onedio
Rusya'nın Yeni Hedefi Hangi Ülke?
(Rusya Ukrayna'ya saldırır mı?)Rusya’nın Kırım’ı işgal etmesinin ardından gözler Moskova’nın etkisi altında tutmaya çalıştığı diğer ülkelere çevrildi. Özellikle de toprak sorunu olan ve Avrupa Birliği’nin entegrasyon hedefleri içerisinde yer alan ülkelerle ilgili endişeler artarken, “Ukrayna’dan sonra sıra hangi ülkede” sorusu güncellik kazandı.Sorunun cevabı büyük olasılıkla, Moldova. Ancak endişenin kaynağı sadece Ukrayna sınırında bulunan Rusya’nın kontrolü altındaki ayrılıkçı Transdinyester bölgesinden ve yine Rusya yanlısı yönetime sahip olan Gagauz Özerk Cumhuriyetinden gelen “Moskova’ya bağlanma “talepleri” değil. Her iki bölge, özellikle de Transdinyester Rusya’nın Moldova’ya karşı kullanmak için elinde bulundurduğu daimi koz ve Kremlin her zaman Kişinev’in yörüngeden kesin olarak çıktığı anda bu kozu “bağımsızlık”, “Rusya’ya bağlanma”, “referandum” gibi kılıflara sokarak kullanmaya hazır vaziyette. Kırım’ın işgali olmasaydı, yani Rusya Ukrayna’yı Avrupa Birliği’ne entegrasyondan vazgeçirmeyi ve ülke üzerindeki etkisini korumayı başarsaydı da sıra Moldova’ya gelecekti ve Kremlin gerek Transdinyester, gerek Gagauz kozunu kullanacaktı. Transdinyester zaten ekonomisinden güvenliğine tamamen Rusya’nın kontrolü altında olan bir bölge, Gagauzya’da ise geçtiğimiz şubat ayında yapılan referandumla “uygun yasal zemin” hazırlanmıştı. Yani Kırım’ın işgalinden önce de Moskova, Moldova için “caydırıcı önlemler” almış, 'mayın'ları döşemişti. Kırım’ın işgali sadece bu mayınların daha erken patlaması riskini arttırıyor…Moldova neden hedefte?Sorunun cevabı Moldova’nın son yıllar izlediği politikalarda ve yaptığı jeopolitik tercihte saklı. Moldova, her ne kadar Ukrayna’nın gölgesinde kalsa dahi Avrupa Birliği’nin eski Sovyet mekanına yayılmak için geliştirdiği Doğu İşbirliği programının en önemli ülkelerinden birisi. Özellikle 2009 senesinden itibaren iktidarda olan liberal demokrat koalisyon döneminde Kişinev, Avrupa Birliği’ne entegrasyon alanında ciddi mesafe kat etti. AB ile serbest ticaret ve ortaklık anlaşması sürecini Kiev’den daha sonra – 12 Ocak 2010’da başlatmasına rağmen Moldova, AB’ye en fazla uyum sağlayan Doğu Ortaklığı ülkesi oldu. Rusya’nın baskılarına ve karşı-karşıya olduğu ciddi sorunlara (toprak bütünlüğü, ayrılıkçı eğilimler, ekonomik sorunlar ve s) rağmen liberal demokratlar kısa süre içerisinde gerek mevzuat, gerekse de demokratik ve ekonomik reformlar konusunda diğer ülkelerden daha fazla ilerleme sağladı, basın ve ifade, toplanma özgürlükleri alanında 6 ülke arasında lider konumuna geldi. Moldova’nın sağladığı başarı kasım ayında Vilnius’ta yapılan Doğu İşbirliği Zirvesi öncesinde vize muafiyeti kararıyla ödüllendirildi. Ve nihayet Moldova, Rusya’nın Ukrayna’yı AB ile ortaklık ve serbest ticaret anlaşmasını imzalamaktan vazgeçirmesine rağmen Gürcistan’la birlikte söz konusu anlaşmayı paraf etti. Bu, Kişinev’in Kremlin’in hedef tahtasına oturmayı göze aldığı anlamına geliyordu – Moskova’nın Kiev’den sonra Kişinev’i de AB’ye entegrasyondan vazgeçirmeye çalışacağı belliydi.Moldova'da risk daha büyükPeki neden Gürcistan’ı değil de, Moldova’yı? Çünkü birincisi, Abhazya ve Güney Osetya’nın işgaliyle birlikte Moskova’nın Tiflis’e direkt baskı imkanları ciddi ölçüde sınırlanmış durumda, ikincisi, Gürcistan’da Rusya’nın sırtını yaslayabileceği sosyolojik zemin yok. Gürcü toplumu – hatta Rusya ile ilişkilerin