onedio
Haftanın Teknoloji Karikatürleri
Her hafta olduğu gibi bu hafta da internet ve teknolojinin günlük hayatımıza etkileri, sosyal medya bağımlılığımız ve bilgisayar kullanım alışkanlıklarımıza yönelik esprili göndermeler içeren paylaşımlarımız sizleri bekliyor. İşte sizler için bir araya getirdiğimiz eğlenceli içerikler... SDN
Berkin Elvan 16 Kiloya Düştü
Vurulduğunda 45 kilo olan Berkin Elvan, 16 kiloya düştü. Beyin fonksiyonlarının çalışması giderek zorlaşan Berkin Elvan, yaşam destek ünitesine bağlı Gezi Parkı gösterileri başında başından biber gazı fişeğiyle vurulan, 267 gündür yoğun bakımda tedavi gören Berkin Elvan 'ın 16 kiloya düştüğü, vücut direncinin ve beyin fonksiyonlarının azaldığı ve hayatını yaşam destek ünitesini bağlı olarak sürdürebildiği açıklandı. Radikal gazetesinden İsmail Saymaz ’ın haberine göre, Elvan ailesinin avukatı Evrim Deniz Karatana tarafından yapılan açıklamada, 15 yaşındaki Berkin’in 267 gündür direndiği belirtilerek, “Genç bedeni, polisin attığı gaz bombasıyla beyninde ve ona bağlı olarak vücudunda yarattığı hasara direndi” denildi. Elvan’ın 6 Mart’ta epilepsi krizi geçirdiği ve durumunun ağırlaştığı, 7 Mart’ta ise kalbinin durduğu kaydedilerek, ”Tıbbi müdahalenin ardından yaklaşık 15 dakika sonra kalbi yeniden ama makineye bağlı olarak çalıştırıldı” denildi. Bugün sabah saatlerinde akciğerinde hava deliği oluştuğu, beyin fonksiyonlarının çalışmasının giderek zorlaştığı ve iç organlarında da hasarın büyüdüğü ifade edildi. Vurulduğunda 45 kiloydu Vurulduğunda 45 kilo olan Elvan’ın şu anda 16 kiloya düştüğü ifade edilerek, “Vücut direnci giderek azalmaktadır ve beyin fonksiyonlarının çok alt seviyede çalışıyor olması sebebiyle iç organlarında zarar giderek büyümektedir. An itibariyle hayatını yaşam destek ünitesine bağlı olarak sürdürmektedir” denildi. Halkın, Elvan’ın tedavi gördüğü Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde beklemeye çağrıldığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Berkin, halk ayaklanmasında faşizme karşı direnen halkımız gibi 267 gün boyunca direndi, direniyor. Umut bitmez. Hele ki umut, uykusunda 15 yaşına giren Berkin’imizin hayata tekrar tutunabilmesi isteğine dairse hiç eksilmez. Ancak bu süreç boyunca aileyi bir gün bile yalnız bırakmayan halkımıza Berkin’in sağlık durumundaki son gelişmeleri açıklamak sorumluluğumuzdur. Özetle belirtilmelidir ki Berkin’in durumu giderek ağırlaşmakta olup hayati risk çok yüksektir. Berkin’i ve ailesini bir gün bile yalnız bırakmayan halkımızı, Berkin’i vuranlardan, onları koruyup kollayanlardan hesap sormak ve aileyle dayanışmak için Okmeydanı Hastanesi önüne çağırıyoruz.” T24
Erdoğan'dan Emniyet Müdürüne Fırça!
Başbakan Erdoğan, '28 Şubat'taki gibi ikna odaları kurdular. İşçileri, öğrencileri 'AK Parti'ye oy vermeyin' diye ikna etmeye çalışıyorlar' dedi.AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Bir dershane meselesi çıkardılar, bu muhteşem buluşmayı gölgelemek istediler. Arkasından 17 Aralık darbe girişimini başlattılar. Çözüm Sürecini tümden baltalamak istediler. Kim yaptı bunu? Pensil bir zat, onun buradaki maşaları, onun buradaki yandaşları” dedi. Erdoğan, AK Parti’nin Şanlıurfa Topçu Meydanı'nda düzenlediği mitingde yaptığı konuşmaya, vatandaşların “dik dur eğilme” tezahüratlarına “Ben de öyle bir göz var mı? Biz, Allah’tan başka kimsenin karşısında eğilmeyiz, sadece rü eğiliriz” diye başladı. Şanlıurfa’nın evliyalar, şairler, ilim, sanat şehri olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Ey Şanlıurfa, alem siye heyran, ben siye kurban. Urfalı'yam ezelden, göynüm geçmez sizlerden, gönlümün gözü çıksın, iyi ki sizi sevdim ezelden. Seni gönülden selamlıyorum ey Şanlıurfa” dedi. Erdoğan, Şanlıurfa’nın tüm ilçelerini sayarak, orada yaşayan vatandaşları selamladığını ifade ederek, bugün Şanlıurfa’nın tarihi, farklı bir gün yaşadığını, bin yıllık rüyanın gerçekleştiğini ve Suruç tünelleriyle bölgenin suya kavuşacağını söyledi. “Ey Halil-ur Rahman’ın şehri, ey Hazreti İbrahim’in, Hazreti Musa Aleyhisselam’ın, Hazreti Yakup’un, Hazreti Elyesa’nın şehri Şanlıurfa seni hasretle kucaklıyorum” diyen Erdoğan, şöyle devam etti: “Sen ki Şair Nabi’nin, merhum Akif İnan ağabeyimizin şehrisin, sen ki Kazancı Bedi’nin, merhum Müslüm Gürses’in şehrisin. Sen ki 38 yıllık hasretin ardından Diyarbakır’da kucaklaşan 77 milyona ‘megri’ diyen İbrahim Tatlıses’in, Şivan Perver’in şehrisin. Sen merhum Said-i Nursi’nin Isparta’da hasta yatağında ‘gidiyoruz’ dediği zaman bir Ramazan günü 2 gün yolculuk yaparak