Bunları Mutlaka Yapın! Trabzon'da Gezilecek Harika 10 Yer
Tarihi ve doğasıyla muhteşem bir şehir olan Trabzon'da gezilecek yerleri sizin için bir araya getirdik. Gerek Trabzon merkezde gerekse turistik yerler ve yaylalarda gidebileceğiniz, eğlenceli şeyler yapabileceğiniz mekanları, doğal güzellikleri sizinle paylaşıyoruz. Haaa, unutmadan Trabzon'da ne yenir diyorsanız hamsili pilavı, martı döneri yemeden dönmeyin!Trabzon gezi rehberimiz sizinle!
İki Kadını Öldürdü, Evlenme Programına Katıldı
Flash TV'deki evlilik programında kısmetini arayan 62 yaşındaki Sefer Bey'in açıklamaları programa damga vurdu. Sefer Bey, '5 ay iyiydik. 5 ay sonra hal ve hareketleri değişti. Aynı yerde oturduk resmi nikah yapmamıştık. Bana hiç tasvip etmeyeceğim haraketlerde bulundu. Kader kurbanı olarak elimden bir kaza çıktı' dedi. Sefer Bey ikinci bir itirafta daha bulunarak bir kadının daha öldürdüğünü itiraf etti... Artık 'akıllandığını' ve kendisini böyle kabul edecek bir eş aradığını söyleyen Sefer Bey'e program sunucusu kapıyı gösterdi.
Marihuanada Otomat Devri!
Kanada'da marihuana satan otomat hizmete girdi. Tıbbi amaçlı satılan marihuanayı nakit para karşılığında almak mümkün. Kanada'nın marihuana satan ilk otomatı Vancouver kentinde hizmete girdi. Tıbbi amaçlı tüketim için üretilen marihuana, kapalı poşetlerde satılıyor. NTV'nin haberine göre bir dispanserde kurulan otomattaki marihuana şartlı satın alınabiliyor. Bunun için hastanın, doktordan bu maddeye ihtiyacı olduğunu belirten bir karta sahip olması gerekiyor. Nakit para karşılığında çalışan otomatta farklı miktarlarda farklı türlerde otlar bulunuyor. Kanada medyasına göre marihuana otomatının hizmete girmesi memnuniyetle karşılandı. Kanada’da uyuşturucu veya marihuana alımına izin verilen 37 bin kişi bulunuyor. ABD'de ise, bu sayı 2.5 milyon civarında.Kaynak: Sondevir
Nijeryalı Kız Çocukları İçin Dünya Ayakta
Fransız haber ajansı AFP’nin yayınladığı video kaydında konuşan Ebubekir Şeko, “Kızlarınızı ben kaçırdım. Onları Allah’ın adına pazarda satacağım” diye konuşmuştu. ABD Başkanı Barack Obama, örgütün daha önce kaçırdığı 200 kızın bulunması için yardım sözü vermişti. Kızların Nijerya’nın kuzeydoğusundaki bulunan köydeki bir okuldan kaçırılmasının üzerinden üç haftadan fazla zaman geçmişken, kızların nerede oldukları hala bilinmiyor ve hükümetin kızların yerini bulma konusundaki başarısızlığı hayal kırıklığını arttırıyor. Dünyanın birçok yerinden tanınmış siyasiler, sanatçılar, gazeteci ve aktivistlerin ise kaçırılma olayına dair tepkiler büyüyor. Protesto gösterileri sürerken; Uluslararası Af Örgütü de kızların kaçırılmasına dair tepkisini internet sitesinden duyurdu. Twitter’da #BringBackOurGirls hashtagiyle mesajlar yağarken, kaçırılan kızların bırakılması için online imza kampanyalarına yoğun destek geliyor. ABD Başkanı Barack Obama’nın eşi Michelle Obama da kendi Twitter hesabından tepkisini fotoğraf ile gösteren bir tweet yayınladı. Hillary Clinton da Twitter üzerinden eğitime erişimin temel bir hak olduğunu ve terörün karşısında olduğunu vurgulayan bir tweet attı. Kitleler, Nijerya’nın kuzeyinde şeriata dayalı bir İslam devleti kurmak için çabalayan Boko Haram milislerinin adalet önüne çıkarılmasını beklerken; Nijerya’nın insan haklarını koruma konusunda da yol göstermesi ümit ediliyor. ZETE
