Ege Ordu’nun Kapatılması Ve Jandarma’nın İçişleri’ne Devri TBMM’de
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın, Ege Ordu Komutanlığı’nın kapatılacağı ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın tamamen İçişleri Bakanlığı’na bağlanacağı iddialarına açıklık getirmesini istedi.  CHP’li Umut Oran, MSB’nin yanıtlaması istemiyle TBMM’ye iki ayrı soru önergesi sundu. Önergelerde anıt bekleyen sorular şöyle:Ege Ordu Komutanlığı’nın lağvedileceği bilgisi doğru mudur? Bu bilgi doğruysa gerekçesi nedir? Bilgi doğruysa lağvedilme kararının uygulamaya geçirileceği takvim/zamanlama nedir? Ege Ordu’nun kapatılması ile NATO arasında ilişki var mı? Türkiye’nin 4. Ordusu ve karargâhı NATO’ya bağlı olmayan tek ordu komutanlığı olan Ege Ordu Komutanlığı’nın kapatılmasında, NATO’ya bağlı olmamasının büyük payı olduğu iddiası doğru mudur? Ege Ordu’nun kapatılması için NATO vb. uluslarararası yapılardan gelen herhangi bir talep var mıdır? Varsa bu talep kimden gelmiştir ve içeriği tam olarak nedir? Bağlı birlik ve TSK mensupları ne olacak? NATO’dan bağımsız olarak 20 Temmuz 1975 tarihinde kurulan Ege Ordu Komutanlığında karargâhı ve bağlı birliklerinde bugün itibariyle kaç subay, astsubay, uzman erbaş ve sivil personel çalışmaktadır? Ege Ordu Komutanlığı’nın kapatılması halinde bağlı birlikleri olan Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri, 57. Topçu Eğitim Tugayı (İzmir), 19. Piyade Tugayı (Edremit), 11. Motorize Piyade Tugayı (Denizli), 3. Piyade Eğitim Tugayı (Antalya) ve 1. Piyade Eğitim Tugayı’nın (Manisa) akıbetleri ne olacaktır? Jandarma İçişleri’ne mi devrediliyor? Jandarma Genel Komutanlığı’nın (JGK), Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı ile halen süren askeri hiyerarşi, atama, terfi ilişiği kesilerek, idari yönetim dışında tüm yetki, görev ve yapılanma açısından tamamıyla İçişleri Bakanlığı’na bağlanacağı bilgisi doğru mudur? Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihinde yeniden yapılandırılan jandarma teşkilatı, 10 Haziran 1930 tarihli 1706 sayılı Kanunla bugünkü yapısına kavuşturulmuşken, tam 84 yıl sonra böyle bir radikal değişikliğe neden gerek görüldü? Kolluk kuvveti olsa da Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) bağlı olan Jandarma Genel Komutanlığı’nın siyasi kişiliğin başında bulunduğu bir bakanlığa tam olarak bağlanmasının gerekçeleri nedir? Fransa’da bile Jandarmanın başında general var Halen Fransa’da dahi Ulusal Jandarma Teşkilatı, Denis Favier isimli bir generale bağlıdır. Fransız Jandarma Teşkilatı aynen bizde olduğu gibi idari açıdan İçişleri’ne, askeri açıdansa Savunma Bakanlığına bağlı iken niçin Türkiye çok daha radikal bir adım atmaktadır? Konunun AB mevzuatı ile herhangi bir ilgisi var mıdır? Sınır tümen komutanlıkları ne olacak? Jandarma sınır tümen komutanlıkları yeni yapılanmada kime bağlı olacak, İçişleri Bakanlığı’na mı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na mı Genelkurmay Başkanlığı’na mı bağlanacak? Jandarma sınır tümen komutanlıkları, Sınır Güvenliği Teşkilatına mı dönüştürülecek? Mevcut Kara Kuvvetleri Komutanlığı hudut komutanlıkları da oluşturulacak bu yeni sınır teşkilatına mı bağlanacak? Jandarma, müsteşarlık veya genel müdürlüğe mi dönüşecek? Jandarma Genel Komutanlığı, bağlandığı tarihte İçişleri Bakanlığı teşkilat yapısında hangi noktayla monte edilecek? Jandarma Genel Komutanlığı müsteşarlık veya genel müdürlük olarak mı yönetilecek? İçişleri Bakanlığı’na bağlandığı takdirde Jandarma teşkilatının en üst amiri kim olacak, asker mi yoksa sivil personel mi? JÖH’ler ne olacak? JGK’nın İçişleri’ne bağlanmasının ardından Jandarma Özel Harekat birliklerinin akıbeti ne olacak, buradaki personel hangi kuvvete-komutanlığa kaydırılacak? Bugün itibariyle Jandarma Genel Komutanlığı’nda kaç orgeneral, korgeneral, tümgeneral, tuğgeneral, albay, yarbay, binbaşı, yüzbaşı, üsteğmen, teğmen, astsubay, uzman jandarma görev yapmaktadır? Bu personelin her bir rütbeye göre dağılımı ayrı ayrı nedir? Halen yurt genelinde kaç adet jandarma karakol, üs komutanlığı ve harekât merkezi bulunmaktadır? Halen Jandarma Genel Komutanlığı personeli olan TSK mensubu subay, astsubay, uzman erbaşın, JGK’nın İçişleri Bakanlığına dahil edileceği tarih itibariyle statüleri, özlük hakları ne olacaktır? İçişleri’ne polis yetmiyor mu? Kolluk kuvveti olan polisin İçişleri Bakanlığına bağlı olması yeterli gelmiyor mu?
