Amasya'da Kadın Cinayeti: Boşanmak İsteyen Eşini Öldürdü
AMASYA’da 32 yaşındaki Murat Ş. kendisinden boşanmak isteyen ve barışma talebini kabul etmeyen eşi 27 yaşındaki Şeyda Ş.’yi cadde ortasında bıçaklayarak öldürdü. Olay, Dere Mahallesi Hastane Caddesi üzerinde meydana geldi. Murat Ş. bir süredir kendisinden ayrı yaşayan, boşanmak isteyen eşi Şeyda Ş. ile cadde üzerinde karşılaştı. İddiaya göre Murat Ş. burada eşiyle tartışmaya başladı. Murat Ş., daha sonra yanında taşıdığı bıçakla genç kadını cadde ortasında bıçakla yaraladı. Bir çocuk annesi Şeyda Ş. karnından ve göğsünden aldığı bıçak darbeleriyle kanlar içerisinde yere yığıldı. Çevredeki vatandaşların haber vermesi üzerine Şeyda Ş., olay yerine gelen ambulansla Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Genç kadın, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Eşini bıçaklayan Murat Ş.’yi çevredeki vatandaşlar yakalayıp olay yerinden uzaklaşmasını engelledi. Vatandaşlar daha sonra olay yerine gelen polis ekiplerine zanlı Murat Ş.’yi teslim etti. Zanlı gözaltına alınarak ifadesine başvurulmak üzere emniyete götürüldü. Öte yandan Şeyda Ş.’nin ayrılmak istediği eşini bir süre önce savcılığa şikayet ettiği öğrenildi. Şikayet üzerine mahkemenin Murat Ş.’ye eşinin yaşadığı eve yaklaşmama kararı aldığı belirtildi. Cinayetle ilgili başlatılan soruşturma devam ediyor.Sinan HARMANCI/ AMASYA, (DHA)
Ayasofya, Cami Olarak Yeniden İbadete Açılacak mı?
Ayasofya’nın “Ayasofya Camii” adıyla camii olarak yeniden ibadete açılması için kanun teklifi verildi... Teklifi veren isim ise cemaate yakınlığı ile biliniyor... AK Parti'den istifa eden Burdur bağımsız milletvekili Hilmi Yıldırım, Ayasofya’nın “Ayasofya Camii” adıyla camii olarak yeniden ibadete açılması için kanun teklifi verdi. Hilmi Yıldırım’ın verdiği kanun teklifinin gerekçe bölümünde; “Ayasofya Camii, etrafındaki eserleriyle, külliyesiyle beraber bir vakıftır; Fatih Sultan Mehmet’in vakfiyesidir ve hukuken el konulmuş durumdadır, vakıf bırakılma maksadına aykırı biçimde kullanılmaktadır. Ayasofya’nın hâlâ vakfedilme amacı dışında kullanılması böyle bir yasağın devamı, bugünün dünyasında hukuk ve insan hakları ihlalidir. Bugüne kadar ülkemizde vakıflarla ilgili pek çok olumlu adımlar atılmışken maalesef bu ayıp ortadan kaldırılamamıştır. Bugün Ayasofya’nın vakfedilme gayesi dışında kullanılması, hem hukuken, hem örfen, hem de ahlaken yanlıştır, kabul edilemez” ifadeleri kullanıldı. CEMAATİN AK PARTİ'Yİ SIKIŞTIRMA HAMLESİ Mİ? Burdur bağımsız milletvekili Hilmi Yıldırım, 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet operasyonundan sonra AKP’den istifa etmişti. Yıldırım hakkında Cemaat’e yakın olduğu iddiaları ortaya atılmıştı. Kulislerde Yıldırım'ın bu teklifi ile AK Parti'yi muhafazakar kitleler karşısında zor durumda bırakmak istediği iddia ediliyor. Gerekçede şu ifadeler yer aldı: “Ayasofya Camii Türk milletinin tarihi kimliğinin bir parçası, ayrılmaz hatta asli unsurlarından biridir. Ne var ki, bu hâlâ ibadete kapalı tutulmakta, resmi kayıtlarla müze olarak görülmekte ve fiilen de müze olarak kullanılmaktadır. Ayasofya Camii 1934 yılında bir restorasyon vesilesiyle ve aradan geçen 80 yıla rağmen hâlâ tartışmalı kabul edilen bir kararnameyle müzeye dönüştürülmüştür. Bu kararın 1930’larda ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu şartlar çerçevesinde alındığı anlaşılmaktadır. Tarihe, geçmişle hesaplaşmak için