onedio
'Mandıra Filozofu' İzleyicisi de Her Şeye Karşı!
Müfit Can Saçıntı'nın yönettiği ve Müfit Can Saçıntı, Rasim Öztekin, Ayda Aksel ile Eser Eyüboğlu'nun oynadığı 'Mandıra Filozofu' filmi izleyenlerin aklında farklı farklı soru işaretleri bırakıyor. Kimisi bir an için bile olsa her şeyi bırakıp sakin bir yaşam kurmayı düşünürken, kimisi parayı ve para hırsını sorguluyor. Film çıkışında izleyicilere 'Mandıra Filozofu her şeye karşı, peki siz neye karşısınız?' sorusu sorulunca izleyenlerin çoğunun da her şeye karşı oldukları ortaya çıktı. İşte 'Mandıra Filozofu' seyircisinin karşı oldukları: 'Mandıra Filozofu’nın karşı olduklarına karşı olunabilir. Yeter ki konu iyi işlensin ve biz toplum olarak iyi bilinçlenebilelim. Hep birlikte aynı filozofun karşı olduklarına karşı olabiliriz diye düşünüyorum.' 'Ben para hırsına karşıyım!' 'Fazla para kazanmaya ben de karşıyım!' 'Biz de onun gibi, her şeye karşıyız!' 'Mandıra Filozofu gibi ben de sisteme karşıyım!'Medyatava
Türkiye'de Efsane Olmuş 22 Nesil
Herkes için yaşadığı dönem özeldir ve birazcık efsanedir. Çocukluğu, gençliği, orta yaşı hep bir nesil içerisinde geçip gider. Sizler için Ekşi Sözlük'ün de yardımıyla Türkiye'de efsane olmuş 22 nesli bir araya getirdik. İllaki biri veya birkaçı sizin neslinizdir.
Petek Dinçöz'e Can Tanrıyar'dan Cevap
Ünlü televizyoncu Can Tanrıyar canlı yayında eski karısı Petek Dinçöz'e seslendi. TV8 ekranlarında yayınlanan 'Aramızda Kalsın' programına katılan Can Tanrıyar, Petek Dinçöz'ü kızdıracak açıklamalarda bulundu. Dinçöz için 'Sen benim kız kardeşimsin' diyen Tanrıyar ilginç açıklamalarıyla sosyal medyada da gündeme oturdu.
Reklam
BDP Milletvekilleri, HDP'ye Katılacak
BDP ve HDP milletvekilleri, BDP Genel Merkezi’nde toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda BDP milletvekillerinin HDP’ye katılması kararı alındı. BDP ve HDP milletvekilleri, BDP milletvekillerinin HDP’ye katılmasının yanı sıra gündemdeki konuları değerlendirmek üzere bugün toplandı. Basına kapalı olarak yapılan toplantıya BDP Grup Başkan vekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken, HDP eş genel başkanları Sebahat Tuncel ve Ertuğrul Kürkçü de katıldı. Gazetemize konuşan Sebahat Tuncel, bu konuyu bir süredir tartıştıklarını söyleyerek BDP’nin zaten HDP’de mücadele yürüttüğünü söyledi. Bileşenlerle birlikte nasıl bir parti olacaklarını konuştuklarını belirten Tuncel, “Yürüyüşümüzü nasıl daha etkin hale getiririz bunları değerlendirdik” dedi. Bu karar sonrası Meclis faaliyetleri tamamen HDP adı altında yürütülecek. Öte yandan Vatan'a konuşan İdris Baluken, Coşkulu, görkemli bir törenle HDP'ye katılım olacak' derken geçiş kararının BDP'nin yetkili organları, teşkilatları, yerel yönetimlerini kapsamadığını belirterek 'Önümüzdeki dönemde diğer şeyler için belli bir yol haritası çıkarılacak. Haziran başında BDP ve ortasında HDP kongresi yapılacak' dedi. BDP Hakkari milletvekili Adil Zozani ise 'BDP'nin tüzel kişiliğini devam ettireceğini' belirterek 'Grubun bu yönlü karar alma yetkisi zaten yok. Genel Kurul'da bu konuda nasıl bir karar alınacağını bilemeyiz. Prensip kararı olarak BDP'li vekillerin grup şeklinde HDP'de birleşmesine karar verildi. Kamuoyunda biraz tartışılıp anlaşılır kılınmasına çalışılacak' dedi.  (İstanbul/EVRENSEL)