Amasya'da Park Nöbetine Devam
Amasya'da parktaki ağaçların kesilmesinin ardından başlayan eylem üçüncü gününde. Al Jazeera parkta bekleyenlerle konuştu. Ağaçları koruyanlar park için 'Nefes aldığımız yerlerden biri' diyor. Amasya'daki Banklar Parkı'nda yapılması planlanan benzin istasyonunu engellemek için protestolar sürüyor. Bazı ağaçların kesilmesine tepki gösteren kalabalık, diğer ağaçların kesilmemesi için nöbette. Doğma büyüme Amasyalı olan 64 yaşındaki Celal Bünyat, parkta ağaçların kesildiğini görünce şok olduğunu anlattı. 'Ne yapmışlar buraya?' diyerek tepkisini dile getiren Bünyat, 'Bu parkın olduğu yerde 1963 yılında çocukken top oynardık. Nefes aldığımız yerlerden biriydi.' dedi. 'Çocukken bu park alanında oyunlarımızı oynadıktan sonra fırından ekmek alır gelir burada yerdik. Buraya herkes gelir. Asker aileleri, fakir insanlar, piknik yapmak isteyenler... Amasya'daki diğer parklar paralı burası ücretsiz olduğu için herkesin uğrak yeridir. Ben küçükken buralar yemyeşildi. Bu parkın olduğu yer fuar alanı olarak da kullanıldı. Parktaki ağaçlar kesilerek çok yanlış yapılmış. Zaten yeni yapılan parklarda gölgelenecek bir yer yok. Ağacın yetişmesi çok zor. Bu yeşil alanlar bizim geleceğimiz. Önceki senelerde deprem olduğunda insalar bu parka sığındı. Bu parkta gecelediler. Yine deprem olsa yine bu parktan başka bekleyecek etrafta yer yok.' Devlet Demiryolları'ndan kiraladığı alana benzin istasyonu yapmak isteyen şirketin avukatı Alparslan Nalbantoğlu Al Jazeera 'ye söz konusu yerin artık park olmadığını söylemişti. Avukat Nalbantoğlu zarar tespiti için dava açtıklarını söyledi. Saat 16:00'da da Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) parkta ağaç dikecek. Kaynak: Mustafa Türk | Al Jazeera
Türkiye'de Süryanice Çekilen Uzun Metrajlı İlk Film
Türkiye'de Süryanice çekilen uzun metrajlı ilk film gösterime girdi. ‘Gittiler; sair ve meçhul’ isimli film, Süryani bir ailenin 90'lı yıllardaki göç etmek ile kalmak arasındaki dramını konu ediyor. Hayatlarında daha önce hiç sinemaya gitmemiş Midyat'ın Gülgöze köyünde yaşayan Süryani bir aile de filmin başrol oyuncuları oldu. 90'lı yıllarda Türkiye’nin güneydoğusunda yaşanan çatışmalar nedeniyle göç etmek zorunda kalan Süryanilerin hayatını kadrajına alan yönetmen Kenan Korkmaz’ın filmine plato olarak seçtiği yer Mardin’in Midyat ilçesine bağlı Gülgöze (Aynvert) köyü oldu. Oyuncuları da Aynvert köyünde yaşayan ve ilk kez kamera karşısına geçen Süryani Akay ailesinin fertleri. Uluslararası Mardin Film Festivali’nde gösterimi yapılan film ‘gitmek ve kalmak’ arasındaki paradoksu dramatize ediyor. Filmdeki bir replik ise, kalan Süryanilerin yalnızlığını vurguluyor: “Biz ölürsek artık toprağın altına koyacak kimsemiz yok.” Sair ve Meçhul1960’lı yıllarda yapılan nüfus sayımlarında vatandaşlara anadillerinin de sorulması ve resmi kayıtlarda Süryanice'nin ‘sair ve meçhul’ başlığı altında yer almasından esinlenen Altın Portakal’lı genç yönetmen Kenan Korkmaz’ın ‘Gittiler Sair ve Meçhul’ isimli filmi, birbirinden bağımsız iki bölümden oluşuyor. 