'Dexter Ailesi' Müebbet Aldı
Bir pedofili ve eşini öldüren ABD'li çift müebbet hapis aldı. Katillerin karar sonrasında, 'Keşke daha fazla öldürseydik' demesi kan dondurdu. ABD ’de çocuklara cinsel taciz suçları işleyen kişileri kayıtlardan tespit ederek öldüren çift günün konusu haline geldi. Kuzey Carolina eyaletinde yaşayan Jeremy ve Christine Moody çifti geçen yıl Marvin Parker’ı pedofil olduğu için öldürdü. Milliyet'in haberine göre, Parker’ın eşi Gretchen ise o sırada orada olduğu için Moody çifti tarafından öldürüldü. Jeremy Moody, Parker çiftini silahla vurdu. Eşi Christine de Gretchen Parker’ın boğazını kesti. Yakalandıktan sonra suçlarını itiraf eden Moody çifti geçtiğimiz gün yapılan duruşmada ömür boyu hapse mahkum edildi. Yeni cinayet planı Daha önce, çocuklarını görebilmek için cezalarının 30 yıl hapse çevrilmesini isteyen çift, müebbet ceza açıklandığında gerçek yüzünü gösterdi. Çift önce, “Keşke daha fazla insan öldürseydik” dedi. Daha sonra Christine Moody, “O pedofili öldürdüğüm gün hayatımın en güzel günüydü. Elimize fırsat geçse bir daha yaparız. Hiç pişman değilim” dedi. Eşi Jeremy ise önce kurbanların ailelerine, “Sonra görüşürüz sapıklar. Çocuk tacizcilerinin sonu budur” diye bağırdı. Daha sonra da, “Hak ettiklerini buldular” dedi. Moody çiftinin yakalanmadan önce bir pedofili daha öldürmek için plan yaptıkları belirtiliyor. Dexter adlı dizide de başroldeki karakter suç işleyen kişileri öldürüyordu. CNN Türk
Reklam
1200 Ağaç Gücünde: Kirli Havayı Emen Billboard
Hava kirliliğinin ölümcül boyutlara ulaştığı, insanların maskesiz dolaşamadığı Çin’deki temiz hava satışına Peru kirli havayı temizleyen billboard ile cevap verdi. Hızlı bir şekilde büyüyen ülkede inşaatlarla birlikte yükselen hava kirliliğine, Lima şehrinin İTÜ’sü UTEC’in IQ’su yüksek mühendislerinden yaratıcı bir çözüm geldi. Geçtiğimiz sene havadaki nemi kullanarak temiz içme suyu üreten bir billboard yaratan mühendislik öğrencileri, iyi amaca hizmet eden reklam gibi projelerinde reklam ajansı FCB Mayo’nun desteğini alıyor. Beş bloğu kapsayan ve termodinamik işlemlerle yaklaşık 100.000 metrekareye denk gelen alandaki kirli havayı emen billboard 1200 ağaç gücünde. Dersi derste öğrendikleri aşikar gençleri tebrik ediyor ve gelmiş geçmiş en işlevsel billboard’u dünyanın geri kalanındaki hava kirliliğinden muzdarip şehirlerinde de görmek istiyoruz.Play Tuşu
Kamer Genç'in Meclis'in En Değişik Karakteri Olduğunun 21 İspatı
Kamer Genç Meclis’in en renkli kişiliklerinden. Kırdığı potlarla, atasözlerini yanlış kullanmasıyla ya da kürsü işgaliyle hep gündemde… Kendisine “tek başına muhalefet” diyen de var, eylemlerine gülen de… Ama o yılmadan tek başına muhalefet olmaya devam ediyor. Konuştukça da gaf yapıyor, güldürüyor ve doğru olduğunu düşündüklerinin altını çiziyor… İşte Kamer Genç'in unutulmaz anları; Onedio
Reklam
Fazla Kilonun 11 Gizli Sebebi
