Hakkari'de Asker ve Polis, Karakol Protestosuna Müdahale Etti
Kato Dağı yakınındaki Mesken Dağı'na karakol yapılmasını protesto için toplanan kalabalığa askerler biber gazı ile müdahale etti. Bir kişi gaz fişeği ile yaralandı Hakkari'nin Kato Dağı yakınındaki Mesken Dağı'nda askeri operasyon ve karakollar yapılacağı gerekçesiyle, protesto için bölgeye giden BDP'li gruba, askerler müdahale etti. Müdahale sırasında 1 kişi gaz fişeğinin isabet etmesi sonucu yaralanırken, 3 kişi de gazdan etkilendi. Doğan Haber Ajansı’ndan Behçet Dalmaz ’ın haberine göre, Hakkari'ye 60 kilometre uzaklıkta, Kato Dağı'nın karşı tarafında bulunan 2 bin 600 rakımlı Mesken Dağı'nda askeri operasyonların yapılacağı ve aynı bölgede karakollar yapılacağı bilgisi üzerine, aralarında BDP Hakkari İl Başkanı Mustafa Miraz Çallı , Çukurca Belediye Başkanı Servet Tunç , BDP Merkez İlçe Başkanı Halit Soydan, bazı STK temsilcilerinin de bulunduğu yaklaşık 200 kişi, sabah saatlerinde araçlarla bölgeye gitti. Bölgeye 5 kilometre kala, kalabalığın önü burada önlem alan jandarma ve çevik kuvvet ekipleri tarafından kesildi. Görevli bir binbaşı, tepelerde güvenlik sağlayamayacaklarını belirterek, kalabalığın burada demokratik bir şekilde eylemlerini yapmalarını söyledi. Bunun üzerine BDP Hakkari İl Başkanı Çallı ise bölgede söz konusu tepede karakol inşaatının yapılacağını ve aynı bölgede operasyonların olduğunu söyleyerek bölgeyi görmek istediklerini belirtti. Çallı, 'Biz Buraya barış için geldik. Amacımız, barış sürecinin sekteye uğramaması. Bu konuda sizlere de görev düşüyor. Büyük bir olgunluk gösterip, yardımcı olursanız, hiç bir tatsızlık çıkmayacaktır' dedi. Binbaşı bunun mümkün olmayacağını söyledi. Grup dağılmamakta direnince güvenlik güçleri müdahale etti. Taş atan göstericilere, güvenlik güçleri cop ve göz yaşartıcı bombalarla müdahale etti. Olaylar sırasında bir kişi gaz fişeğinin isabet etmesi sonucu başından yaralanırken, 3 kişi de gazdan etkilendi. İl Başkanı Çallı ise arada kalarak tartaklandı. Bu sırada grupta bulunan İl Başkanı Çallı'nın annesi Meryem Çallı da 'Oğlum nerede' diye feryat etti. Yaklaşık 20 dakika süren olayların ardından BDP'li yöneticiler tekrar askeri yetkililerle görüşerek, kalabalığın yukarıya gitmelerine izin vermelerin istedi. Bunun üzerine askeri yetkililer, sadece İl Başkanı Çallı ile yanında bulunan 4 STK temsilcisinin bölgeye gitmelerine izin verdi. Bunun üzerine de gerginlik sona erdi. T24
Üniversitede Nymphomaniac'la Sansürü 'Sıfırlıyorlar'
Lars von Trier'in Türkiye’de sinemalarda gösterimi yasaklanan filmi “Nymphomaniac” “sansürü sıfırladık” diyen üniversitelilerce perdeye taşınıyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sinema Topluluğu (ODTÜ SİTop) , Boğaziçi Üniversitesi Sinema Kulübü (bü(s)k), İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Taşkışla Sinema Topluluğu , İstanbul Üniversitesi (İÜ) Diş Sinema ’nın düzenlediği gösterimler bugün ve yarın kampüslerde gerçekleşecek. Dört üniversiteden dört öğrenci kulübünün açıklamasında şu ifadeler yer alıyor. 'Bir demokrasi trolü olan 'uzun adam'ın her söylemini eyleme dönüştüren devlet bürokrasisiyle karşı karşıyayız. 'BÜ(S)K, ODTÜ SiTop, İTÜ Taşkışla Sinema ve İstanbul Üniversitesi Diş Sinema olarak yasaklara ve antidemokratik uygulamalara karşı, gösterimi yasaklanan NYMPHOMANIAC filmini eşzamanlı perdeye taşıyarak 'sansürü sıfırlıyoruz. 'Sokakta katil, evinde hırsız hükümet; sinema öldürüp avm yapıyor, fonlarımızı çalıp muhafazakar sanat üretimini dayatıyor. 'Tüm antidemokratik, baskıcı, otoriter uygulamalar karşısında filmsever herkesi sinemalarına, üretimlerine, özgürlüklerine, söz söyleme haklarına; hayatlarına sahip çıkmaya çağırıyoruz.' 14 Mart Cuma günü vizyona girmesi beklenen “Nymphomaniac” filminin Türkiye çapında sinemalarda gösterilmesi 3 Mart’ta yasaklandı. Vizyona girecek filmleri değerlendiren Değerlendirme Sınıflandırma Alt Kurulu, filmi izledikten sonra herhangi bir değerlendirmede bulunmadan kararı Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu’na bıraktı. Üst Kurul iki üyenin itirazlarına karşın filmin sinemalarda gösterilmemesine karar verdi. !f İstanbul Film Festivali'nde Lars von Trier tarafından sansürlenmiş versiyonuyla gösterilen film İstanbul Film Festivali bünyesinde izleyiciyle buluşuyor. 'Nymphomaniac', 50'li yaşlarının başındaki bir kadının çocukluğundan itibaren ilişkilerini anlatıyor. Charlotte Gainsbourg, Stellan Skarsgård, Stacy Martin, Shia LaBeouf, Christian Slater, Jamie Bell, Uma Thurman, Willem Dafoe gibi oyuncuların rol aldığı film, geçen ay Berlin Film Festivali'nde sansürsüz olarak gösterilmiş ve eleştirmenlerden övgüler almıştı. Gösterimler:ODTÜ, Pazartesi/Salı, 19:00, Fizik U-3 AmfisiBoğaziçi Üniversitesi, Salı 17:30, İbrahim Bodur SalonuİTÜ, Salı 19:00, Taşkışla Salon 213İÜ, Çarşamba 16:30, Prof. Dr. Altan Gülhan Salonu Bianet
Kars'tan Kötü Haber Geldi
