Babaya Şaka; 'Kız Arkadaşımı Hamile Bıraktım!' (Dayak İçerir)
Hindistan’da Prateek isimli bir genç babasına kamera şakası yapmak istedi. Gizli kamerayı hazırladı ve babasını odaya çağırdı. Kız arkadaşının hamile kaldığını babasına söyledi fakat sonu kötü oldu. Duyduklarına çok sinirlenen baba oğlunu fena halde dövdü.
Jennifer Lawrence 'En Seksi' Kadın
FHM dergisi, 2014 yılının en seksi 100 kadınını seçti. 'Erkeklerin yüreklerini hoplatan güzeller' listesinde, 23 yaşındaki Jennifer Lawrence birinci sıraya yerleşti. Lawrence, geçen yılın birincisi Mila Kunis'i tahtından ederken, Rihanna , Beyonce , Scarlett Johansson gibi güzelleri de geride bıraktı. Mila Kunis bu yıl listeye 6. sıradan girebildi. Nafiz Albayrak’ın Doğan Haber Ajansı’nda yer alan haberine göre, Oscar ödüllü oyuncu Lawrence'ın kıl payı geride bıraktığı İngiliz film yıldızı Michelle Keegan ikinci, Rihanna üçüncü, Emily Rajatkowski ise dördüncü sırada yer aldı. “Dünyanın en seksi 100 kadını” listesinde ilk 10 isim şöyle: Jennifer Lawrence, Michelle Keegan, Rihanna, Emily Ratajkowski, Kaley Cuoco, Mila Kunis, Beyonce, Lucy Mecklenburgh , Nicole Scherzinger, Scarlett Johansson.T24
Reklam
21 Ülkeden 21 İlginç Sofra Adabı
etiket
Kültür farklılığının en çok dikkat çektiği alanlardan biri sofra adabı. Bu konuda dünya ülkelerinde çok ilginç inanışlar ve tabular var. İşte 21 ülkeden 21 enteresan sofra adabı.
Reklam
Dünyanın En Büyük Gençlik Hareketlilik Projesi: Gençlik Otobüsü
Mcd Gençlik Klübü tarafından, 15 ülke toplamda ise 28 şehri gezmeye gönüllü aranıyor ve sen de bu kişilerden biri olabilirsin, şimdi; rüya değil, gerçek demeye ne dersin?Bu yıl 5. kez yola çıkacak olan Gençlik Otobüsü kapsamında  80 şanslı genç,  42 günde Avrupa’nın 15 ülkesi ve 28 şehrini Gençlik  Otobüsü ile gezme şansını yakalayacak. Artık hepimiz biliyoruz ki üniversite okumanın dışında farklı şansları da değerlendirmeli ve olabildiğince kendimizi geliştirmeliyiz. Vizyon sahibi olarak ve kendimize farklı bakış açıları geliştirerek, yeteneklerimizi doğru alanlarda kullanarak yapamayacağımız hiçbir şey yok! Bu nedenle bizimle aynı çizgide olan gençlerden bir adım öne geçmek için yapılabilecek belki de en kestirme yol yurt dışı deneyimi. Para,  zaman, aileden izin alma gibi bahanelerinizi duyar gibiyim. Peki, ben size yurt dışına çıkıp kendinizi geliştirmenizin birçok yolu olduğunu söylesem?  