mahkeme seyir yasağının, mahkeme kararının kesinleşmesi (Yargıtay’ın onaylaması) ile birlikte uygulanmasına hükmetti. EMENİKE İLE İLGİLİ KARAR VERİLMEDİ Futbolcu Emmanuel Emenike hakkında 8 Mayıs 2011 şike iddiasıyla dava açıldığını belirten Mahkeme, CMK’nın 10. maddesi uyarınca Emenike’nin dosyasının ayrılmasına hükmedildi. Bu durumda, Emenike ile ilgili dosya ayrılıp yeni bir dava üzerinden devam edecek. VEDERSON’A TEŞVİKTEN 5 AY Futbolcu Gökçek Vederson’un 17 Nisan 2011?de oynanan Trabzon-Bursa maçının sonucunu etkilemek için teşvik suçunu işlediğini belirten Mahkeme, Vederson’u 5 ay hapis ve 30 bin 3 yüz 20 YL adli para cezası ile cezalandırdı. Vederson’un, spor kulüplerinin, federasyonların, bünyesinde sportif faaliyet icra eden tüzel kişilerin yönetim ve denetim organlarında görev yapmaktan yasaklanmasına da karar verildi. Vederson, 6222 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını seyirden de yasaklandı. Ancak mahkeme seyir yasağının, mahkeme kararının kesinleşmesi (Yargıtay’ın onaylaması) ile birlikte uygulanmasına hükmetti GÜMÜŞDAĞ BERAAT ETTİ TFF Eski Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ hakkında Aziz Yıldırım liderliğindeki suç örgütüne yardım etmek ve 1 Mayıs 2011?de oynanan FB-İBB maçında şike yapmak suçundan “yeterli ve her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı kanıtlara ulaşılamadığı ve bu suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmamasıö nedeniyle beraat kararı verildi. AKIN’A 3 MAÇTA ŞİKEDEN 1 YIL 6 AY Teknik Direktör Hikmet Karaman, 21 Şubat 2011?de oynanan Manisa-Trabzonspor maçında teşvik suçundan beraat etti. Futbolcu İbrahim Akın, Süper Lig’de 1 Mayıs 2011?de oynanan Fenerbahçe- İBB, 15 Mayıs 2011?de oynanan Trabzon-İBB ile Türkiye Kupası finalinde oynanan Beşiktaş-İBB maçlarında şike yapmak suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 83 bin 320 TL adli para cezası ile cezalandırıldı. Akın’ın spor kulüplerinin, federasyonların, bünyesinde sportif faaliyet icra eden tüzel kişilerin yönetim ve denetim organlarında görev yapmaktan yasaklanmasına da karar verildi. Akın, 6222 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını seyirden de yasaklandı. Ancak mahkeme seyir yasağının, mahkeme kararının kesinleşmesi (Yargıtay’ın onaylaması) ile birlikte uygulanmasına hükmetti. YARGITAY'IN KARAR METNİ İÇİN TIKLAYIN AMK Spor
'Yolsuzluğa Karışsın Evlatlıktan Reddederim'
Başbakan Erdoğan, imam hatip okullarına destek verenleri anlatırken cemaate yüklenerek 'Ananas cumhuriyeti kuralım demediler.' dedi.Başbakan Erdoğan, İmam Hatip Liselerinin 100. Yıl Kuruluş Yıldönümü dolayısıylaBurhan Felek Spor Salonu'nda düzenlenen '100 YILLIK HİKAYE İMAM HATİP' etkinliğinde konuştu.Cemaate yönelik sert eleştirilerde bulunan Erdoğan 'Geceleri biz yurtta yatarken biz bakarken, Yusuf amcamız, üstü açılan öğrencilerin üstünü örterdi. Bunların hizmetleri unutulamaz. Bir başkası bakarsın, üstümüzü örterdi. Bunlar unutulamaz. Onları rahmetle anıyoruz. Bu milletin fertleri inanın sizin için gece gündüz dua ettiler. Sizin için millet için ülke için fedakarca mücadele ettiler. İktidar peşinde olmadılar, para peşinde hiç olmadılar, örgüt kuralım demediler. Paralel devlet kuralım demediler. Saadet zinciri oluşturalım demediler. Hükümetler kurup hükümetler