'Sair' bölümünde göç etmeyerek kalan, 'meçhul' bölümünde ise göç eden iki Süryani kardeşin hikâyesi anlatılıyor. Yönetmen Korkmaz’ın bir belgesel çalışması sırasında tanıştığı Akay ailesinin üyelerinin tamamı filminde rol almış. Yönetmen Korkmaz filmin hikayesini şöyle anlatıyor: “Akay ailesiyle tanışmam Süryanilerin ve onların hikâyeleriyle tanış olmama da yol açtı. Hazreti İsa’nın dili Aramice ile aynı olan Süryaniceyi konuşan bu kadim halk hakkında biraz literatür taradığımda bir anlamda film kendini dayattı. Filmin ilk bölümünün oyuncuları da bizzat ‘gitmek ve kalmak’ arasında bocalamış Süryani bir aile oldu.” Korkmaz’ın filmi için kullandığı Midyat’ın Aynvert köyünde bir kaç Süryani aile yaşıyor. Filmde rol alan Akay ailesi de onlardan biri. Daha önce sinemaya bile gitmemişler Filmde göç etmeyerek kalmayı tercih eden kardeşi canlandıran Yuhannun Akay, eşiyle birlikte kamera karşısına geçtiklerinde önce utandıklarını sonra yönetmenin telkinleriyle bu durumu aştıklarını anlatıyor: “Önce oynamak istemedik. Ancak oynamamızı istediği şey saten bizim hayatımızdı ve yaptığımız işlerdi. Biraz yabancılık çektik ancak sonuçta yaptık.” Yuhannun’un filmdeki gibi gerçek hayatta da eşi olan Sonya ise gösterdiği performansla eleştirmenleri bile şaşırtmış. Karakteristik bir yüze sahip olan Sonya olumlu eleştireler nedeniyle utanmış. Filmde oynadığı rol gerçek hayatta yaptıklarıyla aynı: “7 inek, 15 koyun ve 22 keçimiz var. Kaynanam Hanıme ile birlikte bakıyoruz. Ben her sabah beşte uyanıyorum. Hayvanları sağıp ahırı temizledikten sonra çobana veriyorum. Sonra çocukların kahvaltılarını hazırlayıp okula gönderiyorum. Ev temizliği ve yemek yapıncaya kadar akşam oluyor. Hayvanlar gelmiş oluyor o zamana kadar, sağıp ahıra yerleştiriyorum. Bana yine bunları yapacaksın dediklerinde ben de yaptım. Hem işlerimi gördüm hem de filme çektiler.” Filmin Midyat Süryani Dernekleri Federasyonu (SÜDEF) salonundaki gösterimine katılan Akay ailesi daha önce hiç sinemaya gitmemiş. Ekranda kendilerini gördüklerinde şaşıran ve beğenen Yuhannun Akay, bu kadarını beklemediklerini söylüyor: “Hepimiz iyi oynamışız. Daha önce hiç sinemaya gitmemiştik. Hem kendimiz oynadık hem de Süryanice olması çok güzel. Bizim yani Süryanilerin var olduklarını göstermesi anlamında önemli. Bizi olduğumuz gibi anlatmış. Giden Süryanilerin geri dönmelerini çok isterim. Ben ilkokula giderken numaram 137 idi. Oğlumunki 20. İsterim ki torunlarımın numaraları 200-300 olsun.”Abdülkadir Konuksever| Kaynak: Al Jazeera Türk
Sadece Marilyn Monroe'dan Alabileceğiniz 18 Hayat Dersi
20 yüzyıla damgasını vuran en iyi oyunculardan biri elbette ünlü Hollywood oyuncusu Marylin Monroe'dur. Çalkantılı hayatı ve dillere destan güzelliğiyle hala adından söz ettiren güzelin söylediği sözler ile hayata bakış açısını daha iyi anlayabileceğimiz 18 sözü bu galeride.