Beslenmenize dikkat ettiğiniz ve egzersiz yaptığınız halde kilo almaya devam ediyorsanız başka sağlık problemleri yaşıyor olabilirsiniz. Yapılan düşük kalorili diyetler, uykusuzluk ve stres gibi sorunlar kilonuza etki ediyor olabilir. Radikal’de yer alan habere göre, Hisar Intercontinental Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Karacanoğlu ’ndan kilo artışının fazla bilinmeyen nedenlerini 11 başlık altında topladı. Kalitesiz uyku : Yeterli uyumuyor ve dinlenemiyorsanız kilo almanız kaçınılmaz. Çünkü geç saatlere kadar oturduğunuzda hormon düzeyinizde değişiklikler meydana gelerek iştahınız artar ve gece atıştırmaları kaçınılmaz hale gelebilir. Stres : Stres hormonu olan kortizol iştah artışına neden olur. Bu da beraberinde stresli zamanlarda yüksek kalorili gıdalara yönelmenize neden olabilir. Antidepresanlar : Bazı antidepresanların en talihsiz yan etkilerinden biri de kilo alımıdır. Eğer kullandığınız antidepresanın kilo almanıza neden olduğunu düşünüyorsanız tedavi planınızda değişiklik yapma konusunda mutlaka hekiminizle konuşun. Ayrıca, depresyonun kendisinin de kilo değişikliklerine neden olabileceğini unutmayın. Steroidler Steroid anti-inflamatuar bazı ilaçlar kilo alımı konusunda kötü bir üne sahiptir. Çünkü bu tür ilaçlar sıvı tutmasının yanı sıra iştahınızın açılmasına neden olabilir. Doğum kontrol hapları : Doğum kontrol hapları kilo alma nedeni olarak bilinse de sanılanın aksine bu etkisi kısa vadelidir. Eğer uzun vadede kilo problemi yaşamaya devam ediyorsanız mutlaka hekiminize danışın. Hipotiroidi : Tiroid hastalıkları metabolizmanızı yavaşlatarak kilo almanıza neden olabilir. Beslenmenize ve egzersizlerinize dikkat ettiğiniz halde geçmeyen bir yorgunluğunuz ve kilo alımınız söz konusuysa mutlaka tiroid kontrolünüz için hekiminize başvurun. Menopoz : Çoğu kadın menopoza girdikten sonra kilo aldığını iddia etse de kilo almasını tek nedeni menopoz değildir. Yaşlanma metabolizmayı da yavaşlatır; böylece daha az kalori harcanır. Ancak unutmayın her yaşın olması gereken kilosu ayrı hesaplanır. Yaş ilerledikçe gençlik döneminizdeki kilolarınızda olmaya çalışmak bağışıklığınızı düşürür. Cushing sendromu : Kilo alımının önemli nedenlerinden biri de Cushing sendromudur. Astım, artrit veya lupus gibi romotolojik hastalıklar için kortizol kullanımı Cushing sendromuna neden olabilir. Cushing sendromunda kilolar, yüz, boyun, üst sırt veya bel çevresinde daha belirgin olabilir. Polikistik over sendromu : Polikistik over sendromu, çocuk doğurma çağındaki kadınlarda sık görülen hormonal bir sorundur. Bu sendromu yaşayan kadınların çoğunda yumurtalıklarda çok sayıda küçük kistler büyür. Bu durum adet döngüsünü etkileyerek; hormon dengesizliklerine, aşırı tüylenme ve akneye neden olur. Bu durumda olan kadınlarda insülin direnci çok sık görülür. Ağır kalp hastalığı için daha büyük risk taşıyan karın çevresine yağlanma bu kişilerde daha fazladır.T24
Reklam
5 Yıl Sonra Nerede Olacaksınız?
etiket
Mülakatlarda vazgeçilmez sorulardandır, 5 yıl sonra kendinizi nerede gördüğünüz. İş yerleri bunu merak eder çünkü sizin çalışma azminizi, hırsınızı, tutkunuzu, kendinizi nasıl gördüğünüzü bilmek isterler. Bugün biz size bu soruyu sormuyoruz, onun yerine cevabını veriyoruz. 5 yıl sonra nerede olacaksınız?