değil, yaşananlardan ders çıkarmak için bakmak lazımdır. Kararın doğruluğunu ya da yanlışlığını tartışmak her zaman mümkündür. Ancak bu siyasetçilerden ziyade bilim adamlarının, tarihçilerin işidir; zira tarihi olayları kendi bağlamından kopararak, sadece bugün dünyasından bakarak yargılamak çoğu zaman yanıltıcıdır adil değildir. Ancak söz konusu kararın bugün halen muhafaza ediliyor olması, izah edilebilir bir durum değildir. Ayasofya Camii, etrafındaki eserleriyle, külliyesiyle beraber bir vakıftır; Fatih Sultan Mehmet’in vakfiyesidir, ve hukuken el konulmuş durumdadır, vakıf bırakılma maksadına aykırı biçimde kullanılmaktadır. Ayasofya’nın hâlâ vakfedilme amacı dışında kullanılması böyle bir yasağın devamı, bugünün dünyasında hukuk ve insan hakları ihlalidir. Bugüne kadar ülkemizde vakıflarla ilgili pek çok olumlu adımlar atılmışken maalesef bu ayıp ortadan kaldırılamamıştır. milliyet.com.tr
Reklam
İstanbul'da Polis Merkezi Önünde Patlama
İstanbul'da Kayaşehir Polis Merkezi Amirliği önüne kimliği belirsiz kişiler tarafından bırakılan 2 ses bombası, beşer dakika arayla patladı. Patlamada olay yerinden geçen bir kişi yaralandı. Emniyet yetkililerinden alınan bilgiye göre; Başakşehir'e bağlı Kayaşehir mevkisindeki Polis Merkezi Amirliği önüne ve binanın yan tarafına, kimliği belirsiz kişilerce 2 ses bombası atıldı. Yaklaşık beşer dakika arayla gerçekleşen patlamalar olay yerinden geçen bir kişinin yaralanmasına neden oldu.Yaralı, olay yerine çağrılan ambulansla Başakşehir Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Başakşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü olay yeri inceleme ekipleri, emniyet şeridiyle olay yerini kapatarak, polis merkezi önünde inceleme yaptı. Olayda yaralanan kişinin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilirken, polis, olayla ilgili soruşturma başlattı.CNN Türk
Dosya: Çocuk Ölümlerinde Devlet Gölgesi
“… Bir çocuğun ölümü yalnızca kendi ölümü değildir, başka çocukların da ölümüdür.  Onun ölümüne neden olanların çocuklarının da ölümüdür. Bir çocuğun ölümü ağırdır, uzundur,  yazılması zordur.    Bir çocuğun ölümü büyüktür ve çocuk ölür, ölümü büyür. Ölümün büyüdüğü bir yerde ise her şey  küçülür, ülke de, cennet de, hayat da, gelecek de, düşler de. Büyükler mi? Onlar zaten küçüktür…”   Haydar Ergülen
Reklam
Reklam
Nostalji Sevenlerin Favorisi Satmaya Devam Ediyor
Günümüzde oldukça üst seviye özelliklerde akıllı telefonlar piyasaya çıktı. Ama hala Nokia 3310 gibi efsane telefonlar unutulmuş değil. Aksine Nokia 3310 , aradan geçen yıllara rağmen şarj ve sağlamlık konusunda hala günümüz akıllı telefonlarına taş çıkartıyor. Hal böyle olunca nostalji seven insanlar bu tarz telefonlara yöneliyorlar. Bu telefonların üretimleri yıllar önce durdurulmasına rağmen internet üzerinden hala satılıyorlar. E-bay ve Aliexpress gibi siteler üzerinden satılan bu tarz nostalji telefonların fiyatları da pek yüksek değil. Mesela dünya genelinde 126 milyonun üzerinde satılan efsane Nokia 3310, 20 dolar gibi bir fiyata satılıyor. 1999 yılında üretilen Nokia 8210 da Nokia 3310 ile aynı fiyata satın alınabiliyor. Bunların dışında 'muz' telefon olarak bilinen Nokia 7110, 40 dolara satılırken, Nokia 1100 ise sadece 10 dolara satılıyor.Teknokulis
15 Dünya Şehrinin Harika Tabloları
Dünya çapında ün yapmış müthiş manzaralara sahip şehirlerin Sam Brewster tarafından çizilen mükemmel portreleri sizlerle. İyi eğlenceler dileriz...