Gemi Faciasından Kurtulan Öğretmen İntihar Etti
Güney Kore'de batan gemiden kurtulan bir öğretmen, ağaçta asılı halde bulundu. . Gemiden kurtulanların tedavi gördüğü Jin Adası Emniyet Müdürlüğü'nden alınan bilgiye göre Danwon Lisesi Müdür Yardımcısı Gang M., bir ağaçta asılı şekilde ölü bulundu. Yetkililer Gang'ın vicdan azabından intihar ettiğini düşünüyor. Öte yandan batan gemidekileri kurtarmak için arama kurtarma çalışmalarına devam ederken olayın sis perdesi de aralanıyor. Verilen bilgiye göre, gemide bazı güvenlik tedbirlerinin tam olarak alınmadığı öğrenildi. Arama- kurtarma çalışmaları devam ederken, geminin batış sebebi üzerinde duruluyor. Danwon Lisesi öğrencilerinin bindiği Sewol adlı feribotun batması Güney Kore'de derin yaralar bırakmaya devam ederken bugün sıra dışı bir bilgi edinildi. Gemiden kurtulanların tedavi gördüğü Jin Adası Emniyet Müdürlüğü'nden alınan bilgiye göre Danwon Lisesi Müdür Yardımcısı Gang M., bir ağaçta asılı şekilde ölü bulundu. Yetkililer Gang'ın vicdan azabından intihar ettiğini düşünüyor. Kaza günü helikopter ile kurtarılan Gang, en yakındaki bir küçük adaya bırakılmıştı. Tekrar bir balıkçı teknesi ile olay mahalline gelen Koreli öğretmen, arama kurtarma çalışmalarını izlemiş sonra Jin Adası'na geri götürülmüştü. Kurtulanların toplanıldığı yere sevk edilirken Gang'ın sık sık 'sadece ben kurtuldum!' diye suçluluk duygusu içinde bağırdığı kaydedildi. Emniyetten alınan bilgiye göre, Jin Adası Spor Salonu'nda diğer kurtulanlarla beraberken Gang, yakınlarından haber alamayan öğrenci velileri ve eğitim ofisi yetkileri tarafından tartaklandı. Daha sonra ise ortadan kayboldu. Gang'ı aramaya çıkan polisler, cesedini ağaca asılı halde buldu. Jin Adası Emniyet Müdürlüğü ölen Koreli öğretmenin intihar ettiğini düşündüklerini belirtti. Güney Kore'de 2 gün önce batan geminin ardındaki sis perdesi aralanıyor. Verilen bilgiye göre, gemide bazı güvenlik tedbirlerinin tam olarak alınmadığı öğrenildi. Arama- kurtarma çalışmaları devam ederken, geminin batış sebebi üzerinde duruluyor. İddiaya göre gemi, Japonya'dan satın alınan ikinci el feribot. Sahipleri restore ettikleri geminin dengesini bozdu. Güney Kore medyasında yer alan haberlerde, geminin ön tarafında batma öncesinde çıkan çarpma sesinin yük konteynerlarından geldiği iddia edildi. Çarpma öncesinde yapılan ani dönme ile yüklerinin bağının koptuğu, ve geminde çarpma ve denge bozukluğuna neden olduğu ileri sürüldü. Kazadan sonra ülke medyası geminin kaptanını konuşuyor. Geminin batmaya başlamasından sonra, ilk olarak sandalla kaçan üç kişi arasında gemi kaptanının olduğu haberi, gündeme bomba gibi düştü. Büyük tepki çeken gemi kaptanı, aynı zamanda Güney Kore yasalarını çiğnemiş oldu. Güney Kore'deki kanunlara göre, tüm yolcular gemiden ayrılmadan, kaptanın ayrılması suç kabul ediliyor. ŞİNASİ ALPAGO - SEUL | Zaman
Reklam
Mağden: 'Soykırımı Reddeden Bir Milletin Çocuklarından Ne Bekleyebiliriz?'