Japon işi Frikik
Kyoto Sanga'lı Futbolcuların bu sıra dışı frikik taktiği futbolcuları şaşırtınca ortaya bu gol çıktı. Karşılaşma bu frikikle futbol tarihine geçti.
Reklam
Karşınızda Dünyanın İlk Apartmanı!
İnsanlık tarihinin ilk yerleşim yerlerine ev sahipliği yapan Yemen'in, evleri insanı hayretler içerisinde bırakıyor. Taş, toprak ve kerpiçten yapılan ayrıca bazalt taşı kullanılan Yemen evlerinin dünyada eşi benzeri yok. Tarihi 3 bin yıl öncesine dayanan evlerin en genci ise 800 yıllık en yaşlısı ise 3 bin yıllık! Karşınızda 3 bin yıllık 15 katlı bir evi görünce inanamıyorsunuz. Bir hafta kaldığımız Yemen'de bizde bu evlere her an tanıklık ettik. Haber7'den Samet Tunçer'in haberine göre; Kur'an-ı Kerim'de inşa ettikleri yüksek binalarla tarif edilen Ad kavminin yaşadığı ülke olan Yemen, toprak ve kerpiçten yapılmasına rağmen yüzyıllardan beri ayakta kalabilen ve içinde hala yaşamın sürdüğü ilk gökdelenlere ev sahipliği yapıyor.Bugün UNESCO korumasında olan 3 bin yıllık Yemen evlerine özellikle başkent Sana'a ve Hadramut şehirlerinde rastlıyorsunuz. O günün imkanlarıyla çok katlı (apartman) evlerin yapılması sizi çok şaşırtıyor. Çünkü ne demir, ne tuğla, ne kolon ne de tuğla var. Evler tamamen toprak ve kerpiçten yapılma... Kaynak: Haber7 / Samet Tunçer
Fazıl Say'dan Egemen Bağış'a 'Ateistsin' Tweeti!
Fazıl Say Twitter'da Egemen Bağış'a 'Sana takipsizlik çıkan memlekette bana ceza çıkması şereftir, bakara makara rezilliği takipsizliğinden tam 109 yıl önce Einstein izafiyet teorisini ve anlatıyordu ya.. Halbuki harbi ateistsin'' dedi.
Reklam
NASA Mars’ta Sera Kuracak!
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, bir sonraki Mars robotunu Mars’ta sera kurmak için hazırlayacak! Robotun hedefi kızıl gezegende bitki yetiştirebilmek.Günümüze kadar bir çok başarılı projeye imza atan Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, bunlara bir yenisini daha eklemek istiyor. Kurumun bir sonraki büyük projesinin kızıl gezegen Mars'ta serakurmak ve o serada bitkiler yetiştirebilmek olduğu açıklandı.Bir sonraki Martian Rover isimli robota yerleştirilecek ekipmanlar sayesinde bunu başarmayı amaçlayan NASA, deney için kızıl gezegeneDünya havası ve suyu taşıyacak. Martian Plant Experiment (MPX) isimli deneyde bitkiler en azından 15 gün süreyle canlı tutulmaya, bu sayede gezegenin bitkilere uygun olup olmadığı anlaşılmaya çalışılacak.Hedef 2021!Projenin hayata geçeceği tarih kesin olarak belirtilmese de, bazı kaynaklar projenin 2021 yılında sonuca ulaşacağını söylüyor. Belirtmekte fayda varNASA proje için söz vermedi, henüz üzerinde çalışıldığını, plan aşamasında olduğunu söyledi. Ancak bir çok kişi NASA'nın bunu gerçekleştirebileceğini ve Mars'ın kolonileştirilmesinde en önemli adımlardan birisinin atılacağını düşünüyor.Shift Delete
Üstsüz Ucuz Romanseverler
Hem kültürlüler hem de göze hitap ediyorlar… Yanlış anlaşılmasın kitaplardan bahsetmiyoruz… New York’ta yeni moda haline gelen üstsüz güneşlenme akımına kapılmış güzel kızlardan bahsediyoruz… “Üstsüz Ucuz Roman Okurseverler” diye bir topluluk kısa bir süre önce ABD’de doğdu. Bu topluluğun amacı üstsüz güneşin tadını çıkarmak ve doğa içinde kitaplarını okumaktı. Cicibebeler olarak bizde bu topluluğa dair sizin için görseller ve bilgiler toplamaya çalıştık. İlginç bir röportaj umarım sizin kafanızı aydınlatır… RÖPORTAJ-TIKLAYIN
