Mülteci Kampında Fuhuş İddiası!
Taraf yazarı Amberin Zaman, Suriyeli mültecilerle ilgili bir ses kaydını köşesinden yayınladı. Bunlardan birinin anlattıkları durumunun vehametini ortaya koyuyor. 22 yaşındaki Suriyeli kadın 20 gün boyunca yetkili kişi de dahil çok sayıda kişiyle ilişkiye girmeye zorlanmış. İşte Amberin Zaman'ın köşe yazısı Uzun zamandır mülteci kamplarında bizzat askerî ve sivil görevlilerin oluşturduğu fuhuş çetelerinin de bulunduğu yoğun olarak iddia ediliyor. Mültecilerle çalışan güvenilir bir STK’nın Taraf’la paylaştığı Suriyeli kadın mültecinin ses kaydında tarif ettikleri eğer doğruysa bu iddiaları somut hâle getiriyor. Adının ve bulunduğu kampın yerinin açıklanmaması koşuyla 22 yaşında üç çocuk annesi Suriyeli kadın mülteci geçen ay yaşadıklarını kaynağımıza şu ifadelerle anlatıyor: “Konteynır kentte eşimle birlikte yaşıyorduk. Benden yaşça büyük olan ve güvendiğim Suriyeli bir bayanla birlikte evlere temizlikçi olarak gidiyordum. Bir gün temizlik yapmak için dışarı çıktığımızda o kadın beni bir tarlaya götürdü. Buraya niye geldik diye sorduğumda Suriyeli bayan birden üzerindeki kıyafetleri çıkarmaya, yani soyunmaya başladı. Çok korktum. O esnada bir jandarma aracı yanımızda durdu içinden inen bir adam burada ne yaptığımızı sordu ve ben ağlamaya başladım. Adam diğerlerine gitmelerini söylerken beni yanına çağırdı. Kimliğimi elimden alarak bana, gözlerimin ne kadar güzel olduğunu, bana vurulduğunu söylemeye başladı. 20 GÜN BOYUNCA... Daha sonra bana, kimliğine el koydum, eğer şikâyet edersem veya birine söylersem benim kadın ticareti yaptığımı ve kendimi pazarladığımı söyleyeceğini, bunlardan sonra hapishaneye veya Suriye’ye gönderileceğimi söyleyerek beni tehdit etti. Daha sonra kimliği alabilmem için ertesi gün kamptan çıktıktan sonra 200 metre ilerde bir aracın beni bekleyeceğini, oraya gitmezsem tehditlerini yerine getireceğini söyledi. Korkumdan kimseye söyleyemedim. Ertesi gün dediklerini yapıtım. 200 metre ilerledikten sonra beni bekleyen araca bindim. Araçta adını ‘Ci’ diye hatırladığım ama yüzünü bildiğim jandarma komutanı ile Nizip’te bir eve gittik. Orada bana zorla sahip oldu. Bana esrar içirdi. Bunu eşime de içirmemi istedi. Bani daha sonra tekrar gelmem ve arkadaşları ile birlikte olmam için tehdit etti. Eşimden korktuğum için konuşamadım. Eşim durumumu her sorduğunda hasta olduğumu bu yüzden böyle olduğumu söyledim. Psikolojik sorunlar yaşamaya başladım. İntihar girişiminde bulundum. 20 gün boyunca her gün gitmek [fuhuş yapmak] zorunda kaldım En son dayanamayıp şikâyet ettim ama kimse hiçbir şey yapmadı Her şeyi yetkililere anlatmama rağmen yardımcı olunmadı. Beni başka bir kampa gönderdiler.” KADIN MÜLTECİLER PAZARLANIYOR Basınla konuşmayı ret eden kadınla yüz yüze görüşemediğimiz için ses kaydının kendisine ait olduğunu teyit etme imkânımız olmadı. Ancak benzer iddialar Gaziantep’te çalışan Suriyeli kadın aktivist Raja Altalli tarafından da dillendiriliyor. “Fuhuş olduğunu biliyoruz. Son olarak Kilis’te bir zihinsel özürlü Suriyeli kadın mültecinin pazarlandığını duyduk. Ama son derece hassas konular olduğu için kimse konuşmak istemiyor.” Bu arada kampta çalışan vicdan sahibi görevliler dolaylı yollardan ihbarda bulunuyorlar. Taraf’ın ulaştığı bir ihbar mektubunda şu satırlar yer alıyor: “12 yaşında kız satan (çocuk gelin adıyla) çetelere ne demeli? Esat zalim. Ya bunlara ne ad konulmalı, yeter yeter. Zalimin zulmü varsa mazlumun Allah’ı var. Hadi dua edelim. Buğz edelim. Tanıdığımız etkin ve yetkin dost -arkadaş ve siyasileri şuurlandıralım.” MAZLUMDER’e konuşan Batman Barosu Kadın Hakları Komisyonu üyesi Av. Seçil Erpolat ise, Batman’da da komisyoncular aracılığıyla küçük yaştaki Suriyeli kızların imam nikâhıyla yapılan ve ticarete dönüşen evlilikler yapılarak istismar edildiğini belirtiyor ve karşılaştıkları adli vakalardan ve duyumlardan elde ettikleri bilgileri şöyle anlatıyor: “Bölgede komisyoncular aracılığıyla para karşılığı çocukların evlendirilmesinin çok yaygın olduğunu biliyoruz. Özellikle çocukların başlık parası adı altında belirli bir ücret karşılığında evlendirilmesi durumu çok sık yaşanmaktadır. Bu olaya Suriye ve Türkiye arasında bazı komisyoncular aracılık ediyorlar. Fotoğrafları gösterilerek kadınlar alıcılara seçtiriliyor. Genç kadınlar ya da aileleri daha iyi yaşam vaadi, az bir miktar para ya da altın vaadiyle kandırılıyor. Maalesef daha çok 15-18 yaş arası çocuklar tercih ediliyor. Ancak bu yaş 25 yaşa kadar yükselebilmekte. Çocuk yaştaki kızlar çoğu zaman evlilik amacıyla gönderildiklerini bilmeksizin, Türkiye’de yaşama vaadiyle gelmekte, yaşça çok büyük erkeklerle ailenin aldığı başlık parası karşılığı evlenmek zorunda kalmakta. Bu çocuklarla ve genç kadınlarla çoğunlukla ikinci eş olarak yapılan bu gayrı resmî evliliklerde, genç kadın, hem erkek hem diğer eş tarafından köle gibi kullanılmakta. Bildiğimiz bir olayda, Nusaybin’de bir benzinlikte kadınların fotoğraflarından oluşan bir katalogdan seçtirilerek ikinci eş olarak bin ya da iki bin TL başlık parası karşılığı evlendirilen bir Suriyeli sığınmacı kadın, hem erkekten hem de ilk eşten gördüğü şiddet nedeniyle evden kaçarak bir kişinin evine sığınıyor. Daha sonra resmî kurumlar aracılığıyla önce Hatay’a, daha sonra Ankara’daki bir sığınma evine gönderiliyor. Bir diğer vakada ise 16 yaşındaki Suriyeli bir kız çocuğu 60 yaşlarındaki evli bir erkek tarafından 10 bin TL karşılığı satın alınıyor. Kız çocuğu getirildiği GAP mahallesindeki yaşlı adamın evine girmemek için direniyor ve elinden kurtularak kaçıyor. Mahalleli durumu karakola haber veriyor ve kız çocuğu emniyet görevlilerince götürülüyor.”Vatan
Sezen Aksu: 'Hepimiz Ahmet Kaya'ya Karşı Suçluyuz'