Kars'ta iki gün önce kaybolan dokuz yaşındaki Mert Aydın'ın cesedi, Kars merkeze beş kilometre uzaklıkta, Ardahan yolu üzerindeki Karadağ Çöplüğü'nün yanında bulundu. Kars kent merkezine beş kilometre uzaklıkta, Ardahan yolu üzerindeki Karadağ Çöplüğü'nün hemen yanındaki boş bir tabyanın içinde bulunan çocuk cesedinin 9 yaşındaki Mert Aydın'a ait olduğu belirlendi. Polisin aramasıyla olay yerine gelen yakınları, küçük çocuğu teşhis etti. Mert'in kıyafetleri ise tabyanın dışında bulundu. Cesedin otopsi için Trabzon Adli Tıp Kurumu'na gönderilecek. MOBESE görüntüleri bulunmuştu Kars Emniyet Müdürlüğü, babasına yemek götürdükten sonra kaybolan 9 yaşındaki Mert Aydın'ın MOBESE tarafından kaydedilen son görüntüsünü basınla paylaşmıştı. Sekiz saniye süren görüntülerde, çocuğun Digor Pazarı mevkisinde bir adamla yürüdüğü anlar yer alıyordu. aljazeera.com.tr
Dünyalar Tatlısı Kirpinin 35 Sevimli Macerası
Hedgehogsdays twitter'ın en güzel, en şirin hesaplarından biri. Dünyalar tatlısı bir kirpinin maceralarını  paylaşan hesap, insana yaşam sevinci aşılayacak cinsten paylaşımlar yapıyor. İşte o paylaşımların en tatlıları...Daha fazlası için : https://twitter.com/hedgehogdays
'Nuh: Büyük Tufan' İçin Türkiye'den İlk İtiraz Geldi
Avukat Yusuf Erikel, ''Nuh: Büyük Tufan'' filminin gösterilmesinden önce, ''filmin, senaristin kurgusu olduğu ve Kuran-ı Kerim'de bahsedilen Hz. Nuh ile alakası olmadığına'' ilişkin bir metnin yayımlanması için İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine başvurdu.Başvuruda, Türkiye'deki sinemalarda yayınlanan, DVD kopyaları da piyasaya sürülecek olan filmin 'Allah'ın peygamberi Hz. Nuh'un şahsiyetini rencide ettiği ve inançlara aykırı olduğu' ifade edildi ve bu nedenlerle filmin gösteriminden önce şu metnin yayımlanmasına karar verilmesi istendi: 'Saygıdeğer izleyiciler, seyretmekte olduğunuz bu film, tamamıyla filmin senaristinin kendi kurgusu olup, bu filmdeki Hz. Nuh karakterinin ve anlatılan olayların İslam inancıyla, Kuran-ı Kerim'de bahsedilen Büyük Peygamber Hz. Nuh ile alakası yoktur. Hz. Nuh, Kuran'da övülen büyük bir peygamber olup, İslam inancına göre peygamberler günah işlemekten münezzehtir. Saygılarımızla siz sayın izleyicilere duyurulur.' İhtiyati tedbir talebinde 'karşı taraf' Kültür ve Turizm Bakanlığı ile filmin yayın hakkı sahibi şirket olarak gösterilirken, mahkemeden, kararın bir nüshasının bakanlık, bakanlığın il müdürlükleri ve RTÜK'e gönderilmesi de talep edildi. Avukat Erikel, dilekçesinin sonunda, 'Davacı, talepte bulunan, Hz. Nuh'un sonraki kuşaktan torunu olan, inanan mümin' ifadesine yer verdi.Film daha önce Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Malezya’da yasaklanmıştı.AA
Reklam
Hangi Game Of Thrones Karakterisin?
etiket
Peki, vefasız sevgiliyi beklediğimiz gibi yolunu gözlediğimiz bu dizideki hangi karakter size daha uygun? 'Bu testte ya yaşarsın ya da ölürsün'. Hazırsanız başlayalım!
Reklam
Acun Ilıcalı ve Adriana Lima Anlaştı
Ünlü televizyoncu Acun Ilıcalı, Victoria's Secret meleği Adriana Lima'yı Manhattan'daki podyumlardan alıp Maslak Cendere Yolu'ndaki TV8 binasına yerleştirecek. Hürriyet Gazetesi yazarı İzzet Çapa, bugünkü yazısında başarılı televizyoncu Acun Ilıcalı'nın Adriana Lima ile anlaştığını yazdı. İşte Çapa'nın bugünkü yazısı... Bir Victoria's Secret 'meleğini' Manhattan'daki podyumlardan alıp Maslak Cendere Yolu'ndaki TV8 binasına 'yerleştirebilecek' sanırım tek kişi vardır. Eminim hemen kim olduğunu tahmin ettiniz. Televizyon izleme alışkanlıklarımızı değiştiren Acun Ilıcalı'dan bahsediyorum. Meleğe gelince... O da Adriana Lima'dan başkası değil. Malumunuz Acun geçen sene TV8'i satın alarak 'tam teşekküllü' bir medya patronu haline geldi. Acun'un birinci ilkesi ise 'Diğer tüm kanallardan farklı olmak...' TV8'ciler 'halis muhlis Acun icadı' olan bir moda programıyla karşımıza çıkmaya hazırlanıyorlarmış. Bu çok özel formatı sunması için de Adriana Lima ile anlaşmışlar bile. Ama tabii Lima'ya öyle pat diye imza attırmak da her baba yiğidin harcı değil. Ilıcalı, ekibindekilere 'Madem ki farklı kanal olmak istiyoruz, moda programını ancak Adriana sunarsa bu farkı yakalarız. Bu proje vizyonumuza çok uygun. Hedefimiz, başka kanallara benzemeyip seyircilerimize kendilerini iyi hissettirmek olmalı' mealinde bir konuşma yaptıktan sonra Adriana'yı 'bağlama' çalışmaları hız vermiş. Derken geçtiğimiz günlerde Lima ve menajeri Chris, Acun'u arayarak İstanbul'da olduklarını söylemişler.Apar topar Dominik Cumhuriyeti'nden yurda dönen Ilıcalı, gecenin geç saatlerinde soluğu Four Seasons'ın restoranında almış. Kafasındaki formatı Adriana ve menajeriyle paylaşan Acun 'Victoria'nın güzeller güzeli meleğinden' 'Evet' cevabı almış. Daha önce tek televizyon deneyimi olmayan Adriana hem istekli hem de çok heyecanlıymış. ensonhaber.com
UFO Sobalar İçin Toplatma Kararı
