MART
21 Yaşındaki Fotoğrafçıdan 12 Harika  Sürreal Çalışma
Chicagolu sanatçı Audrey Simper henüz 21 yaşında fakat ortaya çıkan eserler bu alanda tecrübeli sanatçılara taş çıkartacak nitelikte. Ayrıca Simper fotoğrafçılık alanında herhangi bir kursa ya da okula gitmemiş. Eğitim almaksızın kendisini bu kadar geliştirebilmesi takdire şayan bir durum.2008 yılından beri sürreal fotoğrafçılıkla uğraşan Audrey '' bana yaşamam için gerekli enerjiyi ve isteği veren yine içimdeki yaratıcılık hissidir'' diyor. İşte bahsettiğimiz harika sürreal fotoğraflar...
Elektrikli İlk Yerli Otomobil 2017'de Yollarda
Eskişehir'de bir firma, 15 üniversiteden 30'dan fazla akademisyenle yürütülen çalışma kapsamında, Türkiye'nin elektrikli ilk yerli otomobilini 2017'de piyasaya sürmeyi hedefliyor.BEGLER AŞ Yönetim Kurulu Üyesi ve Ar-Ge Projeleri Sorumlusu Melih Yıldız, yaptığı açıklamada, TÜBİTAK tarafından yapılan elektrikli otomobil çağrısı üzerine Mayıs 2013'te firmalarını kurduklarını belirtti. TÜBİTAK çağrısına spor ile aile tipi olmak üzere iki ürünle hazırlık yaptıklarına işaret eden Yıldız, 'Çalışmada 15 farklı üniversiteden 30'dan fazla akademisyenle çalışıyoruz. Bataryasından motoruna, aydınlatma sisteminden iç döşemesine kadar birlikte çalıştığımız 11 farklı iş ortağımız var' dedi. Otomobilin tam şarjla 160 kilometre yol kat edebildiğini vurgulayan Yıldız, akademisyenlerle gerçekleştirilen çalışmalar sayesinde araç ağırlığında devrim niteliğinde çözümleri pazara sunacaklarını kaydetti. Tamamen yerli bir otomobil yapmayı hedeflediklerini ancak hammaddeler nedeniyle bunu yüzde 100 sağlamanın mümkün olmadığını anlatan Yıldız, şöyle konuştu: 'Otomobilimizde yerlilik oranımız yüzde 88'in üzerinde. Ülkemizde batarya hammaddesi lityum üretimimiz yok. Bunu yurtdışından alıyoruz. Bataryanın üretimini yerli olarak geliştireceğiz. Bazı elektronik devre elemanları gibi yurtdışından almak dışında alternatifi olmayan bileşenler var. Bu aracın üzerindeki tasarımın ve ana bileşenlerin tamamı yerli olacak. Aracın tüm elektrik donanımı tamamen yerli tasarım. Aracın motoru, tamamen özgün olacak. Tüm yürür aksamı, burada tasarladık. Sanayi-akademi işbirliğini sağlıyoruz. Aracın klima dahil tüm konfor aksamları yerli. Devrim otomobilinden çok fazla çizim kullandık. Biz de Eskişehirli'yiz biz de olabildiğince tümü yerli ilk seri üretim elektrikli otomobil olmaya adayız. İnşallah kaderimiz Devrim'den farklı olacak. ' Yıldız, ulusal kaynaklarla geliştirilen ürünü uluslararası pazara çıkaracaklarını otomobilin 2017 yılı başından itibaren yollarda olacağını sözlerine ekledi.AA
13 Yaşında Baba Oldu
13 yaşındaki İngiliz Alfie Patten, kendisinden 3 yaş büyük kız arkadaşı Chantelle Steadman’ı hamile bırakmıştı.Kürtaj yapmayı kabul etmeyen sevgililerin çocukları olmuştu. 2009 yılında baba olan Patten’in oğlu şuan da 4 yaşında.13 yaşındaki İngiliz Alfie Patten, kendisinden 3 yaş büyük kız arkadaşı Chantelle Steadman’ı hamile bırakmıştı. Kürtaj yapmayı kabul etmeyen sevgililerin çocukları olmuştu.2009 yılında baba olan Patten’in oğlu şuan da 4 yaşında.
Reklam
Prenses Diana'nın Ölümüyle İlgili Şok İddia!