Reklam
Dosya: 15 Soruda Mali Af Yasa Tasarısı
En büyük af yasasını üç yıl önce çıkaran AKP Hükümeti, “bir kez daha af yok” sözüne rağmen Köşk seçimleri öncesinde, yeni bir af düzenlemesini Meclis’e sundu. Vergi ve prim alacaklarını kapsayan düzenleme, “patronlara” bilançolarını düzeltme, kayıtdışı varlıklarını kayıt içine alma, kapanmayan kasaları kapatma imkanı da getiriyor. Böylece Teklif, cumhuriyet tarihinin en kapsamlı yeniden yapılandırma düzenlemesi olma özelliğini taşıyor.
Reklam
Bombalarda Çiçek Yetiştiren Filistinli Kadınlar
Ramallah yakınlarındaki Bilin kasabasındaki bu kadınlar onlara zarar vermek için kullanılan artık boş olan bu gaz kapsüllerinde dünyanın güzelliklerini yetiştiriyor. Tabi ki yokluktan ileri gelen bu hareket aynı zamanda bize insan ruhunun güzelliklerini de gösteriyor. Umarız bu savaş bu yokluk son bulur.
Spotify Dünyanın En Popüler Genç Sanatçılarını Açıkladı
Spotify, ilk kez oluşturulan ve dünya çapındaki müzik endüstrisinde büyük etki bırakan genç sanatçılar listesini açıkladı. Spotify, en iyi 25 genç sanatçıyı bulmak için liste başı şarkıları, stream veya paylaşımların miktar ve büyüklüklerinin yanı sıra geçen yıldan bu yana elde edilen viral grafik başarılarını da inceledi. Spotify’da bir milyar yayına ulaşan ilk sanatçı ise İsveçli Avicii oldu. Avicii, 2014 yılında elektronik dans sahnesini kasıp kavurarak, en büyük etki bırakan genç sanatçı ünvânını kaptı. Avicii, konu hakkında şu şekilde yorum yaptı: “Bu yıl olağanüstü bir yıl oldu ve Spotify’ın ’25 Yaş Altı En İyi 25′i içerisinde zirvede olmak (hem de 25. doğum günümden yalnızca birkaç gün önce) inanılmaz bir şey. Yaptığım işi gerçekten seviyorum ve yaptığım müziği böylesine heyecanla destekledikleri için hayranlarıma ve Spotify’a minnettarım.” Avicii’yi Royals şarkısıyla Lorde takip ediyor. Lorde’nin arkasında da sırasıyla Miley Cyrus, One Direction ve Taylor Swift gibi sanatçılar geliyor. Listenin ilk onunda country müziğine yeni giriş yapan Hunter Hayes, şarkıcı ve söz yazarı Birdy ve Rita Ora da yer alıyor. Listede aşağı doğru indikçe, geçtiğimiz yıl Hip-Hop dünyasında parlamaya başlayan Earl Sweatshirt ve Joey Bada$$ gibi sanatçıların bir derlemesi de görülüyor. İngiltere’den bağımsız plak şirketiyle çalışan rock sanatçısı Jack Bugg ve şarkıcı, söz yazarı Sky Ferreira “alternatif” müziği temsil ederken, Sam Smith ve John Newman da listede erkek sanatçıların adına yer alıyor. Stuff
Reklam
"En Değerlisi" Messi
2013-2014 sezonunda 'dünyanın en pahalı futbolcusu' unvanını, 216 milyon avroluk değeriyle Barcelonalı Messi aldı.Avrupa'nın en büyük 5 ligi kabul edilen İspanya, İngiltere, Almanya, İtalya ve Fransa'da 2013-2014 sezonunda piyasa değeri en yüksek futbolcu, 216 milyon avroyla Barcelonalı Lionel Messi oldu. Uluslararası Spor Araştırmaları Merkezi'nin (CIES) yaptığı 'Yıllık Futbol Değelendirmesi 2014' raporuna göre, Haziran 2013-Haziran 2014 arasındaki bir yıllık dönemde, Avrupa'nın en büyük 5 ligi olarak değerlendirilen İspanya (La Liga), İngiltere (Premier Lig), Almanya (Bundesliga), İtalya (Serie A) ve Fransa'nın (Ligue 1) en üst futbol liglerindeki piyasa değeri en yüksek futbolcu Barcelona'nın Arjantinli forveti Messi oldu. CIES'in yaş, sözleşmenin tamamlanmasına kalan süre, mevki, son 2 yılda kulübünde gösterdiği performans, kulübünün performansı, A milli takımda sergilediği performans gibi kriterler doğrultusunda oluşturduğu ekonometrik modele göre, Messi'nin tahmini değeri 216 milyon avro olarak belirlendi. Messi'nin piyasa değerinin en az 200,2 