Onur Ünlü: "Sinema Yok Olacak"
Yönetmen Onur Ünlü ile artı 18 yaş sınırlaması ile gösterime giren yeni filmi 'İtirazım Var’ı konuştuk. Ünlü, 'İtirazım Var' ile yaşadığı süreci, Türk sinemasını, sinemanın geleceğini ve yeni projelerini Al Jazeera Türk’e anlattı. Onur Ünlü, son filmi ‘İtirazım Var’a yaş sınırı (+18) geldiği günün ertesinde İstanbul Film Festivali’nden ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü kazandı. Yaş sınırı her an +15’e düşürülebilir. Başrolde boks yapan, antropoloji okumuş, bağlama çalan bir imamı oynayan Serkan Keskin de aynı festivalde ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü aldı. Denetleme Kurulu birkaç gün içerisinde yaş sınırını daha da düşürebilir ama bir yandan da hayat geçiyor. Filmin gösterim günü an be an geride kalıyor ve sinemacılar için her seans çok önemli. Çünkü onlar ve elbette Onur Ünlü de filmleri izlensin ve daha çok insanla buluşsun diye film yapıyorlar. Sence filme neden 18 yaş sınırı getirildi? Açıkçası ben anlayamıyorum ama genel olarak duruşuyla ilgili bir sorun olmalı. Ben bu kararın siyasi değil, ahlaki olduğunu düşünüyorum ve bence bu daha kötü. Biz yine de itiraz ettik, itirazımız değerlendiriliyor ve belki de geri döner. Filmin belli bir yaşın altındakilere yasaklanmasına sebep olacak bir şey var mı içerikte? Bu nokta önemli. Çünkü benim bundan sonra yapacağım filmim yasaklanabilir ya da bundan sonraki bir filmime gerçekten +18 de verilebilir. Ama o sınırlamanın geleceği film, bu film değil. Zaten mesele de buradan çıkıyor. Bu şekilde denetlenmek bir yönetmen olarak sana ne hissettiriyor? Ben ancak benden daha ahlaklı ya da daha onurlu birisi tarafından ahlakımla ilgili denetlenmeyi kabul edebilirim. Ama bizi denetleyen insanlar kim, hiç bilmiyoruz ve tanımıyoruz. Meslekten insanlar oldukları söyleniyor ama biz onların mesleki yetkinliklerini de bilmiyoruz. Mesleki olarak da yaptığım işle ilgili benden daha yetkin biri olmalı. Bu karar prensip olarak umurumda değil ancak benim ve benimle çalışan insanların ekmeğiyle oynanıyor. Çünkü bu karar benim hem televizyon hem de vizyon satışını olumsuz yönde etkiliyor. Ben şu anda bununla ilgileniyorum. Yoksa o kurul da, Kültür Bakanlığı da total olarak umurumda değil. Ama benim filmime böyle davranan bir zihniyet, tarihi eserlere ya da diğer kültürel değerlere nasıl davranıyordur diye düşünüyorum. Yani benim filmime bu yaş sınırlamasını getirmekle, tarihi bir mozaik üzerine alçı sıvamak aynı şey. Filme yaş sınırlaması geldiğinde Cem Yılmaz da ‘itiraz’ edenlerden, tepki verenlerden biri oldu... Tabii, sağolsun o da destek oldu bize. Film Festivali’nin ödül gecesinde arkadaşlarımın, meslektaşlarımın üzerinde ‘Artı 18’e itirazım var’ yazılı çıkartma ile salonda oturmaları, jüri başkanı Derviş Zaim dahil herkesin bu çıkartmaları yapıştırması beni çok etkiledi. O günden beri de konuşuyoruz, neler yapabiliriz diye çünkü bu sadece benim filmime yapılan bir yasaklama değil, genel olarak bundan sonraki filmleri de tehdit eden bir anlayış. Bizim bu ahlak bekçiliği anlayışına karşı bir müdahalede bulunmamız lazım. Bu tip sınırlamalar, otosansüre neden olur mu zamanla? Benim bundan sonra yapacağım iki film de muhtemelen yaş sınırı olmaksızın yasaklanacaktır. Ama benim anlamadığım, bu tip bir karar çıkararak benim ya da bir başkasının film yapmasını engelleyecekler mi ya da caydırma yöntemi olarak bu mu kullanılıyor? Benim ne yapacağımı devlet belirleyemez, belirlememeli de. Bakın, ülkenin en değerli beyinlerinin bir kısmı bu film işinin içinde. Sinema üzerinden insanların mutluluğuna katkı yapmak isteyen bu insanlarla neden uğraşırsınız? Hayata dair para kazanmak, sosyal