Elbette inanmazsınız. İşte inanmanıza yardımcı olacak hayalleri gerçeğe dönüştürmeyi başarmış bir proje: Gençlik Otobüsü!Nedir Bu Gençlik Otobüsü Macerası?Proje Genel Koordinatörü Maksut Coşkun tarafından hayata geçirilen proje, dünyada ve Türkiye’de hazırlanan en büyük gençlik projesi. Proje tamamen gençlerin organizasyonu ile yürütülüyor.Bu yıl 5′incisi  gerçekleştirilecek olan  “Gençlik Otobüsü” projesine yaklaşık 43 bin üniversite öğrencisi başvuru yaptı. Bu projeye katılanlar asla kaybeden olmuyor. Çünkü projeye başvuran her gencin hayatında nasıl bir etki bırakılabilir bu düşünülmüş. Nasıl mı?“Projeye başvuran her genci önemsiyoruz.”Bu yıl farklı bir konsept geliştirerek projeye başvuran 43 bin gençten ön elemeleri geçen 6.000 genç İstanbul’da ülkemizin önde gelen CEO, Siyasetçi ve İş adamlarıyla buluştu.  Projenin genel koordinatörü Maksut Coşkun Dokunulmaz, amaçlarının gençlerin hayatına artılar katarak onları iş dünyasına daha donanımlı olmaya hazırlamak olduklarını söyledi.İşte otobüsün bu yıl gideceği ülke ve şehirler:Bulgaristan, (Sofya) Romanya, (Bükreş) Macaristan, (Budapeşte) Avusturya, (Viyana) Almanya, (Füssen, Bremen, Berlin) Çek Cumhuriyeti, (Prag) Hollanda, (Amsterdam) Belçika, (Brugge, Brüksel) Fransa, (Paris, Cannes, Nice) Portekiz, (Lizbon) İspanya, (Madrid, Barselona) Monaco, (Monte Carlo) İtalya, (Venedik, Pisa, Floransa, Roma, Napoli, Pompei, Bari,) Vatikan, Yunanistan, (İgoumenitsa, Selanik)Yazan: Derya Örgün
Reklam
Belediyenizi Sevmeniz için 30 Neden
Sosyal medyayı artık devlet kurumları da kabullendi, örneklerini görmeye başladık. Ama bunlardan bazıları süper, pek şeker, pek bi doğru kullanıyorlar Twitter'ı Mwitter'ı.  Ataşehir Belediyesi de bu kurumlardan biri. İçinizi geçirmeyen devlet kurumu mu olur? Olmuş :)
Çinin HQ-9 Uzun Menzilli Füze Savunma Sistemine Genel Bakış
HQ-9, yani hong gi adlı sistemin adı türkçeye çevrildiğinden kırmızı sancak veya kırmızı bayrak olarak çevrilebilir. Bu füze sistemleri Çin'in geliştirmiş olduğu yeni nesil orta-uzun aktif radar takipli hava savunma sistemi olarak biliniyor. Dikey tüplerden de fırlatılabilme yeteneğine sahip olan bu tipler deniz kuvvetlerinde Luyang II sınıfı destroyerlerde kullanılmaktadır.
Mükemmel Bir Çocuk Yetiştirmenin 10 Altın Kuralı
Çocuğunuzun mükemmel olması, 3 yaşında okumayı sökmesi, 4 yaşında 4 işlemi kusursuz yapabiliyor olması, geniş bir arkadaş çevresine sahip, lider kişilikli, söz dinleyen, en az 3 farklı kursa gidip, 5 yaşında 2 farklı enstrümanı çalabilen, sporla ilgili, TV izlemeyeni bilgisayar oynamayan, 'siz çok yorulmuşsunuzdur, ben bu gece erken yatayım da siz de kafanızı dinleyin' diyen biri olması için uymanız gereken kurallardır.