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, oda ısıtıcısı ve yangın söndürme cihazlarının da aralarında bulunduğu güvensizliği tespit edilen 14 ürün hakkında toplatma kararı verdi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, oda ısıtıcısı ve yangın söndürme cihazlarının da aralarında bulunduğu güvensizliği tespit edilen 14 ürün hakkında toplatma kararı verdi. Bakanlığın internet sitesinde yer alan duyuruya göre, haklarında piyasaya arz yasağı, toplatma ve bertaraf kararı verilen ürünler arasında, oda ısıtıcısı, gaz alarm cihazı, ani su ısıtıcısı, yangın söndürme cihazları bulunuyor. Duyuruda ayrıca, güvensizlik nedeni ile alınan toplatma kararlarının, mevzuat ile belirlenen süreçlerin tamamlanmasına müteakip duyurulmasına devam edileceği ve toplatmaya konu ürünlerden ellerinde bulunanların, ürünün üreticisine başvurması gerektiği ifade edildi. Toplatma kararı verilen ürünler şöyle Ufo Işıkla Isıtma Sistemleri San. ve Tic. Ltd.Şti | UFO Marka-S/23 Model 220-230V, 50-60 Hz, IPX0, 2300-2500 W Işımalı Oda Isıtıcısı Asel Madeni Eşya Sanayi Ticaret A.Ş.| Aselhot marka AH-8020 model 220-240V, 2000W İnfrared (Işımalı) Oda Isıtıcısı Gülpa Yangın Söndürme Cihazları San. Paz. Tic. Ltd. Şti. | GÜLPA marka 6 Kg Yangın Söndürme Cihazı Akkar Yangın Söndürme Bilgisayar Otomasyon Sistemleri İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.| Akkar marka 6 Kg ABC KKT içeren Yangın Söndürme Cihazı ÖzRadikal Yangın Söndürme Cihazları Ltd. Şti.| ÖzRadikal marka 6 Kg ABC KKT içeren Yangın Söndürme Cihazı Güney Yan. Sön. Yangın Söndürme Cihazları Hırdavat Elektrik Malz. San. Tic. Paz. Ltd. Şti. | Güney marka 2 Kg ABC KKT içeren Yangın Söndürme Cihazı Tek-Sön Yangın Söndürme Sanayi-Yaşar Trabzon | Teksön marka 6 kg’lık Yangın Söndürme Cihazı Yan-San Yangın Söndürme Sanayi Metin Çağlayan - YAN-SAN marka 6 kg’lık yangın söndürme cihazları Ekoplast Mühendislik Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti.| İnci marka EKO-ES-2010 model 7000 W ani su ısıtıcısı ABC Elektronik San. Tic. Ltd. Şti. | İkon marka GD 401 model Gaz Alarm Cihazı Güner Elektroplastik San. Tic. Ltd. Şti.| Sinan GÜNER marka GR 5023 model 7000W ani su ısıtıcısı Batum Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti.- Termoking marka BT-605 Plus model 6700W ani su ısıtıcısı Ünsal Yapı ve Dayanıklı Tüketim Malları San. Tic. A.Ş.| Skytech marka ST 99 model 7000W ani su ısıtıcısı Ege-San Elektrikli-Elektriksiz Ev Aletleri San. Tic. Ltd. Şti.| Ege-San Prenses marka BT.M4 model 7300W ani su ısıtıcısı AA
Sıkı Tutunun, Game Of Thrones Geliyor
Dünyanın en çok takip edilen dizisi Game Of Thrones, sekiz aylık bir aranın ardından geri dönüyor. Savaşların, saray entrikalarının, cinselliğin, bolca kanın her zamanki gibi eksik olmayacağı Game Of Thrones’un sürprizlerle dolu dördüncü sezonunun ilk bölümü bu  akşam yayınlanıyor. Peki yeni sezonda bizi neler bekliyor olacak? İşte cevabı…Kılıçların Fırtınası 2. BölümDiziyi seyredip, George R.R. Martin’in kitaplarını okumak isteyenler ya da dizi çekilmeden önce okumuş olanlar için belirtelim Game Of Thrones’un dördüncü sezonu, serinin üçüncü kitabı olan A Storm of Swords – Kılıçların Fırtınası’nın ikinci yarısına denk geliyor. Game Of Thrones’un kaç sezon üzerinden çekileceği hakkında bugüne kadar bir açıklama yapılmamış olsa da diziyle kitap arasındaki fark hızla kapanıyor. Martin’in öngördüğü altıncı ve yedinci ciltler halen bitmiş değil.4. sezonda bolca kan akacakGeorge R.R. Martin’in sınırları zorlayan hayal gücü olmasa Game Of Thrones, Games Of Thrones olmazdı. Kitaplarında, en önemli karakterleri, izleyicinin kurtarıcı gibi gördüğü “iyi”leri gözünün yaşına bakmadan katleden Martin’in şiddete yatkınlığı dördüncü sezonda da devam edecek. Geçmiş sezonlarda yeterince cinayet işlenmediğini, kan dökülmediğini düşünüyorsanız yeni sezon sizi hayal kırıklığına uğratmayacak. Daha da büyük savaşlar, soğukkanlı cinayetler ve işkenceler sizi bekliyor…Ejderhalar daha da büyüyecekGame Of Thrones’un dördüncü sezonunda, Khaleesi’nin küçük sevimli ejderhaları yetişkinliğe ayak basıyor olacak. Korku salan yaratıklara dönüşen ejderhalar kontrol edilmesi güç birer savaş silahı haline geliyor. Özel efekt ekibinin 400 litrelik gaz tüpleriyle desteklediği ‘sevimli’ ejderhaların ateşinden uzak durmakta yarar var.Yeni isimler, yeni yüzlerÜç sezon geride kalmış olmasına rağmen isimleri hatırlamakta, suratları yerine oturtmakta güçlük çekiyorsanız, dördüncü sezon işinizi pek kolaylaştırmayacak çünkü diziye yeni karakterler dahil oluyor. Kuzeydeki Wildlings’lere ve güneyden ordularıyla King’s Landing’e yürümeye hazırlanan Khaleesi Daenerys’e katılacak bu karakterler bize yine zorlu anlar yaşatacak.Targaryen’lar vurmaya hazırlanıyorGeçtiğimiz sezonlarda zamanını ordularını hazırlamakla ve minik ejderhalarını büyütmekle geçiren Daenerys Targaryen, diğer adıyla Khaleesi, etki alanını genişletiyor olacak. Ordularını ve ‘süper’ ejderhalarını kullanmaktan geri kalmayacak olan Khaleesi, yeni şehirlere ayak basarak alışılagelmiş metodlarıyla düşmanlarına diz çöktürecek.Garip yaratıklar her zamanki gibi eksik olmayacakOrta Çağ dönemini fantezi dünyasıyla ustalıkla bir araya getiren Game Of Thrones’da şu ana kadar, at sırtındaki zombi ordularına, suratları olan ağaçlara ya da