yıkalım demediler. Uluslararası şebekelere maşalık yapalım demediler. Devlet içinde devlet olalım demediler. Ananas cumhuriyeti kuralım demediler' şeklinde konuştu.Erdoğan'ın açıklamasından satırbaşları;Sevgili genç evlatlarım, sizleri en kalbi duygularımla selamlaıyorum. Esselamü Aleyküm ve rahmetullah. ÖNDER'e teşekkür ediyorum. Üsküdar Belediye Başkanı'na teşekkür ediyorum. İmam-Hatipler'de kimlerin emeği varsa hepsine şükranlarımı sunuyorum.'BEDDUALARLA GELMEDİK'Biz beddularla değil dualarla geldik. Yolumuza da öyle devam edeceğiz. 1951 yılında Adnan Menderes'e Milli eğitim Bakanı Tevfik İleri'ye Allah'tan rahmet diliyorum. Saadettin Ökten'e şükranlarımı sunuyorum. Tüm İmam-Hatipli gönüllülere teşekkür ediyorum. Rabbim onlardan razı olsun.'3 KİŞİNİN AMEL DEFTERİ KAPANMAZ'Fahri Kainat efendimiz S.A.V buyuruyor 'Kişi öldükten sona amel defteri kapanır. 3 kişinin amel defteri kapanmaz. Sadakayı cariye verenler, Hayırlı evlat bırakanlar. Hayırlı amel işleyenler.' Ben inanıyorum ki; amel defterleri kapanmayacak.İnanıyorumm ki; imam-hatiplerden yetişen her iyi insan onların kabirlerini pür nur edecek. Sizlere layık olduğumuz için mutluyum. Kamuda başörtülü çalışmanın önünü açan çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.'HİÇBİR ZAMAN ÜMİTSİZLİĞE KAPILMADIK'30 Mart 2012 de kod numarası olarak 444 diyorum yani 4+4+4 düzenlemesini yasalaştırarak imam hatipler üzerindeki kara bulutları dağıtan TBMM'ye, Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyorum. Zor zulme uğradınız ama sabrettiniz hüzünlenmedik, hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmadık. Merhametlilerin en merhametlisinden ümidimizi kesmedik. Kaderin üzerinde kader vardır dedik.'VİRÜS GİBİ BÜNYEYİ İŞGAL EDENLERDEN OLMADIK'Direndik, mücadele ettik. Bir şey yapamadığımız zamanlarda seccademize sığındık. Biz sabırsızlardan olmadık, tahammülsüzlerden olmadık eline silah alanlardan olmadık. Yerin üstü varken siyaset varken yerin altını tercih edenlerden gizlenenlerden sinsi virüs gibi bünyeyi işgal edenlerden olmadık. Milletimize bağımızı irtibatımızı kopartmadık.Biz kendi öz yurdunda siyaset yolları açıkken, yerin üstünde güneşle yürümek varken, yerin altında tedbiri, takiyyeyi, kisveleri tercih edenlerden olmadık ve olmayacağız. Bizim mücadelemiz hak mücadelesidir. Adalet mücadelesidir. Milletin değerlerini yüceltme kutsallarını yaşatma mücadelesidir. Bizim mücadelemiz yeni ve büyük Türkiye mücadelesidir.'BİZE GELEN EMİR SON DERECE KESİNDİR'Haklı olduğumuz bir mücadelede şiddeti ve gayri meşru yolları tercih edip haktan kopamayız. Şahsi hırsları, zümrevi hırsları, güç ve iktidar gözü dönmüşlüğünü öne çıkarıp sıratı müstakimden sapmayız. Kaderi yok sayıp hedefe giden bir yolu meşru sayamayız. Allah'ın takdirini yok sayıp, menzile ulaşmak için her yöntemi mübah göremeyiz.Bize gelen emir son derece kesindir. Festakim kema ümirte. Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Ancak doğru olursan kazanırsın. Kalıba göre şekil alan, ilke ve çizgi ahlak ve edep tanımayan hiçbir mücadele zafer kazanamaz, menzile ulaşamaz.Milletten ve milletin öz değerlerinden vazgeçmeyeceğiz. Endülüs Sarayları'nda şunu görürsünüz; 'Allah'tan başka galip yoktur.''MÜSLÜMAN MÜSLÜMANA TUZAK KURAMAZ'Sizlerle beraber milletime ve dünyaya sesleniyorum Hangi makamda olursak olalım. Kibri yanımıza yaklaştırmadık yaklaştırmayacağız. Müslüman o kimsedir ki; onun dilinden ve elinden emindir. Müslüman müslümana tuzak kuramaz. Bırakın müslümanı başka bir insana da kuramaz. Bizler özellikle ubudiyet anlayışımızı gözden geçirmek zorundayız. Biz Allah'tan başka kimseye kul olmayız. Herkesin hatası vardır.'TAYYİP ERDOĞAN'IN DA HATASI VARDIR'Müslümanlar olarak, ubudiyet anlayışımızı gözden geçirmek zorundayız. Biz Allah'tan başka mabud tanımıyoruz bunu bileceğiz. Faniler bize mabud olamaz. Bileceğiz ki, bu insan kuldur bunun da yanlışları vardır. Cumhurbaşkanının da hatası vardır, Tayyip Erdoğan'ın da hatası vardır, Meclis Başkanı'nın da hatası vardır. Hiçbir insan layüsel değildir.'BURADA KENDİMİZİ HESABA ÇEKELİM'Sorgulanamaz değildir. Hepimiz sorgulanabiliriz. Kendimizi gözden geçirmeye mecburuz. Hesaba çekilmeden kendimizi hesaba çekmeye mecburuz. Unutmayalım ki bir hesap günü var. Orada hep hesaba çekileceğiz. O güne gelmeden burada kendimizi hesaba çekelim. Biz milletin emanetine göz dikenlere müsamaha göstermeyiz. Yetimin hakkına el uzatanlara hoşgörü göstermeyiz. Harama el uzatanlardan olmadık Allaha hamdolsun. Harama el uzatılmasına da göz yummayız. Bunun karşısında da sessiz kalmayız.'İMAM HATİP NESLİ İŞTE BUDUR'Sevgili hocamız Bekir Topaloğlu'nun bir hatırası var. İstanbul İmam Hatip okulu Vefa'da hizmet veriyordu. Ben orada imam hatipe hazırlık kursuna gittim. Matematik öğretmeni Rasim hoca öğrencileri topluyor. Öğretmenler kurulu olarak toplandık ve sizleri tebrik etmeye karar verdik diyorlar. Şu okul bahçesinin dışından bahçeye sarkan meyvelere günlerdir el sürmediniz. Her gün altında oynadığınız halde o elmalara dokunmadınız. Sizi bunun için tebrik ediyoruz diyor. İmam Hatip nesli işte budur.'EVLADIM YOLSUZLUĞA KARIŞSIN, ONU REDDEDERİM'Ben İmam Hatip okulunun bir öğrencisi ve mezunu olmaktan her zaman gurur duydum. Bu gururu bu şerefi son nefesime kadar onurla taşıyacağım. Yetmez, 4 çocuğum da elhamdulillah İmam Hatip'ten mezun oldular. İkisi Kartal, ikisi Kadıköy'den... Ben onlardan razıyım. Rabbim de razı olsun inşallah. Son zamanlarda evlatlarımla ilgili olarak ana muhalefetin yaptığı çamur atma propagandaları. Açık net söylüyorum, benim evlatlarımdan bir tanesi böyle bir şeye karışsın, bir saniye yanımda tutmak evlatlıktan reddederim. Bu kadar açık konuşuyorum. Kalkıp da mensubu olduğu vakıflarla ilgili çalışmalarından rahatsız olan bu anamuhalefet lideri önce kendisi aynaya baksın aynaya..Bunların geçmişi karanlık, genel müdürlük yaptığı zamanlarda bu millet bunların yolsuzluğu sebebiyle gidecek hastane bulamıyordu ilacını alamıyordu. Şimdi gerçekler ortada.'FATİH İLE FARKIMIZ BU'Oradaki iş adamlarımızın mallarına tedbir koymaya kalktılar. Hak tecelli etti bu tedbir kalktı. Niye? Bu iş yapılmasın, kredibilitesi sarsılsın. Şimdi üçüncü köprü yapılıyor. Şu anda kuleler 160 metreye ulaştı. Yahu bundan rahatsız oluyorlar be. bir üçüncü köprünün istanbul’a yapılmasından rahatsız oluyorlar. En önemli sorun trafik. Bunlar bittiği anda daha da rahatlayacağız. Marmaray bunları rahatsız etti. Marmaray 153 yıllık rüya. Suyun 62 metre derinliğinden Marmaray’ı yaptık. Fatih gemileri karadan yürüttü, biz de araçları denizlerin altından yürütüyoruz, farkımız