ulaştığı, gözlerini hayata yumup hakka yürüdüğü şehirsin. İlim şehri, medeniyet şehri, yiğitliğin, mertliğin kardeşliğin şehri Şanlıurfa seni hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Allah sizlerden razı olsun, Rabbim evlerinizden huzuru, yüreklerimizden sevdayı eksik etmesin, yüreklerinizden, soframızdan Rabbim bu uhuvvetimizi, kardeşliğimizi, dayanışmamazı daim etsin. Şanlıurfa bugün yine bir tarih yazıyor. Şanlıurfa bugün Başbakanına, hükümetine, AK Parti’ye, demokrasiye bir kez daha sahip çıkıyor. Şanlıurfa, 30 Mart’ta sandıkta söyleyeceği sözü adete bugün söylüyor, sandığın rengi Şanlıurfa’da belli olmuştur.” “Biz, terör sorununu hukuk içinde hamdolsun çözüyoruz” Erdoğan, 3 Kasım 2002’de iş başına geldiklerinde Türkiye’nin çok büyük sorunları olduğunu, ama en büyük sorununun terör olduğunu vurgulayarak, “Çok büyük acılar çektik. Nice askerimizi, polisimizi, korucumuzu şehit verdik, nice gencimizi kaybettik. Ocaklar söndü, yürekler yandı, milletçe huzurumuz kaçtı” diye konuştu. Teröre maddi olarak çok ağır bedeller ödendiğini, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin hizmetlerden, yatırımlardan uzak kaldığını anlatan Erdoğan, bölgeye yol, okul, hastaneler, üniversiteler yapılmadığını söyledi. AK Parti’nin iktidara gelmesiyle birlikte bölgeye yatırımın, hizmetin başladığını kaydeden Erdoğan, iktidara gelmelerinden bugüne kadar Şanlıurfa’ya 18 katrilyon lira yatırım yaptıklarını, bu rakamın Cumhuriyet tarihinde yapılan yatırımlardan daha fazla olduğunu söyledi. “Biz, terör sorununu hukuk içinde hamdolsun çözüyoruz” diyen AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu sorunu ‘demokrasiyle çözeceğiz, ekonomik kalkınma ile çözeceğiz, hizmetle, yatırımla çözeceğiz’ dedik. Bu sorun ‘sadece güvenlik tedbirleriyle çözülmez’ dedik, ‘kültürel, demokratik, en temel insani hakları teslim ederek çözeceğiz’ dedik. En önemlisi de biz bu sorunu ‘kardeşlikle, kardeşlik hukuku içerisinde çözeceğiz’ dedik. Önümüze çok engeller çıkardılar, bu sorunu çözmeyelim diye çok saldırdılar, çok tahrikler yaptılar. Partimizi kapatmaya kalktılar, ama başaramadılar biz yolumuza dimdik devam ettik, kimlerle? Sizlerle, milletimizle, millet bize ‘yürü’ dedi, biz yürüdük. Çünkü çıkarken bir şey söylemiştik; ‘uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz-gece demiştik’. Ve gideceğiz gündüz-gece, durmak yok. Bu yola elimizi, kolumuzu, bütün bedenimizi, hatta canımızı koyduk. Bu acı meseleyi mutlaka çözeceğiz, kardeşliği en güçlü şekilde tesis edeceğiz dedik. Biz, bu sorunu çözmek için, kanı durdurmak için, annelerin gözyaşını dindirmek için samimi mücadele verirken, önce Oslo sürecini sabote ettiler, arkasından MİT Müsteşarımı tutuklamaya, onu devre dışı bırakmak istediler, arkasından Paris’te bir takım suikastler yaptılar, süreci bozmak istediler. İşte en son 17 Aralık darbe girişimiyle, 25 Aralık darbe girişimiyle birçok hedefin yanında çözüm sürecine saldırdılar.” Başbakan Erdoğan, 16 Kasım’da Diyarbakır’da tarihi bir buluşmayı gerçekleştirdiklerini, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin, sanatçı İbrahim Tatlıses ile tam 38 yıldır ülkesinden, vatanından, toprağından uzak kalan Şanlıurfalı Şivan Perver’in Diyarbakır’a geldiğini ve muhteşem bir tablo oluştuğunu, tüm Türkiye’nin bu tablodan etkilenerek, duygulandığını anlattı. O gün kendisine telefonlar geldiğini, sevinç gözyaşlarının döküldüğünü, Türkiye’nin tamamında umutların çoğaldığını, barış umudu, çözüm umudu ve kalıcı barış umudunun çoğaldığını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Peki ne yaptılar? Bir dershane meselesi çıkardılar, bu muhteşem buluşmayı gölgelemek istediler. Arkasından 17 Aralık darbe girişimini başlattılar. Çözüm Sürecini tümden baltalamak istediler. Kim yaptı bunu? Pensilivanya’daki bir zat, onun buradaki maşaları, onun buradaki yandaşları. Tabi bunlar yargının içinde de örgütlenmişler, maalesef emniyet güçlerimizin içinde de örgütlenmişler, devletin diğer kurumları içerisinde de örgütlenmişler. Doğu’daki, Güneydoğu’daki, Diyarbakır’daki, Şanlıurfa’daki bahar havasından rahatsız oldular. Gençlerin ölmeyecek olmasından rahatsız oldular, bölgedeki gelişmeden, değişimden değişmelerden, kalkınmadan rahatsız oldular. En başta kardeşlikten rahatsız oldular. Şanlıurfa ile Trabzon’un, Diyarbakır ile İstanbul’un, Van ile İzmir’in kucaklaşmasından rahatsız oldular. 