normalleşmesini isteyen kesim bile – büyük oranda Avrupa Birliği ve NATO’ya entegrasyondan yana. Gürcistan’da çıkıp açık şekilde Gümrük Birliği veya Avrasya İttifakı’na entegrasyonu – yani yeniden Moskova’nın patronajlığını kabul etmeyi savunan her hangi siyasi gücün toplumda ciddi destek bulma olasılığı mevcut değil. Rusya yanlısı olduğu iddia edilen Bidzina İvanişvili hükümete geldiği ilk dönemde Gümrük Birliği’ne üyelik konusunu düşünebileceklerini söylemiş, ancak kendi koalisyonundan bile ciddi tepki görmesi sonucu iki gün sonra düzeltme yapmak zorunda kalmıştı. Hükümete geldikten bir sene sonra – geçtiğimiz sene yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde ise Gürcü Hayali koalisyonu AB ve NATO’ya entegrasyon söylemleri ile Saakaşvili’nin Birleşik Ulusal Harekat’ını bile gölgede bırakmıştı. Gürcistan’ın yeni Cumhurbaşkanı Giorgi Margvelaşvili, ilk icraatının AB ile ortaklık ve serbest ticaret anlaşmasını paraf etmek olacağını vaat etmiş ve göreve geldikten bir ay sonra Vilnius zirvesine bizzat katılarak “Rusya’nın adamı değilim” mesajı vermişti.Moldova’da ise durum farklı. Toplumda Avrupa Birliği’ne entegrasyon konusunda görüş birliği mevcut değil. İktidarda bulunan liberal demokratlar AB’ye entegrasyonu desteklerken muhalefet Rusya güdümündeki Gümrük Birliği’ne üyeliği ve Moskova’ya yakınlaşmayı savunuyor. Eski Devlet Başkanı Vladimir Voronin liderliğindeki Komünist Partisi Gümrük Birliği’nin Moldova için en uygun ittifak olacağını düşünüyor. Rusya’nın kontrolündeki Transdinyester’de AB’ye entegrasyon tartışma konusu bile değil. Ayrılıkçılar, zaten kendilerini Moldova’nın değil, Rusya’nın bir parçası olarak görüyor. Aynı şey, ülkenin güneyinde bulunan Gagauz Özerk Cumhuriyeti yönetimi için de geçerli. Gagauz Cumhurbaşkanı Mihail Formuzal “biz Rusya yanlısı bir bölgeyiz” diyor ve Moldova’nın AB’ye entegrasyonu seçmesi durumunda özerk cumhuriyetin kendi yolunu belirleyeceğini – yani bağımsızlık ilan ederek Gümrük Birliği’ne gireceğini bildiriyor. Ayrılıkçı eğilim sadece Transdinyester ve Gagauzya ile de sınırlı değil. Moldova’nın Kişinev’den sonraki ikinci büyük kentinde – Rusların çoğunlukta olduğu Beltsı’da (Balçi) da Rusya’nın etkisi ve ayrılıkçı eğilim çok güçlü.Riski artıran bir diğer faktör ise Moldova’da bu sene yapılacak genel seçimler. 2009 senesinde Komünist Partisinin 8 yıllık iktidarına son veren devrimle yönetime gelen liberal demokrat koalisyon bu seçimlerde zorlanacak gibi görünüyor. Amerikan Ulusal Demokrasi Enstitüsü (NDİ) tarafından yaptırılan son anketlere göre, bugün seçim olsaydı, parlamentodaki yerler liberal demokrat partilerle komünistler arasında tam eşit şekilde bölünmüş olurdu. Romanya sosyolojik araştırma servisi İMAS’ın yaptığı kapalı ankete göre, bugün ülkede %6’lık barajı Komünist, Liberal Demokrat, Demokrat ve Liberal partileri geçebilir. Ankete katılanların %33’ü komünistleri, %17’i liberal demokratları, %7’si demokratları, %6’sı ise liberalleri destekleyeceğini bildirirken, tercihini belirlemeyenlerin oranının %24 olduğu kaydedildi. Bunun yanı sıra, %8’lik bir kesimin de komünistlerle ittifak yapma olasılığı yüksek küçük sol partileri desteklediği görüldü.Bu sonuç 2009 seçimlerinde oyların tekrar sayılmasının ardından komünist yönetimi çok küçük farkla mağlup eden liberal demokrat ittifakın genel seçimde zorlanacağını gösteriyor. Liberal demokratlar, ekonomik durumu ağır, gülcü komünist muhalefete sahip, halkının bir