siyah, bulutumsu bir yaratık doğuran Melisandre’ye tanık olmuştuk. Dördüncü sezon bizi Kuzey’in derinliklerine, kışın hakim olduğu topraklara götürecek, Wildlings’lerin yaratıklarıyla tanıştıracak. Daha fazla ipucu vermeyelim…Stark kızları direniyorDaha ilk sezonda babalarının idamına tanık olan ve büyük bir aile dramı yaşayan Stark kızları direnişlerine devam ediyor olacak. King’s Landing’de Lannister’ların tutsağı olan Sansa ve ormanlarda hayatta kalmaya çalışan Arya’yı kolay bir sezon beklemiyor. Birbirlerinden ayrı olan iki kardeş dördüncü sezonda bir araya gelebilecek mi? Bekleyip göreceğiz.Jon Snow’un başı beladan kurtulmuyorHayat, duvarın diğer tarafında kolay değil. Geçtiğimiz sezonda yaşananların ardından Jon Snow’un üyesi olduğu Night’s Watch’ın yeni bir komutana ihtiyacı olacak. Kendiyle yüzleşmek adına evinden ayrılarak hayatını tehlikeye atan ve geçtiğimiz sezonu Wildlings’lerin tutsağı olarak geçiren Jon Snow’un ise başı beladan kurtulmuyor. Güneye, Castle Black’e doğru yürüyüşe geçen Wildings’lerin arasında bulunan Jon, muhtemelen kardeşleriyle karşı karşıya gelecek. İyi şanslar Jon…Westeros dövüş kulübüTyrion’un özel silahı olan yeşil ateş yağmurunu kullandığı Blackwater savaşını gördükten sonra bundan daha büyük bir muharebe olamaz diye düşünebilirsiniz ama kitap daha son sözünü söylemedi. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, heyecanın doruğa ulaştığı, Kılıçların Fırtınası’nın ikinci yarısını işleyecek olan Game Of Thrones’un dördüncü sezonu, kitaptaki en büyük savaşa sahne olacak. Yüzüklerin Efendisi tadında, efsanevi kara savaşlarını sevenlerin hayal kırıklığına uğramayacağını garanti ediyoruz.Kış mı geliyor?‘Winter is coming’ – ‘Kış geliyor’, dizinin başından itibaren Game Of Thrones’un mottosu oldu. Savaş geliyor ya da bela geliyor olarak da tercüme edebileceğimiz cümle üç sezondur herkese korku salıyor. Westeros’daki aşiretler birbirlerini yiyedursun kış kuzeyden geliyor olacak. Game Of Thrones’un dördüncü sezonu bize yine heyecan dolu anlar yaşatacak. Randevu 7 Nisan gecesi… ZETE
Reklam
Dicle Nehri Üzerinde HES'e Onay
Dicle Vadisi bir süredir ranta açılmaya çalışılan arazileriyle tehdit altında. Geçtiğimiz ay Hevsel Bahçeleri’nde gerçekleşen ağaç kesimi, bölge gençlerinin yoğun çabasıyla durdurulmuştu. Fakat rezerv alanı ilan edilen bölgede üç tane HES projesi yapılması planlanıyor. Eser Enerji Elektirik Üretim Anonim Şirketi’nin Dicle Nehri üzerine yapmak istediği 3 adet HES projesine Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından onay verildi. ‘Nehirde suyun akışı 6 kere değiştirilecek’ Dicle Vadisi’ndeki doğal ve tarihi güzellikleri tehlike altına sokan HES projelerinin hayata geçmesi halinde, aralıklarla kurulacak regülatörlerle suyun doğal akışı değiştirilecek ve On Gözlü Köprü de dahil birçok tarihi yapı sular altında kalacak. Yanı sıra balık ve kuş türleri de tehlike altında. Evrensel Gazetesi’nden İsmail Eskin‘in görüştüğü Peyzaj Mimarları Odası Diyarbakır Şube Temsilcisi Ferit Tutşi, HES projelerinin 60 kilometrelik alanı kapladığını söyledi : ”Projeye göre 60 kilometre boyunca nehirde tam 6 kez suyun akışı değişecek. Toprak ve vadideki tüm canlılar sular altında kalacak”. DSİ ve Belediyeye rağmen baraj Nehir üzerinde suyun şişirileceğini ve bu alanlarda arsa satın alınıp ‘arsa spekülasyonu’ yaratılacağı öngörüsünde de bulunan Tutşi, “Bu arsalara yapılar yapmak niyetlerinde olduklarını anlıyoruz. Aslında halka ait olan nehir yataklarını bir nevi özelleştirmeyi. Bunun için de bu yasayı kullanarak böyle bir çalışma içerisine girdiklerini düşünüyoruz” dedi. DSİ ve Belediyenin olumsuz görüş bildirmesine rağmen barajların yapılması için gün sayıldığını kaydeden Tutşi, “Barajların yapılmasında Kürdistan doğasına faydası olmayan, paralar alarak halkın bütün iradesini hiçe sayan, halkın doğasına gözünü diken bir anlayış görüyoruz” diye konuştu. Vadinin şehir odaklı bir projenin kurbanı edilmeye çalışıldığına vurgu yapan Tutşi, bölgenin tümüne, yapılması planlanan HES’lerle müdahale edileceğini kaydetti. (Evrensel /Yeşil Gazete)
Arda Turan Gari de Gari
Atletico Madrid'te forma giyen Arda Turan ve arkadaşlarının dansı izleyenleri gülümsetti.
Reklam
Melih Gökçek'in Bu kadar Diri Görünmesinin 28 Sebebi
Melih Gökçek, kesin olmayan sonuçlara göre Ankara belediye başkanlığında 5. dönemi. 1994 yılında geldiği bu koltukta 5 yıl daha kendisini göreceğiz. Dile kolay 20 yıldır belediye başkanı ve 30 yıldan uzun süredir politikanın içinde. Buna rağmen basıl oluyor da bu kadar canlı ve diri görünebiliyor? Bu kadar stres altında böylesine taze olmayı nasıl başarıyor? İşte sizler için derlediğimiz Melih Gökçek'in bu kadar canlı olmasının 28 sebebi.   Verdikleri ilham için teşekkürler: https://eksisozluk.com/melih-gokcekin-asiri-diri-ve-canli-gorunmesi--4329210
25 Farklı Dilde 'Let it Go'
'Frozen' film müziğine her geçen gün yeni bir versiyon daha ekleniyor. 25 farklı ülkenin sanatçıları bir araya gelerek 'Let it Go' parçasını 25 farklı dilde seslendirdiler.
