onedio
Bebek ve Babasının Senkronize Egzersiz Hareketleri
Liliy Ann adlı dünyalar tatlısı bebekle, ona egzersiz hareketleri yaptıran babası karşınızda! Baba diyor ki, 'Bir şampiyon yetiştirmek bizim için çok önemli!' Bebekteki gayreti görünce bunun mümkün olabileceğini anlıyorsunuz :)
Venezuela Büyükelçisi'nden Deniz Gökçe'ye Yanıt
Venezuela Büyükelçisi Jose Gregorio Bracho Reyes, Akşam gazetesi yazarı Deniz Gökçe'ye, Venezuela hakkındaki yazıları nedeniyle yanıt verdi. Reyes, şiddet kullanılarak yapılan protestoların halkçı anayasayı faşistçe değiştirmeye çalıştığını vurguladı. Akşam gazetesi yazarı Deniz Gökçe, 14 Şubat 2014 tarihinde yazdığı 'En 'perişan zengin' ülke Venezüella!' ve 23 Şubat 2014 tarihinde yazdığı 'Petrol var ama enflasyon %305' başlıklı yazılarda, Venezuela'yı 'ideolojik siyasetin ekonomiyi nasıl perişan ettiğinin en güzel örneği' olarak nitelendirmişti. Venezuela Bolivar Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Jose Gregorio Bracho Reyes, Gökçe'nin bu iddiasına bir yazıyla cevap verdi. Büyükelçi'nin yazısının tamamını okurlarımızla paylaşıyoruz: Sayın Deniz Gökçe, Venezuela saygıdeğer bir ülkedir, Aşağıda, hizmetiniz karşılığı paranızı ödeyenler tarafından aldığınız emirler doğrultusunda, geçtiğimiz günlerde yayınlama görevi tarafınıza verilmiş olan bir dizi yalana açıklık getirecek bazı gerçeklerden bahsedeceğim. Komutan Chavez, sadece geleceğe mutluluk ve inançla bakan bir Vatan’ın yaratıcısı olmakla kalmadı, aynı zamanda, bugün itibariyle hiçbir zaman sahip olamadığı kadar çok güce sahip olan, 19. yy’da Simon Bolivar tarafından düşlenen ve önerilen Latin Amerika Birliği Projesi’nin de mimarı oldu. CELAC, UNASUR, ALBA, PETROCARIBE, BANCO DEL SUR ya da TELESUR ’un ne anlama geldiği hakkında bir fikriniz var mı? Hugo Rafael Chavez Frias gerçeği olmasaydı, bugün bu entegrasyon mekanizmalarının varlığından söz edemezdik. Aşikâr olan, sadece Başkan Chavez iktidara geldiğinde petrol fiyatlarının yerlerde olduğu değil (8 dolar), aynı zamanda emperyalist istihbarat teşkilatlarının marifetiyle OPEC’in de ağır yaralı bir organizasyon haline getirilmiş olmasıydı. Chavez sayesinde, OPEC’e yeniden can verildi ve değeri bu kadar yüksek olan, yenilenemeyen bir doğal kaynak adil fiyatlara ulaştırıldı. Diyorsunuz ki Venezuela’da “petrol halka dağıtılıyor” ve bununla bizi dünyaya ifşa ettiğinizi hatta bundan utanacağımızı düşünüyorsunuz. Aksine, herkesin refahını ve iyi yaşam koşullarını garanti altına almak için, petrolle üretilen zenginliği tabii ki vatandaşlarımıza paylaştıracağız. Aynı zamanda sizi temin ederim ki, Chavez öncesinde, yani IV. Cumhuriyet döneminde, Venezuela petrolünden elde edilen kazanç, sadece Venezuela elitlerinin yurtdışındaki banka hesaplarını şişirmeye hizmet etmekteydi ve 90’lı yıllarda Venezuela’da yoksulluk oranı %80 gibi utanılacak bir seviyeye erişmişti. Bununla beraber, nüfusun genelinin beslenememe oranı %21’i geçecek seviyeye dayanmıştı. Size bir takım rakamlar ve bilgiler vereceğim, çünkü gördüğümüz kadarıyla, konuştuğunuzdan ve de yazdıklarınızdan konuyla ilgili hiçbir fikriniz olmadığını anlıyoruz, zira Çağdaş Venezuela tarihini okuma zahmetinde bulunmamışsınız. Size ödeme yapanlar için önemli olan, tam bağımsızlığı mümkün kılacak tek yol olan sosyalizm ile yolu kesişmiş olan bir ülkeyle ilgili bir dizi fikir oluşturmaktır. Venezuela’da biz “petrol ekiyoruz” ve diğer birçok şeyin yanı sıra bahsettiklerimizin tümünü aşağıdaki örneklerde görmek mümkündür: •Venezuela’da okul öncesinden üniversiteye kadar eğitim-öğretim ücretsizdir. •Yaşları 15 ila 24 arasında değişten gençlerin % 79’u okumakta ve bunların % 67’si devlet okullarında öğrenim görmektedir. Bütün okullar yemekhaneye sahiptir. Bunun dışında öğrencilerin büyük bir kısmı burslardan veya devlet yardımlarından yararlanmaktadır. •15 yılda hükümet 58.236 devlet okulu inşa etmiştir. •Venezuela üniversiteye kayıt oranında tüm Latin Amerika’daki en yüksek kayıt rakamlarına ulaşan ikinci ülke konumundadır. Temel eğitim kayıt oranı ise % 85 olup, bu oran Venezuela’yı en yüksek kayıt olma oranına sahip ülkeler arasında beşinci sıraya yerleştirmektedir. •2005 yılında UNESCO Venezuela’yı kardeş Küba halkının