Almanya’nın Bochum kentinde Kardeş Türküler ile aynı sahneyi paylaşan Sezen Aksu, “Biz hepimiz Ahmet Kaya’ya karşı suçluyuz” dedi. 21′inci yılını kutlayan Kardeş Türküler, Sezen Aksu ve Ermeni müzisyen ve besteci Ara Dinkjian ile Avrupa Turnesi kapsamında Almanya’nın Bochum kentinde bir araya geldi. Irkçılığa karşı, şarkılarla barış ve kardeşlik mesajlarının verildiği konserde Sezen Aksu, “Biz hepimiz Ahmet Kaya’ya karşı suçluyuz” dedi. Kardeş Türküler’in Avrupa Turnesi önceki gün 28 Mayıs günü Mannheim’de başladı. Perşembe günü de Bochum ile devam eden konserler dizisi, 15 Haziran’da Berlin ile son bulacak. Fırat Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, Bochum Ruhr Kongress salonunda verilen konseri binlerce kişi izledi. Konserde, Kardeş Türküler, Sezen Aksu ve Ara Dinkjian birlikte sahne aldı. Türkçe, Kürtçe , Arapça, Ermenice, Romence, Çerkezce ve Makedonca şarkılarının seslendirildiği konserde barış mesajları verildi. “Barış, kardeşlik için müzik yapıyoruz” Grubun solistlerinden Vedat Yıldırım, Kürtçe yaptığı konuşmada 21 yıldır kurulduklarını belirterek, “Barış, kardeşlik için müzik yapıyoruz. Tekçi ve milletçilik bir hastalıktır. Çekilmez bir bir yaşam biçimidir. Çoğulcu ve eşitlikçi yaşam için mücadele etmeliyiz” dedi. Soma’da yaşamını yitiren madencilerin de anıldığı konserde, “Gezi Direnişi”nin yıl dönümü olmasından dolayı, dayanışma mesajları verildi. İki bölümde oluşan konserde, ilk bölümde Kardeş Türküler sahnede kaldı. Eski ve yeni repertuarından şarkılar seslendiren grup üyeleri, sık sık kadına yapılan şiddete karşı parçalan söyledi. “Hepimiz Ahmet Kaya’ya karşı suçluyuz” Konserin ikinci bölümünde ise Kardeş Türküler’e Sezen Aksu ve Ara Dinkjian eşlik etti. Konserde Kürtçe bir parça seslendiren Sezen Aksu, sürgünde yaşamını yitiren Ahmet Kaya’yı da andı. Kaya’nın anısına sanatçının bir parçasını seslendiren Aksu, Kardeş Türküler ile aynı sahneyi paylaşmasından dolayı memnuniyetini dile getirerek “ Biz şimdiye kadar ayrı ayrı sahnelerdeydik ama hayata aynı vicdan sesiyle bakıyoruz. Çünkü hepimizi Allah yarattı. Nedir bu öfke ve cahillik” diyerek, tepki gösterdi. Sezen Aksu, Ahmet Kaya’ya yönelik linç girişimini de hatırlatarak şöyle dedi: “Kimse kendini farklı göstermesin. Hepimiz Ahmet Kaya’ya karşı suçluyuz.” IMC
Muhteşem Yüzyıl'dan Final Selfie'si
12 gün sonra final yapacak olan 'Muhteşem Yüzyıl'da çekimler bitti. Reyting rekortmeni dizinin oyuncuları, sete selfie çekerek veda etti. 11 Haziran'da yayınlanacak 140. bölümüyle ekrana veda edecek Muhteşem Yüzyıl'da çekimler tamamlandı. Sete veda eden oyuncular ve teknik ekip mutluluk ve hüznü bir arada yaşadı. Bol bol selfie çeken Merve Boluğur (Nurbanu Sultan), Aras Bulut İynemli (Şehzade Bayezid), Berrak Tüzünataç (Mihrünnisa Sultan), Serkan Altunorak (Taşlıcalı Yahya), Engin Öztürk (Şehzade Selim) ve Pelin Karahan (Mihrimah Sultan) fotoğrafları sosyal medyada paylaştı. Dört sezonu geride bırakan dizi, Türkiye'nin dışında; Cibuti'den Hırvatistan'a, Komorlar'dan İtalya'ya, Somali'den Mısır'a 46 ülkede yayınlanıyor. CNN TÜRK
7 Astronot Taşıyabilen Yeni Nesil Uzay Aracı
NASA için Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) kargo taşıma görevi gerçekleştiren SpaceX firması, yeni nesil insanlı uzay aracını tanıttı. Dragon V2, sadece kargo taşıyan ilk versiyonuna kıyasla 7 astronot barındırabiliyor. Teknoloji milyarderi Elon Musk'ın sahibi olduğu SpaceX firması, ateşlendikten sonra iniş yapabilen Falcon 9 roketinin denemesini gerçekleştirmesinden kısa bir süre sonra yeni nesil uzay kapsülünü tanıttı. İnternetten yapılan canlı yayında tanıtılan Dragon V2, geleceğin derin uzay görevlerinde kullanılacak yeni nesil uzay aracı olarak görücüye çıktı. Dragon V2, bugüne kadar Dünya'ya paraşütle iniş yapan insanlı uzay araçlarının aksine, sahip olduğu itiş gücü sistemi ve yere oturan ayaklarıyla iniş gerçekleştirecek. Musk, uzay aracının 'belirlenen noktaya bir helikopter kadar iyi iniş yapabileceğini' ifade etti. Isı kalkanı bulunan Dragon V2, sahip olduğu iniş özelliği sayesinde Dünya atmosferinde alev topuna dönerek kullanılmaz hale gelmeyecek ve defalarca kullanılabilecek. Musk, yeniden kullanılabilir roket ve uzay araçları sayesinde uzay görevlerindeki maliyeti ciddi oranda azaltacaklarını belirtti. Uzay aracının 3D yazıcılarda üretilen SuperDraco iticileri, yaklaşık yaklaşık 15 bin kg itiş gücü üretiyor. Bu kuvvet, Dragon'un sahip olduğu Draco motorlarının ürettiği gücün 200 katına denk geliyor. Dragon V2, her iki iticisinin de devre dışı kalması halinde kullanılabilecek yedek iticilere sahip. En beklenmedik anda ise uzay aracının okyanusa veya yere inişini sağlamak adına paraşütü de bulunuyor. Dragon V2, ileride yörüngeye ve yörünge ötesindeki hedeflere ilk astronotları taşımayı amaçlıyor. Musk, uzay aracının genel bakıma ihtiyaç duymadan 10 defa kullanılabileceğini belirtti. Kaynak: Al Jazeera
Hindistan'da Tecavüz Soruşturmasına Kast Engeli
Hindistan'da tecavüze uğrayıp öldürülen kızların yakınları, alt kasttan olmaları nedeniyle polisin kendilerine yardımcı olmadığını iddia etti. Hindistan'ın kuzeyindeki Uttar Pradeş eyaletinde iki kızın toplu tecavüze uğradıktan sonra ağaca asılarak öldürülmesiyle ilgili yeni bilgiler ortaya çıkıyor. Öldürülen kızlardan birinin babası, yardım istediği polislerin kendisiyle 'alay ettiğini' ve 'alt sınıftan olduğu' gerekçesiyle olayla ilgili araştırma yapmayı reddettiğini söyledi. Ailelerin verdiği bilgiye göre, 14 ve 16 yaşındaki kızlar kaybolduğunda polisler bölgede arama yapmayı reddetti. Olayın yaşandığı Katra Shahadatganj bölgesi halkı da, kast sisteminin sosyal meselelerde karşılarına büyük bir engel olarak çıktığı görüşünde. Kasabalılar ayrım yapan polis memurlarının yerine yeni görevliler atansa bile, kendilerine yönelik tutumun değişmeyeceği kanısında. Üst düzey polis yetkilisi Atul Saxena ise, ayrımcılık yaptığı iddia edilen polislerle ilgili 'kapsamlı bir soruşturma' başlatılacağını söyledi. Kast sisteminin polisin tavrını etkilemediğini ifade eden yetkili, 'Polis, bütün suçlulara eşit şekilde muamele etmekle yükümlüdür. Olayla ilgili herşeyin doğru şekilde yapıldığına emin olacağız' dedi. Küçük kızlara yönelik tecavüz ve cinayetle ilgili olarak şimdiye kadar biri polis üç kişi tutuklanmıştı. Anaokulunda tecavüz Hindistan'daki bir diğer cinsel istismar vakası da Yeni Delhi'de gerçekleşti. Bir anaokulunun sahibi ve yöneticisi, çocukların tecavüze uğradıkları yönünde şikayette bulunmalarının ardından tutuklandı. 