Gökbilimciler İki Dev Kara Delik Keşfetti
Çin, Almanya ve ABD bilim insanları, birbirine bağlı iki dev kara delik keşfetti. The Astrophysical Journal’da yayınlanan buluşa ilişkin özet bilgi Avrupa Uzay Ajansının internet sitesinde de yer alıyor. SDSS J120136.02+300305,5 galaksisinde tespit edilen söz konusu kara delikler, Dünya’dan iki milyar ışık yılı uzakta bulunuyor. İki uzay cisminin arasındaki mesafe Güneş Sisteminin boyutu ile ölçülebilir. İkisi de ortak kitle merkezinin etrafında dönüyor. Ana cismin kütlesi yaklaşık bir milyon güneş kütlesine eşdeğer. veteknoloji
Güney Kore'de Feribot Faciası İstifa Getirdi
Güney Kore'de 187 kişinin öldüğü feribot faciası sonrasında yoğun eleştirilere maruz kalan Başbakan Chung Hong-won istifa etti Güney Kore Başbakanı Chung Hong-won , 300'den fazla kişinin öldüğü ya da kaybolduğu feribot kazasında hükümetin müdahalesinin zayıf ve yetersiz olduğu iddialarını kabul ederek istifa ettiğini duyurdu. Devlet Başkanı Park Geun-hye tarafından kabul edilen istifası ile ilgili bir bilgilendirme toplantısı yapan Chung Hong-won, “Yönetimimizin üzerinde çok büyük bir yük olduğunun farkındayım. Hükümeti temsilen, kazayı engellemede ve erken müdahalede karşılaştığımız çok sayıda problem yüzünden özür diliyorum. Felakete sebep olan çok sayıda düzensizlik ve yasaya aykırı şartlar vardı. Umarım bütün bunlar düzeltilir ve bu tür kazalar bir daha asla meydana gelmez” dedi. 16 Nisan'daki feribot kazasının hemen ardından Gyeonggi yerel yönetim ofisi, gemideki öğrencilerin ailelerine, “Bütün öğrenciler kurtarıldı” mesajı göndermiş, ancak saatler geçmesinin ardından çok sayıda ölü ve kayıp olduğu ortaya çıkmıştı. Kazadaki resmi ölü sayısı 187'ye yükseldi. Kayıpların aranmasına ise devam ediliyor. T24
Reklam
Samsung‘dan Yeni Projektörlü Telefon
Samsung’un yeni projektörlü telefonu göründü.Samsung’un projektörlü akıllı telefonu Galaxy Beam’in yeni modeli Beam 2, Çin’de ortaya çıktı. Tenna isimli sitede ortaya çıkan Beam 2, orta segmentte yer alacak ve SM-G3858 model numarasına sahip olacak. Mini bir cep projektör olarak kullanılabilecek Beam 2'nin teknik özellikleri arasında ise 4,7 inç WVGA (800×400) ekran, 1 GB bellek, dört çekirdekli 1,2 GHz işlemci, 5 MP kamera, Android 4.2.2 işletim sistemi, microSD kart desteği, Wi-Fi, Bluetooth 4.0, GPS, GLONASS ve 2600 mAh pil yer alacak. Beam 2'yi diğer akıllı telefonlardan ayıran özelliği, tepe kısmında bulunan WVGA çözünürlüklü dahili mini projektörü. Cihazın duvara kaç inç bir görüntü yansıtacağı bilinmiyor ama projektöre yardımcı olacak arka plan renk doğrulama ve not defteri gibi uygulamaları bulunacak. 166 gram ağırlığında ve 11,7 mm inceliğinde olacak akıllı telefonun dağıtımı China Mobile üzerinden yapılacak. Türkiye’ye gelip gelmeyeceği ise henüz bilinmiyor.veteknoloji
Game of Thrones'a Google Maps Tarzı Harita