işbirliği ve Devrimci Hükümetin etkili faaliyetleri sayesinde nüfusunun tamamı okur-yazar ülke ilan etmiştir. •Venezuela’da 1999 ile 2013 yılları arasında Sosyal Yatırım %62 oranında artmıştır. Dikkat edin “Sosyal Harcamalar”dan değil yatırımdan bahsediyoruz. •Venezuela’da kayıtlı olarak çalışmış olsun olmasın bütün yaşlılara emekli maaşı bağlanmıştır. Bu maaş asgari ücretin %60’ına tekabül etmektedir. On yılda üç yüz bin emekli sayısını neredeyse üç milyona dayanmıştır. •Çocuklarda yetersiz beslenme bugün % 3 oranının altındadır. •Doksanlı yılların sonunda skandal diye nitelendirebileceğimiz % 21’e dayanan yetersiz beslenme oranı bugün %3 oranında bile değildir. •Bebek ölümleri 1000’de 25’den, 1000’de 13’e düşürülmüştür. •Venezuela, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü tarafından (Roma, Haziran 2013) bölgede açlığa karşı en büyük çabayı gösteren ülke olarak tanımlanmıştır. •Nüfusun %96’sı içme suyuna erişime sahiptir ayrıca bu anayasal bir haktır. Suyun özelleştirilmesi kanunla yasaklanmıştır. •Sosyalist hükümet gelmeden önce Venezuela’da kişi başı et tüketimi yıllık 14 kilo iken bugün bu rakam kişi başı yıllık 44 kiloya çıkarılmıştır. •Sağlık hizmetleri tüm Venezuelalılar için ücretsizdir. •Devrimci hükümet idaresinde geçen 15 yılda 13.700 kamu sağlık merkezi kurulmuştur. 4. Cumhuriyet zamanında geçen 40 yıl süresince ise sadece 5000 merkez kurulabilmiştir. •Kayıtlı istihdam %62 oranına çıkmış, işsizlik oranı ise %9 ila %7 arasında değişmektedir. •Bolivarcı hükümet 2011 yılından günümüze kadar 549.608 konutu ücretsiz olarak ülke çapında bulunan dar gelirli ailelere vermiştir. •Fakat en önemlisi itibarımızı yeniden kazanmamız ve Venezuela’nın Latin Amerika’nın Entegrasyon Süreci'ne liderlik etmesidir; entegrasyon olmadığı takdirde bu, kısa zamanda “ABD'nin arka bahçesi” olması durumuna dönebilir. İnanın ki size devrimin birçok başarısını sıralamaya devam edebilirim ama ortaya koyduğum tablonun sizin parçası olduğunuz medyatik maskaralığa yeteceğine inanıyorum. Tabii ki Venezuela, politik olarak kutuplaşmış bir ülkedir. Biliyoruz ki birçok insan “Vatan Planı”mızı paylaşmayıp karşı çıkmaktadır, ancak siz dünyada böyle olmayan bir ülke biliyor musunuz? Kültürel veya politik olarak yekpare olan bir ülke tanıyor musunuz? Vatan Projemize karşı çıkanlar bugün -hiç olmadığı kadar- demokratik yollarla hoşnutsuzluklarını ifade edebilirler. Venezuela dünyanın en modern ve şeffaf seçim sistemine sahiptir. Bunu da ben söylemiyorum, Jimmy Carter söyledi. On beş yıllık dönem içerisinde girilen on dokuz seçimin, on sekizini bugün Nicolas Maduro’nun liderliğini üstlendiği ve temsil ettiği Sosyalizm Projesi kazanmıştır. Seçim süreçleri AB, MERCOSUR, BM, OAS ve Carter Center gibi uluslararası kuruluşlar tarafından gözlemlenmiş ve garanti altına alınmıştır. Bu size bir şey anlatıyor mu? Ayrıca Bolivarcı Anayasamız, halk tarafından seçilmiş herhangi bir kamu çalışanının hizmet süresinden önce geri çekilmesine olanak sağlamaktadır. Bu yüzden, şiddet kullanılarak yapılan protestoların asıl nedeni, huzur içinde yaşamak isteyen bir ülkenin anayasasınca şart koşulmuş düzeni faşistçe bozmak istemeleridir. Sayın Deniz Gökçe, ülkemizin imajını kötülemek amacını güderek yazdıklarınızın, ekonomik kaygılara bağlı olduğunu anlayabiliriz ama inanın bana, bunu spor yorumculuğu yaparak daha iyi bir şekilde başarabilirsiniz. Başka bir alana yoğunlaşın. Çünkü tüm dünya halkları gibi Türkiye Halkı da artık gözlerini açtı ve sizler gibi basın korsanları tarafından yapılan medya manipülasyonlarını önlemek için verilecek cevapları öğrendi. Venezuela Bolivar Cumhuriyeti Hükümeti, halkı, şahsım adına Devrimci selamlarımızı kabul ediniz. Saygılarımla Jose Gregorio Bracho Reyes Venezuela Bolivar Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi(soL - Haber Merkezi) 
Reklam
Oscar 'Selfie'si Rekor Kırdı
Gecenin sunucusu Ellen DeGeneres’in birçok ünlü yıldızla birlikte çektiği ‘selfie’ fotoğraf 2 milyondan fazla kere retweet edildi. Selfie kısa süre içinde tüm zamanların en çok paylaşılan tweet'i haline geldi. Bu rekor daha önce tekrar Başkan seçildikten sonra karısı ile kucaklaşan Barack Obama'nın fotoğrafına yer veren tweet'e aitti.