en fazla da 232,6 milyon avro olduğu kaydedildi. Messi'yi, bu sezon kaydettiği 17 golle 'Şampiyonlar Ligi'nde bir sezonda en fazla gol atan futbolcu' unvanını alan Real Madrid'in Portekizli golcüsü Cristiano Ronaldo, 114 milyon avroluk piyasa değeriyle takip etti. İngiltere Premier Lig'de şampiyonluğu son haftaya kadar kovalayan Liverpool'un Uruguaylı forveti Luis Suarez ise 107 milyon avroluk tahmini bonservis bedeliyle Messi-Ronaldo ikilisinin arkasında üçüncü sırada yer aldı. Bir başka İngiliz takımı Arsenal'in, 2013-2014 sezonu başında Real Madrid'den 50 milyon avro karşılığında transfer ettiği Türk asıllı Alman futbolcu Mesut Özil, 53 milyon avroluk değerle 8. sırada kendisine yer buldu. CIES'in 'Yıllık Futbol Değelendirmesi 2014' raporuna göre, tahmini piyasa değeri en yüksek 30 futbolcunun en düşük ve en yüksek piyasa değerleri şöyle: 1- Lionel Messi (Barcelona) 200,2-232,6 milyon avro 2- Cristiano Ronaldo (Real Madrid) 105,7-122,9 3- Luis Suarez (Liverpool) 98,5-114,5 4- Eden Hazard (Chelsea) 75,9-88,3 5- Neymar (Barcelona) 62,8-73 6- Paul Pogba (Juventus) 60,6-70,4 7- Gareth Bale (Real Madrid) 58,4-67,8 8- Mesut Özil (Arsenal) 49,2-57,2 9- Edinson Cavani (Paris Saint Germain) 48-55,8 10- Mario Götze (Bayern Münih) 47-54,6 11- Diego Costa (Atletico Madrid) 46,9-54,5 12- Oscar dos Santos (Chelsea) 46-53,4 13- Sergio Agüero (Manchester City) 45,2-52,6 14- Isco Alarcon (Real Madrid) 40,9-47,5 15- Raheem Sterling (Liverpool) 38,7-44,9 16- Ross Barkley (Everton) 36,8-42,8 17- Thomas Müller (Bayern Münih) 36,7-42,7 Wayne Rooney (Manchester United) 36,7-42,7 19- Daniel Sturridge (Liverpool) 36,4-42,4 Andres Iniesta (Barcelona) 36,4-42,4 21- Mario Balotelli (Milan) 35,5-41,3 22- Romelu Lukaku (Chelsea/Everton) 35,2-41 23- Juan Mata (Manchester United) 34,6-40,2 24- Sergio Busquets (Barcelona) 34,4-40 25- James Rodríguez (Monaco) 34,2-39,8 26- Jack Wilshere (Arsenal) 33,9-39,5 27- Santi Cazorla (Arsenal) 33,6-39 28- Francesc Fabregas (Barcelona) 33,2-38,6 29- Marco Reus (Borussia Dortmund) 32,9-38,3 30- Miralem Pjanic (Roma) 32,4-37,6ANKARA - Hüseyin Burak Demirer | AA
3. Havalimanı İnşaatındaki Göl Suları Karadeniz’e Boşaltılıyor
İstanbul’da üçüncü havalimanı inşaatı sahasında kalan 70 gölün suyu, kanal açılarak Karadeniz’e boşaltılıyor. Uzmanlar, kuraklık nedeniyle su sorunu yaşayan İstanbul'da bu göllerdeki suyun analizleri yapıldıktan sonra yeniden kullanılabileceğini kaydetti. Hidrojeoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Özler, bölgedeki büyük göllerin suyunun terfi istasyonları ile Terkos Gölü'ne taşınabileceğini ifade etti. İSKİ yetkilileri de, bölgedeki suların içme suyu olarak kullanılmasının uygun bulunmadığını belirtti.İstanbul’un kuzeyine yapılacak olan üçüncü havalimanı projesinin çalışmaları aralıksız devam ediyor. Dünyanın en büyük havalimanı olarak lanse edilen projenin nihai Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna göre, bölgede yapılacak çalışmalarda önemli miktarda dolguya ihtiyaç olacak. Raporda, bölgedeki taş ocakların doldurulmasının yanı sıra su birikintilerinin de ortadan kaldırılması gerektiği kaydediliyor.Evrensel'in haberine göre, havalimanı çalışmaları kapsamında tıpkı ÇED raporunda belirtildiği gibi göl suları kanal açılarak Karadeniz’e boşaltılmaya başlandı. Çapının 3 kilometreyi bulduğu derinliğinin ise 50 metreyi aştığı Akpınar merası ile İmrahor arasında kalan bir gölün suyu iş makineleriyle kanal açılarak Karadeniz’e akıtılmaya başladı. İş makineleriyle açılan kanaldan göl suyunun denize akıtılması köylülerin tepkisini çekti. İstanbul’da su sıkıntısının yaşandığı günlerde göl suyunun bu şekilde denize akıtılmasının önüne geçilmesini isteyen köylüler, “Gölde yaşayan balıklar da denize gittiğinde ölecek” yorumunda bulundu.