Lady Diana’nın gizemli ölümünün ardından yıllar sonra sansasyonel bir iddia ortaya atıldı. Ölüm sebebi tam olarak asla bulunamayan Prenses’i İngiliz SAS komandolarının öldürdüğü öne sürüldü. Eski bir İngiliz SAS komandosunun eşi “Prenses Diana’nın ölümünü SAS komandolarının ayarladığını vehatta susması için ona para verildiğini söyledi. Yasal nedenlerden dolayı ismi gizli tutulan ve ‘’Sarah’’ takma adıyla anılan genç kadın, kendisini ziyaret eden bir SAS komandosunun, ‘’Bildiklerini kamuoyuyla paylaşırsan sonun Londra'da sokak ortasında öldürülen İngiliz askeri Lee Rigby gibi olur’’ diye tehdit ettiğini anlattı. Can güvenliği olmadığı için saklanmak zorunda kalan 40 yaşındaki Sarah, Asker N kod adlı eski SAS komandosu eşiyle yaşadığı kabus dolu evliliği hakkında ilk kez konuştu. Sarah, ‘’Bana daha önce hiç 500 Sterlin uzatılmamıştı. Parayı almam bildiklerimi unutup, susmam söylendi. SAS komandolarının gerçekleştirdiği Diana operasyonu hakkında sessiz kalmamı istediler. Fakat bu kadar önemli bir konuda sessiz kalamazdım’’ dedi. SAS KOMANDOLARI ATIŞ TALİMİ YAPIYOR SAS komandolarının bulunduğunu iddia eden Asker N kod adlı SAS komandosunun laptopunda bulunan Londra’da köprüde geçen otomobillerdekilere atış talimi yapan atıcıların özel fotoğrafı büyük ses getirmişti.. Fotoğraf, Paris’te otomobille giderken ölen Prenses Diana’nın otomobiline SAS komandolarının ateş açtıkları şüphesini akla getirmişti. The Mail on Sunday 'Dedektifler neden Asker N’nin laptopunda keşfettikleri SAS’ın keskin nişancılarının İngiltere’deki bir köprüden geçen otomobillere nişan alışlarının fotoğrafını inceliyorlar?' sorusunu sordu. Fotoğrafta Nişancılar Paris’teki kazanın olduğu yolu anımsatan bir yolda talim yapıyorlar. Bu fotoğrafın, eşine 'Prenses Diana’nın ölümünü SAS komandoları ayarladı' diyen bir SAS mensubunun laptopunda çıkması kafaları iyice karıştırmıştı. Milliyet
Ali Koç Bayrağı Çekti
Sarı-lacivertli kulüpte başkanlık için adı geçen Ali Koç, Yargıtay kararı sonrası Fenerbahçe taraftarının çağrısına uydu. Başkan Aziz Yıldırım’ın cezasının Yargıtay’da onanmasının ardından sosyal medyada taraftarlar bayrak asma ve forma ile sokağa çıkma çağrısı yapmıştı. Bu çağrıya ilk uyan isim sarı-lacivertli yönetimde bir dönem önce asbaşkanlık yapan ve Aziz Yıldırım sonrası başkanlık için adı en çok geçen isim olan Ali Koç oldu. Hürriyet'in haberine göre; Boğaz’daki yalısına Fenerbahçe bayrağı asarak çağrıya yanıt veren Ali Koç, bu hareketiyle Yargıtay kararına tepkisini de göstermiş oldu.YALNIZ BIRAKMAMIŞTI Aziz Yıldırım’ı ve yönetici arkadaşlarını mahkeme sürecinde yalnız bırakmayan Ali Koç, sürecin en yakın tanıklarından biriydi. Fenerbahçe kongresi öncesi yargı kararlarına tepkisini basın toplantısı ile dile getiren Koç, yönetimi bıraksa da kulüple bağlarını kopartmamıştı.Radikal
Reklam
Yoğun Bakımdaki Nejat İşler'e Ünlülerden Destek Mesajları
Muğla’nın Bodrum ilçesinde rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan ünlü oyuncu Necat İşler yoğum bakıma alındı. İşler'in durumunun ciddi olduğu öğrenildi.  Yoğun bakıma alınan ünlü oyuncu için birçok sanatçı dostu geçmiş olsun mesajı yayınladı.  İşte o mesajlardan bazıları…Hürriyet
Siyasette Artık LGBTİ'ler de Var
Yıllardır rengârenk gökkuşağı bayraklarıyla her türlü siyasi olayın içerisindeydiler. Artık kitlesel partilerin içerisine de girdiler. Kitlesel örgütlerde siyaset yapan ve yerel seçimde adaylıkları bulunan LGBTİ'ler anlatıyor... Her gün yeni bir yerel seçim adayı tartışılırken bu yerel seçimler öncesinde LGBTİ bireyler de yerel seçim adaylıklarında yerlerini aldı. Yıllardır aktif siyasetin içerisinde olmalarına rağmen görünürlük sorunu yaşayan LGBTİ’ler ÖDP deneyiminden sonra ilk defa kitlesel partilerin içerisinde kendilerini ifade edebilmenin memnuniyeti içerisinde. Pek çoğu LGBTİ’lerin siyasette yer alması için geç olduğunu düşünse de “Zararın neresinden dönülse kârdır” diyorlar. Kim bilir, belki de bu görünürlük hali diğer siyasi partilerde yer alan ve kendilerini saklayan LGBTİ’lere de cesaret verir. CHP ve HDP’de siyaset yapan LGBTİ’lere bu değişimi sorduk, onlar da yanıtladı. Ebru Kırancı HDP Beyoğlu Belediye Meclisi Üyesi aday adayı, 53 yaşında, altı sene Zonguldak Belediyesi’nde çalıştı, yıllardır İstanbul LGBTT Derneği aktivisti. “LGBTİ’lerin siyasette daha aktif rol oynaması önyargıları değiştirecek. Bana göre zaten bu çok geç kalınmış bir karar. LGBTİ’ler zaten 30 senedir aktif olarak politikanın içerisinde. Zaten trans olduğum için yeterince politik bir duruş içerisindeyim. 