Reklam
Reklam
Facebook'ta Çocuğa Taciz ve İstismara 21 Yıl Hapis
ADANA'da, internetteki sosyal paylaşım sitesi Facebook'ta farklı isim ve fotoğrafla hesap açıp, 14 yaşındaki kız çocuğu E.G.'yi çıplak fotoğraflarıyla tehdit ederek cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla yargılanan 41 yaşındaki Murat İ., 21 yıl hapis cezasına çarptırıldı.Merkez Çukurova İlçesi'nde aynı dershaneye giden ve o dönem 13 yaşında olan ortaokul öğrencileri M.K. ile aynı yaştaki E.G., 30 Ekim 2013'te yaşadıkları bir olayı birbirleriyle paylaştı. İnternet ortamında 'Umut Öztürk' diye tanıştıkları Murat İ.'nin, 'Görüşmelerimizi ailene söylerim' diye tehdit ederek çıplak fotoğraflarını istediğini söyleyen E.G., korktuğu için kendi çıplak fotoğraflarını çekerek gönderdiğini anlattı. Bunun üzerine, M.K. da aynı kişinin kendisine de aynı şeyleri yaptırdığını arkadaşına açıkladı. TAM 8 KIZ ÇOCUĞUNA YAPMIŞ Kızlar daha sonra yaşadıklarını ailelerine anlatırken, aileler de durumu polise bildirdi. Polisler, internette 'Umut Öztürk' adına hesap açıp, 17 yaşlarındaki bir erkek kişiye ait fotoğraf koyup ağına düşürdüğü 13-14 yaş grubundan 8 kız çocuğuna tuzak kurduğu belirlenen Murat İ.'yi geçen 24 Ocak'ta yakaladı. Cep telefonun hafıza kartında yapılan incelemede, kız çocuklarına ait çıplak görüntü, fotoğraflar ve çocuk pornosu çıkan Murat İ., çıkarıldığı nöbetçi mahkemede tutuklandı. Farklı savcılar tarafından yürütülen soruşturma sonucunda, kızlardan M.K.'ya yönelik suçlamalarla ilgili 9'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'ne, E.G.'ye yönelik suçlamayla ilgili de 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ne dava açıldı. 'Şantaj, çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak, cebir tehdit veya hile kullanarak cinsel amaçlı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçlarından 2 ayrı davada, sanığın toplam 73 yıla kadar hapsi istendi. Diğer kız çocukları yönünden de Asliye Ceza Mahkemeleri'nde davalar açıldı. 'KAMERAYA ÇEKTİRDİ Adana 9'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davada hakim karşısına çıkan sanık Murat İ., 'nitelikli cinsel istismar' suçlamasını kabul etmedi. Facebook'ta farklı isim ve fotoğrafla hesap açtığını kabul eden Murat İ., 'Kızlardan M.K. internetteki fotoğrafı beğenince benimle çıkmak istedi. Ben de çıplak fotoğraflarını gönderirsen seninle çıkarım dedim. Bunun üzerine kamera karşısına geçip resimlerini gönderdi. Ben kendisiyle cinsel ilişkide bulunmadım' dedi. Sanık Murat İ., 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada ise, 'Ben E.G. için eşimden ayrıldım. Kendisini kesinlikle tehdit etmedim. İlişkiye girmedim. Telefonumda çıkan resimler eski eşim ve çocuğumun resmi. E.'nin resimleri de vardır. Diğer çıplak resimleri de internetten indirdim' diye konuştu. Mağdur kızlar ise, sanığın tehditle kendileriyle birlikte olup, bunu da kameraya çektiğini söyledi. Mahkeme kararıyla alınan raporlarda her 2 kız çocuğunun da ruh sağlığının bozulduğu belirlendi. CEZADA İNDİRİM YOK Murat İ., kızlardan E.G.'ye yönelik suçlamalarla ilgili yargılandığı mahkemece cinsel istismardan 16, hürriyeti kısıtlama suçlarından 5 yıl olmak üzere toplam 21 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezasında indirim yapılmayan sanığın diğer kız çocuğuyla ilgili davası ise sürüyor. Yusuf BAŞTUĞ/ADANA, (DHA)