77 milyonun bir olmasından, beraber olmasından rahatsız oldular, birlikte Türkiye olmasından rahatsız oldular.” “Hizmet için Mekke’de de olsam buraya gelirdim” Miting alanında Bediüzzaman Said-i Nursi’nin fotoğrafının yer aldığı ve üzerinde “Hizmet için Mekke’de de olsam buraya gelirdim. Bediüzzaman Said Nursi” yazılı pankart dikkati çekerken, miting öncesinde AK Parti’nin Türkçe, Kürtçe ve Arapça seçim şarkıları çalındı. Mitinge Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ve AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Faruk Çelik, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı ve AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehdi Eker, Maliye Bakanı ve Batman Milletvekili Mehmet Şimşek, Orman ve Su İşleri Bakanı ve AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Veysel Eroğlu, AK Parti Şanlıurfa ve çevre illerin milletvekilleri, AK Parti Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Celalettin Güvenç de katıldı. Muhabir: Kadir Karakuş | AA
İşte Mustafa Sarıgül'ün 'İstanbul' Projeleri
CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Sarıgül, İstanbul için hazırladığı 200 projeden 28'ini kamuoyuyla paylaştı.CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Sarıgül, İstanbul için hazırladığı projeleri açıkladı. Bütün projelerin bilim kurulu üyelerine danıştıklarını ifade eden Mustafa Sarıgül, hukuk ve bilim öncülüğünde yapılamayan hiçbir projeyi kabul etmediklerini söyledi. Yerel seçimlere kısa bir süre kaldığını ifade eden Mustafa Sarıgül, 'Burada size sunacağımız projeler yaklaşık iki yıllık bir çalışmanın ürünü. İstanbul'un tüm sorunlarını değerli bilim insanlarıyla, uzmanlarla masaya yatırdık. Yaklaşık 200 proje oluşturduk. Bunlar arasından 28 projeyi sizlere sunuyoruz. Tüm projeler bizim fikir önerilerimizdir. Proje önerilerimiz, 30 Mart'tan sonra, ilgili STK'lar, akademisyenler, siyasi partilerin temsilcileri ve yurttaşlarımızın görüşleri alınarak ve proje yarışmaları düzenlenerek, tasarlanacak ve hayata geçirilecektir' diye konuştu. 'ÖTEKİSİ OLMAYAN BİR İSTANBUL İÇİN GELİYORUZ' Hazırladıkları projelerin tamamının bilim ve hukukun öncülüğünde hazırlandoğını ifade eden Sarıgül şunları söyledi; 'Tam 20 yıldır aynı anlayış İstanbul'u yönetiyor. 20 yıl sonra gelinen yer maalesef şudur: Dünyada yaşanabilir kentler sıralamasında 109. sıradayız. 20 yıl oldu, artık yoruldular, toplumu da yordular. İstanbul yeni bir ses, yeni bir nefes, yeni bir enerji arıyor. Hiç kimse merak etmesin; İstanbul değişime hazırdır! Ötekisi olmayan bir İstanbul için geliyoruz. Yaptıklarına teşekkür ederiz, biz daha iyisini yapacağız. 30 Mart'tan itibaren İstanbul'da 'benim doğrularım' dönemi bitecek, 'kentin doğruları' dönemi başlayacak. Kin, nefret, sevgisizlik dönemi bitecek, sevgi, barış, dostluk dönemi başlayacak. Asla ötekimiz olmayacak; yurttaşlarımızın yüzde yüzünü kucaklayacağız. 30 Mart'tan itibaren İstanbul'da adamı olanın değil, hak edenin işini yapacağız. Bireylerin değil, toplumun çıkarına hizmet edeceğiz. Doğanın, bilimin, hukukun onaylamadığı, halkın yararına olmayan hiçbir projeye imza atmayacağız.' 'İSTANBUL'DA PLANLI GELİŞİM DÖNEMİ BAŞLAYACAK' 'İstanbul'da planlı gelişim dönemini başlatacağız' diyen Mustafa Sarıgül, 'Tüm fiziksel, sosyal, ekonomik planları güncelleyeceğiz. Artık her uygulama planlı olacak. İstanbul'umuzun suyunu, havasını, denizini, toprağını, yeşilini, ormanını, kimliğini, kültürünü, tarihi dokusunu en iyi şekilde koruyacağız ve geleceğe taşıyacağız. İstanbul'un çevre değerlerine sahip çıkacağız. Kuzey ormanlarını, su havzalarını, tarım alanlarını koruyacağız. Önümüzde ciddi bir su problemi var. Planlanan barajları mutlaka yapacağız. Ayrıca deniz suyundan kullanım suyu elde edilmesi için gerekli etütleri hemen başlatacağız' dedi. 'KENTSEL DÖNÜŞÜM' DEĞİL, 'KENTSEL GELİŞİM' Kentsel dönüşümü kentsel gelişim olarak adlandırdıklarını belirten Mustafa Sarıgül, 'Kentsel dönüşümü yıkım ve mutsuzluk olmaktan çıkaracağız. Kentsel dönüşüm değil, kentsel gelişim diyoruz. Kentsel gelişimde yurttaşlarımızın tüm haklarını koruyacağız. Tapu ve 2-B'den kaynaklanan sorunları mutlaka çözeceğiz. Hiç kimse mağdur olmayacak. İstanbul ortaklığı projemizle, toplumsal mutabakata dayalı doğru ve yerinde dönüşüm sağlayacağız. Kesinlikle yüreklerde deprem korkusu kalmayacak. Binalarımızı güçlendireceğiz. İstanbul'umuzu depreme karşı hazırlıklı hale getireceğiz' şeklinde konuştu. 