Game of Thrones'a Google Maps tarzı harita! Popüler dizi Game of Thrones için, Google Maps'i bile aratmayacak çok özel bir harita! Game of Thrones, dünya çapında büyük ilgi gören bir dizi film olarak artık herkesin malumu. Game of Thrones'un öyküsüne konu olan hayali Westeros bölgesi de dizinin hayranlarının büyük ilgisini çekiyor. Şimdi Westeros için hazırlanmış bir dijital harita, dizi ve dizinin temeli olan romanlardaki pek çok detayı meraklılarına ulaştırıyor. Google Maps'i andıran bir tasarımla hazırlanan Westeros haritası, Game of Thrones hayranlarına, Game of Thrones'un kurgusal dünyasında yaşıyorlarmış izlenimini veriyor. Harita üzerinde gezinirken, dizide veya kitaplarda yer alan detaylara şahit olabiliyorsunuz. Hatta bu bilgilerin bazıları Spoiler niteliği de taşıyor. Haritaya bu adresten ulaşabilirsiniz.http://quartermaester.info/veteknoloji
Reklam
Samsung'dan Giriş Seviyesi Akıllı Telefon Geliyor
Samsung, Galaxy Core ailesini genişletmeye devam ediyor. Güney Koreli üretici giriş seviyesinde temsil eden cihaz serinin en yeni üyesi Galaxy Core 2 olacak. Rusya yayın yapan bir internet sitesinde görselleri yayınlanan giriş seviye akıllı telefon 20 Mayıs itibariyle ilk olarak Rusya'da raflardaki yerini alacak. Telefon sahip olduğu özelliklere değinecek olursak; ekran tarafında 4.5-inç büyüklüğünde 480 x800p çözünürlüklü bir panel karşımıza çıkıyor. Android 4.4.2 KitKat ve yeni nesil TouchWiz kullanıcı arayüzüyle çalışan Galaxy Core 2'nin işlemci birimini 1.2GHz frekans hızında çalışan dört çekirdekli Snapdragon 200 oluşturacak. 512MB RAM, 4GB dahili depolama, microSD kart desteği, 5MP arka kamera, VGA ön kamera, 9.8mm kalınlık ve 2.000mAh kapasiteli pil Galaxy Core 2'nin öne çıkan diğer özellikleri olacak. Telefonun fiyatı ise 200€ seviyesinde olacak.teknolojioku
Cahit Berkay: 'Politik Şarkılarla Kimse İlgilenmiyor, Sevgiyi Silah Olarak Kullanacağım'
180 film için müzik yapan Cahit Berkay, klasikleşmiş müziklerini bugüne uyarlayıp tekrar dinleyicilerinin beğenisine sunmayı planlıyor Bugüne kadar aralarında Çiçek Abbas, Selvi Boylum Al Yazmalım, Güler misin Ağlar mısın'ın da aralarında bulunduğu 180 film için müzik yapan Moğollar'ın kurucularından sanatçı Cahit Berkay yeni bir proje hazırlığında. Proje kapsamında Berkay'ın klasikleşmiş film müzikleri, senfoni orkestrasıyla sahnede yeniden çalınacak. Senfoniye darbuka, bağlama gibi enstürmanlar eşlik edecek. Cem Karaca ve Barış Manço ile birlikte söylediği şarkıları bugüne uyarlayıp Emrah Karaca solistliğinde dinleyicisi ile buluşturmayı planlıyor. Hem rock hem de aşk için 'içi boşaldı' yorumu yapan Berkay, siyasetin de müziğin değişimini tetiklediğini ifade ediyor. Kenan Evren 'e kadar analog olan müziğin onun ardından soğuklaştığına dikkat çekti. Berkay 'Politik içerikli şarkılarla kimse ilgilenmiyor. Sevgiyi silah olarak kullanıp bunu yapacağım.' diyerek Gezi olaylarının kendisini olağanüstü umutlandırdığını söyledi. Ayşegül Akyarlı Güven ’in The Wall Street Journal’da yer alan söyleşisinin bir kısmı şöyle: Kaç filmin müziğinde imzanız var bugüne kadar? Bugüne kadar birebir yaptığım 180 tane film müziği var. Uzunca bir dönem yaşamım yurtdışında geçti. Ama yaptığım film müziklerini başka filmlere de döşediler. 