17 Yaşındaki Gencin Başlattığı Kampanyaya Boyun Eğdi
Coca-Cola, kullanımı tartışmaya yol açan katkı maddesi olan BVO'YU (Bromlu Bitkisel Yağ) içeceklerinden çıkartmaya hazırlanıyor. Şirket kararı, internet üzerinden bu taleple yürütülen imza kampanyası üzerine aldı. BVO, Coca-Cola'nın Fanta ve Powerade gibi meyveli içeceklerinde ve spor ürünlerinde bulunuyor. Coca-Cola, BVO yerine bu katkı maddesinin işlevinin görmesi için başka bir madde kullanacak. Coca-Cola'nın en büyük rakibi Pepsi geçen yıl bu maddeyi spor içeceklerinden çıkarmıştı. Pepsi sözcüsü son açıklamasında BVO'yu diğer ürünlerinden de çıkartmak için daha geniş kapsamlı bir planları olduğunu söyledi. Pepsi bu bileşimi Mountain Dew ve AMP içeceklerinde kullanmayı sürdürüyor. Coca-Cola sözcüsü Josh Gold konuyla ilgili açıklamasında BVO'nun kaldırılması adımının güvenlikle ilgili olmadığına vurgu yaptı. BVO dahil ürünlerinde kullandıkları muhtevanın her zaman güvenli olageldiğini söyleyen Gold, 'Ürünlerimizin güvenliği ve kalitesi bizim en önemli önceliğimizdir' dedi. BVO, brom elementiyle sebze yağının bir araya getirilmesi ile oluşan bir madde. Meyveli içeceklerde kullanılan BVO bir stabilizör işlevi görüyor ve içecek muhtevasının ayrılmadan bir arada durmasını sağlıyor . BVO, ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nin genel olarak güvenli olarak tanımlanmış ürünler listesinden 1970'de düşmüştü. Bununla birlikte içecek şirketlerinin BVO'yu belli bir miktarda kullanmalarına izin verilmişti. ABD'deki Mayo Clinic'ten araştırmacılara göre BVO içeren ürünlerin aşırı derecede kullanımı; hafıza kaybı, deri problemleri ve sinir problemleri gibi sağlık üzerinde olumsuz etkilere neden olabiliyor. Japonya ve Avrupa Birliği'nde BVO'nun gıda katkı maddesi olarak kullanılması yasak. BVO'nun kullanılmasına karşı kamanpya ABD'nin Missisipi Eyaleti'nde yaşayan Sarah Kavanagh adlı 17 yaşındaki bir genç tarafından başlatılmıştı. Change.org'daki imza kampanyasına on binlerce kişi imzalamıştı. Coca-Cola ve Pepsi tarafından yapılan açıklamaların ardından Kavanagh bir açıklama yaparak 'Şirketlerin, özellikle de büyük şirketlerin tüketicileri dinlediklerini bilmek gerçekten iyi' yorumunda bulundu. BBC
Taş-Kağıt-Makas Oyunu Nasıl Kazanılır?
Taş kağıt makas oyununu kazanma şansınız olasılık hesabına göre üçte bir. Peki ya başka bir olasılık daha mümkünse? Bir araştırmaya göre, bu oyunu oynayan insanlar rastgele oynamıyor. Aksine şansa bıraktığınızda kazanacağınızdan çok daha sıklıkla rakibinizi alt etmenizi sağlayacak saklı bir takım kalıpları takip ediyor. Oyunun kazananları onlara hangisi kazandırdıysa o hareketi takip etme eğiliminde olurken, kaybedenler ise taş-kağıt-makas sırasında bir sonraki harekete geçiyor. Bilim insanları bu hareketleri takip etmenizin kazanmanızı kolaylaştıracağı inancında. Bu strateji Çin’deki Zhejiang Üniversitesi’nde düzenlenen devasa bir taş-kağıt-makas oyunu turnuvasında ortaya çıkartıldı ve New York’taki Cornell Üniversitesi kütüphanesine ait olan Arxiv.org sitesinde yayınlandı. Bilim insanları 360 öğrenciyi topladı ve onları 6’şar kişilik gruplara ayırdı. Her bir kişi kendi grubundaki diğer kişilere karşı 300 tur taş-kağıt-makas oynadı. Teşvik olsun diye kazananlara kazandıkları oyun sayısı ile orantılı olarak para ödendi. Klasik oyun teorisine göre kazanmak için oyuncuların hangi hareketi yapacaklarına tamamen rastgele karar vermeleri gerekiyor. Bu şekilde diğer oyuncu tarafından ne yapacağının tahmin edilmesinin önüne geçiyor. Her iki oyuncunun da taş-kağıt-makastan birini eşit olasılıkla seçtiği bu kalıp “Nash dengesi” olarak biliniyor. İsmini de, 2011 yapımı Akıl Oyunları filmine de konu olan oyun teorisinin babası John Forbes Nash Jr’dan alıyor. Ve gerçekten de, her bir gruptaki oyuncular her bir hareketi üçte bir oranla tıpkı rastgele seçim yaparlarsa olacağı gibi seçiyordu. Ancak turnuvayı düzenleyenler daha da yakından baktılarında şaşırtıcı bir davranış kalıbı ile karşılaştılar. Oyuncular bir raunt kazandıklarında, kendilerine kazandıran hareketi rastgele seçseler yapacakları hareketten daha sık yapıyor. Kaybedenler ise başka bir harekete geçme eğiliminde oluyor ve bunu yaparken de oyunun ismindeki sıralamayı takip ediyorlar. Örneğin eğer “taş” yaptıklarında kaybettilerse, bir sonraki rauntta rastgele bir harekettense “kağıt” yapmaya daha meyilli oluyorlar. Bu, “kazandıysan devam et – kaybettiysen değiştir” stratejisi oyun teorisinde “koşullu yanıt” olarak biliniyor ve araştırmacılara göre bu insan beyninin otomatik bir cevabı olabilir. Bu kalıbı tahmin etmek ve dolayısıyla rakibine baskın çıkarak onu yenmek oyunculara daha çok para kazandırıyor. Araştırmacılar, “Taş-kağıt-makas oyununun Nash dengesinin açıklayamayacağı toplu bir periyodik hareketler dizisi gösterdiğini” söylüyor. “Koşullu yanıtın insan beyninin basit bir karar alma mekanizması mı yoksa