kısmı Rusya’da çalışmak zorunda olan, Rusya’nın etkisinin çok güçlü olduğu ve toprak bütünlüğü sorunuyla karşı-karşıya olan bir ülkede iktidarda bulunmanın dezavantajını yaşıyor. Rusya’nın seçimlerde komünistlerin ve diğer Moskova yanlılarının iktidara gelmesi için elinden geleni yapacağı kimsede kuşku doğurmuyor.Batı Moldova’da elini çabuk tutmak zorundaÖte yandan Kırım’ın işgalinin ardından Ukrayna ile Rusya arasında derinleşen uçurum nedeniyle Kremlin’in Moldova’ya yönelik planlarının erkene alınması olasılığı artmış durumda. NATO yetkilileri, Moskova’nın Ukrayna’dan sonraki hedefinin Moldova olduğunu bildiriyor. Moldova yetkilileri de aynı görüşte. Başbakan Yuri Lyanke, geçtiğimiz günlerde Reuters’a yaptığı açıklamada Kırım senaryosunun Transdinyester’de tekrarlanması olasılığından endişe ettiklerini söyledi. Lyanke, Transdinyester liderlerinin böyle bir karar almayacağını umduklarını bildirdi, bu olasılığa karşı bazı planlarının olduğunu söyledi, ancak Rusya’nın müdahale etmesi durumunda buna direnecek güçlerinin de olmadığını vurguladı. Bunun ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin son yıllarda ilk kez Transdinyester konusunu gündeme getirdi. Putin, 29 Mart’ta ABD Devlet Başkanı Barack Obama ile yaptığı telefon konuşmasında “200 bin Rus vatandaşının yaşadığı Trandinyester’in neredeyse ablukada olmasından” rahatsızlık duyduklarını söyledi. Putin’in söylediklerini Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov tamamladı. Kişinev’le Ukrayna’nın yeni yönetiminin Transdinyester’i tamamen bloke ettiğini söyleyen Lavrov, ABD ve AB’yi Transdinyester için dayanılmaz şartlar oluşturmakla suçladı. Lavrov, Moldova ile ortaklık anlaşması imzalamaya hazırlanan AB’nin de, Kişinev’in de Transdinyester’i düşünmediklerini söyledi. Rus Bakan, bu konuda Batı ile ciddi konuşacaklarını bildirdi ve “bunlar tarihten ders almıyorlar” diye satır arası tehditte bulunmayı da ihmal etmedi.Bu olasılık, Vilnius zirvesi öncesinde Ukrayna konusunda ciddi hesap hataları yapan Batı’yı elini daha çabuk tutmaya zorluyor.Son günlerde Moldova, Batılı siyasilerin en uğrak mekanı haline gelmiş durumda. Polonya Başbakanı Donald Tusk, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland ve Pentagon yetkilileri, Kanada ve Romanya dışişleri bakanları, Avrupa Birliği yetkilileri bir-birinin ardınca Kişinev’e gidiyor. Çünkü Moldova, Rusya’nın Ukrayna’dan sonraki ilk hedefi olduğu gibi, Batı’nın da Ukrayna’dan sonraki ilk umudu. AB, Doğu Ortaklığı zirvesinde Moldova ve Gürcistan’la ortaklık anlaşmalarını paraf ederek, yeni komşuluk politikasının iflas etmediğini kanıtlamaya çalıştı. Ancak bunun yeterli olmadığının her kes farkında ve Moldova (hem de Gürcistan) ile ortaklık anlaşmalarının imzalanması Doğu İşbirliği hedefinin yaşayabilmesi için hayati önem arz ediyor. Ukrayna’da yaşanan devrimin ardından Brüksel elini çabuk tutması gerektiğinin farkına varmış görünüyor. Rusya’nın Ukrayna’daki gibi bir “operasyon” yapmamasının tek yolu bir an önce Ukrayna, Moldova ve Gürcistan’la ortaklık anlaşmasını imzalamak – Batı bunun farkında. İşte bu nedenle de Brüksel, ortaklık anlaşmalarını imzalamak için daha önce öne sürdüğü şartların önemli kısmından vazgeçiyor. AB, Yanukoviç döneminde ortaklık anlaşmasının siyasi bölümünü imzalayıp ekonomi bölümünü sonraya erteleme teklifini kabul etmemişti – Rusya’nın Ukrayna’ya açık müdahalesinin ardından daha önce reddettiği teklifi kendisi sundu ve