250 film kadar vardır herhalde onlar bir arada olunca. Şimdi bunları bir araya getirecek bir projeniz var. Biraz anlatır mısınız? Proje herşeyden önce 70'li yılları 2014'de tekrar yaşamak tekrar çalıp söylemek, nostaljiden öte dönemin müzikal yaşanmışlığını tekrar yaşamak için. bugünkü kuşaklarla paylaşmak için. Ne yapılacak bu kapsamda? İki farklı formatımız var. Birinde benim hit olmuş film müziklerinin çalınması. Bunu senfoni ile çalacağız. Şu an 12 parça var. 18-20'ye de çıkabilir sayı. Selvi Boylum Al Yazmalım, Çiçek Abbas gibi parçaları çalacağız. Tamamen batı formülünde bir senfoni resmi oluşabilir hayalinizde. Ama öyle oluşmasın. Sonuçta ben bu parçaları Anadolu'dan beslenerek yaptım. Bu nedenle Anadolu'da varolan seslerin de senfoni enstürmanlarıyla güzel bir harmanlamasını oluşturduk. Mesela zurna var, ney var, darbuka var. İki tane böyle konser yaptık. Çok başarılı geçti. Cemal Reşit Rey'de merdivenler bile doldu. Altın Portakal'da da yaptık. O Yeşilçam filmleri zaten 70'lerde kalmadı. Özel kanallar sayesinde bugünün gençleri de onları iyi tanıyor. İkinci formatınız nasıl? Biliyorsunuz biz Cem Karaca ile 45'likler artı albümler yaptık. Barış ile de 1 albüm yaptık. Emrah Karaca'nın solistliğinde bunların bugünkü yorumunu sergilemeyi düşünüyoruz. Bazılarını bugüne uyarlıyoruz. Bazılarınıysa aynı bırakıyoruz. Mesela Dağlar Dağlar. Ona hiç dokunmuyoruz. 70'li yıllarla 2014'ün enerjisinin harmanlandığı bir pozitif kurgu hazırlığındayız. Sinema için müzik nasıl yapılır? Pratikte neler değişir? Senaryo gelir. Okursun. Beğenirsen işi kabul edersin. Filmi çekip kaba montajını yaparlar. Oturup yönetmenle birlikte o kaba montajı izlersin. O sırada elinde kronometre ile filmin neresinde müzik olacağını kararlaştırırsın. Sonra stüdyoda müziği kaydedersin. Biz kaydederken stüdyoda da o film döner. Zamanın yönetmene göre değişir. Mesela Ömer Kavur ve Atıf Yılmaz'ın 'filmi bitireceğiz aman şu tarihte vizyona gireceğiz' gibi bir dertleri olmazdı. O film onların istediği olgunluğa ulaşıncaya kadar ne emek gerekiyorsa o vakti ayırırdı. Ama genelde motor dendikten 1 ay sonra film vizyona girerdi. Ama işin beste boyutu başka.. Nasıl başka? Mesela Selvi Boylum Al Yazmalım'ın müziğini nasıl bestelediğinizi anlatır mısınız? Bazı filmlerde ana temanın yanısıra ikinci bir tema da gerektirir. Mesela bir duygusal müzik olur. sonra o müziğin mutluluk hali olur, dramatik hali olur, işkilli gerilimli hali de olur. Kötü adam takibi için bir müzik gerekir. Ortalama en az 4-5 çeşit tema gerekir. Ben oturdum önce Selvi Boylum Al Yazmalım için tema oluşturmaya. İlk olarak gitar aldım elime. Ama gitarla olmadı. Bağlamayla da olmadı. 3-4 saat kara kara düşündükten sonra evdeki cura aklıma geldi. İlk curam... Telleri yok, toz içinde. O curayı indirdim. Eski telleri temizledim, akordunu yaptım. Yarım saat sonra o müziğin tamamı çıkmıştı. Çünkü filme müzik yapmak hayaldir. Önce o müzikal kurguyu hayal edeceksin. Notalarını hayalinde duyacaksın. New York'ta geçen filme davul zurnayla, Anadolu'da geçen filme saksafonla müzik yapamazsın. Hiç kaybettiğiniz iş oldu mu mesela? Hayır kaybettiğim olmadı. Ama rötuş yaptığım oldu. Ses yükselterek kavgalar etmedik. Çünkü müzikte kavga olmaz. Ama münakaşa olur. Mesela benim asla çalışmayacağım 2 tane yönetmen vardır. Ama isimlerini açıklamam. Atıf Yılmaz ve Ömer Kavur ile çalışmaksa bir ayrıcalıktır. Ne istediğini bilmeyen adamla işi çözmek çok zor. Bu coğrafyada yaşayan insanlara müzik yapıyorsan buradaki kültürü ıskalamayacaksın. Öğrenip kendini onunla donatacaksın. Pir Sultan Abdal'ı da bileceksin, Yaşar Kemal'i de. 70'lerden