‘TEMİZ SULAR TERKOS GÖLÜ’NE TAŞINABİLİR’Konunun uzmanları da bölgede tahliye edilen suların yeniden kullanılabileceği görüşünü dile getirdi. Gelişim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Hidrojeoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Özler, bölgede kömür ve taş ocakları nedeniyle oluşan boşlukların zamanla yağmur suları ile dolarak göl haline geldiğini söyledi. Göllerdeki suyun bu haliyle ekonomik değerden uzak olduğunu ancak analizi yapılıp temiz olan göl sularının terfi istasyonları ile Terkos Gölü'ne taşınabileceği değerlendirmesinde bulundu. Özler, 'Bu haliyle sadece Karadeniz'e deşarj edilebilir. Bu göllerin suları ancak Terkos Gölü'ne aktarılabilirse bir anlam ifade edebilir. Terkos Gölü'nde terfi ve pompa istasyonu bulunuyor. Büyük göller için belki ortak bir pompa istasyonu kullanılarak sular aktarılabilir.' dedi.Suyun kalitesinin bu konuda belirleyici olacağının altını çizen Özler, 'Kömür ocaklarının dolmasıyla oluşan göllerde su kalitesinin kötü olduğunu ancak taş ocaklarındaki suların aktarılabileceğini düşünüyorum. En doğru yol buradaki suların analizlerinin yapılıp çıkacak su kalitesine bağlı olarak hangilerinin kullanılıp kullanılmayacağına karar verilecek. Rezervleri de tespit edildikten sonra karar verilmesi lazım. Bölgedeki büyük göllerde maksimum İstanbul'un ihtiyacının yüzde 5'i kadar bir kaynağının olabileceğini tahmin ediyorum.” diye konuştu.Göllere yakın köylerde oturan vatandaşlar da suların Karadeniz’e boşaltılmasına tepkili. Ahmet Yılmaz isimli bölge sakini birkaç haftadır göl suyunun çekilmeye başladığını belirterek 'Şu anda burası mera, etrafında hayvanlar var. Göl çekilmeye başladı, su kanal açılarak denize veriliyor. Gölde yaşayan balık ne varsa olduğu gibi denize gidiyor. Toprağı alıp götürmesin diye suyu yavaş yavaş denize veriyorlar.” dedi.Balık tutmaya gelen Hasan Yılmaz ise, “Yukarıdaki gölü buraya bağlayacaklarmış. Suyu getirecek olan boruları döşediler. Burada çalışan yetkililere sorduğumuzda yukarıda kapalı olan alandaki gölün suyunu buraya bağlayacaklarını söylediler. Ama ne için boşaltacaklarını bilmiyoruz.” dedi.İSKİ: İÇME SUYU OLARAK KULLANILMASI UYGUN BULUNMAMAKTADIRİstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) yetkilileri de Yeniköy ve Akpınar Köyleri arasındaki bölgede bulunan 70 kadar göl ya da su birikintisinin içme suyu olarak kullanılmasının uygun bulunmadığını dile getirdi. İSKİ yetkilileri, bunun sebeplerini şöyle sıraladı: “Su kalitesi mevcut ham su kaynaklarımızın su kalitesi seviyesinde değildir. Membaı olmayan su göletleridir. Mansabı olmadığından suyun yenilenme imkanı bulunmamaktadır. Suyun cazibe ile Terkos Gölü’ne aktarılma olasılığı yoktur. Suyu göletlerden en az 80 metre terfi edecek istasyonlara ihtiyaç vardır. Toplam su miktarı yaklaşık 15 milyon m3 hesap edilmiş bu suyun ancak 8 milyon m3’ünün kullanabileceği görülmüştür.”Yetkililer, bu sebepler doğrultusunda taş ocağı göletlerinde biriken suların, su kaynağı olarak değerlendirilmesinin fizıbl görülmediğini kaydetti. “Kurumumuz enerjisini Melen Projesi’nin 2. Kademesi’nin tamamlanması, imkan olan yerlerde su kuyularıyla kaynak oluşturmaya ve mevcut kaynaklarımızın optimum kullanımına harcamaktadır.” dedi.