daha temel bir sinirsel mekanizmanın sonucu olup olmadığına daha ileriki araştırmalar karar verebilir” diyorlar. Her ne kadar taş-kağıt-makas basit bir oyun olsa da, insanlarda rehabetçi davranışı açıklayabilmek için faydalı bir model. Örneğin ticarette. Daha önceki bir deney oyuncuların bilinç dışı bir şekilde rakiplerinin davranışlarını taklit ettiğini ortaya koymuştu. Bu sonuç şaşırtıcı idi çünkü başarı farklı davranmak yoluyla elde edilebilen bir şey. Çinli bilim insanları oyuncuların rekabet halindeyken yaptıkları irrasyonel gibi görünen seçimlerin altındaki psikolojiyi açıklamak için araştırmalar planlıyor. Bu esnada kendilerinin kazanma stratejisinin işe yarayıp yaramadığını test etmek isteyenler için gereken ise Birleşik Krallık şampiyonasına katılmak. James Morgan | BBC Bilim Muhabiri
Nil Karaibrahimgil Anne Oldu
Şarkıcı Nil Karaibrahimgil anne oldu. Ünlü şarkıcı oğluna 'Aziz Arif Erener' ismini verdi. Bir erkek bebek dünyaya getiren şarkıcı, mutluluğunu Twitter hesabından şu notla takipçileriyle paylaştı: 'Oğlumuz Aziz Arif Erener'e nihayet kavuştuk. Göğüslerim süt ve sevgiyle dolu. Şükürler olsun ;)' CNN Türk
Günümüz Liselilerinin Hayatında Rastlamadığı 49 Şey
2000 yılında doğanlar önümüzdeki sene liseye başlıyorlar. Artık değil 80'lerde, 90'ların sonunda olan şeyleri bile bilmeyen bir nesil geliyor. 'Bunları bilen liseli olamaz' şiarından hareketle bir liste derledik. 'A şu yok', 'a bu da yok', vs. diyeceğinizi biliyoruz ama maalesef 1000 maddelik bir liste yapsak bile eksikler olacağının da farkındayız. O nedenle bu gözle bakın bakalım ne kadar liseli değilsiniz.
Yiğit Bulut Türk Telekom'un Yönetim Kuruluna Atandı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi başdanışmanı Yiğit Bulut, Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliğine atandı. Atama ile ilgili olarak Kamu Aydınlatma Platformu'na (KAP) henüz resmi bildirim yapılmadı ancak Ulaştırma Bakanlığı kaynakları bu atamayı doğruluyor. AKP KURMAYLARININ İKİNCİ GÖREVİ: TÜRK TELEKOM YÖNETİM KURULU ÜYELİĞİ Haberand'ın haberine göre; Türk Telekom Yönetim kuruluna son yıllarda yapılan atamalar her zaman dikkat çekti. İçişleri Bakanı Efkan Ala da Başbakanlık Müsteşarı iken Türk Telekom'un bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyordu. Ala, İçişleri Bakanı olduktan sonra bu görevinden istifa etmek zorunda kalmışt. Efkan Ala'nın yerine Başbakanlık Müsteşar olarak atanan Fahri Kasırga da, müsteşşarlık görevine getirilmesinin ardından kısa bir süre sonra Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliğine atanmştı. Başbakan Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın sınıf arkadaşı olan ve TRT Genel Müdür Yardımcılığı görevine atanan İbrahim Eren de bu görevden kısa bir süre sonra Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliğine atanan üst düzey bürokratlar arasında yerini almıştı. ORTALAMA 40 BİN LİRA MAAŞ! AKP'ye yakın üst düzey bürokratların Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliğine getirilmesi artık neredeyse teamül haline geldi.  Bu atamaların kamuoyunda ve medyada tepki çekmesinin bir nedeni de, yönetim kurulu üyelerinin aldıkları 'ballı' maaşlar. Türk Telekom Yönetim Kurulu Üyelerine aylık 11 bin TL maaş ödeniyor. Ancak bunun dışında her yılın sonunda yönetim kurulu üyelerine 'huzur hakkı' olarak 350 bin TL gibi bir rakam ödeniyor.  Bu durumda Türk Telekom Yönetim Kurulu üyelerinin eline aylık ortalama 40 bin lira gibi bir maaş geçiyor. Yani Başbakan Erdoğan'ın Başdanışmanı Yiğit Bulut, bu yeni görevi nedeniyle aylık 40 bin lira gibi ek bir maaşa da sahip olacak TÜRK TELEKOM'DA KÖKLÜ DEĞİŞİKLİKLER Özelleştirme kapsamında Lübnanlı Hariri ailesine satılan Türk Telekom, 2013'ün son günlerinden itibaren köklü bir değişime uğradı 2013 Aralık ayına yeniden yapılanmaya giden şirkette, Türk Telekom Grubu CEO'su Hakam Kanafani ve Türk Telekom CEO'su Tahsin Yılmaz görevlerinden ayrıldı. CEO koltuğuna Rami Aslan oturdu. Türk Telekom'da geçtiğimiz günlerde 6 üst düzey yönetici ile yollar ayrılmış ve yerlerine yeni atamalar yapılmıştı. İŞTE YENİ İSİMLER Kamu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirilen değişiklik ile;  Mehmet Ali Akarca, Mert Başar, Ali Yılmaz, Coşkun Şahin, Hakan Dursun, Fırat Yaman Er, Metin Erhan, Bahattin Aydın, Ahmet Bülter, Tevfik Fikret Karaman ve Abdurrahman Güvenlioğlu yeni görevllere getirilmişti. GÖREVDEN ALINANLAR Türk Telekom'daki yeniden yapılanmalar kapsamında görevden ayrılan isimler ise şöyle olmuştu: Şükrü Kutlu - Türk Telekom İnsan Kaynakları, Destek ve Regülasyon Başkanı Mehmet Atalay - Türk Telekom Operasyon Başkanı Can Esen - Türk Telekom Hukuk Başkanı Timur Ceylan - Türk Telekom Teknoloji Başkanı Gökhan Kayalıbay - Türk Telekom Strateji ve İş Geliştirme Başkanı Haktan Yaşar Kılıç - Türk Telekom Müşteri Cumhuriyet
Reklam
'Sadece Datça Değil, Fethiye, Dalaman, Köyceğiz...'