Reklam
Ricciardone: 'Elimizde Paralel Devlet Dedektörüyle Gezmiyoruz'
Ricciardone: Yasal konularda yapılan tüm başvurulara hürmetle ve ciddiyetle yanıt vereceğiz. Ancak ülkemizde ikamet eden Fethullah Gülen'in haklarını kullanmasına da karışmayız Amerika Birleşik Devletleri’nin Ankara Büyükelçisi Francis J. Ricciardone, Başbakan Tayyip Erdoğan 'ın Amerika'da yaşayan Gülen cemaati lideri Fethullah Gülen 'i şikayet etmesine ilişkin, ' Bize göre, yasadışı aktivite emareleri olmadıkça ülkemde yaşayan bir Türk vatandaşıyla ilgili konuşmak karşı karşıya olduğumuz gerçekten ciddi meseleler konusunda dikkatimizi dağıtır' dedi. Hürriyet'ten Cansu Çamlıbel 'e konuşan Ricciardone, Gülen cemaatinin iki kuruluşu olarak bilinen TUSKON ve Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı ile görüştüklerini belirterek, 'TUSKON, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırımların arttırılması konusunda Türk ve ABD hükümetlerinin resmi tutumunu paylaşan bir topluluk' ifadesini kullandı. Ricciardone'nin Cansu Çamlıbel'e verdiği söyleşinden satırbaşları şöyle: Seçim sonuçları size şaşırttı mı? Büyükelçilik içinde net bir rakamsal tahmin yapmadık. Ama Türk muhataplarımızın geniş bir spektrumdaki tahminlerini rapor ettik. Sonuçlara şaşırdığımızı söyleyemem. Zira tahmin aralığı çok genişti. ABD açısından seçim sonuçları ne anlama geliyor? Bütün demokrasilerde seçimler bankaların kendi kendilerine uyguladığı stres testi gibidir. Seçimler insanlara demokrasilerinin ne kadar sağlıklı ve diri olduğunu test etme imkânı sağlar. Testin sonuçlarına da halkın kendisi ve liderler karar verir. Samimi olmak gerekirse geçirdiğimiz seçim kampanyası sürecinde beni Türk-Amerikan ilişkilerinin üzerindeki etkisi nedeniyle endişelendiren iki şey oldu. İlki, Türkiye’nin dışarıda, özellikle de benim ülkemden görünüşü. Amerikalılar şunu kesinlikle anlayamıyor; bizim çok iyi dost ve müttefikimiz olan, birinci sınıf demokrasilerden oluşan Avrupa-Atlantik kulübünün bir üyesi olarak gördüğümüz bir ülkenin hükümeti nasıl olur da Twitter ve YouTube’a tümden yasak koyar. Seçim kampanyası sırasında Türkiye’nin uluslararası duruşuna verilen zararın etkileri hâlâ devam ediyor. Kongre’de tepki var, hükümette tepki var, bizim büyükelçiliğimizde var. Ben kişisel olarak bunların ne anlama geldiği konusunda kaygılıyım. Twitter’ın tekrar kullanıma açılmasına memnun oldum. YouTube üzerindeki engellemelerin de en kısa zamanda kaldırılmasını umut ediyorum. Seçim sürecinde sizi tedirgin eden iki nokta olduğunu söylediniz. Twitter yasağı dışındaki husus neydi? İkinci husus ise, seçim kampanyası sırasında ortaya çıkan Türkiye’nin içerideki sorunlarının dışarıdan kaynaklandığı üzerine kurulu yabancı karşıtı bir bakış. Şeffaflık, yolsuzluk, yönetişim gibi ciddi meseleleri Batı demokrasilerindeki olduğu gibi tartışmak yerine suni bir yabancı müdahalesine odaklanıldı. Biz ülkenizi temin etmek için ‘Başkan’ düzeyinde yapılacak her şeyi yaptık. Büyükelçilik olarak kimsenin iç politikanın taraflı sömürüsüyle Türk-Amerikan ilişkilerine zarar vermemesi için elimizden gelen her şeyi yaptık. Sizi anlıyoruz ve Türk demokrasisine çok saygı duyuyoruz. Karşılığında dostlarımızdan aynı saygıyı ve anlayışı bekliyoruz. 'ABD'deki faaliyetleriyle ilgili şüphe zemini varsa bakılır' Bahsettiğiniz yabancı müdahalesi odaklı komplocu bakış aslında Gezi’den beri gündemde, ancak 17 Aralık’tan itibaren hükümet yanlısı gazeteler sizi kişisel olarak olayların adresi gösterdi. Eğer Başkan düzeyinde Türk hükümetini temin ettiyseniz, neden bu bakış devam ediyor? Ülkemizde yaşayan Türk vatandaşlarının sizin iç siyasi tartışmalarınızda aktif olduğu doğru. Bu hayatın gerçeği. Sanıyorum o algının nedeni bu. Ama bizim Amerikan hükümeti olarak o Türk vatandaşlarının yurtdışındaki faaliyetleriyle ya da ülkenizdeki faaliyetleriyle hiçbir ilgimiz yok. Eğer sizin ülkenizle ilgili herhangi bir yasadışı konuyla bizim ülkemiz içinde şüphe edecek bir zemin sağlanırsa, o yasadışı faaliyete karşı adım atarız. İsimsiz kaynaklardan gelen ABD hükümetinin ve ABD Büyükelçiliği’nin müdahil olduğu yönündeki iddiaların hiçbir gerçeklik temeli yok. Biz o gazetelere açıklamalar gönderdik, hükümetinizi üst düzeyde bilgilendirdik. Bir editör ya da gazeteci bu kadar ciddi sonuçları olacak iddiaları basarken en azından bizim derhal gönderdiğimiz yalanlamaya da neden yer vermez? Bu tür siyasi motivasyon üretimi iddialar onları yayınlayan medya organlarının güvenilirliğini ciddi şekilde zedeleyebilir. Bu medya organları hükümete yakın olarak anlaşıldığı için Türkiye’nin dünyadaki itibarını da zedeler. O dönemki gerginliğini aşıp Türk hükümetiyle ilişkilerinizi tamamen onardığınızı söyleyebilir misiniz? Ben hiçbir zaman kişisel ilişkilerimin ya da resmi ilişkilerimizin onarılmaya muhtaç olduğunu hissetmedim. O yalan haberlerin yayınladığı günlerin hemen ertesinde bakanlarınız yoğun mesaileri arasında beni kabul ettiler. Bazı bakanlar kişisel kaygılarını iletti ve hükümetin partizan medyadaki haberlerini gerçek olarak kabul etmediğini söylediler. 17 Aralık operasyonu ile birlikte ortaya atılan eski bakanlar ve hatta Başbakan’ın aile fertlerini de kapsayan yolsuzluk iddiaları konusunda ne düşünüyorsunuz? Ben Türkiye’ye uzun vadeli bir perspektif üzerinden bakıyorum. Türkiye pek çok alanda çok ilerledi. Dünya standartlarında bir demokrasi için giderek gelişen bir farkındalık var. Biliyorsunuz, ‘denge ve kontrol mekanizması’ (checks and balances) dediğimiz şeyin önemi 1990’larda anlaşılmıyordu bile. Otoriterliğe karşı, ya da gizli grupların oluşumuna karşı ya da derin devlet denen yapılar içindeki yasadışı faaliyetlere karşı nasıl korunuruz? Bugün bunları tartışıyorsunuz. İyi bir idare istiyorsunuz ve talep etmeye devam ettiğiniz takdirde, bunu elde edeceğinize eminim. Bütün demokrasilerde böyledir; eğer elinizdekiyle tatmin olup en iyisini isteme azminizi kaybederseniz demokrasiniz ölümcül bir sarmala girer. 