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 12 Köşe Yazısı
Gazetelerin köşe yazarları bugün neler yazdılar, gündemi nasıl  gördüler? İşte günün öne çıkan köşe yazarları... Dedesinin torunu... | Yılmaz Özdil | Hürriyet Mustafa Kemal’in, melhame-i kübra, kan deryası diye nitelendirdiği Sakarya Meydan Muharebesi’nde 27’nci makineli tüfek alayı komutanıydı. Kuvayi milliye kahramanı.Kurtuluş savaşında ayak basmadığı cephe, vuruşmadığı mevzi kalmadı. TBMM özel oturumunda şeref madalyasıyla ödüllendirildi. Milli mücadelenin gözünü budaktan sakınmayan evladı, Nazım Kafaoğlu. Yazının devamını okumak için tıklayınız. Radikal İslamcılık yükselişte | Emre Uslu | Taraf Günlük siyasi kakofoni içinde muhafazakâr toplum tabanındaki bir dönüşümü ıskalıyoruz. 1980’lerin sonu 1990’ların başında olduğu gibi yeniden yükselişe geçti. Bu orta ve uzun vadede Türkiye ve bölge için tehlikedir. AKP hükümetinin ilk yıllarında Radikal İslamcılık sosyolojik olarak geriletilmişti. AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte İslamcı argümanların birçoğu ortadan kalkmış İslamcıların da iktidara gelip başarılı olabildikleri görülmüştü. Hatta AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte Türkiye’de Mücahitler Mücahit oldu. Bu bir normalleşmeye işaretiydi. Yazının devamını okumak için tıklayınız. Böyle giderse zorla hepimizi cemaatçi yapacaklar! | Ruşen Çakır | Vatan Hükümete yakın medya kuruluşlarının Fethullah Gülen cemaati aleyhine yaptıkları yayınları izliyor, daha doğrusu izleyebiliyor musunuz? Açıkçası, konuyla çok yakından ilgili olmama rağmen ben çoktan pes ettim. Bu yayınların tam gaz devam ettiğinin farkındayım; arada sırada sağda solda gözüme çarpanlar da oluyor ama harcanan onca emeğe rağmen bunların sosyal medyada yoğun bir şekilde paylaşıldığına, herhangi bir tartışmaya yol açtığına, dolayısıyla herhangi bir etki yarattığına tanık olmadım. Yazının devamını okumak için tıklayınız.Cemaatçilerin yerine dombracı ülkücüler geldi, demokratlar için değişen bir şey yok | Ezgi Başaran | Radikal Peki bu kadar emek, bunca tasfiye gayreti sonucunda emniyet ‘cemaatçilerden’ temizlendi mi? Gidenlerin yerine kimler geldi? Hükümetin içi rahatladı mı? … Hükümetin içi hâlâ rahat değil. Seçim öncesi YouTube’da yayımlanan ses kayıtları sayesinde karşılarına aldıkları kişilerin nasıl bir dinleme ve dinlediklerini tasnif etme kapasitesi olduğunu gördüler. Ki bu bakımdan sahiden de korkutucu ve yaygın bir ‘güç’ söz konusuydu. Dolayısıyla emniyetin tamamını lağvedip ‘fabrika ayarlarına’ döndürmeden tam olarak rahat etmeyeceklerdir. Yazının devamını okumak için tıklayınız. Türkiye’de basının özgür olmadığı açık değil mi? | Nazlı Ilıcak | Bugün Freedom House'un raporu Türkiye'yi, Libya, Ukrayna, Zambia gibi özgür olmayan ülkeler kategorisine koyuyor. Özellikle Twitter ve YouTube'un kapatılmasının bu