güvence, gelecek kaygısı gibi her şeyi bir kenara bırakmış bu insanların tek derdi iyi bir film yapmak ve bunu izleyiciye izletmek. Onlar olmadığında yerine ne koyacaksınız? Entelektüel olarak yoksunuz. Ne olmasını istiyorsunuz o zaman? Bu sorular yanıtsız. Anlamakta güçlük çekiyorum gerçekten. İYİ FİLM NADİR BİR ŞEYDİR Sanat kurumları geçmişlerine dönüp baktığı bir döneme girdi. Sinema açısından sence nasıl bir noktadayız Türkiye’de? Türk balesinden daha ileride olduğumuzu düşünüyorum sinemacılar olarak. Türk balesi diye bir şeyi söylerken bile kulağa ters geliyor. Benim ilk filmim ‘Polis’ 2007 yılında çıktığında o yıl gösterime giren Türk filmi sayısı 16’ydı. Geçen yıl 83 film vizyon gördü ve görmeyenlerle birlikte 100’ü buluyor bu rakam. Mesela 16 filmin içinden çok iyi beş film çıkma olasılığı 100 filmin içinden beş iyi film çıkma olasılığından daha düşük. Neticede senede zaten en fazla beş iyi film yapılabilir ki iyi film zaten nadir bir şeydir. Dünyada da böyledir. Türk sineması diye bir şey var mı peki? Türk ya da Türkiye sineması diye bir şeyden şimdilik bahsedemeyiz. Çünkü ortak bir duygu, ortak bir hal ya da zamanın ruhu dediğimiz şey etrafında film yapılmıyor, yapmıyoruz. Herkes kafasına göre bir şeyler yapıyor ve bir hengame oluşuyor. Ben de o hengame kuşağının içerisindeyim. Ama bu bir zaman sonra geçecek. Daha seçilerek yapılacak işler. Bizim filmlerde güzel planlar oluyor ama bir bütünlük yok, bunun nedeni nedir? Bütünlük duygusunu yakalamak kolay değil. Bir insan uyumak dışında hiçbir şeyi 100 dakika boyunca yapamaz. Ama 100 dakika boyunca bir filmi izleyebilirsin. İnsanları kapalı bir yere koyup, 100 dakika boyunca bir şeye baktırtmaya devam etmen gerekiyor. Bu kolay sağlanabilecek bir şey de değil. Özellikle bugün senin de bildiğin gibi çok fragmantal bir düşünce yapısı var ve insanlar ‘anlık’ bir fikri meşrulaştırarak sanat eseri ürettiğini iddia ediyor. Epik anlatım biçimi yok olmak üzere. Bunun yerine anlık düşünceler iş yapar haline geldi. İzleyici de bir anda karşısındaki esere bakıp onu üç, beş saniye içinde tüketip sonraki esere geçiyor. Böyle bir zamanda bir filmi 100 dakika içinde bütünlüklü olarak anlatmak iyice zorlaşıyor. TEVHİD ÜZERİNE DÜŞÜNMEMİZ GEREKİR O bütünlük için ne yapmak lazım? Peki, şöyle anlatayım, mesela ‘Tevhid’ meselesi üzerine düşünmemiz gerekir. Birlik ve bütünlük duygusu, her şeyin bir yandan da parçalanamaz bir bütünü oluşturduğu fikrini unutmamalıyız bence. Bundan uzaklaşınca film de dağılıyor, akıllarımız da dağılıyor. Sen Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan bütçe almıştın ve sonra geri verdin. O süreç nasıl gelişti? Ben bir film için para almıştım ve o filmi çekemedim. Çekmeyince de parayı götürüp geri verdim. Tabii ki tek seferde ödeyemedim ama 12 ay boyunca faiziyle birlikte aldığım parayı iade ettim. Bir daha da Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan destek filan istemedim. SİNEMA, İNSANLIK TARİHİNDE HOŞ SEDA OLARAK KALACAK Sence sinema Doğu kültürüne yabancı bir sanat dalı mı ? Ben sinemanın sadece Doğu kültürüne değil, Batı kültürüne de ait olmadığını düşünüyorum. Sinemanın insana ait olmadığını düşünüyorum. Önümüzdeki 50, en fazla 100 sene içerisinde yok olup gideceğine inanıyorum. Mesela geçenlerde bir yerde karşılaştım. Yanılmıyorsam Hititler döneminde yapılan ve üstün bir sanat tekniği, becerisi örneği olarak kabul edilen bir süsleme biçimi var. Şu anda kimsenin bununla ilgilendiği yok. Sinema da bunun gibi insanlık tarihinde hoş bir seda olarak kalacak. Zaten daha 100 yıllık bir mevzu ki koca insanlık tarihinde bir hiç ölçüsündedir. Sinema neye dönüşecek ? Evde kendi başımıza yaptığımız bir hale