Perihan Mağden, 'Bence AKP’liler de Kemalistler de ikisi de birbirilerinin içindeki en kötü tarafları ortaya çıkardılar ve olduklarından daha kötü bir noktaya gittiler' dedi Yeni çıkan kitabı “Tehlikeli Temayüller”le ilgili olarak Agos’a konuşan yazar Perihan Mağden , “Türkiye söz konusu olduğunda ‘banallik’ çok önemli bir kavram. Banallik Türkçeye ‘sıradanlık’ olarak çevrildi ama bence tam karşılamıyor. Banal kelimesi Türklük hallerini çok güzel karşılıyor. Soykırımı reddetme utanmazlığının da bu banallikle ilgili olduğunu düşünüyorum” dedi. Mağden, “Aslında bu konuda en güzel sözü kızım söyledi: Bir şeye çok öfkelenmiştim, “Neden bunu anlamıyorlar, neden görmüyorlar?” diye bağırıyordum. Kızım; “Anne, Ermeni Soykırımı’nı kabul etmeyen, görmek istemeyen insanlardan ne bekliyorsun?” dedi. Hakikaten bu gerçeği reddeden bir milletin çocuklarından ne bekleyebiliriz?” diye konuştu. Agos gazetesinden Ferda Balancar, yeni kitabı “Tehlikeli Temayüller” ile okuyucularıyla buluşan Perihan Mağden ile konuştu. Ferda Balancar’ın Perihan Mağden ile yaptığı söyleşi şöyle: Yüzleşememe deyince akıllara 1915 geliyor. Türkiye’nin ‘yüzleşememe macerası’nda Ermeni Soykırımı’nın yeri nedir? Kitapta Hannah Arendt’in kötülüğün banalliği kavramını çok sık kullandım. Türkiye söz konusu olduğunda ‘banallik’ çok önemli bir kavram. Banallik Türkçeye ‘sıradanlık’ olarak çevrildi ama bence tam karşılamıyor. Banal kelimesi Türklük hallerini çok güzel karşılıyor. Soykırımı reddetme utanmazlığının da bu banallikle ilgili olduğunu düşünüyorum. Aslında bu konuda en güzel sözü kızım söyledi: Bir şeye çok öfkelenmiştim, “Neden bunu anlamıyorlar, neden görmüyorlar?” diye bağırıyordum. Kızım; “Anne, Ermeni Soykırımı’nı kabul etmeyen, görmek istemeyen insanlardan ne bekliyorsun?” dedi. Hakikaten bu gerçeği reddeden bir milletin çocuklarından ne bekleyebiliriz? Sokağın ortasında bir ceset yatıyor ve biz arabamızla üstünden geçiyoruz sanki… Biz o cesedi gömüp, yasını tutup, yüzleşmediğimiz sürece, şuradan şuraya gidemeyiz. Türkiye’nin yüzleşememe sorununda her zaman düşündüğüm bir meseledir ‘soykırımın reddi’. 2015’ten ne bekliyorsunuz? 100. yılında Türkiye, Ermeni Soykırımı ile yüzleşebilecek mi? Bence daha kötüye gidiyoruz. Bence AKP’liler de Kemalistler de ikisi de birbirilerinin içindeki en kötü tarafları ortaya çıkardılar ve olduklarından daha kötü bir noktaya gittiler. Her iki kesimde de nefret ve kin izleri daha da büyüdü. O yüzden böyle bir yüzleşmeyi mümkün görmüyorum. Her iki kesim de bir felsefi zelzele ya da algı depremi yaşamazsa böyle bir şey olacağını sanmıyorum. Ermeni meselesi bizim hayatımızdaki çok önemli bir kara delik. Bu deliği kapamadığımız sürece yol alamayız. Önümüzde ruhsal olarak bir çukur var. Yazılardan birinin başlığı ‘Dırdırlanma Geleneği/İsyan Eksikliği’. Gezi, yazıda vurguladığınız ‘isyan eksikliği’nin sonu mu, yoksa zaman içinde ‘dırdırlanma geleneği’ne teslim mi olundu? Bence Gezi dırdırlanmaya dönüşmedi, zira netice aldı. O AVM, Gezi Parkı’na dikilemedi. Gezi, bir şehir