Kuzey Kore'den G. Kore-ABD Tatbikatına 'Füzeyle Yanıt'
Kuzey Kore, ABD-Güney Kore tatbikatına füze denemesiyle yanıt verdi. Güney Kore Savunma Bakanlığı yetkilileri, füzelerin Scud-C tipi olduklarını ve Güney Kore'de herhangi bir hedefi vurabilecek menzile sahip olduklarını söylüyor. Seul'deki yetkililer, Kuzey Kore'nin doğu kıyılarının açıklarına fırlatılan füzelerin havada 500 km mesafe katettiklerini de aktarıyor. Kuzey Kore geçen haftada benzer bir füze denemesi gerçekleştirmiş, dört füzeyi fırlatmıştı. Füze denemesi Pyongyang'ın Güney Kore ve ABD ortak askeri tatbikatına öfkesinin bir göstergesi olarak görülüyor. Her yıl düzenlenen ve Pyongyang tarafından 'savaş tatbikatı' olarak görülen askeri tatbikat bu yıl 24 Şubat'ta başladı. Nisan ayının ortasına kadar sürecek tatbikata binlerce asker katılıyor. Kuzey Kore geçen yılki askeri tatbikata da tepki göstermiş, tatbikat öncesinde üçüncü nükleer denemesini gerçekleştirmişti. Pyongyang'ın bu denemesine BM de varolan yaptırımların genişletilmesiyle yanıt vermişti. Bu yıl ise, iki Kore'nin ilişkilerinde yumuşama işaretleri görülüyordu. Geçen ay Kore yarımadasının bölünmesiyle birbirlerinden koparılan ailelerin biraraya gelmeleri için 2010 yılından bu yana ilk kez fırsat yaratılmıştı. Güney Kore Savunma Bakanlığı sözcüsü Kim Min-Seok, ''Kuzey, iki yüzlü bir tavır sergiliyor, bir yandan uzlaşma adımları atarken, diğer yandan pervasız provokasyonlara girişerek iki yüzlü bir tavır sergiliyor'' dedi. 1950-53 yılları arasındaki Kore Savaşı’nda ayrı düşen aileler 60 yılın ardından ilk defa geçen hafta tekrar görüşmeye başladı. 25 Şubat’a dek sürecek buluşmada Pazartesi günü itibariyle yaklaşık 350 Güney Koreli, Kuzey’deki aileleriyle Kuzey Kore’nin Kumgang Dağı’nda bir Pyongyang, aile buluşmalarını pazarlık unsuru olarak kullanmakla suçlanıyordu. Pyongyang’ın 2010 yılında Güney Kore’ye ait bir adaya ateş açması üzerine, aile birleşimleri askıya alınmıştı.BBC Türkçe
Reklam
Mesut Özil'le Ferrari'nin Kurucusunun İnanılmaz Benzerliği!
1988'de hayatını kaybeden Ferrari otomobillerinin üreticisi Enzo Anselmo Ferrari, Türk asıllı Alman futbolcu Mesut Özil'e olan benzerliğiyle dikkat çekiyor. İşin ilginç yönü ise Enzo Ferrari'nin ölüm tarihi olan 1988'in Mesut Özil'in doğum tarihi olması.CNN Türk
Kırım'dan Sonra Donetsk
İngiltere Dışişleri Bakanı Ukrayna'daki durumun 'Avrupa'nın 21. yüzyılda karşılaştığı en büyük kriz' olduğunu söyledi. Kırım'dan sonra Ukrayna'nın doğusundaki Donetsk de Rusya ile birleşmeyi tartışıyor.İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, Kiev'de temaslarda bulunuyor. Hague, BBC'ye yaptığı açıklamada, Ukrayna'daki karışıklığın Avrupa'nın 21. yüzyılda karşı karşıya olduğu en büyük kriz olduğunu söyledi. Rus birlikleri Kırım'dan çekilmezse bunun diplomatik ve ekonomik bedellerinin olacağını vurguladı. İngiliz bakan, uluslararası toplumun Rusya'ya sert tepki vermesi gerektiğini kaydetti. ABD ve Avrupa Birliği'nin Kırım'daki gelişmeler karşısında 'güçsüz kaldığı' yolundaki eleştirilere katılmadığını söyleyen Hague, Rus birlirleri üslerine dönmezse ellerinde birkaç seçenek olduğunu söyledi.  Kırım'dan sonra DonetskUkrayna'da Avrupa Birliği yanlısı yönetimin başa geçmesinden sonra Rusya sessiz sedasız ülkenin güneyindeki Kırım'da askeri varlığını artırınca dünya Kırım krizini konuşmaya başladı. Ama Ukrayna'da parlamentosuna Rus bayrağı çekmek isteyen başka yerler de var. Ülkenin doğusundaki özerk yönetim Donetsk'te de, Kırım'dakine benzer bir tartışma var. Parlamenterler özerklik statüsüne ilişkin referandum yapılmasını görüşürken, Rusya yanlısı birkaç bin kişi de hükümet binası dışında gösteri yapıyor. Interfax ajansına göre göstericiler 'Ruslar bizim kardeşimizdir' yazılı pankartlar taşıyor. Özerk yönetim cumartesi günü Kiev'deki yeni yönetimi tanımadığını açıklamış ve referandum çağrısında bulunmuştu. 1 milyondan fazla kişinin yaşadığı bölgede etnik Ruslar az bir farkla çoğunluğu oluşturuyor.            