87 yılında Gezi Parkı’nın merdivenlerinde yaptığımız açlık grevlerini hatırlıyorum. Yine 15 yıl önce ÖDP’de yer alan LGBTI bireyleri unutmamak gerekiyor. Benim için Beyoğlu’nun ayrı bir önemi var. Beyoğlu’na yeni gelen her polis amiri ilk önce trans bireylere saldırıyor. Tarlabaşı’nda yapılan dönüşümler zaten LGBTİ’leri şehirden dışlamak için yapılan politikalar. Bunları Belediye Başkanı’na sorduğunuz zaman “Biz zaten onları şehrin içerisinde istemiyoruz” diyor. Biz kendi kentimizle ilgili söz sahibi olmalıyız. Ayrıca partilerin “Biz bunu tabanımıza nasıl açıklarız” endişesinden bıktım. Bana göre LGBTİ’leri tüzüğe almak da yetmez. LGBTİ’lere dokunmaları onları daha çok görmeleri lazım.” Cihan Erdal HDP Parti Meclisi Üyesi, Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji yüksek lisans öğrencisi, daha önce ÖDP, EDP ve Yeşiller Sol Gelecek Parti’sinde aktif olarak siyaset yaptı. “LGBTİ kotasını ilk olarak EDP’de uygulama kararı almıştık ancak fiilen gerçekleştirememiştik. HDP, LGBTİ meselesini ilgilendiği temel sorunlardan biri haline getirdi. HDP’nin siyasete bakışında “ Türkiye ’deki en önemli sorun şu ve biz sadece bununla ilgileniriz” bakış açısı yok. Solun ve kimliklerin tüm sorunları HDP’nin temel meselesi. LGBTİ’lerin yerel seçimlerindeki aday adaylıkları temsili bir adım olmanın ötesinde HDP’nin fiili olarak LGBTI dostu belediyecilik getireceğinin bir kanıtı. Sedef Çakmak CHP Beşiktaş Belediye Meclisi Üyesi aday adayı, 31 yaşında LGBT Dayanışma Derneği ve Lambdaİstanbul’da çalıştı. İki yıl SPoD Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Bireylerin kendi yaşadıkları kentler hakkında söz sahibi olabilmeleri için sadece LGBTİ bireyler değil bütün kesimler yerel siyasette yer almalı. 20 yıldır yükselerek görünürlüğünü arttıran, Gezi Direnişi’nde deyim yerindeyse rüştünü ispatlayan Türkiye’deki LGBTİ Hareketi’nin doğal olarak ilerlediği nokta, bünyesinden siyasette açık kimlikleriyle yer alacak LGBTİ bireyleri çıkarması. Sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlanan Türkiye’de bu bireylere yönelik yerel yönetimler ve genel yasalar açısından halihazırda hiçbir çalışma yürütülmüyor. LGBTİ bireylerin yerel yönetimlerde yer almasının bu alanda hizmetleri ve çalışmaları başlatmak açısından gerekli olduğunu düşünüyorum. Bir diğer nokta da LGBTİ politikalarının sadece cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim ile sınırlı olmaması. Mesela yaşı ilerlemiş bir trans kadının ayrımcılığa uğramadan ev bakımı hizmetinden yararlanması gerektiğini söylediğinizde bu mevzu aynı zamanda yaşlı bakımı ile de ilgili. Levent Pişkin HDP Beyoğlu İlçe Başkanı, HDK Merkez Yürütme üyesi. Ankara Üniversitesi Hukuk mezunu, avukat. LGBTİ’ler artık karma yapılar içerisinde daha açık bir biçimde bulunuyorlar. Türkiye siyasetindeki önemli yapılar içerisinde açık kimlikleriyle hem yapı içerisine dair söz söylüyorlar, hem de yapının dışa doğru LGBTİ politikası yapmasını sağlıyorlar. Seçimler gündeminde değerlendirecek olursak mesela adaylıklardan tutun, seçim bildirgesinde LGBTİ taleplerinin yer bulması bunun ve 22 senedir yürütülen örgütlü mücadelenin sonucu. Keza daha evvel karma yapılar içerisinde gizlenmek zorunda kalan LGBTİ’leri de bu görünürlük cesaretlendiriyor. Siyasi yapılar artık LGBTİ politikası yapmaları gerektiğinin farkındalar ve bu farkındalığa bu görünürlük katkı sağladı. Gezi’de görünen gerçekliğimizi tüm alanlara taşıyoruz. Artık birtakım meseleler tartışılırken LGBTİ’ler unutulmuyor. Haber: ECE ÇELİK
Reklam
Geçtiğimiz Haftanın Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Videosu
Geçtiğimiz haftanın en beğenilen, en dikkat çeken, en komik ve ilginç videoları işte burada. İyi seyirler...Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanmakta fayda var.