gelebilir mesela. Düşünsene Johannes Gutenberg 1450’de ilk kez modern matbaa tekniğini bulduğunda insanlığın kaderi değişmişti. Oysa şimdi evde internetten ya da kendi olanaklarımızla bir şeyler yazıp basabiliyoruz, büyük matbaa makinalarına ya da onları kullanacak insanlara ihtiyacımız yok. Sinema da belki böyle bireysel bir hale dönüşebilir. O zaman ‘Ben ne yapıyorum’ demiyor musun? Sürekli olarak diyorum. Ama mafya gibi oldu sinema benim için, girdim çıkamıyorum. Elimi verdim, kolumu alamıyorum. Bana yardım edin. TÜRKİYE’DEN İKİ ŞEY ÇIKMIYOR: SENARİST VE KALECİ Günlük yaşam politikası sanatçıları ne kadar etkiliyor ? Genel olarak sanat eserlerinin günlük politikayla kurduğu ilişkinin onu zedeleyeceğine dair yaygın bir kanı var ve ben de buna katılıyorum. Ancak bu aşılabilir aynı zamanda. Mesela ‘İtirazım Var’da bunu aşmaya çalıştık. Filmdeki göndermeler hem bugünün hem de 1400 sene evvelinin ve belki bundan sonrasının da sorunlarına dair ya da en azından izleyenlerin söylediği bu. Bir sanat eserinin yaşadığımız güne dair noktalara değinirken o noktaların cihanşümul olmasına da dikkat etmek gerekiyor. Sanatçı olsun olmasın insanlar çok fazla politize oldu. Politize olmayanlar günlük hayatın dışında mı tutuluyor? Politize olmak senin günlük hayatta işini kolaylaştırır, seni çok kolay bir şekilde konumlandırır ve günü kurtarmanı sağlar. Ama şunu unutma, Türkiye’den iki şey çıkmıyor: Bir senarist, iki kaleci. Çünkü herkes gol atmaya çalışır. Ya yönetmen olmak isterler ya da santrafor. Sinemaya sadece yazar olarak -ben dahil- destek vermek kimseyi kesmez. Bu bulunduğumuz yerin Ortadoğu olmasından ve sadece bize özgü olup, kimsenin anlayamayacağı o tatlı gerilimle yaşamamızdan kaynaklanır. Bu bir telaş yaratır, yarın ne olacağımızı hatta bir an sonra ne olacağımızı biz gerçekten de bilmiyoruz. HAKİKATLE ARAMIZDA 700 PERDE VAR Yine de sanatçıyla sanat yerine politika konuştuğumuz bir ortamdayız... Bu konumlandırma telaşı içinde meselenin özünden uzaklaşıyoruz işte. Mevlana, hakikatle aramızda 700 perde olduğundan bahseder. Günlük politika bence bu 700 perdeden biri sadece. Filmde, devletin din adamları Selman Bulut tarafından ister istemez dışlanıyor. Dinin mahrem ve kişiye özel tarafına neden vurgu yapmak istedin? Bir insanın dini inancını sormak ya da bunu araştırmak en temel nezaket kuralına aykırı en başta. Fakat şu an içinde bulunduğumuz iktidarla birlikte korkunç bir nezaketsizlik içerisindeyiz. İnanan ve inanmayan ayrımına gidildi ve bu inanan biri olarak beni çok rencide ediyor. Çünkü ben belirli bir iletişimde olduğum herhangi birinin dinini, milletini hiç düşünmedim. Fakat şu anda bu devletin bekasıyla doğrudan ilişkilendirilen bir şey gibi gösteriliyor. İdeolojilerinden emin olmadıkları için sürekli korkuyorlar ve korktukça daha fazla şey öğrenmeye çalışıyorlar. Çünkü kendi ideolojileriyle insanlar arasında sevgi, saygı, ruh birliği ve bağı olmadığının ve olamayacağının farkındalar.Bedia Ceylan Güzelce/Al Jazeera
13 Yaşındaki Suriyeli Kız Çocuğuna Tecavüz
Antalya’nın Kaş ilçesinde yaşayan 13 yaşındaki Suriyeli S. J., çalıştığı sebze halinden kaçırılarak tecavüze uğradı. Edinilen bilgiye göre, Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Kınık Mahallesi’nde, 13 yaşında Suriyeli bir kıza tecavüz edildi. Sebze halinde çalıştığı bildirilen S. J. ’nin, iş bitimi evine dönmemesi üzerine ailesi kayboldu zannederek jandarmayı aradı. İhbar üzerine harekete geçen ekipler, Kınık bölgesinde geniş kapsamlı operasyon başlattı. Kısa sürede bir halı saha kenarında baygın bir şekilde bulunan S. J. , tedavi edilmek üzere hemen hastaneye kaldırıldı. Kendine gelir gelmez ifadesi alınan S. J, korktuğu gerekçesiyle hiçbir soruya yanıt vermedi. Bunun üzerine tekrar harekete geçen jandarma ekipleri, sebze hali bölgesinde soruşturma başlattı. Çok geçmeden Suriyeli kızın en son H. K. (20) isimli vatandaşla görüldüğü bilgisini alan ekipler, zanlıyı kısa sürede yakaladılar. Genç kızın muayenesinde tecavüze uğradığı anlaşılınca suçunu itiraf eden H. K. , çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.İHA