siyasi bölümü imzaladı. Aynı şekilde Gürcistan’da anlaşmanın imzalanması için görülmesi gereken çok iş olmasına rağmen, Brüksel bunlara göz yumuyor. Aynı şekilde Moldova’nın paraf aşamasından sonra talep edilen birkaç önemli reformun gerçekleştirilmemiş olmasını da görmezden geliyor. Daha önce Gürcistan ve Moldova ile ortaklık anlaşmalarının eylül ayında imzalanması planlanıyordu. Ardından Brüksel imzaların ağustosta atılabileceğini açıkladı. Sonra AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso AB’nin imza törenini haziran ayına alma kararına vardığını açıkladı. Ve nihayet geçtiğimiz günlerde Kişinev’de bulunan AB-Moldova İşbirliği Komisyonu Başkanı Monica Macovei AB’nin nisan ayında ortaklık anlaşmasını imzalamaya hazır olduğunu bildirdi.Moldova’nın imzası AB için şeref meselesiÖte yandan, AB, Ukrayna’da yaptığı hatayı Moldova’da tekrarlamaması gerektiğini de anlamış gibi görünüyor. Ukrayna ile görüşmelerde sadece siyasi blokla ilgili görüşmelerde bulunup, her hangi somut ekonomik yardım vaadinde bulunmayan ve Yanukoviç iktidarına sağlam bahane veren AB ve ABD Moldova’da farklı taktik izliyor. Mart sonunda Kişinev’de bulunan Victoria Nuland, Moldova’ya sınır güvenliğini sağlamak için ek 10 milyon dolar yardımda bulunacaklarını söyledi.Gönül Şamilkızı – TRT Türk......
Feriştahı Gelse Bile Kadınlardan Asla Duyamayacağınız 17 Cümle
Bu cümleleri kadınlardan kolay kolay duyamazsınız. Eğer duyarsanız ya rüya görüyorsunuzdur ya da duyduklarınız bant kaydıdır. :) Kadınlar erkeklere göre her duruma daha duygusal açıdan bakarlar. Erkeklerin onları anlamasını beklerler. Bu beklentide ister istemez anlaşmazlıklara sebep olur. Ama beyler size tavsiyemiz kadınlardan bu tarz cümleler kurmalarını bekliyorsanız bu beklentiye bir son verin. Şimdi karşınızda feriştahı gelse bile kadınlardan asla duyamayacağınız o 17 cümle..
Facebook Messenger'a Ücretsiz Sesli Görüşme Özelliği Geldi
Facebook, anında mesajlaşma uygulaması Facebook Messenger’ı geliştirmeye devam ediyor. Bundan bir kaç ay önce sesli mesaj özelliği eklenen uygulamaya sesli aramanın da geleceğini sizlere duyurmuştuk. Ve Facebook Messenger’ın iPhone uygulamasının yeni güncellenmesi ile birlikte bu özellik resmen duyurulmuş oldu. Uygulamanın yeni özelliği aynı Viber veya WeChat gibi alternatiflerde olduğu gibi çalışıyor ve internet bağlantınız üzerinden sesli görüşme yapmanızı sağlıyor. Asıl ilginç olansa güncellemenin, Facebook’un bir servet karşılığında satın aldığı WhatsApp’taki sesli görüşme özelliğinin sızmasından sadece çok kısa bir süre sonra gerçekleşmiş olması… Facebook Messenger’ın sesli görüşme özelliği hem Wi-Fi, hem de 3G bağlantınız üzerinden görüşme yapmanızı mümkün kılıyor. Bu özellikle de uluslararası sesli görüşme yapmak isteyen kullanıcılar için yüksek görüşme ücreti ödememenin yeni bir yolu olabilir. Facebook Messenger ile sesli görüşme yapmak için uygulamadaki Kişiler bölümünde aramak istediğiniz kişinin adının yanındaki telefon simgesine tıklamanız yeterli. Her iki tarafında internet bağlantısına sahip olduğu durumda, iPhone’daki sesli FaceTime görüşmelerine benzer bir şekilde aramayı gerçekleştirebiliyorsunuz. Facebook’un güncel iPhone uygulamasını şuradan yükleyebilirsiniz. webrazzi
Eşek Şakasında Sınır Tanımayan Çocuk
Fütursuzca etrafındaki insanlara şaka yapmaktan kendini alamayan çocuğu bu şakaları yapması için Türkiye'ye davet etmek istiyorum. O zamanda bu kadar istekli olabilir mi?