'Hepimizin Ortak Bir Meselesi Var…'
“Japonya’dan Türkçe uyarı“, “Japon yönetmen Türkiye’yi nükleer konusunda uyarıyor” başlıklı video sosyal medyada paylaşıldıktan kısa süre sonra hemen hemen bütün mecralardan izlendi. İlgili videoda Japon yönetmen Kouki Tange nükleer tehlike konusunda uyarmak istediği Türkiye halkına kendi mesajını Türkçe olarak iletmekte idi. Kouki Tange’nin hazırladığı videonun ülkemizde yayılmasını sağlayan Nükleersiz.org‘dan Pınar Demircan, Yeşil Gazete için Kouki Tange ile Facebook üzerinden görüşerek röportaj yaptı. Japonca olarak gerçekleşen röportajın Pınar Demircan tarafından dilimize kazandırılmış halini yine Demircan’ın kaleme aldığı sunuş yazısı ile birlikte paylaşıyoruz 15 Nisan günü facebook mesaj kutumda bir video buldum,Tange-san bu videoyu izleyip ekte gönderdiği mektubu sosyal medyada paylaşmamı istiyordu . Videoyu seyrettiğim gibi eş zamanlı olarak hem facebooktan hem de anti nükleer gruplardan arkadaşlarımla hemen paylaştım . İlaveten Japoncadan çevirmemi istedikleri bir mektup vardı fakat mektubu çevirmeden önce videoyu hemen paylaştığım için mektubun sosyal medya hızını yakalaması tabi ki zaman alacaktı. Siz dilerseniz videonun mektubunu buradan okuyabilirsiniz. Kouki Tange ile Şubat ayında facebook üzerinden benim anti nükleer konularındaki ilgimi, Fukushima ve Japonyadaki aktivistlerle tanışmak istediğimi bilen başka bir Japon arkadaşım kanalıyla tanıştık.Tange-san ile doğal olarak hemen nükleer felaketin boyutları ve etkileri üzerine sohbet etmiştik. Tange-san 1968 doğumlu, 5 ve 9 yaşlarında iki çocuk sahibi. Fukushima kazası yaşandıktan 1,5 yıl sonra Tokyo’dan taşınarak eşi ve 2 çocuğuyla birlikte Tokyo’ya bir daha dönmemek üzere Japonya’nın güneyinde Kyuushu’ya taşınmışlar, taşınma kararını 1 yıl sonra radyasyonun etkileri iyice medyada duyulmaya başlayınca almışlarsa da hayat koşullarını düzenleyip taşınabilmeleri ancak 1,5 yılın sonunda mümkün olabilmiş. Tange-san’ı sizlerle buluşturmak için kendisine önceden sorularımı içeren bir dosya gönderdim . Japonya ile aramızdaki zaman farkı 6 saat olduğu için denk gelmemiz biraz zor olduysa da sorularımın yanıtlarını aldıktan sonra da bir süre yazışarak yanıtlarımı toparlayabildim . Cumartesi Türkiye saatiyle 14:00’da sorularımı gönderip, 17:00’da cevapları aldığımı söyleyebilirim, sorularımı cevaplamakta büyük bir özen gösterdi, cevapları almak için bir kaçkez kendisine mesaj göndererek seslenmek durumunda kaldım … Pınar : Videonuzu hazırlama ve Türkiye’ye gönderme sürecinizi anlatır mısınız? Tange: Bu videoyu 2013 yılının Ağustos ayında hazırladım,o günden beri de bu videoyu Türkiye insanına nasıl ulaştırsam diye düşünüyordum.Açıkçası olumsuz bir tepki almaktan korkuyordum . Birkaç arkadaşıma danıştıktan sonra yarı Türk yarı Japon bir arkadaşım beni sizinle tanıştırdı. Ben de videoyu size göndermeyi uygun gördüm . P: Peki Tange-sanı tanıyabilir miyiz biraz? T: Elbette kısaca anlatayım Film direktörü/sanat yönetmeni /insan Dünyaca ünlü Butoh dansçısı , Kazuo Ohno ekolünden yetiştim . Yüzlerce müzik videosu çalışmam var ve Tange Kouki Music Video Koleksiyonunun sahibiyim. CD