ÇED RAPORU: SULAR; İNŞAAT İÇİN KULLANILACAK, CANLI YAŞAM YOK OLACAKHazırlanan 2 ayrı ÇED raporunda yer alan değişiklikler dikkat çekmişti. Geçtiğimiz yıl Nisan ayında yayımlanan ilk rapor Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü’ne bağlı İnceleme Değerlendirme Komisyonu’na gitti. Komisyonun incelemesinin ardından 22 Nisan’da ‘Nihai ÇED Raporu’ hazırlandı.İlk raporda havalimanının yapılacağı alanda 70 göl, gölet ve gölcük olduğu belirtilirken, nihai rapora tüm bu alanlar ‘büyüklü küçüklü su birikintisi’ olarak yansıdı. İlk raporda 660 hektarı kapsayan göl alanlarıyla ilgili detaylı bilgiler verilmişti. Ancak nihai ÇED raporunda 70 adet büyüklü küçüklü su birikintisi olduğu, buralardaki suların inşaat aşamasında kullanılacağı, hafriyatın da yine buralara doldurulacağı, bu alanlardaki canlı yaşamlarının da yok olacağı belirtilmişti.Raporda şu ifadelere yer veriliyor: “Göller, akarsular, yeraltı suyu işletme sahaları, proje alanı ve yakın çevresinde bulunmaktadır. Proje alanında 70 adet büyüklü küçüklü geçici su birikintileri bulunmaktadır. Proje sahasına kuzeybatıda 2,5 km mesafede Terkos gölü yer almaktadır. Ayrıca proje alanında birçok akar ve kuru dere bulunmaktadır söz konusu dereler, su birikintileri zemin ve arazi düzenleme çalışmaları sonucu doğal özelliklerini yitirecek hafriyat ve dolgu malzemesi ile doldurulacaktır. Bu alanlar ve yakınlarındaki sucul yaşam ve canlı yaşam yok olacaktır.”Orhan FIRAT / Mutlu ÖZAY | Evrensel
Bir Çocuğa Vurarak Bateri Solosu Çıkarmak
ABD’li perküsyoncu babanın oğlunun sırtına vurarak ritim tutması ve ondan çıkan seslerle solo attığı video görenleri şaşırtıyor. Atticus Avenue isimli amatör rock grubu üyesi baba evde oğluyla çektiği video sonrası sosyal medyada paylaşım rekorları kırmaya başladı. Oğlunun sırtına vurarak tuttuğu ritimlere oğluda ses çıkartarak destek verdiği video sonrası çocuğa hiçbir zarar gelmemiştir denildi.
Reklam
Cerrahpaşa Tıp Mezuniyetinde Kep Yerine Baret Fırlatıldı
Cerrahpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi 2014 mezuniyet töreninde mezun olan örencilerin klasik kep fırlatma gösterisi yerine Soma'da hayatını kaybeden 301 işçiyi unutmamak adına baret fırlatması dikkat çekti. 13 Mayıs'ta Soma'daki maden ocağında meydana gelen katliam sonrası üç günlük milli yas ilan edilmiş, ancak içeride kalan maden işçilerinden 301'inin cansız bedenine ulaşıldıktan sonra bölgeyi yetkililer terketmişti. Facianın hemen ardından Çanakkale'de meydana gelen büyük depremin ardından Soma gündemdeki yerini kaybetti. Ancak Cerrahpaşa'lı öğrenciler faciayı unutmama ve unutturmama adına yaşadıkları başarıyı Soma'ya adadı.T24
Reklam
Bruce Lee Yeniden Hayat Buluyor
'Kader Ajanları' filmiyle yönetmenliğe iddialı bir geçiş yapan ve adı belli başlı projelerde anılmasına rağmen son olarak senaryosuna Mark Heyman'ın imza attığı XOXO filmiyle yeniden yönetmen koltuğuna oturmayı planlayan George Nolfi, Bruce Lee'nin hayatını perdeye aktarmaya hazırlanıyor! Lee'nin gençlik dönemine ağırlıkAğrılıklı olarak Bruce Lee'nin gençlik dönemlerine yönelecek olan film; Lee'nin 1965 yılında Çin'in en büyük dövüş sanatları ustası olan Wong Jack Man'le yaptığı efsane dövüşün ardından yaşadığı yükselişin sonrasında odaklanacak! Daha önce Jason Scott Lee tarafından ete kemiğe büründürülen Bruce Lee'nin hayat hikâyesi 'Dragon: The Bruce Lee' filmine de konu olmuştu. Yeni filmde efsane dövüş sanatları ustasını kimin canlandıracağı ise şimdiden merak konusu oldu.Haber Türk
Burdur'da 5 Milyon Yıllık Fosiller Sergilenecek