olumsuz etkiyi yarattığını düşünüyorum. Aksi takdirde, Türkiye'ye, Zambia ya da Libya ile eşdeğer bir konumda yer verilmezdi. Twitter ve YouTube'un kapatılmasının yanı sıra Freedom House'un işaret ettiği bir diğer nokta da çok önemli. Yazının devamını okumak için tıklayınız. AKP’nin önünde iki yol var, biri krizli yeni kıskaca işaret ediyor | Ali Bayramoğlu | Yeni Şafak AK Parti Grup Başkan Vekili Canikli’nin şu sözleri tartışma ve sorun istikametini şimdiden tarif ediyor: ‘Fiili olarak icraatın başı bundan sonra Başbakanlar olmayacak, Cumhurbaşkanları olacak…’ Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından yüzde 50′nin üzerinde oyla seçilecek olması, şüphe yok onun siyasi meşruiyetini ve ağırlığını arttıracaktır. Ancak yasal tablo değişmeyecektir. Anayasa’nın fiilen esnetilmesi ise mümkün değildir. Yazının devamını okumak için tıklayınız. Solcuya haram olan Müslüman’a helal mi? |Ahmet Hakan 1 Mayıs’ta eylem yapan solcu gençlerden birinin ayağında en düşük fiyatı 150 lira olan bir ayakkabı vardı. Bazı hükümet yandaşları bunu “mesele” ettiler. “Yuh! Solcuya bak, marka ayakkabıyla eylem yapıyor” falan dediler.Dini bütün bir hükümetin bakanı, koluna tam 7 yüz bin liralık saat takıyor. Üstelik dini bütün hükümetin bakanının o saati rüşvet olarak alıp almadığı konusunda en azından şüphe var. Yazının devamını okumak için tıklayınız. 17 Aralık darbesini Erdoğan yaptı, demokrasiyi hedef aldı | Cengiz Çandar | Radikal Sözünü ettiğimiz ‘demokrasi ve özgürlükler açığı’ndan kastımız, öncelikle ‘basın özgürlüğü’, ‘ifade özgürlüğü’, ‘din ve vicdan özgürlüğü’ gibi alanları kaplayan özgürlüklerdeki ‘açık’. Ve bir de ‘hukuk devleti’ olabilme, ‘hukukun üstünlüğü’nün geçerliliği konularında tanık olunan ‘açık.’ Bu ikincisi, ülkedeki demokrasinin yapısını ve ‘kalitesi’ni ifade ediyor. Yazının devamını okuak için tıklayınız. Gülen Cemaati mensubu olmak suç mudur? | Sevilay Yükselir | Sabah Bugün değil. 17 Aralık sürecinin başından beri dikkat çekmeye çalıştığım bir konudur HSYK (Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu) konusu. Son dönemlerde Gülen Cemaati güdümündeki yargı mensuplarının adeta karargâhı haline gelen bu kurulun sahip olduğu güç Bakanlar Kurulu'nun sahip olduğu güçten daha da mühim. Hükümet geç de olsa bu gerçeği görüp HSYK ile ilgili birtakım değişikliklere gitti ama bunların hiçbiri kesin çözüm değil. Yazının devamını okuak için tıklayınız. Boş yere kürek çekmek | Aslı Aydıntaşbaş | Milliyet Freedom House, siz isteseniz de istemeseniz de önemli bir kuruluş. Dünyada demokrasi ve temel özgürlükler karnesini veren yegâne yapılardan biri.Haliyle bu yılki basın özgürlüğü endeksinde Türkiye’nin notunu ”kısmen özgür ülke” statüsünden ”özgür olmayan ülke” statüsüne düşürmüş olması, isteseniz de istemeseniz de ciddidir. Zaten de bu not, memlekette okuyan, yazan ve hâlâ üç sıkımlık entelektüel dürüstlüğü kalanlar için büyük sürpriz olmamıştır. Yazının devamını okumak için tıklayınız. Çoktan Seçmeli Hukuk! | Mustafa Balbay | Cumhuriyet  Bacon, “Hâkimlere Dair” başlıklı yazısında, “işkencelerin en kötüsü yasalarla yapılandır” der. Bu