Bu Videoyu Yükseklik Korkusu Olanlar İzlemesin!
Mustang Wanted adlı ruh hastası topluluk, ölümle adeta dalga geçiyor. Bu adamlara denilebilecek tek şey şu: 'Madem ölüme meydan okuma gibi bir alışkanlığınız var, bunu niye kendi açınızdan çekip de bizi de burada mahvediyorsunuz!'. Kısacası İzlerken yüreğinizi ağzınıza getirecek bir video.
Bu Vine Videosu Tüm Dünyayı Dehşete Düşürdü!
Meksikalı bir kullanıcı bu çok acayip videoyu Vine'a yükleyerek tam bir fenomen oldu. Meksika'da mavi bir bidondan su deposu üzerinde bıyık gibi bir oluşum gören adam, eliyle dürtüyor ve sonra olanlar ise gerçekten akıllara durgunluk verici cinsten..
Reklam
Reklam
Kız Kulesi'ne Haciz
Restoran olarak işletilen tarihi Kız Kulesi'nde dün akşam yaklaşan teknede konuklar değil, avukatlar vardı. Avukatlar, restoranın günlük hasılatına el koyduktan sonra kuleden ayrıldı. İş adamları Ahmet Hamoğlu ile Mustafa Şeker arasındaki icra davası tarihi Kız Kulesi’ne taşındı. İş adamı Şeker, Hamoğlu'nun işlettiği Kız Kulesi’ndeki restorana haciz işlemi yaptırdı. Tarihi Kız Kulesi'ne çıkan avukatlar restoranın günlük hasılatına el koydu. KARDEŞLER ARASINDA ANLAŞMAZLIK İddiaya göre, iş adamı Aydın Hamoğlu 1970 yılında kardeşi Ahmet Hamoğlu ile birlikte Hamoğlu Holding’i kurdu. Aydın Hamoğlu kardeşi arasında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle kendi hisselerini yaklaşık 50 milyon liraya kardeşi Ahmet Hamoğlu'na çek karşılığında sattı. Çeklerin vadeleri geldiğinde karşılıksız olduğu anlayan Aydın Hamoğlu, kardeşi Ahmet Hamoğlu’na İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurarak dava açtı. Kendisine dava açıldığını öğrenen Ahmet Hamoğlu ise iddialara göre holdingin bütün malvarlığıyla çalışanların üzerine şirketler kurarak hacizi önlemeye çalıştı. Aydın Hamoğlu mahkemenin masraflarını karşılamakta güçlük çekince alacaklarını işadamı Mustafa Şeker’e devretti. Dava sürerken Şeker'in avukatları, haciz işlemleri başlattı. Davacı avukatları, bu zamana kadar Hamoğlu Holding'e ait Silivri'deki 5 yıldızlı Klassis Otel, Klassis Golf & Country Club, Maxi Alışveriş Merkezi'ne gitti. Gittikleri yerlerde haciz işlemi yapamayan avukatlar, Hamoğlu'nu mal kaçırmakla suçlayarak yeni kurulan şirketlere yapılan devirlerin iptali için İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne tasarrufun iptali davası açtı. KIZ KULESİ’NİN GÜNLÜK HASILATINA EL KONULDU Davacı avukatları son olarak Hamoğlu'nun 1995'ten bu yana işlettiği ve 49 yıllık işletmesini elinde bulundurduğu Kız Kulesi'nde haciz işlemi yapmak için İstanbul İcra Müdürlüğü'nden karar çıkardı. 3 avukat ve 4 icra memuru, dün akşam saatlerinde tarihi kuleye çıkarak icra kararını görevlilere gösterip, bin 200 liralık hasılata el koydu. Mustafa Şeker’in Avukatı Asım Özcan, mahkeme kararıyla alacaklarına karşılık Kız Kulesi’nin gelirlerine el konulduğunu belirterek, 'Asıl alacaklı Aydın Hamoğlu’dur. Hamoğlu grubunun eski ortaklarından ayrıca Hamoğlu grubunun sahibi olan Ahmet Hamoğlu'nun kardeşidir. Aydın Hamoğlu eski müvekkilimdir. Şirketteki hisselerini devir edip bunun karşılığında bir takım yasal evraklar almıştır. Zamanı gelince bu evrakların karşılığı çıkmayınca yasal işlem yapılmak zorunda kalınmıştır. Bunun üzerine icra takibi yaptık. Arkasından sonra anladık ki şirketin mal varlığı maalesef yanında çalıştırdıkları kişiler üzerine kurulan şirketler tarafından kaçırılmış. Bunlarla ilgili yasal işlemler devam ediyor. Davalar açtık. Tedbirler aldık. Aynı zamanda alacağımızı tahsil edebilmek içinde yasanın bize verdiği imkanları kullanmaya çalıştık. Haciz edebileceğimiz tüm işlemleri yapıyoruz. Şu anda kız kulesinin gelirine el koyduk. İçeride kasa işlemleri yapılıyor. Haciz işlemlerimiz Kız kulesi kapanana kadar sürecek' dedi. 