Hızlı ve Öfkeli'de Paul Walker'ın Rolünü Kardeşleri Üstlenecek
Çekimleri, Paul Walker’ ın geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmesi nedeniyle yarım kalan Hızlı ve Öfkeli (Fast & Furious) serisinin son filminde ABD’li aktör yerine kardeşleri rol alacak. 2013′ün Aralık ayında kaza yapması sonucu arabasının içinde yanarak can veren Paul Walker’ın oyunculuk bayrağını kardeşleri Caleb ve Cody devralıyor. Çekimlerine geçen sene başlanan fakat yıldız oyuncunun ölümü nedeniyle ara verilen Hızlı ve Öfkeli serisinin yedinci filminde Walker’ın eksik kalan sahneleri bu şekilde tamamlanacak. FF7 adlı ekip dünyada ilk kez denedikleri bir teknolojiyle iki kardeşin sesinin kullandıkları program sayesinde Walker’a benzetmeyi başardıklarını açıkladı. İki kardeşin de sahnelerde tek tek denenerek hangisinden iyi sonuç alınırsa o sahnede o kardeşin kullanıldığı belirtildi.Diken
Kafkaslar Hakkında Doğru Bilinen 5 Yanlış
Karadeniz’den Hazar denizine kadar 1200 km uzunluğunda ve onlarca km genişliğindeki Kafkas sıradağları Gürcistan ve Azerbaycan'ın kuzey sınırını oluşturmaktadır ve bu ülkelerin bulunduğu coğrafyaya literatürde Trans-Caucasus yani Trans Kafkas/Kafkas Ötesi denmektedir. Dağların Kuzey kısmına ise Kafkas/Kafkasya, Caucasus(Kavkaz) denmektedir ve asıl Kafkasya burasıdır(Renkli alanla gösterilen bölgelerin dahil olduğu yer).
Hangi Süper Kahramansın?
Herkesin hayalidir süper güçlere sahip olup, kahramanlıklar yapmak. Süpersiniz, o ne şüphe!.. Ama hangisi? Testi yapın, öğrenin! Buradan esinlenilmiştir!
Bu Hafta Mizahın Gündeminde Neler Var?
Mizah dergileri bu hafta yasalaşan tartışmalı MİT teklifini, Erdoğan'ın '1 Mayıs'da Taksim mümkün değil' açıklamasını, 23 Nisan'ı ve İstanbul Feminist Kolektif (İFK) tarafından başlatılan 'Bacaklarını topla, yerimi işgal etme' kampanyasını kapağa taşıdı...
Reklam
Samsung'un Uygulamaları Sevilmiyor
Samsung Electronics 'in en çok satan telefonları Çin malı benzer telefonlar ile sert bir rekabete girerken Güney Koreli teknoloji devinin önemli hedeflerinden birisi cihazlarına olan ilgiyi kendi yaptığı yazılım ve hizmetlere de çekmek. Ancak yayınlanan yeni bir araştırma şirketin hala kat etmesi gereken yolu olduğunu gösteriyor. Massachusetts merkezli araştırma şirketi Strategy Analytics yayınladığı raporda ABD'li kullanıcıların Samsung'un kendi mesaj, müzik ve sesli komut uygulamalarını az kullandıklarını belirtti. Bu uygulamalara Samsung'un WhatsApp, Line ve Viber benzeri uygulaması ChatON da dahil. Rapora göre Samsung'un Galaxy S3 ve S4 telefonlarını kullanan ABD'liler Facebook 'u ayda ortalama 11 saatten fazla, Instagram'ı ayda ortalama iki saat civarı kullanırken ChatON uygulamasına ayda yalnızca altı saniye ayırıyor. Strategy Analytics, Galaxy S3 ve S4 sahibi 250'den fazla ABD'linin geçen ayki uygulama kullanımlarını ölçerek bu sonuca vardı. Kullanıcıların Mart ayında Samsung'un tüm uygulamalarına ayırdıkları zaman ise ortalama yedi dakika oldu. Bu uygulamalar içerisinde ChatON, sesli komut uygulaması S Voice ve uygulama mağazası Samsung Hub da bulunuyor. Buna karşın yazılım ortağı Google' ın üç uygulamasına harcanan zaman ortalama 149 dakika. Bu uygulamalar: Uygulama mağazası Play Store, video izleme servisi YouTube ve arama