söz, içinden geçtiğimiz hukuksuzluk sürecinin en çarpıcı tarifidir. Öyle bir Türkiye’de yaşıyoruz ki, yürürlükteki yasalar hakkıyla uygulansa tartışılan adaletsizliklerin tümü sona erecek. Bu yapılmadığı için yeni yasalar yapılmasını istiyoruz! Örneğin; Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 134. maddesinde, günümüzde en çok konuşulan dijital verilerin nasıl delil değeri taşıyacağı olabildiğince açık biçimde dile getirilmiş. Buna göre, bir kişiye ya da kuruma ait bilgisayara, CD’ye el konacağı zaman bire bir örneğini içeren imajının çıkarılması, bunun oradaki muhatap kişiye ya da avukatına verilmesi gerekiyor. Yazının devanmını okumak için tıklayınız. Habertürk | Fatih Altaylı | Yemezler! 17 Aralık'ta ortaya dökülen onca rezalet arasında açık söylüyorum, beni en fazla şaşırtan Zafer Çağlayan oldu.  20 yıldır tanıdığım Zafer Çağlayan'ın adını bu soruşturma içinde, hatta en göbeğinde görünce hem şaşırdım, hem üzüldüm.  Yıllar önce, çocukluk arkadaşım, şimdinin İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan'ın 'hemşerisi' olarak tanıştırdığı, Ankara Sanayi Odası'nın parlak yöneticisi o iddiaların muhatabı olmamalıydı.  Büyük hayal kırıklığı yaşadım. Yazının devamını okumak için tıklayınız.
Topçu Kışlası Projesi Tarih Oldu
Danıştay'ın verdiği son karar sadece Taksim Yayalaştırma Projesi ve tünellerle ilgili gibi algılandı. Oysa kararla birlikte Topçu Kışlası'nın yapılması da imkânsız hale geldi. Danıştay, İstanbul 1. İdare Mahkemesi tarafından Taksim Yayalaştırma Projesi için verdiği iptal kararını önceki gün onayladı. Gezi Parkı olayları geçen yıl 27 Mayıs günü başlamıştı. Olayların çıkış sebebi Gezi Parkı’na yapılmak istenen Topçu Kışlası’nın ihyasıydı. Bu doğrultuda başlayan eylemlere aşırı güç kullanarak yapılan müdahale Gezi olaylarının tüm Türkiye ’ye yayılmasına neden olmuştu. TOPÇU KIŞLASI YAPILMASI ARTIK MÜMKÜN DEĞİL Radikal'den Ömer Erbil'in haberine göre, bir yıldır konuşulan ve 7 sivil 2 güvenlik mensubu olmak üzere 9 kişinin hayatına mal olan Gezi Parkı’na Topçu Kışlası yapılması projesi bu kararla birlikte artık mümkün olmayacak. Hatırlanacağı üzere Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da olaylar sırasında görüştüğü Gezi heyetine ‘mahkeme lehimize karar verirse plebisit (halk oylaması) yapılacağını, aleyhimize karar verir ise projenin iptal edileceğini’ açıklamıştı. Mimar Halil Onur tarafından çizilen, içinde buz pateninin de yer aldığı, İstanbul 2 No’lu Koruma Kurulu’nun reddetiği ama Koruma Yüksek Kurulu’nun kabul ettiği ihya projesi de böylelikle rafa kalkmış oldu. ODALAR YASALARA AYKIRI OLDUĞU GEREKÇESİYLE MAHKEMEYE GÖTÜRDÜ İstanbul Büyükşehir Belediyesi 17 Ocak 2012’de ilan ettiği ‘1/5000 Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’ ile ‘1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planları’nda tadilat yapmış, bu tadilatla Taksim’de Yayalaştırma Projesi başlamış, Gezi Parkı’na da Topçu Kışlası yapılmasının önü açılmıştı. Mimarlar, Şehir Plancıları ve Peyzaj Mimarları Odası bu plan tadilatlarının şehircilik ilkelerine ve mevcut yasalara aykırı olduğu