kalkışmasıydı ve ilkti. Gezi’ye önce mesafeli yaklaştım. Cumhuriyet mitinglerinin simülasyonu mu olacak endişesi duydum. Özellikle ortaya çıkan bayraklar bende bu endişeyi yarattı. Ama zaman içinde çok farklı kesimlerin muhalif bir sesin ortaklığında buluştuğunu gördüm. AK Parti hiçbir demokratikleşme vaadini tutmadığı gibi, diktatörlük yolunda ciddi adımlar da attı. Buna karşı tepki çok önemliydi. Gezi’nin önemi de burada. AK Partililerin Gezi karşısındaki tutumunu nasıl yorumluyorsunuz? Başbakan Erdoğan ‘istiklal savaşı’ söylemini pompaladı. Ama asıl korkunç olan makul bulduğumuz insanların bile bu söylemi kullanması. Mesela Etyen Mahçupyan bir süre önce ‘AK Parti istiklal savaşı veriyor’ dedi. Beni Başbakan’ın sözlerinden çok bu tür tutumlar dehşet içinde bırakıyor. Siz de yakın zamana dek AK Parti’ye karşı olumlu bir tutum içindeydiniz. Ne zaman farklı düşünmeye başladınız? Ben aslında son zamanlara kadar AK Parti’nin içinden bir muhalefet hareketi çıkacağını düşünüyordum. Sonuçta AK Parti’yi kuranlar, babaları Erbakan’a bayrak açmış bir kitle. Şimdi Erdoğan’a karşı hiç ses çıkarmıyor olmaları ise Erdoğan ile tam bir özdeşleşme içinde olduklarını gösteriyor. AK Partililer, batmakta olan Titanik gemisinde birbirlerine yapışmış, dans ediyor gibiler. Birbirlerine ‘dış düşmanlar’ konusunda da gaz verdiler sanıyorum. Buradan da ‘güçlü ve mazlum olmak’ gibi bir kombinasyon yarattılar. ‘Güçlü ve mazlum’ bağımlılık yaratacak bir kombinasyon. Mesela Yiğit Bulut’un Erdoğan’ın danışmanı olması çok önemli bir göstergedir. Ultra milliyetçi bir çizgi izleyen Yiğit Bulut, eskiden “Yunanlılar bizim devlet tahvillerimizi alıyor. Bu işin sonu nereye varacak?” diye yazılar yazıyordu. Yunanistan’ın devlet tahvillerimizi almasının iyiye işaret olduğunu görmezden gelen bir ekonomist, deli saçması fikirlerini Başbakan’ın yanında üretiyor. Yaşlı kuşak köşe yazarlarına bol bol gönderme yapıyorsunuz ama bir de genç kuşak yazarlar var. Onlara nasıl bakıyorsunuz? İçlerinden biri Türkiye gazetesinde yazmaya başlayınca “Dedemin okuduğu gazetede yazmaya başladım” dedi. Armut dibine düşer ekolüymüş meğer bunlar. Bu kuşak, büyük bir konfor battaniyesinin içinde kuzucuklar gibi oturuyor. Birden dedelerinin gazetelerinde, dedelerinin gözlerini yaşartan yazılar yazmaya başlıyorlarsa “gidişat nereye” diye düşünüyorum. Türkiye’de her kesimde devasa boyutlarda ahlaki sorunlar var. Ancak medya en sorunlu alanlardan biri. Medyada ki ‘lumpen dayanışması’ var. ‘Köyden emmimin oğlu geldi, onu da yazı işleri kadrosunu alayım’ kaygısıyla kurulmuş kadrolar var. Teknolojide, bankacılıkta sınıf atladık ama medyada tersine, birkaç sınıf geriye gittik. AK Parti-Cemaat çatışması hakkında ne düşünüyorsunuz? Ortaya konan tavırlar, dil sizi şaşırtıyor mu? Evet söylenenlere şaşırıyoruz, çünkü biz onların iyi aile çocuğu olma ihtimalini sevmişiz. Aslında Türkiye olarak sınıf değil, kast toplumuyuz. Kast toplumunda, altta ne olup bittiğini bilmezsin de anlamazsın da. Göz kararıyla diğer kastlardakilere birtakım şeyler