TMMOB, Datça'da Çevre Düzeni Planı revizyonuna itiraz etti: Yapılaşma yasağı olan kıyı bandı imara açılıyor! Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Datça Bozburun’da yapılaşmanın önünü açan plan revizyonu tartışılırken, Türkiye Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB) 1 Nisan’da askıya çıkan Çevre Düzeni Planı revizyonuna itiraz etti. TMMOB itirazında, plan değişikliğiyle ‘turizm tesis alanlarının genişletildiğini ve gizli yapılaşmanın önünün açıldığını’ öne sürdü. BAKANLIĞA İTİRAZ DİLEKÇESİ TMMOB, büyük tartışma yaratan Datça’daki revizyonla ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Muğla İl Müdürlüğü’ne itirazda bulundu. TMMOB, itiraz dilekçesinde planın hiçbir yerden görüş alınmadan dayatmayla oluşturulduğunu savundu. TMMOB, itiraz dilekçesinde şu noktalara dikkat çekti '1/25.000 ölçekli Datça-Bozburun Çevre Düzeni Planı Revizyonu’nun, güncellenmiş, arkeolojik, kentsel ve doğal SİT sınırlarına göre hazırlanmadığı görülmüştür. Bu planda Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun görüşüne de rastlanmadığından Koruma Kanunu’na aykırıdır. Doğal ve arkeolojik SİT derecelerinde değişiklik yapılarak bu alanlarda turizm alanları, yerleşim alanları, günübirlik alanlar ve kamping alanlarının planlandığı görülmüştür. Maden ocakları işletme ve rezerv alanları planda gösterim olarak işaretlenmiş olup bu konuda verilmiş ruhsat ve izinlerden bahsedilmediği gibi, orman alanında gösterilen maden alanlarının ne kadarlık alana yayılacağı koordinatlarla birlikte planda açıklanmalıdır. 1. DERECE SİT ALANI KOYA KAMPİNG ALANI Çeşitli koylarda planlanan günübirlik tesis alanlarının ve kamping alanlarının daha sonraki süreçlerde amacının dışına çıkılarak farklı kullanımlara dönüşeceği endişesi oluşmuştur. Örneğin, Hisarönü Körfezi’nde SİT paftalarında 1. derece doğal SİT alanı olarak belirlenmiş koylarda kamping alanları oluşturulmuştur. Yine günübirlik alanlarda yüksek yapı yoğunluğu önerilmektedir. Çok küçük ve korunan koylardaki günübirlik tesis alanları iptal edilebilir. Plan, gizli bir yapılaşmanın önünü açabilir. Tüm bölgede turizm tesis alanları genişletilmiştir.' DAVA AÇILACAK TMMOB Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhçu, planla ilgili dava hazırlığında olduklarını belirterek şunları söyledi: 'Sadece Datça değil, Fethiye, Dalaman, Köyceğiz gibi kıyı alanlarıyla ilgili de yeni planlar yapılmış. Onların da kısa sürede askıya çıkacağıyla ilgili bilgiler geliyor. Kıyı Yasası gereği kıyı bandında yapılaşma yasağı var. Datça’da başlatılan yeni planlarla yapı yasağı olan yerler imara açılıyor. Kıyılarda ayrıca kamuya ait dinlenme tesisleri var, bu tesislerin yıkılıp yapılaşmaya açılmasının da önü açılmış oluyor. ‘Dinlenme tesisi’ yerine ‘turizm, ticaret merkezi’ planlanıyor. Kıyıdaki kamu tesislerinin dışında fiilen yapılan binalar var. Yeni planlar bu gibi yapılara da af getirebilir. Otel ve işyeri gibi kaçak binalar var. Bunlar da yasallaştırılabilir. Datça’daki planlar bu işin başlangıcı.' TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu ise 'Büyük oteller yaygınlaşacak. Plan, bölgeyi ranta açma sürecinin tam hız devam ettiğinin göstergesi.' dedi.  Kaynak: Radikal
LinkedIn Üzerinden Aşkınızı da Bulabilirsiniz
LinkedIn sayfasındaki profiliniz iş bulmanıza yardımcı oluyorsa neden sevgili bulmanıza da yardımcı olmasın? Bu fikir LinkedUp! uygulamasından geliyor. Bu sosyal ağ uygulaması bir şeyler içmeden önce karşı tarafın karlı bir işinin olduğunu bilmek isteyenlere hitap ediyor. Şu an için yalnızca iPhone'lar ve diğer iOS cihazlara uyumlu olan uygulama, profesyonel sosyal ağ LinkedIn ile popüler tanışma uygulaması Tinder'in bir araya getirilmiş hali. Kullanıcılar bu uygulama ile potansiyel eşlerini iş sektörüne, yaşına, mekan yakınlığına ve cinsiyetine göre filtreleyebiliyor. Tinder uygulamasında olduğu gibi birbirlerini beğenen iki kullanıcı daha sonra sohbet