Dünyanın En Güçlü Adamı Rekor Kırdı
Dünyanın en güçlü adamı yarışmalarında şampiyonluk kazanan Litvanya asıllı Zyrunas Savickas, 524 kilogramlık halteri kaldırarak dünya rekoru kırdı. 1.90 boyundaki ve 181 kilogram ağırlığındaki Savickas, oldukça sakin bir şekilde sahneye çıkarak 524 kilogramlık 8 parça ağırlık bindirilmiş halteri bir çırpıda havaya kaldırarak izleyenleri şoke etti.
Reklam
'Anayasa Mahkemesi'nin Kararına Saygı Duymuyorum'
Başbakan Erdoğan erken seçim tartışmalarına nokta koydu. Başbakan Anayasa Mahkemesi'nin Twitter'a erişim engelini kaldıran kararı için de 'Uyarız ama saygı duymayız' dedi. Başbakan, Azerbaycan'a hareketinden önce gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan'a yerel seçim sonrası konuşulmaya başlanan erken seçim iddiaları soruldu. Erdoğan, cumhurbaşkanlığı ve genel seçimin birleştirilmesinin söz konusu olmadığını söyledi. Parti olarak seçimlerin zamanında yapılması konusunda ilke kararları olduğunu vurguladı: 'Birleştirilmesi zaten söz konusu değil. Cumhurbaşkanlığı seçiminin takvimi zaten açıklanmıştır. Fakat erken seçim noktasında bizim partimizin ilke kararı vardır. İstikrar buradadır. Cumhuriyet tarihinde bize kadar, 16 ayda bir seçim olmuştur. 16 ayda bir seçim yapılan bir ülkede istikrar olur mu? Yatırımcı önünü görmediği bir ülkeye gelmez.' Erdoğan partisindeki 3 dönem seçilme kuralının sürüp sürmeyeceği konusundaki sorulara da, 'Benim kanaatim üç dönemden yanadır. Üç dönemle siyasi hayat bitmiyor. Üç dönemden sonra bir dönem ara, sonra tekrar devam etme şansı herkes için söz konusu.' dedi. Erdoğan, bu konudaki tüzük değişikliğinin MYK'da değil, Genel Kurul'da yapılabileceğinin altını çizdi. Anayasa Mahkemesi'ne Twitter tepkisi Erdoğan, Anayasa Mahkemesi'nin Twitter'a erişim yasağını kaldıran kararını da eleştirdi: 'Karara uymak durumundayız ama saygı duymak zorunda değiliz. Saygı da duymuyorum. Birincil mahkemelere başvurulmadan Anayasa Mahkemesi'ne götürülmüştür. Usul olarak bunu reddetmeliydi. Özgürlükler konusunda da doğru bulmuyorum. Bir ticari şirket söz konusu. Bunun ürününü alıp almamak serbesttir. Anayasa Mahkemesi'nde bekleyen bu kadar dosya varken, böyle bir kararı almasını doğru bulmuyorum.' Gül'ün cumhurbaşkanlığını ile ilgili açıklamaları Başbakan Erdoğan'a, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Kuveyt'te gazetecilere cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili yaptığı değerlendirmeleri soruldu. Erdoğan, 'Sayın Cumhurbaşkanımızın konuyu aramızda müzakere ederek bir karara varırız kanaatini ben de paylaşıyorum' dedi. Egemen Bağış'a sahip çıktı Başbakan Erdoğan, sorular üzerine, internetteki ses kayıtlarında dine haraket ettiği iddiasıyla eleştirilen eski Avrupa Bakanı Egemen Bağış'a da sahip çıktı. Erdoğan, Bağış'ın söz konusu kayıtların montaj olduğunu söylediğini vurguladı: 'Arkadaşımızı, bu tür uydurma, bu tür montaj olaylarını yapanlardan daha iyi tanıyoruz. Böyle bir şeyi yapanla bizim yürümemiz mümkün değildir. Ama arkadaşımızın bunu söylemediğini biliyoruz yani.'Al Jazeera Türk
Reklam
JBL'den Led Işıklı Kablosuz Hoparlör!