atfedersin. Mesela belki onlarda hiç olmayan demokratlık atfediyorsun. Kast toplumu olmaktan kurtulamazsak sorunlarımız çözemeyiz. Ben Gülen hareketine bazen şöyle bir önem atfediyorum. Bu hareketi, İslamiyetin içinde bir Protestanlık çalışması olarak görüyorum. Bence Gülen hareketinde ahlaki kaygılar var. Yani İslamiyete ahlaki kaygıları entegre etmeye çalışan bir din adamı var karşımızda. Fethullah Gülen’in konuşmalarını azıcık bile dinleseniz ahlaki meselelerden sıkça bahsettiğini fark edersiniz. Böyle bir reform hareketine İslamiyetin çok ihtiyacı var. Bu ihtiyaca Gülen hareketinin cevap olma ihtimali ABD’yi de çok cezbetti. Gezi’deki çoğul yapı, 20’li yaşlarındaki ‘Geziciler’, kast toplumundan çıkışın habercisi olabilir mi? Onlardan ümitliyim. Çünkü bağnaz, rijit değil, neşeliler. İdeolojik formüllerle yetişmediler. Bu yüzden bu çocuklardan bir şeyler çıkacaktır. Kürt sorununda barıştan umutlu musunuz? Türkiye’de Kürt meselesine yaklaşım, Ermeni meselesiyle aynı. Gerçekleri görmek istemiyorsan ve ırkçılık, sıradan faşizm yapmak istiyorsan ikisine de aynı formülle yaklaşırsın. AK Parti barış süreci konusunda da ters açıya düşürdü. Barış yalan oldu, çünkü hiçbir adım atılmadı. Gerekli kanun değişikliklerini, yapılması gerekenleri yapmadılar. Benim anladığım Abdullah Öcalan’ın kendi siyasi geleceğini görmek istediği yerle, Tayyip Erdoğan’ın kendi siyasi geleceğini görmek istediği yer arasında bir satranç oynanıyor. İki usta satrançcı gibi çok uzun aralar vererek hamleler yapıyorlar. Barışa yönelik kalıcı ve sahici adımları her iki taraf da atmıyor. Beyaz Türklerle, siyah Türkler Kürt düşmanlığı konusunda farklılar gibi görünüyor. Kürt düşmanlığının tavan yaptığı yerler daha çok kıyılar. Mesela İzmir… İzmir iklimini belirleyen, sonradan olma ‘bej Türkler’, Kürtler gelip şehrimizi ele geçiriyor histerisi yaşıyorlar. Sanki çok önemli bir şehir kültürleri varmış da Kürtler onları tehdit edecek endişesiyle yaşıyorlar. Aslında onlar da İzmirli değil. Ya Aydın’dan gelmişler ya da Balkanlar’dan. Bir Türk atasözü ‘misafir misafiri sevmez’ der. Bu atasözü en çok İzmir’deki Kürt düşmanlığı için geçerli. ‘Fuzuli Yalanlar’ başlıklı yazınızda İslamiyetin Hristiyanlığın tersine, yalan söylemeyi neredeyse serbest bıraktığını söylüyorsunuz? Nasıl vardınız bu kanaate? Din uzmanı değilim ama İslamiyette şu şu koşullarda yalan söyleyebilirsin kaydının olduğunu biliyorum. Şartlar o kadar çok ki, neredeyse ne zaman istersen yalan söyleyebilirsin deniyor. Hristiyanlıkta ise yalan ‘yedi büyük günah’tan biri. Bu çok net. Bu farklılık yalan söylemek konusunda bir fark yaratıyor diye düşünüyorum. Köşe yazarlığına dönecek misiniz? Bu kitapta yaptığım gibi yazıları biriktirip kitap yapmaya devam edeceğim. Kitabın daha kalıcı ve daha değerli olduğuna inanıyorum. Meryem Uzerli’nin yaşadıkları Türklere dair çok şey anlatıyor Sinema ya da TV dünaysında umut vaat eden oyuncular var mı? İnanılmaz derecede yetenekli genç oyuncularımız olduğunu düşünüyorum. Bu oyuncular, Amerika’ya, Hollywood’a rahatlıkla