'ALACAKLININ KESİNLEŞMİŞ BİR İCRA TAKİBİ VAR' Ahmet Hamoğlu’nun avukatı ve Hamoğlu Şirketler vekili Sercan Püre ise şunları söyledi: 'Eski şirket ortağının alacakları ile ilgili bir haciz işlemi söz konusudur. Bununla ilgili yasal işlemler devam ediyor. Bizim de açmış olduğumuz itiraz ve davalarımız söz konusudur. İçeride avukat arkadaşlarım yasal işlemlerini yerine getiriyor. Bizde Hamoğlu Şirketleri vekili olarak yasal olarak burada bulunuyoruz. Alacaklının kesinleşmiş bir icra takibi var.' DHA
Haftanın Magazin Bombaları
Magazin dünyasının usta kalemi Sinan Özedincik, geçtiğimiz haftaya damga vuran olayları Sabah.com.tr'ye değerlendirdi. İşte ünlüler dünyasından son dedikodular, perde arkasında yatan olaylar... BÜYÜK AŞK BİTTİ Geçen ağustosta nişanlanan Tuğba Melis Türk ile Ersan Gülüm'ün yüzükleri attığı konuşuluyor. 2011 Best Model birincisi olan Türk de, Beşiktaşlı futbolcu Gülüm de Instagram sayfalarında birbirlerinin fotoğraflarını sildi. Evlenmelerine kesin gözüyle bakılan ikilinin ayrılmalarının nedeni ise merak konusu oldu. Her ikisi de sürekli birbirlerinin fotoğraflarını paylaşıp, birbirlerine aşklarını ilan ediyordu ancak ne olduysa şu son birkaç ayda oldu. Birlikte fotoğraf paylaşmadıkları gibi, sayfalarından da fotoğraflarını silmeleri, yüzüklerin atıldığına mı işaret? İlişki yaşayan kişiler, her anlarını sosyal medyada paylaşır oldu. Neredeyse 24 saat ne yaptıklarını kişisel hesaplarından öğrenir olduk. Kavga ya da ayrılık durumunda ise tüm fotoğrafları, hiç çekilmemiş gibi yok ediyorlar. Ancak Google'ı açıp bakarsak, tüm paylaşımlarını oradan bulabiliriz. Bir de bu çiftin gazeteciler tarafından bir yerde çekilen fotoğrafları yok denecek kadar az. Kendi paylaşımları olmasa, onlar hakkında yapılacak haberlerde kullanılacak fotoğraf bile yok diyebiliriz. Yeri gelince magazin basına kızmayı biliyorlar, fakat bizlere asıl malzemeyi onlar veriyor. Melis de Ersan da başkalarıyla ilişki yaşadıklarında bu fotoğraflar önlerine çıkacak. Sonra da bize kızacaklar 'Neden eskileri karıştırıyorsunuz' diye... Her ikisi de fotoğrafları sildiklerine göre muhtemelen ayrılmışlardır. Eğer barışırlar ve fotoğrafları geri yüklerlerse de şaşırmayın. ÖZLEM YILDIZ İLE MEHMET ALİ ERBİL BİR ARAYA GELMEZ Bir dönemin çok konuşulan aşkının kahramanları Özlem Yıldız ile Mehmet Ali Erbil'in mesajlaşması olay yarattı. Aşk uğruna ekranlarda gözyaşı bile döken çift, yollarını ayırıp başka kişilerle evlenmişti. Ardından ikisi de boşandı fakat birbirleriyle yeniden hiç görüşmediler. Son olay ise bu durumu değiştirdi. Özlem Yıldız'ın Instagram hesabında paylaştığı bir fotoğrafa, Mehmet Ali Erbil'den 'Kürrrrrrrr', yani yalan diye yorum geldi. Yıldız da Erbil'e gülücükle yanıt verdi. Aşk yaşadıkları dönem herkesin birbirine çok yakıştırdığı çiftin, bunca yıl sonra dönüp dolaşıp yine bir araya gelme olasılığı var mı? Özlem ile Mehmet Ali bir araya gelmez. Bunu kesin olarak söyleyebilirim. Her ikisi de eski defterleri açacak insanlardan değil. Bu ilişkinin tohumları 1998 yılında atıldı ama ilişki söz yüzüğünün atılmasına kadar gitti. Mehmet Ali'nin yaptığı bir hata nedeniyle ayrıldılar. Bu olay Özlem'in canını çok acıtmıştı. Özlem sadece bu nedenle bile ona dönmez. Mehmet Ali de zaten sadece çocuklarının anneleriyle görüşüyor, onun dışında hayatına giren kadınlarla bir iletişimi yok. O yüzden bir barışma söz konusu olamaz.  