motoru. Strategy Analytics'in AppOptix biriminin müdürü Bonny Joy konuyla ilgili yorumunda, 'Savaş alanı cihaz kullanımında pazar payı kapmaya doğru kayıyor.' dedi. Joy, her ne kadar Samsung cihazlarında 'uygulama paketleri' olsa da kullanıcıların genel olarak şirketin hazır olarak sunduğu bu uygulamaları görmezden geldiğini söyledi. Analistler bu durumun Samsung'un yazılım ve hizmetlerden oluşan bir ekosistem geliştirmesini zorladığını belirtiyor ki bu ekosistem Apple kullanıcılarının sadakatinin bir nedeni. Samsung'un sözcüsü ise ChatON uygulamasına kaç kişinin üye olduğu ve günlük kaç mesaj atıldığı konusunda bir bilgi vermedi. Şirket geçen yıl yaptığı açıklamada ChatON uygulamasını kullanan üye sayısının 100 milyonu aştığını belirtmişti. Bunun bir nedeni ChatON uygulamasının Samsung'un Galaxy S3 ve S4 cihazlarında önceden yüklü şekilde gelmesi ve cihazdan silinememesi. Samsung yaptığı açıklamada üçüncü partiler tarafından geliştirilmiş uygulamalar da dahil 'tüketiciler için çeşitli hizmetlerden ve içeriklerden oluşan geniş bir seçenek' sunduklarını belirtti. Şirket yeni amiral gemisi Galaxy S5 cihazında da bu ortaklığını genişletti. Bu uygulamalar içerisinde sağlık ve fitnes uygulaması Lark ile kontak paylaşım uygulaması Flick Dat da bulunuyor. Ancak Strategy Analytics tarafından yayınlanan rakamlar Samsung'un kendi uygulama ve hizmetlerini geliştirme çabalarının önünde hala zorluklar olduğunu gösteriyor. Samsung'un uygulama ve hizmet geliştirmeden sorumlu Medya Çözüm Merkezi Başkanı Wonpyo Hong bu ayın başında verdiği röportajda, yazılımı 'kritik' olarak nitelendirmiş ve şirketin yazılım üzerinde çalışan araştırma ve geliştirme mühendislerinin sayısının donanımdakilerden daha fazla olduğuna dikkat çekmişti. Aynı zamanda Hong, 'tüketiciler açısından bakıldığında eşsiz deneyimler sunmanın hala mevcut' olduğunu kabul etmiş ve bu alana daha fazla odaklanma sözü vermişti. Agresif ve yaratıcı pazarlama Galaxy cihazlarının dünyada en fazla satan akıllı telefonlar olmasını sağladı. Ancak şirket her ne kadar kendi uygulamalarını cihazlarına önceden yüklüyor olsa da bu durum şu ana kadar verdiği hizmetlere etkide bulunmuş değil. Dahası Samsung'un kendi ülkesi Güney Kore'de düzenleyici kurumlar bu yıl önceden yüklenmiş uygulamalar konusunda yeni kurallar getirdi. Bu nedenle Samsung yeni amiral gemisi Galaxy S5 cihazında kullanıcıların bu uygulamaları silebilmesi için daha fazla esneklik getirdi. Strategy Analytics verilerine göre Galaxy S4 kullanıcıları sektördeki ortalamadan yaklaşık 21 adet daha fazla uygulamaya sahip. Strategy Analytics başkan yardımcısı Barry Gilbert ise yaptığı açıklamada, 'Samsung'un pazardaki hakim konumu kendi içerik hizmetlerini geliştirmesi için ideal bir araç. Samsung kullanıcılar arasında ses getirecek farklı uygulama paketleri geliştirmeli' dedi. WSJ
Neymar Jr. Vs Ken Block
2014 FIFA Dünya Kupası resmi sponsoru Castrol, futbolun ve motor sporlarının öncü isimlerini Castrol Footkhana etkinliğiyle bir araya getirdi ve ortaya bu görüntüler çıktı. İyi seyirler...
Reklam
Pharrell Williams'ın Happy Klibi Kopya mı?
Brooklyn'de yaşayan 24 yaşındaki oyuncu ve dansçı Anne Marsen tarafından 2011 yılında hazırlanan video Pharrell Williams'ın Happy klibiyle benzerlikleri bulunuyor. Kopya olup olmadığına siz karar verin.
"Keşke O Filmde Oynamasaydım" Diyen 19 Ünlü Oyuncu
Kariyer basamaklarını tırmanırken pek çok projede çalıştılar. Ama bazı filmlerde rol almak onlara göre büyük hataydı. Brad Pitt, Nicole Kidman, Ben Affleck, Halle Berry, Will Smith ve daha birçok oyuncu, kariyerlerinin en kötü projelerini anlattı. İşte ünlülerin rol aldıkları filmlerle ilgili itirafları!