52 ve 30 yaşındaki şüphelilerin çocuklara yönelik cinsel istismarı fotoğrafladığı ortaya çıktı. Hükümet destekli bir çocuk derneğinin yetkilisi olan Anuradha Sahasrabudhe, 28 öğrencinin bulunduğu anaokulunda yaşananlarla ilgili ' Korkunç bir vaka. Çocukların ifadeleri, istismarın çok uzun süredir yaşandığını gösteriyor. Üstelik de bu anlar fotoğraflanmış. Ve çocuklara dışkı yedirmek suretiyle eziyet edilmiş' dedi. Üç kurbandan biri çocuk Polis, anaokulunun 2002'den beri yasadışı olarak işletildiğinin ortaya çıktığını ifade etti. Hindistan'daki çocuk istismarı vakalarının büyük bir kısmı, ev, okul ve bakım tesislerinde meydana geliyor. Nisan 2013'te Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi'de, altı yaşında bir kız çocuğu tecavüz edildikten sonra boğazı kesilmiş halde bulunmuştu. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu'na (UNICEF) göre, Hindistan’da tecavüze uğrayan üç kurbandan biri çocuk. Onbinlerce dava var Hindistan’da yalnızca çocuklara yönelik istismar değil; taciz ve tecavüz vakaları özellikle son yıllarda artmış durumda. Ulusal Suç Kayıtları Bürosu'nun istatistiklerine göre, ülkede her gün 20 kadın tecavüze uğruyor. 16 milyon insanın yaşadığı başkent Yeni Delhi ise en tehlikeli şehir. Kentte her 14 saatte bir cinsel suç işleniyor. BM'ye göre, kentteki kadınların yüzde 85'i saldırıya uğramaktan korkuyor. Onbinlerce tecavüz davası ise Hindistan mahkemelerinde görülmeyi bekliyor. Kaynak: Reuters ve BBC
Reklam
Apple, Beats Dahil Son 18 Ayda 27 Şirket Satın Aldı
Apple’ın son 18 ayda 27 şirket satın aldığını biliyor muydunuz? Sanıyoruz dün CEO Tim Cook söyleyene kadar da kimse Apple’ın bugüne kadar kaç şirket satın aldığını tam olarak bilmiyordu. Apple, Silikon Vadisi’nin en ağzı sıkı şirketlerinden biri. Şirketin ses getiren Beats anlaşmasını duyurduğu tarih -yani dün- ise sessizliğini bozduğu nadir zamanlardan biriydi. Apple’ın basın açıklamasının ardından şirketle ilgili farklı haberler ve röportajlar teknoloji medyasında yer almaya başladı. Birbirinden bağımsız gibi görünse de Apple’ın iyi gününde paylaştığı bu bilgiler, şirketin ketum kimliğini düşününce, oldukça değerli. İşte kısa bir derleme: “Apple, 2013 mali yılından bugüne kadar toplam 27 şirket satın aldı” Apple CEO’su Tim Cook’un, Re/code’a verdiği röportajda, “ Biliyorum hakkında pek konuşmuyoruz ama aslında şirket satın alıyoruz ” diyor ve bu veriyi paylaşıyordu. Cook, Beats anlaşmasının üzerinde uzun uzadıya düşünülecek kadar karmaşık bir konu olmadığını da söylüyordu. Yani durum göründüğü kadar basit. “Apple’ın iTunes üzerinden gerçekleştirdiği şarkı sayısı geçtiğimiz hafta 35 milyar sınırını geçti. iTunes radyo dinleyicilerinin sayısı ise 40 milyon.” Apple’ın Internet Yazılım ve Hizmetlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Eddie Cue, dün Code Conference‘ın konukları arasındaydı. Cue, Beats’in eklenmesinin Apple’ın ürün gamını son 25 yıldaki en iyi haline getirdiğini düşünüyor. Cue, Beats Music’in 250 bin abonesi olduğunu ve online müzik dinleme platformundan toplam 5 milyon kez şarkı indirildiğini de söyledi. “ Apple Beats’i müzik ve yetenekleri için satın aldı. Apple’ın Beats satın alması Apple ve Jimmy Iovine arasındaki 10 yıldan uzun süren ilişkinin bir ürünü.” Tim Cook, böyle yeteneklerin her gün yetişmediğinin birkaç kez altını çizdiği röportajda Dr Dre ve Jimmy Iovine’in tam zamanlı olarak, yüzde 100 Apple’a bağlı bir biçimde çalışacaklarını söyledi. Eddie Cue da ikiliyle 10 yıldan uzun süren ilişkilerinin anlaşmanın gerçekleşmesinde önemli bir faktör olduğunu söyledi. Apple, tarihinde ilk kez Android ve Windows için uygulama geliştiriyor olacak. Apple, için iOS hep tek ve biricik oldu. Yeni bir satın alma yaptığında, genellikle aldığı şirketin Android veya Windows uygulamalarını kısa süre içinde piyasadan kaldıran Apple için Beats bir istisna olacak. En azından Eddie Cue’nun konuşmasından çıkan sonuç bu. Cue yine de herşeyin iOS’la daha iyi çalıştığını düşünüyor.Beats’in kurucuları Dr Dre ve Jimmy Iovine, Eddie Cue’ya bağlı olarak çalışacak fakat Beats ayrı bir biçimde konumlandırılacak. Apple yatırımcıları Beats satın almasına güçlü bir tepki vermedi. Apple hisse değerinde belirgin bir artış ya da düşüş göze çarpmıyor. Bu da yatırımcıların duruma nötr yaklaştığını gösteriyor, şimdiye kadar. Örneğin Bank of America’nın konuyla ilgili değerlendirmesinde de benzer bir tutum var. Ancak şu yorumu da eklemek gerekiyor: “ Anlaşmayla ilgili bazı artılar söz konusu olsa da, satın alma Apple’ın teknoloji satın almaları tarihine göre aykırı görünüyor, anlaşmanın değerini anlamak için çabalıyoruz .”Webrazzi
Reklam
Başbakan Erdoğan: 'Türk Bayrağını Yakıp, Bira Şişeleriyle TC Yazdılar'
Başbakan Erdoğan, 'Fethe, İstanbul'un fethine zulüm gibi bakanlar, işte bu zihniyetlerinden dolayı gittiler, Türk bayrağını yaktılar. Bira şişeleriyle TC yazdılar' dedi. İSTANBUL Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Fethi işgal gibi gösterdiler, fethi, fütuhatı, fetih ruhunu toprak gibi fani değerlerle irtibatlandırıp, değersizleştirmek, fanileştirmek istediler. İşte biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. Bizim olan, bize ait olan, çok değerli manalar ihtiva eden fetih ve fatih ruhu kavramını asla yitirmeyecek, onun örselenmesine de asla müsaade etmeyeceğiz' dedi.Erdoğan, Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen'in Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi'nde düzenlediği 'Medeniyetimiz ve Büyük Türkiye Yolunda Eğitim, Fetih ve Gençlik' temalı Türkiye Buluşması'nda yaptığı konuşmada, buluşmayı tertiplemelerinden dolayı Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen'e teşekkür etti.Salondaki tüm katılımcılara, özellikle gençlere, Memur-Sen'in genç mensuplarına coşku, heyecan ve muhabbetlerinden dolayı sonsuz şükranlarını sunduğunu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:'Bugün 29 Mayıs... İki şey beni farklı dünyaya götürdü, bunlardan bir tanesi malum salon yapıldığında adı farklıydı sonra 'bir isim bulunsun' dendi ve ismini bundan önceki gelişimizde Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi olarak burada açıklamıştık. Ve bugün de bir taraftan fetih bir taraftan da Yahya Kemal'in o fetihle ilgili bütünleşen dörtlüğü aklıma geldi az önce... 