Kemer ilçesine bağlı Elmacık köyünde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan ve yaklaşık 5 milyon yıl öncesine ait olduğu belirtilen fosiller, Burdur Doğa Tarihi Müzesi'nde ziyaretçilerin ilgisine sunulacak. Kemer ilçesine bağlı Elmacık köyünde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan ve yaklaşık 5 milyon yıl öncesine ait olduğu belirtilen fosiller, Doğa Tarihi Müzesi'nde ziyaretçilerin ilgisine sunulacak. Burdur kent merkezinde bulunan 19'uncu yüzyıla ait Kavaklı-Rum Kilisesi'nin Doğa Tarihi Müzesi'ne dönüştürülmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2011 yılında restorasyon çalışması başlatıldı. Yaklaşık 2 ay sonra tamamlanması planlanan çalışmalar sonunda açılacak müzede, Elmacık köyünde 2006-2009 yıllarında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan ve yaklaşık 5 milyon yıl öncesine ait olduğu belirtilen 'Karasal memeli hayvanlara ait fosiller' de sergilenecek. 3 metre 30 santim uzunluğundaki dişler İl Kültür Turizm Müdürü Mehmet Tanır, çalışmaların sürdüğü müzede gazetecilere yaptığı açıklamada, Elmacık'ta gerçekleştirilen kazılarda ortaya çıkarılan fosillerin Burdur için büyük öneme sahip olduğunu söyledi. Tanır, şöyle konuştu: 'Kazılarda 5-10 milyon yaşında olduğu tahmin edilen mastodonlara ait fosiller bulunmuştu. Bu canlılara ait 3 metre 30 santim uzunluğunda savunma dişleri ortaya çıkarılmıştı. Burada bulunan fosiller müzemizde sergilenecek. Ayrıca Çin'de hazırlanan mastodon prototipi, hayvan fosilleri, balık, kuş ve bitkilerle ilgili sergilemeler, jeolojiyle ilgili bilgiler yer alacak. Çocuklar için doğa tarihiyle ilgili bölüm olacak. Müzemizin en önemli özelliği mastodonların savunma dişlerinin de burada sergilenecek olmasıdır. Fillerin atası olan mastodonların canlandırıldığı animasyon da 2 ay içinde tamamlanarak müzemizdeki yerini alacak.' Bu arada Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölüm'ünde bulunan fosillerin müzeye konulması çalışmaları da başladı. Burdur Müzesi Müdürlüğü denetiminde, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Berna Alpagut'un bilimsel danışmanlığında ve Yrd. Doç. Dr. Nurfettin Kahraman'ın alan sorumluluğunda 2006-2009 yıllarında Kemer ilçesinin Elmacık köyünde kazı çalışması yapılmıştı. Kazılarda, büyük çoğunluğu filgillere ait olmak üzere gergedangiller, atgiller, otçullar ve kimi kuş türlerine ait kalıntılar ile yumuşakçalara ait bol miktarda kavkı (Yumuşakçaların sert kabuğu) bulunmuştu. Gökmen Yüce / AA
iOS 8 ile Gelen Yenilikler: Silinen Fotoğrafı Geri Getirme
Apple geçtiğimiz gün yeni nesil işletim sistemi iOS 8'i tanıttı ve bizde yeni nesil işletim sisteminin teknik detaylarını buradaki yazımızdan sizlerle paylaştık. iOS 8'in görsel anlamda iOS 7'den farklı olduğunu söylemek imkansız olsa da özellikle bildirim çubuğu ve ana ekrana widget eklenebilmesi ile iOS platformunun şimdiye kadar yaptığı en büyük değişimi gözler önüne sergilediğini görmekteyiz. iOS 8 ile birlikte Apple kullanıcılarının daha fazla bulut depolama alanı kullanmalarını sağlamaya çalışıyor. Bulut servislerinde şimdiye kadar görülmemiş indirimlere de imza atan Apple kullanıcılarına 5GB'a kadar ücretsiz alan verirken 20GB için 0,99$, 200GB depolama alanı içinse 3,99$ aylık ödeme istiyor. Bulut servislerinin tüm nimetlerinden yararlananmak isteyen Apple çekilen resimlerin bulut servisleri üzerinden yedeklenmesini de sağlıyor. Bir fotoğrafı yanlışlıkla silseniz bile bu fotoğraf hemen silinmiyor ve 'yeni silinen resimler' klasörüne düşüyor. Daha sonra bu klasörden silinen fotoğrafı geri alabiliyorsunuz. teknolojioku
Reklam