JBL'in yeni ürünü Pulse, LED ışıklarıyla ile hayatınıza rengi ve müziği katacak!JBL 'in yeni ürünü Pulse ile hayatınıza rengi ve müziği katın. Daha fazlası varken neden sıradan yaşayalım ki...Kablosuz JBL Pulse ile müzik deneyiminizi arttırın.Çok boyutlu JBL Pulse, nerede olursanız olun bulunduğunuz ortamı partiye çevirebilme özelliğine sahiptir. 64 adet led ışığı, 5 adet önceden programlanmış ışık senaryosu, odayı dolduran doğal sesi, NFC (Yakın Alan İletişim) özelliği ve kablosuz stereo ses akışı sağlan Bluetooth teknolojisiyle birçok akıllı cihaza bağlantı sağlar. İki yüksek performanslı sürücü ve yerleşik bass portu ile güçlü efsanevi JBL sesini sunar. İki adet 40 mm sürücüsü ve özel olarak ayarlanmış bass portuyla her JBL ürününden beklediğiniz ses kalitesini iyi olarak sunar. 5 saate kadar dayanabilen şarj edilebilir li-on pil özelliğine sahiptir.Olmak istediğiniz her yerde dahili programlanabilir LED ışıkları ile iyi bir ses ve görsel deneyim yaşamanızı sağlar. Ayrıca JBL uygulamaları ile renk ve parlaklığı kontrol edebilirsiniz. JBL Pulse ile buluduğunuz mekanı hem ışık hem müzikle doldurun.Basın bülteninden derlenmiştir
L&M'yi Özleyenlere Özel Test: Hangi Leyla ile Mecnun Karakterisin?
etiket
Mecnun'un elinden Leyla'yı alır gibi, elimizden aldıkları bu diziyi, açıkçası biz çok özledik. Siz de özlemişsinizdir diye, bu testi hazırladık işte: Elimizden bu geliyor ancak!.Testi çöz, 'laps' diye hangi karakter olduğunu öğren! Sonucunu da paylaş bi zahmet, Erdal Bakkal'lık yapma :)
Reklam
Türkiye'den Rusya'ya 'Montrö' Yanıtı
Dışişleri Bakanlığı, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'un 'Türkiye Montrö sözleşmesine aykırı olarak ABD gemilerinin Karadeniz'de kalmasına izin veriyor' sözlerine yaptığı açıklamayla yanıt verdi. Yapılan açıklamada, Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni titizlikle uyguladığı belirtilerek, Rusya Büyükelçiliği'nin iddialarına gerekli yanıtın verildiği kaydedildi.Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklama şöyle: 'Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni 78 yıldır titizlikle uygulamaktadır. Montrö Sözleşmesi'nin uygulanması bağlamında RF Dışişleri Bakanı'na atfen basına yansıyan iddialar hiçbir şekilde gerçeği yansıtmamaktadır. Ankara'daki Rusya Federasyonu Büyükelçiliği tarafından Bakanlığımıza da iletilmiş olan bu iddialara gerekli yanıt esasen verilmiştir.'cnn türk
Akıllı Telefonlar Unutkanlığı Artırıyor
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Nöroloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hikmet Yılmaz, unutkanlık hastalığının giderek arttığını belirterek, kullanımı giderek artan akıllı telefonların bu artışa neden olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yılmaz, “Akılı telefonlar bizim algıda seçici olmamıza, daha az bilgi kaydetmemize neden oldu. Bilgiyi kendileştirme sürecimize bir darbe vurdu” dedi. Hafsa Sultan Hastanesi Nöroloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hikmet Yılmaz, son yıllarda kullanımı giderek artan akıllı telefonlar nedeniyle bazı bilgilerin hafızalara kaydedilmediğini ve öğrenmek için çaba