'Şu kopan fırtına Türk ordusudur Yarabbi, senin uğrunda ölen ordu budur Yarabbi, ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın, galip et çünkü bu son ordusudur İslam'ın' diyordu Yahya Kemal.'Başbakan Erdoğan, farklı bir mücadelenin Yahya Kemal'e bu dörtlüğü söylettiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:'O büyük fethin, çağlar kapanıp çağların açıldığı, dünyanın istikametini değiştiren o muhteşem fethin 561. yıl dönümünü bugün birlikte kutladık, kutluyoruz. Alemlere rahmet olarak gönderilmiş Hazreti Peygamberin övgüsüne mazhar olan fatihler fatihi Fatih Sultan Mehmet'i bu vesileyle bir kez daha rahmetle, minnetle yadediyorum. Aynı şekilde o övülmüş orduyu, Fatih'in o kahraman ordusunu hürmetle anıyor, o ordunun tüm zabitlerine, tüm neferlerine de buradan bir kez daha rahmet niyaz ediyorum. Bu vesileyle Eğitim Bir-Sen'in kurucusu, büyük dava ve edebiyat adamı Mehmet Akif abimizi de rahmetle anıyor, emeklerinin boşa gitmediğini bugün burada görüyor olmanın mutluluğunu yaşadığımı belirtmek istiyorum.''Fetih asla ve asla işgal değildir'Başbakan Erdoğan, bir noktaya özellikle dikkati çekmek istediğini belirterek, 'Fetih asla ve asla işgal değildir. Fetih zorla almak değildir, gasbetmek hiç değildir. Fetih açmaktır, fetih engelleri ortadan kaldırmaktır, fetih hem kapılardaki hem gönüllerdeki mühürleri ve kilitleri kırıp atmaktır' diye konuştu.Fethin, şehir surlarını aşmak değil, gönüllerin etrafına örülmüş surları, duvarları, kaleleri aşmak, gönüllere ulaşmak olduğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:'Hatırlayın sevgili kardeşlerim, Medine işgal edilmemiş, fethedilmişti. Mekke savaş zoruyla değil, fetihle alınmıştı. Kudüs zorla ve zorbalıkla değil, bir emanet hassasiyetiyle geri alınmış, yani fethedilmişti. İşteİstanbul da fethe ve fatihe mazhar olmuş, fetihle şereflenmiş bir şehirdir. İstanbul, silahlardan öte gönüllerle ve dualarla kuşatılmış, böyle bir inançla, böyle bir ihlas ve samimiyetle köhne kapılarındaki köhne kilitler kırılmıştır.'  Başbakan Erdoğan, İstanbul'un teslim alınan bir şehir olmadığına vurgu yaparak, 'İstanbul teslim alan, gönülleri kendisine aşkla mahkum eden bir şehir oldu. İşte onun için her birinizin fetih kelimesinin manasını çok iyi öğrenmenizi, anlamanızı, fetih ruhunu son nefesinize kadar iftiharla taşımanızı sizlerden rica ediyorum' şeklinde konuştu.Fetih kavramının içini boşaltmak, onu değersizleştirmek, onu manasız göstermek, onu farklı manalarla kötü göstermek için her şeyin yapıldığını anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:'Fethi işgal gibi gösterdiler, fethi, fütuhatı, fetih ruhunu toprak gibi fani değerlerle irtibatlandırıp, değersizleştirmek, fanileştirmek istediler. İşte biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. Bizim olan, bize ait olan, çok değerli manalar ihtiva eden fetih ve fatih ruhu kavramını asla yitirmeyecek, onun örselenmesine de asla müsaade etmeyeceğiz. Yunus Emre o arı, duru Türkçesiyle, o süt gibi temiz Türkçesiyle aslında bizim fetih ruhumuzu son derece öz biçimde ifade ediyor. 'Ben gelmedim kavga için, benim işim sevgi için, dostun eli gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim'.''Fetih, ekmeğini yoksulla paylaşmaktır'Erdoğan, fethin gönüller yapmak, bir gönle girmek olduğunu ifade ederek, 'Fetih, ekmeğini yoksulla paylaşmaktır, fetih komşunun hatırını sormaktır, yetimin başını okşamaktır. Mazlumun feryadını duymak, mazluma el uzatmaktır' dedi. Fethin adalet, zulmün ve zalimin kilitlediği kapıları açmak, zulüm kilidini kırmak ve parçalamak olduğuna dikkati çeken Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Medeniyet fetihle mümkün olur, bir kapıyı açmadan, bir gönül şehrine girmeden fetih olmaz. Fetih varsa medeniyet vardır, fatih varsa medeniyet vardır. Kardeşlerim kalem kılıcı keser, işte fetih budur. Fetih, kalemin kılıçtan üstün olduğunu anlamak, kapıları da kalemle, kelamla açabilmektir. Kardeşlerim, Anadolu fethedilmiştir, İstanbul fethedilmiştir dikkat ediniz işgal edilmemiş, ilhak edilmemiş, bütün bu topraklar fethedilmiştir. Toprak fetih sayesinde sevgiyle buluşmuş, dostlukla, dayanışmayla, kardeşlikle buluşmuştur. Medeniyet fetih sayesinde bu topraklardan neşvünema etmiştir.'Fatih Sultan Mehmet'in Bosna fethindeki fermanıBaşbakan Erdoğan, Fatih Sultan Mehmet'in Bosna'yı fethettiğindeki fermanını anımsatarak, şöyle devam etti:'Şu anda salonda Bosnalı kardeşlerim var. Bosnalı kardeşlerime de hoş geldiniz diyorum, aynı zamanda geçmiş olsun diyorum, sel felaketinde ölenlere de Allah'tan rahmet diliyorum. Ne diyor Fatih fermanında, 'Ben ki Sultan Mehmet Hanım. Halkımın tamamına ve devletimde üst düzeyde bulunanlara malum olsun ki iş bu fermanımla Bosna rahiplerine lütfumu artırıp, yeri ve göğü yaratan Allah'ın hakkı için, ulu Peygamber hakkı için, 124 bin peygamber hakkı için ve kuşandığım kılıç hakkı için şöyle buyurdum, bu kişilerin yaşadıkları yerlere ve kiliselerine kimse mani olmayacak, sıkıntı vermeyecek ve herkes yerinde kalacaktır. En başta yüce hazretim bulunmak üzere vezirlerimden ve kullarımdan ve halkımdan hiç kimse bu kişilere, canlarına, mallarına ve kiliselerine taarruz etmeyecek, onları incitmeyecek, yabancıların buraya yerleşmek üzere gelmelerine karşı çıkılmayacaktır. Yukarıda bahsi geçen kişiler için himmet buyurup, lütfettiğim bu fermanımda yazılı olanlara muhalefet etmeyenler bana iyi bir şekilde hizmette bulunmuş ve emirlerime uymuş olacaklardır. 1463 yılının 28 Mayısında yazıldı bu ferman, işte fetih budur kardeşlerim, fetih budur... Fetih insana saygıdır, yaradılana yaradandan ötürü hürmettir, hoşgörüdür. Fetih ruhunu anlamayan ne insan sevgisini anlar, ne bizim medeniyetimizin ruh kökünü anlar, ne de barışı, diyaloğu, hoşgörüyü anlar.'Erdoğan, 'Bundan 1 yıl önce, İstanbul'da bazı kendini bilmezler, bazı densizler gittiler duvarlara 'Zulüm 1453'te başladı' diye yazdılar, maalesef...