Dan Brown Açıkladı: 'Cehennem' İstanbul'da Çekilecek
Yazdığı her kitap olay olan Dan Brown NTV'de yayınlanan Gece Gündüz programına konuştu. Brown, yeni kitabı ‘Cehennem’in çok yakında film olacağını ve çekimlerin İstanbul'da yapılacağını açıkladı. Geçtiğimiz mayıs ayında tüm dünya ile aynı anda Türkiye'de de satışa çıkan yeni kitabı 'Cehennem'le ilgili Gece Gündüz programına Floransa'da verdiği röportajda Dan Brown şunları söyledi: 'Kitabın film olması için çok sayıda şirketten teklif var. Bu çok sevindirici. Ama zannedersem Sony Columbia Pictures önce davranacak. Yani yakın bir zamanda film ekiplerini İstanbul'da görebilirsiniz.' TOM HANKS SEMBOLLERİ İSTANBUL'DA TAKİP EDECEK  Sinemada Tom Hanks’in canlandırdığı Harvardlı simgebilim uzmanı profesör Robert Langdon bulmacaları çözerek, sembolleri takip ederek içine ‘yuvarlandığı’ Dante’nin ‘cehennemi’nde dünyayı geri dönülmez bir değişime sürükleyecek çok güçlü bir düşmana karşı savaşacak. Büyük bir bölümü Floransa ve İstanbul'da geçen hikayenin baş kahramanı Robert Langdon’u İstanbul'da Yerebatan Sarayı ve Ayasofya Müzesi’nin sembollerle dolu duvarları arasında dolaşırken göreceğiz. Kaynak : Akşam
Reklam
Dünyanın En Hızlı Kara Canlısı Nedir?
ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Pomona Collega’da yürütülen bir araştırma, 3 milimetre büyüklüğündeki bir kene türünün en hızlı hareket eden kara canlısı olduğunu ortaya çıkardı. Çalışmada, canlıların boyutlarına göre aldıkları hız esas alındı. Paratarsotomus macropalpis olarak anılan ‘ hızlı kene ’, saniyede kendi boyunun 322 katı hıza ulaşıyor. Bir insanla kıyaslandığında kene, bir saatte 2 bin kilometre koşabiliyor. Daha önce en hızlı kara canlısı olarak belirlenen Avustralya’da yaşayan kaplan böceği, saniyede kendi boyunun 171 katı hıza çıkıyordu. Çita ise 16 katına çıkabiliyor.teknolojioku
Reklam
Ressam Osman Hamdi Bey'in Bilinmeyen Defterleri
Ressam Osman Hamdi Bey’in kızı Nazlı Hamdi’nin tuttuğu misafir defterleri bir sergi için bir araya getirildi. Günlükler dönemi daha iyi anlamaya yarıyor. Bir ev düşünün ki ziyaretçileri arasında arkeolog ve casus Gertude Bell’den Bavyera Prensi Rupprecht’e kadar dönemin diplomat, şair, ressam, yazarlarının tümü bulunsun. 1907-1911 tarihleri arasında ressam Osman Hamdi Bey’in evi tam olarak böyleydi. Gelen gidenin imzaladığı, düşüncelerini, temennilerini yazdığı ‘misafir defteri’nin sorumluluğu ise Osman Hamdi Bey’in küçük kızı Nazlı Hamdi’ye aitti. O misafir defteri şu an İstanbul’da, Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde sergilenmeye başladı. ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ tablosunun ressamı, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin kurucusu Osman Hamdi Bey’in ziyaretçileri arasında Servet-i Fünun yayıncısı Ahmed İhsan başta olmak üzere birçok edebiyatçı da bulunuyordu. Şair Nigar ve diğer misafirleri deftere düşüncelerini yazarken, Osman Hamdi Bey’in evinde geçirdikleri zamandan, kendilerine yapılan ikramlara kadar pek çok ayrıntıyı da not etmişti. Bu defter ve dönemin entelektüel dünyasına ve kültür ortamına dair pek çok ayrıntı Prof. Dr. Edhem Eldem’in küratörlüğünde hazırlanan ‘Nazlı’nın Defteri, Osman Hamdi Bey’in Çevresi’ başlıklı sergide bir araya geldi. Prof. Dr. Edhem Eldem, defterde imzası bulunan isimlerin izini sürerek, onların yaşam hikayelerine dair de birçok bilgiyi hem bu sergide hem de aynı isimle yayımlanan kitabında topladı. Ayrıca Eldem, 1907’de 14 yaşında olan Nazlı Hamdi’nin gözünden de döneme bakma fırsatını yarattı. Aile fertlerinin yazıları ve anılarının yanı sıra, Osman Hamdi ve çevresindeki insanların da birbirleri ile bağlantıları yine bu sergi ekseninde ortaya çıkıyor. Defterin titizlikle incelenmiş sayfalarının yanı sıra, imzalayan kişiler için hazırlanmış panolarda belge, görüntü ve objelere de yer veriliyor. Üç bölüme ayrılan serginin başlıkları, ‘Nazlı ve ailesi’, ‘Eskihisar’da bulunan yazlık ve bahçedeki dost ziyaretleri’ ve ‘1909 sonbaharında Münih ve Paris’e yapılan yolculuk’ olarak ayrılıyor. Sergi, 10 Temmuz 2014 tarihine kadar İstanbul, İstiklal caddesi üzerindeki Koç Üniversitesi Anadolu Araştırmaları Merkezi’nde ziyaret edilebilir. Kaynak: Al Jazeera
Grafik Tasarımcıları Çileden Çıkarmanın 8 Yolu
Herkesin bildiği gibi savaşlar reklamcılar yüzünden çıkar… Zihnimize girip, bilinçaltımızı etkileyen mesajlarıyla bütün paramızı ihtiyacımız olmayan şeylere harcatırlar. Paramızı saçma sapan şeylere harcadığımız için fakirleşiriz. Fakirlik insanı depresyona sokar. Ruh sağlığı bozulan insan da şiddete başvurur. İşte savaşlar böyle başlar. Ayrıca bütün reklamcılar komünisttir. Dolayısıyla konuyu, grafik tasarımcılardan nasıl kurtulabileceğimize ayırarak dünya barışı için üzerimize düşeni yapmak istiyoruz. Reklam veren olarak bir grafik tasarımcı ile çalışıyorsanız, aşağıda listelediklerimizi yapıp onu çıldırtarak mesleği bırakmasını sağlayabilirsiniz. HEMDE SONSUZA KADAR!... NOT: Okuduğunuz yazı bir mizah yazısıdır. Kanadalı grafik tasarımcı Ghislain Roy tarafından yazılmıştır. (Orjinal yazı: 8 ways to drive a graphic designer mad) Türkçeye çevilmiş hali ise Gürül Öğüt'e aittir.
Reklam