ÖZGE'NİN CANINI ACITAN FOTOĞRAF Aşk haberlerini ilk kez GÜNAYDIN'ın duyurduğu Engin Altan Düzyatan-Neslişah Alkoçlar ikilisi, bu kez yazarımız Bülent Cankurt'la aynı sinemaya gidince yakayı ele verdi! 26 Aralık tarihinde ilişkiyi 'Sürpriz aşk' başlığıyla duyuran Günaydın, Engin Altan Düzyatan-Neslişah Alkoçlar çiftinin el ele fotoğrafını da ilk kez yayınlamış oldu. Sonunda çok konuşulan çift el ele görüntülendi. Merakla beklenen görüntüde Engin Altan'ın rahat, Alkoçlar'ın ise gergin olması da dikkatlerden kaçmadı. Fotoğrafı nasıl yorumlarsınız? Fotoğrafı benim yorumlamama gerek yok, Engin'in eski sevgilisi Özge Özpirinçci zaten yorumlamıştır. Özge'nin canının en çok yandığı anlardan biri, bu fotoğrafı gördüğü andır. Özge ile Engin'in ilişkisi çok iyiydi. Herkes onlara evlenecekler gözüyle baktı. Birbirlerine çok yakıştırıyorlardı. Özge henüz ayrılık acısını atlatamamıştır, o yüzden de yeni sevgili olaylarına yakın zamanda girmez. Kendisi bu durumdayken Engin'in hemen bir başkasını bulup bir de el ele ortaya çıkması canını çok acıtmıştır. Engin'in bu kadar rahat olmasına da sinirlenmiştir.  DAYAK OLAYININ PERDE ARKASINDA NE VAR? Bu haftanın en ilginç haberi Yağmur Atacan'ın dayak yemesi oldu. İddialara göre Atacan'ın dayak yediği kişi ise nikâh şahidi Alper Çağrı Önal'dı. Bir alacak meselesi yüzünden ikilinin arasında kavga çıktığı, Atacan'ın darp edildiği ileri sürüldü. Atacan'ın polise gideceğini söylemesi üzerine ise Önal, 'Git oğlum git, savcılığa git, polise git, nereye gidersen git, seni anca karın kurtarır. Bundan sonra arkana dikkat et, her gün peşine adam takacağım' dedi. Pınar Altuğ'un habere yorumu, 'Bu olay zamanı orada yoktum. Ortada yargıya intikal etmiş bir olay var. Bu konuya müdahale etmek istemiyorum' oldu. Kavganın nedeni nedir? Bu tehditler üzerine çift bir önlem aldı mı? Hem çok yakın arkadaşlardı, hem de nikâh şahitleriydi. Anladığım kadarıyla ortak iş de yapıyorlardı. Benim duyduğum yeni bir şey yok. Kavga, alacak verecek meselesi yüzünden çıktı. Pınar da doğruladı bu olayı. Bir tek Yağmur konuşmadı. Neden konuşmadığını bilemiyorum. Korkuyor mu ya da konu daha fazla uzasın istemiyor mu bilemiyorum. Bu kadar yakın arkadaşların bu duruma gelmesi üzücü. İşin içine para girdi mi kardeş kardeşi vuruyor, baba oğlunu vurabiliyor. Tehditlere karşı bir önlem alacaklarını sanmıyorum, zaten Yağmur konuşmayarak tehditlere maruz kalmaktan korunmuş oluyor. Bir de herkesin önünde bu konuları konuşmak istemiyor, sonuçta özel hayatı. Eğer Yağmur'un alacağı varsa, hukuki yolların dışında bunu alamayacağını düşünüyorum. Aralarındaki meselenin de tam olarak ne olduğunu bilemiyorum. Yağmur, Pınar'la evlenmeden önce oyunculuk yapıyordu. Sonrasında ise bir daha onu ekranlarda görmedik. Hep ufak tefek işler yaptığını söylüyor. Her erkek gibi sabah saat 8'de evden çıkıp akşam saat 7-8 gibi eve dönen biri değil anladığım kadarıyla. Bir ofisi olup olmadığını da bilmiyoruz. Ancak demek ki bir işi varmış ki bu kavga meydana geldi. Kavgayla ilgili bir gelişme olursa daha fazla detay sahibi olacağız. TEZ ZAMANDA EVLENSİN YOKSA… İlker Aksum ve manken sevgilisi Şeyma Şener, geçtiğimiz hafta Ortaköy'deki Anjelique'teydi. Mekândan geç saatlerde el ele ayrılan ikili, çenelerine kadar yayılmış kırmızı ruj izleriyle dikkat çekti. Muhabirlere 'Çekmeyin, makyajımız iyi değil!' diyen Aksum, hemen bir taksi çevirip sevgilisiyle beraber uzaklaştı. Ünlü oyuncu, çapkınlık haberlerinin