İşte bu zihniyet, barışı savunamaz. Bu zihniyet hakkı, adaleti, dayanışmayı, dostluğu, kardeşliği savunamaz' dedi. Başbakan Erdoğan, 1 yıl önce yaşanan Gezi Parkı odaklı olaylara değinerek, şunları söyledi:'Bundan 1 yıl önce, İstanbul'da bazı kendini bilmezler, bazı densizler, gittiler duvarlara 'Zulüm 1453'te başladı' diye yazdılar, maalesef.... İşte bu zihniyet, barışı savunamaz. Bu zihniyet hakkı, adaleti, dayanışmayı, dostluğu, kardeşliği savunamaz. Bu zihniyet, fethi de anlamamış, fetih medeniyetini de anlamamış bir zihniyettir. Onun için bunlar molotofkokteylleriyle cam çerçeve indirirler, insanları öldürürler. Onun için başörtülü kızlarımıza alçakça saldırdılar. Onun için mabetlerimize saygısızlık yaptılar. Onun için sokakları savaş alanına, çatışma alanına çevirmek istediler. Fethe, İstanbul'un fethine zulüm gibi bakanlar, işte bu zihniyetlerinden dolayı gittiler Türk bayrağını yaktılar. Bira şişeleriyle TC yazdılar. Bölücü örgüt liderlerinin posterleriyle Gazi Mustafa Kemal'in posterlerini yan yana açtılar. Fethi ve fetih ruhunu anlamış bir gençlik bunları yapmaz. Medeniyet tasavvuru olan bir gençlik, bizim gençliğimiz bunları yapmaz.''Tarihinin, ecdadının, kendi öz medeniyetinin ruhuna vakıf olmuş bir gençliğin, asla böyle ahlak dışı hareketlerin' içine girmeyeceğini kaydeden Erdoğan, 'Bizim medeniyetimizin gençliği, haksızlık karşısında sesini yükseltebilecek cesarete sahip bir gençliktir. Bizim medeniyetimizin gençliği, eleştiren, haksızlığa itiraz eden, 'yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum' diyen bir gençliktir ama aynı zamanda bizim medeniyetimizin gençliği Hakk'ın takdirini kendinde uman, ahlaklı, yüksek seciyeli, büyük düşünen, büyük hayaller kuran ve büyük hedeflere ilerleyebilen bir gençliktir. Türkiye'nin gençliği, Hazreti Hamza gibi yürekli bir gençliktir. Türkiye'nin gençliği, Hazreti Ömer gibi adaletli bir gençliktir. Bizim gençliğimiz, elif gibi dimdik, hakkı hatırlatan, Hakk'ı hatırlayan omurgalı bir gençliktir' ifadelerini kullandı. İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy'un bu gençliğe, 'Asım'ın nesli' dediğini kaydeden Erdoğan, Ersoy'un, 'Asım'ın nesli diyordum ya... Nesilmiş gerçek/İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek/Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar.../O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar' şeklindeki dizelerini okudu.Erdoğan, gençlere seslenmeyi şu sözlerle sürdürdü:'Biz kula kul olmadık, olmayacağız. Biz kullar karşısında eğilmedik, eğilmeyeceğiz. Biz sadece Hakk'ın karşısında eğiliriz. Genç kardeşlerim! Sizler var ya, o kadar talihlisiniz ki; fetih ruhunu bir miras olarak, bir emanet olarak devralmış bir gençliksiniz. Evet... Bu bir talihtir ama bu aynı zamanda mesuliyettir. Sizler, tarihinize karşı mesulsünüz. Sizler, ecdadınıza karşı, medeniyetinize karşı mesulsünüz. Sizler, Sultan Alparslan'ın, Osman Gazi'nin, Fatih Sultan Mehmed'in mirasına karşı mesulsünüz. Sizler, Şeyh Edebali'ye, Ahmed Yesevi'ye, Mevlana Celaleddin-i Rumi'ye, Ahmed-i Hani'ye, Mehmet Akif'e karşı, merhum Akif İnan'a karşı mesuliyet taşıyan gençlersiniz. En önemlisi de sizler, Gazi Mustafa Kemal gibi gazilerimize, 'toprağı sıksan fışkıracak' şehitlerimize karşı mesul gençlersiniz. Sizin omuzlarınızda çok büyük bir dava taşı var. Selçuklu'dan başlayıp Osmanlı'ya, oradan başlayıp Cumhuriyet'e taşınmış dava taşını, şimdi sizler yüklenecek, sizler geleceğe, geleceğin gençlerine taşıyacaksınız.'Şair Arif Nihat Asya'nın, 'Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın/Fatih'in İstanbul'u feth ettiği yaştasın!/Elde sensin, dilde sen; gönüldesin, baştasın/Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!' şeklindeki dizelerini okuyan Erdoğan, şöyle dedi:'Sizler, çatışan gençlik olmayacaksınız. Sizler, medeniyetini, kültürünü, dilini, milli ve manevi değerlerini unutan, örseleyen ve örseleten bir gençlik olmayacaksınız. Sizler, kutuplaştıran, kamplaştıran, ayrıştıran, farklı olana hor bakan bir gençlik de olmayacaksınız. Sizler, edebi ve adabı ayaklar altına alan, bu toprakların hamurundaki edebi çiğneyen bir gençlik asla olmayacaksınız. Ben size inanıyorum. Sizler okuyacaksınız. Bu toprakların yazarlarını, şairlerini okuyacaksınız. Bu toprakların mütefekkirlerini okuyacaksınız. Dünyayı çok yakından takip edecek, en az bir yabancı dili iyi bilecek, dünya yazarlarını dünya mütefekkirlerini okuyacaksınız. İradenize ipotek konulmasına müsaade etmeyeceksiniz. Kardeşlerim! Sahte peygamberlere, sahte şeyhlere, sahte hocalara itibar etmeyeceksiniz. Örgüt çıkarlarını, dininin, peygamberinin bile üzerinde gören, örgüt mensuplarını kandırmak için, sevgililer sevgilisi peygamberimizi, Miraç gecesinde, kat kat semadan indirip, kamyonete bindirecek kadar edepten uzaklaşan örgütlerin peşine takılıp gitmeyeceksiniz. Çatışmayı, can almayı, kırıp dökmeyi ideal haline getirmiş örgütlerin tuzağına düşmeyeceksiniz. Başkasının fikrine, özgürlüğüne, değerlerine saygı göstermeyen, başkasının hayat tarzına tahammül edemeyen akımlara asla pirim vermeyeceksiniz. Medeniyetimizin temel kaynakları, her zaman biliyorum ki sizin rehberiniz olacaktır. Ecdadınız özellikle de şehit dedeleriniz, dedeleriniz, sizlerin, bizlerin rehberi olacaktır. Karşılaştığınız her yeni durumu hakkaniyet nizamında tartacak ve istikametinizi ona göre belirleyeceksiniz. İnanıyorum ki bu sayede şaşmayacak, şaşırtılmayacaksınız.' Gençlerden ülke ve dünya meselelerine ilgi göstermelerini isteyen Erdoğan, siyasetten uzaklaşıp kaçmamalarını tavsiye etti. 'Seçilme yaşı 18' Göreve geldiklerinde seçilme yaşını 30'dan 25'e indirdiklerini, şimdi de 18 olması önerisini tartışacaklarını ve bu adımı da atacaklarını bildiren Erdoğan, 'Seçme seçilme yaşını 18... Almanya böyle, Hollanda böyle. Avrupa'daki bir çok ülkede bu böyle. Bazılarında da 21... Değerli kardeşlerim 18... Seçilmeye niye bu hakkı vermiyorsun? Zor olan seçilmek değil, seçmektir' dedi. Seçilme yaşı 25 olduğunda MHP'den dile getirilen eleştirilere değinen Erdoğan, 'Seçilme yaşı 25 olduğunda, MHP'nin bir temsilcisi Meclis'te basın toplantısı yapıyor. İki genci sağına, soluna almış... Söylediği ne? 'Çoluk çocuğa mı bırakacağız parlamentoyu' diyor. Ben bir kısım genç kardeşlerimi anlamıyorum. Size güvenmeyen, size inanmayan... 'Parlamentoyu çoluk çocuğa mı bırakacağız' diyenlere sormak lazım, sana mı bırakacağız? Parlamentoya kim gelecektir? Halkından temsil yetkisini alan gelecektir. Şu anda 25 yaptık da parlamento 25 yaşında olanlarla mı doldu? Şu anda 25-30 yaş arası genç sayısı parlamentoda parmak sayılarını geçmez. 