dizaynları yaptım, kitap format tasarımlarım var , pek çok sanat etkinliğini yönettim ve engelli insanlara istihdam yaratma çalışmalarına destek verdim. Hem bir film şirketi olan Yellow Brain hem de tasarım şirketi olan Mabatakinin temsilciliğini yaptım . Fakat Japonya’daki nükleer enerji teknolojisini protesto etmek için bu şirketlerdeki faaliyetlerime 2012 yılında son verdim, o zamandan beri arkadaşlarımla birlikte kurduğumuz NoddIN adında bir sanat etkinliğine başladık hala da devam ediyoruz. Aktivitelerimiz sanat etkinlikleri çerçevesinde anti nükleer mesajlar içeriyor . Aktivitelerimizi bu linkten takip edebilirsiniz … (Not: web siteleri Japoncadır) (Tange-san’a bir gün, çalışmalarını Türkiye’de sergileyip sergilemek istemeyeceğini de sordum,kendisi böyle bir sergi fikrine sıcak baktığını belirtti…) P: Hazırlamış olduğunuz videonun çok büyük bir kitleye hitap ederek izlenmesini nasıl karşılıyorsunuz? T:Çok seviniyorum elbette ama, nükleer enerjiyi savunanlardan tepki almaktan da çekiniyorum. Açıkçası mesajımın herhangi bir siyasetçinin işine yaramasındansa halktan insanların ilgisini çekebilmesini çok istiyorum. P: Bu videoyu hazırlamaktaki amacınız neydi? T:Videoyu hazırladığım dönemde Japonya’da insan hayatına değer verilmediğini görmem çok etkili oldu. Hala kimse Fukushima kazasının gerçek sebebini bilmiyor. Fukushima’da ne sebep ne sonuç belliyken para için Türkiye’ye nükleer santral teknolojisi sattığımıza inanamıyorum. Tarih boyunca insanların kendisini bir başkasının yerine koyma ve buna göre bir değerlendirme yapma yetisinin çok eksik kaldığını düşünmüşümdür. Özellikle “şimdi” bu düşünce şeklini değiştirip barış için yardımlaşma zamanıdır, birbirimize destek olma zamanıdır. P: Fukushima’ya ne kadar uzaklıkta yaşıyordunuz? T:Tokyo’da yaşıyordum. 1,5 yıl önce ayrılarak eşim ve iki çocuğumla birlikte Japonya’nın güneyine Kyuushu bölgesine yerleştim. P: Fukushima Nükleer faciasından sonra hayatınız Tokyo’dan da taşınana kadar nasıl değişti? T: Açıkçası Deprem ve tsunaminin ardından nükleer felaket olduğu haberleri 6 ay sonra duyulmaya başlandı. Herşeyden önce hayatımızın kalitesi değişti .Radyasyon göze görünmez, kokusu yoktur. Radyoaktif kirlilik haberleri duyulmaya başlandıktan sonra hepimiz paranoyaklaştık, Çoğu insan radyasyon ölçüm cihazı edinmeye başladı. Çocuklarımızı dışarı çıkarmaz olduk, nehirden korktuk ,denizden korktuk, yemek yemekten, neredeyse nefes almaktan korkar olduk. P: Fukushima kazasından sonra nükleer santral sahası civarında yaşayanların 3 yıl sonra evlerine geri dönmeleri için devlet tarafından çağrı yapıldığını duyuyoruz ,bu konuda ne düşünüyorsunuz? T:Kesinlikle geri dönmemeliler. Fukushima kazasından sonra nükleer santral sahasının 20 km yakınına kadar gidip bakmışlığım var zaten daha yakınına gidilmesi yasaktı o zaman, şimdi ise izin alınması halinde girilebiliniyor. P: Türkiye’ye gönderdiğiniz videonun bir benzerini daha önce başka ülke vatandaşlarına göndermiş miydiniz? Türkiye bir ilk mi? T:Evet böyle bir çalışma yapıp ilk kez Türkiye’ye gönderdim. Fakat bildiğiniz gibi Japonya başka ülkelere de nükleer teknolojisini satmaya çalışıyor, onlar için de benzer bir çalışma yapmak ihtiyacını hissediyorum. P: Peki