'Elimizde paralel devlet dedektörüyle gezmiyoruz' Siz ‘gizli grup’ ve ‘derin devlet’ ifadelerini kullandınız. Türk hükümeti ise ‘paralel devlet’ diyor. Görev yaptığınız 3 yılı aşkın süre içinde Türk devletinin içinde paralel yapılar tespit ettiniz mi? Biz elimizde bir paralel devlet detektörüyle gezmiyoruz. Bu kavram Amerikalıların anlayabileceklerinin çok ötesinde bir şey. Bunun ne anlama geldiğine karar vermek de, karşılığında ne yapılacağına karar vermek de Türklerin kendisine kalmış. Ne anlama geldiğini bize sizler söyleyeceksiniz. Biz de bu meseleyle nasıl başa çıktığınızı büyük bir ilgiyle takip edeceğiz. Biraz önce Ankara ile 17 Aralık sonrasında yaşadığınız sıkıntıların kökeninde Fethullah Gülen’in ABD’de yaşaması olduğunu ima ettiniz. Erdoğan Pensilvanya’da yaşayan Gülen’in iadesi konusunu Başkan Obama ile yaptıkları telefon görüşmesinde konuştuklarını söylemişti. Gülen’in Türkiye’ye iadesi masada mı? Beyaz Saray’ın 19 Şubat’ta gerçekleşen o telefon konuşmasıyla ilgili açıklaması net. Hatta konuşmanın içeriğine açıklama getiren başka bir açıklama daha yapıldı. Ben de o noktada bırakayım. Ama o telefon konuşmasında bir kez daha vurgulanan temel nokta şuydu; biz Türkiye’ye saygı duyuyoruz ve kesinlikle içişlerinize karışmayız. Elbette bu meselenin farkındayız. Evet hükümetiniz konuyu gündeme getirdi. Yasal konularda yapılan tüm başvurulara hürmetle ve ciddiyetle yanıt vereceğiz. Ancak ülkemizde ikamet eden Türk vatandaşlarının haklarını kullanmasına da karışmayız. 'Gülen'i değil, asıl önemli işleri konuşmak istiyoruz' Amerikan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Marie Harf geçen hafta sorular karşısında Gülen’i kastederek ‘O beyefendiyi unutun’ dedi. Bu ne anlama geliyor? Gerçekten de ‘bırakın bu işleri iki ülke arasındaki asıl önemli meselelere bakalım’ mı demek? Yoksa ‘Unutun, o artık dönmez’ mi demek? Ben de sözcümüz Marie Harf gibi iki müttefik açısından gerçekten önemli olan konulara odaklanmak isterim. Bize göre, yasadışı aktivite emareleri olmadıkça ülkemde yaşayan bir Türk vatandaşıyla ilgili konuşmak karşı karşıya olduğumuz gerçekten ciddi meseleler konusunda dikkatimizi dağıtır. ABD ile Gülen hareketi arasındaki ilişkiyi nasıl tanımlarsınız? Böyle bir ilişkimiz yok. Bizim devletlerle resmi ilişkimiz vardır. Türkiye Cumhuriyeti ile hükümetiyle ve kurumlarıyla ilişkimiz var. Demokrasi olduğunuz için de yasal muhalefetle, hukuka bağlı olarak kurulmuş topluluklarla ve sivil toplumla da düzenli iletişim halindeyiz. Gülen Hareketi’ne bağlı bazı sivil toplum kuruluşları olduğuna göre onlarla da ilişkiniz var demek olmuyor mu bu? Eğer TUSKON gibi iş dünyasını temsil eden gruplardan ya da Gazeteciler Yazarlar Vakfı gibi entelektüel topluluklardan bahsediyorsanız, evet onlarla görüşüyoruz. Bu gruplarla Amerika ve Amerikalılarla ilişkilerin geliştirilmesine ilgisi olan ve yasalara uyan gruplar olarak görüşüyoruz. Mesela TUSKON, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırımların arttırılması konusunda Türk ve ABD hükümetlerinin resmi tutumunu paylaşan bir topluluk. 'Güçlü bir devlet yolsuzluk iddialarına yanıt verir, yabancı komplonun üzerine atmaz' 17 Aralık operasyonu ile gündeme gelen yolsuzluk iddialarının öznesi olan devlet ve hükümet yetkilileri için cezasızlığın söz konusu olabileceği yönünde şüpheleriniz var mı? Ben bu iddialarının açıklığa kavuşturulacağını umuyorum. Ancak halkınızın beklentilerine karşı yanıtı ancak sizin kendi liderleriniz verebilir. Bu konuda ABD’nin sizlere desteğine güvenebilirsiniz. Hükümetin üst düzey yetkililerinden duyduğumuz kararlılığı da, Türk iş dünyasının ve sivil toplumunun bu alandaki yaptırımların arttırılması yönündeki taleplerini de destekliyoruz. Türkiye ancak bu şekilde 2023’te dünyanın en iyi 10 ekonomisi arasına girme hedefini gerçekleştirebilir. Seçim sonuçları hükümetin bugüne kadar iddia ettiği gibi yolsuzluk iddialarının gerçek dışı olduğu yönündeki söylemi meşru kılar mı? Gerçekten güçlü bir hukuk devleti, yabancı bir komplonun üzerine atmak ya da konuyu değiştirmeye çalışmak yerine bu ciddi iddialara yanıt vermek zorundadır. Sadece yasalara ve vatandaşlara sadık kalmak durumunda olan gerçekten bağımsız ve tarafsız hâkim ve savcılar bu ciddi iddiaları araştırmalı. Yasal olarak elde edilmiş kanıtlar varsa, güçlü bir hukuk devletinde bunlar açık ve net iddianamelere dönüşür. Yasal ve ahlaki gücünü vatandaşların güveninden alan savcılar da dava açar. 