ediyor. LinkedUp! uygulamasının çalışma mantığı size tanıdık gelebilir ancak veri kaynağı yeni bir şey. Tinder veya Hinge gibi birçok tanışma uygulaması kullanıcının fotoğrafını ve kişisel bilgisini Facebook üzerinden alıyor ancak LinkedUp! bu bilgileri LinkedUp! üzerinden çekiyor. (Kullanıcılar bu fotoğrafa ek olarak yeni fotoğraflar da ekleyebiliyor.) Uygulamanın, daha önce yatırım bankacılığı yapmış olan 28 yaşındaki kurucusu Max Fischer, LinkedIn üzerinden alınan verilerin daha kaliteli karşılaştırmalar yapılmasına imkan tanıyacağına inandığını söylüyor. Fischer, LinkedIn profilinin temel olarak bir dijital özgeçmiş olduğundan insanların nereli olduğu, neler yaptığı, hangi okullara gittiği gibi soruları cevaplarken daha doğru yanıtlar verdiğini belirtiyor. Uygulamanın LinkedIn ile bir ilişkisi bulunmuyor. Geliştiriciler yalnızca verileri LinkedIn üzerinden çekiyor. LinkedIn sözcüsü ise konuyla ilgili açıklama yapmayı reddetti. Fischer, Mart ayının başında yayınlanan uygulamanın şu ana kadar ne kadar indirildiği ile ilgili bilgi vermese de geçen ay kullanıcı sayısının iki kat arttığını söyledi. Fischer, uygulamanın dikkat çektiği New York, Los Angeles ve San Francisco gibi şehirlerde yakın gelecekte 'indirme partileri' vererek açılış etkinlikleri düzenlemeyi de planlıyor. Daha önce özel sermaye şirketinde de çalışan Fischer, girişim sermayesi fonu için piyasada olduğunu da sözlerine ekledi. Fischer, genç çalışanların LinkedIn sayfasını yalnızca bir ağ olarak kullanmadıklarını fark ettiği geçen yıl LinkedUp! uygulamasını geliştirmeyi düşündüğünü ifade etti. Ancak Fischer uygulamanın ofis içi ilişkiler için değil daha çok ortak geçmiş ile profesyonel bir ağa girme imkanı sunduğunu belirtiyor. Tabi ki niyetler farklı olabilir. Yapılan son ankette yaşları 18-29 arasında değişen çalışanların yüzde 84'ü iş arkadaşları ile bir ilişki yaşamaya açık olduklarını belirtiyor. WSJ
Reklam
Fikirtepe'deki Sembol Olan Ev İçin Anlaşma Sağlandı
Fikirtepe'de ‘koca arazinin ortasında tek başına kalan ev', kentsel dönüşümdeki sorunların simgesi olmuştu.Bu ev için nihayet anlaşma sağlandı, ancak 61 projeden hâlâ sadece 3'ü için inşaat izni alındı. İstanbul'da Kentsel dönüşümün simgesi haline gelen Fikirtepe'de, imar planları tamamlandıktan sonra 61 adada yapılacak projelerden sadece 3 tanesi inşaat ruhsatı alabildi. Kalan 58 adada mal sahipleri ile müteahhitler anlaşamadı. Bazı projeler tek bir mal sahibinin ‘hayır' demesi yüzünden sekteye uğradı.  Fikirtepe, Dumlupınar Mahallesi'ndeki örnek ise Fikirtepe'de yaşanan kafa karışıklığının simgesi oldu. Dumlupınar'da yaşanan olayda, inşaat projesi olarak ayrılan ‘ada'da sadece bir ev ayakta dururken etrafındaki binaların hepsi yıkılmış durumdaydı.
Rihanna'nın Instagram'ı Silindi!
Geçtiğimiz günlerde Lui Magazine adlı dergide yayınlanan çıplak fotoğraflarını kişisel Instagram hesabı @badgalriri üzerinden paylaşan Rihanna'nın hesabı an itibarıyla yok. İlgili paylaşımın ardından şarkıcı, sosyal medya ağı tarafından uyarı almış ve bunun ardından da çok konuşulan o fotoğraflarını silmişti. Ancak Instagram, Rihanna'yla baş edemeyeceğini anlamış oalcak ki şarkıcının hesabını -büyük bir olasılıkla- topyekün imha etti. Tahminler Instagram tarafından çılgın fotoğraflarla dolu bu hesabın tamamen ortadan kaldırıldığı yönünde (imha), ancak bu konuda resmi bir bilgi ya da açıklama henüz yok; yani Rihanna, Instagram hesabını kendisi askıya almış da olabilir. Bununla birlikte sosyal medya otoritelerine göre bu mümkün değil, eğlenceli kişiliği ile bilinen şarkıcının Instagram'a trip atması pek olası görülmüyor. Geri dönecek mi? Rihanna fanları seksi şarkıcının Instagram hesabını tıkladıklarında yukarıdaki sayfa ile karşılaşıyorlar. Durumun Instagram'daki çıplak fotoğraf oranında ciddi bir azalmaya neden olduğu söylenebilir. Bakalım Rihanna,Instagram hesabıyla geri dönecek mi? Shift Delete
Kitaplar Ne Diyor?