başkahramanları olan futbolcuları bile geçti. Aksum boşandığından beri ilginç bir profil sergiliyor. Yanında görüntülendiği kadınların sayısı da herkesi şaşırtıyor. Neredeyse her hafta başka bir kadınla görüntülenen Aksum'un son olarak dudağındaki ruj iziyle basının karşısına çıkması sevenlerini şok etti. Aksum, evliyken içinde bastırdığı duyguları mı çıkardı ortaya? Bu hareketlerinin açıklaması bu mudur? İlker Aksum boşandıktan sonra dağıldı. Olayın özeti bu. Haftanın fotoğrafı oldu. Bir insan alkolü fazla kaçırınca ağzından çıkanlara mani olamaz. Aşırı alkolün verdiği sersemlikle gömleğinin düğmesi açılan ya da fermuarını açık unutan, sokak ortasına çişini yapan insanları gördük ama bu son olay bambaşka. Oyuncunun muhabirlere 'Çekmeyin, makyajımız iyi değil' diyebilecek kadar kendinde olması da herkesi şaşırttı. Demek ki kendinde olmayacak kadar alkollü değildi. Madem ruj izinden haberin var, neden basının karşısına bu şekilde çıkıyorsun? Orada basın olmasa dahi, mekândan çıkıp taksiye bineceksin. Peki, taksiye neden o halde biniyorsun? Dışarı çıkmadan önce yüzünü yıkamak bu kadar mı zor? İçeride ne yaptıkları zaten yüzlerinden belliydi. Sen bir oyuncusun, kendine biraz çeki düzen verebilirsin. İlker evliliği bittikten sonra tam anlamıyla dağıldı. Bekâr hayatı ona yaramadı. Yanında sürekli başka kadınlar görüyoruz. Çok iyi bir oyuncu, yazık ediyor kendine. Tez zamanda birini bulup evlenmesini tavsiye ediyorum kendisine. Böyle devam ederse, bundan sonraki hareketi ne olur bilemiyorum.  ÜNLÜ ÇİFT BOŞANIYOR MU? Son günlerde art arda gelen boşanma haberlerine bir yenisi daha eklendi. Ünlü manken Tülin Şahin'in, 2005 yılında hayatını birleştirdiği Mehmet Özer'le ilişkisinde sorunlar olduğu, Şahin'in iki gündür eve uğramadığı iddia edildi. Çiftin evleri ayırdığı da arkadaşları arasında konuşuluyor. Tülin Şahin, iddiaları yalanlayan bir açıklama yaptı. Ancak ateş olmayan yerden duman çıkmaz sözü de insanların kafalarında soru işareti kalmasına neden oldu. Son durum nedir? Çiftin evliliği sallantıda mı? Evliliklerinde bir sorun olmadığını söylediler. Bu çift her davete, eğlenceye, yemeğe birlikte gidiyor. İlk kez Mehmet eşinden ayrı, gece dışarı çıkınca da herkesin dikkatini çekti. Yanında Tülin'in olmaması da ayrılık dedikodularına neden oldu. Birbirlerine çok âşık bir çiftten bahsediyoruz. Yakından tanıdığım için çok iyi biliyorum. Mehmet geçenlerde yanında Tülin olmadan dışarı çıktığı gece, yalnız değildi. Bir arkadaş grubuyla eğlenmeye çıkmıştı. O grupta kadınların da olması dedikoduların fitilini ateşledi. Genelde Mehmet'in hayatı Fenerbahçe'dir. Tek başına olduğu tek yer de Kalamış Develi ya da Todori'dir. Maç günlerinin bir klasiğidir bu mekânlar onun için. Maç öncesi arkadaşlarıyla bir araya gelir, yemek yer ve maça gider. Tek başına eğlencesi budur. Onun dışında zaten her yerde Tülin'le görürüz onu. İnşallah bu haberler sadece dedikoduda kalır. Aksi takdirde çok üzülürüm. Örnek çiftlerimizden biri onlar.  DAHA BOŞANMADAN BAŞKASIYLA YAKALANDI Evliliklerinin beşinci ayında boşanma kararı alan Melisa Sözen ile Alican Yücesoy, geçen hafta evleri ayırmıştı. Mahkemeye başvuran ancak davaları görülmeyen ikiliden Yücesoy, Nişantaşı'nda oyuncu Gökşen Ateş'le görüntülendi. Fotoğraflarının çekildiğini fark edince şoke olan Yücesoy, basın mensuplarına adeta yalvardı: 'Daha boşanmadım, evliyim. O fotoğrafları silin. Böyle bir haber çıkarsa aileler yıkılır. Rica ediyorum.' Aynı dizide rol aldıkları sırada yakınlaşan ve evlenen çiftin boşanma kararının