bugüne 10 yıllık süreçleri düşünecek olursak, neler değişti ve biz nasıl bir etki altına girdik ki bizim dinlediğimiz müzikler değişti? Siyasi açıdan bir etkilenme oldu bir kere. Ama daha da önemlisi 60-70'li yıllar analog dönemdi. Elle dokunup koklayabildiğin bir müzik vardı. Şimdi dijital. Karşı değilim hayat böyle gelişti. Ama analog filmin sıcaklığı ile dijital arasında nasıl bir fark varsa bu fark müzikte de kendini belli eder. Biri sıcaktır, diğeri soğuktur. Kenan Evren'e kadar olan dönemde hayat analogdu. Hatta bir dönem var ki taş plak dönemleri, analog bile yoktu. Sevgi, aşk, bunlar farklı yaşanıyordu. Sevgilinin elini tutmak için yanıp tutuşuyordun. Zırt diye elini tutamıyordun. Uzaktan bakıyordun, mektup yazıyordun falan filan. O zaman şarkı çıkıyordu. Şimdi çıkmıyor. Aşk için emek yok ki. 'Merhaba, naber' hooop yatağa. Maymun iştahlılık var. Aşklar 2 günde bitiyor. Yaşasalar onun da şarkısı çıkacak aslında. Siyaset çok etkiler mi müziği? Bizi etkiliyor. Mesela ben çok etkilenen bir kuşaktan geliyorum. Şimdi de var etkilenenler birkaç tane. Popçulara diyecek birşeyim yok. Onların derdi başka. Ama rock müzik yapıyorsan bunu yapamazsın. Rock'ta bunu yemez. Ama yedirdiler maalesef. İçi boş. Kendi yaşadığı ortamdan bahsetmiyor. Sen menfaatini nasıl koruyacaksın? Kendi şarkını yapmazsan bir gün sıra sana da gelir. 70'lerde her gün 25 kişi ölüyordu ortalama. Sonra büyük çoğunluk çocuklarını uzak tutmaya çalıştı haklı olarak. Kenan Evren ve şülekasının en büyük 'başarısı' kuşaklar arasındaki kültür akışını kestiler. Siyasetle ilgilenenler ya mahkemelerde hapis cezaları aldılar, ya da işkencede öldüler. Turgut Özal da sonra gelip tüy dikti üzerine. Nazım Hikmet'i bile tanımıyorlar şimdi.. Yazık. Onlar özellikle böyle yapıldılar. Son 10 yılda tek parti iktidarı var. Bu nasıl yanısıdı müziğe Genelde yok ama sistem sanata akıllı dokonuşlar yapıyor yavaş yavaş. son günlerde profesör lakaplı admalar müzikte kadın sesi haramdır, enstürman haramdır, telefonda bekleme yaparken size çalınan şarkılar haramdır gibi sözler söyler oldu. 10 yıllık bir süreçte gerçekten ciddi bir müdahale oldu mu sizce müziğe? Özgürlükleriniz gerçekten kısıtlandı mı? Gösterişte kısıtlamadılar ama polisiye devlet durumuna girdik ve bundan sonra ne yapacaklarını bilemiyorum. Gezi olayları beni olağanüstü umutlandırdı. Çünkü Gezi'ye kadar siyasetle ilgilenmeyen bir profil çiziyordu gençler. Ben yoruldum demeyeceğim ama, o kadar çok yapılmış şarkılarım var ki.. Iskaladılar. Politik içerikli şarkılarla kimse ilgilenmiyor. Sevgiyi silah olarak kullanıp bunu yapacağım. Solcuyum demenin bir anlamı kalmadı. Ama ben hala solcuyum, komunistim. Bunu söyleyecek dönem değil ama aklını kullanacak dönemdeyiz. T24
Reklam
Hollanda'da Bir Yılda 20 Töre Cinayeti