Rusya'ya kınamaDünyanın Gayrı Safi Millî Hasılası en yüksek ülkelerini kapsayan G7, Rusya'yı Ukrayna konusunda kınadı. Grup Soçi'de haziran ayında yapılması planlanan, Rusya'nın da üyesi olduğu, G8 zirvesiyle ilgili hazırlıkları da askıya aldı.ABD, Kanada, Japonya, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya'nın yaptığı ve Beyaz Saray'ın yayınladığı ortak açıklamada Moskova Ukrayna'nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü açık şekilde ihlal etmekle suçlandı.G7 Ukrayna'ya finansal desteğe hazır olduğunu da duyurdu. Uluslararası Para Fonu (IMF) heyeti de Kiev'de temaslara başladı. Yeni yönetime göre ülkenin önümüzdeki iki yıl için 35 milyar dolarlık mali yardıma ihtiyacı var.  Askeri yığınakAçıklama Rusya'nın Kırım'a asker yığmaya devam ettiği iddialarının ardından geldi. Ukrayna sınır muhafızları pazartesi sabahı Rus zırhlılarının sınırda konuşlandırıldığını söyledi. Rus gemilerinin de Sivastopol çevresinde olduğunu duyurdu. Muhafızlar Rusya'nın bazı bölgelerdeki cep telefonu ağını bloke ettiğini ileri sürdü.  Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, suçlamaları dikkate almıyor.Putin, ülkesinin ve Kırım ile Ukrayna'nın diğer bölgelerinde yaşayan Rusların çıkarlarını korumaya hakları olduğunu savunuyor.Rusya konuyu pazartesi sabahı Çin ile görüştü. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Çinli mevkidaşının görüşlerinin Moskova ile örtüştüğünü söyledi.Ukrayna'da göreve başlayan yeni hükümet ise Rusya'yı savaş ilan etmekle suçluyor. Ukrayna olası bir savaş için hazırlıklara başladı. Yedek askerler göreve çağrıldı.Başbakan Arseniy Yatsenyuk krizin Ukrayna'yı felaketin eşiğine getirdiğini söyledi.Rus Dışişleri Müşteşarı Grigory Karasin ise Ukrayna ile savaş istemediklerini söyledi. Karasin'e göre parlamentonun askeri müdahaleye verdiği onay Moskova'nın niyeti konusundaki ciddiyetini gösteriyor.Hisseler düşüyorUkrayna'daki kriz Rusya'yı ekonomik anlamda etkilemeye başladı. Avrupa'nın doğalgaz ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayan Gazprom hisseleri yüzde 11.7 oranında düştü.Sberbank ve VTB bankalarının hisseleri de yüzde 11 ile 11.4 oranında azaldı.Rus Merkez Bankası faiz oranlarını yüzde 5.5'ten 7'ye çıkardı.Rusya'nın para birimi Ruble de dolar ve euro karşısında en düşük seviyesine geriledi. Dolar kuru 61 kopeyka (kuruş) yükselerek 36,50; Euro kuru ise 92 kopeyka yükselerek 50,30 ruble oldu.Diplomasi hızlanıyorUkrayna'da krizin hızla tırmanması diplomasi trafiğini yoğunlaştırdı. NATO pazar günü olağanüstü toplandı. Avrupa Birliği dışişleri bakanlarının pazartesi günü Brüksel'de toplanması bekleniyor.ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin de salı günü Kiev'de görüşmeler yapması bekleniyor.Ukrayna gerilimi Soğuk Savaş'tan bu yana Batı ile Rusya arasında yaşanan en büyük çatışma olarak değerlendiriliyor.Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar
25 Yılını İki Dakikaya Sığdırdı
Fotoğrafçı ve öğretim görevlisi Karl Baden, tam 25 yıl boyunca kendi fotoğrafını çekmiş. Selfielerin en büyük özelliği, her sabah aynı yerde, aynı saatte, aynı ışıkta ve aynı fotoğraf makinesiyle çekilmiş olması.İki dakikalık video, YouTube'da yayınlanıyor ve oldukça ilgi çekiyor. Görsel malzemeleri toparlamanın biraz zaman aldığını söyleyen Baden, ‘Bu projeyi ne zamana kadar sürdüreceksiniz?' sorusuna ‘Ne zaman ölürsem' diyerek karşılık veriyor.
Reklam
Jennifer Lawrence Geleneği Bozmadı!
Dünyaca ünlü oyuncu Jennifer Lawrence, bu seneki Oscar töreninde de düştü. Geçen yıl gerçekleşen Oscar Ödülleri töreninde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü almak için sahneye çıkarken düşen Jennifer Lawrence, bu akşam yine aynı olayı yaşadı. American Hustle (Düzenbaz) filmiyle “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” adayı olan Lawrence, kırmızı halıda yürürken etrafı selamladığı sırada bir anda dengesini kaybetti. Güzel oyuncu,önünde yürüyen kadına tutunarak toparlamak istese de pek başarılı olamadı.Milliyet
Türkiye'de Yılın Oscar Ödülleri  #TürkiyeninOscarları
Akademinin verdiği Oscar ödüllerinin sahibini bulmasıyla bir heyecan daha sona erdi. Leonardo Di Caprio yine Oscar alamadı maalesef. Onedio olarak biz de bu yıl Türkiye Oscar ödüllerinin birincisini vermeyi uygun bulduk. İşte her kategoride titiz bir değerlendirme sonrası ödülü kucaklayan kişi ve yapımlar.
Onur Yaser Can'ın Annesi İntihar Etti...