550 kişilik parlamentoda parmak sayılarını geçmez. Durum bu ama bizim ufuk vermemiz lazım. Genç kuşaklar, genç nesiller, 'Ben üniversiteyi bitirir bitirmez siyaset yapmak istiyorum ve parlamentoya gireceğim' azmiyle koşar' diye konuştu. Erdoğan, 'Biz devlet yönetiyoruz, bakkal dükkanı yönetmiyoruz. Bizim bir bütçemiz var. Cumhuriyet tarihinde bizim dönemimizde alındığı kadar öğretmen hiçbir dönemde alınmadı. Bunu bir defa görmemiz, bilmemiz lazım' dedi.Gençlerin, sorunlardan kaçmak yerine üzerine gitmelerini isteyen Erdoğan, 'Sorunların bir parçası olmak yerine çözümlerin parçası olacaksınız. Yüreğinizde var olan, işte o fetih ruhuyla, size kapanan kapıların hepsini açmak için gayret gösterecek, mücadele edeceksiniz. Biz ne yapıyorsak sizler için, gençlerimiz için yapıyoruz. Bizim gençliğimizde mahrum kaldıklarımızdan siz mahrum kalmayın istiyoruz. Bizim gençlik yıllarımızda yaşanan hatalar tekrarlanmasın istiyoruz' diye konuştu.Erdoğan, yıllarca okulların kapılarında, üniversitelerin kapılarında başörtülülerin horlandığını, onlara her türlü zulmün yapıldığını, başlarından örtülerinin çekilip alındığını dile getirerek, şunları kaydetti:'Biz baba olarak bu acıyı çektik ama karşımızdaki ana muhalefet veya yavru muhalefet, bunlar bu acıyı çekmediler. Biz çektik. Ama öyle veya böyle sonunda hamdolsun o da halloldu. Şimdi başörtülü kızlarımız üniversiteye gidiyor mu? Gidiyor. Devlet dairelerinde çalışıyor mu? Çalışıyor. Daha eksikler yok mu? Var. İnşallah onlar da hallolacak. Siyaseti de sizlerle, gençlerle yapmak istiyoruz. İşte onun için seçme yaşını, seçilme yaşını da inşallah düşürüyoruz. Makamlarda, koltuklarda eskiyip gitmek yerine, 3 dönem kuralıyla makamları gençlere emanet ediyoruz. Hücreler yenilensin, tazelensin. Size güvendiğimiz, inandığımız için büyük Türkiye hedefini, yeni Türkiye idealini gençlik üzerine inşa ediyoruz.''Çok önemli reformlar yaptık'Başbakan Erdoğan, Türkiye'de çok önemli reformlar yaptıklarına işaret ederek, en başta 'eğitim' diyerek pırıl pırıl, donanımlı, birikimli, sorumlu, sağduyulu bir gençliğin yetişmesine bir kapı araladıklarını söyledi.Eğitimde anlamsız yasakları gençler için kaldırdıklarını dile getiren Erdoğan, iktidara geldiklerinde milli eğitim bütçesinin gerilerde olduğunu, kendilerinin ise bunu birinci sıraya çıkardıklarını ve bütçenin yarısını bu alana ayırdıklarını aktardı.Erdoğan, personel atamalarında da birinci sırayı milli eğitime ayırdıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:'Şimdi bize zaman zaman geliyor kardeşlerimiz, öğretmenler işte 'Bize bir 10 bin daha, 20 bin daha'... Biz devlet yönetiyoruz, bakkal dükkanı yönetmiyoruz. Bizim bir bütçemiz var ve az önce değerli Bakanımın da ifade ettiği gibi, Cumhuriyet tarihinde bizim dönemimizde alındığı kadar öğretmen hiçbir dönemde alınmadı. Bunu bir defa görmemiz, bilmemiz lazım. Ücret politikaları noktasında bir yerlerle kıyasa düşersek orada da yanlış yaparız. Yine bu dönemde yapıldığı kadar hiçbir dönemde yapılmadı. Yeterli mi? Şüphesiz değil. Ama bütün bunlara biz yine elimizden geldiği kadarıyla desteği vereceğiz. Tabii ben bugün toplu sözleşme masasında olmadığımı zannediyordum. Biz bugün burada tabii, işte şuraya yazılmış, nedir, 'Medeniyetimiz ve Büyük Türkiye Yolunda Eğitim, Fetih, Gençlik', bunu konuşacağız. Toplu sözleşme için zaten toplu sözleşme zamanı var. Orada ilgili bakanlarımızla oturuluyor konuşuluyor, gerekirse de biz müdahale ediyoruz.' 'Türkiye'nin sorunlarını birlikte aşacağız'Erdoğan, genel başkanından üyelerine kadar tüm Memur-Sen'lilere, Eğitim Bir-Sen'lilere teşekkür ederek, 'Büyük medeniyet yolculuğunda bize destek olduğunuz için ayrıca sizlere teşekkür ediyorum. Demokrasiye, milli iradeye, sandığa sahip çıktığınız için sizlere teşekkür ediyorum. 28 Şubat'ta dik durduğunuz için, 27 Nisan'da dik durduğunuz için, Gezi provokasyonlarında, 17 ve 25 Aralık darbe girişiminde dimdik durduğunuz için her birinize tek tek teşekkür ediyorum. En çok da gerçekleştirdiğimiz reformlara verdiğiniz destek için, katkı için sizlere şükranlarımı sunuyorum' diye konuştu. İmam hatiplerin kapılarındaki kilitleri birlikte açtıklarını, 4+4+4 uygulamasını birlikte getirdiklerini, üniversitelerde başörtüsü sorununa birlikte son verdiklerini, kamuda başörtüsüne birlikte serbestliği sağladıklarını, düz liselerde Kur'an-ı Kerim ve Siyer-i Nebi derslerini birlikte seçmeli ders yaptıklarını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:'Anayasa halk oylamasından Çözüm Süreci'ne, ekonomiyi büyütmekten aktif dış politikaya kadar her alanda sizlerle beraber yürüdük. Mısır'da demokrasiyi birlikte savunduk. Esma yavrumuz için, Esma gibi şehitler için birlikte gözyaşı döktük. Suriye meselesini, Filistin davasını birlikte omuzladık. Myanmar'dan Somali'ye kadar mazlumlara birlikte el uzattık. Afganistan'dan Sırbistan'a kadar ihtiyaç sahiplerine birlikte ulaştık. Yeni Türkiye için hep birlikte çalıştık. İnşallah bu muhabbetimiz sarsılmadan devam edecek. Çok sorunu geride bıraktık, inşallah daha çok sorunu geride bırakacağız. Türkiye'nin sorunlarını birlikte aşacağız. Memur-Sen'in gençlerine, Türkiye'nin gençlerine inşallah çok daha aydınlık bir Türkiye'yi emanet bırakacağız. Fethin 561. yıl dönümünü bir kez daha tebrik ediyorum. Bu şehrin Fatih'ini, onun ordusunu, onun neferlerini bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Memur-Sen'e, Eğitim Bir-Sen'e, Genç Memur-Sen'e katılan tüm kardeşlerimize, fetih coşkusunu bir kez daha bize ve Türkiye'ye yaşattığınız için teşekkür ediyorum.'Buluşmadan notlarDavetliler, Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi'ne üst aramasından geçirilerek alınırken, program başlamadan önce salon tamamen doldu.Sahnenin her iki tarafına Türk bayrağı, Mustafa Kemal Atatürk ve Başbakan Erdoğan'ın büyük posterleri asıldı.Etkinlik, Kur'an-ı Kerim tilaveti ve Soma'da hayatını kaybeden madenciler için okunan hatimlerin duasıyla başladı. Etkinlikte Grup Yürüyüş de konser verdi.Salona davetlilerin sloganları eşliğinde giren Erdoğan'ın konuşması sık sık alkışlar ve sloganlarla kesildi.Başbakan Erdoğan'a konuşmasının ardından günün anısına Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, öğretmenlerin anılarının yer aldığı kitap ve Memur-Sen kurucu başkanı merhum Mehmet Akif İnan'ın eserlerini hediye etti.Etkinliğe, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, eski Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ve eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan da katıldı.Muhabir: Muharrem AksakallıAA
Reklam
En Sevimli Predator
Predator kıyafeti giyen bu sevimli bebek dünyanın en sevimli Predator kıyafetin giyeni olabilir mi?