Reklam
Misak-ı Milli 94 Yıl Sonra Yayınlandı
Yıllardır kayıp olduğu sanılan Türkiye'nin kuruluş belgesi Misak-ı Milli'nin orjinal hali ilk kez yayımlandı.İstiklal Savaşı’nın ruhu, modern Türkiye’nin kuruluş ve varoluş belgesi olarak bilinen Misak-ı Milli’nin orijinal el yazması metni senelerden bu yana aranıyordu ama bir türlü bulunamamıştı.9 SAYFALIK GÖRÜNTÜLERİ 94 YIL SONRA YAYINLANDIMisak-ı Milli’nin Ankara’da ATASE Arşivi’nde saklanan orijinal nüshası geçen hafta Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Daire Başkanlığı tarafından, tarih yazılarıyla tanınan gazeteci – yazar Murat Bardakçı’ya hediye edildi. Kuruluş belgesinin dokuz sayfalık görüntüleri, metnin Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda kabulünün ve ilanının üzerinden 94 sene geçtikten sonra bugün ilk defa Habertürk’te yayımlandı.'ÇAĞDAŞ TÜRKİYE'NİN KURULUŞ SENEDİ''Türkiye’de neredeyse bütün tarihi tartışmalarda ve ilkokullardan başlayarak üniversitelerdeki inkılâp tarihi derslerine kadar eğitimin hemen her seviyesinde hep bir belgeden bahsedilir; çağdaş Türkiye’nin kuruluş senedi olduğu, İstiklâl Savaşı’nın bu belgenin verdiği ruh ile kazanıldığı ve devletin varoluş beyannâmesi olma kimliği taşıdığı söylenir. Misak-ı Milli'den söz ediyorum…6 MADDELİK BİLDİRİMisak-ı Milli, Osmanlı İmparatorluğu’nun son Meclis- i Mebusanı’nın 28 Ocak 1920’de kabul ettiği altı maddelik bir bildiri idi. Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik olarak çıkmamızın ardından, 1918’in 30 Ekim’inde imzaladığımız Mondoros Mütarekesi ile vatan toprakları henüz resmen olmasa da fiilen işgale uğramış ve İstanbul’da toplanan Meclis, ülkenin toprak bütünlüğü ile gelecekte uygulanacak dış politikanın esaslarını belirleyerek altı maddelik bir belge haline getirmişti.121 MİLLETVEKİLİNİN İMZASI VARMisak-ı Milli adı verilen bu belgenin altında, toplantıya katılan ve kararı oybirliği ile kabul eden 121 milletvekilinin imzaları vardı. 'Çağdaş Türkiye’nin kuruluş belgesi', 'varoluş senedi' ve 'Türkiye’nin Magna Carta’sı' diye nitelenen Misak-ı Milli'nin metni sonraki senelerde defalarca yayınlandı ama dokuz sayfalık belgenin orijinalinin görüntüleri şimdiye kadar hiçbir yerde çıkmadı.Habere Dikkat
Reklam
Anıtkabir'e 3 Boyutlu Sanal Ziyaret
Anıtkabir internet üzerinden 3 boyutlu sanal ziyarete açıldı. 23 Nisan'a özel 'Anıtkabir'e 3 boyutlu sanal ziyaret' 4 başlık altında gerçekleştiriliyor. Anıtkabir'in girişi, Aslanlıyol, Mozole ve Tören alanı bölümleri ziyaret edilebilen alanlar arasında. Google Earth üzerinden açılan uygulamaya, 3dkonut.com internet adresinden de ulaşılabiliyor. CNN TÜRK
Reklam
Kadına Yönelik Şiddet Dur Durak Bilmiyor...
Adana’nın Yüreğir İlçesi’nde kendilerinden geçen Cumartesi gününden itibaren haber alınamayan 46 yaşındaki Nazan Ş. ile kızı 15 yaşındaki Ladin Ş.’nin evde silahla vurularak öldürüldükten sonra battaniyeye sarılı cesetleri bulundu. Kuaför dükkanı işleten ve bir süre önce iflas ettiği belirtilen baba Hakan Ş.’ye ulaşamayan ekipler bulunması için çalışma başlattı. Olay, dün akşam saat 20.30 sıralarında Yüreğir İlçesi'nde meydana geldi. Geçen Cumartesi gününden itibaren Nazan ve Hakan Ş. ile kızları Ladin Ş.’den haber alamayan yakınları şüphelenerek oturdukları eve gitti. İçeriden ağır bir kokunun yayıldığı dairenin kapısını açan olmayınca endişelenen yakınları polise haber verdi. Polisin yardım istediği Adana Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nre bağlı CANKUR ekipleri balkon kapısını kırarak içeri girdiklerinde anne Nazan Ş.’yi oturma odasında, Şehit Temel Cingöz Lisesi 1’inci sınıf öğrencisi Ladin Ş.’yi ise kendi odasında silahla vurularak öldürüldükten sonra battaniyeye sarılı cesetlerini buldu. İFLAS EDEN BABA KAYIP Kadın kuaför dükkanı işlettiği ve bir süre önce iflas ederek icralık olduğu öne sürülen baba 50 yaşındaki Hakan Ş. ise bulunamadı. Yakınlarının aramalarına rağmen telefonla ulaşılamayan Hakan Ş.’nin zanlı şüphesiyle yakalanması için çalışma başlatıldı. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor. Akif ÖZDEMİR/ADANA (DHA)
Paskalya Tavşanları Canlı Yayında Çiftleşmeye Kalkarsa
ABD'de bir haber kanalında Paskalya'yı kutluyoruz imajı vermek için canlı yayına çıkarılan iki tavşanın aniden çiftleşmeye başlaması nedeniyle ilginç anlar yaşandı. Spikerler gülmeye başlarken imdada reji yetişti ve tavşanları ekrandan aldı. Birkaç fotoğraf yayına koyan kanal tekrar canlı yayına döndüğünde tavşanlardan biri gitmişti!