gidebilirler. Örnek verebilir misiniz? Kıvanç Tatlıtuğ en çarpıcı örneği. Aşkı Memnu’nun son bölümünde Tatlıtuğ’un oynadığı mezarlık başında ağlama sahnesi vardı ve korkunç başarısızdı. Ancak bir süre sonra ‘Kuzey ve Güney’de karşımıza inanılmaz iyi bir oyuncu olarak çıktı. Türkiye’de daha önce bu kadar ünlü olmuş hiç kimse böyle bir şey yapmadı; çalıştı ve bambaşka bir insana dönüştü. Kıvanç Tatlıtuğ dışında, konservatuardan gelen oyuncular var. Mesela Beren Saat çok iyi bir oyuncu. Okan Yalabık inanılmaz iyi bir oyuncu. Muhteşem Yüzyıl’a giren manken kızlar bile çok iyi bir oyunculuk sergilediler. Bu da tabii dizinin yönetmeni Taylan Kardeşler’in başarısı. Ama hepsi bir yana, Kıvanç Tatlıtuğ, objektif bir gözle bakacak olursak Brad Pitt’ten daha yakışıklı ve rahatlıkla Hollywood’da oynayabilir. Neden Hollywood’da bu oyuncuları göremiyoruz? Bir; annelerinin böreği. İki; burada çok iyi para kazanıyorlar. Ne annelerinin böreğinden, ne Türk halkının sevgi çöreğinden vazgeçemiyorlar. Mesela Rus asıllı pek çok oyuncu Hollywood’a akın ediyor. Eminim beş yıl sonra başrol oynayacaklar. Ancak bizimkiler Türklük hallerinin konforundan vazgeçemiyorlar. Bir de Meryem Uzerli vakası var. Sizin deyiminizle Uzerli de ‘Türklük halleri’nin kurbanı mı oldu? Meryem Uzerli’nin insanın içini acıtacak kadar dürüst ve tatlı bir kız olduğunu düşünüyorum. Dürüst kadınlar, Türkiye’de bunu çok yaşıyor, çünkü adamlarla iletişim kuramıyorlar. Çünkü o adamlar, yalancı anneleri tarafından tezgâh açan, idare eden kadınlarla ilişkide olmaya alışmışlar. Meryem Uzerli’nin yaşadığı kültürel şok, Türkiye’yle ilgili o kadar çok şey açıklıyor ki… Onun yaşadığı aşk ilişkisi temiz ruhlu yabancıların Türklerin bütün o numaralarıyla, oyunlarıyla nasıl baş edemeyeceğini gösterdi bize. T24
Justin Bieber: 'Biseksüelim'
Bir erkekle öpüşürken çekilmiş fotoğrafını paylaşan Justin Bieber, biseksüel olduğunu söyledi. Justin Bieber Twitter hesabından bir erkekle öpüşürken çektiği fotoğrafı paylaştı. Bieber fotoğrafı 'Yeni erkek arkadaşımla tanıştım. Ben biseksüelim, kimin ne düşündüğü umrumda değil' notuyla paylaştı. Amerikan haber sitesi mobilelikez.com'un haberine göre, Bieber bu tweeti yarım saat sonra sildi. Ancak yalnızca yarım saat duran tweet 23 bin retweet, 24 bin favori aldı. Justin bieber'ın bu tweeti hayranları üzerinde şok etkisi yarattı. Selena Gomez ile barıştığı bilinen Bieber'ın bu fotoğrafına sevgilisinin ne yanıt verdiği merak konusu oldu. Ünlü şarkıcı, tweet attığını yalanlamamakla birlikte konuyla ilgili herhangi bir açıklama da yapmadı.Milliyet
Hayatının Dönüm Noktalarıyla Gabriel Garcia Marquez'e Saygı Kuşağı
İspanyol edebiyatının hiç kuşkusuz en yetkin örneklerini veren, nobel ödüllü Kolombiyalı yazar Gabriel Jose Garcia Marquez, ne yazık ki, 87 yaşında aramızdan ayrıldı. Marquez kalibresindeki bir yazar için 'ölüm' bir hiç hükmündedir; çünkü Dostoyevski, Hemingway ya da Shakespeare de öldüler, ancak yazı denilen şey asla ölmüyor. Fikirleri hep aramızda dolaşacak bu büyük insanı, biraz hatırlamak ve onu önceden hiç tanımamış olanlara, onu tanıma fırsatı olsun diye bu derlemeyi meydana getirdim. İşte oldukça kısaca Marquez: Daha geniş bir okuma için