iPhone 6, Eylül Ayında Satışta
Apple’ın hakkında her gün yeni bir söylenti çıkan yeni akıllı telefonu iPhone 6′nın eylül ayında satışa çıkacağına dair yeni bir ipucu ortaya çıktı. ‘Akıllı telefonlar üreticileri içinde en çok hangi markanın cihazını bekliyorsunuz?’ diye bir anket yapılsa, kuşkusuz en başta Apple gelir. Firmanın neredeyse her gün yeni bir sızıntıyla karşımıza çıkan akıllı telefonu iPhone 6, yine çıkış tarihiyle gündeme geldi. Apple’ın kısa bir süre önce iki farklı ekran büyüklüğünde üreteceği iPhone 6′ları bu yıl içinde tanıtacağı haberleri ortaya atılmıştı. Büyük ekran taleplerine yanıt verecek yeni iCihazlardan 4,7 inçlik modelin ağustos, 5,5 inçlik modelin ise eylül ayında tanıtılacağı tahmin ediliyordu. Ancak Almanya merkezli Deutsche Telekom’un destek ekibi ise iPhone 6′nın 19 Eylül 2014 tarihinde satışa sunulacağını söyledi. Bundan yola çıkarak iPhone 6′nın diğer iCihazlarda olduğu eylül ayında tanıtılacağı söylenebilir. Daha büyük ekranlar ile karşımıza çıkması beklenen yeni iPhone’lar hakkında ilerleyen zamanlarda ne gibi bilgiler çıkacağı merak ediliyor. Apple ise ortaya atılan iddialar hakkında sessizliğini koruyor.Stuff
Twitter'da 'Allah CC' Hesabının Sahibine Hapis Şoku
Muş Sulh Ceza Mahkemesi, Twitter'da 'Allah CC' adını kullandığı ve yazdığı mesajlarla 'halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama' suçunu işlediği iddia edilen öğretmen Ertan P'ye 15 ay hapis cezası verdi. Cezası ertelenmeyen öğretmen, Yargıtay'ın kararı onaması halinde cezaevine girecek. Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, şikayet üzerine, 2012'de başlatılan soruşturma kapsamında öğretmen Ertan P, hakkında iddianame düzenledi. İddianamede, sanığın sosyal paylaşım sitesi Twitter'da 'Allah CC' rumuzuyla hesap açtığı ve bu hesapla Allah, peygamber ve kutsal meleklerin isimlerini ve kendisini de onların yerine koymak suretiyle çok sayıda dini değerleri aşağılayıcı ve hakaret vari sözler yazdığı belirtildi. Sanığın yazılarının eleştiri veya inançsızlık çerçevesinde olmadığı sadece aşağılama kastı ile yazdığı kaydedilen iddianamede, 'Sanık söz konusu rumuzu ve yazışmaları kabul ettiğini ancak suçtan kurtulmak için kendisine ait bu hesabın başkaları tarafından hacklenmek suretiyle yazılmış yazılar da olabileceğini beyan etmiştir. Bunun soyut ve mesnetsiz olduğu, dosya kapsamından da üzerine atılı suçun sabit olduğu anlaşılmıştır'' denildi. Yargılama İddianamenin muş Sulh Ceza Mahkemesi'nce kabul edilmesinin ardından yargılama başladı. Davada, öğretmen Ertan P, Twitter'da 'Allah C.C' ismini, başka bir kullanıcıdan hacklediğini öne sürdü. İddianamede yer alan tweetleri kendisinin atmadığını savunan sanık, adresi ele geçirdikten sonra kan bağışını destekleyen mesajlar yazdığını iddia etti. Sanık, 'Bu rumuzla bir müddet yazdım. Benden sonra da bunu başkaları hacklemiş olabilir' dedi. Şikayetçinin Müşteki avukatı Abdullah Aslan, sanığın her aşamada farklı ifadeler verdiğini belirterek, 'Sanık hesabının hacklendiğini söylüyor ama bu konuyla ilgili suç duyurusunda bulunmamıştır. Ayrıca hesabının hacklendiğine dair hiç bir zaman takipçilerine bilgi paylaşımı yapmamıştır. Sanık suçu işlemeye devam etmektedir' diyerek, sanığın cezalandırılmasını istedi. Sanık avukatı Rumet Agit Özer, müvekkilinin hesabının hacklendiğini, bu nedenle hesabını başkalarının kullandığını savunarak, müvekkilinin beraatini istedi. Ceza ertelenmedi Davayı karara bağlayan hakim, sanık Ertan P'nin eyleminin sabit olduğunu belirtti. 'Suçun işleniş biçimi, sanığın kastı, suç işlemesindeki ısrarı, failin amaç ve saikini' göz önüne alan hakim, sanığı 'Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlere alenen aşağılama' suçundan 8 ay hapis cezasına çarptırdı. Cezayı suçun yayın yoluyla gerçekleştirilmesi ve değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi nedeniyle 15 aya çıkaran hakim, sanık hakkında takdiri veya yasal indirim uygulamadı. Hakim, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat oluşmadığı gerekesiyle hükmün açıklanmasını geri bırakmadı, cezayı da ertelemedi. Hakim, sanığın memuriyet hakkından da yoksun bırakılmasına karar verdi. Yargıtay, yerel mahkemenin kararını onarsa öğretmen P, hapse girecek.Milliyet
Reklam
Reklam
Porno Yıldızı Belediye Başkanlığına Aday
200'den fazla porno filmde oynayan Nikki Benz, Kanada'da Toronto Belediye Başkanlığı'na adaylığını açıkladı.'Strap on Sally 20', 'Meet The F....s 6' gibi filmleriyle tanınan Nikki Benz, vergileri azaltmayı ve Toronto'yu porno sektöründe lider yapmayı vadediyor. Şu anki Belediye Başkanı Rob Ford'un yeniden aday olduğu seçimlerde, emektar başkanın en büyük rakibi konumunda gösterilen Nikki Benz, Toronto Sun'a yaptığı açıklamada 'Bu işi Ford'dan daha iyi yaparım' dedi. Benz, 'Şehirde harika işler yapabilirim. Eğer Rob Ford yapabiliyorsa ben de yapabilirim' diyerek vergileri düşürmeyi ve porno film sektörünü geliştirmeyi vadetti. Oynadığı 217 porno filmin yanı sıra Penthouse ve Hustler gibi dergilerde de boy gösteren Nikki Benz, ayrıca 7 Mayıs'ı 'Uluslararası Mastürbasyon Günü' ilan etmeyi planlıyor. 32 yaşındaki porno yıldızı, henüz resmen adaylık için başvurmadı. Ancak 27 Ekim'de yapılacak seçimde Toronto'nun 55. belediye başkanı olmak konusunda kesin kararlı.CNN Türk
'Sakin Şehir' Seferihisar'da Belediye Kendi Elektriğini Üretmeye Başladı