“Gözaltında çırılçıplak soyuldum. Duvara yaslanmamı söylediler... Bir süre çömeltilerek bekletildim. Bu süreçte ağlayan, polislere yalvaran bir kişinin sesi dinletildi, tokatlandım, sözlü olarak aşağılandım. Polislerden biri beni telefonla emniyete çağırdı ve önceki ifademden farklı bir ifade imzalattılar. Muhbirlik yapmam söylendi' Onur Yaser Can karakolda yaşadıklarını arkadaşlarına bu şekilde anlattı. Ardından karakola tekrar çağrıldı. Ancak o çırılçıplak soyularak işkenceye maruz kaldığı karakola gitmek yerine, çırılçıplak soyundu ve kendini evinin camından attı. Genç mimar 23 Haziran 2010'da 28 yaşında hayata gözlerini yummuştu. Annesi Hatice Can ise dün yani 2 Mart 2014'te intihar ederek yaşamına son verdi. Can uzun süredir psikolojik destek alıyordu. Onur Yaser Can'ın hikayesi Onur Yaser Can, İstanbul’da yaşamını sürdürürken, esrar satın aldığı gerekçesiyle, Harbiye’de 2 Haziran 2010’da, İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı. Onur Yaser’i yakalayan polis, kolayca tespit edebilecekleri uyuşturucu satıcılarını bilerek yakalamadı. Avukat bulundurulmadan ifadesi alınan Yaser Can'ın ailesinin telefon numarası üzerinde olduğu halde onlara da haber verilmedi. Zorla yakalanmış olmasına karşın, yakalanma anındaki bedensel, ruhsal sağlık durumunun saptanması için 'Giriş Doktor Raporu' yasal zorunluluk olmasına rağmen alınmadı. Savcının gözaltı kararı olmamasına, gözaltına alınmayan şahısların nezarete dahi konulması yasal olarak yasak olmasına karşın; Onur Yaser nezarete alınarak çırılçıplak soyuldu, işkence ve cinsel istismara maruz bırakıldı. Sorgu sırasında acı içinde polislere yalvaran genç bir insanın sesi dinletilen Yaser, hakarete uğradı, tokatlandı, muhbirliğe zorlandı. İşkence sonrası alınan 'Çıkış Doktor Raporu' için yapılan muayene 'hukuk' ayaklar altına alınarak işkence şüphelisi polisler huzurunda yapıldı. Rapor, 'Yakalama ve Gözaltına Alma Yönetmeliği'ne ve 'İstanbul Protokolü'ne aykırı biçimde hukuk dışı olarak düzenlendi. Savcının salıverilmesi talimatına karşın 'Çıkış Doktor Raporu'ndan sonra işkence şüphelisi polisler tarafından tekrar emniyete götürülüp bir süre daha tutuldu. Polisler tarafından düzenlenen ve Onur Yaser'e işkenceyle imzalatılan ifade tutanaklarından salıverilmesi sırasında hiçbir suret verilmeyerek, kendisini şüphe altında hissetmesi sağlandı. Söz konusu ifade ve tutanaklar planlanmış bir şekilde değiştirilmek istendi. Onur Yaser yakalandığı gecenin hemen ertesi günü, 3 Haziran 2010 tarihinde, telefonla aranarak imzaladığı ifade ve tutanaklarda 'Tarih hatasının düzeltilmesi' hilesi ile ikinci kez emniyette çağrıldı. Emniyete gittiğinde, ifadesine bazı eklemeler yapıldı. Loş, karanlık bir ortamda korkutulup, tehdit edilerek yeni ifade ve tutanaklar imzalatıldı. Ancak yeniden zor ve tehditle imzalattırılan ifade ve tutanaklardan da birer suret verilmeyerek kendisinin yine şüphe altında kalması sağlandığı gibi, üzerinde yakalanan esrar maddesini satın aldığı kişinin telefonunu, kim veya kimlerden öğrendiğini hâlâ söylemediği için, 20 gün boyunca tahsis edilen bir polis ekibi tarafından adım adım fiziki olarak izlendi, telefonu dinlendi. Onur Yaser, bu gelişmelerden sonra çok fazla tedirgin olarak avukata başvurdu. İfadesinin ve imzaladığı tutanakların birer örneğini almak için emniyete giden avukatına 'Dosya üzerinde gizlilik kararı var' gerekçesi ile ifadesi ve tutanaklar yine narkotik polislerince verilmek istenmedi. Avukatın ısrarı, yazılı dilekçe vermek ve müdürleri ile görüşmek istemesi sonucunda ifadesi ve 'Madde Tartım Tutanağı’nı verdiler. Ancak iki kez alınmış olan ifade tutanağında, ifadeyi alan komiser vekili polis memurunun imzası bulunmamaktaydı. Üstelik yakalanmış bir şahsın aynı konudan ilgili Cumhuriyet Savcısı'nın yazılı talebi olmadan tekrar yakalanamayacağı, ifadesinin alınamayacağı yasal bir gereklilik olmasına rağmen, avukatına müvekkilinin yeniden ifadesinin alınacağını söyleyerek Onur Yaser’i, üçüncü kez ifade vermesi için narkotik şubeye çağırdılar. ÇIRILÇIPLAK İŞKENCE EDİLDİĞİ KARAKOLA YENİDEN GİTMEK YERİNE İNTİHAR ETTİ Onur Yaser 3. kez ifadeye gideceği veya tekrar yakalanabileceği ihtimalinin olduğu günün akşamında, 23 Haziran 2010 saat 22.00 civarında, kendisini, oturduğu apartmanın 3. katındaki evinde, odasının penceresinden çırılçıplak bir halde attı. Atladığında hayatta olan Yaser, ambulansın geç gelmesi, götürüldüğü ilk hastanenin başka hastaneye sevk etmesi ve ikinci hastanede de zamanında müdahale edilmemesi sonucu hayatını kaybetti. Arkadaşları, Onur Yaser’in gözaltına alındıktan sonra yemeden içmeden kesildiğine, ürkek, tedirgin