Türkiye gündemi yayıncılık sektörünü farklı şekilde etkiliyor. Raflarda yerini alan kitapların büyük kısmı ya gündeme dair ya da gündemden yola çıkarak hazırlanmış. Ortam çok sakin gibi dursa da rakamlar satışların yükseldiğini gösteriyor. Yılın tüm edebiyat etkinliklerinde konuşulan bir konu var. O da 2014’ün yayıncılık dünyası adına durgun bir yıl olup olmadığı. Genel satışlar artış gösterse de, edebiyat dünyası durgun ve bir süre daha böyle olacağa benziyor. YAYFED'e (Yayıncılık Federasyonu) göre, 2014 Mart ayında bandrollü toplam satış 26 milyon 283 bin 799 olurken, 2013 Mart ayında bu rakam 26 milyon 367 bin 729 idi. Bu yılın Mart ayı 2013'ün gerisinde kalsa da, Nisan'da, 28 milyon 946 bin 857 kitap bandrollü olarak satıldı. Bu da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10 artış anlamına geliyor. Satılan kitapların yüzde 63’ü yetişkin kitapları, çocuk ve gençlik kitapları ile inanç yayınlarından oluşuyor. Eğitim alanındaki yayınlar toplam satışın yüzde 40’ına, akademik yayınlar ise yüzde 2’sine denk geliyor. İşin mutfağındaki isimlere, Türkiye’de yayıncılık sektörü adına nasıl bir sene geçirdiğimizi sorduk. Yayınevi yöneticilerine yönelttiğimiz sorular ve yanıtları ise şöyle: 2013 yılı yayıncılık sektörü adına durgun bir yıl mı oldu, 2014 nasıl başladı?- Bilhassa yerli edebiyat yayınlarında gözle görülür bir oranda 'sayı' düşüşü var mıdır, varsa bunun temel sebebi nedir?- Bu yılın 'Türkiye'de' en çarpıcı edebiyat olayı ne oldu sizce?- Türkiye gündemi yayıncılık sektörünü 'içerik' olarak etkiliyor mu? Deniz Yüce Başarır / Doğan Kitap Yayın Direktörü 2013’ün durgun bir yıl olduğunu söylemek mümkün değil. En azından kendi yayınevimiz adına konuştuğumuzda… Biz önemli bir büyüme oranıyla kapadık 2013’ün, yılın en çok satan iki kitabını yayımladık: Yılmaz Özdil’den Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda ve Zülfü Livaneli’den Kardeşimin Hikayesi. Şu gerçeği de kabul etmek gerekir: yaz başında Gezi Direnişi’nin etkisiyle bir durulma oldu. Doğal olarak okurların gözü Gezi’deydi. Alışveriş merkezlerine tepki vardı, kitabevleri de bu süreçten etkilendi. Ama sonbaharla birlikte bu durum değişti. 2014 ise seçim gündemiyle birlikte daha sakin başladı. Ama karamsar olmak için bir neden göremiyorum. Yerli edebiyat alanında bir düşüş var mı, doğrusu ben sizin kadar emin değilim. Öne çıkan kitapların kişisel gelişim alanında olduğunu (2014 yılı için söylüyorum) söylemek mümkün. Çok satan listelerinin ilk sıralarını bu aralar hep bu tarz kitaplar kaplıyor. Ama birçok edebiyat eseri de yayımlanıyor. Hem de çok iyi tanıdığımız isimlerden. Sadece onları listelerde göremiyoruz. Böyle çarpıcı bir olay oldu mu, bilemiyorum… Elbette gündem yayıncılık sektörünü etkiliyor. Örneğin seçim öncesi herkes beklemeye başlıyor. Sadece seçim ya da propaganda konuşmaları kaplıyor hayatımızı. Ya da bir anda gündem değişiyor ve o güne uygun diye çıkardığınız bir kitap gündem dışı kalabiliyor. Aslında edebiyat eserlerinin tüm bu gündemin dışında her zaman okunması ve satın alınması gerekir. Çünkü herkesin gündemden zaman zaman uzaklaşıp, insanı anlatan, dünyayı kavratan kitaplara ihtiyacı var. Bu, gündeme de farklı bakabilme yeteneğini geliştirmemiz açısından önemli. Emine Eroğlu / TİMAŞ Yayınları Genel Yayın Yönetmeni İstatistikler bir durgunluk olmadığına işaret ediyor. Verilere göre 2013’te bandrol tüketiminde % 13’lük bir artış var. Bu da bir şeklide kitap sektörünün genişlediğini gösteriyor.. Fakat yayıncılıktaki üretim dengesi bozuldu. Ağırlık çocuk ve gençlik yayıncılığına, doğru kaydı. Bu durum, çocuk ve gençlik yayıncılığı yapmayan ya da o alanda başarılı olamayan kültür yayıncılarını zorlamaya başladı. Bir de değişen okur talepleri pazara yerli/yabancı çok fazla isim ve eserin girmesine sebep oldu. Yeni yazar ve çok satan popüler kitaplar piyasadaki eski dengeleri büyük ölçüde değiştirdi. Popüler kitaplar edebiyatı ciddi şekilde gölgeliyor. Bunu çok iyi tahlil etmek gerek. Eskiden muhafazakar kesimde seküler okurun tanımadığı çok satan yazarlar vardı. Şimdi muhafazakâr/ seküler farkı kalktı. Light maneviyat akımı var. Bu bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Bir de sosyal medya kitap satışları üzerinde belirleyici bir etki oluşturmaya başladı. Twitter cümleleri ile santimantal denemeler/ romanlar