Travis ve Bob Dylan İstanbul'a Geliyor!
Sezona damgasını vuracak Pozitif Live konserleri İstanbul’un yeni canlı etkinlik merkezi Black Box Istanbul’da! İstanbul ve Türkiye'nin en aktif ve kapsamlı etkinlik mekanlarından biri olmaya hazırlananve canlı konser deneyimi için tasarlanan Black Box Istanbul, Pozitif Live organizasyonu ile Haziran ayında Tiesto, Travis, Bob Dylan ve Pixies gibi dev isimleri ağırlamaya hazırlanıyor. İstanbul’un yeni canlı etkinlik merkezi Black Box Istanbul’da gerçekleşecek olan Pozitif Live konserleri, gelmiş geçmiş en iyi DJ’lerden biri olarak gösterilen Tiesto’nun 06 Haziran’daki performansının ardından, 19 Haziran’da da İskoçya’nın en önemli gruplarından Travis ile devam edecek. Avrupa’nın en iyi akustiğe sahip konser salonlarından biri olmaya aday Black Box Istanbul’da hayranlarıyla buluşacak olan Bob Dylan’ın ardından ise Pozitif Live Haziran ayı konserleri, başka bir efsanenin ilk kez Türkiye’ye gelişi ile sona erecek. Türk hayranlarının yıllardır beklediği Pixies, 24 Haziran’da unutulmaz bir konser ile İstanbul’a merhaba diyecek. 06 Haziran –TiestoBlack Box Istanbul’da, 06 Haziran akşamı ağırlanacak olan DJ ve prodüktör Tiesto, kariyerine elektronik müziğin her geçen gün daha popüler olmaya başladığı 80’li yıllarda Hollanda ve Belçika’da gece kulüplerinde başladı. 90’ların başında Armin Van Buuren ve Ferry Corsten gibi isimlerle birlikte yaptığı çalışmalardan sonra solo kariyerine odaklanmaya karar veren Tiesto’nun şöhrete doğru attığı ilk büyük adım Amsterdam’daki ilk Innercity partisindeki performansı oldu. Daha sonra 6 saatlik solo setleriyle ününü ARTtıran Tiesto, ilki 2002 yılında olmak üzere üç sene üst üste DJ Magazine tarafından düzenlenen “Dünyanın en iyi 100 DJ’i” anketinde birinci sırayı almayı başardı. 2004 Atina Olimpiyatları Açılış Töreni’nde sergilediği “Parade of theAthletes” performansıyla şöhretin zirvesine ulaşan Tiesto’nun kendisine ait 5 stüdyo albümü bulunuyor. Ayrıca 2001 yılında kurduğu MagikMuzik isimli plak şirketiyle diğer sanatçıların prodüktörlüğünü de yapan Tiesto, 2011 yılından beri yaptığı mixlerden oluşan Club Life albüm serisinden de üç adet yayınladı. 19 Haziran – Travis1990 yılında İskoçya’nın Glasgow kentinde kurulan Travis, şu ana kadar iki kere kazandığı BritAwards En İyi Grup ödülüyle İngiltere tarihinin en başarılı müzik gruplarından biri olarak görülüyor. Kariyerinde Glastonbury, Roskilde, Benicassim, Rock am Ring ve Rock im Park gibi önemli festivallerde çok başarılı performansları olan Travis’in ayrıca 1 numaraya yükselmiş 2 albümü, top 10 listesine girmeyi başarmış 10 single parçası ve 12 top 20 single’ı bulunuyor. Bunca başarıdan sonra 2008 yılında müziğe 5 yıllık bir ara veren Travis, 2013 yılında piyasaya sürdüğü “Where You Stand” albümü ile İngiltere en çok satan albümler sıralamasına 3. sıradan girmeyi başardı. Brit pop’un önde gelen ismi 2013 yılından beri dünya turnesinde ve biletleri günler öncesinden tükenen konserler vermeye devam eden Travis, 19 Haziran akşamı gerçekleşecek Black Box Istanbul konseri ile bir kez daha İstanbul’a uğrayacak. 