harcanmadığını söyledi. Beynin öğrenmediği bilgileri kaydetmeyeceğini söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, “Bilgiyi tekrarladıkça öğreniyoruz. Akıllı telefonlarda ise bir şeyleri hatırlamaya çalışmıyoruz. Akıllı telefonların bazı fonksiyonları ile erken unutuyoruz. Sık kullandıklarımızı ihmal ediyoruz, unutuyoruz, kaydetmiyoruz. Bilgiyi depolamazsak ve öğrenmek için çaba sarf etmezsek beyin giderek köreliyor. Akılı telefonlar bizim algıda seçici olmamıza, daha az bilgi kaydetmemize neden oldu. Bilgiyi kendileştirme sürecimize bir darbe vurdu” diye konuştu. Bunamanın yüzde 60’ını Alzheimer hastalığının oluşturduğunu kaydeden Prof. Dr. Yılmaz, beyin hücrelerinin yıkımıyla başlayan ikinci demansların tedavi edilebildiğini söyledi. Alzheimer hastalığının tamamen tedavi edilemediğini dile getiren Prof. Dr. Yılmaz, “B12 vitamini eksiklikleri, böbrek yetmezliği, beslenme bozuklukları, ilaçların uzun süre kullanılması, beyin tümörleri gibi faktörler unutkanlığa neden oluyor. Tedavi edilebilen bunama hastalıklarına daha çok yoğunlaştık. Çünkü Alzheimer hastalığında yitirilen becerileri geri getiremiyoruz. Ancak ikincil demans hastalıklarında unutkanlığa neden olan nedenleri tedavi edersek hastayı iyileştirebiliyoruz. Ayrıca unutkanlık yakınması ile bize başvuran bazı hastalarda beyin tümörüne rastlıyoruz” dedi. KADINLAR UNUTKANLIĞA DAHA YATKIN Yeni bilgilerin öğrenilmesi ve kullanılmasında sorun olmasının tehlikeli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yılmaz, bu tarz yakınması olan hastalarda müdahale edilmesi gereken bir durumla karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Kadınların unutkanlık hastalığına daha yatkın olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yılmaz, yüksek tansiyon, sigara kullanımı, şeker hastalığı, obezite, stres, depresyon, alkol kullanımı, kalp hastalıklarının bunama riskini arttırdığını kaydetti. Bazı gıdaların unutkanlığa yatkınlığı azalttığını dile getiren Prof. Dr. Yılmaz, zeytinyağı, ceviz, yer fıstığı, domates, beyaz et, bol sebze ve bol meyve ile bu hastalıktan uzak durulabileceğini söyledi. Prof. Dr. Yılmaz ayrıca, inançlı olmanın Alzheimer ve demans semptomlarında faydalı olduğunu belirterek, “Dua etmenin ve Uzak Doğu felsefesine ait gevşeme tekniklerinin bu hastalara iyi geldiğini biliyoruz” diye konuştu. DEPRESYON UNUTKANLIK YAPIYOR Depresyonun unutkanlığa büyük bir etkisinin olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yılmaz, mutluluk hormonu serotoninin yaşlı insanlarda azaldığını söyledi. Mutlu yaşayan ve depresyondan uzak duran insanların unutkanlık hastalığına yakalanma oranının azaldığını belirten Prof. Dr. Yılmaz, “Yaşlılarda serotonin denilen madde azalıyor. Yaşlı insanlarda depresyona eğilim çok daha fazla. Depresyon algının azalmasıyla birlikte unutkanlık yapıyor. Depresyonda algı düşüyor. Depresyon tedavi edilmez ise var olan bunama yatkınlığı daha da artar. Depresyonun tanısı ve zamanında etkin tedavisi yapılmalı. Ama gördüğümüz kadarıyla mutlu yaşayan insanlar unutkanlık hastalığına yakalanmıyor” dedi. evrensel
Reklam
Herkesin Kusurları Vardır...