'Rüşvet ABD'li işadamları için olumsuz mesaj' 31 Mart’tan beri şu tartışılıyor; acaba Türkiye halkının önemli bir bölümü yolsuzlukları önemsemediği için mi Ak Parti’ye oy verdi? Bu demokrasi açısından sağlıklı ve gerekli bir tartışma. Bu tartışma bana Türkiye’nin AB standartlarından düşük bir idareyi kabul etmeyeceği yönünde umutlandırıyor. Ben ilişkilerimiz için kaygılanan bir yabancı olarak konuşabilirim. Biz Türkiye ile ticareti ve yatırımları arttırmaya çalışırken Twitter ve YouTube’u kapatmak gibi Türkiye’nin daha az çekici görünmesine neden olacak durumlar ortaya çıkınca hayal kırıklığına uğruyorum. Yolsuzluk iddiaları Türkiye markasına gerçekten hasar verdi. İki ülke arasında daha çok ticaret görmek isteyen bir yabancı olarak Türkiye’ye önerim; burasının Amerikan iş insanlarının da Türk yasalarının önünde eşit muamele göreceği ciddi bir ülke olduğunu güçlü bir şekilde gösterin. Rüşvet Amerikan işadamlarının baş edebileceği bir konu değil, çünkü kendi yasalarımıza göre bir suç. Umuyorum Türkiye bu yolsuzluk iddiaları nedeniyle zedelenen itibarını onaracaktır. Türkiye’yi tanımlarken ‘Birinci sınıf demokrasilerden oluşan Avrupa-Atlantik kulübünün bir üyesi’ gibi bir ifade kullandınız. Türkiye birinci sınıf bir demokrasi mi? Bunun için çalışmaya devam ediyorsunuz ve çalışmaya devam etmelisiniz. Türkiye’yi Twitter ve YouTube’un yasaklandığı bir ülke olarak düşünmek bizi üzüyor. Eğer devlet medyayı kapatmaya ya da engellemeye çalışırsa, gazetecileri tehdit eder ya da işten atarsa ya da siyasi destek veya muhalefet algılaması üzerinden işadamlarını ödüllendirir veya cezalandırırsa yükselen yeni nesillerinizin talep ve hak ettiği ülke olmazsınız. Birinci sınıf demokrasiler kamu görevlilerine karşı kızgın, adil olmayan, hatta terbiyesiz kelimeler kullansalar bile vatandaşlarının haklarını korur. 'Bazı tapeleri dinledim, çok rahatsız edici bir durum' Son aylarda sızdırılan tapelerle ilgili ne düşünüyorsunuz? Türkçeniz iyi, bizzat dinlediniz mi? Denk geldiğinde dinledim, zaten manşetleri ve gazetelerde yer alan deşifreleri gözden kaçırma ihtimaliniz de yok. Amerikalıların da yasadışı dinlemeler konusunda aynı Türkler gibi hissettiğini düşünüyorum. Bir kişinin özel yaşantısına izinsiz girilmiş ve özeli ihlal edilmişse hem kızarsınız hem yaralanmış hissedersiniz. Bu çok ürpertici bir durum. Telefon görüşmelerinin, en üst düzey hükümet yetkililerinin katıldığı toplantıların gizliliğinin korunamaması çok rahatsız edici. Biz kendi sistemimiz içinde yasal korunma talep ederiz, sadece bir savcı dinleme talimatı verebilir. Mahkeme kararı olmadan dinleme yapmak ABD’de çok ciddi bir suçtur. Normalde burada da öyle olmalı ama hükümet de geçtiğimiz yıllarda binlerce kişinin mahkeme kararı olmadan belli çevreler tarafından dinlendiğini kabul etti. Eğer savcılar o dinlemeleri yasal olarak talep etmediyse demek ki çok ciddi suçlar işlenmiş. Ya da eğer savcılar yasal yetkilerini kullanarak dinleme talimatı verdiyse, o halde bu kararlarını deliller temelinde savunmaya hazır olmalı. Demokratik bir hukuk devletinde savcılar sadece bağımsız değil aynı zamanda hesap verebilir olmalı. 'Biz diplomatlar dinlenebileceğimizin farkındayız' Türkiye’de kendi özel hayatınızın ihlal edildiğini, dinlendiğinizi düşündüğünüz oldu mu? (Gülüyor) Biz diplomatlar olarak ne söylersek söyleyelim birisinin bunu doğrudan ya da tahrif edilmiş bir biçimde elde edebileceğinin bilinci içinde yetiştiriliriz. O nedenle de daima dikkatliyizdir. Özel bir ortamda olduğumuzu düşündüğümüzde bazen daha az dikkatli olduğumuz da olur. 'ABD interneti yasaklamadı, Manning'i yargıladı' Suriye toplantısıyla ilgili dinlemenin sızdırılması üzerine Başbakan birkaç gazeteciyi adres gösterdi. Hükümete göre ulusal güvenlik söz konusu olduğu zaman ABD de çok ileri tedbirler alabiliyor. Wikileaks nedeniyle Bradley Manning’in aldığı ceza ve Snowden’ın durumu malum. Türk hükümeti bu benzetmede haklı değil mi? Mahkeme Bradley Manning’i gizli devlet sırlarına ihanetten suçlu buldu. Müebbet hapis cezasına çarptırıldı ve şu an cezasını çekiyor. Biz suçlunun peşinden gidiyoruz, suçlunun suçu işlemek için kullandığı aracın peşinden değil. Manning bu son derece ciddi suçu işlemek için yasal bir aracı, interneti kullandı. Biz interneti yasaklamadık, Twitter’ı, Facebook’u ya da YouTube’u yasaklamayacağımız gibi. Yayın organını yasaklamanın hiçbir manası yok. Onun yerine biz suçu araştırdık, şüpheliyi yakaladık, mahkeme yargıladı ve suçlu buldu. Manning’in ya da Snowden’ın çalarak yabancı taraflara açık haline getirdiği belgeleri yayınlayan ya da üzerine haber yapan Amerikan ve dünya medyasını yargılamadık ya da kapatmadık. ABD’deki bu iki olayla burada dinlemelerin Twitter ve YouTube üzerinde yayınlanması üzerine yaşanalar arasında büyük fark var. Türk devletinin de her devlet gibi şüpheleri ve suçu araştırıp şüphelileri deliller temelinde yargılama hakkı var. 'Türk ordusunu Suriye krizine sokmak için suni bahane üreteceklerine inanmıyorum' Seçimlerden birkaç gün önce sızdırılan Suriye toplantısıyla ilgili dinleme ABD standartlarında da vatana ihanet midir? Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun bu olaya ilişkin kamuoyuna açıkladığı hakikatleri ve anlamını sorgulamak için hiçbir nedenim yok. Ben ne olduğunu bilmiyorum, Dışişleri Bakanı ve sizin yetkilileriniz biliyor. Ama toplantının içeriğini biliyorsunuz değil mi? İddia edilen tartışmalarla ilgili haberleri gördüm. Bunların ne anlama geldiğine ilişkin yorum yapmayacağım. Suriye konusunda Türkiye ile aynı sayfada mısınız? Stratejik hedefler konusunda kesinlikle evet. Ama elbette çok farklı bir perspektifimiz var. 900 kilometrelik bir sınırda zorba radikallerle yaşıyorsunuz, bazıları sizin sınırlarınızdan geçip gidiyor. Suriye’deki top atışlarınızdan sizin topraklarınız etkileniyor. O nedenle de biz sorunu bazen farklı bir şekilde görüyoruz. Bu konuda beraber çalışmak için Washington’dan üst düzey yetkililer sık sık buraya geliyor. Daha geçenlerde özel temsilcimiz Danny Rubinstein buradaydı. Ordularımız arasında günlük bazda diyalog var. ‘Hedefler aynı, yaklaşımlar farklı’ dediniz. Türk hükümetinin yaklaşımının Suriye’deki cihatçıları güçlendirdiği yönünde kaygılarınız oldu mu? Daha önceleri yabancı savaşçıların Türkiye’den geçtiğini gördük. Bu bizi alarma geçirdi. Türk hükümeti de aynı kaygıları paylaştı. Bu sorun karşısında birlikte çalışıyoruz. ABD, Avrupa ya da