İzmir'in Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, hizmet binasında kullanacakları elektriği güneş enerjisinden üretmeye başladıklarını açıkladı. Belediye, 200 kW FV güç santraliyle yılda 310 bin kW/saat elektrik üretecek ve 125 bin lira tasarruf sağlayacak. Geçen yıl sonunda Seferihisar Belediyesi Kapalı Pazaryeri’nde başlanan 'Pilot Fotovoltaik Güç Santrali Kurulumu' projesi, 2014 Mayıs ayı itibarıyla tamamlandı. İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA)'ndan alınan 880 bin lira hibeyle pazaryeri çatısı üzerine kurulan güç santral, yılda ortalama 310 bin kW/saat elektrik üretecek. Böylelikle belediye binasının ısıtması, soğutması ve aydınlatması güneş enerjisiyle sağlanmış olacak. Üyesi oldukları uluslararası Cittaslow (Sakin Şehir) kriterlerinin en önemlilerinden biri olan yenilenebilir enerji kaynakları kullanımını konusunda çok önemli bir projeyi tamamladıklarını belirten Başkan Soyer, şunları söyledi: 'Artık dünyanın birçok yerinde, yenilenebilir enerji kaynakları kullanılıyor. Biz kentimizde yılın 300 günü güneş alıyoruz ama güneşi bizim kadar almayan Avrupa kentlerinin faydalandığı gibi bu enerjiden faydalanamıyoruz. Güneş enerjisinden elektrik üretmek, göreve başladığımızdan beri takip ettiğimiz, yapmak istediğimiz bir projeydi. Önce cadde ve parkların aydınlatmalarını güneş enerjisiyle çözmeye başladık. Ardından İZKA tarafından açılan Yenilenebilir Enerji ve Çevre Teknolojileri Mali Destek Programı'na başvurduk. Projemiz kabul edildi. Bu projeyle yenilenebilir enerji kaynakları ile lisanssız elektrik üretimine yönelik 200 kW’lık yatırım gerçekleştirdik. Bu sayede 180 bin kg. karsondioksit salınımını da engellemiş olacağız. Seferihisar’da yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak Sakin Şehir kriterlerine uygun yatırımlar gerçekleştirmeyi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını teşvik etmeyi hedefliyoruz.”Başka Haber
6 Yazardan 'En Güzel Aşk Romanları' Seçkisi
Aşk, bizim edebiyatımızda çokça işlenmiş bir konu değildir. Aşk-ı Memnu ya da Eylül ile başlayan çağdaş roman sanatımız, neden sonra toplumsal sorunlara büyük bir yakınlık gösterirken bireysel dünyalara ve aşka uzun süre uzak kalmıştır. Oysa roman sanatı için az bulunur bir konu, zengin bir dünyadır aşk. Yazarlarımıza, en beğendikleri aşk romanlarını sorduk. Gerekçeleriyle anlattılar. Ahmet Ümit Okuduğum en güzel aşk romanlarının başında Anna Karenina gelir. Tolstoy bu romanında sadece aşkın doğasını değil, aşktan yola çıkarak insanın doğasını konu alır, asıl anlatmak istediği aşkın insan ruhu üzerindeki etkisidir. Hiçbir roman aşkı övmek ya da yermek için yazılmaz. Aşkın, insan yazgısı üzerindeki etkisini tartışmak için yazılır. O nedenle Tolstoy yaşanılan dönemin görkemli bir tablosunu sunar bize. Çünkü aşklar da yaşanılar çağdan bağımsız değildir. Yine de aşkın bağımsız yapısını unutmamak gerekir. Bu bağlamda Stefan Zweig’ın Amok Koşucu ‘sunu da anmak isterim. Ruhumuzun o delici coşkuya neden ihtiyaç duyduğunu gözler önüne serer yazar. Elbette bunu açıklayamaz. Belki de aşkı romancılar için ilginç kılan yan da bu açıklanamaz olmasıdır. Yine bu çerçevede Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonnası ‘nı da anmakta yarar var. Yarıda kalmış bir aşkın bir adamın hayatını nasıl değiştiğini en çarpıcı şekilde anlatan metinlerden biridir bu roman. Son olarak aşka naif bir bakış atan Boris Vian’ın Günlerin Köpüğünü de analım. Sevdanın hafifleştirdiği yaşamla, gerçekliğin parçaladığı romantizm çelişkisi üzerine korulmuş bu metin de aşk üzerine yazılmış en iyi romanlardan biridir kanımca… Atilla Birkiye Aşk-ı Memnu , Halid Ziya Uşaklıgil Aşkı, –önce– kocasında bulamamış genç bir kadının ne pahasına olursa olsun yaşaması! Değer yargılarına karşın bir aşk vardır Boğaz’ın kıyısında ve modern romanımızın kapısı da bu “aşk” ile açılır. Birbirini seven iki genç insanın, yerleşik ahlaki değerlerden dolayı içine düştükleri çaresizliğine ve çektikleri aşk acılarına tanık oluruz; birleşme ancak alevlerin içinde olacaktır. Kürk Mantolu Madonna , Sabahattin Ali “Katıksız bir aşk öyküsü”; ve sıradan, silik bir adamın ömrünün sonuna kadar sakladığı, kederini kendi içinde yaşadığı aşkı. Kırmızı ve Siyah , Stendhal Tutkuyla yoğrulmuş bir aşk. Hattâ bir aşk üçgeni; genç bir adamın etrafındaki delice seven iki kadın ve idam sehpasına kadar gidecek olan, aşk acısının şiddetli bir kıskançlığa dönüşmesi. Ve Durgun Akardı Don , Şolohov Aslında bir yasak aşk öyküsüdür, katı geleneğin karşına dikilen. Ama aşk o kadar güçlüdür ki ne gelenek dinler ne de o kanlı iç savaş yıllarını: aşk kanlı bir toprağın beyaz gülüdür. Gaye Boralıoğlu Lolita ,Vladimir Nabokov… Tüm zamanların en sıradışı aşk hikâayesini muhteşem bir edebi dille anlattığı için. Kolera Günlerinde Aşk , Gabriel Garcia Márquez… Bir ömre yayılan bir aşk hikâyesini aşka çok yakışan büyülü bir üslupla anlattığı için. Bir Garip Aşk Öyküsü , Carl-Johan Vallgren…Genelevde doğan bir hilkat garibesi ile aynı gün genelevde doğan Henriette Vogel’in aşkından çağdaş bir masal yarattığı için. Behçet ÇelikKürk Mantolu Madonna , Sabahattin Ali (Raif’in Raif Efendi’ye dönüşümünde aşka dair, aşkın insanın hayatındaki etkisi üzerine dair çok şey var gibi gelir bana. Ayrıca Maria Puder’in aşka yaklaşımı, söz ve tutumları pek çok açıdan öncü niteliktedir.) Kolera Günlerinde Aşk , Gabriel Garcia Marquez (Aşkın zamana karşı direncini anlatan etkileyici bir romandır.) Bir Kadının Penceresinden , Oktay Rifat (Aşkın, aşk romanlarında çok zaman ihmal edilen iki halle, yalınlık ve sahicilikle bağı üzerine yazılmış incelikli romanlardan biridir.) Müge İplikçi Anna Karenina , Lev Tolstoy Anna Karenina’nın araftaki duygularını kusursuz anlatmıştır Tolstoy Faruk DumanLady Chatterley’in Sevgilisi : Romanın ana karakterleri çok güçlü, Lawrence aşkın ne çok olguyla iç içe olduğunu (örneğin suçla, vicdan dediğimiz şeyin sahteliğiyle, sınıf bilinciyle) güçlü biçimde anlatıyor. İnce Memed : İlk ciltte, Hatice’nin kaçırılması olayı, pek çok açıdan yorumlanabilecek bir romanı bir de aşk romanı yapıyor. Beyaz Geceler : Bu öykünün kahramanları kendi açılarından öyle eşsiz çizilmiş ki, ortada büyük bir hayal kırıklığı, bir skandal var, ama biz okurlar kahramanların ikisine de hak verebiliyoruz. Kaynak: Notosoloji
Reklam