Ufak tefek hırsızlık vakaları ve komşu kavgaları dışında çok fazla olayın yaşanmadığı Hollanda'nın güneyindeki Uden kasabası için en büyük 'travmalardan' biriydi, Bahar Bucaklı'nın başına gelen. Schoutenhoek sokağında oturan 25 yaşındaki 2 çocuk annesi Bahar Bucaklı, 'geçimsizlik' nedeniyle eşinden ayrılmaya karar verdi. Polis tarafından sokağa girmesi yasaklanan koca Mehmet Uçar, 3 yıl önce sabaha karşı saat 03:00'de eve gelerek Bucaklı'yı silahla vurarak öldürdü. Uden halkı, günlerce sokağa çiçek bırakıp, mumlar yakarak, o güne kadar çok da tanık olmadıkları cinayeti kınadılar. Aynı dönemde, benzer bir olay bu kez Lahey'de yaşandı. 24 yaşındaki Atilla Orman, Hollandalı kız arkadaşı Gusta'yı görmeye gitti. Kızlarının, Atilla Orman ile arkadaşlık etmesini istemeyen ailenin saldırısına uğrayan Orman, kız arkadaşının dedesi tarafından vurularak öldürüldü. Sonuncusuysa, birkaç önce Dordrecht kentinde meydana geldi. Türkiye kökenli bir Kürt işadamı, 'kızıyla ilişkisi olduğu' gerekçesiyle, yanında çalışan 24 yaşındaki genci öldürdü. Bu üç olayın da ortak noktası 'töre ya da namus cinayeti' olmasıydı. Hollanda, giderek daha fazla 'güvenlik sorunu' haline gelen töre cinayetlerinden kaygı duyuyor. Töre kaynaklı olayların dikkat çekici biçimde artması üzerine polis ve Adalet Bakanlığı ortaklığıyla Ülkesel Namus Cinayetleri Uzmanlığı Merkezi (LEC EGG) kuruldu. Merkez, polis, yabancılar dairesi, erkek ve kadın sığınma evleriyle koordineli olarak töre kaynaklı sorunların önlenmesi amacıyla çalışmalar yapıyor. LEC EGG, ülke çapında son 3 yıl içinde yaşanan, resmi kurumlara yansımış olayların yer aldığı bir rapor hazırladı. Rapora göre geçen yıl; polis, yabancılar dairesi ve sığınma evleri verilerine yansıyan 'töre' kaynaklı 506 bildirim saptandı. Bunlardan 20'si ölümle sonuçlandı. Ölümler, 'kasten öldürme, intihar ve intihara zorlama' yoluyla gerçekleşti. Töre baskısı sonucu yaşanan ölümlerde, önceki 3 yıla göre önemli oranda artış meydana geldi. Polis kaynaklarına göre 2011 yılında 9 kişi, 2012 yılında da 15 kişi töre cinayeti yüzünden yaşamını yitirdi. Resmi kayıtlara yansıyan 506 'töre kaynaklı' olay, tehdit, taciz, adam kaçırma, tecavüz ve yaralama gibi suçları kapsıyor. Resmi verilere göre, töre cinayeti ve baskısının en çok görüldüğü kesimlerin başında Türkiye kökenliler geliyor. Bunu Faslılar, Irak ve Afganlar izliyor. Rapora göre, 'Türkler ve Türkiyeli Kürtler' arasında töre kaynaklı olayların oranı 2010 yılında yüzde 36; 2011'de yüzde 34; 2012'de yüzde 37; 2013'de de yüzde 30 olarak gerçekleşti. 2010 yılında Türklerle ilgili 168 olay bildirimi gelirken; 2011 yılında 155; 2012 yılında 156; geçen yıl da 132 vaka saptandı. Türkiyeli Kürtler'de ise bu rakamlar; 2010'da 11; 2011'de 16; 2012'de 25; 2013'te ise 22 olarak belirlendi. Geçen yıl, Töre kaynaklı olayların Faslılar arasındaki oranı yüzde 16; Afganlar arasındaki oranı yüze 12; Iraklılar arasında yüzde 10; Iraklı Kürtler de ise yüzde 7 olarak ortaya çıktı. Töre kaynaklı cinayet ve saldırılar ağırlıklı olarak, yabancı ve özellikle Müslüman göçmenler arasında görülüyor. Ancak veriler, namus cinayetinin 'yerli Hollandalılar' açısından da ciddi bir sorun olduğunu gösteriyor. 'Yerli Hollandalılar' namus cinayeti oranı son 3 yılda yüzde 6 ile 8 arasında değişiyor. LEC EGG, töre cinayetlerinin önlenmesi için özellikle Türk ve Fas kökenli kuruluşlarla yakın işbirliğine gideceklerini açıkladı.BBC Türkçe
Instagram Keşfet Bölümü Artık Daha Kişisel