'RAYLI SİSTEMİN PAYINI YÜZDE 50'YE ÇIKARACAĞIZ' Mevcut yönetimin ulaşımda 5 katrilyon harcadığını fakat ulaşım problemini çözemediğini ifade eden Sarıgül, 'İstanbul'da ulaşım bugünkü gibi plansız projelerle çözülemez. Çözüm; daha fazla, daha konforlu, daha hızlı entegre toplu taşımadır ve bu, imkansız değildir! Öncelikle ulaşım ana planını güncelleyeceğiz. Ulaşımda da her şey planlı olacak. Ulaşımı tek elden yöneteceğiz. İstanbul'un ulaşımında metroya ve raylı sisteme öncelik vereceğiz. Raylı sistemin toplu ulaşımdaki payı yüzde 20. Oysa dünya metropollerinde bu oran yüzde 70 ile 90 arasında. 20 yılda, İstanbul'da yapılan metro 68 kilomtere. Oysa, Şangay'da 18 yılda 437 kilometre, Yeni Delhi'de 10 yılda 190 kilometre metro yapılabildi. Biz, raylı sistemin payını hızla yüzde 50'ye çıkaracağız' ifadelerini kullandı. 'İSTANBUL'A DENİZDEN BAKACAĞIZ' 'İstanbul'a denizden bakacağız' diyen Sarıgül, deniz ulaşımını güçlendireceklerini belirterek, 'Deniz ulaşımının toplu ulaşımdaki payını yüzde 4'ten yüzde 10'a çıkaracağız. Toplu ulaşım ağını büyük otoparklar ve aktarma merkezleriyle birbirine bağlayacağız. Özel taşımacıların gücünden daha etkin yararlanacağız. Bütün bu önlemlerle, İstanbul'da trafik çilesine kademeli olarak son vereceğiz' dedi. İstanbul'da atık suların yüzde 72'si arıtılmadan denize verildiğini ifade eden Mustafa Sarıgül, 'İSKİ kayıtlarında bu açıkça görülüyor. Biz, bu ayıba son vereceğiz. İleri biyolojik arıtma sistemlerini mutlaka hayata geçireceğiz. Yenilenebilir enerji önemli. İBB olarak yenilenebilir enerji kaynaklarıyla kendi elektriğimizi kendimiz üreteceğiz. Bu yolla, İBB'nin elektrik maliyetini azaltacağız. Bu kaynağı sosyal projelere aktaracağız' şeklinde konuştu. '2 BÜYÜK KENT PARKI YAPILACAK' İstanbul'da yeşil alanlara öncelik vereceklerini dile getiren Mustafa Sarıgül, 'Aktif yeşil alanlarımız çok az. Kişi başı aktif yeşil alan, New York'ta 29 metrekare, Londra'da 27 metrekare, Stockholm'de 87 metrekare, İstanbul'da ise 2 metrekarenin altında. Yeni parklar ve aktif yeşil alanlar oluşturarak, İstanbul'umuza nefes aldıracağız. Anadolu yakasında, İçerenköy'deki hal arazisi ile Avrupa yakasında, 4. Levent-Maslak arasındaki golf kulübü arazisini dünya ölçeğinde kent parkı yapacağız. Tüm ilçelerde parkları, aktif yeşil alanları yaygınlaştıracağız' diye konuştu. Bisiklet yollarını yapacaklarını da sözlerine ekleyen Mustafa Sarıgül, 'İstanbul'umuzun, mümkün olan her noktasında, kesintisiz yaya ve bisiklet yollarına önem vereceğiz. İlk örnek olarak, Eminönü ile harbiye arasını, kesintisiz bir yaya yolu olarak düzenleyeceğiz' dedi. 'İSTANBUL, KÜLTÜR VE TURİZMİN BAŞKENTİ OLACAK' İstanbul'u kültür ve turizm başkenti; bir dünya markası yapacağını ifade eden Mustafa Sarıgül, 'İstanbul'u dünya turizminin göz bebeği haline getireceğiz. İstanbul'un tarihi ve doğal zenginliklerini turizmle daha çok buluşturacağız. Turizm alt yapısını geliştireceğiz. Anadolu çok önemli yakasına bir kongre merkezi yapacağız. Kruvaziyer liman projesini tamamlayacağız. İstanbul'u festivaller şehri haline getireceğiz. İstanbul'u dünyada çok daha etkin şekilde tanıtacağız. İstanbul'u Londra'yla, Paris'le yarıştıracağız. Hedefimiz bugün 10 milyon olan turist sayısını 25 milyona çıkarmak; İstanbul'un turizm gelirlerini hızla artırmaktır. İnanıyorum ki; İstanbul'da turizm şahlandığı zaman, işsizlik de azalacaktır' dedi. Tarihi yarımadanın önemine vurgu yapan Mustafa Sarıgül, 'Tarihi yarımada İstanbul'un en büyük hazinesi yatmaktadır. Ne yazık ki, bu hazine sahipsizdir, bakımsızdır. Tarihi yarımadayı, bir bütün olarak ele alacağız. Evrensel koruma kültürü ilkelerine uygun olarak, şanına yakışır hale getireceğiz. Bu çalışmalarla, tarihi yarımadayı açık bir müze kent haline gelecektir. Haliç'i, Eyüp Sultan odaklı, bir doğa ve kültür vadisi haline getireceğiz. Eyüp Sultan'da inanç turizmini öne çıkaracağız. Haliç Vadisi, İstanbul'un yeni cazibe merkezi olacak. UNESCO dünya mirası listesinde yer alan Yedikule ve fetih surlarını restore ederek turizme kazandıracağız. İstanbul'un tarihi hanlarını aslına uygun şekle getireceğiz' diye konuştu. 'GEZİ PARKI, PARK OLARAK KALACAK' Meydanların kentler için önemli olduğuna dikkat çeken Sarıgül, 'İstanbul'un tarihi meydanları, yanlış mimari uygulamalarla tarihi kimliğinden uzaklaştırılıyor. Meydanlar kentlerin yüzüdür. Yurttaşların buluşma alanıdır. Demokrasi, özgürlük, kültür-sanat mekanlarıdır. Proje yarışmalarıyla, İstanbul'umuzun 6 ana meydanını yeniden düzenleyeceğiz. Bu meydanlar, Taksim, Kadıköy, Üsküdar, Aksaray, Beyazıt, Beşiktaş meydanlarıdır. Gezi parkı ise, park olarak kalacak. Ayrıca, 39 ilçede 39 yaşam meydanı yapacağız. İstanbul beton meydanlara değil, demokrasi, özgürlük, kültür ve sanat meydanlarına sahip olacak. İstanbul'un her ilçesinde, ilçenin ve bölgenin