Türkiye için bu videoyu hazırlamaktaki amacınızdan biraz bahsedebilir misiniz, neyi hedeflediniz? T:Ben iki ülkenin vatandaşları arasında bir diyalog kurmak istedim, “bakın biz bunu yaşadık” diye size anlatmak istedim. Çünkü ben 10 yıl önce 2004’te Türkiye’ye seyahat ettiğimde sizlerden çok nezaket ve yakınlık gördüm. Bana karşı niçin bu kadar arkadaşça yaklaşıldığını vatandaşlarınıza sorunca, hiç unutmam bana 1890 yılında Japonya açıklarında batan Ertuğrul Gemisindeki askerlere yardım eden Japonlardan bahsetmişlerdi. Türkiye ile Japonya arasındaki dostluğu inşa eden bu olayın siyasi malzeme haline getirilmesine izin vermememiz gerekir. P: Yaptığınız videonun başında “Türkçe öğrendim” diyorsunuz, gerçekten Türkçe öğrendiniz mi? Türkçe biliyor musunuz? Yoksa bu video için ezberledim mi demek istediniz ? T: Türkçe bilmiyorum, hiç öğrenmedim. Video 2013 yılı Ağustos ayında hazırlandı, benim burada Türk arkadaşım yok . Burada bir arkadaşımın kanalıyla tanımadığım birine Türkçe’ye çevirttiğim metni size Türkçe hitap etmek için çalışıp ezberledim. Açıkçası çok zorlandım. Türkiye’deki seyahatim boyunca Türkçe kelimeler öğrenip sizinle sizin dilinizde iletişim kurmaya çalışmıştım. Bence insanlara kendi dillerinde hitap etmek önemlidir, yine bu sebeple size, sizin dilinizde bir video hazırlayarak mesajımın samimi olduğunu göstermek istedim. P: Videonuzun en son kısmında “lütfen kimseye güvenmeyin” diyorsunuz, vurgulamak istediğiniz tam olarak nedir? T: Japonya çok garip bir dönem yaşıyor, televizyon, medya, insanlar herkes yalan söylüyor. Hiçbirşeye inanamıyoruz. Ben bu videoyu hazırlarken Türkiye’de nükleer santralin kurulmasını savunan insanların tepkisinden biraz korkmuştum. Fakat açıkçası bu kadar güvenilmez bir dönem yaşayan Japonya gibi, çeşitli başka sebeplerle güven duymanın kolay olmadığı dünyada da adı sanı bilinmeyen yüzü görünmeyen birinin konuşmasına güven duyulmaz diye düşünmüştüm; muhtemelen onu dinlemezdiniz. Bu sebeple cesaretimi toplayarak adımı, kimliğimi, yüzümü açarak bu videoyu hazırladım. P: Son olarak Türkiye vatandaşlarına söylemek istediğiniz? T: Bir insanın diğeri için endişe duyması ülke sınırlarını tanımamalıdır. Önemli olan siyasetçiler üzerinden değil, insan insana birbirimizi anlayabilmemizdir. Nükleer santrallerin kurulmasına izin vermeyin, nükleer santrallerin kurulmasını önlemek için elinizden geleni yapın. Mücadeleniz akılcı yollardan olmalıdır… Lütfen çok dikkatli olun! Hepimizin ortak bir meselesi var…Barış için uğraşmak! Siz de özgürlük,barış ve yaşam haklarınız için bıkmadan usanmadan mücadele etmelisiniz! Unutmayın, geleceğiniz için… Röportaj ve Japonca’dan çeviri: Pınar Demircan ( Yeşil Gazete )
Dilovası Araştırması: Anne Sütünde Ağır Metal...
Geçtiğimiz yıllarda kanser ölümleri ve ağır metal kirliği ile gündem de yer eden Dilovası’na ilişkin önemli bir araştırma yayımlandı. Hatırlanacağı gibi bu konuda araştırmalar yaparak ön sonuçlarını kamuoyu ile paylaşan Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’na yönelik soruşturma ve cezalar ile konu uzun süre tartışılmıştı.
İçten Şiir Okumak
İnternetin yeni fenomeni olmaya aday. Kendisine yöneltilen bize bir aşk şiiri okur musunuz sorusuna gencin çok içten okuduğu şiir.
Reklam