200 milyon kullanıcıyı geri bırakan popüler fotoğraf paylaşım uygulaması Instagram, radikal değişiklere ve yeniliklere devam ediyor. Geçtiğimiz yıllarda Facebook tarafından satın alınmasıyla birkaç özelliğini Facebook gibi değiştiren uygulama son olarak Keşfet bölümündeki algoritmasında ciddi değişikliğe gitti.İlk günden bu yana devam eden Keşfet bölümünün algoritması Instagram’da birkaç saat içerisinde en çok beğeni alan ve takipçi sayısı yüksek olan paylaşımları ön plana çıkarıyordu. Yenilenen algoritma ile artık bu bölümde yer almak için yüksek takipçi ve beğeni sayısına ihtiyaç duyulmayacak. Facebook, kendi platformunda olduğu gibi Instagram’da da kullanıcıların yeni kişiler keşfetmeleri için öncelikli çevrelerindeki kişilerin desteğini alcak. Yani takip ettiğiniz bir kişinin  beğendiği, yorum yaptığı, takibe başladığı yada ortak tanıyor olabileceğiniz kişilerin paylaşımları artık Keşfet bölümünde karşınıza çıkacak.Bir süredir bu bölümün testlerini devam ettiren Instagram’da birçok kullanıcı bu değişikliğin farkına varmıştı. 15-20 beğenisi olan ve çok az sayıda takipçisi olan yerli kullanıcıların gözükmesi kullanıcıları bir hayli şaşırtmıştı. Çünkü Instagram burada karşınıza çıkan paylaşımın kaynağını size göstermiyor. Yani hangi arkadaşınızın bu paylaşımı beğendiğini ancak toplam beğeni sayılarına göz atarak bulabiliyorsunuz. Bu durum Facebook’da biraz daha farklı. Karşınıza çıkan farklı bir paylaşımın hangi arkadaşınız tarafından beğenildiği yada yorum yapıldığı yazıyor. Şimdilik Instagram bu bildirimleri sağlamıyor.Bir diğer değişiklik ise Haber Akışında yer alan Takip Edilen bölümüde yapılıyor. Son günler birçok kullanıcıların takip ettikleri kişilerin beğendikleri paylaşımların yer aldığı bu bölüme ulaşamıyordu. Tahminimiz Instagram bu bölümü arka planda kaldığı için yakın zamanda Keşfet bölümüne taşıyarak daha işlevsel hale getirecek.
İlber Ortaylı'dan Obama'ya: 'Ne Dediğini Bilmiyor'
Tarihçi İlber Ortaylı, Başbakan Erdoğan'ın 1915 olayları için yayınladığı taziye mektubunu değerlendirirken, ABD Başkanı Obama'nın konuyla ilgili sözlerini de eleştirdi.Prof. Dr. İlber Ortaylı, Türk Ocağı'nın davetlisi olarak, 'Türkiye'nin Dış Meseleleri' konulu konferans için Bursa'ya geldi. Ortaylı, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 24 Nisan'da 1915 olayları ile ilgili yayınladığı taziye mesajı ile ilgili konuşan Ortaylı, 'İnşallah kalıcı etkileri olur. Bakalım olacak mı? Zamanlamayı iyi yapmak lazım. Ne zaman söyleneceğini bilmek lazım. Arkası ne gelir çok iyi hesaplamak lazım. Bu gibi tartışmalarda yerinizi iyi saptayacaksınız. Tabii kulağını kapatıp; 'bana ne' de denmez dünyada. Her şeyin kendine göre inceliği vardır. Bunlar iki kere iki dört diye gitmez' dedi.'BEKLENEN NETİCE GELMİYOR'Bir gazetecinin ‘Erivan'da Türk bayrağının yakılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorusuna Ortaylı, 'Bak gördüğün gibi beklenen neticeler gelmiyor. Başka şeyler de geliyor' diye cevap verdi. 'OBAMA NE DEDİĞİNİ BİLMİYOR'ABD Başkanı Obama'nın 1915 olaylarını 'Büyük Felaket' olarak adlandırmasının ne anlama geldiğinin sorulması üzerine Ortaylı, 'Büyük Felaket Ermenicesinin tercümesi. Burada filoloji yapacak değiliz. Obama kendi de ne kullandığını bilmiyor zaten. Birileri ona bir şey söylüyor' ifadelerini kullandı.'AVRUPA BİRLİĞİ VE OBAMAYI BEKLEMEMİZ ŞART DEĞİL'Rusya, Ukrayna geriliminde Türkiye'nin Kırım'da yaşayan Türkler için nasıl tutum izlemesi gerektiğini de değerlendiren İlber Ortaylı, 'Rusya orayı bırakacak değil. Çok zamandan beri tesirleri görülüyor. Bizim de oradaki kendi azınlığımızı korumak için Avrupa Birliği'ni veya Obama'yı beklememiz şart değil. Doğrudan Putin ile temasa geçip tartışmamız, sorunları ortaya yatırıp bir nevi pazarlığımızı yapmamız gerekiyor. Çünkü buna hakkımız var. Bunun için Avrupa Birliği falan beklenmez' dedi.Cumhuriyet