gerekçesiyle mahkemeye götürmüştü. İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nde açılan davaya gönderilen bilirkişi raporunda ‘‘Dava konusu plan değişikliklerinin çevre , kültürel ve doğal miras, kültürel ve ekonomik yapı, teknik altyapı, sosyal donatı, yapı ve sokak dokusu, mülkiyet yapısı, ulaşım, dolaşım sistemi, şehircilik, planlama ve koruma ilkelerine uygun olmadığı, söz konusu planın sadece ‘Taksim Alanı Yayalaştırma Projesi’ gibi görünmekle birlikte plan notlarında Gezi Parkı’nı da içerdiği ve plan onama sınırı içindeki bir alanın planlamasının sonradan düzenlemek üzere ayrılarak belirsiz bırakıldığı” tespiti yapıldı. İstanbul 1. İdare Mahkemesi, 6 Haziran tarihli kararında plan değişikliğinin ‘‘Şehircilik prensiplerine, koruma kurulu kararı ilkeleriyle, planlama esaslarına uygunluk bulunmadığı sonuç ve kanaatine’’ varmıştı. DANIŞTAY'IN KARARINDA SADECE YAYALAŞTIRMA PROJESİ DEĞİL, TOPÇU KIŞLASI DA VAR Danıştay, Kültür Bakanlığı ile İBB’nin yaptığı itirazı reddederek mahkemenin kararını onadı. Ancak kamuoyunda sanki sadece Taksim Yayalaştırma Projesi iptal olmuş gibi bir algı yaşandı. Oysa mahkemenin gerekçelerinde sadece yayalaştırma projesi değil, Gezi Parkı’na yapılması düşünülen Topçu Kışlası da yer alıyordu. Mahkemenin gerekçeleri arasında Gezi Parkı ile ilgili şöyle deniliyordu: ‘‘Uzun yıllardır park kullanımına ayrılmış ve 21 Mayıs 2009 onanlı 1 / 5000 ve 21.12.2010 onanlı 1/1000 ölçekli Beyoğlu Sit Alanı Koruma Amaçlı Planları’nda ‘Gezi Parkı’ olarak ayrı kullanıma bırakılmış olan alanın kısa bir süre sonra bu fonksiyonunun değiştirilmesine ancak zorunluluk hallerinde ve yakın bölgede eşdeğer bir alan ayrılması suretiyle yapılabilir. Yasal mevzuat gereği olduğu halde bu değişikliğin zorunluluk sebeplerinin hukuken ortaya konulmadığı gibi çevrede eşdeğer bir alanın da ayrılmadığı anlaşılıyor. Yine plan onama sınırı içinde bir alanın ‘planlamasının’ sonradan düzenlenmek üzere ayrılmasının plan kapsamında önemli bir eksiklik olması nedeniyle plan bütünlüğüne olumsuz etkilerinin olabileceği, ayrıca plan notlarında ‘Taksim Kışlası’yla ilgili hüküm olduğu halde dava konusu planlarda bununla ilgili bir belirlemenin yapılmadığından dava konusu Koruma Amaçlı İmar Planı değişikliklerinin şehircilik ilkeleriyle planlama tekniklerine uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.' ŞİMDİ NE OLACAK? Danıştay’ın iptal kararını onamasından sonra şimdi ne olacak? Taksim’de trafiğin yeraltına alınması ile ilgili ilk etap tamamlanmış, Tarlabaşı’ndan gelen trafik Taksim’de yapılan tünel ile Harbiye’ye bağlanmıştı. 2. etap ise Sıraselviler ile Gümüşsuyu yönünden gelen trafiğin yeraltına alınması aşamasıydı. Plan tadilatlarının iptalinden sonra İBB artık bu projeyi de rafa kaldırmak zorunda kaldı. Ancak açılan tünel eski haline döndürülmeyip mevcut haliyle kullanımına devam edilecek. İBB yaylaştırma projesi ile ilgili Taksim Meydan’da peyzaj çalışması dışında yeni bir işlem yapamayacak. Lakin İBB yeni bir plan tadilatı ile yayalaştırma projesini yasanın izin verdiği haliyle yeniden gündeme getirebilir.  (Kaynak: Radikal)
Reklam