yazan genç kalemler ortaya çıktı. Yazar profili gençleştiği ve iletişim araçları yazarlığı da kolay pazarlanan bir metaa dönüştürdüğü için dünün “çok satan” yazarları bugün eskimeye başladı. Ahmet Altan, Orhan Pamuk, Elif Şafak gibi yazarların beklenen oranda satmaması bunun neticesi. Bu yazarların 20 yaşın altında kaç tane okuru var, sorusu “durgunluk” olarak tanımladığımız halin de bir izahatı olabilir. Beni çarpan edebiyat olayı hatırlamıyorum. En çok memnuniyet duyduğum Şule Gürbüz ve Ahmet Büke’nin yeni öykü kitapları oldu. Elbette etkiliyor. Gezi olaylarından sonra bir “gezi edebiyatı” teşekkül etti. Edebiyatta sosyal konular daha fazla işlenilir oldu. Aktüel siyaset kitapları büyük ölçüde hükümlerini yitirdi. “ulusalcı” düşünce kitapları listelerde yer tutmaya başladı. Can Öz / Can Yayınları Genel Yayın Yönetmeni 2013 bizim için oldukça tatsız bir seneydi. Ancak, sanıyorum yayınevinde yaptığımız değişikliklerin etkisiyle, 2014 yılı 1. çeyreği Can Yayınları tarihinin mali olarak en verimli dönemi oldu. Yayınlanan kitap sayısında ise azalma değil, artış yaşadık. Önümüzdeki dönemde de bu tempoyu düşürmeyi planlamıyorum. Ancak genel olarak sektör durgunluğunu yorumlamak gerekirse, Türkiye, tüm kurumlar ve sektörlerde bir ilke ve haysiyet iktidarsızlığı yaşamaktadır ve bu zeminsizlik ortamı elbette tüm şirketlerin uzun vade plan yapamamasına, kabuğuna çekilmesine sebep olmaktadır. Kültür yayıncılığının kendine özgün sorunlarını “memleket hali”nden izole ederek ölçümlemek şimdilik pek mümkün görünmüyor. Bunu yorumlamak için henüz çok erken. Türkiye korkutucu bir hızla değişiyor ve sarsılıyor. Bu yıpratıcı dönemin tüketim/kültür eksenindeki etkisini ancak 10 sene sonra belki sağlıklı yorumlayabileceğiz. Olgunlaşmamış düşüncelerim ise şimdilik Türkiye’nin kendini yeniye kapattığı, bilindik simaların ise daha çok kendilerini tekrarladığı üzerine; ancak bu yoruma fazla güvenmiyorum. Benim için yılın önemli edebiyat olayı Can Yayınları’ın kapak tasarımını değiştirmesidir. Hem de nasıl! Raflara bakın, önde sergilenen kitapların dörte biri gündeme dairdir. Türkiye’de gerçekleri gizlenen, kapalı kapılar ardında yürütülen, oldu bittiye getirilen, ama toplumun bilmeye talip olduğu çok fazla konu, gelişme var. Üstüne üstlük “algı yönetimi” adı altında insanlara sürekli yanlış, eksik bilgiler pompalanıyor. Bu böyle devam ettiği sürece okurların raflardan gündeme dair beklentileri yüksek kalacaktır. Bedia Ceylan Güzelce | Al Jazeera Türk
Reklam
Deniz, Yusuf ve Hüseyin Anılıyor
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam edilişlerinin 42. yılında mezarları başında ve pek çok ilde anılacak. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam edilişlerinin bugün 42. yılı. 1968 gençlik önderleri için bugün pek çok şehirde anma düzenleniyor. İlk anma töreni idam edildikleri saat 05.30’da Bursa’daki Üç Fidan Parkı’nda yapıldı. Ankara’da ilk anma Karşıyaka Mezarlığı’nda, İstanbul’da ise Dolmabahçe’de gerçekleşecek. İlk anma 05.30’da Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi ve 68'liler Birliği Vakfı’nın Bursa’da düzenlediği anmada sabah saat 05.30’da parkta toplanan insanlar Can Yücel'in ''Sardunya'ya Ağıt'' şiirini okudu. Rodrigo'nun Konçertosu ile saygı duruşunda duran grup daha sonra Üç Fidan Anıtı önüne karanfil bırakıldı. Vali’den mesaj İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için Twitter hesabından bir mesaj yazdı. Mutlu’nun mesajı şöyle: “Sağdan soldan, yurt vatan diyen nice evlatlar astık idam sehpalarında. Keşke aldatanları tanıyıp kanmasaydık.Tarih annelerin acısını silmiyor.” Ankara’da Karşıyaka’da, İstanbul’da Dolmabahçe’de Ankara’da Karşıyaka Mezarlığı’nda anmanın ardından 5 Mayıs 2011’de hayatını kaybeden avukatları Halit Çelenk de anılacak. Sendikalar, meslek odaları ve siyasi partilerin birlikte gerçekleştireceği anma için saat 12.00’de Karşıyaka Mezarlığı 2 No’lu kapıda toplanılacak. Saat 12.30’da başlayacak törenin ardından mezarlık yürüyüşü gerçekleştirilecek. Ankara’da akşam saat 19.00’da da Yüksel Caddesi’nde yürüyüş düzenlenecek.  İstanbul’da ise anmalar Dolmabahçe’de gerçekleşecek.  78’liler Vakfı Girişimi, saat 12.30’da buraya gidecek.. Emekçi Hareket Partisi, Lise-Der, Liseli Gençlik Muhalefeti, ise saat 16.00’da Kabataş’ta toplanarak Dolmabahçe’ye yürüyecek. Halkların Demokratik Kongresi İstanbul Gençlik Meclisi, saat 18:00'da Taksim Atatürk Kültür Merkezi önünden Dolmabahçe'ye yürüyecek. Öğrenci Kolektifleri  ve Liseli Genç Umut da aynı saatte Fındıklı’daki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi önünden Dolmabahçe’ye yürüyecek. Ekim Gençliği ise Kartal Meydanı’nda ve Avcılar Marmara Caddesi girişinde saat 19.00’da yürüyüş yapacak. Eskişehir, İzmir, Dersim gibi pek çok ilde de gün içinde anma törenleri düzenlenecek.  Bianet