Reklam
Sabri Sarıoğlu'nun Bilinmeyenleri
Galatasaray’ın kaptanı Sabri Sarıoğlu, futbol hayatı ve özel yaşantısına dair önemli açıklamalar yaptı.Sarı-kırmızılı taraftarların ‘Sabri Reis’ diye çağırdığı kaptanlarından Sabri Sarıoğlu, temmuzda 30 yaşına basacağını belirterek, “5-6 yıl daha oynamayı istiyorum. Kendimde o enerjiyi buluyorum. Galatasaray da isterse son noktayı burada koymak istiyorum” dedi. Sabri’nin röportajından öne çıkan kısımlar şunlar oldu: “Sözleşmemi yanlış biliyormuşum” Sözleşmemle ilgili yanlış bir bilgi var. ‘15 maçta ilk 11 veya 30 maçta forma giyme’ şartı diye bir madde var. Zaten 18-19 maç ilk 11 oynadım ve sözleşmem otomatik olarak uzadı. Açıkçası ben de yanlış biliyordum ama 2-3 ay önce kulüp menajerimiz Cenk Ergün bana gösterdi. Kulübümle de sıkıntı yaşayacağımı düşünmüyorum. Benle çalışmak isterlerse seve seve imza atarım. İstemezlerse de başka bir takım da oynarım. 3 ay sonra 30 yaşına gireceğim. Daha 5-6 yıl futbol oynayacak enerjiye, kondisyona ve kafa yapısına sahibim. Bu nedenle de yüzden sonrası için hiçbir plan yapmadım. İngiltere rüyası Avrupa’ya gitmeyi düşündüm. Takım olarak bir hedefim olmadı fakat lig olarak İngiltere’de oynamak isterdim. Ancak her zaman “Galatasaray’ın menfaatlerini düşünerek hareket etmek istiyorum” dedim. Bana Avrupa’nın önemli takımlarından ciddi teklifler de geldi. Fakat o günün şartlarında uygun bulmadım. Galatasaray’da kaldığım ve Avrupa’ya gitmediğim için de hiçbir zaman pişmanlık duymadım. “Türk hocalar duygusal” Hiçbir zaman ayrım yapmadım ama Türk antrenörler olaylara biraz daha duygusal bakabiliyor. Yabancılarla fark olduğunu düşünmüyorum. Önemli olan futbolcuya bakıştır. “En çok Ribery zorladı” Çok sayıda yetenekli ve kaliteli futbolcu ile oynadım ancak Ribery ayrı bir yere sahip. Fransa ile oynadığımız hazırlık maçında harika oynamıştı ve beni çok zorlamıştı. Onunla aynı takımda da oynayabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Harika bir futbolcu ve çok sevdiğim bir insan. Favori yazarı Ahmet Ümit Futboldan arta kalan zamanlarımda kitap okuyorum. Ahmet Ümit’in ‘İstanbul Hatırası’ ve ‘Beyoğlu Rapsodisi’ni okudum. Daha çok tarihi ve polisiye kitaplara ilgi duyuyorum. En son izlediğim film ise Russell Crowe, Jennifer Connelly ve Emma Watson’ın başrollerini oynadığı Nuh: Büyük Tufan. Fakat film beklentilerimi karşılamadı. ‘Esprilerden hiç rahatsız olmuyorum’ Yaptığı isabetsiz ortalardan reklam üretilen Sabri Sarıoğlu, “Senaryoyu okuduğumda fikir hoşuma gitti. Kendimle barışık bir insanım” diyor. En unutamadığım maç... Bordeaux maçını unutamam Hırvatistan ile oynadığımız Euro 2008’deki çeyrek finali unutamam. G.Saray ile ise gol attığım ve 4-3 kazandığımız Avrupa Ligi’ndeki Bordeaux maçı... Galatasaray formasıyla çıktığım her maçın ayrı bir anlamı oluyor. Eurosport
Reklam
Kate Upton Şaka Kurbanı Oldu!