bu. Nice hayırsever, nice yürekli gönül dostları sizin için hizmet ettiler. Allah onlardan rahat olsun.'ANANAS CUMHURİYETİ KURALIM DEMEDİLER'Geceleri biz yurtta yatarken biz bakarken, Yusuf amcamız, üstü açılan öğrencilerin üstünü örterdi. Bunların hizmetleri unutulamaz. Bir başkası bakarsın, üstümüzü örterdi. Bunlar unutulamaz. Onları rahmetle anıyoruz. Bu milletin fertleri inanın sizin için gece gündüz dua ettiler. Sizin için millet için ülke için fedakarca mücadele ettiler. İktidar peşinde olmadılar, para peşinde hiç olmadılar, örgüt kuralım demediler. Paralel devlet kuralım demediler. Saadet zinciri oluşturalım demediler. Hükümetler kurup hükümetler yıkalım demediler. Uluslararası şebekelere maşalık yapalım demediler. Devlet içinde devlet olalım demediler. Ananas cumhuriyeti kuralım demediler. Onların bir tek derdi vardı. Ülkenin milletin dertlerini, kutsallarını öğreten inançlı gençler yetiştiren imam hatip okulları ayakta dursun istediler. İsimsiz bir kahraman olarak geldiler.haberler.com
Reklam
Marmara Üniversitesi'nde Satırlı Saldırı
Marmara Üniversitesi’nde sağ ve sol görüşlü öğrenciler arasında bir süredir yaşanan kavga bugün sokağa taştı. Kadıköy'ün en kalabalık caddesinde yürüyen bir öğrenci satır, bıçak ve demir sopalarla saldırıya uğradı. Yaralanan sol görüşlü öğrenci Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Olay yerinde gelen yaralı öğrencinin arkadaşları ile polis ekipleri arasında arbede yaşandı.İddialara göre Marmara Üniversitesi'nde günlerdir öğrenciler arasında yaşanan gerginlik sağ görüşlü bir öğrencinin dün dövülmesiyle zirveye çıktı. Bugün sabah saat 10.00 sıralarında Rasim Paşa Mahallesi, Söğütlüçeşme Caddesi üzerinde yürüyen Yavuz Ulaş isimli İktisat Fakültesi öğrencisi, 5 kişinin saldırısına uğradı. Ulaş'ı arkadan takip ettikleri öğrenilen kimliği belirsiz kişiler yanlarında getirdikleri satır, bıçak ve demir çubuklarla yaraladıktan sonra kaçtı. Vatandaşların haber vermesiyle olay yerine çok sayıda polis geldi. Kaçan zanlıların yakalanması için çevrede geniş çaplı inceleme başlatıldı. Bir süre yerde ambulans bekleyen yaralı öğrenciyi diğer arkadaşları sakinleştirmeye çalıştı.Gelen ambulans ekipleri tarafından hastaneye kaldırılan Ulaş, acil serviste tedavi altına alındı. Yaralının hastaneye götürülmesinden sonra 10 kişilik grup ile polis ekipleri arasında kısa süreli arbede yaşandı. Yoldan geçen bir kişinin öğrencilere tepki göstermesiyle gerginlik büyüdü. Takviye ekiplerin gelmesinden sonra sol görüşlü öğrenciler olay yerinden ayrıldı. Olay sırasında kullanılan bir demir çubuk çevrede yapılan arama sonucunda bulundu.Kavgadan sonra üniversitenin Göztepe ve Haydarpaşa Kampüsü'nde geniş güvenlik önlemleri alındı. Kampüslere takviye polis ekipleri gönderildi. Öğrenciler dışında hiç kimsenin üniversiteye alınmadığı öğrenildi. Görgü tanıkları 4-5 kişilik bir grubun satır, bıçak ve demir çubuklarla Yavuz Ulaş'ın yaraladığını söyledi.Cumhuriyet
16 Yaşındaki Tecavüz Mağduruna Kürtaj Engeli