20 Haziran – Bob DylanBob Dylan ya da doğum ismiyle Robert Allen Zimmerman, müzik tarihinin en çok etki bırakmış ozanlarından biri olarak kabul edilmekle birlikte, şu ana kadar geride bıraktığı 35 albüm, yüzlerce efsanevi konser performansı ve etkilediği sayısız müzisyeni de hesaba katınca, müziğin son 50 yılda gösterdiği gelişimin sayılı öncülerinden biri olarak görülüyor. Beat kuşağı şiirini popüler kültüre taşıyarak 60’lar folk müziğinin canlanmasını tek başına sağlayan Dylan, daha sonra rock-n-roll müziğe doğru kaymasına rağmen, şarkı sözlerinde içinde bulunduğu dönemlerin sorunlarına değinmekten, politik eleştiriden ve haksızlığa karşı mücadele etmekten hiçbir zaman vazgeçmedi. Folk döneminde “Blowin’ IntheWind”, “Mr. Tambourine Man” ve “The Times TheyAre a-Changin’”, ardından rock-n-roll döneminde “Subterranean Homesick Blues”, “Like a Rolling Stone” ve “Visions of Johanna” gibi hitlere imza atan Dylan’ın kariyerinde 11 Grammy ödülü bulunuyor. Son albümü Tempest’ı 2012 yılında yayınlayan Dylan aynı sene ABD Başkanı Barack Obama tarafından devletin sivil vatandaşlara layık görebileceği en yüksek onur olan Özgürlük Madalyası ile ödüllendirildi. Bob Dylan, 20 Haziran gecesi Black Box Istanbul sahnesinden İstanbullu hayranlarıyla buluşmaya hazırlanıyor. 24 Haziran –PixiesSeattle tabanlı grunge akımı rock müziği ele geçirmeden sadece iki yıl önce, 1987 yılında, ilk 8 parçalık albümü Come on Pilgrim’i yayınlayan Pixies, 1993 yılında dağılana kadar toplam 6 stüdyo albümü piyasaya sürdü. Dinamik, enerjik, zaman zaman gürültülü fakat her zaman insanı yerinde zıplatan müzik tarzıyla Pixies, kendisinden sonra gelen Nirvana, Pavement, Radiohead ve TheStrokes gibi efsane gruplara ilham vermekle kalmamış, Nirvana üyeleri, kimileri tarafından gelmiş geçmiş bir numaralı rock şarkısı kabul edilen “SmellsLikeTeenSpirit” parçası hakkında “Tam bir Pixies şarkısı!” yorumunu yapmıştır. “Fight Club” filmiyle birlikte kitleler tarafından sevilen “Where’s My Mind?”ın yanı sıra “Debaser”, “ThisMonkey’sGonetoHeaven”, “Caribou” , “Here ComesYour Man”, “Hey” ve daha birçok harika parçasıyla ThePixies, her performansında neden 90’ların rock müziğinin tanımlayan gruplardan biri olduğunu tekrar ve tekrar kanıtlıyor. 2004 yılında tekrar bir araya gelen grupta, 2013 yılında kendi isteğiyle ayrılan basçı Kim Deal’in yerine Paz Lenchantin devam ediyor. Pixies, 24 Haziran’da kariyerlerindeki ilk Türkiye konseri ile Black Box Istanbul sahnesinde olacak. Müzikseverler, Türkiye’nin canlı müzik ve performans sektörünü kökten değiştirecek dünyanın sayılı etkinlik mekanlarından biri olmaya aday Black Box Istanbul ile buluşuyor. Birbirinden önemli konserlere ev sahipliği yapacak olan Black Box Istanbul, Haziran ayı boyunca sahnesinde Bob Dylan’dan Pixies’e, Travis’ten, Tiesto’ya kadar müziğin tüm renklerinden dev isimleri ağırlayacak. Black Box Istanbul, açılışıyla birlikte “Avrupa’nın en iyi akustiğe sahip mekanı” unvanına da aday olacak. Mekan, müzik severlere hiç şahit olmadıkları bir müzik deneyimi vaat ediyor. Tribünler ve saha içi ayakta kullanımla 5 bin 800, tamamı oturmalı düzende ise 5 bin kişiyi ağırlayabilen mekan, ‘Tek Amaçlı, Çok Kullanışlı’ mottosu ile Türkiye'de bir benzeri daha olmayan, üstün ses kalitesinin ön plana çıkarıldığı ‘amplified’- yüksek sesli canlı konserlere öncelik veren bir mekan olarak tasarlandı.Black Box Istanbul, üstün ses kalitesiyle seyirciye özgün bir konser deneyimi sunacak. Milliyet
Reklam