Reklam
Mungan'dan Türkiye'ye Ensest Mağduru Genç Kız Benzetmesi
Murathan Mungan, laiklik konusunda endişeleri olduğunu belirterek Başbakan Tayyip Erdoğan‘ın seçim başarısını “ensest mağduru genç kız” örneğiyle açıkladı. Yazar Murathan Mungan, Frankfurter Allgemeine gazetesine verdiği söyleşide laiklik konusunda endişeleri olduğunu belirterek Başbakan Tayyip Erdoğan’ın seçim başarısını “ensest mağduru genç kız” örneğiyle açıkladı Ahmet İncel’in Doğan Haber Ajansı’nda yer alan haberine göre, Almanya’nın en sayılı gazetelerinden “Frankfurter Allgemeine” yazar ve şair Murathan Mungan’la söyleşi yaptı. Söyleşide gezi olaylarını da değerlendiren Mungan “Gezi olayları sonrası artık Türkiye ’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bunu seçim sonuçları da değiştiremez. AB ve Almanya bizden öyle çabucak vazgeçemez. Almanya’ya sesleniyorum, çünkü seçim sonuçları nedeniyle en çok hayal kırıklığına uğrayan, darılan ülke oldu” dedi. ‘Sanki hipnotize edilmişlerdi’ Mungan seçimlerle ilgili şunları söyledi: “Seçim sonuçları beni şaşırtmadı, çünkü Türkiye’de insanlar rasyonel değil, duygusaldırlar. Sanki hipnotize edilmiştik. Erdoğan, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir şekilde doğrudan halkın iç güdülerine yönelik dramatik oranda duygusal konuşuyor” ‘Yeni yollar bulmalıyız’ Mungan söyleşide “Kimseye kızmak istemiyorum. Bazı arkadaşlarımız yeterince bu işi yapıyorlar. Bir çok genç seçim sonuçları dolayısıyla hayal kırıklığına uğradılar ve halka sırtını dönmek istediler. Onlara “ne altmış sekiz kuşağı ne de yetmiş sekiz kuşağı bu halka sırtını döndü. Öyleyse bugün de buna hakkımız yok. Kendimizi anlamak ve anlatabilmek için yeni yeni yollar bulmalıyız” şeklinde konuştu. ‘Ensest mağduru genç kız’ benzetmesi Erdoğan’ın tüm yolsuzluk iddialarına rağmen kazandığı seçim başarısını ilginç bir örnekle anlatan Mungan “Türkiye’de ensest mağduru çok sayıda genç kız vardır. Bunlar olayı annelerine anlatmaya çalıştıklarında, anneleri olayı kapatmaya çalışırlar. Çünkü, duyacaklarından korkarlar. Gerçeği başka şeylerle örtmeye çalışırlar. Aynı Erdoğan’ın seçmenlerinde olduğu gibi. ‘Eğer iddia edilenler söylendiği gibi doğruysa, Erdoğan giderse, yaşamımızın kalanında ne yaparız’ diye düşünürler” dedi. Laiklik endişesi Laiklik konusunda endişeleri olduğunu söyleyen Mungan “Laiklik ve seküler anlayış İslam’ın büyük bir rol oynadığı Türkiye gibi bir ülke için en önemli garantidir. Hayatımız, devlet işleri ile din işlerinin ayrı kalmasına bağlıdır. Ama ben endişeliyim” diye konuştu.İMC
Türk Müzik Tarihinde İz Bırakmış 17 Klip
Türk tarihinde özellikle 90'lar jenerasyonuna derin izler bırakan klipleri derlemeye çalıştık. Bazıları erotik içerikli bazıları komik bazıları ise sadece...NOSTALJİK. Ama hepsi zamanına göre oldukça sansasyonel. Eminim aklınıza gelen,iz bırakmış,sevdiğiniz daha binlercesi vardır...İşte onlardan bazıları...