özelliklerini de gözeterek, Abdi İpekçi Caddesi benzeri İstanbul'da marka caddeler yapacağız' şeklinde konuştu. AKM, HİZMETE AÇILACAK Kültür merkezlerinin sayısını arttıracaklarını ifade eden Mustafa Sarıgül, 'İstanbul'a 3 büyük kültür merkezi kazandıracağız. Öncelikle Atatürk Kültür Merkezi'ni hızla onaracağız ve İstanbul'un hizmetine sokacağız. Kadıköy'de bir su kenarı yapısı olarak simge bir opera binası yapacağız. Tepebaşı'nda da İstanbul'a yakışır bir konser salonu yapacağız. Ayrıca, 39 ilçede kültür-sanat merkezleri yapacağız. İstanbul müzeler açısından da yetersiz bir noktada. Öncelikle, var olan müzelerimizi destekleyeceğiz, geliştireceğiz. Ayrıca Haydarpaşa ve Sirkeci Garlarını, çevreleriyle birlikte değerlendirerek, proje yarışmasıyla, dünya çapında iki kent müzesi haline getireceğiz' diye konuştu. 'İSTANBUL'A OLİMPİYATLARI KAZANDIRACAĞIZ' Amatör spor kulüplerini destekleyeceğini dile getiren Sarıgül, 'Bin 600 tane spor kulübü var. Sporcu fabrikaları açacağım. Olimpiyat stadını, yeni tesislerle bir olimpik park haline getireceğiz. Geleceğin şampiyonları İstanbul'da yetişecek. Olimpiyatları İstanbul'a kazandıracağız. Arda hariç o rakamı bir ardada yakalayamıyoruz. Çocuklarımız için her hafta sonu ücretsiz tiyatro ve sinema gösteriminden ücretsiz yaralanacak. İstanbul'un her ilçesinde organik pazarlar kuracağız' ifadelerini kullandı.'İSTANBUL'A HAYVAN KÖYÜ KURULACAK' İstanbul'un iki yakasına iki hayvan yaşam köyü kuracaklarını ifade eden Sarıgül, 'Kısırlaştır, sahiplendir' projesini de etkin olarak hayata geçireceğiz. Sinema endüstrisi için doğal çekim platoları kuracağız. Film stüdyolarını kurulmasını teşvik edeceğiz. İstanbul doğal çekim platoları, dünya sinemasının yeni cazibe merkezi haline gelecek. Hollyvoda rakip film stüdyolarını hayata geçireceğiz. Yüzlerce oyuncu buraya gelecek İstanbulun tanıtımına katkı bulunacak' dedi. İHA
Reklam
Geçtiğimiz Haftanın Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Videosu
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken; eğlenceli, anlamlı ve ilginç videoları karşınızda. İyi seyirler...Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
Reklam
"Bir Yahudi, Bir Ateist, Bir Zerdüşt Yapsa Anlarım"
Eski Ekonomi Bakanı ve AKP Mersin Milletvekili Zafer Çağlayan, Tarsus’taki konuşmasında kendilerine yönelik oyunlar oynandığını vurgulayıp, “Bunları bize bir Yahudi, bir ateist, bir Zerdüşt yapsa anlarım. Ama bunları yapan Müslümanım diye geçiniyorsa yazıklar olsun” dedi.Kendilerinin seçimden seçime gelen siyasetçilerden olmadıklarını ve kimsenin önünde eğilmeyeceklerini dile getiren Çağlayan, “Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara karşı, AK Parti büyüyor ve güçleniyor. Mitinglerdeki kalabalıkları herkes görüyor. Birileri de ‘montaj’ diyor. Kimlerin montaja sarıldıkları ortada.” dedi. 102 milyar dolar olan ihracatı 150 milyar dolara çıkarmak suç ise kendisinin suçlu sayılabileceğini söyleyen Çağlayan, 17 Aralık operasyonunun özellikle belli bakanlar üzerinde yapıldığını dile getirdi. Zafer Çağlayan konuşmasına “Müslüman” geçinenlerin kendilerine komplo kurduğunu vurgulayarak şöyle devam etti: “Operasyon yapılan bakanların hepsi vatanına, milletine, bayrağına sonuna kadar bağlı olan Kürt kökenli arkadaşlarımızdır. Barış ve kardeşliği bozma adına bizleri hedef aldılar. Ama biz dimdik durduk. Başbakanımızın arkasında da dimdik durduk ve durmaya devam edeceğiz. Onlar şehit haberleri gelsin istiyor. Çünkü onlar kandan, terörden besleniyor. Nasıl bir zihniyetle mücadele ettiğimizi bu millet çok iyi görüyor. Sizlere anlatacağım çok şey var. Ama bunları bize yapanlar bir Yahudi, bir ateist, bir Zerdüşt yapsa anlarım. Ama bunları yapan Müslümanım diye geçiniyorsa yazıklar olsun. Bir Müslüman bunları nasıl yapar? İşte bu nedenle 30 Mart yerel seçimleri seçim olmaktan çıktı. 30 Mart seçimleri istiklal mücadelesidir. Zafer AK Partinin olacak.”zete.com
Tamer Karadağlı Ciciş Esra'yla Yakalandı
Tamer Karadağlı, skandallarıyla tanınan Ciciş Kardeşler'den Esra Ersoy'la yakalandı.Kemerburgaz baş başa gözlerden uzak yemek yiyen ikilinin keyfinin yerinde olduğu gözlendi. Mekanda yaklaşık iki saat vakit geçiren Karadağlı ve Ersoy, görüntülendiklerini anlayınca adeta panik oldular. CİCİŞ ESRA İLE KARADAĞLI AYRI AYRI ÇIKTILAR Karadağlı masadan hemen kalkarken sinirli bir şekilde aracına yöneldi. Sorulan soruları duymamazlıktan gelen Karadağlı, aracını gazetecilerin üzerine sürdü. Esra Ersoy ise, bu sırada mekanı arka kapıdan terk ederek bindiği taksi ile hızla uzaklaştı.