bir halde olduğuna, suskunlaştığına, iş konsantrasyonunun ve psikolojisinin bozulduğuna tanık oldular. Onur Yaser, arkadaşlarına anlattığı ve yaşamına son verme girişiminden bir gün önce kendi el yazısı ile yazdığı ve yarım kalmış olan nota göre, savcının 'serbest bırakın' talimatına rağmen emniyette çırılçıplak soyuldu, hakarete uğradı, başkaları hakkında ifade vermeye zorlandı. Ölümünden bir gün önce konuştuğu bir arkadaşına ise şunları anlattı: 'Gözaltında çırılçıplak soyuldum. Duvara yaslanmamı söylediler. Öksürtüldüm, bir süre çömeltilerek bekletildim. Bu süreçte ağlayan, polislere yalvaran bir kişinin sesi dinletildi, tokatlandım, sözlü olarak aşağılandım. Polislerden biri beni telefonla emniyete çağırdı ve önceki ifademden farklı bir ifade imzalattılar. Muhbirlik yapmam söylendi.' Arkadaşı, dosyadaki ifadesinde, 'Benimle konuşurken zorlanıyordu, hüngür hüngür ağlıyordu. Söyledikleri zor anlaşılıyordu. İfadeyi imzalaması konusunda tehdit edildiğini söyledi' dedi. Yaser'in anne ve babası Hatice-Mevlüt Can, yaşamına son verme girişiminde bulunmadan bir kaç saat önce başının belada olduğunu, kendilerinden İstanbul'a gelmelerini istediğini ve kendilerinin Saat 03.00 sıralarında İstanbul’a ulaştıklarında oğullarının artık hayatta olmadığını anımsattı. Aile adalet arama süreçlerini şöyle anlattı: 11 AY SÜREN DURUŞMADA İŞKENCECİLERE TAKİPSİZLİK 'Oğlumuzu kaybettiğimiz gün polisler hakkında, suç duyurusunda bulunarak, Oğlumuza, işkence yaptıkları, cinsel istismar yaptıkları ve insanlık dışı bir psikolojik baskı altında tuttukları için ölümüne neden olduklarını belirttik. Şişli Etfal Eğitim Araştırma Hastanesi, Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi ve İstanbul 112 İl Ambulans Servisi Başhekimliği görevlileri hakkında da geç müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulunduk. Polisler hakkındaki soruşturma Fatih Cumhuriyet Savcılığı'nda yaklaşık 11 ay sürdü. Bu sürede, soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısı üç kez değişti. Dosyanın İEM bilgisayar image kayıtları hakkında gizlilik kararı konulmasına rağmen, dosyanın tümünde gizlilik kararı varmış gibi, image kayıtlarının dosyaya ithali tarihi itibariyle, dosyanın devamına avukatların erişmesi uzun süre engellendi. Savcılığın isteği üzerine, ancak talebimizin aksine nezaret odası kameraları değil de yalnızca emniyetin giriş çıkış kameralarını inceleyen bilirkişiler, Onur Yaser’e işkence, cinsel istismar ve kötü muamele yapıldığına ilişkin bir kayda rastlamadıklarını belirtti. Soruşturmayı tamamlayan Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş bilirkişilerin bu raporu üzerine, 4 polis hakkında işkence suçundan takipsizlik karar verdi. Savcı, 'Soyut iddialar dışında, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğini' belirtti. Ancak aynı kararda Narkotik Müdürlüğü bilgisayarlarının imaj kayıtları dikkate alınarak, iki polis hakkında ise resmi belgede sahtecilik suçundan fezleke düzenlendi.' Onur Yaser Can Davası: Polislerin İşkenceden Değil Evrakta Sahtecilikten Yargılanmasına Aile Tepkili Tarih 23 Kasım 2012. Onur Yaser Can cinayeti davası duruşması. Baba Mevlüt, anne Hatice ve kardeş Ezgi Sevgi de duruşmada dinleniyor. Duruşma tam 4 ay sonrasına erteleniyor. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'Evrakta sahtecilik' suçundan yargılanan Narkotik Şube Müdürlüğü'nde görevli polisler Soner Gündoğdu ve Salih Bahar duruşmaya katılmazken, avukatları hazır bulundu. Duruşmada, ailenin müdahil olma talebi kabul edlidi. Daha önce Beyoğlu Adliyesi'nde nöbetçi mahkeme, gözaltında işkenceyle ilgili takipsizlik kararı vermişti. Bu davada mahkeme işkence davasını Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verdi. Ailenin avukatı Ercan Kanar, dosyanın işkence davası olduğunu, ailenin de bu yönlü talebi olduğunu belirterek, şikayetlere rağmen polisler hakkında resmi belgede sahtecilikle ilgili dava açıldığını söyledi. Kanar, polislerin bir kişinin ölümüne sebep olduğunu belirterek evrakta sahtecilik işleminin de iki kişi tarafından yapılmadığı konunu araştırılması için bilgisayarların teknik üniversiteye gönderilerek bilirkişi raporunun incelenmesi yapılmasını istedi. 'CİNSEL SALDIRIYA MARUZ KALDIĞINDAN EMİNİM' Davaya ilişkin konuşan Onur Yaser Can'ın annesi Hatice Can, 'Yol katedebilmek istiyoruz. Belli bir noktaya geldik. Belgede sahtecilik yapmaktan iki polis memuru yargılanıyor, ama bu sürecin içinde sadece iki kişi yok. Hepsinin yargılanmasını istiyoruz' dedi. Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi'nin, işkence ile ilgili soruşturmada takipsizlik kararı verdiğini ve itiraz ettiklerini hatırlatan Hatice Can, İstanbul Valiliği'nin soruşturma izni vermediğini söyledi. Can, tekrar İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz ettiklerini belirterek, 'Mahkeme valiliğin kararını bozdu. Cumhuriyet savcılığının dava açmasını bekliyoruz' dedi. Hatice Can, şöyle konuştu: 'Çocuğumun el yazma notunda nasıl işkence gördüğü var. Çırılçıplak soymuşlar, yere çöktürmüşler, çırılçıplak halde duvara yüzü dönük şekilde saatlerce bekletmişler, sürekli ağlayan ve yalvaran bir çocuğun sesini dinletmişler. Bunlar polislerin savcılıkta verdiği ifadelerde de var. 28 yıl boyunca bebekliğinden itibaren ailesinden tek bir kötü ses duymadan, bir fiske dahi vurulmadan büyütülen mimar, müzisyen, heykeltraş, bir genci çırılçıplak soymak, ince arama yapmak, aşağılamak, bu başlı başına bir cinsel tacizdir. Ki bu arada cinsel tacize girebilecek neler yaptıklarını bilmiyoruz çünkü hala kamera kayıtları yok. Bu ülkenin en küçük karakolunda dahi kamera kayıtları var deniliyor, nasıl İstanbul gibi bir kentin Narkotik şubesinde sorgu sırasında çekilen kamera görüntüleri yok. Ben oğlumun cinsel saldırıya maruz kaldığına eminim.' 'DEVLET POLİSİNİ KORUYOR' Baba Mevlüt Can da devletin kendi polisini korumaya çalıştığını söyledi. Can, şunları belirtti: '250. maddenin polislere verdiği geniş yetkiden kaynaklanıyor sanırım bu keyfiyet. Yoksa bizim oğlumuz ne intihar edecek, ne kendini atacak bir çocuktu. Hayatı çok seven bir çocuktu. Ona işkence yapanların eline bir daha geçmemek için canına kıyıyor. Olan bu.' Kardeşi Ezgi Sevgi Can ise ağabeyi için mücadele edeceklerini dile getirdi, 'Onu düştüğü yerden kurtaracağız' dedi. Ezgi Sevgi Can, 'evrakta sahtecilik' davasının, ağabeyine yapılan psikolojik işkencenin kanıtı olduğunu söyledi ve ekledi: 'Ama bunun ötesinde fiziksel ve cinsel işkence var. Bunun da peşinde koşacağız.' Onur Yaser Can Davasında Karar: 2 Polise 2 Yıl 6 Ay Hapis Cezası Verildi Tarih 16 Mayıs 2012. Dava karara bağlanıyor. Sanık polisler işkenceden değil 'delil karartma'dan 2 yıl hapis cezası alıyor. Onur Yaser Can'ın polis baskısıyla bulanıma girerek intihar etmesinin ardından iki polis hakkında açılan 'delil karartma' davası İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde karara bağlandı. Karar duruşmasında sanık polisler ve Onur Yaser Can'ın ailesi ve arkadaşları katıldı. Mütalaa üzerine söz alan Avukat Ercan kanar, resmi evrakta sahtecilik yaptıkları sabit olan Narkotik Şube Müdürü Cengiz Melbeyoğlu ve Komiser Hakan Aydın ile polis memurları Muhammet Ongun, Şükrü Velioğlu, Yunus Başay ve Onur Ülker ile ilgili mahkemenin suç duyurusunda bulunmasını talep etti. Av. Kanar, 'Resmi evrakta sahtecilik gibi görünse de, söz konusu olay bir insan hayatını yok etmiştir. Bu tür suçların bir daha işlenmemesi için, insan haklarına dayalı bir hukuk devleti bakımından mahkemenizin suç duyurusunda bulunmasını önemli buluyoruz' dedi. Av. Kanar, cezanın üst sınırdan verilmesini ve indirime gidilmemesini istedi. Sanık avukatları ise polislerin resmi evrakta sahtecilik suçunu işlemeye kast etmediği yönündeki iddialarını tekrarlayarak beraat istedi. Sanık avukatı Ahmet Baran Akkaya, Onur Yaser Can'ın gözaltında yaşadıklarını anlattığı intihar notunun sahte olduğunu iddia etti. Sanık Soner Gündoğdu ise hala ekip şefi olarak görevi başında bulunduğuna dikkat çekerek, beraat talebini yineledi. Mahkeme, Salih Bahar ve Soner Gündoğdu’nun resmi evrakta sahtecilik yaptığına hükmederek alt sınır olan 3 yıl hapis cezası verdi. Ancak, mahkeme, duruşmalardaki 'iyi hal' gerekçesiyle cezada indirime gitti. Polis memurları evrakta sahtecilik yüz kızartıcı suç kategorisinde olduğu için polis memurluğu yapamayacak. AVUKAT KANAR'DAN KARARA TEPKİ Kararı değerlendiren Av. Ercan Kanar, indirim yapılmasını ve alt sınırdan ceza verilmesini kınadı. Av. Kanar, söz konusu resmi evrağın başka bir soruşturmada kullanıldığına dikkat çekerek, TCK 205. maddeden de cezalandırılmaları gerektiğine dikkat çekti. Av. Kanar, 'Yargı, kamu görevlilerinin işlediği suçlarda yeterince cesur davranmıyor' diye konuştu. Öte yandan, Onur Yaser Can'ın gözaltına alındığında kötü muamele, işkence ve cinsel istismara maruz kalmasıyla ilgili iç hukuk yolları tükendiği için aile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitmeye hazırlanıyor. Hıdır Tok | Başkahaber
Reklam
Duvardaki Sanat Gerçek Olunca
Banksy tarzı dünya çapında tanınabilir.Ancak, sanatçının gerçek kimliği bilinmez kalır. Fotoğrafçı Nick Stern fotoğrafları bu dizi Banksy görüntülerini ile yeniden onun stiline saygı öder.
Samsung Akıllı Saatinde Neden Android'i Terk Etti?