diğer ülkelerden çıkış yapıp Türkiye üzerinden Suriye’ye geçecek bu tür kişilerin engellenmesi için sadece ikili çerçevede değil uluslararası çerçevede işbirliği yapıyoruz. Bu konularda kolay yanıtlar yok. Ama iki ülkenin de nihayetinde aynı şeyleri istediğini düşünüyorum. İki ülke de Suriye’ye bir askeri müdahale istemiyor. İki ülke de müdahale istemiyor diyorsunuz ama malum ses kaydından anladığımız Türk tarafı bu opsiyonu enine boyuna tartışmış. Hem de yakın zamanda. Elbette bütün hükümetler oradaki korkunç krizin ulusal güvenliğe, bölge barış ve istikrarına yönelttiği tehdidi de bununla nasıl baş edileceğini de tartışıyor. Askeri müdahale noktasında iki ülke arasında belirgin bir fark var mı? Ben o konuda gerçekten de aynı noktada olduğumuzu düşünüyorum. Hepimiz Türkiye’yi, ABD’yi, NATO’yu korumak için uygun araçları bulmanın mücadelesini veriyoruz. Elbette askeri yöntemlere de bakıyoruz ama kimse botlar yere değecek şekilde bir askeri müdahaleye taraftar değil. Türkiye de mi? Kuşkusuz Türkiye de. Dışişleri Bakanlığı da Genelkurmay da bununla ilgili yazılı açıklamalar yaptı. Bunların içeriği itibarıyla bizim bu konuya bakışımıza çok yakın. Türk ordusunu gereksiz bir şekilde Suriye krizine sokmak için Türk hükümetinin suni ya da yanlış bir bahane üreteceğine inanmıyorum. Terazinin bir kefesine Esad’ı, diğer kefesine de ona karşı savaşan cihatçıları koysanız hangisi ABD için daha büyük bir tehdittir? Bu tam bir güzellik yarışması oldu. Bizim hedefimiz de, dualarımız da şunun için; din adı altında adam öldüren köktenci katiller de, kendi halkını öldüren bir rejim de Suriye’nin geleceğini belirleyemesin. Suriye halkının aşırı uçtaki katillerle Esad arasında suni bir tercihle karşı karşıya bırakılmasını kabul etmiyoruz. Suriye için çoğulcu ve demokratik bir vizyonu olan başka bir seçenek olmalı. Bu nedenle de bu vizyonu paylaşan meşru muhalefeti ve savaşçıları destekliyoruz. 'Bu yaz buradayım, yerime isim belirlenmedi' Türkiye’deki görev süreniz bu yıl sona ermiyor mu? Amerikan büyükelçileri için süre sınırlaması yoktur. Başkan yerime birisini atamaya karar verdiğinde Beyaz Saray bunu duyuracaktır. Şu ana kadar yerime bir isim belirlenmiş değil. Yaz için hem çok çalışma, hem de tatil yapma planlarım var. Mavi tur planlıyorum, yine yüzerek Boğaz’ı geçmeyi planlıyorum. Ticareti ve yatırımları arttırmak için çalışmayı planlıyorum. Ve elbette cumhurbaşkanlığı seçimlerinizi büyük bir ilgiyle takip edeceğiz. O halde en azından cumhurbaşkanlığı seçimi tamamlanana kadar burada olduğunuz anlıyorum. Doğru mu? Size bir tarih vermeyeceğim. Benim belli bir görev sürem yok. Başkanın emrinde çalışıyorum. Burada olmaktan çok mutluyum. 'Barış süreci için Kürt liderleri cesaretlendiriyoruz' ABD’nin Türk hükümetinin geçen sene başlattığı barış süreci konusundaki turumu nedir? Kürtlerin demokratik özerklik hedefini destekliyor musunuz? Biz kesinlikle Türkiye’nin birliğini ve toprak bütünlüğünü destekliyoruz. Aynı zamanda -Kürtler, diğer etnik ve dini gruplar da dahil olmak üzere- herkesin ayrımcılığa uğramadan eşit ve birinci sınıf vatandaş olarak görüldüğü hak ve özgürlükleri de destekliyoruz. Hangi sebeple olursa terörist şiddetine karşı Türk hükümetinin ve Türkiye vatandaşlarının yanındayız. Kuşkusuz o kadar yıl dökülen kandan sonra barış sürecinin parlak vizyonunu gerçekleştirmek büyük erdem ve irade gerektirecek. Bu tarihi vazifenin tamamlanması için Türk hükümetini ve Kürt liderleri hem cesaretlendiriyor, hem de destekliyoruz. Bu yolda kendilerine başarı diliyoruz. 'Yeteri kadar düşmanınız var, dostlarınızı düşman ilan etmeyin' ‘Amerikan Büyükelçisi olarak arzum Türkiye’nin yüzde 100’ünün Amerika’yı kendi aileniz içinde hiddetli bir kavga sürerken şu ya da bu tarafı tutan bir dış güç olarak değil, dostunuz ve güçlü, değerli bir ortağınız olarak görmesi. Komşularınız arasında gerçek tehditler var. Hepimizin yeteri kadar gerçek düşmanı var, dostlarımızı düşman ilan etmeye ihtiyacımız yok.’T24
Birbirinden Komik 25 Samimiyetsiz Amerikan Güreşi GİF'i
Günümüzün en fazla tanınan profesyonel güreş federasyonu WWE yani; World Wrestling Entertainment'tır. Profesyonel güreş, diğer güreş türlerinin aksine bir 'eğlence sporu'dur yani, şovdur. Yapılan maçların, yaşanan olayların, konuşmaların tamamı, çok akıllıca tasarlanmış bir senaryonun ürünüdür ve sonuçları güreşçiler, senaryo ekibi ve bazı görevliler dışında kimse bilmez. Sporcular genellikle çok çalışkan kişiliklerdir ve haftanın büyük bir bölümününü ring içinde uygulamaları gereken hareketleri, senaryoları çalışmak için geçirirler. Fakat bu galerideki gif'lerin bazılarında durum biraz fazla abartılmış.İyi eğlenceler...
Türk Erkeklerinin İşini Zorlaştıran Evlilik Teklifi!
Türkiye’de bugüne kadar izlediğim en keyifli evlilik tekliflerinden birini sizinle paylaşmak istiyorum. Başrolde gerek uluslararası yarışmalarda aldıkları başarılarla gerekse ilginç mekanlarda sergiledikleri performansları ile dikkatleri üzerine çeken; Boğaziçi Caz Korosu var. Çiftin gözlerinin içine bakıp o mutluluğu görmek ve aynı zamanda Boğaziçi Caz Korosu’nun keyifli performansını dinlemek gerçekten de harika!
Evet, Senin Bebeğin Yüzebilir...
Çoğu ebeveyn bebeklerinin nasıl doğal bir yüzücü olduğunu fark edemezler. 6 aylık bebekler kollarını ve bacaklarını yüzme pozisyonunda kullanabilir. Yapılan araştırmalara göre bebekler dalma ve yüzme refleksini kullanabildikleri yerde su yutmuyor ve boğulmuyor. Ama bu demek değildir ki; insanların büyüdüklerinde yüzme eğitimine ihtiyacı olmasın. Bebek yürümeye başladığında kazayla suya düşerse hayatta kalabilir.
Reklam