Sizi İlk Önce Çok Kötü, Sonrasında İse Harika Hissettirecek Bir Reklam Filmi
İngiltere'deki The Mayhew Animal Home adlı bir hayvan barınağı süper bir reklam filmine imza atmış. 'Sevilmemek' temalı reklam filmi; ilk önce, hayatın türlü zorluklarından ve insanların anlayışsızlığından dem vuruyor. Sonrasında ise, kötü geçirilen bir günden sonra 'karşılıksız sevgiyi' insana verebilecek tek şeyin hayvanlar olduğunu söylüyor. Kısaca reklamın dediği şu: 'Bir köpek sahibi olun!'
Reklam
Roketsan 'Cirit'i Avrupa'da Görücüye Çıkaracak
Roketsan tarafından geliştirilen, sabit ve hareketli hedeflere karşı yüksek hassasiyet ile sınıfının en uzun menzilli füzesi olan 'CİRİT' Avrupa'da görücüye çıkacak. Roketsan Genel Müdürü Selçuk Yaşar, sabit ve hareketli hedeflere karşı yüksek hassasiyet ile sınıfının en uzun menzilli füzesi olan CİRİT'in mayıs ayında Almanya'da düzenlenecek bir fuarla Avrupa'da tanıtılacağını belirterek, 'CİRİT'in başarısını Avrupa ülkelerine taşımak istiyoruz. CİRİT, Avrupa'da görücüye çıkacak, büyük bir lansman olacak' dedi. Son yıllarda büyük bir atılım gerçekleştiren Roketsan ve Türk savunma sanayisi ürünleri hakkında AA muhabirine açıklamalarda bulunan Roketsan Genel Müdürü Yaşar, hafif zırhlı/zırhsız sabit ve hareketli hedeflere karşı yüksek hassasiyet ile sınıfının en uzun menzilli füzesi olan CİRİT'in Avrupa'da görücüye çıkacağını söyledi. CİRİT'in Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki kalifikasyonunun tamamlandığını ifade eden Yaşar, 'Çok başarılı sonuçlar alındı. 2013 başında 190 milyon dolarlık bir ihracatımız olmuştu. Bu başarılı bir sonuçla, Birleşik Arap Emirlikleriyle ilişkilerimizin giderek daha da artacağını düşünüyoruz. Zaten CİRİT füzemiz oradaki 4'üncü projemiz' diye konuştu. Yaşar, CİRİT füzesine gösterilen ilgiden dolayı memnuniyet duyduklarını dile getirerek, füzenin Birleşik Arap Emirlikleri'ne, Orta Doğu bölgesine ve Türkiye ile dost ülkelere ihracat şansının giderek arttığını, uzun vadede de bu potansiyellerini güçlendirmek istediklerini vurguladı. İhracat pazarlarının giderek çeşitliğine dikkati çeken Yaşar, şunları kaydetti: 'Avrupa'daki helikopter üreticileriyle çalışıyoruz. Mayıs ayında Almanya'da Türkiye'nin de katılacağı çok büyük bir fuar gerçekleştirilecek. Burada CİRİT füzeminizin başarısını Avrupa ülkelerine taşımak istiyoruz. Avrupa'nın da önemli helikopter üreticileri var. Bunların ihraç ettiği ülkelere CİRİT'in helikopter üzerinden başarıyla atılabilen bir sistem olması dolayısıyla, helikopter üreticileriyle işbirliği yapıp 3. ülkelere füzemizi pazarlama hedefimiz var. Gayet de olumlu ilerliyoruz. CİRİT, Avrupa'da görücüye çıkacak, büyük bir lansman olacak.' CİRİT füzesinin özellikleri Roketsan tarafından tasarlanan 2,75” Lazer Güdümlü CİRİT füzesi, ucuz ve hassasiyeti düşük güdümsüz roketler ile yüksek maliyetli güdümlü Anti-Tank füzeleri arasındaki boşluğu doldurmak amacıyla tasarlandı. CİRİT, Roketsan tarafından geliştirilmiş olan standart CİRİT POD'undan ve Akıllı POD'dan atılabiliyor. Akıllı POD, sahip olduğu platform ile iki yönlü veri iletişimi ve envanter bilgisi sağlama özellikleri ile CİRİT füzesinin etkinliğini arttırmaktadır. CİRİT, yükleme ve boşaltmayı kolaylaştıran tüp komplesi içerisinde bulunuyor. Füze, aerodinamik yapısı ve kompozit katı yakıtlı motoru sayesinde, klasik 2,75” füzelere göre, 8 kilometre ile sınıfının en uzun menziline sahip. Ayrıca CİRİT füzesi çok maksatlı (Zırh Delici, Anti-Personel ve Yangın Çıkarıcı) harp başlığı ile birlikte yüksek infilaklı harp başlığı opsiyonlarını da barındırıyor. Sistem, çeşitli platformlara (Helikopter, insansız hava aracı, kara aracı, sabit platform, hafif saldırı uçağı, deniz platformu) entegre edilebiliyor. Ulusal füze ve roket programlarının öncüsü Roketsan 1988 yılında ulusal füze ve roket programlarında öncü olmak üzere Savunma Sanayii İcra Komitesi kararıyla kurulan ROKETSAN, bugün Türkiye savunma sanayinin teknoloji üreten stratejik merkezlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Roket ve füze sistemleriyle ülke savunmasına hizmet eden ROKETSAN, özgün ürünleri ve ileri teknolojisi ile yurt içinde ve yurt dışında birçok firmayla çalışıyor. Yapısal, termal, mekanik tasarımlar, iç balistik, güdüm-kontrol, silah sistemleri, aerodinamik, kompozit malzeme, yakıt sistemleri ve harp başlığı teknolojilerinde uzmanlaşmış olan ROKETSAN, ulusal ve uluslararası projelerin güvenilir ortağı olarak görülüyor.veteknoloji
NASA'nın Yayınladığı Nefes Kesen 10 Uzay Fotoğrafı
NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi, geçtiğimiz günlerde ödül alan ve gişe rekorları kıran 'Gravity' filmine atfen flicker'da 'gravity' başlıklı fotoğraflar yayınladı.Uluslararası Uzay İstasyonu, Uzay Mekiği, NASA astronotları ve uzaydan yakalanan Dünya'nın çeşitli görüntüleri gerçekten nefes kesici...