nedeni ihanet mi? Yoksa oyuncu zaten boşanacağım diye eski hayatına bir an önce adapte olma derdinde mi? Madem böyle bir çekincen var, neden basının olduğu yerlerden biri olan Nişantaşı'nı tercih ediyorsun ki! Memlekette yer mi kalmadı? Bu işi yıllarca bizi ayakta uyutarak sürdüren o kadar çift var ki. Evlendiklerinde, 'Biz aslında 3 yıl önce ilişkiye başladık ve hep şu mekâna gidiyorduk, hiçbiriniz de duymadınız' diyorlar. Demek ki gizleyen gizliyor. Madem sen daha boşanmamışsın, neden orada geziyorsun? Sonra da utanmadan fotoğrafların silinmesini istiyorlar. Çektiği fotoğrafı silen gazetecileri de kınıyorum. Hiçbir iyi gazeteci bu fotoğrafı silmez. Bir de koluna kızın omzuna atmış halde görüntüsü var. Kameralar çekince de 'Ben daha boşanmadım, silin' diyor. Geçmiş olsun.  BÜLENT ERSOY İLE DEMET AKALIN'A HAK VERİYORUM Geçtiğimiz haftanın son bombasını Bülent Ersoy patlattı. Ünlü sanatçı, Nişantaşı'nda gezerken izinsiz fotoğrafını çeken Osman Ateş adlı bir genci görünce çılgına döndü. Sinirlerine hâkim olamayan Ersoy, tepkisini hayranına tokat atarak gösterdi. Ersoy'a yakın dostu Demet Akalın'dan da destek geldi. Akalın Twitter sayfasına, 'Nefret ediyorum izinsiz sokakta resim çeken insanlardan! Bülent Hanım dün gece birini tokatlamış, iyi yapmış! Elinde telefon var diye artık yeter be' notunu düştü. Bir gazeteci olarak yaşanan bu olayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Ünlü bir ismi görüntülemek için izne mi ihtiyaç var? Almayınca sonunun şiddet mi olması gerekiyor? Akıllı telefonlar herkesi paparazzi yaptı. Şu anda en büyük tehlike bizim gündüz ve gece dolaşan paparazzilerimiz değil, akıllı telefonu olan müşterilerdir. Yan masadakini çeken var, teknedekini çeken var, metrobüste bile çeken var. Bize bir sürü mail geliyor. Ünlü bir ismi bakkala giderken çekip yollamış. Kardeşim, bakkala gitmek kötü bir şey mi? Ya da metrobüste bir ünlüyü çekip yolluyorlar. Ünlü olunca toplu taşıma araçlarını kullanamaz mı? Bunu yapan ünlüler bile var. Gece gece telefonuma ünlü isimlerden mesajlar geliyor. 'Bak filan ünlü filan mekânda görgüsüzce yemek yiyor', 'Filan kişinin makyajsız fotoğrafını görmek ister misin?' diye ne mesajlar geliyor. Akıllı telefonlar bizim işimizi çok kolaylaştırdı. Biz, gelen fotoğrafları ayırıyoruz tabii ki. Çok mühim bir şey ise kullanıyoruz. Ben Bülent Ersoy ile Demet Akalın'a hak veriyorum. Şiddete tabii ki karşıyım ancak ünlüleri de sokakta yürüyemeyecek hale getirmemek lazım. Ancak yapacak bir şey yok. Bunun mücadelesini artık onlar verecek. Bu tarz olaylar sadece Türkiye'deki ünlülerin başına gelmiyor. Yurt dışında da bunun örnekleri mevcut. Buna benzer bir fotoğrafı çekildiği için dünyaca ünlü oyuncu Sean Penn bir adamı dövdü. Bu olayı da bir gazeteci tesadüfen gördü ve fotoğrafladı. Ünlü olmanın bedelleri bunlar. Sosyal medya ve akıllı telefonlarla da ünlülerin işleri gün geçtikçe zorlaşıyor.  FULYA UGAN / Sabah.com.tr
Yıllardır Çok İçki İçen Erkekler Dikkat!
Sonuçları Neurology dergisinin internet sitesinde yayınlanan ve yaklaşık 5 bin İngiliz kamu görevlisi üzerinde yapılan araştırma, çok fazla alkollü içki tüketiminin, orta yaşlı erkeklerde muhakeme gibi zihinsel kabiliyetlerin 2 yıla, hafızanın ise yaklaşık 6 yıla eşdeğer oranda yaşlandığını ortaya koydu. Ağır içici erkeklerin, ölçülü içen veya içki içmeyen erkeklerle karşılaştırıldı. Araştırmacılar öte yandan kadınlarda böyle bir etkiye rastlamadı ve kadınlar arasında çok fazla alkollü içki tüketenlerin sayısının çok az olduğu kaydedildi. AA
Reklam