Tecavüz sonucunda hamile kalan 16 yaşındaki anne adayının kürtaj başvurusunu mahkeme, “Anne yönünden sorun yaratmadığı ve başka bir zorunluluk hali olmadığı sürece gebeliği sonlandırmak ceninin yaşam hakkının ihlali sayılır” gerekçesiyle reddetti. 16 yaşındaki F.T.’nin kürtaj olmak istemiyle Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurmasına neden olan olaylar zinciri 4 ay önce başladı. Yolda yürürken bir tinercinin saldırısına uğradığını, kendisine koklatılan bir madde yüzünden bayıldığını, kendisine geldiğinde boş bir arazide olduğunu ve bir şey hatırlamadığını anlatan genç kız ilk başta bu olayı polise ve ailesine söylemedi. 4 aylık hamile Aradan 4 ay geçtikten sonra rahatsızlanan ve annesiyle hastaneye giden genç kızın burada yapılan muayenesi sonucunda 16 haftalık hamile olduğu ortaya çıktı. Genç kızın ailesi ailesi hemen bebeğin alınması için girişimlerde bulunduysa da hastane kürtajın yasal süresi olan 10 haftalık sürenin aşılmış olması nedeniyle savcılıktan izin alınmasını istedi. Savcı kürtaj talep etti Anadolu Cumhuriyet Savcılığı’na başvuran T.’nin ailesi 16 yaşındaki kızlarının cinsel istismar sonucu hamile kaldığını ve bebeği doğuracak ruh halinde olmadığından kürtaj izni verilmesini talep etti. Başvurunun acil olması nedeniyle başvuruyu inceleyen savcı gerekli kürtaj kararının verilmesi için dosyayı Sulh Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. ‘Ruh sağlığından önemli’ Gelen talebi değerlendiren Sulh Ceza Mahkemesi ise şok bir karara imza atarak kürtaj için izin vermedi. Mahkeme hakimi kararında, Anayasa’nın 17. ve 90. maddesi gereğince iç hukukun parçası olan İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 2. maddesinde düzenlenen yaşam hakkının korunmasının devletin görevi olması ve kararlarda kürtajın bir hak olarak tanımlanmaması, günümüzde ceninin yaşam hakkına sahip olduğu, anne yönünden sağlık sorunu yaratmadığı veya diğer bir zorunluluk hali olmadığı sürece gebeliği sonlandırmanın yaşam ihlali sayılacağını belirtti. ‘Hayatı tehdit ediyorsa...’ Kararda kürtajın yapılması için gereken şartlar ise şöyle sıralandı: “Nüfus planlanması kanuna göre gebelik annenin isteği üzerine 10. haftadan önce sonlandırılabilir. 10. haftadan sonra ise annenin hayatını tehdit etmesi ve doğacak çocuğun gelecek nesiller için ağır maluliyete neden olacağı hallerde raporla kürtaj yapılır. Ancak hekim bu kürtaj sonrası 24 saat içinde müdahale yapılan kadının kimliğini ve müdahale gerekçesini sağlık ve sosyal yardım müdürlükleri ile hükümet tabipliklerine bildirmek zorundadır.” Mahkeme ayrıca 7 gün içinde itirazın Asliye Ceza Mahkemesi’ne yapılmasını da tutanağa geçirdi. UZMANLAR KARARA NE DEDİ? Hukuka aykırı Baro Kadın Hakları Merkez Başkanı Hale Akgün: Böyle durumlarda kürtaj yapılmasında hiçbir engel yok. Mahkemenin kürtaja hayır demesi hukuka aykırıdır. Adli vakalarda doktor raporuyla da kürtaj gerçekleştirilebilir. 20. haftadan sonra adli vakalarda anne ve bebek sağlığı için kürtaj yapılabilir. Bu da psikolojik sağlık raporuyla gerçekleştirilebilir. Hayatı kararacak Van Kadın Derneği (VAKAD) Gönüllüsü Zozan Özgökçe: 16 yaşındaki bir kız çocuğunun anne olması mantıklı mı? Okulu, yaşamı, hayati tehlikesi ne durumda bunları soruşturmak gerekiyor. Binlerce kadın bu tür vakalarda hayatını kaybetti. Kızın hayatı berbat olacak. Mahkemenin verdiği karar yasal bir karar değil. Hukuka aykırıdır. Kürtaj yapılmalı Soyal Hizmet Uzmanları Dernek Başkanı Kahraman Eroğlu: Ailesi ve yetkililer çocuğa yardım etmeli. Yıllarca sosyal hizmet uzmanlığı yapmış biri olarak