Reklam
Dolunay İle Süper Yaratıcı Fotoğraflar Çektiren Adam
Fotoğrafçılığın inceliklerini herhangi bir okula gitmeden kendi kendine öğrenen Arnavut fotoğrafçı Adrian Limani model olarak kardeşini kullandığı ve 'playing with the full moon' (dolunay ile oynamak) ismini verdiği fotoğraf serisini yayınladı.Çok yaratıcı ve eğlenceli bir fotoğraf serisiyle karşı karşıyayız...
Umut Oran: ''İktidar Yüzde 30 , CHP Yüzde 40''
CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, partisinin yerel seçimlerde alacağı oy oranına ilişkin, 'Şu anda iktidar partisi yüzde 30'a doğru iniyor. CHP de yüzde 40'a doğru gidiyor' dedi. AA Oran, partisinin Başakşehir Bahçeşehir Seçim İrtibat Bürosu'nun açılışında yaptığı konuşmada, alanda bulunan kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayarak, kadınlarla beraber daha güzel bir Türkiye ve dünya olacağına inandığını söyledi. Bahçeşehir'de yaşayanların ilk olarak bahçeler ve yeşillik içinde, huzurlu bir yere geldiğini ancak yıllar geçtikçe burada sorunların başladığını dile getiren Oran, şu anda Bahçeşehir'de yeşil olmadığını, ulaşım, imar, güvenlik, yönetim ve trafik sorunu olduğunu ifade etti. 'Bu topraklarda her şey var, yağ, şeker, un var ama helva olmuyor. Çünkü sorun mutfakta. CHP olarak biz sosyal demokrat belediyeciliği Bahçeşehir'e, Başakşehir'e getirmeye kararlıyız' diyen Oran, çalışkan, dürüst ve halktan birisi olan Özgür Karabat'ı CHP Başakşehir Belediye Başkan adayı olarak gösterdiklerini aktardı. Oran, Başakşehir için söylediklerinin Türkiye için de geçerli olduğunu kaydederek, şunları söyledi 'İstanbul'u 20 yıldır yönetiyorlar ama bu şehrin sorunlarını çözemediler. İstanbul'da imar, ulaşım sorunu var mı? Deprem riski devam ediyor mu? Güvenlik sorunu çözüldü mü? 20 yıldır ne yapıyorlar bunlar. Ankara'da yürütmenin başı var, İstanbul'da da çalıyorlar, çırpıyorlar, yönetemiyorlar. İstanbul'da da artık değişim zamanı. İstanbul'da da artık sosyal demokrat belediyecilik zamanı. CHP, bugüne kadar birçok şeyi, yeniliği Türkiye'ye getirdi. Türkiye'de insanımız, kadınımız, gençlerimiz, doğamız, bereketli toprağımız, her şeyimiz var. Ama bir türlü biz birlik, beraberlik, huzur içerisinde yaşayamıyoruz. Yani Başakşehir'de, İstanbul'da, Ankara'da olduğu gibi Türkiye'de yağ, şeker, un var ama bir türlü helva yapılamıyor. Sorun mutfakta, 12 yıldır Türkiye'yi yönetemeyen kifayetsiz, beceriksiz, muhteris, hırsız yöneticilerde. Bugüne kadar cumhuriyet tarihinde bu kadar kötü sıfatı taşımayı başarabilmiş bir başka siyasetçi gelmemiştir bu topraklarda.' 'Bakan çocuklarına değil vatan evlatlarına çalışılan bir siyasete ihtiyaç var' Oran, konuşmanın, yazmanın, yemenin, içmenin, televizyon izlemenin, maçlarda tezahürat yapmanın yasak olduğunu, Türkiye'nin 'yasaklar ülkesi' haline geldiğini savundu. Artık düğümün çözüldüğünü belirten Oran, 'Türkiye'nin her yerini karış karış geziyorum. Şu anda iktidar partisi yüzde 30'a doğru iniyor. CHP de yüzde 40'a doğru gidiyor' diye konuştu. Oran, 30 Mart'ta düğüm çözüldükten sonra iki seçim kalacağını, cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerde halkın kazanacağını, ülkeye temiz siyaset getireceklerini aktardı. Türkiye'nin özgürlüklerin, her rengin, kimsesizlerin ülkesi olacağını dile getiren Oran, bu konuda kararlı olduklarını, 'Türkiye'de sadece yandaşa, kendi ceplerine çalışmayan, bakan çocuklarına değil vatan evlatlarına çalışılan bir siyasete ihtiyaçları olduğunu' söyledi. Miliyet
Reklam
Kadınlar Gününde Kadınlardan Dayak Yiyen Adam
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Ankara'da bir grup kadın eylem yaptı. 'Hırsız Tayyip Erdoğan' sloganı atan kadınlara, bir erkek müdahale etmeye çalışınca olanlar oldu. Kadınların büyük tepki gösterdiği erkeği, kadınların elinden vatandaşlar kurtardı. 'Şiddetin bu türlüsü kabulümüzdür' dedirten bir video!