'The Other Woman' adlı filmde rol alan Kate Upton, rol arkadaşları Cameron Diaz ve Leslie Mann'ın şakasının kurbanı oldu'The Other Woman' adlı filmde birlikte rol alan Cameron Diaz, Kate Upton ve Leslie Mann, filmlerinin tanıtımına hızla devam ediyor. Son olarak Seth Meyer’ın televizyon şovuna katılan Diaz ve Mann, Kate Upton’a yaptıkları şakanın fotoğrafını paylaştı. İki ünlü oyuncu, uçuşları sırasında uyuyan Upton’ın yüzüne bıyık çizdi ve bu anı fotoğrafla ölümsüzleştirdi. 42 yaşındaki Mann, “Kate uçağa biner binmez uyudu. Ben asla uçaklarda uyuyamam. Bu yüzden çok sinirlendim” sözleriyle şakayı açıklarken Diaz, Upton’ın bıyığı çizdiği sırada kesinlike uyanmadığnı ‘biri bebek gibi’ uyuduğunu belirtti. posta.com.tr
Laboratuvarda Yapay Deri Geliştirildi
Bilim insanları laboratuvar ortamında yapay deri geliştirmeyi başardı. Hedef, ilaç ve kozmetik ürün testlerinde hayvan kullanımına son vermek. İngiltere'nin başkenti Londra'daki King's College araştırmacıları, insan kök hücreleri kullanarak deri tabakası elde etti. Elde edilen derinin, kozmetik ürünlerin ve ilaçların test edilmesinde hayvanların yerine kullanılması amaçlanıyor. Daha önce de kök hücre kullanılarak deri elde edilmiş ancak geçirgenlik sağlanamamıştı. İnsan derisinin epidermis olarak adlandırılan dış tabakası, nemin dışarı çıkmasını ve mikropların içeri girmesini engelleyen koruyucu bir bariyer işlevi görüyor. Araştırmacılar, epidermiste bulunan hücreleri geliştirmek için laboratuvar ortamında yeniden programlanmış deri hücrelerini kullandı. Gerçek deridekine benzeyen bir bariyer oluşturmak için ise deri hücreleri düşük nem oranında bırakıldı. Araştırmayı yöneten Dusko İliç, elde edilen geçirgen derinin, kozmetik ürünlerin ve ilaçların test edilmesinde kullanılabileceğini, böylece hayvanların bu tür deneylerde acı çekmesine son verilebileceğini kaydetti. İliç, kök hücreden elde edilen deri tabakasının cilt hastalıkları için yeni tedavi yöntemlerinin bulunmasında da önemli ilerleme sağlayacağına dikkat çekti. aljazeera.com.tr
'179 Yaşındayım, Galiba Azrail Beni Unuttu'
Mahashta Murasi: Galiba Azrail beni unuttu. O kadar uzun yaşadım ki torunumun torununun ölümünü gördüm. 150 yaşını geçen kimse yok. Sanırım ben ölümsüzümHindistan'ın Varanasi kentinde yaşayan Mahashta Murasi , tam 179 yaşında. Üstelik yaşını kanıtlayacak her türlü belgeye de sahip. 6 Haziran 1835 doğumlu Hintli 1957'ye kadar ayakkabıcılık yapmış. 122 yaşında emekli olmuş. Murasi 'Galiba Azrail beni unuttu. O kadar uzun yaşadım ki torunumun torununun ölümünü gördüm. 150 yaşını geçen kimse yok. Sanırım ben ölümsüzüm' diyor. Sağlık sorunlarıyla ilgili geçmişte bir kaydı bulunmayan Murasi'nin son doktoru 1971'de vefat etmiş. Hintli adam insanlık tarihinin en yaşlı kişisi olarak Guienness Rekorlar Kitabı'na girdi.T24
Çocuğunuzu Bahane Edip Eşinize, “Alalım” Diye Tutturduğunuz 11 Şey
Şimdi gelin şunu hep beraber bir açıklığa kavuşturalım beyler! Çocuk yapmak istiyoruz. Hele bir de erkek çocuk olursa, havalara uçuyoruz. Neden? Çünkü içimizdeki öyle ulu orta açık edemediğimiz çocuğa, gizliden gizliye bir arkadaş arayışımız var. Bizim küçüklüğümüzde oynayamadığımız oyunları, konsolları, anne babamızın satın almadığı Legoları, oyuncakları, çok pahalı olduğu için uzak tutulduğumuz son teknoloji aygıtları çocuğumuza diye alıp, salonun tam orta yerinde evi gönlümüzce dağıtarak oynamak yegane amacımız! Ve tabii ki bu amaca hizmet etmenin başlıca yolu, çocuğunuzu bahane edip, normal şartlarda eşinizi hayatta ikna edemeyeceğiniz şeyleri çocuğunuzu bahane edip kafalamaktan geçiyor. Geekstra olarak yaşı 60’ı bulsa da içindeki çocuk asla büyümeyecek bir ekibiz. Ve sırf çocuğu bahane edip eşimize, bir çocuk edası ile “alalım” diye tutturacağımız 11 şeyi sizler için bir araya getirdik. Aman diyim, bu amacı ve yöntemlerimizi öyle eşlerimize açık etmeyelim beyler! Bu liste aramızda Özellikle yeni baba olacaklar kalemi kağıdı hazırlayın! İşte alışveriş listeniz!
Reklam