Nesnelerin interneti kavramının önümüzdeki dönemde çok büyük ilgi görmesi bekleniyor. Bunda hem internet kullanma alışkanlığının yaygınlaşması, hem kullanıcıların talepleri, hem de firmaların bu talepleri karşılamak için adeta birbirleri ile yarışa girmesinin etkisi büyük. Şu sıralarda bu alandaki en gözde ürünler ise saat ve bileklikler. Google işe gözlükle başlamış, Apple’ın iWatch’u da henüz tam anlamıyla resmiyet kazanmamış olsa da, Pebble ile başlayan akıllı saat yarışında diğer pek çok firma kendi alternatiflerini piyasaya çıkardı veya çıkartmaya hazırlanıyor. Samsung da akıllı telefonu Gear ile bu alana bir giriş yapmış fakat beklentilerin uzağında kalmıştı. Nisan ayı gibi Gear 2’yi çıkartmaya hazırlanan Samsung, bu kez hedefi ıskalamamak için daha doğru adımlar atmaya çalışıyor. Bu konudaki ilk büyük hamlesi de Android’i terk etmek oldu. Peki Samsung’un Android’i terk etmesinin asıl nedenleri ne? Anımsayabileceğiniz gibi Samsung Gear’in önemli özelliklerinden biri Android işletim sistemine sahip olmasıydı. Samsung, Android’siz Gear 2’nin biraz daha hızlı bir işlemciye ve daha uzun bir pil ömrüne sahip olacağını duyurdu. Her ne kadar Android, Samsung’un akıllı telefon pazarındaki göz ardı edilemez başarısına büyük katkı sağlamış olsa da, aynı performansı akıllı saat konusunda yakalayamayınca yeni Gear’in işletim sistemininin Tizen olmasına karar verildi. Intel, Orange ve NTT gibi diğer firmaların da akıllı saat konusunda tercih edeceğini duyurduğu Tizen ile Samsung’un iş birliğinin çok iyi bir başlangıç yapamadığını da söylemek gerekiyor. Tizen’in ürün takviminde gerçekleşen gecikmeler Samsung’un da Gear 2 ile ilgili planlarını biraz değiştirmesine neden olmuştu. Buna rağmen Samsung’un Android yerine Tizen’i tercih etmesinin iki önemli nedeni var gibi görünüyor. Bunlardan ilki her ne kadar çok iyi bir iş birliği yürütüyor olsalar da, tüm yumurtaları aynı sepete koymak yerine çözüm ortaklarını çeşitlendirmek istemesi. Tizen tercihi birlikte Google ile ilgili olası bir sorun olsa bile en azından bu akıllı telefon ve tablet dışındaki ürünlere sıçramamış olacak.Diğer yandan Android öncelikli olarak akıllı telefon ve tablet gibi, daha fazla işlem gücü sağlayabilecek cihazlar göz önünde bulundurarak geliştirimiş bir işletim sistemi. Gear’de görüldüğü gibi diğer akıllı cihazlar da ise henüz istenen performansı gösteremeyebiliyor. Samsung da Tizen tercihi ile birlikte bir yandan Android’in diğer akıllı cihazlar için daha iyi performans göstermesini beklerken vakit kaybetmemiş ve rekabette geride kalmamış olacak.WEBRAZZİ
Reklam
Sarıgül Vatandaşa Yumruk Attı mı?
CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Sarıgül, Feshane'de düzenlenen 'Trabzon Günleri'ne katıldı. Konuşması sırasında protestoyla karşılaşan Sarıgül, salonda çok çirkin bir davranışta da bulunarak bir kişiyi yumrukladı.CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Sarıgül'den çirkin hareket... O ADAM KONUŞTU Sarıgül'ün yumruk attığı emekli Mustafa Suver: CHP'li bir kadın bana küfretti, sonraysa... Mustafa Sarıgül'ün darp ettiği emekli Mustafa Suver isimli vatandaş, ilk önce CHP'li bir kadının kendisine küfür ettiğini sonrasında ise Mustafa Sarıgül'ün yumruk attığını söyledi. CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Sarıgül, Trabzon Günleri'nde konuşurken Başbakan'ı eleştirince yuhalandı. Buna öfkelenen Sarıgül, kendisine tepki gösteren Mustafa Suver isimli bir emekliyi yumrukladı. Öfkesine hakim olamayan Sarıgül, bu hareketi gerçekleştirirken karşısında kalp hastası bir emekli olduğunu hesaba katmadı. ÖNCE CHP'Lİ KADIN SONRA SARIGÜL Sarıgül, düşünmeden yaptığı bu kalp hastası olduğunu ve kısa bir süre önce by-pass operasyonu geçirdiğini belirten Suver yaşadıklarını bir bir Yeni Şafak'a anlattı. İlk önce CHP'li bir kadının kendisine hakaret ettiğini daha sonra Sarıgül'le karşılaştığını söyledi. İŞTE SARIGÜL'ÜN SALDIRISINA MARUZ KALAN EMEKLİNİN ANLATTIKLARI CHP'liler Feshane'ye girdikten sonra 'Başbakan Sarıgül, Hırsız Tayyip' şeklinde slogan attı. Ben de tepki gösterince CHPli bir bayan bana hakaret etti. Bayan bana hakaret edince polis beni geri çekti. Diğer standın arkasından dolaştım. Bu sefer Sarıgül'le karşı karşıya geldik. O'na 'Esas hırsız sizsiniz. Siz benim liderime hırsız diyemezsiniz. Senin liderin sana hırsız dedi sen şimdi el aleme saldırıyorsun' diye tepki gösterdim. Sarıgül önce elimi tutarak sıkmaya başladı.Sonra kafama vurdu. İşte izi belli. Sonra da korumaları da saldırdı. İki koruması benim ellerimi arkaya doğru bağlayarak biz memuruz dedi. Onların memur olmadığı belliydi. Daha sonra polisler araya girdi. Olayın ardından polisler beni çembere aldı. Davayıcım dediğim halde beni karakola götürmediler. Sarıgül'le bir derdim yok. Ancak Başbakan'a hırsız diye slogan atılınca kendimi tutamadım. Sarıgül‘e ‘Erdoğan‘ şoku! Akşam
Yaratıcılıkta Çığır Açan 22 Efsane Boz Baykuşlar Pankartı
Bir alt lige bir arkadaşa bakmak için düşen takım İBB'nin taraftar grubu Boz Baykuşlarsız tribünler biraz renksiz, biraz tatsız gibi.HAYDİ BEYLER ÇIKIN, DIŞARIDA BEKLİYORUZ ...SİZİNLE BANK ASYA ÖDÜLDÜR BİZE, SİZSİZ ŞAMPİYONLAR LİGİ BİLE SÜRGÜN SAYILIR.
Reklam