Reklam
47 Yıl Sonra 'Sakıncalı' Bulundu!
Aziz Nesin’in bugüne dek yüzbinlece baskısı yapılan ‘Şimdiki Çocuklar Harika‘ kitabını öğrencilerine tavsiye eden 13 Türkçe öğretmeni hakkında, ‘kitabın küfürlü ve Türk aile yapısına uygun olmayan’ içeriğe sahip olduğu iddiasıyla soruşturma açıldı.‘Birtakım değer yargılarının yanlışlığını anlatıyor’ Nesin’in “Salt çocuklar için değil, anababalarla öğretmenler için de yazdım” dediği kitap, Birgün gazetesinin‘Şimdiki faşistler bir harika’ başlığıyla manşete taşıdığı habere göre, İstanbul’da MEB Bahçelievler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı Kumport Ortaokulu’nun Türkçe öğretmenlerinin 5′inci ve 6′ıncı sınıf öğrencileri için hazırladığı kitap tavsiye listesinde yer alıyordu. Öğretmenler, tavsiye listesindeki tanıtımda da kitabı şöyle anlatmıştı: “Bu roman, çocukların büyüklerine karşı haklarını ve kendilerini savunmalarıdır. Bu roman, çocuk eğitiminde gerekli sanılan, günümüzde geçerli birtakım değer yargılarının yanlışlığını anlatıyor.”Bugün ifade alınacak Ancak iki öğrenci arasındaki mektupları içeren 1967 tarihli ‘Şimdiki Çocuklar Harika’, ilk kez yayımlanmasından 47 yıl sonra ‘Aziz Nesin’lik‘ bir soruşturmanın konusu oldu. Ccumhuriyet gazetesinin haberine göre, okul yönetimi soruşturmaya gerekçe olarak, MEB’in Alo 147 şikâyet/ihbar hattına velilerden şikâyet gelmesini gösterdi. Okulun Türkçe Zümre Öğretmenler Kurulu Başkanı’nın bugün ifadesi alınacak.‘MEB’in kendisi tavsiye ediyordu’ Eğitim Sen İstanbul 1 No’lu Şube Yönetim Kurulu üyesi Barış Uluocak ise Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, “Kitap, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Türkçe öğretmenleri için hazırlanan kılavuz kitapta 5. ve 6. sınıf öğrencileri için tavsiye edilen bir kitap. Tavsiye edilmese de Aziz Nesin kitabı bu” diye konuştu.Diken
Kulaktan Kulağa - Ferman Akgül (Manga)
Manga grubu solisti Ferman Akgül,Aşıklar diyarı Sivas/Şarkışla'ya gelmiş, dedelerinin soyunu araştırmış ve Dedesinin yazdığı birkaç türküyü seslendirmiş.
Reklam
Fenerbahçe Hamile Oyuncunun Sözleşmesini Feshetti
Fenerbahçe Spor Kulübü'nün resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, 2 aylık hamile olduğu öğrenilen oyuncularının sözleşmesinin feshedildiği belirtildi.İşte o açıklama:'2012 sezonundan itibaren formamızı giyen Kadın Basketbol Takımımız sporcularından Anastasiya Verameyenka’nın sözleşmesi, oyuncunun sağlık nedenlerinden dolayı kendi talebi üzerine karşılıklı olarak feshedilecektir.Kamuoyunun bilgisine sunarız.FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ'Türk Futbol
Twitter'da 'Survivor' Virüsü
Survivor'daki sevişme görüntülerini gördünüz mü? Görmediyseniz sakın görmeye çalışmayın Twitter 'da bazı sitelere link verilerek kullanıcıların hesaplarını ele geçirme furyası bugün yeniden yoğun şekilde gündeme geldi. 'Survivor'daki sevişme görüntülerini gördünüz mü?' şeklinde atılan tweet'teki linklerle bulaşan virüs mikroblog sitesinde hızla yayılıyor. Çok sayıda kişinin tıkladığı virüsün yüzlerce kişiye bulaştığı ve hızla yayıldığı dikkat çekiyor. Bu tweet'teki linkleri taşıyanların hesaplarından aynı tweet otomatik olarak atılıyor ve virüs bu şekilde hızla yayılıyor. Bazı tweet'lerde linkler ve hashtag'ler değişse de 'Survivorda sevişme görüntülerini gördünüz mü ortalık karışacak :)' kısmı sabit kalıyor. Bu tweet'lerle karşılaşanların kesinlikle linkleri ve hashtag'leri tıklamaması gerekiyor. Aynı yöntemler Twitter’da daha önce de başka başlıklarla denenmiş, hesapları ele geçirilenler kendilerinin haberi bile olmadan başkaları için otomatik birer bot’a dönüşmüştü.  ( CNN Türk )
Reklam