düşüncem, doğacak çocuk her türlü tehlikeyi beraberinde getirecektir. Aileye ve kız çocuğuna sıkıntı yaratacaktır. Bebeğin alınması hem 16 yaşındaki kız çocuğunu hem de ailesini sıkıntıdan kurtaracak. TCK’NIN 99’UNCU MADDESİ Yasa ‘Kürtaj yapılır’ diyor Savcı mahkemeden kürtaj izni isterken Türk Ceza Kanunu’nun 99. maddesinin 6. fıkrasından yola çıktı. kanun maddesinde, “Kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalması hâlinde, süresi yirmi haftadan fazla olmamak ve kadının rızası olmak koşuluyla, gebeliği sona erdirene ceza verilmez. Ancak, bunun için gebeliğin uzman hekimler tarafından hastane ortamında sona erdirilmesi gerekir” deniyor. BÜLENT AYDOĞDU / VATAN İSTİHBARAT
Reklam
Savaşma Seviş Konseptli Axe Reklamı
Yaptığı ilginç reklamlarla adından sıkça söz ettiren AXE firması Super Bowl için hazırladığı videoyla gündeme bomba gibi düştü. AXE deodorantlarının yeni ürünü Peace (Barış) için çekilen reklam videosunun başlığı ise “Savaşma Seviş”. #KissForPeace etiketiyle sosyal medyada en çok paylaşılanlar arasına giren video için AXE firması 250 bin dolarlık dijital reklam bütçesi ayırmış. Videoda Kuzey Kore, İran ve Rusya’dan kareler gelirken savaşın gereksiz olduğu ve asıl amacın sevişmek olduğunun teması işleniyor
Hadise O Siteye Dava Açtı
İki reklam filmi için anlaştığı şirket tarafından sözleşmesinin haksız yere feshedildiğini öne süren ünlü şarkıcı Hadise, alacağının tahsili için dava açtı Şarkıcı Hadise, Trendyol markasının sahibi DSM Grup Danışmanlık İletişim ve Satış Ticaret AŞ.'ye reklam ve fotoğraf çekimlerinden 250 bin euronun (659 bin lira) tahsili için dava açtı. Dava dilekçesine göre; Hadise ile DSM arasında sözleşme imzalandı. Sözleşme kapsamında Hadise'nin reklam ve moda fotoğraf çekimleri, belli bir dönemde TV, radyo, sinema, outdoor, yazılı basın, mobil ve internet mecralarında reklam ve pazarlama faaliyetlerinde kullanılacaktı. İki uzun reklam filmi çekilecekti. 'AYKIRI DAVRANMADIM'DSM, sözleşme bedeli 500 bin euronun yarısını Hadise'ye ödedi. Kalan ücret ise ikinci reklam filminin çekiminden 4 gün önce ödenecekti. Hadise çekimlerin hepsine katıldı. DSM ise Hadise'ye ihtarname göndererek sözleşmeyi feshetti. Hadise'nin sözleşmeye uymadığını iddia eden DSM, sözleşmede yer alan cezai şart parası ile uğramış olduğu zararların tazminini istedi. Hadise de ihtarnameye cevabında sözleşmeye aykırı davranmadığını iddia etti. Yüzde 20 icra inkâr tazminatının yanı sıra icra takibinin devamına karar verilmesini istedi.Ali OktaySabah
Yaratıcılık Patlaması: 15 Harika Fotoğrafla 3 Boyutlu Kitap Projesi
Japon mimar ve sanatçı Yusuke Oono, bir sahneyi fotoğrafla ya da yazıyla anlatmak yerine kitabı üç boyutlu hale getirmeyi tercih etmiş. Figürleri sayfaları biçerek ortaya çıkaran sanatçı, 40 sayfalık defterlerin her bir sayfasında ayrı bir sahneyi canlandırmak suretiyle '360 derece kitap' projesini hayata geçirmiş. Sayfalar lazer kesici ile kesilmiş. Eğer kitabı tamamen açarsanız tüm sahneler net bir şekilde görünebiliyor ve sayfaları tek tek çevirerek hikayeye vakıf olabiliyorsunuz.  İşte bahsettiğimiz üç boyutlu kitaplar...
Gönlümüzün Kraliçesi; Siyah
Siyah, birçoğumuzun vazgeçilmez rengidir. Cool, sexy ve çekici... Ayakkabıdan çantaya, ojeden makyaja ilham veren siyah kadınlar karşınızda.
Reklam