Survivor'da Turabi'den Acun'u Kızdıran Hareket
Survivor Ünlüler Gönüllüler'de Turabi ve Gökhan ödül oyunu sonrası tartıştı.Oyun sonrasında Turabi'nin bayrakla yaptığı harekete sinirlenen Gökhan tepki gösterince sözlü tartışma başladı. Araya giren Acun ılıcalı olay büyümeden sakinleştirdi.Acun Ilıcalı yaptığı hareket sonrası Turabi'ye, 'Hareket yapmayacaksın.Bu kadar kız var burada ben senden şunu beklemiyorum bana saygı gösterip de, karşı takıma saygısızlık yap demiyorum. Böyle bir hareket yaptıysan yüzde yüz haksızsın ve bana bu hareketi savunarak gelme' dedi.Cumhuriyet
Reklam
Ali Atay: 'En Sevdiğim İş Tiyatro'
Parayla düzeyli bir ilişkim var. Ama önemli olan sevdiğin işi yaparak para kazanmak. Mesela ben reklam filmlerinde oynamadan para kazanabiliyorsam, ne mutlu bana! 'Leyla ile Mecnun' dizisiyle ekranın en popüler isimleri arasına giren Ali Atay, rol aldığı sinema filmleriyle de adından söz ettiriyor. Kariyerinin en güzel zamanlarını yaşayan genç oyuncu, Esquire dergisine hakkında bilinmeyenleri anlattı: *Rize'de doğdum ama çocukluğum Kocamustafapaşa'da geçti. Çocukluk arkadaşlarıma çok değer veririm. Onlar ve aileleri benim hayatıma yön vermiştir çünkü. BERBAT BİR TOPÇUYDUM *Yedikule Spor Kulübü'nde top oynuyordum ama berbat bir topçuydum; çok kötü oynuyordum. Sırf mahalledeki herkes oynuyor diye ben de lisans çıkarmıştım. O kadar kötüydüm ki, sürekli oyuna alıp sonra çıkarıyorlardı. Hâlâ da kötüyüm. *Okulda matematikte çok iyiydim. Geometride kendime bir oyun alanı yaratmıştım. Sorunları bulmaca çözer gibi ele alırdım. Ben matematiğin hayatın her yerinde olduğunu sonradan çok iyi anladım. Matematik sayesinde gerek tiyatroda, gerek televizyonda ya da arkadaş gruplarında bir problem olduğunda soğukkanlılıkla çözmeye başladım. Bence oyunculukta da çok büyük önemi var matematiğin. Matematik zekası gelişmiş bir aktör, hemen kendisini belli eder. Bence konservatuvarlarda haftada bir saat de olsa geometri dersi koymaları çok faydalı olabilir. Mesela bir dansçının da matematiği bilmesi gerekir. Daha doğrusu matematik algısına sahip olması... Matematik insanın zihninde bir patika açıyor. Hayatım boyunca benim işlerimi kolaylaştırdı. YOKLUĞA ALIŞIĞIM *Parayla düzeyli bir ilişkim var. Hiç yalan söylemeyeceğim, para şart. Paranın getirdiği rahatlık duygusuna ihtiyacı var insanın. Paran olacak, kendini iyi hissedebileceksin ki, istediğin işi yapabilesin. O yüzden para kazanmanın gerekli olduğuna inanıyorum ama doğru imkanlarla kazanabilirsek daha da iyi. Mesela ben reklam çekmeden para kazanabiliyorsam ne mutlu bana. Sırf sevdiğim işi yaparak para kazanabilmek... *Ben bu işe başlayıp evden ayrılırken anneme dedim ki, 'Anne sen yine de bana bir yer ayır yanında. Ne olacağı belli olmaz. Çok para kazanabilirim ama sonra hepsini kaybedebilirim de.' Ben yokluğa da alışığım, çok fazla paraya da. Önemli değil benim için. Parasızken de şu an ne yaşıyorsam onu yaşıyordum. Para ile parasızlık arasındaki en büyük sıkıntı, istemediğin işleri yapmak zorunluluğu. *En sevdiğim iş, tiyatro. Arkadaşım Berkun Oya ile televizyon için pek çok proje tasarladık. Gel gör ki, hikaye biraz bizim düşündüğümüzün gerisindeymiş o zamanlar. O yüzden hep bir yerlere tosladık, önümüze duvarlar çıktı. *Magazin muhabirlerinden gerçek anlamda korkuyorum. Asılsız şeyler yazdıkları da oluyor. Başlarda ne yapacağımı şaşırıyordum. Sonra kanıksamaya, görmezden gelmeye başladım. Annem telefon açıp bana soruyordu 'Doğru mu?' diye. 