Ünlü bir kozmetik markasının reklamı dünya çapında ses getirdi.Reklamlarda iki farklı kadın ve bir erkek kullanıldı.Videoda makjayı kusurlarını saklamak için değil, kendilerini dünyaya açıklamak için nasıl kullandıklarını anlatıyor ve reklamı izleyenlerin üzerinde ciddi bir etki bırakıyor.Üç genç kameranın önünde önce makyajlarını siliyor ve sonrasında vücutlarındaki kusurlarla ilgili cesurca itiraflarda bulunuyor.Reklamda yer alan ilk kadın Cheri Lindsay...Kendisi voleybol antrenörü genç bir kadın ancak vitiligo hastası.Derideki renk pigmentlerinin yeteri kadar üretilmediği ve sonuç olarak vücutta beyaz lekelerin oluşmasına neden olan  'vitiligo' hayatı boyunca en büyük problemi olmuş.Reklam filminde yer alan Lindsay, vücudundaki bu rahatsızlığı makyajla nasıl gizlediğini ve makyajın ona ön yargılardan uzak bir hayat sürmesi için ne kadar yardımcı olduğunu anlatıyor. Cheri, makyaj sayesinde insanların hastalığından dolayı duyabilecekleri ön yargılardan uzaklaştıklarını ve onun sadece gerçek halini görebildiklerini anlatıyor.Markanın reklam yüzü olarak kullandığ ikinci isim ise Youtube'a yüklediği videolar milyonlarca kez izlenen manken Cassandra Bankson....Cassandra 21 yaşında ve ergenliğinden bu yana sivilce problemiyle mücadele ediyor. Öyle ki yıllarca okuldaki arkadaşlarının sivilceleriyla dalga geçmelerine ve aşağılamalarına maruz kalmış.Cassandra aslında sivilce problemini bir şekilde kendi yararına kullanmayı başarabilmiş. Cassandra'nın Youtube'da yer alan makyaj kanalını milyonlar takip ediyor.Genç manken ise, 'Sakın saklanmayın, herkesin bir kusura var. Kimse yüzde 100 mükemmel olmaz' diyerek yaşıtlarına mesaj veriyor.
'Ölüm Bahçesi' Olarak Bilinen Hayvanat Bahçesinden Yürek Sızlatan Kareler
etiket
Endonezya'nın en büyük hayvanat bahçesi olan Surabaya Hayvanat Bahçesi'nde kelimenin tam anlamıyla bir kabus yaşanıyor. Burada yaşanan dehşeti görmek için insanlar 1 dolar ödeyip içeriye girebiliyorlar. Burası hayvanlar için  temel bakım, beslenme ve uygun yaşam koşullarından yoksun.  Uyarı: Bu konuda hassas olanlar için fazlasıyla rahatsız edici fotoğraflar bulunmaktadır.
Reklam
İçlerinden Birini Mutlaka Tanıdığınız 12 Baba Tipi
Baba hayatlarımızda önemli bir figür. Birçok şeyi ondan öğreniyor, hayata onlar sayesinde hazırlanıyoruz. Kendimize örnek alıyoruz, rol model yapıyoruz. Peki her baba aynı mı? Elbette değil, işte size sizin babanızın da dahil olması muhtemel 12 baba tipi.
Renklerin Bilmediğimiz Gizli Özellikleri
Olumlu Özellikleri Spektrumun ilk rengi kırmızı atak ve güçlü bir karakteri simgeler. Motivasyonun, teşvikin, aktivitenin ve ihtirasın sembolüdür. Yeni bir başlangıç, yaşama sevinci ve sevginin anahtarıdır. Enerjisi çok kuvvetli kırmızının bizlere aşıladığı en önemli duygu, sıcaklık, heyecan ve bir an önce harekete geçme istemidir. Devamlılık, fiziksel güç ve azim onun özellikleridir. Dostluk ve hoş görü pozitif taraflarındandır. Omurgaya dizilmiş yedi ana enerji merkezinden birincisi olan kök çakranın rengidir. Bizi dünya gezegenine bağlar. Maddesel olanla ilişkimizi yönetir. Fiziksel aktiviteler yanında kırmızı cinsel aktiviteleri de yöneten bir renktir. Olumsuz Özellikleri İleri düzeyde kırmızı kişiye sebepsiz öfke patlamaları yaşatır. Kabalık, umursamazlık, inatçılık halleri görüldüğü gibi kızgınlık ve saldırganlık sık rastlanan özellikleri arasında yer alır. Fiziksel Etkileri: Tembelliğin hüküm sürdüğü yerlerde, hayat ve enerji veren kırmızı tıbbi açıdan kanda kırmızı kan hücrelerinin oluşması için hemoglobin üretimini arttırır. Kan dolaşımını hızlandırır, adrenalin miktarını yükseltir ve vücut ısısını artırır. Felç ve anemi hastalıklarının tedavisinde ağırlıklı olarak kırmızı renk kullanılır.
Bir Erkeğin Fakir Olduğunu Anlamanın 16 Yolu
Fakirliğin dibine vuran, bakışları bile 'Ben fakirim' diye bağıran erkekleri tanımak hiç zor değil.. Neden mi? Çünkü onlar her halleriyle fakir olduklarını belli ederler.  :D Bir erkeğin fakir olduğunu nasıl mı anlarız?  Eğer bir erkek: 
Reklam