Güvenli Cep İçin 10 İpucu
Daha güvenli bir telefon için 10 ipucu! Cep telefonunuzu kilit ekranıyla korumanız her zaman yetmeyebilir! İşte yapabilecekleriniz... Telefonunuzda hassas bilgiler taşıyorsanız, onu cüzdanınız ve ev anahtarlarınız kadar iyi, hatta belki de daha iyi korumanız gerekebilir. Ancak çoğumuz, onları korumak için kilit ekranına parola koymaktan fazlasını yapmıyoruz. Önemli yazışmalarınızın, mesajlarınızın ve görüntülerin başkalarının eline geçmemesi için yapabileceğiniz şeyler var. Bir BlackPhone sahibi olmayı düşünmüyorsanız, işte akıllı telefonunuzu daha güvenli hale getirecek bazı ipuçları. 1. Yazılımları güncelleyin Hangi mobil işletim sistemini kullanırsanız kullanın, en son sürümünü kullanmanızı tavsiye ediyoruz. Çoğu telefon, güncellemeleri otomatik olarak kontrol edebiliyor; bu seçeneğin etkin olduğundan emin olun. 2. Güvenli bir kilit ekranı kullanın Yüz ile kilit açma eğlenceli olsa da, bu çok güvenli bir yöntem değil. Desen ve pin kodları çok daha güvenliler, ancak daha da güvende olmak istiyorsanız harf ve rakamlardan oluşan alfanümerik bir parola kullanmalısınız. Parolanızı yanınızda bir başkasının görme ihtimaline karşın düzenli bir biçimde değiştirmek, iyi bir fikir olacaktır. 3. Bir antivirüs yükleyin Masaüstündeki kadar olmasa da, Android'li telefonlar zararlı uygulamalara karşı daha zayıflar. McAfee, AVG ve Lookout gibi uygulamalar, hem iOS hem de Android'li cihazlara ek güvenlik sağlıyorlar. 4. Güvenilmeyen kaynaklardan uygulama yüklemeyin App Store veya Google Play Store'da olmayan uygulamaları başka konumlardan yüklemek zevkli olabilir; ancak bu uygulamaların güvenlik sorunlarıyla gelme ihtimalleri daha yüksektir. Ne yaptığınızdan emin değilseniz, cihazınızı root'lamak veya jailbreak'lemek de önemli güvenlik açıkları doğurabilir. 5. Uygulamalarınızı kilitleyin Mesajlarınıza ve resimlerinize ek bir güvenlik katmanı eklemeniz gerekebilir. Aksi halde kilit ekranınızı geçen herkes, tüm verilerinize erişebilir. Bunun için 'vault' uygulamalarını kullanarak hassas dosyalarınızı ikinci bir kodla koruyabilirsiniz. 6. Misafir/çocuk modunu kullanın Android ve Windows'lu cihazlarda bulunan bu işlev, çocuklarınızın önemli verilere ulaşıp onlarla oynamasını engelleyecektir. 7. Konum ayarlarını etkinleştirin Cihazınız çalındığında veya kaybolduğunda onu bulabilmek için masaüstü PC'nizde Google Play'i açın ve önce Ayarlar simgesine, sonra 'Android Device Manager'a tıklayın. Buradan telefonunuzun konumunu bulabilir, onu uzaktan kilitleyebilir veya çaldırabilirsiniz. iPhone'da ise benzer işlev için Find My App uygulamasını kullanabilirsiniz. 8. Giyilebilir teknolojiyi kullanın Sonu SmartWatch 2 ve Galaxy Gear 2 gibi akıllı saatler, telefonunuzu yanınıza almadığınızda sizi uyarabiliyorlar. Telefon yeteri kadar yakındaysa onu çaldırmanız da mümkün. 9. SIM kilidi kullanın Hırsızların telefonunuzu kullanarak faturanızı şişirmesine engel olmak için SIM kartınız için bir PIN kodu ayarlayın. Bu sayede hırsız, SIM kartınızı başka bir telefona taksa bile onu kullanmadan önce PIN kodunu girmesi istenecektir. 10. Hassas dosyaları telefonunuzda taşımayın Çok önemli dosyalarınızı telefonunuzda taşımak yerine harici bir diskte taşıyabilirsiniz. HTC One, Galaxy S4 ve iPhone 5S gibi telefonlar, bir kablo yardımıyla harici USB disklere bağlanabiliyorlar.veteknoloji
Mercedes'in Muhteşem Teknolojisini 'Tavuk' Üstünden Anlatmak
Söz konusu sistemin adı Magic Body Control. Bu sistem w222 kodlu yeni mercedes s class kasası ile gelen yeni nesil active body control (abc) sistemi.Sistem, abc gibi darbeyi yedikten sonra içeriye hissettirmeme üzerine değil, darbe gelmeden önlem alma üzerine kurulmuş. Güneşliklerin önüne yerleştirilmiş bir çift kamera ile yolun 5m-15m mesafesindeki 1cm-2,5cm'e kadar küçük çukur ya da tümsekleri bile tarayan sistem, yol analizini yapıp, arabanın abc ünitesini besliyor. Bu sayede araç, lastiklerin ne kadar darbe alacağını hesaplayıp önlem alabiliyor. ayrıca sistem cruise control'ü de bilgiyle besliyor. Sonuçta araç çukur ya da tümseklerden kasasını dahi oynatmadan, tabiri caizse ütü masasında kayan ütü gibi geçiyor.Kaynak
Reklam