'Anne sen de inanıyorsan böyle şeylere, ben ne yapayım?' diyordum. *Dünyanın en saçma sorusu şudur: Sinema oyunculuğu mu, tiyatro oyunculuğu mu? Böyle bir şey yok; oyunculuk, oyunculuktur. Eskiden imkansızlıklardan dolayı tiyatrocular daha yüksek sesle oynamak zorunda kalıyordu. En arkaya seslerini duyurabilmek için falan... Bazı tiyatrocular, o durumun, o enerjinin yansımalarının zamanla vücutta yer etmesiyle sinema filminde tiyatrocu gibi oynuyorlar. O tür oyunculuktan hoşlanmadığım için buna hiç izin vermedim. Ölüm, adaletsizlik veya sevdiğim biriyle ilişkimdeki sıkıntılar nedeniyle kısa süreli depresyona girdiğim olur. Ama uzun dönem depresyona girmem. Kaçınılmaz bir şeyse depresyon, gireceksin ama çok durmayıp kaçacaksın! OYUNCU EVİNE İŞ GÖTÜRMEMELİ *Oynadığım karakterle özdeşleşmekten hep korktum. Tiyatroda karakterle selama çıkan oyuncular vardır mesela. Bu, insanı şizofreniye sürükler ve dehşet bir şeydir. Bu konuyla ilgili gerçekten çok sıkıntı yaşayan arkadaşlarımız var. Çok basit fiziksel bir karşılığı var bunun; beyin, senin yaptığın her şeyi ciddiye alıyor. Verdiğin bütün tepkileri, rol icabı olsun olmasın ciddiye alıp gerçek kabul ediyor. Beyin bilmiyor, senin bir dizide, filmde ya da sahnede olduğunu. Sen ağladığın zaman depresyona girdiğini düşünüyor ve sana ekstra adrenalin pompalıyor. Rol devam ettiği sürece de devam ediyor buna. Beyin bir noktada paniğe kapılıyor ve sonra seni şizofreniye sürüklüyor. Gerçek ruhsal hastalıklar yaşamaya başlıyorsun. CİDDİYE ALACAKSIN *Müşfik Kenter bizi 'Tiyatro ciddi bir şakadır' diyerek eğitti. Bunu aklından çıkarmayacaksın. Çok ciddiye alacaksın işini ama işin, hayatın olmayacak. Eve iş götürmeyeceksin. Eve iş götürmemen gereken yegane iş, oyunculuk olabilir. Dünyada bir sürü oyuncuda var bu sıkıntı. Bu yüzden metafiziğe saldırıyorlar. 'Maden işçileri bir, tiyatro oyuncuları iki' derdi Müşfik Hoca. İş yapıyoruz yani. Allah'a şükür ben hiçbir rolde depresyona girmedim. TV'nin korkulacak bir şey olmadığını anladım *'Leyla ile Mecnun' sayesinde televizyonun korkulduğu gibi bir şey olmadığını, istediğin gibi bir şeyin ekranda da yapılabileceğini anladım. Televizyon programlarına çıkmayı sevmiyorum çünkü programlara çıkmanın ne anlama geldiğini çözebilmiş değilim. Benim oradaki gerçek durumum nedir? Onun karşılığı yok bende. Ben halkla ilişkiler, reklam tarzı şeylerden de hoşlanan biri değilim; becerebildiğim bir şey de değil bunlar zaten. Olduğundan farklı gösterilmeye çalışılan her şeyin karşısındayım. O yüzden o alan benim için çok fazla şey ifade etmiyor. Gazeteler, dergiler, röportajlar... O işlere girmek için gerçekten konuşulacak bir durumun olması lazım. O yüzden, saygısızlık etmeden uzak durmaya çalışıyorum.Vatan
Yerli Sinemada Nefes Kesen 9 Kadın Oyuncu Performansı
Anlat İstanbul’u izleyen hemen herkesin film sonrası aklında kalan en keskin performans Yelda Reynaud’a aittir şüphesiz, zira çoğu filmde karikatürize edilmeye mahkum bırakılan trans birey ancak bu kadar gerçek ve abartıdan uzak kotarılır. Karakterin karizmatik duruşu ve hikâyesinin hezimeti bir yana, oyuncunun bu dev kadrolu yapım içinden sıyrılıp birçok festivalde ödüle uzanması da pek rastlantı değil.
Reklam
Çinlilerin Yeni Garip Adeti: Lahana Gezdirmece
Çin’de garip şeyler olmaya devam ediyor, peki bu adetin sebebi ne? Çinli sanatçı Han Bing “Lahana gezdirme” isimli fotoğraf serisini Beijing Midi Müzik Festivali’nde sergileyince ortaya ilginç kareler çıktı. Sanatçı gençlerin yalnızlık ve depresyonunu gidermek amaçlı bunu keşfettiğini açıkladı.
2014 Yılı Derecelendirmesine Göre 'Dünyanın En İyi 50 Restoranı'
'Restaurant' dergisi  London's Guildhall'da  bu yılın en iyi 50 restoranı listesini açıkladı. Bir yıl ikincilik koltuğunda oturduktan sonra  René Redzepi'nin sahip olduğu  Noma (Kopenhag, Danimarka) 4. kez dünyanın en iyi restoranı seçildi. Bu yıl 12.'si düzenlenen yarışmada  900'ün üzerinde restoran sahibi, şef ve yemek eleştirmenin katıldığı ve 18 ay süren bir oylamanın sonucunda dünyada ilk 50'ye giren restoranları tebrik ediyoruz.  İyi eğlenceler dileriz...
Hayal Gücünün Sınırının Olmadığını Gösteren 24 Çalışma
Avusturalya, Melbourne merkezli tasarımcı Domenic Bahmann, günlük objeleri kullanarak ortaya çok yaratıcı çalışmalar çıkartıyor ve yaptığı çalışmaları İnstagram hesabından 46.500'ü aşan takipçisiyle paylaşıyor. Özellikle son dönemlerde oldukça popüler hale gelen bu tarz çalışmalar, insanlardaki hayal gücünün gücünü gösteriyor diyebiliriz. Elbet sizin evinizde de limon vardır, kahve yapabilirsiniz misal, biraz da çizim yeteneğiniz varsa, tüm bunları hayal gücünüzle birleştirip, Bahmann kadar olmasa da ortaya harika şeyler çıkartabilirsiniz. 
Reklam